… hâs ve beyâz ekmeği tabh edüp cami‘i mürtezikasına (?) bezl ederler. Ve matbah
zahîresi
hıfz içün bir kilâr-ı azîmi var, cemî‘î ni‘met anda mevcûddur. Ve matbahına mut …
Cümle (---) imâretdir. Evvelâ Orta Hisârda İmâret-i Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân: Cemî‘î bây u gedâya mâh u sâl ni‘meti mebzûldur. Ve imâret-i it‘âm: Hâtûniyye Câmi‘ine muttasıl bir dârü'z-ziyâfedir kim Tarabefsûn'da nazîri yokdur ve câmi‘in kıble tarafında matbah ve me’keli var. Âyende vü revendeye ve keştîbânlara ve pîr [ü] civânlara ni‘meti mebzûldür. Ve bir ekmek furunu var ve imâret içün hâs ve beyâz ekmeği tabh edüp cami‘i mürtezikasına (?) bezl ederler. Ve matbah zahîresi hıfz içün bir kilâr-ı azîmi var, cemî‘î ni‘met anda mevcûddur. Ve matbahına muttasıl cemî‘î fukarâ ve suhtevâta ma’kel-i it‘âmı var kim tâlib-i ilme mahsus dârü'z-ziyâfedir. Rûz-merre, merreteyn ale's-sabâh ve ba‘de'z-zuhr cümle ulemâya birer tas çobra ve birer nânpâre verirler. Ve her cum‘a gicesi pilav, zerde ve yahni tevzî‘ ederler. İlâ mâşâallah şart-ı vâkıf böyle ta‘yîn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252a ·
metinde göster ·
… i Kahkahâ-yı Van'dır, ammâ her bâr çıkması emr-i asîrdir. Bu kal‘anın derûnunda
zahîresi
oldukdan sonra, husûsan içinde suyu vardır. Buna bir vecih ile zafer mümkin değ …
Bu kal‘a üzre meğer felekde melekler havâle oluna, yohsa cânib-i erba‘asında bu kal‘aya hâ’il yokdur. Kıblesi ve cenûbu ve garbîsi ve yıldız tarafı ve şimâlîsi cümle Van deryâsıdır kim deryâ içre bir burun gibi çıkmış bir serâmed kayadır. Garâbet bunda kim kal‘anın kayasının ta zirve-i a‘lâsından bir azacık sucağız cereyân etdüği mîzâbları zâhirdir. Meğer bu kûh-ı bülend üzre bir sucağız var imiş ve derûn-ı kal‘ada bir câmi‘ ve elli mikdârı hâne ve ambarlarında darı ve çeltikli pirinç ve altı mikdârı şâhî topları varmış. Hakkâ ki bu kal‘a kal‘a-i Kahkahâ-yı Van'dır, ammâ her bâr çıkması emr-i asîrdir. Bu kal‘anın derûnunda zahîresi oldukdan sonra, husûsan içinde suyu vardır. Buna bir vecih ile zafer mümkin değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 246a ·
metinde göster ·
Sene (---) târîhinde Âzerbaycân pâdişâhlarından Sultân Uzun Hasan binâ etdiğiyçün Hasanî kal‘a derler. Hükm-i Âl-i Osmân'da cümle (---) aded Hasan isimli kal‘a vardır. Biri Hasan Badrak'dır kim harâbdır. Biri Hasan-ı Mansûr'dur ammâ Hasîn-i mansûr'dan galat Hasan Mansûr derler. Biri de Hasan Keyfâ'dır. Biri de Erzurûm kurbünde Hasan kal‘asıdır. Biri de Şâm Trabulus'da Hasan-âbâd'dır. Biri de (---)(---)(---). Biri de bu Hasanî kal‘asıdır. Evc-i âsumâne ser çekmiş kaya üzre vâki‘ olmuş yed-i Kudret ile kal‘a halk olunmuş bir vâcibü's-seyr kal‘adır kim aslâ benî Âdem kârıyla bir kârgîr binâ dîvârı yokdur. Hemân bi-emrillah burc burc beden beden kayalardır. Aslâ amelî kâr-ı insân yokdur. İllâ niçe yüz aded mi‘mârları var. Hakkâ ki Âd kavminden kalmış kâr-ı benî Âdem gâr-ı yetîmânlardır, ammâ kal‘ası küçükdür. İçinde on kadar hânesi var, suları sarnıçdır ve zahîresi kehflerinde gâyet çokdur. Lâkin zâlim kal‘anın havâlesi vardır, ammâ zerre denlü bu kal‘aya bir zevâl yokdur. Zîrâ eser-i binâdan bir âsârın yerinde yeller eser. Hattâ sene 1033 târîhinde Kel Rüstem Hân bu kal‘ayı kâmil sekiz ay muhâsara edüp kal‘a-kûp toplar ile döğüp bir çâre edemeyüp hâ’ib ü hâsir İrân-zemînde nîrân-ı ka‘ra gider. Cânib-i cenûba bir kapusu var, ana da nerdübân ile çıkılır. Nerdübânı ipler ile kal‘aya çeküp aslâ bir tarafdan urûcu mümkin değildir. Âdemden gayrı bu kal‘aya bir hayvân urûc idemez. Meğer murgân-ı hoş-elhânlar pervâz urup meks ideler. İçinde bir câmi‘i ve anbârları ve su sarnıçları vardır. Bu kal‘aya hâ’il olan dağlarda kaplan u vaşak ve kebş-i yabânî hisâbın Hudâ bilir. Hattâ Kürd ârifleri ol dağlarda kepânlar edüp kayaları 287b kazmışlar. Yabân koyunları geçdiği zamân ol kepâna düşünce kepân kapanup içine ne düşmüş ise alup koyunun yerler, kaplan u vaşağın öldürüp postun alırlar. Cümle halkı böyle gûsfend-i yabânîyle geçinirler. Ve bu dağlarda olan kaplan Sikifle dağlarında ve Karataşlık'da olmazdır, at kadar kaplanı olur. Bu kal‘adan aşağı Berdük deresi kenarında altı yüz aded tahtânî Ekrâd hâneleri vardır. Ammâ etrâfında rabâtı yokdur, sâfî handakdır. Bağçeleri yokdur ammâ bâğları gâyet çokdur. Hatta Berdük nehri kenârında olan çemenzâristân içre niçe bin serâmed ve kadd-i kâmet kavak ağaçları var kim her biri ayyûka ser çekmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 287a–287b ·
metinde göster ·
… a çıkmağa üzlediler. Hakkâ ki hâk-i Erdel gâyet ma‘mûr [u] âbâdân ve nebâtât ve
zahîresi
firâvân ve her tarafı gül [ü] gülistân ve sünbül [ü] reyhânistân ravza-i Rıdvân …
Hamd-i Hudâ cüyûş-ı İslâm şâdumân ve handân olup herkes râhat-ı emn-i amânda olup hâk-i pâk-i Erdel'e sadlek du‘â-yı hayırlar edüp İslâm tarafına çıkmağa üzlediler. Hakkâ ki hâk-i Erdel gâyet ma‘mûr [u] âbâdân ve nebâtât ve zahîresi firâvân ve her tarafı gül [ü] gülistân ve sünbül [ü] reyhânistân ravza-i Rıdvân misilli bâğ-ı cinânları ve müşebbek bostânları hisâbın Bâğbân-ı Rabbü'l-izzeti Zü'l-mülk bilür, zîrâ mülk anındır kâfiristân değildir. Anlarda sâkinân mahlûk-ı Hudâ'dır kim bu mihmân-sarâya cemî‘i mevcûdât gelüp gitmededir. Yine mülk ol Hallâk-ı âlem Mâlikü'l-mülk Zü'l-ceberûtundur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 24b ·
metinde göster ·
… meks olundu. Bu mahalde ibtidâ asâkir-i İslâma elli aded tıransa gemi yükü umûm
zahîresi
verilüp asâkir-i İslâm ganîmet olup bir at yemi iki akçeye oldu.
Evsâf-ı palanka-i Darda: Sahrâsında meks olundu. Bu mahalde ibtidâ asâkir-i İslâma elli aded tıransa gemi yükü umûm zahîresi verilüp asâkir-i İslâm ganîmet olup bir at yemi iki akçeye oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 64a ·
metinde göster ·
… e memlûdur, aslâ düşme yokdur, zîrâ küffâr isyân edelden berü bu asâkir-i İslâm
zahîresi
bu câmi‘e hazn olalı yedi senedir böyle bir nûr-ı mahz câmi‘-i pür-nûrda tâ‘at- …
Bu hazînenin ve câmi‘ kapusunın miftâhları cümle cümle dizdâr ağa elindedir ve câmi‘in aşağısında cümle mîrî buğday ve arpa ve darı ve pirinç ve beksumat ile memlûdur, aslâ düşme yokdur, zîrâ küffâr isyân edelden berü bu asâkir-i İslâm zahîresi bu câmi‘e hazn olalı yedi senedir böyle bir nûr-ı mahz câmi‘-i pür-nûrda tâ‘at-ı sübhânî olmamışdır. Dâ'imâ bâb-ı mu‘allâsı mesdûd durur. Hudâ-yı Fettâh bu kapuyu feth edüp yine tâ‘at u ibâdât oluna.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67b ·
metinde göster ·
… mi bin asker var. On bini Nemse ve on bin Macar askeri var. Lâkin cebehânesi ve
zahîresi
ve mühimmâtları ve Ciğerdelen'de kırılanların avretleri ve oğlanları gâyet çokd …
‘Siz Türk kılıcı yediniz, gözleriniz korkdu, kal‘aya girmeniz’ deyü cümlesin kovdu. Hâlâ şimdi kal‘ada yigirmi bin asker var. On bini Nemse ve on bin Macar askeri var. Lâkin cebehânesi ve zahîresi ve mühimmâtları ve Ciğerdelen'de kırılanların avretleri ve oğlanları gâyet çokdur. Ve çâsâr-ı bed-tebârın topal vezîri yigirmi bin asker ile gelüp kal‘aya girmek sadedinde iken Ciğerdelen altında otuz yedi bin askerin kırıldığın işidüp hemân dünkü gün boruların çalup kalkup taburuna gitdi" deyü bu yeni müselmân böyle sıhhat haberlerin Sadrıa‘zama dedikde mezbûru Muhzırbaşı Abdi Ağa'ya teslîm edüp birer kat libâs-ı müslim ihsân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 109b ·
metinde göster ·
… mândır, el-iyâzu billâh. Hattâ bu mahallerde kal‘anın fethi mümted olup hakîrin
zahîresi
kalmayup,
Ammâ kal‘aya bir vecih ile yürüyüş mümkün değil, zîrâ handak içi(ni) bir buheyre-misâl fecc-i amîk leb-ber-leb su içinde kalmış. Handakda kadırga ve kalyonlar gezse yerim dar demez ve altı aded tabya-i azîmin makas topları derdinden yanına varılmaz. Ve mazgal deliklerinde olan tüfeng-endâz Nemse kurşumu havfinden rûy-ı dîvâra bakılmaz. Yürüyüş etmek evlâ bi't-tarîk kanda kalır ve yanına yakın varanlar elbette zahmdâr olup ölür. Ve eşek sidiğiyle zağlanmış ve ağılanmış kurşumu var, bir kerre ol kurşumu tahta'l-kahve yiyen uçmağı bulur. Tâ bu mertebe kal‘a-i bî-amândır, el-iyâzu billâh. Hattâ bu mahallerde kal‘anın fethi mümted olup hakîrin zahîresi kalmayup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 111b ·
metinde göster ·
ahvâlleri söyleşiliyordu ve Seydîzâde dahi anılıyordu, ol mahalde sizi istedile …
"Allâhu a‘lem, Üstürgon'un zahîresi ahvâlleri söyleşiliyordu ve Seydîzâde dahi anılıyordu, ol mahalde sizi istediler" deyince hemân İbrâhîm Paşa tebessüm edüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 115b ·
metinde göster ·
… kâmil beş bin aded piyâde asker-i pür-silâh imdâd koyup andan Kanije'nin cümle
zahîresi
ve mühimmât [u] levâzımâtların görüp andan kal‘a-i Seğitvar'da Gürcî Mehemmed P …
Gürcî Mehemmed Paşa da bu kadar deryâ-misâl asker ile küffârın ardları sıra kovarak tâ kal‘a-i Kanije'ye varup Yentür Hasan Paşa'ya bir semmûr hil‘at-i fâhire geydirüp kal‘a-i Kanije'nin derûnuna kâmil beş bin aded piyâde asker-i pür-silâh imdâd koyup andan Kanije'nin cümle zahîresi ve mühimmât [u] levâzımâtların görüp andan kal‘a-i Seğitvar'da Gürcî Mehemmed Paşa meştâya karâr verüp cümle kılâ‘lara kifâyet mikdârı askerler gönderüp Süleymân Hân türbesi kal‘asın ve Peçoy kal‘asın ta‘mîr [ü] termîm ederken Kefeli Bekir Paşa geldikde, "Niçün imdâda geç geldin?" deyü Gürcî Mehemmed Paşa, Bekir Paşa'nın başını kesüp Sadrıa‘zama arz eyledi. 139a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 138b–139a ·
metinde göster ·
… nleri gâyet ma‘mûr u müstahkemdir ve derûn-ı hisârın anbârlarında Kotur kal‘ası
zahîresi
mâl-â-mâldır.
Eşkâl-i zemîn-i sûr-ı Mileşova: Evc-i âsmâna berâber bir yalçın kaya üzre seng binâ yalın kat metîn kal‘a-i ra‘nâdır, lâkin câ-be-câ sademât-ı topdan ba‘zı yerlerin Ahmed Beğ münhedim etmiş, ammâ on iki aded kulleleri ve cümle ebrâcları ve cemî‘i dendân-ı bedenleri gâyet ma‘mûr u müstahkemdir ve derûn-ı hisârın anbârlarında Kotur kal‘ası zahîresi mâl-â-mâldır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 143b ·
metinde göster ·
Sadrıa‘zam bu mahalde üç gün oturak fermân edüp üç günde dahi bu kal‘anın
zahîresi
zerre kadar eksilmedi, ammâ ibtidâ gün bu kal‘ada zahîre yağmâsiyçün çok yiğitl …
Sadrıa‘zam bu mahalde üç gün oturak fermân edüp üç günde dahi bu kal‘anın zahîresi zerre kadar eksilmedi, ammâ ibtidâ gün bu kal‘ada zahîre yağmâsiyçün çok yiğitler birbirlerin katl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17b ·
metinde göster ·
… on gün meks tekâ‘üd olunmak fermân olup cemî‘i asâkir-i İslâma altı aylık umûm
zahîresi
verilüp ordu-yı İslâm içi eyle ganîmet oldu kim cümle hayvânât u insânât tâze c …
Ba‘dehu hemân Sadrıa‘zam Üstürgon altında meks etdikde bin pâre zahîre gemilerin bunda bulup on gün meks tekâ‘üd olunmak fermân olup cemî‘i asâkir-i İslâma altı aylık umûm zahîresi verilüp ordu-yı İslâm içi eyle ganîmet oldu kim cümle hayvânât u insânât tâze cân buldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 28a ·
metinde göster ·
… rmân-ı vezîr ile cümle asâkir-i İslâm karşu tarafa geçüp yine cümle askere umûm
zahîresi
verilüp ol gece anda yatıldı.
Bu kal‘ayı dahi seyr-i temâşâ edüp atlara çul ve gulâmlara Macar kebeleri alup andan yine cânib-i garba 6 sâ‘atde bâğlar ve bâğçeler içre gelüp tekrâr menzil-i kal‘a-i Üstürgon'a dâhil olup ol gün Üstürgon cisri tamâm olup fermân-ı vezîr ile cümle asâkir-i İslâm karşu tarafa geçüp yine cümle askere umûm zahîresi verilüp ol gece anda yatıldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 28b ·
metinde göster ·
… â hîn-i ma‘rekede cümle üç bin aded güzîde askeri mevcûddur. Ammâ cebehânesi ve
zahîresi
gâyet çokdur. Ve cümle sığâr u kibâr seksen altı pâre topları vardır, ammâ güzî …
Ve bu kara dîvârı tarafı kâmil yigirmi yedi arşın âlî ve yigirmi ayak enli dîvâr-ı sedd-i calenderdir, zîrâ bu kal‘anın havfi bu cânibdendir, ammâ bu tarafda beş aded tabya kulleleri gâyet sarp ebrâclardır. Ve dizdârı ve on iki 111a ağası ve altı oda yarar ve nâmdâr cebeci gâzîleriyle cebecibaşısı var. Bunda aslâ yeniçeri yokdur. Ve iki oda ile topçubaşısı ve bin sekiz yüz kal‘a kulu ve sekiz yüz aded Karatayak Tatarı neferâtları vardır. Hattâ hîn-i ma‘rekede cümle üç bin aded güzîde askeri mevcûddur. Ammâ cebehânesi ve zahîresi gâyet çokdur. Ve cümle sığâr u kibâr seksen altı pâre topları vardır, ammâ güzîde topları karaya ve nehr-i Özü câniblerine nâzır kullelerde azîm balyemez topları var kim Özü kal‘asında böyle toplar yokdur, meğer Özü'de Hasan Paşa kal‘asının topları ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 110b–111a ·
metinde göster ·
… üfengli sekbânlar ile mezkûr Süd boğazına ta‘[y]în etdi kim "Küffârın imdâdı ve
zahîresi
kayıklar ile geçmeye" deyü cânib-i erba‘aya karavullar kodular.
Eyle sarp tabur etmiş kim bir tarafdan bir vech ile bu tabura rahne verüp zafer bulmak mümkin olmayup bir top menzili ba‘îd yere cümle asâkir-i Tatar ile alacıklarımızı kurup taburun üç tarafın kamadık, ammâ su tarafı kamanmak mümkin olmayup ol tarafdan kâfire imdâd ve zahîreleri gelir. "Ne çâre" deyü Safî Geray Sultân'ı suyun yukaru cânibinde bir boğaz yere on bin aded güzîde Tatar askeri ve iki bin tüfengli sekbânlar ile mezkûr Süd boğazına ta‘[y]în etdi kim "Küffârın imdâdı ve zahîresi kayıklar ile geçmeye" deyü cânib-i erba‘aya karavullar kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 113a ·
metinde göster ·
… zîrâ mezkûr kal‘aların [her] birinin birer gûne kubhu vardır, ammâ bunun içinde
zahîresi
oldukdan sonra Silifke sancağında Ermenak kal‘asına mânend bir kal‘a-i Menkûb'd …
Ve bu kal‘anın enderûn [u] bîrûnunda niçe bin gûne mağâralar var kim gören âdem hayrân kalır, ammâ cümle Kırım vilâyeti halkının zî-kıymet mâlları bu Menkûb kal‘asındaki gârlarda mahfûzdur, zîrâ bu kal‘a rub‘-ı meskûnda ne Mardin'e ve ne Şebinkarahisâr'ına ve ne Van'a ve ne İmâdiyye'ye ve ne Dühek'e ve ne Akra'ya ve ne Acem'de Malu’ya ve ne Kahkahâ'ya ve ne Zübdâniye'[ye] ve ne Şıkıf kal‘asına ve ne diyâr-ı Mora'da Benefşe kal‘asına ve ne Afyonkarahisârı'na ve ne Amık kal‘asına el-hâsıl bu zikr etdiğimiz kal‘aların birine dahi bu Menkûb kal‘ası benzemek ihtimâli yokdur, zîrâ mezkûr kal‘aların [her] birinin birer gûne kubhu vardır, ammâ bunun içinde zahîresi oldukdan sonra Silifke sancağında Ermenak kal‘asına mânend bir kal‘a-i Menkûb'dur. Anıniçün müv[erri]hân-ı Cingiziyân bu kirmâna Kahkahâ-yı Kırım demişler, Hudâ hıfz-ı emânda ede, zîrâ bu hemân Yed-i Kudret ile kal‘a içün halk olunmuşdur. Bunu görmeyen cihânda bir kal‘a temâşâ 122b etdim, demesin.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 122a–122b ·
metinde göster ·
… ılmaz. İllâ kesret-i muhâsara ile zebûn olur. Lâkin bir tarafdan eğer imdâdı ve
zahîresi
gelmezse zebûn olup vere ile Gedik Ahmed Paşa alduğu gibi alınır.
Ve bu Sudak kal‘ası tâ yukaru iç fener kal‘asına varınca aşağı hisâr ile üç kat kal‘a olmuş olur, ammâ aşağı kal‘anın garb tarafında havâlesi vardır, ammâ yine bir vecih ile yanına varılmaz, zîrâ her tarafı sarpdır. Bir yerden lağım ve meteris ile handakı kenârına varılmaz. İllâ kesret-i muhâsara ile zebûn olur. Lâkin bir tarafdan eğer imdâdı ve zahîresi gelmezse zebûn olup vere ile Gedik Ahmed Paşa alduğu gibi alınır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 136a ·
metinde göster ·
… hakkıyçün ceng [ü] cidâl ile alınacak kal‘a-i serâmed değildir. İçinde suyu ve
zahîresi
olsa yedi sene muhâsaraya tahammülü var kehkeşân-âsâ semâya kad çekmiş bir kal‘ …
Ammâ Hudâ hakkıyçün ceng [ü] cidâl ile alınacak kal‘a-i serâmed değildir. İçinde suyu ve zahîresi olsa yedi sene muhâsaraya tahammülü var kehkeşân-âsâ semâya kad çekmiş bir kal‘a-i bî-hemtâdır. Hâlâ Bâyezîd Hân tahrîri üzre Mora eyâletinde cümle tekâlîf-i örfiyyeden berîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 266b ·
metinde göster ·
… irmi kerre yürüyüş edüp zafer buldu. Ammâ bu Lindos vere ile feth olmasa içinde
zahîresi
oldukdan sonra yüz yıl muhâsaradan bî-pâk [ü] bî-pervâ bir Sedd-i İskender'dir. …
Ve bir yoldan gayri yolu yokdur. Gayri yerleri şâhin ve zağanoz kuşu yuvalı yalçın kayalar[dır]. Ve (---) nâzır bir kapusu var. Ve şekl-i müdevver yigirmi kulleli bir küçük kal‘adır. P 60a Ve deryâya topları erişir. Rodos cezîresinin cenûbunda bir burun ucunda evc-i âsumâna ser-çekmiş bir kal‘a-i ibret-nümâdır. Rûy-i zemînde misli olmayan Van kal‘ası ve Mardin ve Q 60a Şebin Karahisârı ve Afyon Karahisârı bu beş pâre kal‘a ki desti Âl-i Osmân'da yed-i kudret kal‘asıdır. Ammâ bu Lindos kal‘ası mezkûr kal‘alardan metîn ve müstahkemdir. Eyle bir kal‘a-i bî-emândır ki Sultân Süleymân Hân Rodos kal‘asına yüz yigirmi kerre yürüyüş edüp zafer buldu. Ammâ bu Lindos vere ile feth olmasa içinde zahîresi oldukdan sonra yüz yıl muhâsaradan bî-pâk [ü] bî-pervâ bir Sedd-i İskender'dir. Lâkin küçükdür. Cirmi dâ’iren-mâdâr dörd yüz adımdır. Ammâ hisâr-pîçesi ile sekiz yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y123a ·
metinde göster ·
… rü'ş-şifâ ve bir dârü'z-zayf(?) ve bir imârât-ı it‘âm inşâ etmişlerdir, anların
zahîresi
hıfz olunmasıyçün Arpa Emîni Mustafâ Efendi bu Bulak'da kal‘a-misâl bir şumna b …
Bunlardan mâ‘adâ leb-i Nîl'de kâmil iki yüz mahzen vardır. On ikisi mîrî anbârlardır kim Mekke ve Medîne gılâlleri hıfz olunur. Evvelâ şumna-i kübrâ ve şumna-i suğrâ ve şumna-i deşîşe-i kübrâ ve şumna-i deşîşe-i suğrâ ve anbâr-ı Muhammediyye ve şumna-i Murâdiyye ve mahzen-i Hâsekiyye. Ve hâlâ fâtih-i Kandiye ve fâtih-i Kamaniçse olan Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘in hâsekî sultânı Mekke-i mükerremede bir dârü'ş-şifâ ve bir dârü'z-zayf(?) ve bir imârât-ı it‘âm inşâ etmişlerdir, anların zahîresi hıfz olunmasıyçün Arpa Emîni Mustafâ Efendi bu Bulak'da kal‘a-misâl bir şumna binâ etmişdir. On pâre topu olsa bir ay muhâsara götürür bir mahzendir. Dâ’iren-mâdâr cirmi altı yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y135a ·
metinde göster ·