Vakâyi‘ât-ı azîme ve âlâm-ı şedâyid-i gamîmeyi beyân eder: Ol
zamân kim
Ömer ibn Abdül‘azîz asrında Galata kal‘ası ve İslâmbol'un nısfı bâ-sulh feth ol …
Vakâyi‘ât-ı azîme ve âlâm-ı şedâyid-i gamîmeyi beyân eder: Ol zamân kim Ömer ibn Abdül‘azîz asrında Galata kal‘ası ve İslâmbol'un nısfı bâ-sulh feth olup Sahâbe-i güzînden ve Erbâb-ı Soffa ve Muhâcirîn [ü] Ensârdan ve Tebe‘-i tâbi‘în-i müctehidînden Mesleme hazretleri ile yigirmi bin mikdârı âdem kalup bi-emrillâhi Ta‘âlâ evlâd-ı evlâdları ol kadar tenâsül bulup mu‘ammer oldular kim Kostantîn keferesine galebe eder oldular. Hârûnu'r-Reşîd muhâsarasına gelince bu Ashâb-ı güzînin {İslâmbol içre} devletleri yüz elli beş sene oldu. Âhir Hârûnu'r-Reşîd ba‘de'l-muhâsara Bağdâd'a varup sâkin olunca beri tarafda İslâmbol kıral-ı dâlli cemî‘i bıtrîk ve kıssîs ruhbânların bir yere cem‘ edüp {eydir}:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 21b ·
metinde göster ·
"Bizim pederimiz Fransa kıralı (---) nâm kıralın oğlu idi. Ol zamân kim Fransa kıralı pederimizin hemşîresin İslâmbol tekuruna vermeğe ta‘ahhüd edüp mâl-ı cihâzın tedârük etmek içün altı yüz pâre gemiyle {kal‘a-i} Akka câniblerin nehb ü gâret edüp bu kadar mâl-ı ganâyimle ve bu kadar esîr [ve] esîre ile vilâyetimiz olan taht-ı kadîm Paris'e gelüp şâdumânlar ederler. Ol gelen ganâyim esîrelerden kıral pederime bir seyyide câriye verir. Hakîr ol seyyideden müştak olup üç yaşında iken pederimizi kıral dedemiz hemşîresiyle İslâmbol'a girirken bu kadar mâl-ı firâvân ile Sarâyburnu'nda bizi Osmânlı alup Tershâne bâğçesinde bizi Sultân Mehemmed'e teslîm edüp ba‘de'l-feth pederimiz Sultân Mehemmed huzûrunda Akşemseddîn hazretleri telkîniyle İslâm ile müşerref olup pederimizin hemşîresin cümle guzât-ı müslimîn Sultân Mehemmed'e hibe edüp ana dahi Akşems[eddîn] telkîn-i İslâm etdükde tereddüd edüp İslâm kabûl etmeyince {Sultân Mehemmed Hân} biz anı hüsn-i terbiyeye koruz deyü ibrâm [u] ilhâh-ı tâm [u] ihtimâm etmediler. Ammâ hakîr ol asırda beş yaşında idim. Akşemseddîn, hakîre ta‘lîm-i İslâm edince bilâ-tereddüd hamd-i Hudâ İslâm ile müşerref olup pederimizi dergâh-ı âlî kapucıbaşları zümresine ilhâk edüp hakîr Sarây-ı Hâs'da pederimiz hemşîresi halamızın yanında olurdum" deyü nakl ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 28b ·
metinde göster ·
sene 1048 târîhinde Sultân Murâd Hân efendim Bağdâd'ı feth edüp ba‘de'l-feth av …
Hakîr eyitdim: "Hayır sultânım, bilmem." dedim. "Ol zamân kim sene 1048 târîhinde Sultân Murâd Hân efendim Bağdâd'ı feth edüp ba‘de'l-feth avdetde Bitlîs Hânı, gazân mübârek ola, demeğe gelmediğinden Murâd Hân müte’ellim olup ‘Ahmed Allah emâneti olsun, Bitlîs Hânından benim intikâmım al, demiş’ idi. Ol nefs-i Murâd Hân'ın te’sîriyle bu ceng olmuşdur ve biz dahi bu sene Âsitâne-i devletde İpşir Paşa'nın yedi ay kâ’immakâmı iken İpşir İslâmbol'a alây ile girdiği gice vâkı‘amda Sultân Murâd, Van kayasında bana bir kana bulaşmış ekmek verüp bir pâresin Kaya kızıma ver ve bir kanlı pâresin Bitlîs Hânına ver dediği vâkı‘anın ta‘bîri bu vak‘a-i ceng-i azîmdir kim Sultân Murâd sebebiyle bu ceng bize vâkı‘a ile işâret olunup İslâmbol'dan kat‘-ı menâzil ü tayy-ı merâhil ederek Van'a gelüp yüz elli günde vâkı‘amızın te’sîri bu gûne vâki‘ olup böyle ceng-i azîm zuhûr etdi kim aceb sırr-ı Hudâ'dır." deyü vâkı‘asının te’sîrin bu gûne ta‘bîr u tahkîk etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 272b ·
metinde göster ·
Hazret-i Nûh emr-i İlâhî ile Tûfân'dan haberdâr olup Kûfe şehrinde câmi‘-i Alî …
Çünkim bu Cizre şehrinde vücûda gelen beşinci evlâd-ı Nûh kim Tarhu'n-Nûh idi. Hazret-i Nûh Tûfân'da kırk gün gezüp ba‘de't-Tûfân iki yüz on yedi günde Tarhu'n-Nûh evlâdı ba‘de't-Tûfân ibtidâ zemîne defn olundu, denildiğine müverrihân-ı Kıbtî eydürler: "Ol zamân kim Hazret-i Nûh emr-i İlâhî ile Tûfân'dan haberdâr olup Kûfe şehrinde câmi‘-i Alî içinde keştî binâ edüp cümle evlâd-ı zevi'l-ihtirâmı merkebe girüp âmâde oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 384a ·
metinde göster ·
Buhtunnasr bu Hazret-i Hızır şehrin harâb edüp yine imâr olup Hulâgû Hân harâb …
Ezîn-cânib yine sadede rücû‘ idelim. Ol zamân kim Buhtunnasr bu Hazret-i Hızır şehrin harâb edüp yine imâr olup Hulâgû Hân harâb etdi ve yine âbâdân olup Timur Hân harâb 407b edüp ilâ hâze'l-ân cezîre-i Dicle ve Furât'da (---)(---) kal‘a-i Tikrit kurbünde bir merhale yerde binâları cihânı dutmuş âbâdânı ancak kasaba-misâl kalmış câmi‘ vü hân u medrese vü hammâmlı ve kifâyet mikdârı esvâk-ı muhtasarlı dekâkînleri vardır. Ve evâyil-i a‘sârda seng-i hârâ-yı mutarraş ile mebnî bir sûr-ı azîmi var imiş, ol dahi harâbdır. Bu şehr-i harâbı şu‘arâ-yı selef görüp ta‘accübâne bu şi‘ri terennüm etmişler. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 407a–407b ·
metinde göster ·