… Revân kal‘ası altında meks edüp kal‘a dibinden cereyân eden deryâ-misâl nehr-i
Zengi'yi
asker-i İslâm ayaktan ubûr edüp alâ-mele’i'n-nâs ol gün kal‘aya amân vermeyüp m …
Andan Erzurûm'a varup serdâr-ı mu‘azzamın âmâde etdiği toplardan mâ‘adâ Tebr[îz] Kapusu'nda kırk pâre balyemez dahi döküp iki bin çift câmûslar ile topları Erzurûm'dan keşân-ber-keşân çekerek Sınur çayırı nâm mahalden Kağızman altından kal‘a-i Revân altına dâhil olup sene 1044'de Revân kal‘ası altında meks edüp kal‘a dibinden cereyân eden deryâ-misâl nehr-i Zengi'yi asker-i İslâm ayaktan ubûr edüp alâ-mele’i'n-nâs ol gün kal‘aya amân vermeyüp metrislere yedi koldan girilüp bism-i İlâh ile ibtidâ kendüler nehir aşırı Muhânet bayırı nâm mahalden kal‘aya bir balyemez topu urup münhedim etdikde cümle asker-i İslâm fâl-ı mübârekdir deyü şâd [u] handân olup yedi gün yedi gece göz açdırmayup hamd-i Hudâ fethi müyesser olup Revân hânı Emîrgûneoğlu amân ile taşra çıkup iki tuğ ile Haleb eyâleti ihsân olunup kal‘anın sademât-ı top-ı kûplerden münhedim olan yerlerini ta‘mîr ü termîm edüp kal‘a içine Murtazâ Paşa'yı kırk bin asker ile muhâfız koyup kırk bin asker ile Koca Ken‘ân Paşa Ahıçka kal‘asına serdâr olup ol mâh-ı mezbûrda kal‘a-i 68a Ahıçka dahi feth olup sa‘âdetle Pâdişâh-ı Cem-azamet, Revân altından Acem diyârın gâret etmeğe revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 67b–68a ·
metinde göster ·
el-Mevlâ el-ma‘rûf Alî bin Abdürra’ûf: Sünbüle-i vücûdu diyâr-ı
Zengibâr'dan
idi. Sultân Bâyezîd câmi‘i hazîresinde Okcular'a nâzır bir revzen dâhilinde med …
el-Mevlâ el-ma‘rûf Alî bin Abdürra’ûf: Sünbüle-i vücûdu diyâr-ı Zengibâr'dan idi. Sultân Bâyezîd câmi‘i hazîresinde Okcular'a nâzır bir revzen dâhilinde medfûndur. Celî hat ile Atâyî Çelebi güftesiyle târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 112a ·
metinde göster ·
… Nûhı'n-Necî üç yüz sene mu‘ammer olup üç oğlu dahi oldu. Bir oğlu Hâm'dır, kara
Zengiler
ve Fir‘avnîler ve Cebbârîn kavmleri bu Hâm'ın zürriyyetinden vücûda gelmişlerdi …
âyet-i delîl [ü] bürhândır kim cCebel-i Cûdî'de ba‘de't-tûfân sefîne-i Nûh Necî karâr edüp şehr-i Cûde'yi seksen nefer kimesne imâr edüp tavattun edüp evlâd-ı evlâdları münteşir olup cümle târîhde anınçün Hazret-i Nûh'a "Âdem-i Sânî" ve "Eb-i Sânî" dediler. Ba‘dehû ol şehr-i Cûde bir bender şehr-i azîm olup andan cümle evlâd-ı Nûh ve ümmet-i Nûh bu şehirden murâd edindikleri arz-ı hâliyelere istilâ edüp mahsûldâr yerleri imâr etmeğe 35a başlayup ibtidâ Arz-ı Hâsân'da şehr-i Arîş binâ oldu. Andan şehr-i Balîs, andan Mısr-ı Atîk mukâbelesinde Hazret-i İdrîs'in ta‘lîmiyle Cize hâkinde Sureyd Hakîm'in binâ etdüğü Ehrâm dağların bulup anda Heremin nâm bir şehri Kalimon-ı Kehene binâ etdi. Andan sonra hâlâ Mısr-ı Atîk kim ana ol asrda şehr-i Fustât derlerdi, ol imâr oldu. Bi-kavli müverrihîn Hazret-i Nûh Tûfân'dan halâs olduğu gün yevm-i Aşura idi. Herkesde bulunan ta‘âmları bir kazgana koyup tabh edüp tenâvül edüp nâmına "Aşura" dediler, Hazret-i Nûh sünnetidir. Ve ba‘de't-Tûfân Hazret-i Nûhı'n-Necî üç yüz sene mu‘ammer olup üç oğlu dahi oldu. Bir oğlu Hâm'dır, kara Zengiler ve Fir‘avnîler ve Cebbârîn kavmleri bu Hâm'ın zürriyyetinden vücûda gelmişlerdir. Ve bir oğlu Sâm'dır. Arab ve Acem ve cümle peygamberler anın sülâle-i ırk-ı tâhirinden vücûda gelmişlerdir. Ve bir oğlu Yâfes'dir. Türk ü Tatar ve Sakâlib Ye’cüc ü Me’cüc bunun neslinden vücûda gelmişlerdir. Bir oğlu Ken‘ân idi. Babası Nûh Nebî ile gemiye girmeyüp peygamber belinden gelüp mürtedd olan ibtidâ bu Ken‘ân'dır. Cümle Mısır Kıptîleri ve Malta kâfiri Arabı ve Cezîre-i Girid'de İsfakiye Arabı Kıptîdendir, zuhûrları Mısır İskenderiyyesi'ndendir kim asılları Kıbtî ve Ken‘ân b. Nûh'a müntehîlerdir. Ken‘ân babasıyla zevrak-ı rahmete girmeyüp bir tuç kumkuma içre me’kûlât meşrûbâtıyla kumkuma içre girüp yeye, içe, sıça devr-i dâ’im gene yeye yeye necâsetinde gark olup Tûfân'da kumkumasıyla bir kenara çıkup hâlâ Mısır'ın sa‘îd-i âlîsi elvâhât evvel-i Nakraveş kurbunda kumkuması bârçeleriyle bir gâr içre yatar. Kabâbıta kavminin ziyâretgâhlarıdır. Hakîr üç kerre uğrayup temâşâ etdik. Deyr-i kadîm-misâl bir gâr-ı yetîmân dâr-ı bî-îmândır kim ol Ken‘ân hakkında sûre-i (---) âyet (---)Arapça nassı bu Ken‘ân hakkında kıbel-i Hak'dan alâ tarîkı'l-kısas Habîb-i Hudâ'ya nâzil olmuşdur. Niçe müverrihler Hâm ve Sâm ve Yâfes Tûfân'da gemi içre bile idi, derler. Ba‘zılar, Tûfân'dan sonra vücûda geldiler, derler. Sahîhi bu ola. Netîce-i merâm Tûfân'dan sonra gemi içre olan seksen nefer kimesneden bu dünyâ benî Âdem ile mâlamâl olduğundan Hazret-i Nûh'a Âdem-i sânî derler. Bir rivâyetde Ferîdûn Hazret-i Nûh ile gemide bile idi. Tatar andan tenâsül buldu, derler. Ferîdûn'un kabri Heyhât sahrâsında medfûn olduğu inşâallah mahalliyle tahrîr olunur. Ammâ bu Hazret-i Nûh'un ziyâretgâhı olan Kerk-i Nûh karyesi semtinde cebel-i Deyr derler bir kûh-ı bülend vardır. Bir tarafı cânib-i garba, Berût cânibinde Akdeniz'e nâzırdır. O cebel-i müntehâ içre yetmiş iki mezâhib fırak-ı dâlleden Dürüzî Timânî ve Yezîdî ve Mervânî kavmi sâkinlerdir. Ve bu cebelde zikri sebkat eden Ken‘ân b. Nûh aleyhi's-selâmın bir mağarası vardır. Ehl-i Sâm, Ken‘ân babasıyla gemiye girmeyüp kumkuma içre bu mahalde gark olduğuna sûre-i Nûh (---) âyet-i şerîfi delîl ederler. Arapça bu mahal içündür deyü müfessirîn tefsîr etmişlerdir. Ve ale'l-ittifâk Tûfân-ı Nûh ibtidâ bu Bukâ‘ sahrâsındaki nehr-i Tennûr'dan zuhûr edüp cihânı cümle gark etdi. Mezheb-i hukemâda olanlar "Tûfân hemân Arz-ı Mukaddese'de oldu" derler. Eyle ise âyet Arapça nassına göre Hazret-i Nûh'un gemisi cebel-i Cûdî üzre ka[râr] etdikde Cûde ve Musul ve Irâk-ı Acem ve Kurna ve Basra cümle arz-ı mukaddes olmuş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 34b–35a ·
metinde göster ·
… dan halâs içün binâ edüp etrâfına ve derûn-ı kal‘aya on iki bin cirid atlı Kara
zengi
Arab askeri koyup rûh-ı Şâm emîn olduğiyçün Karalar kal‘ası derler. Ammâ kal‘as …
Evsâf-ı kal‘a-i Karalar: Sene (---) târîhinde (---)(---) binâsıdır. Bu çölü Urbân-ı uryân aşkıyâsından halâs içün binâ edüp etrâfına ve derûn-ı kal‘aya on iki bin cirid atlı Kara zengi Arab askeri koyup rûh-ı Şâm emîn olduğiyçün Karalar kal‘ası derler. Ammâ kal‘ası bu çölistân içre bir yalçın kara kayalar üzre şekl-i muhammes seng-binâ bir kal‘a-i bâlâdır. Ammâ mürûr-ı eyyâm ile câ-be-câ yerleri münhedim olup içinde benî Âdem'den nâm [u] nişân yokdur. Selîm Hân Mısır'a giderken sene 922 târîhinde feth edüp ba‘dehû zulm [ü] ta‘addîden harâb olmuşdur. Andan yine cânib-i şimâle (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 50a ·
metinde göster ·
… i kim Amalâk kızlarından idi. Yûnus Nebî'ye îmân getirüp müslime oldu. Ve gâyet
zengine
idi kim niçe bin kenz-i Kârûn'a ve dahme-i Efrâsiyâb'a mâlike idi. Hazret-i Yûn …
Hikmet-i Hudâ ol asırda bir duhter-i pâkîze-ahter melîke var idi kim Amalâk kızlarından idi. Yûnus Nebî'ye îmân getirüp müslime oldu. Ve gâyet zengine idi kim niçe bin kenz-i Kârûn'a ve dahme-i Efrâsiyâb'a mâlike idi. Hazret-i Yûnus'un ta‘lîmile ol melîke bu Diyârbekr'i siyâh seng-i hârâdan Fızkayası'nda binâ etdiğiçün ol kızın nâmile müsemmâ olup müverrih-i Acem "Diyâr-ı Bikr" derler, ya‘nî "Kız şehri"dir, ammâ müverrihân-ı Rûm-ı zevî'l-mefhûm cümle der-i dîvârı seng-i hârâ (---)(---) olmağile "Kara Âmid" derler. Ve defterhâne-i pâdişâhîde eyle tahrîr olunmuştur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 198b ·
metinde göster ·
… mler ammâ cümlesi kubbe-i âliyesinin zîr-i zemîn-i muzlimde yaturlar. Hatta bir
Zengi-çehre
bir gulâmı elinde asasıyla ayağ üzre dîdebân gibi dîvâra dayanup durur. Ammâ gâ …
{Bu bâlâda tahrîr olunan Âl-i Osmân ecdâdları kıbâblar içre serîrler ve mastabalar üzre katîfe eyvânlarıyla ve niçesi beyâz kefenleriyle saçları ve sakallarıyla cümle vücûdları ter ü tâze durup serîr üzre pâdişâhâne yaturlar. Birisi de türâb içre medfûn değiller. Niçesinin vücûdları pembe-misâl beyâz ve nermdir. Niçesi kurumuş, kadîd olmuşdur ammâ üzerlerinde esvâbları mukarrerdir. Kadd [ü] kâmetde tavîl ü cesîm âdemler ammâ cümlesi kubbe-i âliyesinin zîr-i zemîn-i muzlimde yaturlar. Hatta bir Zengi-çehre bir gulâmı elinde asasıyla ayağ üzre dîdebân gibi dîvâra dayanup durur. Ammâ gâyet mehîb ve mahûf çehredir. Türbedârları yokdur. Kapular yine fâtih-i Revân Murâd Hân ziyâret ideli mesdûdlardır. Cümle on bir aded kubbe-i âlîlerdir kim her biri eflâke ser çekmiş kubbe içre mermer sandûkaları etrâfında ve kapuları üzre esmâları mastûr olmağile tahrîr edüp pencere deliklerinden ipler ile zîr-i zemînlere inüp ziyâret etdim ve bu ebyâtı tahrîr etdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241b ·
metinde göster ·
… ünniyânı kılıçdan geçirüp bakıyyetü's-seyf olan ümmet-i Muhammed'in kimi nehr-i
Zengi'ye
ve kimi nehr-i Araz'a gark-ı âb-ı rahmet olup ancak selâmetle Ahıska ve Kars ve …
O da Serdâr Murtezâ Paşa şehîd olması sebebiyle Revân'ı emân ile aldı ve asker-i İslâm piyâde ve uryân-ı bed-nâm ve her biri bir diyâra gidüp güm nâm olmağa gitmede iken şâh-ı gümrâh peymânına vefâ etmeyüp on iki bin aded mahlûk-ı Sünniyânı kılıçdan geçirüp bakıyyetü's-seyf olan ümmet-i Muhammed'in kimi nehr-i Zengi'ye ve kimi nehr-i Araz'a gark-ı âb-ı rahmet olup ancak selâmetle Ahıska ve Kars ve Erzurûm-ı kân-ı bûma iki bin âdem Tabanıyassı Mehemmed Paşa'ya geldiler. Gör azîz-i zü'ntikâm Allah'ın hikmetin. Mâbeynden üç sene ubûr edüp bu Bağdâd cengi olup {bu Acem'in} Revân'da kırdıkları ümmet-i Sünnî'ye karşılık seksen yedi bin Kızılbaş-ı kallâş-ı bed-ma‘âş [ve] ser-tıraş-ı evbâş kılıçdan geçüp başdan oldular. Hakkâ ki "Men dakka dukka" demişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 337a ·
metinde göster ·
… diyârların harâb u yebâb ve halkın kebâb u hânelerin türâb ederek bî-hisâb abûs
Zengi
çerisin niçe yüz bin fil ile Hicâz-ı Abbâs ve Tâyif'i harâb ederek Mekke şehrin …
İbtidâ bu cây-ı ma‘hûdede Ashâb-ı Fîl'den Ebrehe nâm bî-behre bu vâdîlerde meştâ verüp imâr etmişlerdi. Ba‘dehû Kûfe vü Vâsıt ve Harrân u Havrân diyârların harâb u yebâb ve halkın kebâb u hânelerin türâb ederek bî-hisâb abûs Zengi çerisin niçe yüz bin fil ile Hicâz-ı Abbâs ve Tâyif'i harâb ederek Mekke şehrine dest urup Beyt-i şerîfin cemî‘i hacerlerin fîllere yükledüp Cidde benderinde cümle Mekke taşların Kulzüm deryâsına dökdü. Âhir Hacerü'l-Esved'i yerinden kal‘ edüp deryâyâ ilkâ etmek içün her kankı fîle Hacerü'l-Esved'i tahmîl etdilerse bi-emrillahi Ta‘âlâ ol mahmil-i Hacerü'l-Esved olan filin beli üzülüp mürd olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 371b ·
metinde göster ·
Ve bu cisre karîb karye ahâlîleri bu pülle dîdebânlardır. Ve bu cisir altına nehr-i Araz tâ Bingöl yaylağından gelüp kal‘a-i Malazcird'e uğrayup andan kal‘a-i (---) uğrayup andan Hasankal‘asına üç sâ‘at karîb Çoban köprüsü altından güzer edüp niçe yüz kurâ vü kasabâtlara râst gelüp kal‘a-i Revân kurbunda nehr-i Zengi'ye mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 16a ·
metinde göster ·
dahi nehr-i Kür'e, Kür dahi Bahr-i Harez'e mahlût olur kim Bahr-i Gîlân ve Bahr …
Zengi dahi nehr-i Kür'e, Kür dahi Bahr-i Harez'e mahlût olur kim Bahr-i Gîlân ve Bahr-i Bâbü'l-ebvâb, ya‘nî Demirkapu denizine munsabb olur. Bu mezkûr cisr-i Halkalı'yı ubûr edüp karlı sarp dağlar çıkup ve inüp (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 16a ·
metinde göster ·
… etirüp cümle mahallerine bezl olunup hakîr de ve cümle enderûn [u] bîrûn ağalar
zengin
ve bizim hemşîre zengine oldu. Ba‘dehû Paşa ile taşra çıkarken Uzuncaova nâm ma …
Paşa eydir: "Cânım, hânım, ömrüm, Sultân efendim, düşde kan eydir. Sen ol kandan korkma. 76a İnşâ’allâh ikimizin zürriyetinden hânımlarımız ve beğ evlâdlarımız vücûda gelüp her biri mu‘ammer olup bizler dahi yetmiş sene mu‘ammer olup âhir yerlerimiz Sultân Ahmed yanında cennet-i me’vâ olur, müjde sana Sultânım, ammâ bin altun fukarâya tasadduk eyle ve iki bin altun iç ağalarıma ve iki bin altun taşra ağalarıma ve üç yüz altun Evliyâ Çelebi'ye ve yüz altun anın hemşîresine ihsân edüp hareminden çıkarup Evliyâ'nın hemşîresin bir müselmâna verüp çerâğ eyle" dedikde, Paşa bu vâkı‘ayı ta‘bîrinden sonra Sultân'a her ne dediyse Sultân hazînedârı şebtîz Bula'dan beş bin dörd yüz altun getirüp cümle mahallerine bezl olunup hakîr de ve cümle enderûn [u] bîrûn ağalar zengin ve bizim hemşîre zengine oldu. Ba‘dehû Paşa ile taşra çıkarken Uzuncaova nâm mahalde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 75b–76a ·
metinde göster ·
… bezl olunup hakîr de ve cümle enderûn [u] bîrûn ağalar zengin ve bizim hemşîre
zengine
oldu. Ba‘dehû Paşa ile taşra çıkarken Uzuncaova nâm mahalde,
Paşa eydir: "Cânım, hânım, ömrüm, Sultân efendim, düşde kan eydir. Sen ol kandan korkma. 76a İnşâ’allâh ikimizin zürriyetinden hânımlarımız ve beğ evlâdlarımız vücûda gelüp her biri mu‘ammer olup bizler dahi yetmiş sene mu‘ammer olup âhir yerlerimiz Sultân Ahmed yanında cennet-i me’vâ olur, müjde sana Sultânım, ammâ bin altun fukarâya tasadduk eyle ve iki bin altun iç ağalarıma ve iki bin altun taşra ağalarıma ve üç yüz altun Evliyâ Çelebi'ye ve yüz altun anın hemşîresine ihsân edüp hareminden çıkarup Evliyâ'nın hemşîresin bir müselmâna verüp çerâğ eyle" dedikde, Paşa bu vâkı‘ayı ta‘bîrinden sonra Sultân'a her ne dediyse Sultân hazînedârı şebtîz Bula'dan beş bin dörd yüz altun getirüp cümle mahallerine bezl olunup hakîr de ve cümle enderûn [u] bîrûn ağalar zengin ve bizim hemşîre zengine oldu. Ba‘dehû Paşa ile taşra çıkarken Uzuncaova nâm mahalde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 75b–76a ·
metinde göster ·
… ve Medîne'ye cümle milklerin vasiyyet etdi, zîrâ sultânlar içre ol asırda andan
zengine
sultân yok idi ve yedi yıl mukaddem sâz u sûz ve lu‘b u lehv dinlemeden ve görm …
Ve yetmiş yedi yerde bâğ u bâğçe ve yalılar ve çiftlikler ve'l-hâsıl cümle milk-i emlâklerin evlâdlarına ve kendü tevâbi‘lerine ve Melek tevâbi‘lerine hüccet-i şer‘iyyelerin verüp ba‘de'l-inkırâz Mekke ve Medîne'ye cümle milklerin vasiyyet etdi, zîrâ sultânlar içre ol asırda andan zengine sultân yok idi ve yedi yıl mukaddem sâz u sûz ve lu‘b u lehv dinlemeden ve görmeden tâ’ib ü tâhir olup Koca Mustafâ Paşa şeyhi Hasan Efendi'den bey‘at edüp Râbi‘a-i Adeviyye merâtibin bulmuşlardı. Ve her kez musâhibe avratlardan hazz etmez olup köşe-i uzlet ihtiyâr etmeden hazz edüp her bâr ibâdete meşgûl {olup} Paşa ile bile namâz kılardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 76b ·
metinde göster ·
… üzümüyle bir yıldan bir yıla bu şehir bâğları besler. Anıniçün halkı bâğbân ve
zenginlerdir
ve cümle yeniçeri geçinirler. Kefere ve meyhâne ve bozahâneleri yokdur, ammâ ka …
Ve cümle yüz aded dükkânları var, ammâ bezzâzistânı yokdur ve halkı cümle Etrâk'dir kim kâr ü kisbleri bâğçevânlıkdır, zîrâ bu Bâzâr köyünün bâğları meşhûr olup İslâmbol'u âveng üzümüyle bir yıldan bir yıla bu şehir bâğları besler. Anıniçün halkı bâğbân ve zenginlerdir ve cümle yeniçeri geçinirler. Kefere ve meyhâne ve bozahâneleri yokdur, ammâ kahvehâne-i mesâvîhâneleri vardır. Çelebi kahvesi ve Çârdâk kahvesi mecma‘ü'l-irfân bir cây-ı ârâmgâhdır, ammâ âb [u] havâsı sehel sakîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 83b ·
metinde göster ·
… rdir ve cümle yedi aded musanna‘ ve müzeyyen kenîseleri vardır ve gâyetü'l-gâye
zengine
Rûm keratse avratları var kim be-her sene beş kantar harîr öşr verir keratse ka …
Bu şehrin Rûmları müselmânlara gâlibdirler, zîrâ ankâ kefereleri var. Cümle hâneleri birbiri üzre cânib-i şimâl ve garbda olan sahrâ içre cereyân eden İncekarasu'ya nâzır menhûs hânelerdir ve cümle yedi aded musanna‘ ve müzeyyen kenîseleri vardır ve gâyetü'l-gâye zengine Rûm keratse avratları var kim be-her sene beş kantar harîr öşr verir keratse karıları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 181a ·
metinde göster ·
… âyeti ve cümle Sırf ve Bulgar re‘âyâları kadar Âl-i Osmân hükmünde eyle ankâ ve
zengin
re‘âyâ vü berâyâlar yokdur.
Hâlâ câ-be-câ esâs-ı dîvârları âşikârâdır. Hükûmetleri Rûmeli eyâletinde olup Âl-i Osmân pâdişâhlarının hâss-ı hümâyûnudur kim başka emîn hâkimi vardır. (---) akçe iltizâmdır. Bir hâkimi dahi üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır ve nâhiyesi yetmiş aded kurâdır. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve bâcdârı ve muhtesibi ve şehir kethudâsı ve harâc ağası vardır, ammâ müftî ve nakîbü'l-eşrâfı yokdur, Sofya-i sâfiye şehrinden fetvâ alırlar, zîrâ gâyet yakındır. Ve ahâlî-yi vilâyeti ve cümle Sırf ve Bulgar re‘âyâları kadar Âl-i Osmân hükmünde eyle ankâ ve zengin re‘âyâ vü berâyâlar yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 39b ·
metinde göster ·
… en zahîre veren bu Dobra-Venedik kâfiridir. Ve cümle kâfir krallarından ankâ ve
zengin
baydır kim devletin korutmak içün cemî‘i krallara tevâzu‘ ve meskenet gösterüp …
Bâ-husûs hâlâ hasmımız olan büyük Bundukanî Venedik'ini ıdlâl edüp pes ü perdeden zahîre veren bu Dobra-Venedik kâfiridir. Ve cümle kâfir krallarından ankâ ve zengin baydır kim devletin korutmak içün cemî‘i krallara tevâzu‘ ve meskenet gösterüp cemî‘i krallar ile sulh [u] salâh etmiş bir müdebbir keferedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 151a ·
metinde göster ·
… ur. Ve bu kapu yanında kullenin taşları üzre beyâz mermerden kal‘a sâhibleri ve
zengiler
sûretleri ceseden putlar gibi timsâller vardır. Anıniçün cemî‘i tevârîhlerde bu …
Ve bu orta hisârın kapusu kıbleye nâzır bir kapudur. Ve bu kapu yanında kullenin taşları üzre beyâz mermerden kal‘a sâhibleri ve zengiler sûretleri ceseden putlar gibi timsâller vardır. Anıniçün cemî‘i tevârîhlerde bu kal‘aya kal‘a-i Zengibâr derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y15b ·
metinde göster ·
… n putlar gibi timsâller vardır. Anıniçün cemî‘i tevârîhlerde bu kal‘aya kal‘a-i
Zengibâr
derler.
Ve bu orta hisârın kapusu kıbleye nâzır bir kapudur. Ve bu kapu yanında kullenin taşları üzre beyâz mermerden kal‘a sâhibleri ve zengiler sûretleri ceseden putlar gibi timsâller vardır. Anıniçün cemî‘i tevârîhlerde bu kal‘aya kal‘a-i Zengibâr derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y15b ·
metinde göster ·
… âhdan nümâyândır. Bir püşte-i âlînin zirve-i a‘lâsında Anter'in anası Fidik nâm
zengiye
avret binâsıdır.
Ammâ be-kavl-i Kitâb-ı P 115b Siğer Hazret-i Risâlet-penâh'ın bizzât yigirmi sekiz gazâları vardır. Mesaf cengi Q 114b olanlara Gazâ derler idi. Ammâ Ashâb-ı kibârın birin serdâr etseler ana Sefer-i Seriyye derlerdi. Ammâ bizzât kendileri bile hâzır oldukları yigirmi sekiz gazânın tokuzu da kâfirler ile kılıç kılıça yaka yakaya ceng-i azîm olanların beşinci gazâları bu Hayberistân'da kal‘a-i Fidik'dir. Ammâ şehri Medîne'dir kim kal‘a bir şâhrâhdan nümâyândır. Bir püşte-i âlînin zirve-i a‘lâsında Anter'in anası Fidik nâm zengiye avret binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y275b ·
metinde göster ·
… kolları ve gerdenleri ve ayakları altun ve gümüş halhâllar ile müzeyyendir. Ve
zengine
havâtînleri siyâh burka‘ bürünüp al u ala harîr gömlek geyerler.
Ve cümle zenânesinin kolları ve gerdenleri ve ayakları altun ve gümüş halhâllar ile müzeyyendir. Ve zengine havâtînleri siyâh burka‘ bürünüp al u ala harîr gömlek geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y307a ·
metinde göster ·