… ve Dağıstânî ve Kumukî zırhlar ile 181b dükkânçelerin zeyn edüp kendiler dahi
zırh [u]
zireh-külâh ve cebe ve cevşen togulka ve kolçağ ve serpenâh ve kaz göğsü ve but …
Bu ehl-i hıref seyishâneler üzre dükkânların gûnâ-gûn kerevke ve Kabarti ve Dağıstânî ve Kumukî zırhlar ile 181b dükkânçelerin zeyn edüp kendiler dahi zırh [u] zireh-külâh ve cebe ve cevşen togulka ve kolçağ ve serpenâh ve kaz göğsü ve butluğ ve kübe ve görümlü nâm gazâ geyimlerine müstağrak olup Sâm u Nerîmân ve Zâl [u] Güstehem-vâr şecî‘âne ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181a–181b ·
metinde göster ·
… inde Hazret-i Peyk-i Resûl Baba Amr Ümeyye-i Zamîrî ve niçe yüz sâhib-kırânları
zırh [u]
zireh-külâh ve cebe ve cevşene müstağrak olup hüssân-ı sâfinâtü'l-ciyâd misilli …
Ve Hamza-i bâ-safânın yüz yetmiş sandaliyye sâhibi Hazret-i Sa‘d u Sa‘îd'i ve Hâlid ibn Velîd'i ve Ubeydetü'l-Cerrâh'ı ve Şeyh Sârî'yi ve Ma‘dî-Kereb'i ve Dîvâne Hurûm'u ve Lenduhâ ibn Sa‘dân'ı ve Sâhib-kırân Bedî‘üzzamân Veliyyü'l-akrân'ı ve Kâsım-ı la‘leyn-i Kubâ'yı ve teber-i müslimîsi elinde Hazret-i Peyk-i Resûl Baba Amr Ümeyye-i Zamîrî ve niçe yüz sâhib-kırânları zırh [u] zireh-külâh ve cebe ve cevşene müstağrak olup hüssân-ı sâfinâtü'l-ciyâd misilli atlara yedi pâre âlât-ı silâhlarıyla her bir pehlivânların sûretlerin mehâbet [u] salâbetleriyle yazarlar kim gören ümmî âdemler hamd-i Hudâ ümmet-i Muhammed'den böyle sâhib-kırânlar var imiş deyü kendüleri cenge mahabbet edüp mücâhidün fî-sebîlillâh olmağa bâ‘is olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 199b ·
metinde göster ·
… a dâhil olunca Ilıca kapusunun iç yüzünde iki kapu mâbeynin tuğulka ve serpenâh
zırh u
zereh külâh [u] gûnâ-gûn âlât-ı silâh ile iki kapu mâbeynin müzeyyen edüp bu Il …
Sene (---) târihinde Azerbaycân pâdişâhı Sultân Uzun Hasan Ebü'l-feth havfinden müceddeden binâ etmişdir. Anınçün Hasankal‘ası nâmıyla meşhûr-ı âfâk bir hüsündâr kal‘a-i gevher-nigûndur kim Pasin sahrâsına göğüs verüp eflâke ser çekmiş kal‘a-i âlîdir. Sene (---) târîhinde cebren ve kahren muhâsara ile Kara Yûsuf evlâdı Ekrâdları destinden (---) Hân Gâzî feth edüp eyâlet-i Erzurûm'da Pasin sancağı beğinin tahtıdır. Beğinin hâssı taraf-ı pâdişâhîden kânûn-ı Süleymân Hân üzre 12.400 akçedir. Erbâb-ı zü‘amâsı altıdır ve erbâb-ı timarı 325, alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşısı vardır. Hîn-i gazada cümle cebelüleri ile bin beş yüz asker olup ve nısf kal‘a neferâtlarıyla paşa fermânıyla imdâda geldiler. El-azametullah kaçan paşa-yı zevi'l-ihtirâm bu kal‘a zîrinde meks etdikde kal‘ada bir yaylım tüfenk ve bir yaylım top-ı pür-renk [ve] alay-ı ceng eyledi kim zemîn ü âsumân dir dir ditreyüp Kal‘a-i Hasan mürg-i semender-vâr âteş-i nemrûd içinde kaldı. Acem elçisi bu hâli görüp dem-beste kaldı. Bu mahalde Paşa-yı Aristo-tedbîr buyurdı-ı şerîf ile kal‘a dizdârına bir iç mehteri gönderüp "Tiz kal‘ayı donadup bedenler üzre cümle askerleri pür-silâh olup biz kal‘a temâşâsına vardıkda 290b cümle cebehâneyi müzeyyen edüp bir dem gülbâng-i Muhammedî getirüp bir yaylım tüfenk ve bir yaylım top atsınlar" deyü fermân-ı vezîr varup ba‘de'l-‘asr Paşa, pasin beği ziyâfetine Acem elçisiyle kal‘aya giderken sadâ-yı Allah Allah gülbâng evce peyveste olup top u tüfenk velvelesinden sît u sadâ-yı top ayyûka çıkup elçi engüşt-i ber-dehen olup "Hey kayser-zemîn şahı! Aceb kal‘a-i Hasan-âbâd'a mâliksin" dedi. Ba‘dehû kal‘aya dâhil olunca Ilıca kapusunun iç yüzünde iki kapu mâbeynin tuğulka ve serpenâh zırh u zereh külâh [u] gûnâ-gûn âlât-ı silâh ile iki kapu mâbeynin müzeyyen edüp bu Ilıca kapusundan cümle pür-silâh kullar şâhrâhın yemîn ü yesârına kat-ender-kat kal‘a neferâtları ta iç kal‘aya varınca selâma durup derûn-ı kal‘ada salât-ı Cum‘a edâ olunup taşra çıkınca azamet-i Hudâ kal‘anın cümle burc [u] bârûların filândıra ve gûnâ-gûn bayrak [ve] sancaklar ile tezyîn etmişler. Andan Paşa iç kal‘aya çıkup kırk dörd karış Sultân Süleymân topların atdırup gülleleri tâ Çoban cisrine vardı. Bunda ziyâfet tenâvül olunup beğine ve dizdârına birer hil‘ât-i fâhire ihsân olunup ondan paşa yine alay ile serâperdesine geldi. Ba‘dehû yüz elli akçe kadısı ve yeniçeri serdârı ve sipâh kethüdâyeri ve müftî ve nakîbü'l-eşrâfı ve sâ’ir a‘yânı paşaya gelüp zemîn-bûs etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 290a–290b ·
metinde göster ·
… girmi katar-ı katır ve bî-hisâb vaşak postu ve kaplan postu ve yedi aded keruke
zırh [u]
zereh-külâh ve serpenâh alınup cümle guzât-ı müslimîn ile sâlimîn ve gânimîn ve …
Bu kal‘a hânı bin mikdârı dizçöken tülüngi ile aşağı serdârımıza inüp bir ziyâfet-i azîm edüp ba‘de't-ta‘âm serdârımız Bâkî Paşa, Şuşik beği ahd-i amân-billah ile taleb edüp cümle asker beğe zarar gelmeyeceğine mütekeffil olup beği dahi tevekkülen-alallah deyüp amân ile bir günde yine kal‘asına getirüp Seydî Ahmed Paşa'ya teslîm edüp ol dahi yedinci günde Hınıs kal‘asına gelüp Erzurûm Vezîri Mehemmed Paşa efendimize teslîm edüp cümle mîr-i mîrân [ve] ümerâlar ve iş erleri ve Avnikli Ahmed Ağa dahi ricâ edüp katl olunmayup haps olundu. Âhir kırk bin koyunu ve kırk atını ve on yedi katar-ı katırını ve yigirmi Gürcî gulâmın ve elli kise mâlın alıp hapsden ıtlâk olundu. Ammâ kal‘ası Malazcird Beği Mehemmed Beğ'e ihsân olunup andan dahi yigirmi kîse ve yigirmi katar-ı katır ve bî-hisâb vaşak postu ve kaplan postu ve yedi aded keruke zırh [u] zereh-külâh ve serpenâh alınup cümle guzât-ı müslimîn ile sâlimîn ve gânimîn ve mansûr ve muzaffer Erzurûm'a avdet olunup ol gün 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 292b ·
metinde göster ·
… sakir-kes server ve dilâver idi. Ammâ aslâ Türkçe bilmezdi. Hemân kılıç u at ve
zırh u
mu‘teberât bilirdi. Hattâ Humus hâricinde nehr-i Âsî kenarında Çöl Urbânın kıru …
Evsâf-ı ahlâk-ı Ketağaç Paşa (---)(---)(---) perveriş bulmuş Boltakay kabîlesinden Çerkeziyyü'l-asl yarar ve nâmdâr ve şecî‘ ve dilîr bir mîr-livâ idi. Şam-ı Tarabulus hâkinde ekseriyyâ Hama ve Humus sancaklarına mutasarrıf olup Urbânın ol taraflarda ırkın kesmiş bir paşa idi. Âdil ve re‘âyâ-perver, asakir-kes server ve dilâver idi. Ammâ aslâ Türkçe bilmezdi. Hemân kılıç u at ve zırh u mu‘teberât bilirdi. Hattâ Humus hâricinde nehr-i Âsî kenarında Çöl Urbânın kırup hâlâ üstühânları püşte püşte yığılup "Ketağaç Paşa Depesi" nâmıyla ma‘rûf bir kemikden depedir. Ve bu Ketağaç Paşa'nın hânesi Antakiyye şehri içre bir sarây-ı azîmdir. Kapusunda hân zencîri gibi zencîr çekilmiş idi. Bir kerre Antâkıyye hâricinde Urbân geldi derler, hemân atına tevâbi‘leriyle süvâr olup sarâyının kapusunda zencîri küşâde etmeğe bevvâb bulmayup hemân Ketağaç Paşa dal-kılıç olup zencîre eyle bir satûr-ı Ketağaç urur kim hâlâ zencîrin pâreleri bâbının kemeri üzre maslûb durur. Âyende vü revendeye temâşâgâh makdûr-ı beşer değildir. Ve bizimle bu sefer-i zafer-me’ser olan Gönye gazâsında ve Mikrilistân nehb ü gâretinde etdüğü yararlığı bir er etmemişdir. Hudâ cemî‘î murâdât [u] maksûdın hâsıl ide.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 336a ·
metinde göster ·
… -şûyları birer katar bâr-ı sakîle ve bu kadar mâl-ı ganâ’ime ve beşer onar aded
zırh u
zıreh külâhlı ve katlâvî ve cebe vü cevşenli köçeklere mâlik olup Fir‘avn u Şed …
ebyâtı üzre vakt-i seherde paşa cümle ordu etrâfına muhâfazacı askerleri koyup Bismillah ile altı bin salt güzîde urguncu ve yağmacı ve tâlâncı asker atlayup ılgar ile cânib-i kıbleye yedi sâ‘at gidüp Kankırı hâkinde Kurşumlıdağı eteğine vardıkda meğer Köprülü'nün çâşıdı varup "İşte Varvar Alî Paşa askeri geldi" deyince tarfetü'l-ayn içre Köprülü çarhası meydân-ı muhabbete çıkup Alî Paşa askeri dahi ileri varup çarha askeri gösterüp gerüde beş koldan kafadar kat kat asker koyup iki çarha birbirine dokuşup bir sâ‘at yahşı ceng-i perhaş [u] savaş olup bir sâ‘atden Köprülü tarafı aslâ dayanamayup münhezim olup beş aded eyâlet askeri kimi dendân-ı tîğdan geçerken kimi Lâ ilâhe illallah der, kimi Muhammedün Resûlullah der, kimi amân ve kimi yamân deyüp bu kadar mahlûk-ı Hudâ târumâr oldular. Köprülü askerin Varvarlı varup koyun kuzular gibi yalayup hayme ve hargâhları ve bâr ü bengâhları ve tevâbi‘at-ı bî-günâhların âhın alup küffâr gibi zincirleri gerdenlerine bend kılup esîr gibi bu kadar müslimîni keşan ber-keşân edüp atdan ve dondan ve katar u mehârdan ve'l-hasıl devlet-i dünyâdan ayrılmış, ömründe piyâde yürümemiş ve ka‘r-ı vakâr sâhibi muhteşem ağaları sekbân ve sarıcalar yalın ayak ve başı kabak piyâde yürüdüp kimin kırarlar, kimin esîr ve kimin âzâd ederler ve ba‘zısına "mâlını kande gömdün" der, işkence ederler ve kimi pây-beste ve dil-haste ve şikeste-beste bu kadar kavm, koyun sürüsü gibi giderlerdi. Ba‘zısını istedikleri yerde katl ederlerdi. Bu kadar fezâhatden mâ‘adâ Âl-i Osmân pâdişâhının üç tuğlu bir ihtiyâr-ı âlî-vakâr Köprülü Mehemmed Paşa'yı ve iki tuğlu Amâsiyyeli Kör Hüseyin Paşa'yı ve iki tuğlu Kara Sefer Paşa'yı ve Amasiyyeli Hacı Efendizâde gibi hânedân sâhibi kimesneleri dest-ber-kafa bağlı hûn ciğerleri dâğlı, çeşm-i pür-hûnları yaşlı ve bâğırları başlı Varvar Alî Paşa'nın tuğları önü sıra boğazlarında tavk-ı la‘net ile zincirler ile akd olunmuş eyle nâzenîn vücûdları ol şiddet-i hârda piyâde giderek "el-hükmü lillah" deyüp her ân ve her sâ‘atde cellâd-ı feleğe muntazır olup lisânlarında kelime-i Tevhîd gitmezdi. Gör felek atlasının hâlin kim bir ân evvel bu kadar kerr u ferr ve dârât [u] azamet sâhibi idiler. Bir ân-ı vâhidde cübbe ve destâra mâlik olmayup piyâde zencîr-keş olup sekbân ve sarıca elinde esîr oldular. Bu hâlde iken gözleri önünde tevâbi‘ [u] levâhıkların katl edüp kılıcının kanın cellâdlar paşaların üzerine silerlerdi. Hulâsa-i kelâm bir vezîr ve beş mîr-i mîrân-ı sâhib-îmân Varvar Alî Paşa'nın üç direkli otâğı sütûnlarında bâr-ı bend zincîrler ile bağlı ve sâ’ir mîr-i mîrânlar ve sâ’ir mîr-i livâlar ve gayrı a‘yân-ı kibârlar yüzü üstüne bağlı idi. Sâ’ir Köprülü ve Hüseyin Paşa ve Kara Sefer Paşa askerleri gayrı çadırlarda esîr [ü] gürisneler idi. Bu mâbeynde Varvar Alî Paşa'nın bir habbeye ve bir lipâçe cübbeye muhtâc ve aç u zevi'l-ihtiyâc olan piyâde seyis ve harbende ve akkâm ve meş‘alcileri ve kâse-şûyları birer katar bâr-ı sakîle ve bu kadar mâl-ı ganâ’ime ve beşer onar aded zırh u zıreh külâhlı ve katlâvî ve cebe vü cevşenli köçeklere mâlik olup Fir‘avn u Şeddâd gibi gurur hâsıl etdiler. Varvar Alî Paşa ise mansûr u muzaffer oldum, deyü enâniyyet da‘vâsında mu‘âmele etmeğe başladı. Ve henüz ısyân [u] tuğyânı zâhir ü bâhir oldu. Ve günden güne ordusunda haşerât-ı Cemâpûr cem‘ olmada. Ve etrâf-ı kazâlarda mîr-i mîrânlar asker sürmeğe ve zehâ’ir sürmeğe me’mûr oldular. Ve ba‘zı mîr-i mîrânlara evâmirler tahrîr edüp "Elbette eyâletin askeriyle bizim ordumuza gelesin ve illâ üzerine asker çekerim" deyü mü’ekked emirler tahrîr olundu. Ve ba‘zı ehl-i ırz ümerâ ve mîr-i mîrânlar ordusuna geldikde cümle otuz yedi bin asker oldu. Bu hâl ile kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek yine Kankırı sancağı hâkinde, menzil-i karye-i Bozoğlan nâm mahalle geldikde hakîr huzûruna varup "Gazânız kutlu olsun. Sultânıma inşâallah mansûr u muzaffer olursız demişdim. Hamd-i Hudâ düşmanları münhedim etdiniz. Ba‘de'l-yevm Cenâb-ı İzzet sizi hıfz [u]363b emânında edüp hemîşe düşmanlarınız böyle münhedim olup serleri ârâyiş-i nîze ola" deyü vâfir hoş-âmed kelimâtlar edüp "Sultânım! Şimden gerü bu kulunuza mektûblar ihsân edüp paşa oğlunuza beni gönderin" dedim. Feth-i kelâm edüp eydür: "Gördün mü Evliyâ'm! Bu kadar düşman askerin ân-ı vâhidde niçe târumâr eyleyüp kırup geçirdim ve niçe vezîrleri zincire urup keşân-ber-keşân götürürüm" dedikde "Gördüm sultânım! Aleyhi mâ-yestahıkku, lâkin merhamet edüp niçesin âzâd edüp Cenâb-ı Bârî sizin dahi niçe müşkil işleriniz âsân ide. Mücrimleriniz cümle ümmet-i Muhammed'dir. Bu kârhâne-i Âl-i Osmân'ın hâli budur. Ulü'l-emre itâ‘at edüp beğler ve paşalar biri biri üzre ceng ide gelmişlerdir. Size lâyık olan yine afv ile mu‘âmele eylemekdir. "Allahümme inneke afuvvun tuhibbü'l-afve fa‘fu annî" buyurmuşlar" dedikçe musırr olup bir âdem âzâd etmeyüp "Sabr eyle, beş on günden sonra görürsün. Hele Küçük Çavuş Paşa oğlum ve İpşir Paşa oğlum ve Şehsüvâroğlu Şehkadı Paşa oğlum ve niçe oğullarım dahi gelsinler dahi neler işlesem gerek" deyü aceb enâniyyet ile ba‘zı gurûrâne kelimâtlar etdi. Hakîr eyitdim "Yâ Sultânım! Bizim efendimize dahi mektûblar yazın. Anlar dahi ordu-yı İslâm cem‘iyyetine dâhil olup dahi ziyâde cem‘iyyet-i kübrâ olsun" dedim. "Hele şimden gerü iş bitdi. Anların gelmesine ihtiyâc kalmadı. Eğer gelirse safâ geldi, hoş geldi" dedi. Bir sâde-dil harem-i hâsda perveriş bulup
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 363a–363b ·
metinde göster ·
… alay-ı azîm ve ol kadar mülebbes ve mükellef ü mükemmel ve müretteb ü müzeyyen
zırh u
zereh-külâhlı ve cebe vü cevşenli ve katlavî ve demir geyimli ve atları dahi se …
Sitâyiş-i eşkâl-i hisâr-ı İlvov: Bu kal‘a altına Tatar Hân ile gelirken bizimle tabur cengi imdâdına gelen vilâyet-i Krakov hâkimi Varşalka Kral elli bin aded güzîde asker ile Hân'a istikbâle çıkup ol kadar alay-ı azîm ve ol kadar mülebbes ve mükellef ü mükemmel ve müretteb ü müzeyyen zırh u zereh-külâhlı ve cebe vü cevşenli ve katlavî ve demir geyimli ve atları dahi serâpâ demir geyimli küheylân atların hemân gözleri görünürdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 45a ·
metinde göster ·
… ve kapucular kethüdâsıyla cümle üç bin aded güzîde pür-silâh küheyl atlı ağalar
zırh [u]
zereh-külâh ile ve yetmiş bayrak piyâde sekbân ve sarıca askeriyle Hân'a istikb …
Evvelâ Melek Ahmed Paşa Mehemmed Giray Hân'a Akkirmân'dan cevâhir ve murassa‘ eğerli ve cevâhir raht ve gaddâre ve altun zincirli bir siyâh küheylân at ile kethüdâsı ve dîvân efendisi ve kapucular kethüdâsıyla cümle üç bin aded güzîde pür-silâh küheyl atlı ağalar zırh [u] zereh-külâh ile ve yetmiş bayrak piyâde sekbân ve sarıca askeriyle Hân'a istikbâle gidüp Hân'ı getürürlerken Paşa dahi Yanık kal‘ası cânibine kendüye müte‘allık tevâbi‘leriyle Hân'ı karşıladıkda hemân Hân atdan piyâde olunca Paşa dahi piyâde olup birbirleriyle ağlaşup öpüşerek yine atlanup atbaşı berâber Hân ile Paşa'nın otağına gelüp Hân otakda meks eyleyüp Kalga ve Nûreddîn otakda kalup Sefer Gâzî Vezîr, kethüdâya kondu ve Hân'ın iç ağaları Paşa'nın iç ağaları içinde kalup Paşa kendü gulâmlarından Hân'a yüz aded pâk gılmân-ı hâssalar ta‘yîn eyleyüp Paşa kendünün gayrı otağına gidüp cümle Mansûrlu ve şîrînli ve Kapukulu ağaları ve cümle gayrı mirzâları cümle ağalara kondurup yüz elli aded münakkaş çergelere sâ’ir Badrak ve Karaçi ve Nogay Tatarların kondurup tatyîb-i hâtırlarıyla mukayyed olup Paşa hemân sâ‘at yine Hân yanına varup tahte'l-fütûr nâmında iki yüz fağfûrî tabak mümessek hamîreler ve emlec ve kebbât ve kâblı ve helîle ve külbe şeker mu‘amber ve hamîre-i benefşe ve hamîre-i zambak ve hamîre-i ıtrıfil ve hamîre-i şekakul ve yetmiş aded envâ‘-ı mümessek reçeller tenâvül olunup andan gûnâ-gûn maslûka çorbaları ve gûnâ-gûn mümessek pâdişâha lâyık hoşâblar içilüp ba‘de't-ta‘âm mücevher ileğen ve ibrikler ile eller yaykanup kahveler ve şerbet ve çay ve bâdyân içildikden sonra gülâb ve buhûrlar verilüp Paşa hazînedâra işâret etdikde ayağa kalkup {cümle hedâyâlar huzûr-ı Hân'a gelince Paşa} eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 50b ·
metinde göster ·
zereh-külâh ve kılıçlar ve tîrkeşler verilüp ol gün üç yüz koyun kebâb ve elli …
Ve niçe mirzâlara zırh [u] zereh-külâh ve kılıçlar ve tîrkeşler verilüp ol gün üç yüz koyun kebâb ve elli kazgan pilav ve zerde ve çorba ve yetmiş gûne ni‘met ile altı bin sahan ta‘âm-ı gûnâ-gûn ve elli bin ekmek summât-ı Muhammedîlere yetmiş yerde ni‘metler döşenüp Akkirmân çayırları üstüne kebâb ve pilav yahni konup Tatar askeri birbirine girüp yedi günlük ta‘âmı bir günde yeyüp pilav zerde ve çorbayı kalpaklarına koyup koşlarına götürdüler. Bu ziyâfet-i azîm hâlâ Akkirmân'da ve Kırım diyârında dâsitân-ı dûstândır. 51a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 50b–51a ·
metinde göster ·
… d yüz aded pençe-i âfitâb gulâmları ve kızları cümle ağırmak Tatar atlarıyla ve
zırh [u]
zereh-külâhlarıyla ve cümle kılıçları ve sadaklarıyla ve beş araba mâl-ı ganâ’i …
Bu zikr olunan cümle dörd yüz aded pençe-i âfitâb gulâmları ve kızları cümle ağırmak Tatar atlarıyla ve zırh [u] zereh-külâhlarıyla ve cümle kılıçları ve sadaklarıyla ve beş araba mâl-ı ganâ’imden altmış zî-kıymet çarhlı Macar tüfengleri kim cümle beş yüz tüfeng idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 52a ·
metinde göster ·
Ve seyis ve harbendeleri ve akkâm ve meş‘alcileri ve cerge ve katar u mehâr ve
zırh [u]
zereh-külâh ve bâr [u] büngâha mâlik olup gûyâ leyle-i Kadr'e uğrayup nicesi şâ …
Ve seyis ve harbendeleri ve akkâm ve meş‘alcileri ve cerge ve katar u mehâr ve zırh [u] zereh-külâh ve bâr [u] büngâha mâlik olup gûyâ leyle-i Kadr'e uğrayup nicesi şâdmerk oldu, ammâ Murtazâ Paşa askeri ve Gürcî Mustafâ Paşa askeri bir habbeye ve bir cübbeye muhtâc ve ac u zâc olup dağlarda niçe gün Hasan Paşa'lı havfinden her biri ot otlayarak birer tarîk ile dâr [u] diyârlarına firâr edüp niçe yüğrük atlı olanlar at başın Üsküdar'da Köpürlü Mehemmed Paşa otağında çeküp soluk aldıkda nice bozulup nice kırıldıkların ve cümle vüzerâ nice firâr etdiklerin Köpürlü'ye nakl etdiklerinde Köpürlü-yi müdebbir,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 70a ·
metinde göster ·
… iki yüz kılıç ve sekiz yüz aded raht ve üç yüz aded gaddâre ve sekiz yüz kâmil
zırh [u]
zereh-külâh ve ser-penâh ve kolçak ve yancık ve bahrî hotaslar ve üç aded zer-e …
Paşa fakîr gûyâ mecnûn vâlih [u] hayrân olup aları aları bakarken İslâmbol'dan bir baltacı gelüp İslâmbol sarâyında Paşa'nın bin yedi yüz kîsesi ve üç bin tüfeng ve iki yüz kılıç ve sekiz yüz aded raht ve üç yüz aded gaddâre ve sekiz yüz kâmil zırh [u] zereh-külâh ve ser-penâh ve kolçak ve yancık ve bahrî hotaslar ve üç aded zer-ender-zer otaklar ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77b ·
metinde göster ·
… ki senin mâlındır, zîrâ Kaya Sultân senden gayrı bir vezîre varmadı kim otak ve
zırh [u]
zereh-külâh ve tüfeng ve kalkan ve sâ’ir âlet-i silâh mîrâs yeye, anlar senindi …
"Melek Lalam, başın sağ olsun. El-hükmü lillâh eyle olur. Kaya'nın acısın def‘ etmek içün sana Bosna eyâletin müft ü meccânen ihsân eyledim, ammâ anda Seydî Ahmed Paşa çok zulüm etdiğinden ma‘zûl edüp sana verdim, lâkin sen adâlet edüp ol taraflarda Venedik kâfirlerine göz açdırmayup elin vilâyetin nehb u gâret edüp niçe kal‘aların feth edüp kabza-i teshîre alasın ve her hatt-ı şerîfime amel edesin ve her serhadleri bir hoş muhâfaza edesin ve cümle kılâ‘larım ta‘mîr ü termîm edüp gereği gibi gözedesin. Ben senin bunda kızını ve milk-i emlâkini ve Haremeynü'ş-şerîfeyn dollâbına konan kızının mâlın inşâ’allâh gözedirim, ammâ cebehâneye müte‘allık çok şey’ler getirmişler. Anlar bilirim ki senin mâlındır, zîrâ Kaya Sultân senden gayrı bir vezîre varmadı kim otak ve zırh [u] zereh-külâh ve tüfeng ve kalkan ve sâ’ir âlet-i silâh mîrâs yeye, anlar senindir. Tîz verilsin" deyü fermân-ı şehriyârî oldukda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 78b ·
metinde göster ·
… sah ve boğa ve gergerdan derisinden gûnâ-gûn Haleb kalkanları var. Ve ekseriyyâ
zırh [u]
zereh-külâh ve tuğulka ve ser-penâh ve katlavî ve kaz göğsü geyimlere çoğu müst …
Ve arkalarında ve iki koltukları altında kartal ve karakuş ve devlingeç ve gücügen kuşlarının kanatların bağlayup bir ucbe mahûf hey’et-i mehîb idiler kim gören âdemlere dehşet hâsıl olurdu ve çizmelerinde birer karış demir çarhlı çekirdekli çarh-ı felekli mahmîzler ve arkalarında tekne kalkanlar ve fîl ve timsah ve boğa ve gergerdan derisinden gûnâ-gûn Haleb kalkanları var. Ve ekseriyyâ zırh [u] zereh-külâh ve tuğulka ve ser-penâh ve katlavî ve kaz göğsü geyimlere çoğu müstağrak olmuş Rûmeli gâzîleri idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 81b ·
metinde göster ·
… h ve müzeyyen ve müretteb, vakâr sâhibi ağalar kim niçesi beşer, onar, on beşer
zırh [u]
zereh-külâhlı ve mahbûb köçekli ve küheylân atlı ağalardır. Andan,
Alay-ı ağavât-ı vâcibü'r-ri‘âyâ: Bu hakîr Evliyâ bu zümreden idik, ammâ hamd-i Hudâ vak‘ u vakârımız kapucubaşılardan âlî-kadr idik. Bu cavk asker cümle bin aded müsellâh ve müzeyyen ve müretteb, vakâr sâhibi ağalar kim niçesi beşer, onar, on beşer zırh [u] zereh-külâhlı ve mahbûb köçekli ve küheylân atlı ağalardır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 81b ·
metinde göster ·
… âyık ve ba‘zıları eyâlet sâhibi vezîr oldular. Eyle ağalar kim cümle iç ağaları
zırh [u]
zereh-külâha müstağrak cilfidân ve ma‘nek ve tarîkî ve musâfaha ve kebîşe ve ha …
Alay-ı kapucubaşılar: Cümle üç yüz aded katar ve bahâr sâhibi iskemle çeker vakâr sâhibi ve esbâb-ı ihtişâmlı ve kırkar ve ellişer ve yüzer ve yüz ellişer tevâbi‘ u levâhık sâhibi müte‘azzım kapucubaşılar kim her biri bir mîr-i mîrânlığa lâyık ve ba‘zıları eyâlet sâhibi vezîr oldular. Eyle ağalar kim cümle iç ağaları zırh [u] zereh-külâha müstağrak cilfidân ve ma‘nek ve tarîkî ve musâfaha ve kebîşe ve havvâre ve mahmûdî ve hamîdî atlara süvâr olup altı pâre âlât-ı yancığa ve bahrî hotaslı atlar ile ubûr edüp selâma durdular. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 81b ·
metinde göster ·
… olan rûy-ı dîvârda maslûb cebe ve cevşen ve katlavî ve tuğulka ve ser-penâh ve
zırh [u]
zereh-külâh ve balta ve nacaklar ve şiş ve harbe ve mızrak ve tüfeng ve tîr-i k …
Sitâyiş-i hisâr-ı Nârin kal‘a: Bu kal‘a Yukarukal‘anın cânib-i garbı köşesinde vâki‘ olmuş gâyetü'l-gâye metânet üzre mebnî şekl-i murabba‘ seng-i tırâş ile inşâ olunmuş başka iki kat bölme hisâr-ı üstüvârdır kim içinde dizdâr ve kal‘a imâmı ve mü'ezzininden gayrı bir ferd-i âfrîde sâkin değildir. Ancak bir zâviye ve gılâl anbârları ve su sarnıçları vardır. Ve cânib-i şarka nâzır iki kat metîn demir kapuları mâbeyninde dizdâr ağa dîvânhânesi etrâfında olan rûy-ı dîvârda maslûb cebe ve cevşen ve katlavî ve tuğulka ve ser-penâh ve zırh [u] zereh-külâh ve balta ve nacaklar ve şiş ve harbe ve mızrak ve tüfeng ve tîr-i kemân ve kılıç ve gaddâre ve zemberek ve gürz ve salık ve nobbut ve sopa ve salma ve gürz ve siper-i zerîn ve niçe bin bunun emsâli âlet-i silâha müte‘allık zî-kıymet silâh-ı gûnâ-gûnlar ile bu kapular mâbeyni eyle müzeyyen olmuşdur kim Devlet-i Âl-i Osmân'da misli meğer Bağdâd-ı bî-dâdda ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 112b ·
metinde göster ·
Ve yemîn ü yesârın mesâfe-i ba‘îdesine ince karavullar fermân olunup serdâr-ı ekremin sağında Anadolu Beğlerbeğisi Çavuşzâde Mehemmed Paşa sol tarafında Rûmeli eyâletiyle (---) Paşa zi'l-cenâheyn-vâr, iki deryâ-misâl askerin kalbinde serdâr-ı muzaffer kırk oda kapukullarıyla ve dörd aded aşağı bölük sipâhiyânlarıyla ve yigirmi aded mîr-i mîrânlar ile ve yüz yigirmi aded mîr-i livâlarla sahrâ-yı Vârat'a vardıkda sâf u sâf ve mevc u mevc ve fevc u fev[c] asker-i bî-pâyân şukka-i alemlerin kaldurup sancağ u bayrağ ve tuğ u sünü yalmanlarından ve zırh [u] zereh-külâh ve cebe vü cevşen şa‘şa‘asından âfitâb-ı âlem-tâbın pertevi müzmahill olup cemî‘i mîr-i mîrân ve ümerâların tabl [u] kudûm ve nefîr ve sûrnâlarının savtından eflâk-ı semâ ra‘d-vâr güm güm gümleyüp cümle guzât-ı müslimîn ejder-i heft-ser gibi gürleyüp tekbîr-i sadâ-yı Allâh Allâh ile birbirlerin cenge terğîb ederek Vârat kal‘ası nümâyân oldukda derûn-ı kal‘adan Gâzî Seydî Ahmed Paşa tabl-ı alemin döğerek çıkup cânib-i şimâle kendünün ordusuna gidüp bârgâhında meks edince bu ahvâl-i pür-melâl cümle asâkir-i İslâma girân gelüp asker mâbeyninde bir güft ü gû olup eyitdiler,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 123a ·
metinde göster ·
… et ederdim. Meğer cum‘a günü imiş. Hutbeyi okurken anı gördüm. Seydî Ahmed Paşa
zırh [u]
zereh-külâh ve ser-penâhın başına geymiş minber nerdübânından yukaru çıkup eydi …
Melek Ahmed Paşa eydir: "Hayrola, bu gece bir vâkı‘a gördüm. Bu yanımızdaki Seydî Ahmed Paşa inşâ etdiği namâzgâhın minberine hakîr çıkup cümle askere hutbe tilâvet ederdim. Meğer cum‘a günü imiş. Hutbeyi okurken anı gördüm. Seydî Ahmed Paşa zırh [u] zereh-külâh ve ser-penâhın başına geymiş minber nerdübânından yukaru çıkup eydir: ‘Âh Birâderim, benim minberime 135b çıkmak hüner değildir. Beni Köpürlü Mehemmed Paşa vezîre arz edüp beni öldürmeden halâs eyle. Yohsa beni böyle bir cum‘a günü şehîd ederler’ deyü ağladı. Biz dahi hutbeyi bırağup, ‘Elem çekme birâder, seni anlardan Allâh kurtarır. İnşâ’allâh sene-i âtîde seninle Tımışvâr ovasında mülâkat olup seni bir hâl ederiz. Elem çekme. Var Budin'e girüp kal‘ayı bir hoşca amâr edüp hıfz [u] hırâset üzre ol’ dedim. Ol dahi ‘Kabûl etdik. Hemân bizi hayır du‘âdan unutma’ deyü minberden gerü gerü ineyim derken başı aşağı düşüp teker meker olup merhûm oldu. Hemân ben de,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 135a–135b ·
metinde göster ·
zereh-külâh katlavi ve tuğulka-yı ser-penâha müstağrak olup cümle küheylân esb- …
Ertesi bir alay-ı azîm tenbîh olunup ale's-sabâh cümle asâkir-i İslâm pür-silâh cebe vü cevşen ve zırh [u] zereh-külâh katlavi ve tuğulka-yı ser-penâha müstağrak olup cümle küheylân esb-i tâzî ve sabâ-sür‘atleri zer-ender-zere müstağrak olup cümle kemer sîm raht u bahtlar ve sîm ü mebrûm katîfe eğerler ve altı pâre polad-ı Nahşevânî yancıklar ve bahrî hotaslar ile cümle sâfinâtü'l-ciyâd misilli atlara cümle gâzîler süvâr olup tîrkeş tîrkeşe ve rikâb rikâba cemî‘i asâkir-i kerrârların enselerinde bebr kaplan kağan arslan kat-ender-kat mahbûb köçekler at başları berâber âdâb üzre gidüp cemî‘i vüzerâ ve vükelâ ve mîr-i mîrânlar ve mîr-i livâlar ve cümle alaybeğleri ve birbirinden yeğleri kanûn-ı teşrîfât-ı Âl-i Osmânî üzre yerlü yerlerinde ve kollu kollarında mevc ü mecv ve fevc ü fevc ve sâf sâf alay alay ve bölük bölük ve ser ü ser ve her biri küme küme dârât ve azamet ve şevketleriyle ubûr edüp kal‘a-i Sibin nümâyân oldukda serdâr-ı Kerrâr Ali Paşa kim Düldül-süvâr Ali ve esedullâhi velî gibi esb-i sabâ-peymânı sürüp cümle yemîn ü yesâr ve mataracıyân ve şâtırân-ı köçek-i Amr-ı Ayyârânlar zer-ender-zere müstağrak olup birer mutallâ taslar ile her biri tâvûs-ı bâğ-ı İrem gibi hırâmânî reftâr ederek ubûr edüp önlerinde tokuz aded yedekler dahi la‘l [ü] yâkût ve cevâhir murassa‘âta müstağrak olup ubûr edüp bizzât Serdâr Ali-i şîr hakkâ ki şîrâne ve dilberâne Sâm-ı süvâr-vâr esb-i eşhebi üzre menkâle pehlivân gibi altında semmûr kapaniçe ve Selemî(?) üzre sorguc-ı serdârîsi ile Âsaf-ı Berhayâ-vâr hulû‘ [u] huşû‘ ile mâdiyâne ubûr edüp ardı sıra kâmil beş yüz aded pür-silâh âteş-pâre gılmân-ı hâssa-i enderûnlar cebe vü cevşene müstağrak olup bunlar dahi rikâb rikâba at başı berâber ubûr edüp dahi akîblerince tokuzar kat mehterhâne-i Cemşîdi segâh faslını üstâdân-ı mehterân çalarak ubûr edüp Serdâ[r]-ı mu‘azzam kal‘a-i Sibin altına vardıkda azamet-i Hudâ kal‘a-i Sibin'den bin pâre balyemez toplara bir fitilden âteş edince gûyâ rûz-ı mahşerden bir gün olup edîm-i arz dir dir ditreyüp Serdâr-ı zafer-şi‘âr bu tertîb üzre serâperdesinde karâr edüp de'b-i şerîfleri üzre summât-ı Muhammedîsi tenâvül olunup herkes haymelerine gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 29a ·
metinde göster ·
… em besleyüp yüz yetmiş bin altun ve iki yüz kîse harc etdim ve bu kadar raht ve
zırh [u]
zereh-külâh ve âlât-ı silâh satup yeniçeri ocağından mu‘âmele ile karz akçe dah …
"Vallâhi sultân efendim, ben hâlâ Erdel seferi gazâsından gelir bir mücâhidün fî-sebîlillâh vezîrim. Ben ol seferde yedi bin âdem besleyüp yüz yetmiş bin altun ve iki yüz kîse harc etdim ve bu kadar raht ve zırh [u] zereh-külâh ve âlât-ı silâh satup yeniçeri ocağından mu‘âmele ile karz akçe dahi aldım. Ve ben zâlim değilim ki mutasarrıf olduğum mansıblarda zulm edüp mâl alup seni bu isrâf masrûf üzre besleyem. Ben bu kadar masrûfu çekmeğe kâdir değilim. Benim de bu kadar tevâbi‘ [u] levâhıkım var. Ben ehl-i seferim, bu masrûf çokdur. Lütf edüp sehel tenzîl buyurun. Kaya Sultân merhûme kadar masrûfa tahammülüm vardır, ammâ bu beş kat masrafa tâkatım yokdur" dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 44a ·
metinde göster ·
Ve gûnâ-gûn cenge müte‘allık âlât-ı silâhlardan demir katlavîler ve geyimler ve
zırh u
zereh-külâh tuğulka ve ser-penâh [ve] şiş ve mızrak ve harba ve teber ve balta …
Ve gûnâ-gûn cenge müte‘allık âlât-ı silâhlardan demir katlavîler ve geyimler ve zırh u zereh-külâh tuğulka ve ser-penâh [ve] şiş ve mızrak ve harba ve teber ve balta ve zemberek ve tüfeng makûlesi şeyler mevcûddur, zîrâ üçüncü muhâsarada küffâr bu kapudan yürüyüş edüp kal‘aya istîlâ edecekleri mahalde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 80a ·
metinde göster ·
… âh durdular. Ve üç yüz aded iç ağaları cebe vü cevşene ve katlavî ve tuğulka ve
zırh u
zireh-külâha müstağrak olup paşanın ensesinde kilt-â-kilt kafâdâr durup Feth-i …
Dahi ardları sıra yedi yüz yetmiş aded kırmızı bağır yelekli ve kırmızı beratalı ve yedişer sekizer karış dalyan tüfengli Hırvad u Arnavud yiğitleri cümle piyâde çatal fitillerin saklayup Paşa'nın önü sıra yürüdüler. Ve cümle çâşnigîr ve kilarcıyân ve serrâcân ve gayri hüddâmân paşanın yemîn ü yesârında pür-silâh durdular. Ve üç yüz aded iç ağaları cebe vü cevşene ve katlavî ve tuğulka ve zırh u zireh-külâha müstağrak olup paşanın ensesinde kilt-â-kilt kafâdâr durup Feth-i şerîf tilâvet etmeğe başladılar. Ve çalıcı mehterbaşıya tenbîh olunup küffâra hamle etmeyince cengî harbîler çalınmaya denildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 101b ·
metinde göster ·
… im on bin aded âlü'l-âl mücevher çarhlı ve karabina puşkalar var ve on bin aded
zırh u
zereh-külâh ve tuğulka ve katlavî ve ser-penâh makûlesi şeyler var. Ve mızrak v …
El-hâsıl bir odada olan bisât u edviyeler bir odada dahi yokdur. Ve tahtânî odalar dahi cümle otuz aded hücre-i kârgîrlerdir. Bunlarda cümle âlât-ı harbe ve âlât-ı silâha müte‘allık eşyâlar var kim on bin aded âlü'l-âl mücevher çarhlı ve karabina puşkalar var ve on bin aded zırh u zereh-külâh ve tuğulka ve katlavî ve ser-penâh makûlesi şeyler var. Ve mızrak ve harba ve çapa ve kazma ve balta ve nacak ve külünk ve mıh ve kılıç ve şiş ve gayri âlât-ı silâhların hisâbların Allâh (Allâh) bilir. Ve bu mezkûr silâhların cümlesi eyle mücellâ ve musaykal idi kim gûyâ her biri üstâd elinden henüz çıkmış gibi cümle hâzır-bâşdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 131b ·
metinde göster ·
… e ve Ustolni-Belgradı ve Üstürgon ağalarının eşbehleri bunlar dahi pür-silâh ve
zırh [u]
zereh-külâh ve kaplan postu ve kartal kanatları arkalarında ve başlarında Sâlih …
Andan Tatar askeri andan çâşnigîrler andan taşra kilarcılar andan aşçılar andan müteferrikalar andan {Tatar askeri andan} vâcibü'r-ri‘âyâ ağaları andan bizim ile ta‘yîn olunan Budin ve Egre ve Kanije ve Ustolni-Belgradı ve Üstürgon ağalarının eşbehleri bunlar dahi pür-silâh ve zırh [u] zereh-külâh ve kaplan postu ve kartal kanatları arkalarında ve başlarında Sâlihli ve Yahyâlı ve Porçalı ve Gerz-İlyâsî ve Evrenosî tâçlar ve yelken takyeler geyüp ve atları Hasenî ve Hüseynî ve Tunageçdi kınalı atlar ve yedekleri olup ellerinde kurd tüğü sarılı kosdaniçse sırıklar üzre gûnâ-gûn harîr filandıra bayraklar ile ve ellerinde ve bellerinde ve karabina tüfengler ile at başı berâber ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 54a ·
metinde göster ·
… rak olmuş pür-silâh mücevher rahtlı ve tokuz nefer yedekçiler küheyl atlar üzre
zırh [u]
zereh-külâhlı ellerinde yedekleri ile birer birer ubûr etdiler.
Andan bunların ardı sıra paşanın âhûr kethudâsı ile paşanın tokuz aded zer-ender-zere müstağrak olmuş pür-silâh mücevher rahtlı ve tokuz nefer yedekçiler küheyl atlar üzre zırh [u] zereh-külâhlı ellerinde yedekleri ile birer birer ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 54b ·
metinde göster ·
… kendüsini hukemâlar muğlâb ile nâm içün kadîd edüp tuç gibi cümle silâhıyla ve
zırh [u]
zereh-külâhı ve tîrkeş ve esbâbıyla ve başında şıpırtma kalpağıyla atı üzre dur …
Süleymân Hân asrında bir Çerkes yiğidi ol mahalle gelince at koyup küffârı kıra kıra kendüsi dahi şehîd olup hâlâ bir kemer altında ol Çerkes yiğidi atı üzre kendüsini hukemâlar muğlâb ile nâm içün kadîd edüp tuç gibi cümle silâhıyla ve zırh [u] zereh-külâhı ve tîrkeş ve esbâbıyla ve başında şıpırtma kalpağıyla atı üzre durur. Atı dahi 58b muğlâbla kadîd olup durur. Anıniçün Çerkes Meydânı derler. Ve bu yiğidi tüfeng ile şehîd eden kefereyi Ferdinand Kral getirüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 58a–58b ·
metinde göster ·
… idi. Ve iki aded top-ı şâhî ve bu kadar kılıç ve gaddâra ve tîrkeş ve kalkan ve
zırh u
zereh-külâh ve bu kadar iri gümüş aşçı bıçakların cümle arabalara zeyn edüp bir …
Ve iki bin kadar yeşil ve sarı ve kırmızı bayrakları sırıklar üzre kefere ellerine alup cümle sancağ u bayrakları baş aşağı edüp güzer etdiler, ammâ esîrleri pinhân edüp meydânda yok idi. Meğer ziyâfetde kral vezîrinin verdiği esîrler bu gelen esîrlerden idi. Ve iki aded top-ı şâhî ve bu kadar kılıç ve gaddâra ve tîrkeş ve kalkan ve zırh u zereh-külâh ve bu kadar iri gümüş aşçı bıçakların cümle arabalara zeyn edüp bir alay-ı musîbet ile ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle asker-i İslâma rağmen ferahşâd olup garrâlanarak ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 70b ·
metinde göster ·
Ve bu dîvânhâne mahallerinin der [ü] dîvârını cebe ve cevşen ve
zırh [u]
zereh-külâh ve katlavî ve tuğulka ve serpenâh ve tüfeng ve zemberek ve tîr ve k …
Ve bu dîvânhâne mahallerinin der [ü] dîvârını cebe ve cevşen ve zırh [u] zereh-külâh ve katlavî ve tuğulka ve serpenâh ve tüfeng ve zemberek ve tîr ve kemân ve salık ve gürz ve nebbût ve zerdeste ve kalkan ve kılıç ve mızrağ Y 185b harbe ve şiş ve meç ve sün[g]ü ile gâyetü'l-gâye tezyîn olunmuş kapu mabeynleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y185a–Y185b ·
metinde göster ·
… iz bin nefer pâk ü pâkîze güzîde asker çıkdı kim azametullâh cebe ve cevşene ve
zırh u
zıreh külâh ve tuğulka ve serpenâha müstağrak piyâdeleri dalyan tüfeng ile kırk …
Ertesi ale's-sabâh üç bin Mısır askeri Hüseyin Paşa hazretlerine istikbâle çıkdılar. Ammâ tevâbi‘ât [u] levâhikâtları ile sekiz bin nefer pâk ü pâkîze güzîde asker çıkdı kim azametullâh cebe ve cevşene ve zırh u zıreh külâh ve tuğulka ve serpenâha müstağrak piyâdeleri dalyan tüfeng ile kırk yerde kûs-i Mısrîler çalınup bir velvele ve debdebe ile istikbâle çıkdılar kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y311a ·
metinde göster ·
… her birinin önünde küheylân yedekleri ve enselerinde on beşer yigirmi ve otuzar
zırh u
serpenâhlı iç oğlanları ile atbaşı berâber güzer ederler. Andan,
Alay-ı kapucubaşı: Cümlesi müsellah u müzeyyen semmûr kürklere müstağrak atları yancıklı ve bahrî hotaslı Q 214b ve her birinin önünde küheylân yedekleri ve enselerinde on beşer yigirmi ve otuzar zırh u serpenâhlı iç oğlanları ile atbaşı berâber güzer ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y152a ·
metinde göster ·
… kanâdîlden eşâreler yanında çerâgân olup kırk elli pençe-i âfitâb mehtâb-misâl
zırh [u]
zireh-külâha müstağrak gulâmları ve ardı sıra dörder kat mehterhâneler ile ubûr …
"Hâzâ vekîlü's-sultân vâliyyü'l-vilâyet, hafizakallâh, illâ yansuru's-sultân" deyü temâşâya Y 166b çıkan âdem deryâsına emân-ı Osmân deyü tenbîh ederek gidüp subaşı dahi esbâb-ı ihtişâmıyla gelüp iki yanında sırıklar üzre niçe bin kanâdîlden eşâreler yanında çerâgân olup kırk elli pençe-i âfitâb mehtâb-misâl zırh [u] zireh-külâha müstağrak gulâmları ve ardı sıra dörder kat mehterhâneler ile ubûr ederler. Ammâ bu muhtesib gecesi alayında aslâ a‘yân [u] eşrâf ve ulemâ vü sulehâ ve meşâyih sâdât ve e’imme ve hutebâ ve mollâ ve kudât yokdur, cümlesi sûk-ı sultânîde alay temâşâsına muntazırlardır, yohsa alaya binmeğe me’mûr değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y166a–Y166b ·
metinde göster ·
… ucular kethudâsı ile atbaşı berâber ensesinde zer-ender-zere müstağrak yüz çift
zırh [u]
zireh-külâhlı mahbûb iç gulâmları ile tokuzar kat mehterhânesin çalarak ubûr ed …
Mısırlı alayından sonra bâlâda ta‘rîf olunduğu üzre mükellef ü müzeyyen ü mükemmel paşa ağaları alayı mürettebleri ve çerâğânları ile atbaşı berâber ubûr edüp paşanın yedekleri ve iki cânibinde Mısır'ın tuğlu mülâzım yeniçerileri ve altun tâslı şâtır ve mataracılar ile muhtesib ağası zer-ender-zere müstağrak olup pâdişâhâne serinde iki otağa ile esb-i sabâ-sür‘ati dahi mücevher zînli ve altun zencîrli at üzre iki cânibine selâm vererek paşanın kapucular kethudâsı ile atbaşı berâber ensesinde zer-ender-zere müstağrak yüz çift zırh [u] zireh-külâhlı mahbûb iç gulâmları ile tokuzar kat mehterhânesin çalarak ubûr ederek kâmil altıncı sâ‘atde bu alay-ı azîm ile Mısır mollâsının sarâyına dâhil olup bir yaylım tüfeng şâdumânîleri olup Mısır'ın dîvân çavuşları alkışlayup kadıasker efendiye varırken efendi istikbâle taşra çıkup ta‘zîm edüp sadr-ı âlîde karâr etdikde kahve ve gülâb buhûrdan sonra muhtesib ağa mollâya hitâb edüp eydirler kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y175b ·
metinde göster ·
zireh-külâhlı ve elleri kargı sırıklar üzre sarı bayraklar ile ubûr ederler. Am …
Alay-ı vâcibü'r-re‘âyâ ağaları: Cümle köçekleri zırh u zireh-külâhlı ve elleri kargı sırıklar üzre sarı bayraklar ile ubûr ederler. Ammâ bunlar mükellef ve mükemmel ağalardır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y187a ·
metinde göster ·