… bâğ [u] bostân hâsıl olup latîf pembesi olur. Ammâ suyu cümle neft yağı kokar.
Zîra
bu şehr kurbunda yedi yerde neft me‘âdinleri vardır kim her biri bir elvândır. …
Bu şehrin hevâsı latîf ve sevâhildir. Zîrâ kurâlarında 314b pirinç ve kettân ve bâğ [u] bostân hâsıl olup latîf pembesi olur. Ammâ suyu cümle neft yağı kokar. Zîra bu şehr kurbunda yedi yerde neft me‘âdinleri vardır kim her biri bir elvândır. Sarı ve kırmızı ve kara neft olur. Bu diyârın nevâhîlerinden Müskir ve Sendân ve Rîneb nevâhîleri ahâlîsi aslâ şem‘-i asel ve şem‘-i revgan yakmayup cümle kara neft yağı çerâğân yakarlar. Ammâ halkı gâyet ten-dürüst ve ten-perverdir. Ve câ-be-câ mahbûb u mahbûbeleri vardır. Zîrâ iklîm-i örfiyyenin on sekizinci hudûdındadır. Arz-ı beledî (---)(---)(---) ve tûl-ı nehârî (---)(---)(---)(---)(---). Ahâlîsi ekseriyyâ Sünnîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 314a–314b ·
metinde göster ·
… irmezdi ve da‘vâ-yı bâtılı kavl-i za‘îf ile hükm edüp mazlûmları yerindirmezdi.
Zîra
ilm u fazîletde deryâ-yı amîk idi. İlm-i ferâ’izde ve ilm-i fıkhda bin altmış a …
Ammâ beyne'l-halk gaddâr derlerdi kim paşa mağrûr u müdemmağ ve hod-bîn u hod-pesend ve gazûbdur deyü dahl [u] ta‘arruz ederlerdi. Gerçi dârât [u] azamet sâhibi olmağıla iki cânibine selâmı kalîl idi. Bu cihetden yine halk ta‘yîb edüp "Paşanın taht-ı nazarında kat‘â benî Âdem halk olunmamışdır. Bu selâma cümle el bağlayup duran ibâdullah cemâdât [u] haşerât makûlesi imiş. Eğer benî Âdem olsalar paşa dahi adam gibi selâm verirdi" deyü efvâh-ı nâsda dehhâl u ta‘ân âdemler bu gûne güft u gû ederlerdi. Ammâ Paşa-yı zî-şân halkın anladığı gibi değil idi. Halvethânesinde akrâniyle ve musâhib nedîmleriyle ve Seydî Ahmed Paşa ve Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve Deli Dilâver Paşa ile pâ-bürehne ve ser-bürehne olup gürzbâz ve matrakbâz ve şemşîrbâzlık edüp gûnâ-gûn silâhşorluklar ile niçe gûne lu‘bedebâzlıklar ve curcuna ve küşte-gîrlikler edüp libâsları ve pây-i tahtlarında olan halıçeler çâk çâk ve yüzleri pây-mâl-i hâk olup tenhâlarında bu gûne şûh-şengüllük ederlerdi. Ammâ dîvân-ı pâdişâhîde ırz-ı vüzerâyı edâ edüp herkese rîş-hand etmeyüp her âdemin isti‘dâdına göre ri‘âyet edüp hükm-i hükûmât mahallinde mahalle münâsib halka kâh rıfk ile ve kâh mudârâ ile kâh kec-nigâh etme ve atma ve dutma ve asma ve basma ve urmak ve kesme ta‘zîri evzâ‘ların etdükde sadâsın istimâ‘ eden mücrim âdemlerin zehresi çâk ve başlarına hâk olup bir da‘vâyı ol sâ‘at kat‘-ı alâka ve fasl-ı husûmet ederdi. Bir da‘vâyı aslâ süründürmezdi ve şâhid-i zor ile da‘vâ edeni sevindirmezdi ve da‘vâ-yı bâtılı kavl-i za‘îf ile hükm edüp mazlûmları yerindirmezdi. Zîra ilm u fazîletde deryâ-yı amîk idi. İlm-i ferâ’izde ve ilm-i fıkhda bin altmış aded mesâ’il-i şer’iyye ve Kudûrî ve Mültekâü'l-ebhûr hıfzında idi. Ve niçe ulûmlar dahi hâtır [u] yâddaşı idi. Ve akrân [u] emsâliyle dâ’ima hüsn-i zindegânî ederdi. Ammâ evâ’il-i hâllerinde biri fazîlet-i bâhire sâhibi olmak iddi‘âsında olsalar ve haddinden tecâvüz edüp yukarudan aşağı mu‘âmelesin edenleri ele alup her ne mertebede ise ana haddin bildirüp Ahfeş-i mü’ellifin keçisine bindirüp ol vaz‘-ı nâ-hemvâr ile mevsûf olan âdemi rüsvây-ı âm edüp mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 337b ·
metinde göster ·
"El-insânu ve abîdü'l-ihsân" mazmûn-ı kelâmı mazbûtu idi. Hattâ bu hakîr Evliyâ …
Zîra "El-insânu ve abîdü'l-ihsân" mazmûn-ı kelâmı mazbûtu idi. Hattâ bu hakîr Evliyâ-yı bî-riyâ-yı pür-taksîr sene (---) târîhinde Paşa efendimizden me’zûn olup Beyt-i Şerîfe revâne olmak içün harc-ı râh, hakîre beş yüz altun ve iki kısrak ihsân edüp Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘in hîn-ı cülûsunda, Atmeydânı cenginde, Silâhdâr Murtazâ Paşa'ya Mevlevî Vezîr Mehemmed Paşa, Şâm eyâletin ihsân edüp Murtazâ Paşa ile kat‘-ı menâzil ederek Şâm-ı cennet-meşâma dâhil olup hakîri Murtazâ Paşa ılgar ile İslâmbol'a gönderüp Mevlevî Vezîri bi-gayr-i hakkın katl edüp sene 1058 târîhinde Kara Murâd Paşa vezîria‘zam olup Üsküdar'a hakîr vardıkda ol mahalle müsâdif oldu kim asâkir-i Âl-i Osmân Üsküdar'da Gürcî Nebî ve Katırcıoğlu 338a ve Akyakalıoğlu ve Çomar Bölükbaşı nâmân eşkıyâ-yı celâlî ve cemâlîler kırk yedi bin asker-i cemâpûr ile Âl-i Osmân askeri kütâ-küt ceng-i sultânîlerine hakîr râst gelüp me’âl-i kelâm Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimiz Âl-i Osmân askerine talî‘a-i asker olup üç bin yiğit ile çarhacılık hizmetine me’mûr olup ol gün Üsküdar'dan Bulkurlu ve Çamlıca dağlarına varınca Katırcıoğlu'nun askeri üstüne yedi kerre hücûm edüp tarafeynden niçe yüz âdemler düşüp âhir hâh-nâ-hâh Katırcıoğlun ve Gürcî Nebî celâlînin inhizâmına sebeb-i memdûh olan Mehemmed Paşa efendimiz sebeb olup Gürcî Nebî'nin askeri akabince kova kıra Kayışbınarı'na ve Sarıkadı nâm ziyâretgâh-ı ünâs karyesine varınca münhezim celâlîden niçe kelle ve dil ile sadrıa‘zam huzûruna gelüp semmûr hil‘at-i fâhireler ve serine çelenk otâğalar sançılup kendüye (---)(---) mansıbı ihsân olundu. Ol gün bu paşa efendimizin etdüğü ceng-i azîmi bir serdâr-ı mu‘azzam etmemişdir. İnşâalah bu cengi ve sâ’ir mahallerde etdüğü cür’etleri ve şecâ‘atları mahalliyle tahrîr ederiz ve billahi't-tevfîk. Hamd-i Hudâ böyle şecî‘ [u] dilîr vezîr-i bî-nazîrler ile ve Seydî Ahmed Paşa ve Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa, Dilâver Paşa gibi Rüstem-i Sâm-akrânlar ile niçe gazâlarda bulunduk. Hâzâ min fazlı Rabbî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 337b–338a ·
metinde göster ·
… içre defn etmişdir. Niçe ziyâretler dahi vardır, ammâ ma‘lûmum olan bunlardır.
Zîra
bu şehrde üç gün paşa ile meks edüp Kemâh tuzla emîninden ve Kuruçay subaşısınd …
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı Erzincân: Lüğat-i Fârisî'de "câna erici" demekdir. Ya‘nî erzânî ma‘nâsına da gelir. Evvelâ bâğçeler içre Hazret-i Hızır Makâmı, âsitâne-i Bektâşiyân'dır kim ziyâretgâh-ı ünâsdır. Ve ziyâret-i Mevlevîhâne Şeyhi Hâlid Efendi ve ziyâretgâh-ı Vezîr Hemdem Paşa, Sultân Selîm vezîrlerindendir. Çıldır gazâsına giderken Selîm bu vezîri katl edüp bu şehr içre defn etmişdir. Niçe ziyâretler dahi vardır, ammâ ma‘lûmum olan bunlardır. Zîra bu şehrde üç gün paşa ile meks edüp Kemâh tuzla emîninden ve Kuruçay subaşısından tahsîl etdiğimiz malları verüp ahâlî-i vilâyet paşaya azîm ziyâfetler edüp sürûr [u] şâdmânda iken Varvar Alî Paşa tarafından ulaklar gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 342a ·
metinde göster ·
… al‘a dizdârı bu kal‘adan taşra çıksa katl eylerler yâhûd azl edüp nefy ederler.
Zîra
cemî‘î düşman bu kal‘anın bir taşına bin baş verüp yüz bin savaş etmeğe cân-baş …
Eşkâl-i kal‘a-i Ankara: Evvelâ bir kûh-ı bâlânın tâ zirve-i a‘lâsında dörd kat beyâz seng-binâ bir kal‘a-i ra‘nâ, hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn bir hisâr-ı Kahkahâ-vâr-ı sûr-üstüvârdır. Her katı biri birinden âlî vâkı‘ olmuşdur. Her tabakasının mâbeyni birbirinden üç yüz adımdır ve her katı dîvârının kaddi altmışar arşın âlî dîvârdır ve her dîvârın vüs‘ati onar zirâ‘-ı melikî arîzdir. Esâslarının altı dâiren-mâdâr kemer binâlar ile boşdur, derler ammâ görmedim. Zîrâ hîn-i muhâsarada düşman zîr-i kal‘aya girüp lağım atmasın deyü kal‘anın temeli altı boşdur. Ve bu iç kal‘a kıbleden tarafa yanbükü durup şarkdan garba tûlânîce vâkı‘ olmuşdur. Cânib-i garba dörd kat birbirinden geçme demir kapulardır kim bir kal‘ada bu gûne hadîd bâb-ı kavîler yokdur. Ve her kapu mâbeyninde asma demir kafesler âmâde olup demir zincirler ile maslûbdur. Her kafesin demirleri bazu kalınlığı kadar vardır. Hîn-ı muhâsarada kal‘a dîvârı içinden aşağı kapular önüne bırağup siper ederler. Ve bu kal‘ada olan atebe-i âlî ve atebe-i süflî seng-i ahmer-gûnları bir kal‘ada görülmemişdir. Ve en taşra kapu kim Atbâzârı yerine nâzırdır kim cânib-i garba mekşûfdur, atebe-i âlîsi kemeri üzre selef pehlivânlarının gürzleri ve ibret-nümâ mâhî üstühânları ve niçe acâ’ibâtlar maslûbdur. Şeb [u] rûz bu kal‘a kapusu dâhilinde ve hâricinde kal‘a neferâtları şeb [u] rûz pâsbânlık ederler. Ve kal‘a dizdârı bu kal‘adan taşra çıksa katl eylerler yâhûd azl edüp nefy ederler. Zîra cemî‘î düşman bu kal‘anın bir taşına bin baş verüp yüz bin savaş etmeğe cân-baş oynadır. Hattâ sene (---) târîhinde Erzurûm'da Abaza Paşa celâlî oldukda yüz bin askerle bu kal‘ayı muhâsara edüp aşağı varoş hisâra istîlâ edüp bu iç hisâra sarılmak sadedinde iken Abaza Paşa sarâyında otururken kal‘adan üstâd-ı top-bâz Abaza'ya bir gülle niçe urursa Abaza'nın kıçı sınup mecrûhen hâ’ib ü hâsir yine Erzurûm'a gitdi. Ol zamandan berü kal‘a dizdârı kal‘a kapusu önünden mesâfe-i ba‘îdeye gitmek memnû‘dur. Ve şeb [u] rûz kal‘a neferâtları derûn-ı kal‘adan münfekk olmayup her şeb "Allah yekdir yek" deyü nigâhbânlık ederler. Gerçi bu yukaru iç kal‘anın etrâfında handakı yokdur ammâ cânib-i etrâfı yalçın kanâre kayalardır. Bir cânibden zafer mümkün değildir. Ve lağım işlemek hod aslâ sehl değildir. Zîrâ kat-ender-kat cümle üç yüz altmış altı kullelerdir. Birbirine nâzır olup korudur. Bir tarz-ı garîb hendese üzre tarh [u] tarz olunmuşdur. Ve cümle dörd katında bin sekiz yüz dendân-ı bedendir. Ve dâiren-mâdâr bu iç hisâ[r] dörd bin adımdır. Cânib-i şarka Hıdırlık nâm bir püşte üzre ziyâretgâh vardır. Sehl bu kal‘aya havâledir. Ammâ aslâ andan zarar isâbet etmek ihtimâli yokdur. Zîrâ kal‘a ile bu Hıdırlık dağının mâbeyni bir top-ı dırâz menzilidir. Aşağısı gayyâ ve derk-i esfel ve câh-ı cahîmden nişân verüp andan kal‘aya urûc etmek emr-i asîrdir. Ve bu iç kal‘ada cümle sağîr u kebîr seksen altı pâre topları vardır, amma balyemez topları yokdur. Şâhî ve tarabzen ve kolomborna topları çokdur. Ve kifâyet mikdârı cebehânesi ve âlât-ı silâhı vardır. Ve bu kal‘a içre bâğsız ve bâğçesiz cümle altıyüz hâne-i zîbâlardır. Ve (---) câmi‘i andadır. Kadîm-i evvelde deyrden vely olunmuş câmi‘-i kadîmdir. Ve cümle hâneleri ve imâretleri serâpâ türâb-ı pâk ile mestûr hâne-i ma‘mûrlardır. El-hâsıl bu iç kal‘a binâ cihetinde ve şîrînkârlık ve mühendislik fenninde vâcibü's-seyr bir kal‘a-i ibret-nümâdır. Ammâ aşağı kal‘a sene (---) târîhinde celâlî havfinden Cenâbî Ahmed Paşa i‘ânet-i âhâlî-i eyâlet ile bir kat bir sûr-ı muhkemât binâ etmişdir. 357a Dörd kapusu vardır. Ve dâiren-mâdâr üç tarafı altı bin adımdır. Bir tarafında yukaru iç kal‘adır kim anı ihâta etmiş aşağı hisârdır. Bu hisârın cânib-i şarkîsinde yukaru hisârdan kayalar içre Hızırlık deresine nüzûl olunur. Kayalar içre su yolları vardı. Ve iç kal‘ada su sarnıçları ve buğday anbârları vardır. Ammâ bu aşağı hisârda âb-ı revânları firâvân olmağıla su sarnıçları yokdur. Cümle yüz yetmiş çeşme-i mâ’-i zülâldir ve üç bin çâh-ı mâ vardır. Ve kal‘a etrâfında olan kapuları evvelâ Cânib-i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 356b–357a ·
metinde göster ·
sene (---) târîhinde Sultân Ahmed Hân asrında Kara Yazıcı ve Sa‘îd Arab ve Kale …
Menzil-i karye-i Köstebek Hânı: Bu dahi (---) hâkinde yüz hâneli bir dereli zemînde bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr kurâdır. Cümle âhâlîleri cemî‘î tekâlîf-i örfiyyeden berîlerdir. Zîra sene (---) târîhinde Sultân Ahmed Hân asrında Kara Yazıcı ve Sa‘îd Arab ve Kalenderoğlu ve Cennetoğlu ve Deli Hasan ve Kalacak nâm celâlîler Anadolu diyârların harâb u yebâb etdüklerinde bu mahalde bir kârbân-ı azîm bozup iki binden mütecâviz ibâdullahı dendân-ı tîğdan geçirüp bu kadar mâl-ı ganâ’im aldıklarından sonra bu yollar niçe zamân mesdûd olup ba‘dehû Nasıf Paşa bu mahalle kal‘a-misâl bir hân-ı azîm binâ edüp bu karye âhâlisin bu mahalle iskân etdirüp hâlâ ma‘mûr kasaba olmuşdur. Bir câmi‘i ve hânı ve imâreti ve hammâmı ve bir kaç esvâk-ı muhtasarı vardır. Üzüm turşusu gâyet memdûhdur. Ammâ hânı Anadolu diyârında nazîri yokdur. Meğer Şâm kurbunda Katîfe ve Şa‘şa‘a 368a hânı ola. İçli ve dışlı ve müte‘addid haremli ve iki bin at alır ıstablı ve başka develiği ve beyâz sahrâ-misâl bir meydânı ve'l-hâsıl cümle imâreti rasâs-ı hâss-ı nîlgûn ile mestur bir hân-ı ma‘mûrdur. Andan yine şimâle 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 367b–368a ·
metinde göster ·
… halkı Malâtiyye'ye ve anlar bu Hısn-ı Mansûr'a vakt-ı zuhra dek varup gelirler.
Zîra
mâbeynehümâlarında Kömür dağı vardır. Cânib-i cenûbe Ayntâb iki menzildir. Mar‘ …
şehr-i şîrîndir. Bu şehr halkı Malâtiyye'ye ve anlar bu Hısn-ı Mansûr'a vakt-ı zuhra dek varup gelirler. Zîra mâbeynehümâlarında Kömür dağı vardır. Cânib-i cenûbe Ayntâb iki menzildir. Mar‘aş bir gergi menzildir. Ve Devlet-i Âl-i Osmân'da on aded Hasen isimli kıla‘ vardır. Evvelâ Erzurûm'da Hasan kal‘ası, Mahmûdiye'de Hüsnî kal‘ası ve Şehrezûl'de Hasan Mazlûm kal‘ası, Diyârbekir'de Hasan Keyf ve Malâtiyye'de Hasen-Badrîk, Ma‘ân dağında Hasenâbad, Tarabulus Şâm'da Hüsün kal‘ası ve bu Hısn-ı Mansûr meşhûrları bunlardır (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 61b ·
metinde göster ·
… meyvesi olur. İllâ hurma ve incir ve zeytûnu ve limon ve turuncu ve narı olmaz.
Zîra
kış kânıdır kim iklîm-i sâdisin vasatında vâki‘ olmuşdur, lâkin âb [u] havâsı m …
Ve bâğçesinin hadd [ü] hasrı yokdur ve cemî‘i meyvesi olur. İllâ hurma ve incir ve zeytûnu ve limon ve turuncu ve narı olmaz. Zîra kış kânıdır kim iklîm-i sâdisin vasatında vâki‘ olmuşdur, lâkin âb [u] havâsı mu‘tedil olduğundan mahbûb u mahbûbelerine nihâyet yokdur. Cümle kızları açık başlı ve siyâh saçlı ve elvân harîr hil‘atlı ve fisdanlı ve kubâdî sarı pabuçlu kızları olur. Kefereleri semmûr kalpak-ı elvân geyüp cümle libâsları elvân çuka ve elvân güderi altun ve gümüş düğmeli dolamalar geyüp zünnâr kuşak ve teybend harîr kuşak kuşanır mülebbes pâk kefereleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41b ·
metinde göster ·
… ldâr dâr-ı karârlardır. Câ-be-câ ba‘zı hânedânların aralarında tarlalar vardır,
zîra
vîrân yerleri çokdur. Ammâ kefere zamânı eyle amâr imiş kim hemân üç bin aded k …
Ve kamusu beş yüz aded bâğlı ve bâğçeli ve mâ-i cârîli ve bâğ-ı Merâmlı cümle kârgîr binâlı kal‘a-misâl vâsi‘ sarây-ı azîmler ve gayri hânedânlardır kim cümle la‘l-gûn kırmızı kiremit örtülü evlerdir, ammâ her bir hânedânlar başka başka binâ olunmuşdur. Birbirlerine muttasıl evler gâyet nâdirdir, zîrâ bir vâsi‘atü'l-aktâr zemîn-i mahsûldâr dâr-ı karârlardır. Câ-be-câ ba‘zı hânedânların aralarında tarlalar vardır, zîra vîrân yerleri çokdur. Ammâ kefere zamânı eyle amâr imiş kim hemân üç bin aded kâğıdcı dükkânı ve iki bin sırmakeş ve iki bin bıçakçı ve mıkrâsçı dükkânları ve bu kadar hân ve kenîse ve manastırları var imiş. Hâlâ niçe kerre yüz bin aded yerlerde âsâr-ı binâlar zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 258b ·
metinde göster ·
… p cihânı geşt [ü] güzâr ederek hâs u âmdan el çeküp çirkâb-ı dünyâdan el yuduk.
Zîra
cemî‘i erzâkımız Allâh üzredir. Beyt: Y 2a
bu ebyâtlara ve bu nass-ı kâtı‘lara i‘tikâd-ı tâm ile mu‘tekid olup hemân Cenâb-ı Bârî'den dünyâda emn [ü] emân, âhir nefesde îmân ricâsında olup âlem-i seyâhatde bir mürşid-i kâmil tecessüs ederdim ki sermâye-i girân-mâye-i vücûd-ı kuvvet ve kuvâ ve kudret elde iken sevdâ-ger-i âhiret olup cihânı geşt [ü] güzâr ederek hâs u âmdan el çeküp çirkâb-ı dünyâdan el yuduk. Zîra cemî‘i erzâkımız Allâh üzredir. Beyt: Y 2a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y1b–Y2a ·
metinde göster ·
Ve hayr du‘â ve senâ ve pâdişâh-ı İslâm: Güzîde-i sultân vâcibü'l-i‘zâm hallede mülkehu ve ebbede saltanatahu ilâ inkırâzı'd-devrân es-Sultân ibnü's-Sultân es-Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ ibn Sultân İbrâhîm Hân'a hadden efzûn ve kıyâsdan bîrûn hayır du‘âlar ederiz. Zîra kavanîn-i Sultân akılda merkûm ve resm-i âyin-i şehriyâr fehm-i hıredde mersûmdur ki mecmû‘-ı efkâr ve ezkârda belki her kârda pâdişâh-ı zıllullâha senâ ve midhat olsa savâb-ı lâ-yuhsâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y2a ·
metinde göster ·
… Çukurca: Ammâ bu cây-i menâsa huddâmlarımıza vâsıl oldukda cânımız halâs etdik.
Zîra
bu Domalic dağı Rûm ve Arab ve Acem'de meşhûr-ı âfâk cebel-i müntehâdır. Tâ zir …
Menzil-i karye-i Hân-ı Çukurca: Ammâ bu cây-i menâsa huddâmlarımıza vâsıl oldukda cânımız halâs etdik. Zîra bu Domalic dağı Rûm ve Arab ve Acem'de meşhûr-ı âfâk cebel-i müntehâdır. Tâ zirve-i a‘lâsına tokuz sâ‘atde urûc olunur. Harâmîler dağı ve rehzenler yatağı ve âsîler durağı bir dağ-ı bî-emândır. Tâ zirvesi ebrler içindedir. Hevâ küşâde olunca cenûb tarafında şehr-i Mihalic ve Erdek kasabası ve Abilyond ve Biga kasabaları nümâyândır. Cenûb tarafında iki konak Kütâhiyye ve cânib-i şarkîsinde Bilecik kasabası nümâyân böyle bir cebeli bî-emândır. Hamd-i Hudâ selâmetle Çukurca Hânı'na düşüp cümle kurâ halkı ensesindeki yaylağa çıkmışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y7b ·
metinde göster ·
… bin adımdır. Ve cânib-i erba‘ası yalçın kaya üzredir. Etrâfında handakı yokdur.
Zîra
Kahkahâ-vâr gayyâ kayaları misâl uçurum kayalardır. Âdem aşağıda olanı fark ede …
Hakkâ ki bir püşte üzre yüzük kaşı gibi taşı durur bir kal‘a-i üstüvardır. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi aşağı kal‘a ile cümle üç bin adımdır. Ve cânib-i erba‘ası yalçın kaya üzredir. Etrâfında handakı yokdur. Zîra Kahkahâ-vâr gayyâ kayaları misâl uçurum kayalardır. Âdem aşağıda olanı fark edemez. Ammâ mezkûr aşağı yeni kal‘a eski kal‘anın şimâlî tarafı altında alçak tarafına düşmüşdür kalmışdır yerdedir. Sene 842 târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Q 5bP 5b zamîme edüp binâ etmişdir. Şehrin alçak yerinde vâki‘ olmağile yüz arşın mikdârı kesme kaya handakı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y9a ·
metinde göster ·
Üzüm cümle kurâlardan ve bir konak ba‘îd Gedüs(?) şehrinden gelir.
Zîra
kışı gâyet şedîd olduğundan nâşî incîri ve üzümü ve nârı ve limonu incîri ve nâ …
Üzüm cümle kurâlardan ve bir konak ba‘îd Gedüs(?) şehrinden gelir. Zîra kışı gâyet şedîd olduğundan nâşî incîri ve üzümü ve nârı ve limonu incîri ve nârı ve limonu ve turuncu engûrü ve nârı ve limonu ve turuncu olmaz. Ve Germiyanoğlu Q 7bP 7b kendi eliyle bir servi dırahtını diküp hâsıl etmeğile hâlâ Servi mahallesi derler. Servi dahi mevcûd bir serâmed servdir. Aslâ bir haşebe ve şu‘besine rahne gelmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y13a ·
metinde göster ·
… m olur, ammâ inşâallâh bu müsevvedât tas[h]îha geçdikde mufassal tahrîr olunur.
Zîra
"El-ma‘nâ fî batnı'ş-şâ‘ir" dir. Ve hamd-i Hudâ ser-rişte dahi elde ve dilde
Ve bu eyâlet iklîm-i râbi‘dedir. Arz-ı beledi (---)(---) ve tûl-i nehârı (---)(---)(---)(---) anıniçün âb [u] hevâsı şiddet üzredir. Ve eğer bu şehrin evsâfın murâdımız üzre tahrîr eylesek tatvîl-i kelâm olur, ammâ inşâallâh bu müsevvedât tas[h]îha geçdikde mufassal tahrîr olunur. Zîra "El-ma‘nâ fî batnı'ş-şâ‘ir" dir. Ve hamd-i Hudâ ser-rişte dahi elde ve dilde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y13b ·
metinde göster ·
… e-i Sultânî'de böyle tahrîr olunup cemî‘i evâmirlerde dahi böyle terkîm olunur.
Zîra
Âl-i Osmân ülkesinde altı Karahisâr kal‘ası vardır. Ammâ bu Karahisâr Anatolu e …
Evsâf-ı kal‘a-i sengbâr şehr-i Afyonkarahisâr: Afyonu halkına gâlib, şehrine Karahisâr-ı Sâhib derler. Defterhâne-i Sultânî'de böyle tahrîr olunup cemî‘i evâmirlerde dahi böyle terkîm olunur. Zîra Âl-i Osmân ülkesinde altı Karahisâr kal‘ası vardır. Ammâ bu Karahisâr Anatolu eyâletinde başka sancakbeği mutasarrıf olur. İki tuğluya dahi ihsân olunur şerîf ve âlî mansıbdır. Paşasının hâssı taraf-ı pâdişâhîden 240.299'dur. Hîn-i seferde paşası hâssına göre bin âdem ile sefer eşer. Ve sancağında sâkin olan erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı tîmâr 612'dir. Bu cümlesi hîn-i seferde kânûn üzre cebelüleri ile ve alaybeği ve çeribaşıları ile sancakları altında üç bin asker-i pür-silâh olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y14b ·
metinde göster ·
… asten imiş. Hâlâ birin Kızlarağası câmi‘ ediyor, ammâ gâyet yerinde câmi‘ olur,
zîra
tâ çârsûnun vasatında vâki‘ olmuş.
Ve iki bezzâzistânı var. Mâ-tekaddem üç bedasten imiş. Hâlâ birin Kızlarağası câmi‘ ediyor, ammâ gâyet yerinde câmi‘ olur, zîra tâ çârsûnun vasatında vâki‘ olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y16a ·
metinde göster ·
bender şehirdir. Cânib-i erba‘ası gâyet ma‘mûr kurâlardır. Ve halkı gâyet ankâl …
Ve bu şehir âdem deryâsıdır. Çârsû-yı bâzârında âdem âdemin omuzun sökemez, eyle izdihâmdır, zîra bender şehirdir. Cânib-i erba‘ası gâyet ma‘mûr kurâlardır. Ve halkı gâyet ankâlardır. Ve gâyet mün‘im kimesnelerdir kim âyende vü revendeye ni‘metleri mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y16b ·
metinde göster ·
… u şehre Çufud kasabası derler, ammâ galat-ı meşhûrdur. Aslı kasaba-i Şuhûd'dur.
Zîra
cânib-i erba‘asında niçe bin şühedâlar medfûnlardır.
Kasaba-i Şuhûd: Yüz elli akçe ile kazâdır. Ba‘zı zamân Karahisâr kadısına zamîme ihsân olunur. Kırk pâre nâhiye kurâsı var ve Karahisâr paşasının hâssıdır. Serdârı ve kethudâyeri yokdur. Ve şehri bir mürtefi‘ yerde âb [u] hevâsı latîf bâğ u bâğçeli müzeyyen bir kasabacıkdır. Karahisâr'a engûr-i âbdâr cümle bundan gider. Ve efvâh-ı nâsda bu şehre Çufud kasabası derler, ammâ galat-ı meşhûrdur. Aslı kasaba-i Şuhûd'dur. Zîra cânib-i erba‘asında niçe bin şühedâlar medfûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y18a ·
metinde göster ·
cemî‘i halkının kâr [u] kisbleri ve kifâf-ı nefsleri bâğbânlık eylemek ile geçi …
Ve her bâğda birer külbe-i ahzân-hâne ve beşer altışar soffa sergi-hâne ve beşer altışar şıra-hâne havz-ı azîmler mukarrerdir. Zîra cemî‘i halkının kâr [u] kisbleri ve kifâf-ı nefsleri bâğbânlık eylemek ile geçinirler ve hayli mâl tahsîl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y90b ·
metinde göster ·
Ve hâlâ bu şehir halkı himâyetullâhdadırlar. Zîra cemî‘i koyunları ve sığırları mer‘alarında çobansız gezerler. Aslâ kurddan havf etmezler. Ve ba‘zı âdem hânelerinin bâbların mesdûd etmezler. Ammâ ba‘zısı "Ehl-i beyte harâmî gelür" deyü bâbların sedd ederler. Zîrâ âb [u] hevâsı letâfetinden mahbûb u mahbûbesi çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y231b ·
metinde göster ·