… illah Aşkemseddîn hazretlerinin du‘â-yı hayr berekâtları sebebiyle bir merd [ü]
zene
ve bir mûr [u] mâra bi-emr-i Hudâ aslâ zarar isâbet etmez. Hemân ol kaya nereye …
Bunlardan mâ‘adâ mesâcidlerdir. Ve cümle sekiz mahalle add olunur. Hikmet-i Hudâ bu mahalleler cümle yalçın kayalar altına vâkı olup pâre pâre kayalar her bâr şehre uçup düşer. Bi-emrillah Aşkemseddîn hazretlerinin du‘â-yı hayr berekâtları sebebiyle bir merd [ü] zene ve bir mûr [u] mâra bi-emr-i Hudâ aslâ zarar isâbet etmez. Hemân ol kaya nereye uçarsa anda hûrd olup kalır. Bu kayalar altında cümle iki yüz hânelerdir. Ammâ medrese ve dârü'l-hadîsi yokdur. Yigirmi mikdârı mekteb-i sıbyânı vardır. Çârsû içinde üç aded kiremit ile mestûr hâneleri vardır. Ve yine derûn-ı sûkda bir latîf hammâm-ı hoş-hevâsı vardır ve deresi içinde firâvan âb-ı revân üzre deverân eder âsiyâb-ı mâları vardır. Ve cümle yetmiş beş dükkânı vardır. Ekseriyyâ nâzük at çulu ve tobra işlediklerinden Torbalı Gönlük derler. Bunda aslâ Yahûdi kefere tavattun edemez. Hemân ol gün mürd olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 368a ·
metinde göster ·
: Kasaba-misâl bâğlı ve bâğçeli ve (---) hâneli ve câmi‘ ve hânlı ve hafta bâzâr …
Menzil-i karye-i Zeneski: Kasaba-misâl bâğlı ve bâğçeli ve (---) hâneli ve câmi‘ ve hânlı ve hafta bâzârı durur bir ma‘mûr u müzeyyen büleydedir. Âsitâne-i sa‘âdetde Başbakıkulu İbrâhîm Ağa'nın karyesidir ve nehr-i Furât-ı âb-ı hayât kenarındadır. Lâkin Sivas tarafındadır. Andan atlar ile nehr-i Furât'ı ubûr edüp cânib-i şarka 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 80a ·
metinde göster ·
… ammâ görmedim, ammâ bu türbe etrâfında olan arslanlar bir ferd-i âferîde merd ü
zene
zarar etmeyüp türbeye benî âdem varsa arslanlar çöle giderler.
El-hâsıl ulu sultândır kim ziyâretgâh-ı hâss u âmmdır. Ve her bâr merkad-i pâk-i pür-envârında Hasanî ve Hüseynî arslanlar gelüp ziyâret etdiklerin niçe bin âdemler görmüşlerdir. Hattâ "Bir esed dâ’imâ merkad-i şerîfin türbedâr ile bekler" dediler, ammâ niçe kerre varup ziyâret etdim, ammâ görmedim, ammâ bu türbe etrâfında olan arslanlar bir ferd-i âferîde merd ü zene zarar etmeyüp türbeye benî âdem varsa arslanlar çöle giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 1b ·
metinde göster ·
… kadar beyâz ve ebrû-yı kemân ve hokka ağız ve dürr-i dendân ve sîm-gabgab çâh-ı
zenehdân
sâhibi pençe-i âfitâb bintân-ı bâkire ve dûşîze ve pâkîze duhterleri olur kim g …
Der-memdûhât-ı mahbûbe-i mahbûbât: Rûm keratsaları olur kim bu cihânda misilleri yokdur. Ol kadar beyâz ve ebrû-yı kemân ve hokka ağız ve dürr-i dendân ve sîm-gabgab çâh-ı zenehdân sâhibi pençe-i âfitâb bintân-ı bâkire ve dûşîze ve pâkîze duhterleri olur kim gûyâ her biri perî-peyker ve melek-manzar olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 256a ·
metinde göster ·
… şîrîn-kelâm ve nüktedân ve hokka-dehân ve esmerü'l-levn gerdân u gabgab-ı çâh-ı
zenehdânlı
ve hûrmâ-burun, dürr-dehen, siyâh-vech ile gülfâm dudaklar arasında eyle berrâk …
Ve bu kavm kavm-i Bankala ve Donkola ve Afnu ve Bornu ve Kırmanka ve Bağanıskı kavmi gibi bed-asıl değildir, herkes küffün gözedir. Zîrâ melikleri dahi eyle bed-çehre ve bî-behre kavm değillerdir. Dîv-ser ve şütürleb ve pîl-pây ve gûl-endâm değillerdir; gâyet mevzûn ve şîrîn-rûy ve şîrîn-kelâm ve nüktedân ve hokka-dehân ve esmerü'l-levn gerdân u gabgab-ı çâh-ı zenehdânlı ve hûrmâ-burun, dürr-dehen, siyâh-vech ile gülfâm dudaklar arasında eyle berrâk ü pâk hemvâr dizilmiş dürdâne beyâz dişleri var kim gûyâ herbiri birer dürr-i Hürmüz'dür. Sâni‘-i Bârî'ye ma‘lûmdur kim bunlarda olan nergis ü merâlî kudret vesmesiyle mükahhal çeşm-i gazâller var kim herbir nigehi bir nigehde bir nigâh-ı âşinâyî ile nigâh âgâh işâreti eder kim vücûd-ı âşık âgâh olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y415b ·
metinde göster ·
… -ı dürdâne bir gûne boya ile boyayup başka bir hüsn-i cemâl vermişdir. Ve çâh-ı
zenehdânları
ve sîm gabgabları dahi münakkaşdır. Ve şîve ve reftâr güftârları şîrîn mahbûbla …
Ve mahbûb u mahbûbeleri ahmer ve esmer ve beyâz ü'l-levn olurlar. Habeş iklîminde mahbûbe-i Zeyla‘ meşhûrdur. Merâlî ve gazâlî ve kâğız dudaklı ve hokka ağızlı ve kırmızı ve sarı ve yeşil ve siyâh ve beyâz gûnâ-gûn dişleri var kim her dendân-ı dürdâne bir gûne boya ile boyayup başka bir hüsn-i cemâl vermişdir. Ve çâh-ı zenehdânları ve sîm gabgabları dahi münakkaşdır. Ve şîve ve reftâr güftârları şîrîn mahbûbları olur kim zenânelerinden latîf ü nazîf ü zarîf ve âşık-perest herîf-i zât-ı şerîf çelebilerdir kim böyle âşık-perestlikden sonra sakallanup âteş-perest olur, aleyhi mâ yüstehak.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·