… ir ferd-i âferîdenin erzâklarına vaz‘-ı yed edemezler. Bir kimesnenin bir şey’i
zâyi‘ olsa
zann-ı gâlibi olan kimesneyi "şer‘ullah" deyü bu Şem‘ûn-ı Safâ türbesine götürü …
Menâkıb-ı gayr: Bu karye ahâlîsinin kapuları şeb [u] rûz küşâdedir ve gâyet mün‘im Dürüzîleri vardır. Cümle metâ‘ları meydân-ı muhabbetdedir. Aslâ bir kimesne bir ferd-i âferîdenin erzâklarına vaz‘-ı yed edemezler. Bir kimesnenin bir şey’i zâyi‘ olsa zann-ı gâlibi olan kimesneyi "şer‘ullah" deyü bu Şem‘ûn-ı Safâ türbesine götürüp müdde‘î eydür: "Ihken yâ Şem‘ûn!" deyü selâm verüp zannı olduğu olan âdem gelüp Şem‘ûn'ın kapusuna el urup yemîn eder. Eğer bî-haber ise aslâ zarar isâbet etmez. Eğer sârık ise Şem‘ûn'un kapusuna el urunca tepesi üzre gelüp mürd olur. Bu âsitâne kapusu önünde yatan cümle mevtâlar yalan yemîn edüp Şem‘ûn kapusuna el uranlardır. Niçeler havf edüp kapuya el urmayup serîka etdüğü şey’i i‘tirâf edüp alduğu eşyayı verüp halâs olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39b ·
metinde göster ·
… öğdül ziyâde verilir. Ve at ve katır ve âlât [u] silâhdan her kimesne bir şey'i
zâyi‘ olsa
gazâ mâlından anı da ödeyüp ba‘dehû kalan mâlı hissedâr olursuz. şer‘-i şerîfin …
"Gerçi kal‘a altında mâl alup gelirken küffâr size yetişüp sizi kıra kıra dil çıkarmazdı. Bunlar sonra iki bin yiğit size imdâd yetişüp bunlar da sizin uğurunuza bu kadar yiğitleri şehîd olup bu kadar kapdan ve harâmî yunaklar alup sizleri dahi halâs eylediler. şer‘ile cümle ganâ'imi meydân-ı mahabbete koyup fürûht edüp kardaş gibi ale's-seviyye hissemend olursuz, ammâ İmâm-ı A‘zam kavli üzre kılıcıyla şikâr çıkarana sâ'irînin hisselerinden çıkarduğu esîr başına birer altun öğdül ziyâde verilir. Ve at ve katır ve âlât [u] silâhdan her kimesne bir şey'i zâyi‘ olsa gazâ mâlından anı da ödeyüp ba‘dehû kalan mâlı hissedâr olursuz. şer‘-i şerîfin hükmü budur" deyü kadı-i şer‘-i Resûl-i mübîn ve gayrı gâzîyân-ı müslimîn böyle hükm edüp Fâtiha-i Ümmü'l-kitâb tilâvet olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136a ·
metinde göster ·
… kapuları sedd edüp âsûde-hâl dîdebânlık edüp şehri muhâfaza ederler. Ve bir şey
zâyi‘ olsa
tazmîn ederler, kânûnları budur.
Ve bu şehrin âb [u] hevâsı sakîl olduğundan bahârdan sonra şehirde bir ferd kalmayup Bolkar yaylasına çıkarlar. Şehirde ancak Paşa voyvadası beş on âdem ile kapuları sedd edüp âsûde-hâl dîdebânlık edüp şehri muhâfaza ederler. Ve bir şey zâyi‘ olsa tazmîn ederler, kânûnları budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y153a ·
metinde göster ·
… Mısır hâkinde evlâd-ı Benî şâhin hudûdunda anların direğidir. Yollarda bir şey
zâyi‘ olsa
anlardan ilzâmdır. Ve bunda Hazret-i şu‘ayb'ın hânesi ve hurmâ bâğları içinde m …
Bu nâhiye Mısır hâkinde evlâd-ı Benî şâhin hudûdunda anların direğidir. Yollarda bir şey zâyi‘ olsa anlardan ilzâmdır. Ve bunda Hazret-i şu‘ayb'ın hânesi ve hurmâ bâğları içinde makâmı bir mağâradır. Ve dest-i şerîfleri ile kazduğu kuyuları hâlâ zâhir ü bâhirdir. Hattâ Hazret-i şu‘ayb'ın kerîmeleri koyun güderlerken bir kuyuya gelüp koyunlarına su vermek isterler. Ammâ kuyunun bir azîm taş kapağı var. Kaldırmağa iktidârları olmayup ol duhter-i pâkîze-ahterler âlem-i hayretde kalmışlar. Hikmet-i Hudâ Hazret-i Mûsâ âlem-i seyâhat içre bu mahalle gelüp ol bâkireleri bu hayretde görüp derhâl kuyunun üzerinden mezkûr taşı kaldırup Hazret-i şu‘ayb'ın cümle koyunların saky eder. Kızlar dahi hânelerine varup vâkı‘-i hâli pederine beyân ederler. Hazret-i şu‘ayb bildi kim ol taşı kaldırmak mu‘cize kuvveti ile olur. Tîz Hazret-i Mûsâ'yı bağrına basup ol bint-i mükerremenin birin Hazret-i Mûsâ'ya nikâh ile verüp Hazret-i Mûsâ niçe zamân Hazret-i şu‘ayb'ın dâmâdı olup Hazret-i şu‘ayb'ın koyunlarına çobanlık ederdi. Zîrâ Hazret-i şu‘ayb'ın niçe bin ganemleri var idi. Ve gâyet mün‘im peygamber idi. Ammâ anadan doğma a‘mâ idi. Bundan gayri a‘mâ peygamber gelmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y377a ·
metinde göster ·
… ardında nobutlarına dayanup nevbet beklerler. Zîrâ ol gece ol mahallede bir şey
zâyi‘ olsa
bevvâbdan su’âl olunup ikâb olur. Bevvâba bu hizmet tahtında günde birer dîvânî …
Ve bu kapuların cümle Y 88b miftâhları mahalle imâmlarında emânet durup bevvâbları kapuların ardında nobutlarına dayanup nevbet beklerler. Zîrâ ol gece ol mahallede bir şey zâyi‘ olsa bevvâbdan su’âl olunup ikâb olur. Bevvâba bu hizmet tahtında günde birer dîvânî Mısır parası ahâlî-i mahalle ulûfe verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y87b–Y88b ·
metinde göster ·
… ı nehb [ü] gâret etmesin, deyü mukayyed olur. Zîrâ huccâcdan ol mahalde bir şey
zâyi‘ olsa
Kalyûb kâşifine zamân lâzım gelür. Zîrâ bu mahaller anın hudûdudur. Ve her gece …
Ve bugünkü günlerde Kalyûb kâşifinin direğidir, huccâcın yolun tâ Dâr-ı Hamrâ'ya varınca üç gün üç gece hıfz [u] hırâset üzre olup huccâcın evvelinden âhirine dek ikişer yüz Arab hayyâliyle dîdebânlık eder ki bir tarafdan Arab aşkıyâsı âcizmânde kalmış huccâcı nehb [ü] gâret etmesin, deyü mukayyed olur. Zîrâ huccâcdan ol mahalde bir şey zâyi‘ olsa Kalyûb kâşifine zamân lâzım gelür. Zîrâ bu mahaller anın hudûdudur. Ve her gece kâşif hasîl-harc haymesinde nevbet bekler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y208b ·
metinde göster ·