Cümle yetmiş aded aynü'l-hayât ayn-ı hayvânlardır. Cümleden çârsû ortasında Defterdâr Ahmed Paşa câmi‘inin önündeki meydânda kral çeşmesi bir havz-ı azîmin ortasında bir alçak amûd üzre yine mermerden bir mücessem kefere tasvîri edüp zekerinden cereyân eden sudan cümle küffâr nûş edüp def‘-i atşân ederlermiş. Ammâ ba‘de'l-feth bir gâziyân-ı mücâhidân kimesne cerrâh-ı kâmil imiş, mezkûr küffârın zekerin balta ile sünnet edüp ba‘dehu Defterdâr Ahmed Paşa bir havz-ı azîm içre bir çeşme-i ibret-nümâ etmişdir kim bir vâcibü's-seyr âb-ı hayâtdır çeşme-sârdır kim {bu havz-ı pâkin cânib-i erba‘asına üstâd-ı haddâd demir kafesler edüp Nakkâş Bihzâd bu demir kafeslere la‘l-gûn boyalar ile nakş edüp müzeyyen oldu.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 315a ·
metinde göster ·
… lkan yaparlar, aslâ ok ve kılıc ve gönder ve hışt geçmez, ammâ kurşum geçer. Ve
zekerinden
kırbac edüp Mısır'da cellâdlar âdemi at sikiyle döğer, ne‘ûzu billâh.
Gâyet şecî‘ at olmağile Nîl içre timsâh ile ceng-i azîm edüp timsâha galebe eder. Ve at olduğu yerde timsâh tavattun edemez. Gerçi kara atlarına müşâbihdir, ammâ kuyruğu gâyet rakîk olup ağavâtlar atlarına bahrî hotaz ederler. Ve kuyruğu sığır kuyruğu gibi uzundur. Ve ön ayaklarının tırnakları çatal olduğundan eti helâldir. Ve vücûdunda tüğleri gûnâ-gûndur. Ammâ bi-emri Hudâ timsâh gibi üst çenesi oynar. Ve küheylân at gibi kişner. Ve derisinden diyâr-ı Nûbe'de ve şehr-i Donkalâ'da kalkan yaparlar, aslâ ok ve kılıc ve gönder ve hışt geçmez, ammâ kurşum geçer. Ve zekerinden kırbac edüp Mısır'da cellâdlar âdemi at sikiyle döğer, ne‘ûzu billâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y163b ·
metinde göster ·
… ın esbâbına cümle hâzırûn bakarlar, görseler kim dâmâdın üstü başı kan. Dâmâdın
zekerinden
kız yapışır, baba ve ana herîfin belinden yapışup "şer‘u's-sûr" deyüp güveğiden …
"Esbâbına bakın, hâlâ benim bekâretim kanı üzerindedir" dedikde dâmâdın esbâbına cümle hâzırûn bakarlar, görseler kim dâmâdın üstü başı kan. Dâmâdın zekerinden kız yapışır, baba ve ana herîfin belinden yapışup "şer‘u's-sûr" deyüp güveğiden kan bahâ isterler. Yine beynehümâya muslihûn girüp ana ve babaya dahi hayli kan bahâ hedâyâlar verüp dahi metâ‘ isterlerken bir tarafdan dâmâdın dahi babası ve anası ve akrabâ ve ta‘allukâtları gelüp bir azîm ceng [ü] cidâl edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y244b ·
metinde göster ·
… i seylâb etdi. Ve bir âdeme leşin ağzın açdırup evvel nûş etdüği beş tulum suyu
zekerinden
merhûmun ağzına işedikçe leşin karnı tulum gibi şişüp merhûmun karnı kur kur öt …
"Amân yâ sultân amân, sabr eyle bir ân" deyüp melik huzûrunda dal zeker-i müzekker olup meyyitin üzerine ağzına ve burnuna ve cemî‘i endâmına ol kadar teşelşül eyledi kim ol meydânı sidik seyli seylâb etdi. Ve bir âdeme leşin ağzın açdırup evvel nûş etdüği beş tulum suyu zekerinden merhûmun ağzına işedikçe leşin karnı tulum gibi şişüp merhûmun karnı kur kur ötmeğe başladı. Derhâl pehlivân-ı sânî,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y421b ·
metinde göster ·