… eflâk dahi çarh-ı semâ‘a başlayup huzûr-ı pâdişâhîde eyle bir fasl ederler kim
Zühre
engüşt ber-dehen edüp Hüseyin Baykara fasılları ederek 179a ubûr edüp gümrük …
Ardı sıra sırık hammâlları üzre gümrükhâne misâli bir kâh-ı Âzerbâycân içre havz u şâzrevânlar tasnîf edüp fevvâreleri pertâb edüp cereyân etmede., Niçe çârkâb yasdıklar ve incü dikme mak‘adlar ve Isfehân-ı nısf-ı cihân halîçeleri üzre hûr [u] gılmânlar kasr içre oturan erbâb-ı devletlere sükkerî ve mu‘amberîn kahve-i Yemenîler ve çay ve bâdyân ve sa‘leb ve mahleb bezl edüp bu kasr içre Gümrük Emîni Koca Alî Ağa ile latîfe ve şakalar ederler tâ ki alayköşkü'ne karîb vardıklarında çârkâb ve zer-ender-zer zerdûz cibinliklerin içinden kırk elli aded üstâd-ı kâmillerden hânende ve sâzendeler fasla başlayup alayköşkü dibinde tevakkuf edüp huzûr-ı pâdişâhîde on çift âhû-yı Hoten gözlü rakkâs mehpâreler raksa âgâz etdüklerinde eflâk dahi çarh-ı semâ‘a başlayup huzûr-ı pâdişâhîde eyle bir fasl ederler kim Zühre engüşt ber-dehen edüp Hüseyin Baykara fasılları ederek 179a ubûr edüp gümrük emîni ve tershâne emîni kasrdan taşra çıkup zemîn-bûs etdiklerinde Murâd Hân buyururlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178b–179a ·
metinde göster ·
… fasl-ı azîm ve bir velvele ve gulgule ve debdebe ve hengâme-i elîm ederler kim
Zühre
raks edüp tâs-ı eflâk çın çın ötüp geçerler.
Bu bâlâda tahrîr olunan on aded nefes ile dehânî sâzları cümle yek-dil, yek-cihet olup umûmen sâzende-i nağarazâncıyân neferât 500. Beş yüz nağarazenleriyle makâm-ı uzzâl ve şehnâzla bir fasl-ı azîm ve bir velvele ve gulgule ve debdebe ve hengâme-i elîm ederler kim Zühre raks edüp tâs-ı eflâk çın çın ötüp geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 208a ·
metinde göster ·
Cümleden Câmi‘-i kebîr, Uzun Hasan Şâh Câmi‘i ve Tokmak Hân Câmi‘i ve Avşar Hân Câmi‘i. Uzun Hasan Câmi‘inin misli bu arâzî-i ma‘mûrde yokdur, meğer Mısır'da Uzun Hasan-ı Ekrâd câmi‘i ola. Ammâ bu Şaburan Câmi‘inde olan Kâşî çîn ve havz-ı fevvâreler bir diyârda yokdur. Özdemiroğlu Osman Paşa Demirkapu'dan her cum‘a alay-ı azîm ile gelüp bu câmi‘de ibâdet edermiş. Vâcibü's-seyr bir ibâdethane-i kadîmdir kim bunda olan hûrdekârlık, merğûb zîbâ san‘atlar ve elvân elvân nakş-ı bukalemûn-ra‘nâ tasarruflar var kim ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan üstâd-ı bennâlar bu câmi‘de olan kâr-ı mermer-bürü görseler engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân kalır. Ve bu şehr dahi bir mahsûldâr vâdî-i Müskir içre vâkı‘ olmuş gül-i güstânlı ve meyve-i dırahtistânlı hıyâbân, Şirvân hudûdunda şehr-i Şaburan'dır. Cümle yedi nâhiyesi var. Her biri birer seb‘a-i seyyâre ismiyle ma‘rûfdur. Meselâ nâhiye-i [Utarid, nâhiye-i Zühre, nâhiye-i Mirrih, nâhiye-i Müşteri, nâhiye-i Zühal].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 315b ·
metinde göster ·
… l-Mevlâ Ahî Çelebi: Bu şehr-i Edirne sa’d-sâ’atde binâ olmak ile nücûm-ı tâli‘i
zühre
olduğunda cemî‘i halkı mesrûr u handân ve ehl-i safâ ve ehl-i şevk ve ehl-i hev …
Tahrîrât-ı tâli‘-i nücûm-ı imâristân: Bi-kavli sâhib-i mahkeme el-Mevlâ Ahî Çelebi: Bu şehr-i Edirne sa’d-sâ’atde binâ olmak ile nücûm-ı tâli‘i zühre olduğunda cemî‘i halkı mesrûr u handân ve ehl-i safâ ve ehl-i şevk ve ehl-i hevâdır. Ve dâ’imâ her mülûk destinde oldukça imâretden hâlî değildir. Niçe yerde imârât içün medfûn mutalsamât-ı garîbeleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 164b ·
metinde göster ·
… rba‘a Hanım ve Ârbişe Hanım ve Adevî Hanım ve Cân-ı cân Kadın ve Afife Hanım ve
Zühre
Hanım ve Râbi‘a Hanım ve Vâtime Hanım ve Şeh-hûbân Hanım.
Meselâ Semâ Hân ve Gül-cenân ve Şems Hân ve Hûrî Cân ve Mihribân Hanım ve Âsûde Hanım ve Erba‘a Hanım ve Ârbişe Hanım ve Adevî Hanım ve Cân-ı cân Kadın ve Afife Hanım ve Zühre Hanım ve Râbi‘a Hanım ve Vâtime Hanım ve Şeh-hûbân Hanım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 203b ·
metinde göster ·
… r haberine dahi muntazırız." deyü haberler gelince paşa dilşâd olup gûyâ raks-ı
Zühre
etdi ve safâsından haber aparıcıya yüz mümessek altun ihsân edüp ol ân yine mek …
Hikmet-i Hudâ, yine ol gün Diyârbekir'e gönderdiğimiz asker talebine çaşıtlar dağdan dağa geçe geçe yürüyüp Muş sahrâsından Paşa'ya gelüp vâlî-i Diyârbekir'den ve imdâda me’mûr Diyârbekir serdârından mektûblar gelüp "Benim efendim! Fermân-ı şerîfiniz ile (---)(---) sancak yerin güzîde askerin taleb edüp Ramazânu'l-mübârekin yigirmi beşinci bâzârertesi gün sa‘d sâ‘atde Bitlîs şehrine giresüz, deyü fermân etmişsiz. Hâlâ bu mektûb tahrîrinde Kefindir kal‘ası altına gelinmişdir. Ol fermânınız hisâbı üzre yarınki gün şehr-i Bitlîs üzre Allah deyüp girmeğe kavl-i karâr olunmuşdur. Hemân sultânımın bir haberine dahi muntazırız." deyü haberler gelince paşa dilşâd olup gûyâ raks-ı Zühre etdi ve safâsından haber aparıcıya yüz mümessek altun ihsân edüp ol ân yine mektûblar ile çaşıd-ı mezbûru gönderüp elbette yarın vakt-i çâştda "Bitlîs üzre yürüyesüz" deyü pes perdeden çaşıtlar gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 267a ·
metinde göster ·
ve hevâîdir. Anınçün halkı ehl-i hevâ ve i‘tidâl üzre geçinirler. Ve ekâlîm-i b …
Ve tâli‘-i imâreti burc-ı mîzândır ve beyti zühre ve hevâîdir. Anınçün halkı ehl-i hevâ ve i‘tidâl üzre geçinirler. Ve ekâlîm-i büldânı on sekizinci iklîm-i örfiyyede olup arz-ı beledi (---)(---) ve tûl-ı nehârı (---) sâ‘atdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 307b ·
metinde göster ·
… idâlâne hareket ederler kim burc-ı mîzân gibi beyne beyne geçinirler. Ve beyt-i
zühre
olduğundan cümle halkı rakkâs u hânende vü sâzende ve cümle sağîr ü kebîri hevâ …
Ve ilm-i usturlâba mâlik olan Monlâ Hudâdâd-ı Kirmânî kavli üzre bu şehr-i Cerbân Kan 19'uncu iklîm-i örfiyyede bulunup arz-ı beledi (---)(---)(---) ve atvel-i nehârı (---) sâ‘at ve derecedir. Ve tâli‘-i imâreti burc-ı mîzânda ve beyt-i zührede ve hâne-i hevâyîde bulunmuşdur. Anınçün halkı mîzân üzre i‘tidâlâne hareket ederler kim burc-ı mîzân gibi beyne beyne geçinirler. Ve beyt-i zühre olduğundan cümle halkı rakkâs u hânende vü sâzende ve cümle sağîr ü kebîri hevâyîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 324a ·
metinde göster ·
… olup gûyâ eflâk-i seb‘anın kevâkibleri ve seb‘a-i seyyâre ve sitâre-i mirrîh ve
zühre
ve utarid ve müşterî ve zühal ve şems ü kamer ve ferkadân ve necm-i sâbite ve s …
Bu ceng [ü] cidâl tamâm olduğu gece aslâ Sadrıa‘zam tarafından fermân ile tenbîh ü te’kîd olunmadan bi-emrillâhi Ta‘âlâ mukaddemâ Kadızâde İbrâhîm Paşa'nın ibtidâ ale's-seher ceng etdiği yerde şühedâlarımız üzre büklüm büklüm ve burma burma nûr yağdığın niçe bin sulehâ-yı ümmetden kimesneler ve niçe bin gâziyân-ı sâdıkânlar bu mehbit-ı pür-envârı müşâhede edince Sadrıa‘zam tarafından fermân ile çerâğân donanması oldu zann edüp el-azametullâh ol leyle-i muzlimde nehr-i Tuna'nın karşu tarafında ve beri bizim semtimizde olan niçe kerre yüz bin hayme vü hargâhların cemî‘i tınâblarına ve niçe kerre yüz bin aded kargı mızraklar üzre niçe kerre yüz bin fânûslar ve kanâdîller ve şem‘-i rîhler ve şem‘-i rîhler ve lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ meş‘aller ile eyle çerâğân olup zîb ü ziynet oldu kim ol şeb-i muzlim rûz-ı rûşen-misâl leyle-i Kadr olup cümle şühedâlarımızın ervâhları inşâallâh pür-nûr olmuş alâmetleri olup gûyâ eflâk-i seb‘anın kevâkibleri ve seb‘a-i seyyâre ve sitâre-i mirrîh ve zühre ve utarid ve müşterî ve zühal ve şems ü kamer ve ferkadân ve necm-i sâbite ve süheyl-i Yemenî misilli encümânlar {gûyâ} bir yere müctemi‘ olup sahrâ-yı Üstürgon'u ol karanu gecede rûz-ı nevrûz-ı Hârzemşâhî gibi küşâde olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 107a ·
metinde göster ·
… n yine koyun ve atım birbirleriyle ol kadar rakkâslık etdiler kim gûyâ rakkâs-ı
zühre
idiler.
Hemân hakîr dal kılıç olup bir serâmed meşe dalın kesüp dalların budayup mızrak gibi ağacı elime alup hemân Bism-i İlâh deyüp atımı suya urdum. Hakkâ ki derince imiş, ammâ ağaç ile yoklayup hamd-i İlâh selâmetle karşuya geçdim. Hemân yine koyun ve atım birbirleriyle ol kadar rakkâslık etdiler kim gûyâ rakkâs-ı zühre idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125b ·
metinde göster ·
… dâ binâsı burc-ı mîzânda bulunup halkı i‘tidâl üzre geçinüp burc-ı mîzân beyt-i
zühre
ve havâyîdir. {Anıniçün halkı zühre gibi sâz [u] söze mâil olup cümle havâyî ta …
Der-kavl-i müneccimân-ı tâli‘-i şehr-i amâristân: Bu şehrin ibtidâ binâsı burc-ı mîzânda bulunup halkı i‘tidâl üzre geçinüp burc-ı mîzân beyt-i zühre ve havâyîdir. {Anıniçün halkı zühre gibi sâz [u] söze mâil olup cümle havâyî tabî‘atlardır kim ilm-i mûsıkîden hazz ederler}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 166b ·
metinde göster ·
… kı i‘tidâl üzre geçinüp burc-ı mîzân beyt-i zühre ve havâyîdir. {Anıniçün halkı
zühre
gibi sâz [u] söze mâil olup cümle havâyî tabî‘atlardır kim ilm-i mûsıkîden hazz …
Der-kavl-i müneccimân-ı tâli‘-i şehr-i amâristân: Bu şehrin ibtidâ binâsı burc-ı mîzânda bulunup halkı i‘tidâl üzre geçinüp burc-ı mîzân beyt-i zühre ve havâyîdir. {Anıniçün halkı zühre gibi sâz [u] söze mâil olup cümle havâyî tabî‘atlardır kim ilm-i mûsıkîden hazz ederler}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 166b ·
metinde göster ·
… âmlar meydân-ı mahabbetde bedr-i mübîn gibi deverân u seyerân etdiklerinde gûyâ
zühre
raks eder. Hattâ bu hakîr meclis-i hâslarından bir ân münfek 129b olmayup her …
Hânendeleri hüsn-âvâz hoş-elhân ile kâr ve nakş ve savt ve zecel ve amel ve tasnîfâtları kânûn üzre dâ’ireden çıkmayup sâz dil-nüvâz sözler ile nevâ-sâzlık edüp rakkâs-ı mehtâb gulâmlar meydân-ı mahabbetde bedr-i mübîn gibi deverân u seyerân etdiklerinde gûyâ zühre raks eder. Hattâ bu hakîr meclis-i hâslarından bir ân münfek 129b olmayup hergiz tek ü tenhâlarında nedîm-i hâslarıyla âlem ağyârdan bî-haber iken âlem tâb ve âdem harâb olmadan bilâ fısık velâ nısık şeb-i yeldâlarda Hüseyin Baykara sohbetleri ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 129a–129b ·
metinde göster ·
türâbî hânesinde bulunup anıniçün halkı zühre gibi zevk [u] şevkde olup türâbî …
Der-kavl-i müneccimân-ı tâli‘-i amâristân-ı Kefe: Burc-ı sevrde beyt-i zühre türâbî hânesinde bulunup anıniçün halkı zühre gibi zevk [u] şevkde olup türâbî oldukları cihetden hâkiyle yek halûk ve halîm ve selîm âdemleri vardır. Sevr burcunda oldukları haysiyyetden cümle sığırları semîn ve kebîr bakarları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141b ·
metinde göster ·
gibi zevk [u] şevkde olup türâbî oldukları cihetden hâkiyle yek halûk ve halîm …
Der-kavl-i müneccimân-ı tâli‘-i amâristân-ı Kefe: Burc-ı sevrde beyt-i zühre türâbî hânesinde bulunup anıniçün halkı zühre gibi zevk [u] şevkde olup türâbî oldukları cihetden hâkiyle yek halûk ve halîm ve selîm âdemleri vardır. Sevr burcunda oldukları haysiyyetden cümle sığırları semîn ve kebîr bakarları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141b ·
metinde göster ·
… ât: Be-kavli kehene-i kudemâ bu şehrin tâli‘-i imâreti burc-ı mîzânda ve beyt-i
zühre
ve hevâyîde bulunmuşdur.
Der-kavl-i müneccimîn binâ-yı tâli‘-i imârât: Be-kavli kehene-i kudemâ bu şehrin tâli‘-i imâreti burc-ı mîzânda ve beyt-i zühre ve hevâyîde bulunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 280b ·
metinde göster ·
… ristân: Bu şehrin tâli‘-i imâreti be-kavl-i kühhân-ı kudemâ burc-ı mîzân beyt-i
zühre
ve hevâ’îde bulunup halkı mesrûrdur.
Der-kavl-i müneccimân-ı tâli‘-i amâristân: Bu şehrin tâli‘-i imâreti be-kavl-i kühhân-ı kudemâ burc-ı mîzân beyt-i zühre ve hevâ’îde bulunup halkı mesrûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 366b ·
metinde göster ·
… ehene-i selef bu şehrin binâ-yı tâli‘-i imâreti bur[c-ı] mîzânda bulunup beyt-i
zühre
ve hevâyî olmağın halkı mîzân-ı vezn ile i‘tidâl-i hisâbî geçinüp zühre-misâl z …
Der-kavl-i müneccimîn-i tâli‘-i şehr-i imârât: Be-kavl-i kehene-i selef bu şehrin binâ-yı tâli‘-i imâreti bur[c-ı] mîzânda bulunup beyt-i zühre ve hevâyî olmağın halkı mîzân-ı vezn ile i‘tidâl-i hisâbî geçinüp zühre-misâl zevk u şevk ve ayş [u] ışrete dahi mâ’illerdir ve ekseriyyâ hevâyîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 382a ·
metinde göster ·