… deyüp nefîr-i Mûsâ çobanîsine dest urup ibtidâ düvâzde imâm aşkına on iki dem ü
zemzeme
urup bu hakîr ve paşa anın dem-i sûrundan dem-beste ü hayrân kaldık. Garâbet bu …
Anı gördük, kapudan içeri Telhîsî Hasan Ağa gelüp üç kişi olduk. Esnâ-yı kelâmda İpşir Paşa deryâ-misâl Cemâpur askeri gibi eşkıyâ ve zorbalar ile geliyor, denildi. Aya rikâb-ı hümâyûna bu kadar haşerât ile geldikde ne evzâ‘ [u] etvâr ide ve Kapudan Murâd Paşa ile ve Defterdâr Moralı Mustafâ Paşa ol iki fitne dağarcıklarıya ne mu‘âmele ide, denildikde paşa eyitdi "Hele bizim vezâretimizde İpşir Şâm valisiyken Dürzî Mustafâ Ağa ile emîrler gönderüp, bre Dürüzi üzre gitme, ırz-ı vezâreti pâymâl edersin" deyü nasîhatnâmeler ile emr-i şerîf dönderüp emr-i pâdişâhîye amel etmeyüp sû-ı tedbîr ile Dürüzî üzre gidüp Bukâ‘ Boğazı'nda boğazı ele verüp bu kadar askerin Dürzî'ye kırdırup ve bu kadar mâl-ı hazâ’inden ayrılup kendüsü uyluğundan akra hançer ile Dürüzî elinde mecrûh olup kendüsü 175a ancak bir atıyla ve altı huddâmıyla halâs olup Şâm'a bî-cân düşüp ol nasîhat-âmîz mektûblarımızdan berü "Bizim adüvvi cânımızdır. Hele gelsin, görelim!" deyüp evhâm-ı garibeler ile müşevveşü'l-hâl olup bu gûne ahvâlât-ı âlâyiş-i dünyâ ile müşâvere ederken anı gördük, hemân kapudan içeri demin "Allah Hak!" diyen fukarâ-yı Bektâşî yine "Allah Hak dost illallah!" deyüp ol cân-ı bî-bâk ü bî-pervâ içeri girüp "Aşk ola ey âşıkân-ı sâdıkân-ı zarîfân!" deyüp nefîr-i Mûsâ çobanîsine dest urup ibtidâ düvâzde imâm aşkına on iki dem ü zemzeme urup bu hakîr ve paşa anın dem-i sûrundan dem-beste ü hayrân kaldık. Garâbet bunda kim "Kapuda bu kadar bevvâblar var. Bu sarây kâ’im-i makâm sarâyı olduğundan izdihâm-ı benî Âdem olmağıla bevvâblar kapulardan kuş değil zerre uçurmazlar. Bu dervîş ü dilrîş ne takrîb ile dâhil-i savma‘a oldu?" deyü engüşt ber-dehen edüp ta‘accüb etdik. Ammâ hakîr bu dervîşe im‘an-ı nazar ile nazar etdim. (Selâ) pây-bürehne ve ser-bürehne bir mülevves-şekil ammâ yüzünde gözünde nûr lem‘a urur. Sözünde letâfet u zarâfet u nezâfet olup dürr-i şehvâr-vâr tekellüm eder. Gâyetü'l-gâye fesâhat u belâgât sâhibi cân-ı cânân bir sâhib-i iz‘ân ve serinde âfitâbe-i bozdoğan kisbeti üzre âfitâbesi var. Tâcın kec kılup serinde muhibb-i hânedân alâmetlerinden on iki imâm aşkına on iki tarîk-i Bektâşiyân pîrleri alâmeti olmak içün on iki aded la‘l-gûn dâğları gül-i mutabbak-misâl serinde zeyn kılmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 174b–175a ·
metinde göster ·
… îler çekdik ve def ve kudûm ve nefîr ve nakkarelere darbler ve sur ve nefîrlere
zemzeme
ve demler urup dem-be-dem demler urup Hak Te‘âlâ fakr [u] fahrı zevk u şevkinde …
Zirâ bu hakîr bu âsitâneye bin yetmiş bir şehr-i Ramazân'ının leyle-i Kadrinde bu âsitâne-i sa‘âdetde mihmân olup cümle cân [u] cânânlarla cân sohbetleri edüp summât-ı Muhammedî'den sonra gülbâng-ı Muhammedîler çekdik ve def ve kudûm ve nefîr ve nakkarelere darbler ve sur ve nefîrlere zemzeme ve demler urup dem-be-dem demler urup Hak Te‘âlâ fakr [u] fahrı zevk u şevkinden ırmayup zevk-i derûnumuz ziyâd-ber-ziyâd ola. Dem-i Alî ve Sultân Hacı Bektaş Velî ve Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî himmetleri hâzır u nâzır ola. Kerem-i evliyâ hû diyelim hû ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 180b ·
metinde göster ·
… vâz-ı hazîn ile tilâvet edüp erganon-ı Dâvûd Nebî'ye rehâ buldurup bir ferdaş u
zemzeme
etdiklerinde âdemin vücûduna bir dehşet hâsıl olup vücûd-ı âdemde olan her ser- …
Ve bu kürsî mukâbilinde bir erganon-ı Dâvûdî kürsîsi var, binâyı Betlen Gabor kral inşâ etdirmişdir. Bu dahi sihr-i i‘câz mertebesi müzeyyen ve sihr-âsâr mehâmildir kim cümle papas ve kıssîs ve bıtrîk ve ladika ve kalayoros irşekleri bu cây-ı ma‘hûde üzre savt-ı bülend ile rehâvî makâmında ağâzeler edüp âyet-i İncîl'i müselsel âvâz-ı hazîn ile tilâvet edüp erganon-ı Dâvûd Nebî'ye rehâ buldurup bir ferdaş u zemzeme etdiklerinde âdemin vücûduna bir dehşet hâsıl olup vücûd-ı âdemde olan her ser-i mûy haberdâr olup âdemin tüğleri ülperir. Hulâsa ümmî ve mu‘tekid âdem dinlese i‘tikâdına halel gelir, ammâ ârifân-ı sâdıkân isti‘mâ etse acâ’ib musanna‘ saz-ı erganondur deyüp mukayyed olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14a ·
metinde göster ·
"Aşk ola Melek Hân aşk ola" deyüp destûr dileyüp belinden tennûrun çıkarup o[n] kerre sûr ile gûnâ-gûn zemzeme ve ferdâşlar etdi kim âlem-i hayretde kaldık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 44b ·
metinde göster ·
… . Böyle hadîd belâzîk olmasa kuyu ağzı pâre pâre olur. Ol ecilden dehân-ı çâh-ı
Zemzeme
demir ağızlık etmişlerdir.
Ve Bi’r-i Zemzem bu binâ-yı âlînin ortasında vâki‘ olmuş, dehân-ı çâhda bir beyâz mermer ağızlıkdır. Kaddi bir âdem memesi kaddince bir büyük kuyu ağızlığıdır. Dâ’iren-mâdâr on iki âdem ihâta eder, kuyu ağzıdır. Ve bu kuyu ağızlığı dâ’iren-mâdâr demir belâzîkdir. Zîrâ bu âb-ı Zemzem halk olaldan beri şeb rûz niçe kerre yüz bin kova su çekilir. Böyle hadîd belâzîk olmasa kuyu ağzı pâre pâre olur. Ol ecilden dehân-ı çâh-ı Zemzeme demir ağızlık etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y346b ·
metinde göster ·