… ) kademe nerdübân ile su‘ûd olunur. Zîrâ bu câmi‘in bir tarafı mürtefi‘ bayırlı
zemîndir
. Eğer bu câmi‘in tarz [u] tavrı vaz‘-ı binâsın ma-vaka‘ı üzre tahrîr eylesek bi …
Ve cümle (---) mihrâbdır ve (---) hutbedir. Ammâ cümleden mükellef ü mükemmel Zâl Paşa câmi‘i bir bâğ-ı İrem içinde iki tarafı tarîk-i âm bir câmi‘-i rûşendir kim memâlik-i Âl-i Osmân'da vüzerâ câmi‘lerinde böyle bir münevver câmi‘ binâ olunmamışdır kim cümle üç yüz altmış altı câm-ı billûr ile meşhûr-ı âfâk bir câmi‘-i müzeyyendir. Şimâl tarafından haremine (---) kademe taş nerdübân ile urûc olunup altı serâpâ talebe hücreleridir. Cânib-i cenûbunda haremine (---) kademe nerdübân ile su‘ûd olunur. Zîrâ bu câmi‘in bir tarafı mürtefi‘ bayırlı zemîndir. Eğer bu câmi‘in tarz [u] tavrı vaz‘-ı binâsın ma-vaka‘ı üzre tahrîr eylesek bir mücelled olur. Ancak bu câmi‘ içre olan ilm-i mi‘mârî bir câmi‘de yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 118a ·
metinde göster ·
Andan cânib-i cenûba leb-i deryâ ile Servi Burnu'na gelince sekiz bin adımdır kim ol burun üzre Süleymân Hân'ın bir seddi vardır, servler ile müzeyyen bir çemenzâr-ı cihân-nümâ zemîndir. Andan cümle ehl-i teferrüc cebel-i Yûşa‘'da ziyâret-i Yûşa‘ Nebî'ye urûc ederler kim iki sâ‘atde ancak çıkılır bir kûh-ı bülendin zirvesinde kabr-i Yûşa‘ Nebî ve tekye ve fukarâları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 139a ·
metinde göster ·
… okad ve Osmâncığ'a doğru şarkdan garba akardı. Ya‘nî hâk-i Erzurûm ne kadar âlî
zemîndir
, demek olur. Bu mezkûr Şahne köyünden kalkup artık eyâletimizdir deyü kâr-ı der …
Karye-i Şahne: Erzurûm eyâletinde İskefsir nâhiyesinde iki yüz hâneli Ermeni köyüdür ve ze‘âmetdir. Acâ’ib döledâr mahbûbe Ermeni kızları vardır. Üsküdar'dan tâ bu mahalle gelince (---) konakda cümle baş yukaruya cânib-i şarka gidüp cümle sular hep ol cânibden Tokad ve Osmâncığ'a doğru şarkdan garba akardı. Ya‘nî hâk-i Erzurûm ne kadar âlî zemîndir, demek olur. Bu mezkûr Şahne köyünden kalkup artık eyâletimizdir deyü kâr-ı der-âmede mukayyed olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283b ·
metinde göster ·
… i Tebrîz-i dilâvîz mâbeyni yigirmi beş fersahdır. Sebük-bâr atı ile iki merhale
zemîndir
. Ve hevâ-yı dilârâsı gûyâ Erzurûm'a müşâbihdir, şiddet-i şitâsı şedîd olur. Lâk …
Cânib-i Irâk'a vâki‘ olmuşdur. Azerbaycân hâkinde ibtidâ Acem şâhlarının taht-ı kadîmi, mekân-ı Şeyh Safî'dir. Sene (---) târîhinde Süleymân asrında feth olup mîr-i mîrânlık olmuşdur. Ba‘dehû havâriciyân istîlâ edüp niçe kerre harâb u yebâb, hâneleri türâb ve halkı esîr-i kebâb olmuşdur. Ba‘dehû sene 1039 târîhinde Murâd Hân-ı Râbi‘in serdâr-ı mu‘azzamı Husrev-i şîr, dilîrâne ve sîyrâne hareket edüp ne Hemedân ve ne Dergüzîn ve Erdebîl'in koyup nehb ü gâret idelden berü gâyetü'l-gâye imâr olup hâlâ İrân-zemîn hükmünde hânlıkdır. Üç bin askere mâlikdir. Darûgası ve kelenteri ve münşîsi ve korucubaşı ve kadısı ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı vardır. Şehri cebel-i Sehlân'a bir günlük yoldur. Ve cânib-i erba‘ası birer günlük yol kûh-ı bâlâlardır. Şehri bir vâsi‘ sahrâ-yı çemenzâr [u] mahsûldârın tâ vasatına vâki‘ olup (---) cânibe bir âb-ı hayât buhayre vâki‘ olmuşdur. İbtidâ bânîsi Ermen meliklerinden Erdebîl veled-i Erdemînî, Yunaniyân'dandır. Hazret-i Ömer Basra'yı feth edüp Nihâvend'e Şeyh Sâriyetü'l-Cebel'i serdâr etdüğü sene hilâfet-i Hazret-i Ömer'de Hazret-i Ömer havfından binâ olunmuşdur. Zîrâ Hazret-i Ömer ahdinde cemî‘î müddet-i hilâfeti diyâr-ı Acem'de havâricî tâ’ifesiyle geçdiğinde anınçün diyâr-ı Acem'de Hazret-i Ömer'i sevmezler, ammâ Ebâbekir ve Osmân'a ol kadar dınmazlar. Ve bu Erdebîl, zamân-ı kadîmde eyle sevâd-ı mu‘azzam imiş kim bir tarafı tâ cebel-i Seylân'a varırmış. Hâlâ bu şehr ile kûh-ı Seylân'ın mâbeyni iki fersahdır. Her fersahı on ikişer bin girme adımdır. Bu hesâb üzre yigirmi dörd bin adım 306a olur. Bir kûh-ı bülend-i Seylân'dır kim tâ zirve-i a‘lâsında ilâ kıyâmı'd-deverân zemîn-i İrân {ber-devâm olalı} ol kûh-ı bülend üzre berf zâ’il olmamışdır. Hâlâ şitâ ve Temmûz'da selc rahmeti kûh-ı bülend üzre sîm-i hâlis gibi nümâyândır. Anınçün bu Erdebîl'in cemî‘î âb-ı rahmetleri kûh-ı Seylân'dan gelüp cemî‘î mezâri‘ât yerleri reyy eder bir lezîz âb-ı hayât [u] cân, zülâl-ı hayevân, ayn-ı Seylân'dır. Ve gâyet serî‘u'l-hazm olduğundan şehr-i Erdebîl'in ahâlîsi ma‘dî kerb kadar ta‘am tenâvül edüp âb [u] hevâsının letâfetinden gâyet tenperver ve tendürüst mahbûb u mahbûbeleri olur. Ve cümle ünâsı Şâfi‘iyyü'l-mezheb geçinürler ammâ dürûğ güftâr ederler. Şâh İsmâ‘îl anları mezheb-i nâ-hakk-ı Ca‘ferîyyeye da‘vet edüp teşennu‘ı teşeyyu‘a tebdîl idelden berü cümlesi nohûdî mezheblerdir. (---) Ve Erdebîl şehriyle şehr-i Tebrîz-i dilâvîz mâbeyni yigirmi beş fersahdır. Sebük-bâr atı ile iki merhale zemîndir. Ve hevâ-yı dilârâsı gûyâ Erzurûm'a müşâbihdir, şiddet-i şitâsı şedîd olur. Lâkin galle-i mahsûlât-ı hubûbâtı vefret üzre olup gendüm mahsûlâtının kesretinden hâsılı sene-i âtiyyeye kalır. Bir kilesinden seksen kile hubûbât hâsıl olur. Lâkin zemistânından bâğ u bâğçesi ve müsmirrâtı yokdur. Ammâ müşebbek bostânları ve gül-i gülistânları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 305b–306a ·
metinde göster ·
… e kad-keşân olmuşdur. Ammâ yıldız tarafı ve garb u cenûb ve kıble tarafları düz
zemîndir
. Ve dîvârınun kaddi cümle kırk zirâ‘-ı melikî-i âlîdir ve onar arşın arîz esâs- …
Bu kal‘anın burc [u] bârûları üzre aşağıda cereyân eden Şatt-ı azîme nazar olundukda mezkûr nehir gûyâ bir tur‘acik gibi nümâyândır. Bu kal‘anın ol tarafı tâ bu mertebe kulle-i feleğe kad-keşân olmuşdur. Ammâ yıldız tarafı ve garb u cenûb ve kıble tarafları düz zemîndir. Ve dîvârınun kaddi cümle kırk zirâ‘-ı melikî-i âlîdir ve onar arşın arîz esâs-ı dîvârı vardır. Ve dâ’iren-mâdâr cümle kulle-i bülendlerdir. Ve cümle (---) aded dendân-ı bedendir. Ve bu kal‘a-i müzeyyen siyâh seng-i tırâş ile mebnî olduğundan "Kara Âmid" derler. Ve üstâd-ı sâhib-hendese bu kal‘ayı şekl-i murabba‘dan şimâl [u] cenûba tûlânîce binâ edüp cümle kulleleri ve dendân-ı bedenleri birbirine nâzırdır. Hîn-i muhâtarada birbirini korudur. Ve seng-i hârâdan inşâ olunmak ile zemîni dahi yalçın kaya üzre binâ olunmağın düşman muhâsara etse bir tarafından lâğım [u] meteris sürüp zafer bulmak mümkin değildir. Meğer bir sene muhâsara olunup derûn-ı kal‘ada kaht [u] galâ olup kal‘ayı teslîm ideler. Ve şekl-i murabba‘ının şarkîsi derk-i esfel olmağile handak lâzım değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 200a ·
metinde göster ·
… tarafı handakı yüz arşun arîz ve kırk arşun amîk handak-ı azîmdir, zîrâ türâblı
zemîndir
. Ekseriyyâ der-ceng-i evvel düşman aşağı kal‘aya bu mahalden sarıldığından aşağ …
Ammâ Tebrîz kapusu tarafı handakı yüz arşun arîz ve kırk arşun amîk handak-ı azîmdir, zîrâ türâblı zemîndir. Ekseriyyâ der-ceng-i evvel düşman aşağı kal‘aya bu mahalden sarıldığından aşağı kal‘anın bu Tebrîz kapusu mahalli kat-ender-kat sarpdır. Ammâ askerinin bahâdır ve şecî‘ olduklarından aslâ ve kat‘â düşmandan bâk [u] pervâları yokdur. Hattâ Kel Rüstem Hân muhâsarasında yedi ayda iç kal‘adan yedi aded top atmışlar. Kesik Top derler. Süleymân Hân'ın bir ağzı kırık topu vardır, anı bir kerre İçkal‘a kayasındaki mağaradan atup yedi aded Acem hânları müşâverede iken yedisin dahi dûzah-ı nîrâna gönderir. Böyle bir top-ı kûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 252b ·
metinde göster ·
… sdır kim her vech ile Bağdâd'ın imdâdına elyak ve enfa‘ kal‘a-i musanna‘ olacak
zemîndir
. Ammâ pek harâb olup kal‘a demeğe müsta‘idd değil bir kân-ı bûm [u] gurâb âşiyâ …
Hüsrev-i serdâr-ı kerrâr-ı bâ-vakâr dahi deryâ-misâl askeriyle kal‘a-i Sîn zîrinde meks-i hıyâm edüp kal‘ayı temâşâ eder, görse kim Bağdâd fethinin sebebine elzem-i levâzımından bir kal‘a-i lâzımdır ve Bağdâd-ı behişt-âbâdın cânib-i şarkîsinde bir cây-ı menâsdır kim her vech ile Bağdâd'ın imdâdına elyak ve enfa‘ kal‘a-i musanna‘ olacak zemîndir. Ammâ pek harâb olup kal‘a demeğe müsta‘idd değil bir kân-ı bûm [u] gurâb âşiyânı olmuş bir sûr-ı harâbdır. Derhâl asker-i deryâ-misâle kol kol fermânlar edüp ve her diyârın üstâd-ı kâmil bennâların getirdüp ve handak-i azîm hafr edüp ma‘cûn-misâl tîn-ı top ve kerpiç ve cibis ve kireç ile bir kal‘aya mübâşeret edüp kâmil bir ayda kerpiç binâdan bir kal‘a-i ra‘nâ ve bir şehr-i zîbâ eder kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 319b ·
metinde göster ·
… Musul beş menzil yerdir. Ve cânib-i şimâlinde kal‘a-i İmâdiyye dahi beş menzil
zemîndir
.
Menzil-i ülke-i Oraman: Bir dere kenârında hakkâ ki orman hıyâbânlı bâğ u bâğçeli ve câmi‘ ü hân u hammâmlı çârsûsuz bir ma‘mûr u âbâdân bin beş yüz hâneli belde-i ma‘mûrdur. Bu kendin hâyilindeki kûh-ı bülend üzre kal‘a-i Cihân Şâh nâm bir kal‘a-i tamâm vardır kim Âzerbaycân şâhlarından Cihân Şâh binâ etmeğile anın ismiyle müsemmâ bir kal‘a-i bâlâdır. Ma‘mûr u âbâdândır ammâ bu mahalde sayd-ı şikâre taraş ve tola ve çapar ve araş zağarlar ile ve Bağdâd ve Urfa küçüğü tazılarımızla şikâra gidüp kal‘a-i Cihân Şâh'ı temâşâ edemedik ammâ mesâfe-i ba‘îdeden seng-binâ bir kal‘a-i metîn-i ra‘nâ nümâyân idi. Ahâlî-i vilâyetin takrîri üzre bunu da Süleymân Hân asrında Cihân Beğ nâm bir mîr-i hümâm bu kal‘ayı yine Baltacı Mehemmed Paşa'ya teslîm-i miftâh edüp mutî‘ olur. Ammâ ahâlîsi cümle Ekrâd-ı Şâfi‘îdir. Mîr-i aşîretlerinin ismi Şems-i Alî'dir. Ellerinde hatt-ı şerîfleri var kim, "Eğer Acem ve eğer Osmânlı gâlib olup Şehrezûr zor-ı bâzû ile her kimde ola bu kavim ana tâbi‘ ola." deyü ellerinde yarlığ-ı belîğleri var ve ülkenin cânib-i şarkîsinde Hemedân ve Dergezîn-i Acem beş konak yakındır. Cânib-i kıblesinde dahi kal‘a-i Musul beş menzil yerdir. Ve cânib-i şimâlinde kal‘a-i İmâdiyye dahi beş menzil zemîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 374a ·
metinde göster ·
… li ve hân sarâylı ve bâğlı u bâğçeli ve servî dırahtlı ferah-fezâ yalçın kayalı
zemîndir
kim bu kûh-ı bülendi bir âdem (---) sâ‘atde devr eder. Niçe yeri 378a arz-ı h …
Bu gûne ta‘rîf u tavsîfden murâd oldur kim bu kal‘a-i İmâdiyye cemî‘i Kürdistân'ın ve Arab u Acem'in tâ ortasında vâki‘ olmuş kal‘adır kim cânib-i etrâfında olan seng-i hârâlarında niçe kerre yüz bin gûne murg-ı vahşî âşiyân dutmuş İmâdeddîn kal‘asıdır. Cânib-i (---) urûc olunur. Ancak bir yolu vardır ve cânib-i erba‘ası çâh-ı gayyâdan ve derk-i esfelden nişân verir mahsûldâr âb-ı revânlı bâğlı u bâğçeli derelerdir kim bir tarafından kal‘aya zafer mümkin değildir. Bu derelerin mâbeyninde vâki‘ olmuş seng-i hârâlar üzre bir kal‘a-i yed-i kudretdir kim her tarafından aşağı nazar edenin zehresi çâk olur. Gerçi böyle seng-i bâlâ üzre niçe sa‘b hisâr-ı metîneler var ammâ daracık kal‘a-i sağîrelerdir. Ammâ bu İmâdiyye şâhikası bir vâsi‘ sahrâlı ve çemenzâr yerli ve hân sarâylı ve bâğlı u bâğçeli ve servî dırahtlı ferah-fezâ yalçın kayalı zemîndir kim bu kûh-ı bülendi bir âdem (---) sâ‘atde devr eder. Niçe yeri 378a arz-ı hâlî olduğundan mâ‘adâ şehrin cümle mezâristânı kal‘a içindedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 377b–378a ·
metinde göster ·
Ve bu kasabanın tâ ortasından nehr-i Kolıpâre akar. Ba‘zılar latîfe içün Kulambara suyu derler. Çaçka dağlarından tulû‘ edüp nehr-i Sava'ya munsabb olur bir küçük uyûn-ı âb-ı zülâldir. Mezkûr Namâzgâh tarafından çârsûya ve hammâma bu nehir üzre ağaç cisrden geçilir. Gerçi küçük rabtadır, ammâ âb [u] havâsı latîf bir şîrîn zemîndir. Anda hânedân sâhiblerinden Namâzgâh kurbunda tâcir el-Hacı İbrâhîm velî-ni‘amdır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Andan yine cânib-i cenûba gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 127b ·
metinde göster ·
… r elinden emn [u] amân olsa ol kadar nebâtât u giyâhâtlı ve gûnâ-gûn mahsûlâtlı
zemîndir
kim ta‘bîr olunmaz. Andan,
Bu kal‘a-i Rahoviçse'ye üç sâ‘at yer kal‘a-i Valpova'dır. Birkaç kerre manzûrumuz olup bâlâda tahrîr olunmuşdur. Kal‘a-i Ösek dahi bir konak yakın(?) olması bu serhadler kâfir elinden emn [u] amân olsa ol kadar nebâtât u giyâhâtlı ve gûnâ-gûn mahsûlâtlı zemîndir kim ta‘bîr olunmaz. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 159b ·
metinde göster ·
… a döşenmese vakt-i şitâda çamurdan bu şehir içre gezilmezdi, zîrâ alçak bataklı
zemîndir
. Ve bu tahta döşeli çârsû içre Ali Paşa câmi‘i var ve bir çeşmesi var. Ve mahke …
Andan Şıklofça kapusundan tâ iç kal‘a cisrinin kapusuna varınca germe beş yüz adımdır. Ve bu orta hisârın şâhrâhların cümle Boynueğri Mehemmed Paşa vâlî-i Kanije iken tahta döşeyüp pâk zokaklar olmuş. Eğer tahta döşenmese vakt-i şitâda çamurdan bu şehir içre gezilmezdi, zîrâ alçak bataklı zemîndir. Ve bu tahta döşeli çârsû içre Ali Paşa câmi‘i var ve bir çeşmesi var. Ve mahkeme çeşmenin kurbundadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 176a ·
metinde göster ·
kim alçak dağların arasında bir vâsi‘ öz içinde bir düzlük yere vâki‘ olmuş bir …
Kal‘ası mağrib tarafıyla maşrık cânibleri alçacık topraklı zemîndir kim alçak dağların arasında bir vâsi‘ öz içinde bir düzlük yere vâki‘ olmuş bir sevâd-ı mu‘azzam imiş. Kal‘asının cirmi dâ’iren-mâdâr on yedi bin adım bir şekl-i murabba‘ ve mutarraş ve musaykal taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâ imiş. Hâlâ ba‘zı yerlerinde dîvârlarının münhedim olan yerleri zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 137a ·
metinde göster ·
… olurdu, zîrâ Azak denizi Karadeniz'e mahlût olduğu dar boğazda vâki‘ olmuş bir
zemîndir
kim yalçın kaya üzredir. Karşu cânibde Taman adası burnunda deryâya çıkmış bir …
Kefere zamânı gâyet metîn kal‘a imiş. Kerc kal‘ası dest-i Âl-i Osmân'a girince Azak Kazak'ı bu kal‘ayı münhedim eder, zîrâ geçit başıdır. "Osmânlı bu kal‘adan Kazak gemilerin Karadeniz'e çıkmağa komaz" deyü mukaddem târîh ile bu kal‘ayı münhedim etmişdir. Ammâ hakkâ ki amâr olacak boğaz kesen kal‘ası olurdu, zîrâ Azak denizi Karadeniz'e mahlût olduğu dar boğazda vâki‘ olmuş bir zemîndir kim yalçın kaya üzredir. Karşu cânibde Taman adası burnunda deryâya çıkmış bir sivri Çoçka nâm bir burun var. Bu mâbeyn bir dar boğazdır kim iki mîldir. Bu boğazdan içeri şimâl cânibine gidüp Azak denizidir. Bu hakîr bu Kilisecik nâm vîrân kal‘a kenârıyla Azak bahrince şimâl tarafına 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 142b ·
metinde göster ·
… ir tûlânî mermer sandûka içinde Gâzî Evrenos me’nûs olup yatır bir muzlim zîr-i
zemîndir
. Ammâ bu zîr-i zemîn üstündeki soffada yine ol kubbe içinde bir mermer sandûka …
Ziyâret-i ser-çeşme-i gâziyân ve ser-bâzân fetâ-yı şecî‘ân u bahâdırân ve mücâhidân-ı fî-sebîlillâh sâhib-i nâmûs ya‘nî ziyâret-i Gâzî Evrenos: Bu şehir içre bir kurşum örtülü kârgîr bir kubbe-i ra‘nâ içinde medfûndur. Ammâ bu kubbe-i müşebbekin(?) içi iki kat meşhed-i gâziyândır. Aşağı zîr-i zemîn yanına üç ayak taş nerdübân ile enilir kabr-i şerîfin bir tûlânî mermer sandûka içinde Gâzî Evrenos me’nûs olup yatır bir muzlim zîr-i zemîndir. Ammâ bu zîr-i zemîn üstündeki soffada yine ol kubbe içinde bir mermer sandûka dahi var. Başı ve ayağı ucundaki hice taşındaki târîh budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 231a ·
metinde göster ·
… i‘ hâneli ve ekseriyyâ bâğçeli mihmân hânelerdir. Ve cümle sokakları pâk kumsal
zemîndir
kim aslâ çamur olmadığından bu şehirde aslâ kaldırım yokdur.
El-hâsıl gâyet sa‘b u metîn ve ma‘mûr u müzeyyen vâsi‘ hâneli ve ekseriyyâ bâğçeli mihmân hânelerdir. Ve cümle sokakları pâk kumsal zemîndir kim aslâ çamur olmadığından bu şehirde aslâ kaldırım yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 253b ·
metinde göster ·
… sârda şimdiki hâlde şehrin tâ ortası olan Yûsuf Efendi sarâyı yeri bir mürtefi‘
zemîndir
. Anda bir kal‘a-i azîm var imiş. Hâlâ câ-be-câ esâs-ı binâlar ve nısf burc-ı bâ …
Ammâ evâ’il-i a’sârda şimdiki hâlde şehrin tâ ortası olan Yûsuf Efendi sarâyı yeri bir mürtefi‘ zemîndir. Anda bir kal‘a-i azîm var imiş. Hâlâ câ-be-câ esâs-ı binâlar ve nısf burc-ı bârûlar zâhirdir. Ve Kaydefâ(?) melikenin karındaşı Cimcime kralenin tahtı imiş. Eyvân dîvârları hâ’itleri hüveydâdır. Sene (---) târîhinde Sarhanoğulları renc [ü] anâ ile feth edüp bir dahi küffâr-ı dûzah-karâra karârgâh olmasın içün bu kal‘a ve bu tahtgâhı esâsından münhedim edüp harâb [u] yebâb ederler. Hâlâ niçe bin kâr-ı kadîm binâ âsârları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y29b ·
metinde göster ·
… binâ olmuşdur. Sebeb-i binâsı oldur kim bu câmi‘in sağı ve solu deryâdan dolma
zemîndir
. Ammâ mihrâb önü arz-ı metîndir kim minâre sâbit-karâr olsun deyü Y 46a üstâd …
Ve cemî‘i câmi‘lerin minâreleri yemîn ü yesârında vâki‘ olmuşdur. Ammâ bu minâre mihrâbın önünde yine mihrâba muttasıl binâ olmuşdur. Sebeb-i binâsı oldur kim bu câmi‘in sağı ve solu deryâdan dolma zemîndir. Ammâ mihrâb önü arz-ı metîndir kim minâre sâbit-karâr olsun deyü Y 46a üstâd mühendis minâreyi anıniçün ileri mihrâba muttasıl inşâ etmişdir. Serâpâ rusâs-ı nîlgûn ile mestûr bir câmi‘-i nev-ma‘mûr ve cemâ‘ati mesrûr ve müferrih dilküşâ câmi‘-i zîbâdır kim misli meğer Ma‘nisa'da Murâdiyye câmi‘i ola. Ammâ bu câmi‘ ancak bir kubbe-i âlîdir. Ve bir kıble kapusunun atebe-i ulyâsı üzre müzehheb ve lâciverd ile kitâbet olunmuş mermer-i hâm üzre Karahisârî tarzı hatt-ı celî ile tahrîr olunan târîhi bu gûne merkûmdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y45b–Y46a ·
metinde göster ·
… i murabba‘ bir taş binâ kal‘a-i metîndir. Ve burc [u] bârûları vâki‘ olduğu âlî
zemîndir
. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi altı yüz adımdır. Ve kıbleye nâzır bir kapusu var. Dizd …
Kal‘ası bir bayır başında şekl-i murabba‘ bir taş binâ kal‘a-i metîndir. Ve burc [u] bârûları vâki‘ olduğu âlî zemîndir. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi altı yüz adımdır. Ve kıbleye nâzır bir kapusu var. Dizdârı ve kırk neferâtları vardır. Ve kal‘a içinde yüz mikdârı havlısız hurde hâneler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y176b ·
metinde göster ·
… rden nümâyândır. Bu kullede mâl-ı pâdişâhîden gayrı bir şey yokdur. Cümle zîr-i
zemîndir
. Defterdâr tahsîl etdüği mâlı bunda hıfz ederler. Ammâ kal‘adan taşra dizdâr ve …
Ve bir köşesinde Galata kullesi gibi on tabaka bir serâmed kulle binâ etdi kim üstâd mühendis bir tîşesin urmağa kâdir değildir. Gûnâ-gûn mukarnazlar ve cumbalar ve şâhnişînler ve köşelerinde mazgal delikleri var. Ve kubbesi evce ser çekmiş bir serâmed rusâs-ı nilgûn ile mestûr bir kubbesi üzre alemi iki fersah yerden nümâyândır. Bu kullede mâl-ı pâdişâhîden gayrı bir şey yokdur. Cümle zîr-i zemîndir. Defterdâr tahsîl etdüği mâlı bunda hıfz ederler. Ammâ kal‘adan taşra dizdâr ve kethudâ ve imâm ve mü’ezzin hânesinden gayrı bir şey yokdur. İllâ bir zâviye ve bir anbâr ve bir su sarnıcı var. Dizdâr yerli yeniçeriyândandır. Şeb [u] rûz mahbûsdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y78b ·
metinde göster ·
… in mülûk elinden girüp çıkup gûnâ-gûn tarza girmişdir. Ammâ esâs binâsı evvelki
zemîndir
. Hâlâ eşkâl-i binâsı şekl-i murabba‘ birbirine mukâbil iki kal‘adır. Ve aceb ib …
Ammâ niçe bin mülûk elinden girüp çıkup gûnâ-gûn tarza girmişdir. Ammâ esâs binâsı evvelki zemîndir. Hâlâ eşkâl-i binâsı şekl-i murabba‘ birbirine mukâbil iki kal‘adır. Ve aceb ibret-nümâ vâcibü's-seyr bir yerdir kim dillerde dâsitândır. Dîvârlarının kaddi kırkar zirâ‘ âlîdir ve Sedd-i İskender-misâl kırmızı tula binâlardır. Dahi fevkında kamışdan kafes örülmüşdür, içine âdem girse vâlih [ü] hayrân olur. Ammâ üstü açık olunduğundan bilâ-had ve lâ-ad remmâ remmâ kumru ve kebûterler kara bulut gibi konup içinde olan hubûbâtdan tenâvül edüp yine gürûh gürûh tayerân etmededirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y143a ·
metinde göster ·