… zzâzistân'a muttasıl bâzâr-ı zergerân ve bâzâr-ı gazzâzân ter ü tâze ve latîf ü
zarîf ü
nazîf pençe-i âfitâb-ı meh-tâb gazzâz mahbûbları var kim parmaklarında elekleri …
Evvelâ bu mezkûr Alî Paşa çârşûsunun ardında Sarrâchâne bir şâhrâh üzre kârhâne-i azîmdir. Andan Yeni Bezzâzistân'a muttasıl bâzâr-ı zergerân ve bâzâr-ı gazzâzân ter ü tâze ve latîf ü zarîf ü nazîf pençe-i âfitâb-ı meh-tâb gazzâz mahbûbları var kim parmaklarında elekleri seyr olunup uşşâk-ı bî-tâb çehrelerine sırma teli gibi sarılırlar, sûk-ı uşşâkândır. Sûk-ı bezzâzân ankâ hâcegîler ile ve mahbûbu'l-kulûb çâkerânlarıyla müzeyyen dekâkînleri pîrâstedir. Bâzâr-ı attârân-ı fahhâmîn hakkâ ki niçe kerre yüz bin elvân ahşâb ıtriyyât-ı edviye râyihâsından seyrân eden kimesnenin bînîsi mu‘attar-meşâm olur. Bâzâr-ı sûk-ı tavîl tûlu iki bin adım bir şâhrâh-ı dırâzdır. Yemîn ü yesârında niçe bin ehl-i sanâyi‘ Arapça deyüp lokma ve hırka-bahâ tahsîli endîşesine düşmüşlerdir. Zîrâ kâr-ı dünya böyle olagelmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 162b ·
metinde göster ·
… zheb, pâk-i‘tikâd ve mü’min ü muvahhid ü sâhib-i sülûk ve niçesi huddâm-ı mülûk
zarîf ü
nazîf ve nüktedân ü şi‘ir-şinâs âlüfte vü âşüfte şûh u şengül bî-riyâ âdemleri …
Evvelâ diyâr-ı Âzerbaycân'da Gürcî Ermen diyârlarından add olunur. Ammâ belde-i kadîm olmağile mecma‘-ı ulemâ ve menba‘-i fuzalâ ve mesken-i şu‘arâ ve sulahâ bir şehr-i şîrîndir ve bir şehr-i garîb ü acîbdir kim ulemâları ulûm-ı garîbeye ve fünûn-ı kesîreye mâliklerdir. Hukemâ-yı hâzıkı ve cerrâhîn-ı fâsıdı bî-hadd ü bî-kıyâsdır. Ve cümle Şâfi‘îyyü'l-mezheb, pâk-i‘tikâd ve mü’min ü muvahhid ü sâhib-i sülûk ve niçesi huddâm-ı mülûk zarîf ü nazîf ve nüktedân ü şi‘ir-şinâs âlüfte vü âşüfte şûh u şengül bî-riyâ âdemleri vardır. Ve cümle sıbyân-ı ebcedhânları gâyetü'l-gâye ve tîz-fehm ve necîb ve reşîd ciğer-kûşeleri olur kim Dîvân-ı Hâfız'ı ve Gülistân [u] Bostân'ı ve Dîvân-ı Fuzûlî ve Dîvân-ı Sâ’ib'i ezber etmişlerdir ammâ kitâb-ı Arabiyyâtda ve Kur’ân-ı Azîm'i hıfz etmede Arabistân sıbyânları gibi değillerdir. Ve cümle halkı garîbü'd-diyâr kimesnelere yâver olup ikrâm ederler. Zîrâ diyâr-ı sengistân olmağile garîb-dostlardır. Şehri ma‘mûr ve halkı dâ’imâ mesrûr ve buk‘aları hûb ve hâk-i pâki beyne'n-nâs mergûb ve hadîka-i cinânları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir ve ni‘metleri firâvân ve uyûn-ı enhârları cârî vü revân bir şehr-i âbâdândır. İlâ inkırâzı'd-deverân müebbed ola, âmîn yâ Müste‘ân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 235a ·
metinde göster ·
nahîf çelebi idi, ammâ ehl-i ilm ve fâzıl ve kâmil ve âlim ve münşî çelebi idi. …
Bir zarîf ü nahîf çelebi idi, ammâ ehl-i ilm ve fâzıl ve kâmil ve âlim ve münşî çelebi idi. Hemân ol ân Kabirova hâssı ağasının bir gûne ıstılâhât u ibârât ve fesâhat u belâğatle bir arz-ı mahzar tahrîr etmişdir kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 55a ·
metinde göster ·
… hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn hisâr-ı üstüvârı nümâyân idi. Ve bu diyârın halkı
zarîf ü
nazîf olduğun andan müşâhede etdim kim cümle gâret etdiğimiz köylerde cemî‘i re …
Şehrin vasatında bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn hisâr-ı üstüvârı nümâyân idi. Ve bu diyârın halkı zarîf ü nazîf olduğun andan müşâhede etdim kim cümle gâret etdiğimiz köylerde cemî‘i re‘âyâ vü berâyâlarının döşekleri ve yasdıkları cümle kuş tüğünden olup gûnâ-gûn palasanta sindiyân ağacından serîrler üzre yatırlardı. Ammâ havâsı gâyet şiddet-i şitâ üzredir ve bârân-ı rahmetden altı ay kâmil göz açılmaz ve yerleri cümle batak ve çatakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 128b ·
metinde göster ·
… erinin fasîh u belîğ ve kavâid-i i‘râb ile ilm-i nahv gibi ve lisân-ı Acem gibi
zarîf ü
latîf lisân-ı kadîm bu Latin lisânıdır.
Hakîkatü'l-hâl cemî‘i millet-i Nasârâ'nın elsine-i muhtelifelerinin fasîh u belîğ ve kavâid-i i‘râb ile ilm-i nahv gibi ve lisân-ı Acem gibi zarîf ü latîf lisân-ı kadîm bu Latin lisânıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 151a ·
metinde göster ·
… l ve niçe kibâr-ı evliyâullâhların şeref-i sohbetlerine nâ’il olmuş nüktedân ve
zarîf ü
reşîd ve hezârfen pür-ma‘rifet-i dünyâ ve ma‘rifetullâh-ı uhrâ sâhibi sâhib-i s …
Evvelâ gâyet sâlih ve mütedeyyin ve halîm ü halûk dîndâr ve harâmdan perhîzkâr ve müttakî ve tama‘-ı hâmlıkdan berî bir pîr-i nûrânî ehl-i vukûf sâhib-i kerem ve sâhib-i him[em] hayrât [u] hasenâta mâil cemî‘i ken[g]eşlerde, ya‘nî müşâverelerde hak söze kâ’il ve erbâb-ı ma‘âriflere mâil ve niçe kibâr-ı evliyâullâhların şeref-i sohbetlerine nâ’il olmuş nüktedân ve zarîf ü reşîd ve hezârfen pür-ma‘rifet-i dünyâ ve ma‘rifetullâh-ı uhrâ sâhibi sâhib-i sülûk ve bir ankâ-yı cem-cenâm sâhib-i sülûk kimesnedir. Ve dâ’imâ hem-enîsi ve hem-celîsi seyyâhân-ı berr [ü] bihâr ve ulemâ-yı müdekkıkîn ve fuzalâ’u'd-dehrden kimesneler ile künc-i vahdeti ve savma‘asında mübâhese-i ilm-i şer‘iyye ve gûnâ-gûn ulûm-ı Arabiyye ve Acemiyyeye meşgûller idi. Ve kendülerinin dahi ilm-i şi‘rde dîvânı olup Çağatayî pâkîze eş‘âr-ı belîğleri vardır kim "Hânî" tahallüs eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 126a ·
metinde göster ·
… lislâm Efendi ve Yağcızâdeler ve Emîr Efendi ve oğlu Seyyid (---) Çelebi ârif ü
zarîf ü
nedîm ve hoş-sohbet ve hoş-lehce bir sebük-rûh zât-ı şerîf hakkâ ki şerîf çeleb …
Der-terkîm-i müşerref olduğumuz yârân-ı ihvân: Evvelâ Hüsâm Efendi ve Ahmed Efendi ve kâ’immakâm Ak Mehemmed Paşa, Durmuş Ağa ve Abdülbâkî Çelebi ve Şeyhülislâm Efendi ve Yağcızâdeler ve Emîr Efendi ve oğlu Seyyid (---) Çelebi ârif ü zarîf ü nedîm ve hoş-sohbet ve hoş-lehce bir sebük-rûh zât-ı şerîf hakkâ ki şerîf çelebidir. Ve ilm-i kâfda kâmil ve sâhib-i ayâr Nâ’ib İbrâhîm Efendi, mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübînde bir nâ’ibdir, ammâ cemî‘i hânlara ve kalga ve nûreddîn ve gayri sultânlara 141b ve cemî‘i vüzerâ ve vükelâlar ve fukarâ ve zu‘afâlara ni‘met-i ihsân [u] in‘âmı mebzûl bir âdemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141a–141b ·
metinde göster ·
pür-ma‘rifet fasîhü'l-lisân ve belîgu'l-beyân sözün dinler me’âl ve hâl anlar ç …
Ve mekteb-i sıbyânı ve hammâmı ve hânı ve bir kaç dükkânı vardır, ammâ bezzâzistânı yokdur. Ve tabbâğhânesi çârsûnun altında büyük Akgöz bınarı yanındadır. Bu nehir Menderes nehrinin başıdır. Bu şehrin bâğı ve bâğçesin rey eder. Ve âb [u] hevâsı hûbdur. Mahbûb u mahbûbesi merğûbdur. Gerçi Türkistân şehridir ammâ hayli zarîf ü pür-ma‘rifet fasîhü'l-lisân ve belîgu'l-beyân sözün dinler me’âl ve hâl anlar çelebileri vardır. Ve Işıklı şehri olmağile Işıklı âşıklarına aşk olsun. Pür-şevk ve ehl-i zevk âşıkları vardır. Ve ekseriyyâ ahâlîsi sipâhdır, zîrâ hussânü'l-ciyâd misilli küheyl atları olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y96a ·
metinde göster ·
… -penâh lisân-ı Pârsî tekellüm etmişlerdir. Fârisî ve Pârsî ve Gâzî dahi derler.
Zarîf ü
latîf lisân-ı nazîfdir. Ve lisân-ı İbrî ile müşterek olduğundan lisân-ı kadîmdi …
Ve Hazret-i Risâlet-penâh lisân-ı Pârsî tekellüm etmişlerdir. Fârisî ve Pârsî ve Gâzî dahi derler. Zarîf ü latîf lisân-ı nazîfdir. Ve lisân-ı İbrî ile müşterek olduğundan lisân-ı kadîmdir, ammâ lisân-ı Arabî gibi fesâhat u belâgatli lügat-i kesîresi yokdur, zîrâ Kelâm-ı Kibriyâ olan Y 354a yigirmi tokuz aded hurûf-ı teheccîden lisân-ı Fârisîde sekiz aded hurûflar yokdur. Anıniçün lisân-ı Fârisî Arabî gibi lügât-i kesîre değildir. Lisân-ı Fârisîde isti‘mâl olmayan hurûflar bunlardır. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y353b–Y354a ·
metinde göster ·
… lisân-ı Fârisî'de dörd harf ziyâdedir. Evvelâ pâ jâ çâ gâ. Gerçi lisân-ı Fârisî
zarîf ü
şîrîn zebândır. Ammâ lisân-ı Arabî hakkında Kur’ân-ı Azîmde Arapça âyeti nâzi …
Ammâ lisân-ı Fârisî'de dörd harf ziyâdedir. Evvelâ pâ jâ çâ gâ. Gerçi lisân-ı Fârisî zarîf ü şîrîn zebândır. Ammâ lisân-ı Arabî hakkında Kur’ân-ı Azîmde Arapça âyeti nâzil olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y354a ·
metinde göster ·
… ne gûne şükûfe hâsıl etmek murâd olunsa vücûda gelir. Ammâ Mısır halkı ol kadar
zarîf ü
nazîf değillerdir, bu şükûfe makûlesi eşyâlara takayyüdleri yokdur. Yohsa Nîl h …
Bu bâlâda tahrîr olan şükûfelerin dahi envâ‘ından firâvândır, ammâ ilmimiz lâhık olan bunlardır, dahi ne gûne şükûfe hâsıl etmek murâd olunsa vücûda gelir. Ammâ Mısır halkı ol kadar zarîf ü nazîf değillerdir, bu şükûfe makûlesi eşyâlara takayyüdleri yokdur. Yohsa Nîl hâkinde şükûfe değil, cân-ı cânân gülü hâsıl olur kim ana cân otu derler, o kim buğday otudur kim hakkında âyet-i şerîfe var, {hemân anı hâsıl ederler, şehri ganîmet ederler}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y241a ·
metinde göster ·
eş-şeyh Çelebi Zeynelâbidîn: Bu dahi Azîzin küçük evlâdıdır. Ammâ yârândan
zarîf ü
nüktedân ve nükteşinâs ve nedîm-i hâssu'l-hâs çelebidir. Cümle ahâlî-i Mısır'ın …
eş-şeyh Çelebi Zeynelâbidîn: Bu dahi Azîzin küçük evlâdıdır. Ammâ yârândan zarîf ü nüktedân ve nükteşinâs ve nedîm-i hâssu'l-hâs çelebidir. Cümle ahâlî-i Mısır'ın mahbûbü'l-kulûbudur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y248a ·
metinde göster ·