… ncak bir tabaka bir minâresi vardır. Zîrâ minâre ve câmi‘in zemîni serâpâ zîr-i
zemînler
olduğundan binâ-yı azîm etmeğe havf etdiler. Ve bu câmi‘ içre dâ’imâ hâl sâhibi …
Ma‘bed-i kadîm olmağile ba‘zı zamân bu câmi‘e istiskâ du‘âsına çıkarlar. Müstecâbü'd-da‘ve mahaldir. Ancak bir tabaka bir minâresi vardır. Zîrâ minâre ve câmi‘in zemîni serâpâ zîr-i zemînler olduğundan binâ-yı azîm etmeğe havf etdiler. Ve bu câmi‘ içre dâ’imâ hâl sâhibi kimesneler eksik değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 62b ·
metinde göster ·
… kârgîr soffalı biner âdem alır bozahâne ve buzhâneler vardır kim temmûzda zîr-i
zemînler
içre bozaların buzlar üstüne koyup bozaları göğreyüp bozarup sovuk olur, cüllâb …
İslâmbol kahvehâneleri, Murâd Hân-ı Râbi‘de kadâga-i (?) şâhî ile men‘ olaldan berü Bursa kahveleri iştihâr bulup tiryâkîlerinin yüzleri gülmüşdür. Ve meşhûr-ı âfâk olan doksan yedi yerde bozahâneleri var kim bir diyâra mahsûs değildir. Pâk kâşîli ve münakkaş tavanlı ve kârgîr soffalı biner âdem alır bozahâne ve buzhâneler vardır kim temmûzda zîr-i zemînler içre bozaların buzlar üstüne koyup bozaları göğreyüp bozarup sovuk olur, cüllâb-misâl pâk bozası olur. Cümle a‘yân-ı kibârı bozahâneye girmek ayb değildir. Zirâ kahvehâneler gibi bunlarda dahi hânende ve sâzendeler vardır. Ve mahbûb boza sâkîleri var kim her biri birer pençe-i âfitâb meh-pânlardır. Bellerinde Bursa'nın kırk kalem münakkaş peştemâlları ve pâk libâslarıyla reftâr eder, elindeki ayağına âşıklar ayak bağlayup bozaya büzilüp bozadır derd-i seri olur. Ve niçe yüz yerde bu gûne cilvegâh yerleri vardır, ammâ biz ihtisâr etdik. Ve iki yerde tahte'l-kal‘ası vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 228b ·
metinde göster ·
… a derûn-ı kal‘ada imâristândan bir nişân yokdur. Ancak ba‘zı mahzenler ve zîr-i
zemînler
ve buğday anbarları vardır. Cânib-i (---)(---) kapusu mekşûfdur. Aslâ handakı …
Rûm târîhleri üzre Filboz kral binâsı olmağıla Filiboz'dan galat-ı meşhûr Filibe derler. Hâlâ kal‘ası şehrin ortasında bir boz kaya üzre olmağıla derûn-ı kal‘ada imâristândan bir nişân yokdur. Ancak ba‘zı mahzenler ve zîr-i zemînler ve buğday anbarları vardır. Cânib-i (---)(---) kapusu mekşûfdur. Aslâ handakı yokdur. Zîrâ cânib-i erba‘ası yalçın kayalar üzredir. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Dizdârı ve mehterhânesi ve neferâtları yokdur. Zîrâ İç il olmağıla cebehâne ve neferât lâzım değildir. Ancak ıydeyn-i mübârekeynde i‘lân içün iki şâhî topları vardır. Filibe Nâzırı Mehemmed Ağa tarafından atlarda imâr olsa şîrîn binâ kal‘a-i zibâdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 134a ·
metinde göster ·
… byaları ve beş yerde handaklı asma makaralı kapuları ile ârâste ve içinde zîr-i
zemînler
ile pîrâste olmuş bir tabur-ı azîm idi.
Andan Yaş şehri gölü kenârında Galata manastırı, kal‘a-misâl bir deyr-i dâl olmağile Burunsuz Kostantin bu deyre kapanup hâricinde bir tabur-ı azîm kazmışdı kim cirmi altı sâ‘atde devr olup yedi yerde tabyaları ve beş yerde handaklı asma makaralı kapuları ile ârâste ve içinde zîr-i zemînler ile pîrâste olmuş bir tabur-ı azîm idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106a ·
metinde göster ·
… zkûr tophâne altı ve paşa sarâyı altı ve gayri hânedânların altları cümle zîr-i
zemînler
ve su sarnıçları ve mehâzinler ve cebehâne ve bârûdhâne ve gayri mühimmât [u] l …
Ve bu tophâneye muttasıl bir çâh-ı mâsı var, kâmil yüz kulaçdır, suyu tâ nehr-i Tuna'dan lağımlar ile gelir bir müdevver kuyudur kim suyunu dollâblar ile atlar çeküp paşa sarâyına ve ba‘zı hânedânlara ve kapu yanında olan kubbe su hazînesine âb-ı nâbı dolup ol kubbe çeşmesinden bay u gedâ su alup def‘-i atşân ederler bir kâr-ı küffâr vâcibü's-seyr bir çâh-ı nâmdârdır. Ve bu kuyu etrâfı ve mezkûr tophâne altı ve paşa sarâyı altı ve gayri hânedânların altları cümle zîr-i zemînler ve su sarnıçları ve mehâzinler ve cebehâne ve bârûdhâne ve gayri mühimmât [u] levâzımât duracak mahzenlerdir kim niçe yerde (yerde) Tuna'ya nâzır pençereleri cümle demir kafesli ve demir kapaklı manzaralardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93b ·
metinde göster ·
… at seng-i hârâdan kesme çâh-ı azîmler olup üç katı ka‘r-ı zemînde tahtânî zîr-i
zemînler
imiş. Ve üç katı fevkânî olup cemî‘i der-i dîvârları demir tahta kaplı olup ba‘ …
Ve bu iç kal‘a kapusunun iç yüzünde muhtesibhâneye muttasıl çâh-ı gayyâ-yı derk-i esfelden nişân verir çâh-ı Bâbil-i Hârût-Mârût'dur yâhûd Mısır'daki Sicn-i Yûsuf'dan nişân verir bir mahpeshânedir kim görenin aklı gidüp vücûd-ı benî âdem çâk çâk olur. İçinde giriftâr-ı bend-i zencîr olanların nakilleri üzre niçe yüz ümmet-i Muhammed âh [u] enîn edüp eyitdiler kim bu sicn-i cahîm beş kat seng-i hârâdan kesme çâh-ı azîmler olup üç katı ka‘r-ı zemînde tahtânî zîr-i zemînler imiş. Ve üç katı fevkânî olup cemî‘i der-i dîvârları demir tahta kaplı olup ba‘zı hurde pençereleri beşer altışar kat kol kalınlığı demir pençereler olup cümle ümmet-i Muhammed esîrlerin her gece bu zindâna zencîrler ile bağlı ka‘r-ı zindâna endirüp yine ale's-sabâh çıkarırlar. Tâ bu mertebe bir muzlim mahpûshâne-i calenderdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 317a ·
metinde göster ·
… zır kat-ender-kat hücreler ve gûnâ-gûn maksûreler vardır. Ve dîvânhâne ve zîr-i
zemînler
var kim her birine biner ikişer biner benî âdem sığar. Ol çölistânın şiddet-i h …
Âd ve Semûd kavmine seng-i hârâlar bi-emrillâh müsahhar imiş kim böyle seng-i hârâları kalem tırâş ile peynir keser gibi kesüp mezkûr gârların der-i dîvârlarına ve revzen ü tâklarına ol kadar emek sarf edüp hûrdegîrlik etmişler kim gûyâ hıtâyî kâğıdda Fahrî oyması gibi nükûş-ı garîbe oymuşlardır. Ammâ hikmet-i Hudâ her bir hânedânın kayası başka başka yaradılmış. Herkes birin oyup vatan edinmiş. Ve her birinin mâbeyninden yol geçer kumsal yollardır. Bu râhlara nâzır kat-ender-kat hücreler ve gûnâ-gûn maksûreler vardır. Ve dîvânhâne ve zîr-i zemînler var kim her birine biner ikişer biner benî âdem sığar. Ol çölistânın şiddet-i hârında içine dâhil olduğumuzda gûyâ Bağdâd-ı behişt-âbâd Y 272a serdâblarına girmişe döndük. Ve gûnâ-gûn kapular oymuşlar kim kapunun cânib-i erba‘aları kat-ender-kat zıh-ender-zıh hurde rûmî ve eslimî ve şükûfeler ile ârâste atebelerdir kim hâlâ asrımızın üstâd mermer-bürleri tîşe ve nevregân ve tilismân urmağa kâdir değillerdir. Meğer diyâr-ı Rûm'da Atina şehrinde Sultân Mehemmed câmi‘indeki mermerlerin musanna‘âtı ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y271b–Y272a ·
metinde göster ·
… uşdur kim midhâtinde diller kâsırdır. Ve bu câmi‘ fevkânîdir, serâpâ altı zîr-i
zemînler
ve dekâkînlerdir. Üç taraf kapulardan on beşer kademe taş nerdübân ile urûc olu …
Âl-i (---)(---) bir pâdişâh-ı âlî-tebâr imiş kim böyle bir câmi‘-i bî-misâle mâlik olmuşdur kim midhâtinde diller kâsırdır. Ve bu câmi‘ fevkânîdir, serâpâ altı zîr-i zemînler ve dekâkînlerdir. Üç taraf kapulardan on beşer kademe taş nerdübân ile urûc olunur. İki cânibinde yetmiş pençereleri cümle esvâk-ı sultâniyyeye nâzırdır. Ve izdihâm yerde olmağile câmi‘-i Ezher'den sonra cemâ‘at-i Y 93b kesîreye mâlik olan câmi‘ budur. Gâyet havâdâr dilküşâ câmi‘-i rûşendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y93a–Y93b ·
metinde göster ·