sohbetine dadandurup Mısır'dan gelen hazîneyi cümle Mülkî Bula'ya ve Şekerpâre …
Ve pâdişâhı zenân sohbetine dadandurup Mısır'dan gelen hazîneyi cümle Mülkî Bula'ya ve Şekerpâre Bula'ya ve Telli Hâsekî ve Saçbağlı hâsekîlere birer Mısır hazînesi ihsân ve bir hazîne dahi Cinci Hoca'ya ve niçe hazâyinler dahi bî-ma‘nâ sarâylara ve sûr-ı hümâyûnlara ve semmûr döşeli köşklere itlâf-ı hazîne etdin deyü bir kerre kul gulû edüp hayli fetret oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 78a ·
metinde göster ·
… Bu dahi Ebü'l-feth Gâzî binâsıdır. Ammâ âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Merd [ü]
zenân
içün çifte çifte hammâmdır. Haste-hâl olan girse bi-emrillâh şifâ bulur. Andan …
Ve cümle (---) aded hammâmdır. Bu dahi Ebü'l-feth Gâzî binâsıdır. Ammâ âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Merd [ü] zenân içün çifte çifte hammâmdır. Haste-hâl olan girse bi-emrillâh şifâ bulur. Andan gayrı altı yüz sarây hammâmı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 119b ·
metinde göster ·
… urup her delikden birer ırmak cereyân edüp bir ırmakdan asker-i merd, birinden
zenân
, birinden at ve birinden deve ve birinden sığır ve birinden koyun ve birinden k …
Hazret-i Mûsâ, ol taşa on iki asâ urup her delikden birer ırmak cereyân edüp bir ırmakdan asker-i merd, birinden zenân, birinden at ve birinden deve ve birinden sığır ve birinden koyun ve birinden keçi, her uyûndan birer mahlûk âb-ı hayâtlar nûş edüp def‘-i atşân ederler. Ve asker-i Mûsâ'ya âsumândan helvâ ve tere ve kezengû helvâsı ve selvâ nâm pişmiş kuşlar nüzûl edüp tenâvül ederlerdi. Ve yine ol sekel taş Hazret-i Mûsâ gerdenine alup giderlerdi. İşte hikâyet-i sekel budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149b ·
metinde göster ·
: Dükkân 55, neferât 300, pîrleri Abdullâh-ı Vâsıtî'dir, on üçüncü pîrdir, Selmâ …
Esnâf-ı takyacıyân-ı zenân: Dükkân 55, neferât 300, pîrleri Abdullâh-ı Vâsıtî'dir, on üçüncü pîrdir, Selmân-ı Pâris kemer-bestesidir, takyacıların silsilesi ana çıkar. Kabri yine Bağdâd Vâsıtı'ndadır. Bunlar seyishâneler üzre dükkânların dîbâ ve şîb ü zerbâflar ile ve nigârpâre takyalar ile ve dîbâ ve katîfe zerdûz işleme terpûşlar ile kârhânelerin zeyn edüp ve cümle takyacı cüvânları müzeyyen olup pür-silâh-ı gûnâ-gûn ile ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 192a ·
metinde göster ·
… deyrin birin Enûşirvân binâ etmiş, birini Kayser-i Rûm binâ etmiş, birin Ermen
Zenân
binâ etmiş kim hâlâ beş yüzden mütecâviz bâkire kızlar vardır. Cümle alığsız ba …
Menzil-i Üçkilise: Bu mahal Revân haddindedir. Üç kûh-ı bülend üzre üç deyr-i mu‘azzamlardır kim her birinde yüzer ikişer yüz bıtrîk ve ruhbân ve kıssîs ve mıkdısı Ermeni papasları ve bıtrîkleri var. Ve mahbûb-ı pençe-i âfitâb muğbeçe-i mahbub boğda gulâmları var kim âyende vü revendelerin önüne durup cân u baş ile hizmet ederler. Bu deyrin birin Enûşirvân binâ etmiş, birini Kayser-i Rûm binâ etmiş, birin Ermen Zenân binâ etmiş kim hâlâ beş yüzden mütecâviz bâkire kızlar vardır. Cümle alığsız bakla yerler. Bu deyrlerde her müsâfirîn ve mücâvirîne ol mertebe hizmet ve ikrâm ederler, şîr-i hurma ve katr-ı nebât hamuru yedirüp zer-ender-zer câme-i hâblar döşeyüp cümle atlara çul tobra çıkartmayup hizmet ederler. Millet-i Mesîhiyye'de tâ‘ife-i Ermeni'nin bu düyûrlara gâyet i‘tikâdları olduğundan cemî‘î kâfiristândan bu deyrlere nezîrâtlar gelir, gâyet evkâf-ı metîndir. Her birinde beşer onar mihmândârları ve kırkar ellişer işbâzları vardır kim keşkeği ve herîsesi rûy-ı dünyâda meşhûrdur. Baş mıkdısı olan papası iki yüz ruhbân-ı dalâlet-âyîn ile elçilere ve hakîre ziyâfete da‘vet edüp ba‘de't-ta‘âm hedâyâlar verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 293b ·
metinde göster ·
… âne eydür: "Sultânım, bu Bitlîs şehrine biz ne kılıç urduk, bilirsin? Ve Mekr-i
zenân
nâm bir kitâb vardır, anı kırâ’at etmişsin? Biz bu ta‘âmdan şîr-i hurmâ ve katr …
Hemân Van Defterdârı Paşa'ya ârifâne eydür: "Sultânım, bu Bitlîs şehrine biz ne kılıç urduk, bilirsin? Ve Mekr-i zenân nâm bir kitâb vardır, anı kırâ’at etmişsin? Biz bu ta‘âmdan şîr-i hurmâ ve katr-ı nebât-ı Hamevî dahi olsa yemenmiz" deyü gerüye çekildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 278b ·
metinde göster ·
: Cümle zenâneleri altun ve gümüş arakiyye ve dîbâ takiyye giyüp yüzlerinde harî …
Ve kabâ-yı gûnâ-gûn-ı zenân: Cümle zenâneleri altun ve gümüş arakiyye ve dîbâ takiyye giyüp yüzlerinde harîr burka‘ları ve üzerlerinde beyâz Lefkûrî ve Behrâm pûrî miskâlî bez çârşef ve ızârlar bürünürler ve eylece şâhrâhlarda reftâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 310a ·
metinde göster ·
: Ekseriyyâ havâtîn ve bintânlarının esmâları Sâliha ve Sâbiha ve Râziye ve Marz …
Der-ayân-ı nâmhâ-yı bintân u zenân: Ekseriyyâ havâtîn ve bintânlarının esmâları Sâliha ve Sâbiha ve Râziye ve Marzıye ve Meryem ve Hümâ ve Havvâ ve Ümmühân ve Nâdire (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) misilli esmâları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 130b ·
metinde göster ·
… [u] merâmı olan yere götürürler. Tâ bu mertebe sehereleri ve bu kadar mağlûb-ı
zenân
meshûr ve ebleh âdemleri var. Cenâb-ı Kibriyâ ibâdların mekr-i zenândan hıfz ed …
Kâr-ı vilâyet-i ahâlîsi: Cümle halkının kâr [u] kisbleri ehl-i zevk olup ipden at yuları işleyüp kifâflanırlar. Tâ bu mertebe kâr sâhibi âdemleri var kim efsâr-ı Vireca meşhûr-ı âfâkdır. Bu şehrin efsâr-ı fisâr-ı fitrâk yularları çok olmağile bu fisâr yularları bu şehrin fertûte-i mekkâre zenâneleri kocalarının başlarına yularlar geçirüp ellerin fitrâk, ya‘nî terki bağlarıyla bağlayup kocaların yularlar ile keşân-ber-keşân çeküp murâd [u] merâmı olan yere götürürler. Tâ bu mertebe sehereleri ve bu kadar mağlûb-ı zenân meshûr ve ebleh âdemleri var. Cenâb-ı Kibriyâ ibâdların mekr-i zenândan hıfz ede. Bu tafsîlden murâdımız zemm ü nemm ü kadh değildir, ancak tenbîhü'l-gâfilîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 57a ·
metinde göster ·
hîlelerine sâlik [ü] zâhib olup mukaddemâ kendüyi isteyen krallara ve tâcı iste …
Âhir içerden melike avret zebûn olup mekr-i zenân hîlelerine sâlik [ü] zâhib olup mukaddemâ kendüyi isteyen krallara ve tâcı isteyen banlara nihânîce birer âdem gönderüp her bir kralın nâmelerinde birer gûne hulf va‘de-i dürûğlar yazup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 75a ·
metinde göster ·
Der-fasl-ı nâmhâ-yı havâtîn, bintân, zenân: Ekseriyyâ zenâne-i şûrîzeleri mütekebbir ve müte‘azzımlardır, ammâ cümle lehce-i mahsûsalarıyla latîf ve şîrîn suhan-perdâz ve sâhib-i cemâle-i dil-nüvâzlarının esmâları Sünnime ve Ümhâne ve Anişe ve Fatime ve Münire ve Asiye ve Sultâne ve Râhime misilli esmâları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 87b ·
metinde göster ·
… i mu‘azzam sarâylardır ve altları cümle kârgîr binâ dükkânlardır kim yine cümle
zenân
tâ’ifeleri bey‘ u şirâ ederler.
Lisân-ı Nemsece (---) demekdir. Bânîsi Laslo Kral'dır. Bu kal‘a evvel ve âhir Nemse çâsârınındır. Lâkin Süleymân Hân sene 935 târîhinde Beç gazâsına giderken bu kal‘ayı ihrâk edüp ubûr etmiş, be-dest-i Kâsım Voyvada. Ammâ biz paşa ile bu kal‘a altından alay ile ubûr edüp andan varoş içre âdem deryâsın seyr-i temâşâ edüp varoşun öte tarafında bir vâsi‘ çemenzâr u lâle‘ızâr yerde hayemât u çetr-i mülemma‘lar ile meks olundu, ammâ bu varoş-ı azîm bir enli sokakdır kim tarafeyni mu‘azzam sarâylardır ve altları cümle kârgîr binâ dükkânlardır kim yine cümle zenân tâ’ifeleri bey‘ u şirâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 50a ·
metinde göster ·
"Hoş geldin, yüzüm basa geldin. Benim eski dostum" deyüp hakîri halvethânesine götürüp azîm vezni üzre i‘zâz [u] ikrâmlar edüp kendü sarâyında üç aded hücre döşedüp cümle ta‘yinâtımız şeker ve darçın ve karanfîle varınca verüp şeb [ü] rûz kendüsiyle ve May Fırav nâm avreti ve bu kadar mahbûbe-i zenân Macar kızlarıyla hüsn-i ülfetler ederdim. Hudâ'ya ayândır gecemiz leyle-i Kadr ve rûzumuz rûz-ı ıyd-ı Adhâ ve rûz-ı nevrûz-ı Hârezmşâhî idi, ammâ yine tevâbi‘imle evkât-ı hamseye müdâvemet edüp ezân-ı Muhammedîyi savt-ı a‘lâ ile tilâvet etdiğimize mâni‘ değiller idi, ammâ Çeh vilâyetinde iken kral sarâyına savt-ı a‘lâ ile memlûklarım ezân okuduklarına mâni‘ olup Halvetî savt ile yine ezân-ı Muhammedî okurduk, ammâ bu Erdel kralı yanında zevk etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 92a ·
metinde göster ·
… ı Kalmık: Lisân-ı Moğolî'de bike avretlere derler. Bu Kalmık tâ Avretler, ya‘nî
Zenân
vilâyetine hükm edüp bu kavim acâ’ib ü garâ’ib kavm-i azîm imiş. Hattâ Moyinçak …
Bike Taysı Şâh-ı Kalmık: Lisân-ı Moğolî'de bike avretlere derler. Bu Kalmık tâ Avretler, ya‘nî Zenân vilâyetine hükm edüp bu kavim acâ’ib ü garâ’ib kavm-i azîm imiş. Hattâ Moyinçak Şâh Kalmık yanında altı aded Zenân vilâyeti avretlerinden avretler var idi. Hakîr gördüğümde âye[t]: Arapça âyetin tilâvet etdim. Ammâ "Benî âdemden doğurmaz, ammâ cimâ‘ı bu dünyâ cimâ‘ına benzemez" deyü Moyinçak Şâh kendisi nakl edüp "Dilersen bu gece biriyle yat" dedi. "Hâşâ lâzım değildir" dedim, ammâ gûyâ bir nûr-ı mücessem ve rûh-ı musavver idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 179a ·
metinde göster ·
… acâ’ib ü garâ’ib kavm-i azîm imiş. Hattâ Moyinçak Şâh Kalmık yanında altı aded
Zenân
vilâyeti avretlerinden avretler var idi. Hakîr gördüğümde âye[t]: Arapça âyet …
Bike Taysı Şâh-ı Kalmık: Lisân-ı Moğolî'de bike avretlere derler. Bu Kalmık tâ Avretler, ya‘nî Zenân vilâyetine hükm edüp bu kavim acâ’ib ü garâ’ib kavm-i azîm imiş. Hattâ Moyinçak Şâh Kalmık yanında altı aded Zenân vilâyeti avretlerinden avretler var idi. Hakîr gördüğümde âye[t]: Arapça âyetin tilâvet etdim. Ammâ "Benî âdemden doğurmaz, ammâ cimâ‘ı bu dünyâ cimâ‘ına benzemez" deyü Moyinçak Şâh kendisi nakl edüp "Dilersen bu gece biriyle yat" dedi. "Hâşâ lâzım değildir" dedim, ammâ gûyâ bir nûr-ı mücessem ve rûh-ı musavver idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 179a ·
metinde göster ·
… rdir. Tâ Çîn ü Mâçîn ve Fağfûr ve Hıtâ vü Hoten ve vilâyet-i Kazak ve vilâyet-i
Zenân
ve vilâyet-i kelb-i şerrân [ve] vilâyet-i Zulumât'a varınca andan kûh-ı Kâf'a v …
Hâsıl-ı kelâm bâlâda tahrîr olunan kavm-i Kılmahların her biri birer gûne lisân ile tekellüm edüp birbirlerinin lisânların aslâ anlamazlar cihânı dutmuş kavm-i azîmlerdir. Tâ Çîn ü Mâçîn ve Fağfûr ve Hıtâ vü Hoten ve vilâyet-i Kazak ve vilâyet-i Zenân ve vilâyet-i kelb-i şerrân [ve] vilâyet-i Zulumât'a varınca andan kûh-ı Kâf'a ve Sedd-i Ye’cûc Me’cûc'a varınca müstevlî olmuş kavm-i benî asferdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 179b ·
metinde göster ·
: Cümle bintân-ı zenân meh-pâreleri bir mertebe hüsn-i cemâlde ve latîf-i i‘tidâ …
Der-medh-i peyker-perî rûy-ı zenân: Cümle bintân-ı zenân meh-pâreleri bir mertebe hüsn-i cemâlde ve latîf-i i‘tidâlde olup kelimâtları cümle mevzûn ve dişleri dürr-i meknûn olup geysûlarının her târı şeb-târ olup Râbi‘a-i Adeviyye mertebesinde ehl-i perde havâtînleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 228b ·
metinde göster ·
meh-pâreleri bir mertebe hüsn-i cemâlde ve latîf-i i‘tidâlde olup kelimâtları c …
Der-medh-i peyker-perî rûy-ı zenân: Cümle bintân-ı zenân meh-pâreleri bir mertebe hüsn-i cemâlde ve latîf-i i‘tidâlde olup kelimâtları cümle mevzûn ve dişleri dürr-i meknûn olup geysûlarının her târı şeb-târ olup Râbi‘a-i Adeviyye mertebesinde ehl-i perde havâtînleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 228b ·
metinde göster ·
: Binâ-i Mehemmed Hân-ı Râbi‘, be-dest-i Mehemmed Paşa-i Cisrî, yedi mîl bir cez …
Kal‘a-i Zenân: Binâ-i Mehemmed Hân-ı Râbi‘, be-dest-i Mehemmed Paşa-i Cisrî, yedi mîl bir cezîrenin şarkî cânibinde limana nâzır bir küçük kal‘adır. Cirmi bin adımdır. Tartûs kal‘ası kulunun nısfın ana ta‘yîn edüp cümle üç yüz kuldur. Ve dizdârı vardır. Ve şarka nâzır bir kapusu var. Ve cümle yetmiş evdir. Cümle neferâtları gece ve gündüz burc [u] bârûlarda Y 183a sâkinlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y182b–Y183a ·
metinde göster ·
… ardır ya‘nî evli hânlarıdır, mücerred âdem komazlar. Avret ve oğlan ve merd [ü]
zenân
bir yerdedir, mahrem nâ-mahrem yokdur, bir turfe kârhânedir kim içine girenin b …
Bunlardan mâ‘adâ Mısır içinde sekiz yüz elli râb vardır ya‘nî evli hânlarıdır, mücerred âdem komazlar. Avret ve oğlan ve merd [ü] zenân bir yerdedir, mahrem nâ-mahrem yokdur, bir turfe kârhânedir kim içine girenin burnunun orta direği düşüp âdem Şâm cinnine döner. Ne‘ûzu billâh cümle fellâhîn ve Hazarî kavimleri sâkindir, gayrı kavmi dahi komazlar. Kat-ender-kat mukassî hücrelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y119a ·
metinde göster ·
… zîm olur kim vâhidün ke-elfdir. Ve niçe kerre yüz bin sıgâr u kibâr ve merd [ü]
zenân
cem‘ olup deşt-i sahrâ(yı) hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûn benî âdem cem‘ olup t …
Ve âdem deryâsı gelüp cemî‘i âyende vü revendeye ni‘met mebzûl olup bir mevlûd-ı azîm olur kim vâhidün ke-elfdir. Ve niçe kerre yüz bin sıgâr u kibâr ve merd [ü] zenân cem‘ olup deşt-i sahrâ(yı) hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûn benî âdem cem‘ olup taraf taraf ziyâretlere giderler. Zîrâ bu mahalde niçe bin sahâbe-i kirâm ve kibâr-ı evliyâullâhlar medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y224a ·
metinde göster ·
: Bilbeys ve Kureyn şehirlerinde firâvân olur. Küçük ağaçlardır. Dâ’imâ sâkıyele …
Dıraht-ı hınnâ-yı dest [ü] pây-i zenân: Bilbeys ve Kureyn şehirlerinde firâvân olur. Küçük ağaçlardır. Dâ’imâ sâkıyeler ile sıvarırlar. Mevsiminde sıbyân ü nisvân cem‘ olup yaprakların yolup değirmenlerde öğüdüp hınnâ ederler. Eyle la‘lgûn olur kim bizim vâlidenin topuklarında gördükde safâ ederdim. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y237b ·
metinde göster ·
… envârının içinde ûd ü amber râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur. Ekseriyyâ
zenân
tâ’ifesi ziyâret ederler, ve anlar her bâr hayli nezerât getirirler.
Ve kubbe-i pür-envârının içinde ûd ü amber râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur. Ekseriyyâ zenân tâ’ifesi ziyâret ederler, ve anlar her bâr hayli nezerât getirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y258b ·
metinde göster ·
… d-Dehrî. Bir ulu âsitânesi vardır. İmâm şâfi‘î râhına vâki‘ olmuşdur. Ekseriyyâ
zenân
tâ’ifesi ziyâret ederler. Ve,
Kabr-i Hind binti Abdurrahmân bin el-Avfü'd-Dehrî. Bir ulu âsitânesi vardır. İmâm şâfi‘î râhına vâki‘ olmuşdur. Ekseriyyâ zenân tâ’ifesi ziyâret ederler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y261b ·
metinde göster ·
… olur. Ba‘de'l-mevlûd ol âb-ı latîf üzre bay u gedâ ve pîr [ü] civân ve merd [ü]
zenân
ve cümle kibâr-ı meşâyihân Y 271b cem‘ olup du‘â vü senâ etdükçe kan kesilüp …
Ve niçe yüz bin kayasa ve kayık ehl-i züvvârı götürüp getirmede. Ve haymeler ile çârsû-yı bâzârda ayş [u] işret olunmada. Bir cem‘iyyet-i kübrâ olur kim gûyâ ıyd-ı Hârezmşâhîdir. Mâh-ı Temmûz'da bundan gayrı yerde böyle cem‘iyyet-i kübrâ olmazdır. Zîrâ Ebû Hüreyre hazretlerinin merkad-i pür-envârı kubbe-i nühtâkının cânib-i şarkîsinde bir âb-ı latîf çıkar, ana Ayn-ı Hirre derler, gûyâ kedi gözü gibi mücellâ ve berrâk olduğundan Ayn-ı Hirre derler. Ebû Hüreyre hazretlerinin kerâmetiyle hurûc etmişdir. Âsitâne-i Ebû Hüreyre'de olan niçe bin hirreler bu âb-ı nâbdan nûş edüp bi-emrillâh def‘-i cû‘ ve def‘-i atşân eder. Yohsa ol kadar bin gürbelerin bir yerden ta‘yînleri yokdur, ancak ol su ile kifâflanırlar, anıniçün Ayn-ı Hirre derler. Eyyâm-ı Temmûz'da kırk gün kan cereyân eder. Zîrâ Ebû Hüreyre gazâ-yı Mısır'da mecrûh olduğu sâ‘at kanı yere düşdükde bu âb zemînden kan cereyân eder. Tâ ki kırk gün tamâm olup ol cerâhatden Ebû Hüreyre şehîd olduğu sâ‘at beyâz ve koyu cereyân eder. Hâlâ ile'l-ân mevlûd günlerine gelince mâh-ı Temmûz'da kızıl kan akar. Ol günde hâ’iza hâtûnlar kanlı suyundan nûş edüp hayızdan kesilirler. Tâ ki mevlûd günleri olunca bi-emrillâh kan dinüp âb-ı rakîk cârî olur. Ba‘de'l-mevlûd ol âb-ı latîf üzre bay u gedâ ve pîr [ü] civân ve merd [ü] zenân ve cümle kibâr-ı meşâyihân Y 271b cem‘ olup du‘â vü senâ etdükçe kan kesilüp zülâl-i musaffâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y271a–Y271b ·
metinde göster ·
… [ü] bî-pervâ Nîl kenârına varup def‘-i atşân ederler. Ammâ gayrı zamân merd [ü]
zenân
ve sıbyân cem‘iyyet ile sâhil-i Nîl'e varup nobutlar ile Nîl'i ura ura su alırl …
Bu tur‘a içine timsâhlar girmeden havf ederler. Zîrâ bu tur‘a Nîl'den ayrılduğı mahalde bir amûdda timsâh tılısmı vardır. Hemân timsâh bu tur‘aya girince karnı üstüne gelüp mürd olur. Ol ecilden timsâh harâmzâdeler Nîl'in kırmızı çamurlu akduğı mahalde âdem cüssesi kadar ve dahi küçük sengîn taşlar yudup Y 371b ağır olur, kâmil kırk gün Nîl dibinde cezîreler mâbeyninde erba‘în çeküp yatır. Ol mahalde ibâdullâhın evlâdları ve hayvânâtları bî-pâk [ü] bî-pervâ Nîl kenârına varup def‘-i atşân ederler. Ammâ gayrı zamân merd [ü] zenân ve sıbyân cem‘iyyet ile sâhil-i Nîl'e varup nobutlar ile Nîl'i ura ura su alırlar. Mel‘ûn timsâh ba‘zı mahalde fırsat bulup atları ve develeri kapup Nîl'e çeküp cezîrelerde tenâvül eder. Gâyet zorlu mel‘ûndur, illâ karada mahâreti yokdur, zîrâ elleri ve kıç ayakları kuvvetsizdir; mahâreti Nîl'de kuyruğuyladır. Ba‘zı âdemi bütün yudar. Küçük ma‘sûmları hod evlâ bi't-tarîk yudar. Ammâ ba‘zı mel‘ûnu mezkûr tur‘a-i Reml şiddeti mahallinde toparlayup tur‘aya dâhil olunca te’sîr-i tılısmâtdan mürd olup fellâhîn derilerin kapularına mıhlarlar. Bu tur‘ayı ubûr edüp yine cenûba 7 sâ‘at gidüp Nîl'den ba‘îd,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y371a–Y371b ·
metinde göster ·