… alan âhı onmadık gümrâhı tâ’ifeleri nice diyebilirsiz kim balık tenâvül edenler
zekî
tab‘ olup gıll [u] gışden berî olur dersiniz."
"Bak-a ey bî-akl ve bî-idrâk, kifâflarından gayrı cân ürküdücü sayyâd-ı mâhî alan âhı onmadık gümrâhı tâ’ifeleri nice diyebilirsiz kim balık tenâvül edenler zekî tab‘ olup gıll [u] gışden berî olur dersiniz."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173a ·
metinde göster ·
… r mesâcidde hasbî ders âmilleri vardır. Gûnâ-gûn fünûnlar tilâvet olunur. Hayli
zekî
ve reşîd ve necîb, zî-akl ü zî-fehm sulahâ-yı ümmetden ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘e …
Ve kırk sekiz mahallede kırk sekiz mekteb-i tıflân-ı ebced-hânı vardır. Lâkin dârü'l-kurrâ ve dârü'l-hadîs ve dârü'l-it‘âm imâretleri yokdur. Ammâ ulemâ ve sulehâ ve talebeleri çok olmağıla her câmi‘de ve her mesâcidde hasbî ders âmilleri vardır. Gûnâ-gûn fünûnlar tilâvet olunur. Hayli zekî ve reşîd ve necîb, zî-akl ü zî-fehm sulahâ-yı ümmetden ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘et, musallî, ehl-ı ırz ve ehl-i hâl, halûk ve halîm ü selîm âdemleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 341b ·
metinde göster ·
ve ehl-i tab‘ u erbâb-ı dâniş ve mü’ellif ü musannif ve kavâ’il-i ezkiyâsı çok …
Der-ıyân-ı dârü'l-hadîs-i peygamberân: Cümle (---) aded mahalde ilm-i hadîs okunur. Zirâ ekseriyyâ halkı zekî ve ehl-i tab‘ u erbâb-ı dâniş ve mü’ellif ü musannif ve kavâ’il-i ezkiyâsı çok âdemleri vardır. Her câmi‘de ve her medresede ilm-i hadîs görülür, ammâ mahsûs darü'l-hadîs yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 64b ·
metinde göster ·
… mâbeynine cezîre-i Dicle add olunur. Âb [u] hevâsınun letâfetinden halkı gâyet
zekî
ve sıbyânları gâyet necîb ü reşîd olup cümle halkı lisân-ı Kürdî ve Türkî ve Ar …
Şehr-i Diyârbekir memâlik-i Âl-i Osmân'da eyle bir diyârdır kim Hazret-i Yûnus'un du‘â-ı hayr[ı] berekâtları sebebiyle ecnâs-ı mahlûkâtun cemî‘si ile ma‘mûr oldu. Ammâ ekseriyyâ halkı Ekrâd u Türkman ve Arab u Acem'dir. Re‘âyâ vü berâyâsı cümle Ermenî'dir. Anınçün diyâr-ı E[r]men add olunur. Ve kal‘ası Şat kenârında cezîre-i Dicle'den add olunur, zîrâ Furât ile nehr-i Şat mâbeynine cezîre-i Dicle add olunur. Âb [u] hevâsınun letâfetinden halkı gâyet zekî ve sıbyânları gâyet necîb ü reşîd olup cümle halkı lisân-ı Kürdî ve Türkî ve Arabî ve Acemî ve lisân-ı Yarmenî tekellüm ederler. Talâkat-ı lisânda gâyet fusehâ-yı büleğâdan kimesneleri vardır. Ve gâyet garîb-dost u muhibb-i fukarâ âdemleri vardır. Ve cümlesi şûh u şengül ü şakrak ve nedîm ü zarîf ve nükteşinâs u tîz-fehm âdemleri vardır. Mehâbet ü salâbet ve şecâ‘atda her biri Rüstem'-akrândırlar. Ve gâyet müsinn ricâlleri ve müsinne nisvânları olur. Hakkâ ki bu vilâyetün umûmen zarâfeti gibi sâhib-i melâhatı olmaz, derler. Cümle halkı mü’min u muvahhid ve pâk-i‘tikâd u ehl-i tevhîd ve sâhib-i vera‘ âdemlerdir. Nisâ makûleleri gâyetü'l-gâye Râbi‘a-ı Adeviyye mertebesinde ehl-i perde, zâhide sâhib-i cemâle havâtînleri var. Çârsû-yı bâzârda bir fertûte pîrezen dahi yokdur. Sûk-ı sultânîde bir bint-i sagîre görseler katl ederler yâhûd pederini te’dîb ederler. Tâ bu mertebe ehl-i ırz Diyârbekir'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 208b ·
metinde göster ·
… ıll u gışdan berî, kin ü kibr ü buğz u adâvetden ârî vüzerâlar serveri bir sahî
zekî
kimesnedir." deyü paşayı vâfir (...) dım. Hân bu kelâmlardan hazz edüp 236b h …
Hakîr eyitdim: "Vallahi hanım, paşa size hicâbdan der, kesret-i muhabbetinden hâna biraz nasîhat-âmîz sözler söylemişdir. Olmaya kim siz ol kelimâtlardan muğber-i hâtır olasız. Bu Kürdistân'dır. Halkı mütemerrid kavm-i Rujikiyândır. Bir tarafınız kavm-i Van'dır. Mâbeyninize münâfık girüp arada sulh [u] salâha muğâyir iş olmasun, deyü karındaşınız hâssaten muhabbeten mukaddemce niçe bin gûne kelimâtlar etmiş. Hanım siz ol kelâmdan mahzûz olun. Yohsa paşa gıll u gışdan berî, kin ü kibr ü buğz u adâvetden ârî vüzerâlar serveri bir sahî zekî kimesnedir." deyü paşayı vâfir (...) dım. Hân bu kelâmlardan hazz edüp 236b hâmûş-bâş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 236a–236b ·
metinde göster ·
… mış, ammâ şimdi sâhibü'l-hayrâtlar birkaç kurrâ binâ etmişler, ammâ halkı gâyet
zekî
ve ma‘sûmları gâyet necîb ü reşîddirler. Ekseriyyâ cümle halkı Envârü'l-âşıkîn' …
Cümle (---) aded dârü'l-mücevvidân-ı huffâzândır. Kadîm-i evvelde asâleten dârü'l-kurrâ binâ olunmamış, ammâ şimdi sâhibü'l-hayrâtlar birkaç kurrâ binâ etmişler, ammâ halkı gâyet zekî ve ma‘sûmları gâyet necîb ü reşîddirler. Ekseriyyâ cümle halkı Envârü'l-âşıkîn'ı ve Muhammediye kitâbın cümle hıfzen tilâvet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 21a ·
metinde göster ·
… rân: Niçe yüz aded musannifîn [ü] mü’ellifînden emlahu'ş-şu‘arâ sâhib-i tab‘ ve
zekî
ve necîb ü reşîd tekmîl-i fünûn etmiş şu‘arâ-yı pâkîze-güftârları var ammâ cüml …
Der-şi‘r-i na‘t-ı şerîf güzîde-i şâ‘irân: Niçe yüz aded musannifîn [ü] mü’ellifînden emlahu'ş-şu‘arâ sâhib-i tab‘ ve zekî ve necîb ü reşîd tekmîl-i fünûn etmiş şu‘arâ-yı pâkîze-güftârları var ammâ cümleden Senâyî Çelebi ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 229a ·
metinde göster ·
Vâlidelerinin ismi Cesîme bint el-Hâşim bin el-Mugîre'dir kim Ebû Cehil la’înin kız karındaşıdır. Ebû Cehl Hazret-i Ömer'in dayısı olur ve Ebû Cehil'in ismi dahi Ömer'dir. Lakabı Ebû Cehil'dir. Hazret-i Ömer'e Hazret-i Resûl Ömerü'l-Fârûk dediler. Hakkı bâtıldan fark etdikleriyçün bunlara Fârûk buyurdular. Müddet-i hilâfetleri 10 sene şehr 2 yevm 4. Hazret-i Resûl cümle Sahâbe-i kirâmlarına bir künye ya‘nî lakab korlar idi. Bunlara Hafz künye kodular. Ve duhter-i pâkîze-ahterleri Hafza'dır. Gâyetü'l-gâye zekî hâfıza-i Kur’ân idi. Hattâ Hazret-i Osmân-ı câmi‘ü'l-Kur’ân Kur’ân-ı azîmi cem‘ ederken bu bint Ömer Hafza'dan istimâ‘ edüp cem‘ ederdi. Anıniçün hâlâ cemî‘i kurrâ meşâyihleri mâbeyninde kırâ’at-i Hafz i‘tibâr etdikleri Hazret-i Ömer kızı Hafza'dan kalmışdır. Ve hayli mu‘ammere olmuşdur. Ammâ Hazret-i Ömer'in müddet-i ömürleri sene 23 Hicret'den sonra vefât etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y290a ·
metinde göster ·