gelüp hâlâ Hünkâr bâğçesi ki Sarâyburnu nâm mahalle gelüp anda serâperde-i Süle …
Andan İslâmbol zemînine gelüp hâlâ Hünkâr bâğçesi ki Sarâyburnu nâm mahalle gelüp anda serâperde-i Süleymânîyi kurup meks etdükde bir gece hâb-ı râhat edüp âb [u] hevâsından tarâvet kesb edince ol mahalde bir sarây-ı âlî ve gûnâ-gûn nüzhet-âbâd maksûreler inşâ etdi kim dillerde dâstân-ı dostân olup inkırâzu'd-devrân ma‘mûr u âbâdân ola deyü İslâmbol zemîni içün hayr du‘â etdi. Meğer ol duhter-i bed-ahter, babası timsâline mahfî putperestelik eder. Hazret-i Süleymân vâkıf-ı esrâr olunca mezkûr kızı {babası gibi} katl etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 8b ·
metinde göster ·
Eski Sarây'ı sene semâne ve hamsîn [ve] semâne mi’ede [858] şürû‘ edüp sene isn …
Ba‘dehu Ebü'l-feth ol deyri münhedim edüp zemînine Eski Sarây'ı sene semâne ve hamsîn [ve] semâne mi’ede [858] şürû‘ edüp sene isnâ ve sittîn ve semâne mi’ede [862] itmâm bulup burc [u] bârûsuz ve dendân-ı bedensiz ve etrâf[ı] handaksız bir sûrdur. Ammâ gâyet metânet üzre binâ olunup cümle dîvâr üzre rusâs-ı nîlgûn ile mestûrdur. Ol asırda dâ’iren-mâdâr cirmi on iki bin arşın idi. Ve şekl-i murabba‘ kârgîr-binâdır. Bir rüknü Sultân Bâyezîd Kazancıları köşesinden tâ Miskî Sâbûnî Bâbı'na müntehî idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 32b ·
metinde göster ·
Bâlâda tahrîr olunan sarây-ı vüzerâlar 33a ve imâretler bi'l-cümle Eski Sarây
zemînine
binâ olunmuşdur. Ammâ Sarây-ı Atîk, Sultân Mehemmed Hân'ın binâsıdır. Andan der …
Bâlâda tahrîr olunan sarây-ı vüzerâlar 33a ve imâretler bi'l-cümle Eski Sarây zemînine binâ olunmuşdur. Ammâ Sarây-ı Atîk, Sultân Mehemmed Hân'ın binâsıdır. Andan dergâh-ı âlî yeniçerilerine yüz altmış (---) bölüğe ve cemâ‘ate ve sekbânâna yüz altmış aded odalar binâ etdi. Ve kendüye bir câmi‘ ve cebeciyân tâ’ifesine (---) bölük odalar ve peykhâne ve kalenderhâne ve tershâne ve tophâne ve Kâğızhâne'de bârûdhâne ve niçe bunun emsâli imârât-ı azîmeler ile İslâmbol'un enderûn [u] bîrûnun gazâ mâlıyla binâ etdüği âsârları inşâ’allâh her birin mahalliyle tahrîr ü tavsîf eyleriz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 32b–33a ·
metinde göster ·
… olan Yahûdîlerin hâne-i telvîsleri berbâd olup ihrâk bi'n-nâr ile tâhir oldukda
zemînine
Vâlide Sultân câmi‘i bünyâd olup ol mahalle-i Yahûdîler serâpâ dekâkînler olup …
Ancak bir hammâmı ve bir mahalle-i müslimîni var. Mâ‘adâ on bir cemâ‘at ta‘bîr ederler Yahûd mahallesi var. Ammâ hâlâ İslâmbol'da ihrâk bi'n-nâr olup Şuhûdkapusu'ndan içeri sâkin olan Yahûdîlerin hâne-i telvîsleri berbâd olup ihrâk bi'n-nâr ile tâhir oldukda zemînine Vâlide Sultân câmi‘i bünyâd olup ol mahalle-i Yahûdîler serâpâ dekâkînler olup Yahûdîleri bu Hâsköy'e nefy olaldan beri Hâsköy'de yigirmi cemâ‘at Yahûdî ziyâde olup cümle on bir bin Yahûdî oldu, derler. Gûyâ bu şehr-i Selânik'dir yâhûd Arabistân'da Sıfet şehri gibi tâ’ife-i Yahûd ile mâl-â-mâldır. Yedi kenîseleri ve on iki sınago hahamları vardır. Ve iki mahalle Urumlar ve üç deyr-i telvîsleri var ve bir mahalle Ermenîler var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 124a ·
metinde göster ·
… mî'nin bir manastırı var idi. Hâlâ Cihângîr câmi‘i olan ol deyr-i cihân-nümânın
zemînine
binâ olunmuşdur. Kefereler anı yılda bir kerre "Aya Aleksandıra" deyü ziyâret e …
Evvelâ şehr-i Tophâne zamân-ı nasârâda bir ormanistân içinde İskender-i Rûmî'nin bir manastırı var idi. Hâlâ Cihângîr câmi‘i olan ol deyr-i cihân-nümânın zemînine binâ olunmuşdur. Kefereler anı yılda bir kerre "Aya Aleksandıra" deyü ziyâret ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130a ·
metinde göster ·
… üffârın bir hıyel [u] şeytanatı vardır deyü üç gün ârâm edüp dördüncü gün kal‘a
zemînine
ezânlar okunup kol kol cemî‘-i Eflak u Boğdan'a fermânlar olup Kal‘a-i Azak'ın …
Mâh-ı mezbûrun on üçüncü gün debdebe ve velvelev-i Âl-i Osmân ile deryâ-misâl asker kal‘a-i Azak altına Serdâr-ı Mu‘azzam Civân Kapucubaşı Vezîr Mehemmed Paşa gelüp Kal‘a-i Azağ'ı hâlî buldular. Ammâ küffârın bir hıyel [u] şeytanatı vardır deyü üç gün ârâm edüp dördüncü gün kal‘a zemînine ezânlar okunup kol kol cemî‘-i Eflak u Boğdan'a fermânlar olup Kal‘a-i Azak'ın esâsına Bism-i İllâh ile hafirler kazılmağa mübâşeret olunup üç günde ka‘r-ı zemînden su zâhir olup temeline rahtım-i Horasân ile ısgaralar çatup Timurlenk nâm cezîrede bir münhedim olmuş kal‘a-i atîkden cümle keştîler taş-keşân olmağa me’mûr olup kal‘ayı binâ etmeğe mübâşeret olundu. Bir ayda iki kulle binâ olundu kim kadîm-i evvelde Ceneviz binâsından metîn oldu. Hâlâ bu kal‘a hakkında "Ceng-i Serdâr Deli Hüseyin Paşa, feth-i Bahâdır Girây Hân, binâ-yı Civân Kapucubaşı" deyü Kırım tevârîhinde mestûrdur. Ve ta‘mîr ü termîm olunup yine ke'l-evvel Kefe eyâletinde sancak beği tahtı olup iki tuğ ile mir-i mîrân (---) Paşa muhâfız kalup ve yeniçeri ağası yerine (---) Ağa yigirmi aded yeniçeri odasıyla ve altı topçu odasıyla topçubaşı ve on oda cebeciyle cebecibaşı ve yedi bin kara tayak Tatar askeri muhâfazacı kondu ve yedi sancak beği ve on iki alaybeği ile muhâfazacı yigirmi altı bin asker kondu ve kal‘a içine yetmiş balyemez ve kırk kolomborna ve üç yüz şâhî handak kenarlarına koyup gice ve gündüz ihtimâm-ı tâm ile kal‘a bir gün 264a evvel itmâm etmeğe sa‘y-ı belîğ edüp cemî‘î ammâl ve bennâlara ve sa’ir mühimmât u levâzımâtlara beş bin kîse harc olundu" deyü der-i devlete arz olundu. Ve bu kal‘a inşâ olunurken yedi kerre Tatar askeri Moskov diyârına sefer edüp on beşer yigirmişer bin esîr ile ordu-yı İslâm'a gelüp cümle asker-i İslâm onar guruşa esîr alırlardı. Âhirü'l-emr Moskov kralı "Aman, aman ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyüp elçileri Âsitâne-i sa‘âdet tarafına akd-i sulh etmeğe revâne oldular. Kal‘a itmâm bulup içinde câ-be-câ hâneler imâr olurken Serdâr Mehemmed Paşa, Âsitâne'ye gidüp sâ’ir asâkir-i İslâm dahi vatanlı vatanlarına gidüp hakîr yine Tatar-ı adüv-şikârın Mansûrlu kabâ’iliyle gidüp geldiğimiz yollar ile yine sekiz günde vilâyet-i Kırım'a dâhil olduk. Yigirmi gün yine Bâğçesarây'da zevk idüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 263b–264a ·
metinde göster ·
… î-nûr hânın sevdâgerlerinden Hoca Cân-ı Lahîcânî nâm bir ankâ bâzargân bu Revân
zemînine
kadem basup görse kim bir hâk-i anber-pâk-i mahsûldâr anda cümle ta‘allukâtıyla …
Zikr-i binâ-yı şehr-i Revân: Sene 810 târîhinde Timur-ı bî-nûr hânın sevdâgerlerinden Hoca Cân-ı Lahîcânî nâm bir ankâ bâzargân bu Revân zemînine kadem basup görse kim bir hâk-i anber-pâk-i mahsûldâr anda cümle ta‘allukâtıyla meks edüp dâr-ı karâr edüp günden güne pirinc zirâ‘at edüp mâldâr olduklarınca bir kend-i azîm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 308a ·
metinde göster ·
… Arapça⟧ âyeti ile fermân olunup İskender sedd-i Ye’cûc'u binâ edüp bu Demirkapu
zemînine
gelüp görse kim Dağıstân hudûdunda sahil-i bahrde bir cây-ı dilküşâdır. Vezîri …
Cemî‘î müverrihân-i âlemân tahrîrleri üzre kıbel-i Hak'dan İskender-i Zülkarneyn'e Arapça âyeti ile fermân olunup İskender sedd-i Ye’cûc'u binâ edüp bu Demirkapu zemînine gelüp görse kim Dağıstân hudûdunda sahil-i bahrde bir cây-ı dilküşâdır. Vezîri Rîstalis ve Fisagores-i Tevhîdî ve hazînedârı Bitilîs ve Câlinus ve Bukrât ve Sokrât hukemâ-yı kudemâ-yı dûr-bîn efkâr-ı cihân-ârâlar ile meşveret edüp bu Demirkapu zemînin irtifâ‘a alup bu Bahr-i Haraz'ın arzını Karadeniz'den 316a ziyâde irtifâ'da bulup Bahr-i Haraz'ı Karadeniz'e mahlût etmeğe murâd edinüp Bahr-i Haraz ile Karadeniz mâbeynine ilm-i hendese sâhibleri ukalâ-yı zû-fünûn mühendisler gönderüp üçüncü günde Dağıstân ve kûh-ı Elburz dâmeninden Karadeniz sâhilinde Mikrilistân hudûdunda Karadeniz'in nihâyeti olan nehr-i azîm Faşa çayına varup anda dahi irtifâ‘ alup ilm-i hendese ile Karadeniz'i Bahr-i Haraz'dan yigirmi arz-ı süflîde bulup üçüncü günde yine İskender'e mâ-vaka‘ı üzre takrîr ederler. Hemân İskender Bismillah ile bu Demirkapu kurbunda Bahr-i Haraz kenarında üstâd-ı kûhken ve nakkâblara mühimmât ve levâzımâtlar verüp yetmiş gün ka‘r-ı zemînde yedi bin adım zemîn içre giderler. Cümle hukemâ-yı kudemâ "Yâ İskender! Sen sedd-i Ye’cûc'ü binâ etmeğe me’mûr edin, buna me’mûr değilsin ve buna mübâşeret etmen tûl-i emeldir. Gerçi bu Bahr-i Haraz ile Bahr-i siyâhın mâbeyni dağlar aşup piyâde âdem üç günde reh-revlik edüp varır. Lâkin kûh-ı Elburz dâmeninde yalçın çakmak taşlı kayalar vardır. Anlara tîşe urup nakb edince niçe bin hazîne telef olup ömre zamân ister. İlm-i nücûm üzre sizin müddet-i hilâfetinize otuz iki sene vardır. Şimden sonra taraf-ı Hakka yönelin ve dahi enfa‘ işler vardır, anı eylen" deyü cümle hukemâ, İskender'in Bahr-i Haraz'ı Karadeniz'e mahlût etmemesine zâhib olup Karadeniz'i İslâmbol boğazından kesüp Üsküdar ile Sarâyburnu'ndan aşağı Makedonya şehrin gark etdirip ve Kaydefâ şehirlerin gark-ı âb etdirmeğe sevk ederler. Hikmet-i Hudâ İskender dahi ol gice bir muhavvif vâkı‘a görüp Bahr-i Haraz'ı Karadeniz'e halt etmeden ferâğat edüp yine cümle hukemânın re‘yiyle İskender-i Kübrâ bu Demirkapu'dan yedi konak Dağıstân dağları içre Karadeniz'e varınca üç kat rasîf sedd-i İskender ve üç kat handak-i azîm çeküp Bahr-i Haraz ile Bahr-i siyâhın mâbeynin sedd etmişdir kim şark cânibinde İrân u Tûrân kavmi, garb cânibinde Deşt-i Kıpçak kavmi ve Benî Asfer ve Sal‘ât ve Kırım ve Rus-ı menhûs tâ’ifesi mâbeynlerinde hudûd etmişdir kim hâlâ kûh-ı Elburz içinde ve Irak-ı Dâdyân dağlarında üç kat dîvâr ve üç kat handak hafr-i azîmi bu hakîr Evliyâ-yı pür-taksîrin manzûru olmuşdur. Ekseriyyâ Kırım'dan Kumuk diyârına giden hânlar im‘ân-ı nazar ile nazar etse ma‘lûmları olur. Bir rivâyetde İskender binâ etdüğü bu sedd-i rasîfdir, derler. Ammâ İskender hılâfetinden vilâdet-i Resûlullah'a gelince bi-kavli Muhammed ibn İshak 882 sene idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 315b–316a ·
metinde göster ·
… getirüp lafz-ı rasîf üç yüz seksendir. Rasîf ol günde tamâm olduğuyçün haymesi
zemînine
bir şehir bünyâd edüp ismine anın içün Rusâfe dediler. Furât'dan kâmil bir günl …
Sitâyiş-i kasaba-i Rusâfe-i kebîr: İbtidâ bânîsi bi-kavl-i müverrihîn-i mukaddemîn, Hişâm ibn Abdülmelik ibn Mervân'dır. Şâm'da Âl-i Emeviyyûn'a ve gayriye tâ‘ûn müstevlî olup Hişâm Şâm'dan tâ‘ûndan firâr edüp bu çöl-i çölistânda hayme vü hargâhıyla meks edüp gazâl şikârından ve hevâsından hazz edüp bu mahalde sâkin oldu, ammâ suyu olmamağıla ilm-i hendeseye mâlik kimesneler ile müşâvere edüp zemîn üzre irtifa‘ alup nehr-i Furât'ın âlî yerinde cânib-i şarkdan bir rasîf-i azîm sedd edüp nehr-i Furât'ın tenezzül mahallinde iki kerre yüz bin âdem deryâsın üşürüp hayme ü hargâhı olan mahalle deryâ-misâl nehr-i Furât'ı getirüp lafz-ı rasîf üç yüz seksendir. Rasîf ol günde tamâm olduğuyçün haymesi zemînine bir şehir bünyâd edüp ismine anın içün Rusâfe dediler. Furât'dan kâmil bir günlük râh-ı ba‘îdedir, ammâ mürûr-ı eyyâm ile rasîfi rimâl [u] turâb ile memlû olup niçe yerleri kırk elli kulaç yerden su çıkarup def‘-i atşân ederler. Hâlâ bir arz-ı yâbise olmağıla ol kadar imâr değildir. Hâlâ (---) hâkinde bir küçük kasabadır. Kal‘ası dahi harâb [u] yebâb olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 59b ·
metinde göster ·
… ile Rûm'a gönderüp ibtidâ Rûm'a kadem basan bu Sırfiyâil'dir. Evvelâ bu Edirne
zemînine
gelüp gördü kim Tûfân-ı Nûh'un talattum-ı temevvücünden harâb [u] yebâb olmuş â …
Sebeb-i hâdise-i Edirne : Müverrihân-ı Rûm u nükte-perdâzân-ı zevi'l-mefhûm ki ferden-ferdâ cemî‘ edîm-i arzda olan vakâyı‘ât-ı dil-küşâyı bu yüzden tahrîr ü terkîm eylediler kim rûy-ı arzda ibtidâ mesken edinen Hazreti Âdem Safî'dir. Bi-kavli Muhammed b. İshâk, Hazret-i Âdem Nebî'den vilâdet-i Server-i Kâ’inât'a gelince sene 6.750 olup bu mâbeyne-hümâda yüz yigirmi dörd bin peygamber gelmişdir. Ammâ vilâdet-i Mefhâr-i Mevcûdât'dan sene 5590 mukaddem Hazret-i eb-i sânî Nûh Necî aleyhi's-selâm gelüp anın gemisiyle Tûfân'dan halâs olanları rûy-ı arz imâr olsun içün bu vech-i arza müstevlî eyleyüp ibtidâ Kalimon Hakîm'i arz-ı Mısr'a gönderüp Tûfân'dan evvel binâ olunan Heremîn dağları dibinde sâkin olup evlâd-ı evlâdları münteşir olup arz-ı Mısır'ı ve arz-ı Hâsân'ı imâr etdiler. Büyük oğlu Mısrâyim Mısr-ı atîki imâr etdiğiçün Mısır dediler. Mısrâyim fevt olup yetmiş aded evlâdları kalup Musul'da Hazret-i Nûh'a geldiler. Nûh Necî dahi bunların yetmişine birer ülke gösterüp her biri birer iklîm-i âhara gitdiler. Ammâ Sırfiyâil nâm bir oğlunu hayr du‘â ile Rûm'a gönderüp ibtidâ Rûm'a kadem basan bu Sırfiyâil'dir. Evvelâ bu Edirne zemînine gelüp gördü kim Tûfân-ı Nûh'un talattum-ı temevvücünden harâb [u] yebâb olmuş âsâr-ı binâlar görüp ta‘accüb edüp niçe eyyâm ol harâbistânda kaldı. Bi-kavli tevârîh-i Latin, Tûfân'dan kalan binâ Edirne'nin Zindân Kullesi tarafıdır, derler. Bu Edirne zemîninde Sırfıyâyil karâr etmeyüp Firev nâm bir oğlun koyup kendi Sofya'yı imâr etmeğe gitdi. Tâ Hazret-i Süleymân asrına dek bu Firev nâm evlâd-ı evlâdları Edirne zemîninde tavattun etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 148b ·
metinde göster ·
Evvelâ Edirne kal‘asının zemîni bir gûne topraklı yedi aded bayırlar mâbeyninde bir vâsi‘ ferah-fezâ 149b vâdîde vâkı‘ olmuş kal‘a-i kadîmdir. Evvelâ Eskisarây zemînine Çöllübayır, derler, ikincisi Murâd Beğ bayırı, üçüncüsü aşağı sarây meydânında Yassı bayır, dördüncü Hıdırlık bayırı, beşinci Kâdirî tekkesi kurbunda Kurd bayırı, altıncı Eşe kadın kurbunda Sirkeci Sultân bayırı, yedinci Kıyık bayırı. Bu yedi bayırlar cebel-i sağîreler kadar mürtefi‘ ve havâdâr hâk-i amber-i pâkli püştelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 149a–149b ·
metinde göster ·
… sene mahsûlünün surresi Meşhed-i İmâm Alî'ye gider. Bu şehir bir kûh-ı bülendin
zemînine
vâki‘ olmuş gûyâ bâğ-ı İrem'dir ve kâmil bin hânedir. Ve ol kûh-ı bâlâ bin aded …
Ta‘rîf-i kasaba-i Alî Yâr: Hazret-i Alî'nin âsitânesine vakıfdır kim her sene mahsûlünün surresi Meşhed-i İmâm Alî'ye gider. Bu şehir bir kûh-ı bülendin zemînine vâki‘ olmuş gûyâ bâğ-ı İrem'dir ve kâmil bin hânedir. Ve ol kûh-ı bâlâ bin aded uyûn-ı câriyecikler ve konacıklar tulû‘ edüp bu şehrin hadîkaların reyy edüp ahâlîyi saky eder. Ve bu şehri üstâd-ı bennâ sadrenç nakşı tarh edüp heme şâhrâhları râh-ı râstdır ve her yolun iki tarafı çınar-ı müntehâ ve bîd-i ser-nigûnlar ile müzeyyendir. Câmi‘leri ve hân u hammâmları ve çârsû-yı bâzârı henim günden güne ma‘mûr u avadân olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 298b ·
metinde göster ·
Bu hâk-i Bağdâd'ın letâfeti sebebiyle nahl-i hurma serâmed olur. Zîrâ
zemînine
niçe bin peygamberân ve nize kerre yüz bin kibâr-ı kümmelîn-i âlimân bu zemîn-i …
Bu hâk-i Bağdâd'ın letâfeti sebebiyle nahl-i hurma serâmed olur. Zîrâ zemînine niçe bin peygamberân ve nize kerre yüz bin kibâr-ı kümmelîn-i âlimân bu zemîn-i Medâyin'e hayr du‘â-yı firâvân edüp anların du‘âları berekâtıyla bu hâk-i Bağdâd bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eşcâr bir dâr-ı diyârdır kim bu edîm-i arzda deyyâr-ı mânendi yokdur. Zîrâ vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve dâ’imâ halkı mesrûr, buk‘aları hûb ve hâk-i pâki beyne'n-nâs merğûb ve mezâri‘âtları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsirdir. Ve bu arâzî-i Irâk'da niçe bin aded künûz-ı azîme ve defâyin-i cevâhir-i cesîme ve habâyâ-yı kesîre ve metâlib-i azîze vardır. Ve niçe yüz aded hükmü mensûh olmuş mutalsamât-ı garîbe âsârları var kim âdem hayrân olur. Hatta müverrih Mıkdısî-i Yarmenî eyle terkîm eder kim zemîn-i Medâyin'de bir hatve arz-ı hâliye yokdur kim anda medfûn bir genc-i Kârûn olmaya. Ve hâlâ Tâk-i Kisrâ'dan mâ‘adâ ı‘mâl-i sâbileden ve ı‘lâm-ı hâbileden ve âsâr-ı azîme ve etvâr-ı acîbeden niçe bin aded âsâr-ı binâlar ve rasîf ve tur‘a ve Şeddâdî binâlar var kim benî Âdem gördükde ta‘accübâne engüşt ber-dehen eder. Hâlâ bu diyârın mezra‘aları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir ve deşt-i hâmûnları nahlistân-ı gülistânlı arz-ı mukaddesdir. Ahâlîlerinin ni‘metleri firâvân ve zemîninin enhârları cârî ve revân bir şehr-i âbâdândır kim cemî‘i selâtîn-i mülûk mâbeyninde hasretü'l-mülûk bir şehr-i Irâk'dır. El-hâsıl bu hâk-i pâkde acâ’ibât-ı dehrden ve garâ’ibât-ı asırdan niçe bin âsâr-ı ibret-nümâlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346b ·
metinde göster ·
… Âhir Enûşirvân asrında Salsal nâm bir pehlivân tamâm seyâhat ederek bu Akkirmân
zemînine
gelüp görse kim bir âb [u] havâsı latîf kal‘a yeridir, lâkin kurbunda ecinne ka …
İhvân-ı safâya şöyle ma‘lûm ola ki bu Akkirmân vâdîleri ba‘de't-tûfân cümle deryâ idi. İskender-i Zülkarneyn emr-i Hakk ile Karadeniz boğazın kesüp Akdeniz'e akıtdıkda bu mahaller ıssız ve hâlî rimâlistân kalup kavm-i sakalân, ya‘nî Ecinne kavmi bu vâdîleri beğenüp vatan edindiler. Tâ ki ekasireler zamânına dek bu fezâlar ecinnelerin cây-ı râhatları oldu. Âhir Enûşirvân asrında Salsal nâm bir pehlivân tamâm seyâhat ederek bu Akkirmân zemînine gelüp görse kim bir âb [u] havâsı latîf kal‘a yeridir, lâkin kurbunda ecinne kavminin cây-ı menâsları var. Derhâl hükemâların cem‘ edüp ilm ile ecinne kavmine bir tılısm-ı a‘zam edüp yine Kamerü'l-kum'da sâkin olalar, ammâ benî Âdem üzerine gelmeyeler ve benî Âdem anlar üzre varmayalar. Böyle bir tılsımât edüp ilâ hâze'l-ân bir vâdî-i kumistân-ı mehîb [ü] mahûfdur kim âdem ol rimâlistâna girse vâlih [u] hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 36b ·
metinde göster ·
… ine Hazret-i Süleymân yele emr edüp niçe zemînleri seyr [ü] temâşâ ederek Bursa
zemînine
gelüp, Bursa, ‘Bulursa’dan galatdır, anda Bursa şehrin tûfân-ı Nûh kumu içinden …
Andan yine Hazret-i Süleymân yele emr edüp niçe zemînleri seyr [ü] temâşâ ederek Bursa zemînine gelüp, Bursa, ‘Bulursa’dan galatdır, anda Bursa şehrin tûfân-ı Nûh kumu içinden çıkarup Süleymân Nebî Bursa'da meştâ edüp, andan bu Kapudağı zemîninde bu Aydıncık nâm âb [u] havâsı latîf cây-ı hoş-fezâyı beğenüp Belkıs'ın re’y [ü] tedbîriyle bu Aydıncığ'ı eyle amâr etdiler kim yedi yılda ins [ü] cin ve hûş u tuyûr ve dîv ü periler çalışmadan bî-tâb ü bî-mecâl kalup İremezâtü'l-imâd misilli bir şehr-i azîm olup hâlâ eser-i binâları Kapudağı boğazına ve Erdek sahrâlarına varınca ibret-nümâ amûd-ı müntehâlar ve tâk-ı kisrâlar ve kubbe-i gûnâ-gûnlar hisâbın Sâhibü't-tedbîr Sannâ‘-ı Lem-yezel bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 87b ·
metinde göster ·
… stân içre bir müferrih Namâzgâh-ı çemenzârı var kim sayf u şitâda bu musallânın
zemînine
aslâ güneş te’sîr etmez. Gûyâ Konya şehrinin Merâm'ıdır kim bu ma‘bedgâh-ı küşâ …
Ve iki aded tekye-i dervîşânı ve üç aded mekteb-i sıbyân-ı ebcedhânı ve iki aded hânları ve bir aded kesîfce hammâmcığı ve yüz aded dekâkînleri ve mükellef kahvehâneleri var, ammâ meyhâne ve bozahâneleri yokdur, ammâ kış günü kar ve buzhâneleri çokdur ve hân kurbunda bir hıyâbân ve dırahtistân içre bir müferrih Namâzgâh-ı çemenzârı var kim sayf u şitâda bu musallânın zemînine aslâ güneş te’sîr etmez. Gûyâ Konya şehrinin Merâm'ıdır kim bu ma‘bedgâh-ı küşâde bir şehr-i mu‘azzamda yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 127b ·
metinde göster ·
… akdılar kim külünü hâk-i nâpâkini Hemedânî sürme edüp üç ayda yere berâber edüp
zemînine
lağımlar ve niçe bin hıyel ü şeytanatlar etmeğe başladılar ve yedi aded metîn t …
"Gânim târîhinde Türk askeri bu kal‘aya gelüp bu varoşda Türk siperlenüp bu kal‘ayı döğer" deyü havflerinden biz anda iken deryâ-misâl küffâr-ı hâksâr yedi kraldan gelüp mezkûr varoş-ı azîmde olan hânedân sâhiblerine akçelerin verüp cümle imârâtı "Yajuj Yajuj" deyerek eyle yakdılar kim külünü hâk-i nâpâkini Hemedânî sürme edüp üç ayda yere berâber edüp zemînine lağımlar ve niçe bin hıyel ü şeytanatlar etmeğe başladılar ve yedi aded metîn tabyalar ve handaklar ve şarampavlar etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56b ·
metinde göster ·
vardık. Yeryüzünde at ve eşek ve hınzîrlar ve küp ve davullar ve tekne ve uçlar …
Ba‘de[hu]152a ale's-sabâh bir hayli yârân pür-silâh eyleyüp hevâda oburların ceng etdiği mahalli zemînine vardık. Yeryüzünde at ve eşek ve hınzîrlar ve küp ve davullar ve tekne ve uçları sırıklı furûn paçavraları ve birkaç dâne fîl-i Mengerûsî leşleri ve mezârdan çıkmış âdem leşleri ve bardak ve çanak [ve] hasîr ve yılan ve çıyan ve keçiler ve koyunlar ve ayuların ölüleridir ve niçe yüz bin gûne mûhiş şeylerden zemîn-i çemenzâr görünmez olmuş. Ve ba‘zı ayağı demirli esîr-i âdem leşleri ve gûnâ-gûn şişmiş hayvânât leşleri çok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151b–152a ·
metinde göster ·
… mçine derler idi. Cüzâm marazına mübtelâ olup babası Feylekos bu kızı bu şehrin
zemînine
koyup âb [u] hevâsının letâfetinden kesb-i hevâ ederek cüzâm zahmından halâs ol …
İşte şehr-i Gümülcine'nin vech-i tesmiyesi Gümlü Çîn Yahûdî bânîsi sebebiyle Gümlü Çîn'den galat Gümülçine derler. Ammâ lisân-ı Yûnâniyân'da Rûmçine derler. Hakîm Feylekos'un bir duhter-i pâkîze-ahteri var idi. İsmine Rûmçine derler idi. Cüzâm marazına mübtelâ olup babası Feylekos bu kızı bu şehrin zemînine koyup âb [u] hevâsının letâfetinden kesb-i hevâ ederek cüzâm zahmından halâs olup bu şehri ibtidâ amâr eden Rûmçine kızdır. Ba‘dehu Gümlü Çîn Yahûdî çinganeler havfinden kal‘a binâ etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 208a ·
metinde göster ·
tevârîh-i kadîmlerde Arz-ı Hamrâ-yı Kusvâ derlerdi. Ve dağına Cebelü'l-Kebş der …
Ve bu câmi‘ zemînine tevârîh-i kadîmlerde Arz-ı Hamrâ-yı Kusvâ derlerdi. Ve dağına Cebelü'l-Kebş derler. Ammâ Hazret-i Amr ibnü'l-Âs Fustât şehrin muhâsara etdikde Benî Yeşkür kavmin bu mahalle fustât nâm haymelerin kurmağile bu mahalle cebel-i Yeşkür dediler. Ammâ ibtidâ ismi Cebelü'l-Kebş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y91b ·
metinde göster ·
… crenin altında fıskıyyelerdir. Hücre sâhibleri merhûm oldukda ol fıskıyye zîr-i
zemînine
defn ederler. Ne muhallefâtı kalursa bey‘ edüp mâlına göre eczâ-i şerîf ve hatm …
Bu haremin cânib-i erba‘ası kat-ender-kat fukarâ hücreleridir. Ve her hücrenin altında fıskıyyelerdir. Hücre sâhibleri merhûm oldukda ol fıskıyye zîr-i zemînine defn ederler. Ne muhallefâtı kalursa bey‘ edüp mâlına göre eczâ-i şerîf ve hatm-i şerîf vakf edüp cümle fukarâ rûh-ı şerîfiyçün tilâvet edüp du‘âcı dede merhûmun ismin yâd ederler. Bir tekyede böyle hayrât yokdur ve her hücre altı mezâr olmak bir tekyeye mahsûs değildir. Aceb tarz üzre tarh olunmuş bir âsitânedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y111b ·
metinde göster ·