Ulucâmi‘: Fâtih-i Edirne Gâzî Hudâvendigâr Sultân Murâd Hân-ı Evvel'indir. Kârgîr binâ kıbâb-ı kebîrler ile ârâste ve derûn-ı câmi‘de sütûn-ı müntehâlar ile pîrâste bir câmi‘-i kebîrdir. Ammâ mihrâbı ve minberi kâr-ı kadîm olmağıla ol kadar musanna‘ değildir. Ve şöhret-i zînet içün âvîze-i maslûbâtları yokdur. Hemân sâde güzeli bir rûhâniyyetli câmi‘-i pür-envârdır. Dervezeleri üzre târîhi yokdur. Kıble kapusuna altı kademe taş nerdübân ile urûc olunur. Ve bir serâmed musanna‘ bâng-ı Muhammedî tilâvet olunacak minâre-i mevzûnu vardır. Bu imâretin cümle kıbâbları rasâs-ı nîlgûn ile mestûrdur. Ve hâlâ evkâf-ı azîmdir kim e’imme ü hutebâsı ve gayri huddâmları mevcûddur. Andan aşağı nehr-i Meriç kenarında ve cisr başında ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 134b ·
metinde göster ·
kubbeleri dahi var ve taşra kıble kapusu sofası üzre dörd aded sütûn-ı mermerle …
Ve bu câmi‘in yine çâr-kûşesinde dörd aded zînet kubbeleri dahi var ve taşra kıble kapusu sofası üzre dörd aded sütûn-ı mermerler üzre üç aded kubbeler dahi var. Cümle mezkûr sağîr ü kebîr on dörd aded kubbeler üzre on dörd aded alem bir pâdişâh câmi‘inde görülmemişdir. Gerçi câmi‘ küçükdür, ammâ alemler ne alemlerdir kim bu alemlerle bu câmi‘ me[m]leket-i Âl-i Osmân'da alem olmuşdur. Her alemin kadleri âdem kaddi kadardır. Hattâ bu sâhibü'l-hayrât Bulehnikli Hasan Paşa Mısır vezîri iken bu alemleri Mısır'da yapdırup on dörd bin altun ile yaldız urdurup Mısır İskenderiyyesinden bu alemleri Dobra-Venedik gemilerine koyup Dobra-Venedik'e gelüp andan bu Taşlıca'da câmi‘e konur. Hâlâ üstâd elinde henüz musaykal olmuş gibi şu‘le verüp zıyâsından âdemin merdüm-i dîdeleri hîrelenir. Ve Süleymân Hân zamânından berü bu alemlerin reng-i rûlarına bir zerre kadar kesâfet gelmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 144a ·
metinde göster ·
… asının tâ ortasında şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i şîrîn inşâ etdi kim hâlâ} şehre
zînet
verüp kal‘aya metânet verdi. Dâ'iren-mâdâr cirmi sekiz yüz adımdır. Ve garba nâ …
Bir sene hükm-i hükûmet edüp Mısır'a müte‘allık ba‘zı umûr-ı mu‘azzama olan şeylerden ibtidâ bu iç kal‘aya bir kal‘a dahi zamm eyledi. Hâlâ {Sultân Süleymân kal‘ası derler. Salâhaddîn kal‘asının tâ ortasında şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i şîrîn inşâ etdi kim hâlâ} şehre zînet verüp kal‘aya metânet verdi. Dâ'iren-mâdâr cirmi sekiz yüz adımdır. Ve garba nâzır iki kulle mâbeyninde iki kat demir kapusu var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y78b ·
metinde göster ·
… ünevvere içinde pür-nûr olup âsûdedirler. Kubbe-i pür-envârı içi ol kadar zîb ü
zînet
ile müzeyyen değildir. Ve câmi‘i dahi bir küçük câmi‘dir, lâkin cemâ‘ati çokdur …
Evvelâ şehrin tâ ortasında ziyâret-i kutbü'l-aktâb eş-şeyh Muhammed ibn Zeyn hazretleri: câmi‘inin haremi köşesinde bir alçacık kubbe-i münevvere içinde pür-nûr olup âsûdedirler. Kubbe-i pür-envârı içi ol kadar zîb ü zînet ile müzeyyen değildir. Ve câmi‘i dahi bir küçük câmi‘dir, lâkin cemâ‘ati çokdur. Cânib-i şarka bir bâbı nâzırdır. Ve bir tabaka bir serâmed beyâz minâresi var. Bu sultânın kubbesi dahi beyâz kireç ile mestûrdur. Arab u Acem'de bu sultânın menâkıbları meşhûrdur. Cümleden biri,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y299a ·
metinde göster ·
… ya müstağrak olup âsûdedirler. Ammâ kubbeleri Seyyid Ahmed el-Bedevî gibi zîb ü
zînet
ile bezenmiş değildir, niçe kerre âvîze ve gûnâ-gûn maslûbâtlar ile tezyîn etmi …
Sâhib-i nişân-ı bî-nişân, ârif-i billâh-ı bî-gümân, pîşvâ-yı mürşid-i ünâs ve sultân-ı müvelliyû'n-nuhâs hazretleri evce peyveste olmuş bir kubbe-i dürr-i beyz-âsâ kâse-i münevver içinde nûr-ı Hudâ'ya müstağrak olup âsûdedirler. Ammâ kubbeleri Seyyid Ahmed el-Bedevî gibi zîb ü zînet ile bezenmiş değildir, niçe kerre âvîze ve gûnâ-gûn maslûbâtlar ile tezyîn etmişler. Ale's-sabâh cümle zî-kıymetleri yerde bulmuşlar, anıniçün hâlâ tekellüflü değildir. Zamân-ı sa‘âdetlerinde dahi zînet ü dârâtdan haz etmezlermiş. Ancak bu kubbenin cânib-i erba‘asında birkaç kanâdîller ve niçe yüz şem‘-i kâfûrîler ve Burhânî alemleri ile müzeyyendir. Ve zemîni serâpâ mermerdir, hâlîçe döşeli değildir. Bâb-ı sa‘âdeti şimâle nâzırdır. Kubbe-i pür-envârına ehl-i züvvâr girüp mihrâbında iki rek‘at namâz kılup âdâb üzre giderler. Bu kubbe-i mehbıtın tâ ortasında bir ağacdan musanna‘ kafes içinde çâr-gûşe yeşil çuka ile mestûr sandûka içinde mestûrlardır. Ve ser-i sa‘âdetleri makâmında yeşil imâmeleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y301b ·
metinde göster ·
… yerde bulmuşlar, anıniçün hâlâ tekellüflü değildir. Zamân-ı sa‘âdetlerinde dahi
zînet
ü dârâtdan haz etmezlermiş. Ancak bu kubbenin cânib-i erba‘asında birkaç kanâdî …
Sâhib-i nişân-ı bî-nişân, ârif-i billâh-ı bî-gümân, pîşvâ-yı mürşid-i ünâs ve sultân-ı müvelliyû'n-nuhâs hazretleri evce peyveste olmuş bir kubbe-i dürr-i beyz-âsâ kâse-i münevver içinde nûr-ı Hudâ'ya müstağrak olup âsûdedirler. Ammâ kubbeleri Seyyid Ahmed el-Bedevî gibi zîb ü zînet ile bezenmiş değildir, niçe kerre âvîze ve gûnâ-gûn maslûbâtlar ile tezyîn etmişler. Ale's-sabâh cümle zî-kıymetleri yerde bulmuşlar, anıniçün hâlâ tekellüflü değildir. Zamân-ı sa‘âdetlerinde dahi zînet ü dârâtdan haz etmezlermiş. Ancak bu kubbenin cânib-i erba‘asında birkaç kanâdîller ve niçe yüz şem‘-i kâfûrîler ve Burhânî alemleri ile müzeyyendir. Ve zemîni serâpâ mermerdir, hâlîçe döşeli değildir. Bâb-ı sa‘âdeti şimâle nâzırdır. Kubbe-i pür-envârına ehl-i züvvâr girüp mihrâbında iki rek‘at namâz kılup âdâb üzre giderler. Bu kubbe-i mehbıtın tâ ortasında bir ağacdan musanna‘ kafes içinde çâr-gûşe yeşil çuka ile mestûr sandûka içinde mestûrlardır. Ve ser-i sa‘âdetleri makâmında yeşil imâmeleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y301b ·
metinde göster ·
… ebîlleri vardır. Ammâ Arabistân tarzı ve Rûm binâları gibi değildir ve ol zîb ü
zînet
yokdur, ancak halkına göre binâları var. Câ-be-câ bâğ u bâğçeleri var, ammâ bos …
Nîl'in cânib-i şarkında Şeddâdî tula-binâ bir kal‘a-i zîbâdır. Fûncistân melikinin dâbiri hâkimdir ve dâbirin tahtıdır. Gâyet ma‘mûr u müzeyyen şehirdir. On yedi bin siyâh-çerde askere ve iki Q 317b kerre yüz bin Zengî ve Berberî ve Fûncî re‘âyâya mâlikdir. Ve cümlesi mezheb-i Şâfi‘îde mü’minlerdir. Ve yedi câmi‘leri ve kırk aded zâviyeleri ve hân u P 314b hammâm ve yedi vekâlesi ve altı yüz dükkânı ve mekteb-i sıbyânı ve sebîlleri vardır. Ammâ Arabistân tarzı ve Rûm binâları gibi değildir ve ol zîb ü zînet yokdur, ancak halkına göre binâları var. Câ-be-câ bâğ u bâğçeleri var, ammâ bostânları gâyet çokdur. Ve şiddet-i hârdan âdem beyninden pişer. Ve cümle halkı tüccârdır. Kaçan bir diyâra gitseler, bâr [u] büngâhların ve zâd-ı râhilelerin deveye ve fîle yükledirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y398a ·
metinde göster ·
… â kârları bu hınnâdır kim nisâ tâ’ifesinin dest [u] pâlarında la‘lgûn rengâreng
zînet
verir. Bu hınnâ tarlalarda zirâ‘at olunur. Hurde ağaccıklardır, yaprakların cem …
Ve bu şehrin me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhu üzümü gâyet âbdâr ve terdir. Ve nârı Füvve nârından dânedâr ve âbdârdır. Ve nisvân tâ’ifesi engüşt ü nahünlerine uracak hınnâ-yı ahzarı cemî‘i İslâm diyârına bu Bilbeys'den gidüp hazîne hâsıl olur azîm hınnâ bâğları vardır. Halkının ekseriyyâ kârları bu hınnâdır kim nisâ tâ’ifesinin dest [u] pâlarında la‘lgûn rengâreng zînet verir. Bu hınnâ tarlalarda zirâ‘at olunur. Hurde ağaccıklardır, yaprakların cem‘ edüp değirmenlerde dakîk-vâr edüp hınnâ olur. Ve üç sene ağacı mahsûl verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·