… pür-envârın rûy-ı dîvârlarına on iki imâm tesbihleri ve gûnâ-gûn pâlhengler ve
zerdesteler
ve teber ve zil ve nefîr ve sapan-ı Dâvûdîler komuşlar, cânım.
Bu azîz sultân Hacı Bektaş Velî hazretlerinin tarîki hulefâlarındandır. Hattâ Deliorman diyârında medfûn olan Demir Baba Sultân bu Memi Baba Sultân'dan cihâz-ı fakrı kabûl edüp telâmîzlerinden olmuşlardır ve bu Memi şâh Sultân âsitânesi gibi Rûm ve Arab u Acem ve Horasan'da böyle bir binâ-yı azîm âsitâne görmedim, îmânım. Hattâ bizzât kendü vücûd-ı şerîfleri bir mürtefi‘ yerde çâr-kûşe bir kubbe-i âlî içinde âsûdedir. Ba‘zı cânlar bu türbe-i pür-envârın rûy-ı dîvârlarına on iki imâm tesbihleri ve gûnâ-gûn pâlhengler ve zerdesteler ve teber ve zil ve nefîr ve sapan-ı Dâvûdîler komuşlar, cânım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 180a ·
metinde göster ·
… deyü bağlı olan diri kâfirlerimize yapışup niçe gâzîlerimize deyenek ve sopa ve
zerdesteler
ile girişüp hattâ benim Kâzım nâm gulâmımın başın yardılar. Bu hâl-i pür-melâli …
"Baka şu âsîleri baka şu kâfirleri, siz köy vurursuz ve yaylada koyun alırken çobanları kırarsız. Koyverün şu bağlı mîrî çobanları. Bunlar vezîria‘zamın Kabirova hâssı çobanlarıdır" deyü bağlı olan diri kâfirlerimize yapışup niçe gâzîlerimize deyenek ve sopa ve zerdesteler ile girişüp hattâ benim Kâzım nâm gulâmımın başın yardılar. Bu hâl-i pür-melâli görüp âlem-i hayretde kalup her ne kadar müdârâ eyledikse bunlar bize girişmeğe başladılar ve birkaç keferemiz aldılar. Hele ormandan çıkup bir at işler çemenzâr yer idi, hemân cümlemiz bir ağızdan "Allâh Allâh" deyüp kâfirlere girdiğimiz gibi bunlara da dal sâtûr olup girişdiğimizde aslâ kıçları tutmayup tütün gibi tütüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54a ·
metinde göster ·
… lmuş gûnâ-gû[n] kaşıklar var ve arka kaşağıları ve kâse ve beşikler ve dervîşân
zerdesteleri
ve Fahrî oyması gibi sihr-i bûkalemûn salîbeler oyarlar kim gûyâ sihr-âsârdır.
Her biri bir kârda olup gûnâ-gûn musanna‘ saplı müdevver halkalı ve halkası kendi ağacından bile oyulmuş gûnâ-gû[n] kaşıklar var ve arka kaşağıları ve kâse ve beşikler ve dervîşân zerdesteleri ve Fahrî oyması gibi sihr-i bûkalemûn salîbeler oyarlar kim gûyâ sihr-âsârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 212b ·
metinde göster ·
… ve erik ve kızılcık ağaçları özlerinden gûnâ-gûn musanna‘ kaşıklar ve keşkül ve
zerdesteler
yapup kifâf-ı nefs ederler. Ve vilâyet vilâyet bu şehrin kaşıklarından hedâyâ g …
Ve cümle memdûhâtlarından ekseriyyâ halkının kâr [u] kisbleri çemşir kökünden ve karaçalı kökünden ve erik ve kızılcık ağaçları özlerinden gûnâ-gûn musanna‘ kaşıklar ve keşkül ve zerdesteler yapup kifâf-ı nefs ederler. Ve vilâyet vilâyet bu şehrin kaşıklarından hedâyâ götürürler. Ve Bursa'nın imâm lülesi kadar meşhûr lüle-i duhân işlenir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 230b ·
metinde göster ·
… ürehne ve ser-bürehne telâtîn tennûrelerin geyüp ve nefîrlerin ve teberlerin ve
zerdestelerin
ellerine alup anlar dahi birbirlerine hasmâne olup Mısır gülü gibi serâmed beyâ …
Andan dervîşânların ablak ve sublak ve ak topalak köçeklerinden Cân gülü köçek, Ten balı köçek ve Şîr Alî ve Cân Velî ve Şahme Memi nâm köçekler âfitâbelerin kec kılup pâ-bürehne ve ser-bürehne telâtîn tennûrelerin geyüp ve nefîrlerin ve teberlerin ve zerdestelerin ellerine alup anlar dahi birbirlerine hasmâne olup Mısır gülü gibi serâmed beyâz gerdânların arz edüp kâfûrî şem‘-i asel-misâl bâzûların sığayup meydân-ı mahabbetde ma‘rekegîrlik edüp letâyife müte‘allık Kaygısız Abdâl ve Murâd Abdâl güftelerinden ekl [ü] şürbe müte‘allık latîfe-âmîz tekerlemeler okuyup gûnâ-gûn şakalar edüp herbiri bir gûne arz-ı ma‘rifet edüp müsâfirîne tâzeler tâze cân verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y113b ·
metinde göster ·