… kim kuvvet-i basar fark edemez. İslâmbol'un ve Frengistân'ın kum sâ‘atcileri ve
zergerleri
andan rimâl alup isti‘mâl ederler. Ve,
Ma‘âdin-i sânî: İslâmbol'un cânib-i cenûbunda Yedikulle'den nîm merhale Kumburgos nâm kal‘a kurbünde bir gûne beyâz sâ‘at kumu hâsıl olur. Anıniçün Kumburgazı derler. Eyle beyâz ve rakîkdir kim kuvvet-i basar fark edemez. İslâmbol'un ve Frengistân'ın kum sâ‘atcileri ve zergerleri andan rimâl alup isti‘mâl ederler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18b ·
metinde göster ·
eder kefere Simyon, Yanvan Târîhi'n okudukca istimâ‘ edüp hâtır-nişânımız idi. …
Bu hakîr-i pür-taksîrin dükkânlarında zergerlik eder kefere Simyon, Yanvan Târîhi'n okudukca istimâ‘ edüp hâtır-nişânımız idi. Zîrâ anlar ile âlem-i sabâvetden beri ülfetimiz sebebiyle ve reşîd ü necîb olmamız cihetiyle fesâhat [ü] belâğat üzre lisân-ı Yûnânı ve lisân-ı Latini anlardım. Ve hakîr Simyon'a Şâhidî Lügatı'n okudurdum. O bize Aleksandıra ya‘nî İskender-i Zülkarneyn Târîhi'n okudurdu. İskender Târîhi'nde dahi Rûm kayâsıralarının ecdâdı Amlâk'a ve Sâm'a ve Hazret-i Nûh'a müntehîdir ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 23a ·
metinde göster ·
… i pür-envâr ve bir hammâm ve bir esvâk-ı haffâfân ve bir çârsû-yı düğmeciyân ve
zergerân
binâ etdi.
Ve medârisât (---) ve dârü'l-hadîs ve dârü'l-kurrâ ve mekteb-i sıbyân-ı ebcedhân ve bir esvâk-ı Sultânî ve bir dâr-ı it‘âm ve bir tevhâne ve bir kârbânsarây ve bir dârü'ş-şifâ ve kendilere bir merkad-i pür-envâr ve bir hammâm ve bir esvâk-ı haffâfân ve bir çârsû-yı düğmeciyân ve zergerân binâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 32b ·
metinde göster ·
… n kaddi yigirmişer zirâ‘-ı âlî bâb-ı kebîrlerdir kim cümlesinin kanatları kâr-ı
zergerân
ile ârâste olmuş gümüş ile mînâ olmuş pirinc-i musanna‘ ibret-nümûn bâb-ı mu‘al …
Ve cümle kapuların kaddi yigirmişer zirâ‘-ı âlî bâb-ı kebîrlerdir kim cümlesinin kanatları kâr-ı zergerân ile ârâste olmuş gümüş ile mînâ olmuş pirinc-i musanna‘ ibret-nümûn bâb-ı mu‘allâlardır. Ammâ kıblenin orta kapusu cümleden âlî kaddi elli zirâ‘ bir bâb-ı kebîrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35b ·
metinde göster ·
ayak ile (---) ayakdır. Ve arzı yemîn ü yesârından (---) ayakdır. Arzı tûlünden …
Kıble kapusundan tâ mihrâba varınca zergerdân ayak ile (---) ayakdır. Ve arzı yemîn ü yesârından (---) ayakdır. Arzı tûlünden dırâz olmuş olur. Zîrâ zikr olunan tevhâneleri ilhâk etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 41b ·
metinde göster ·
… kârbânsarây-ı âyende vü revendegân ve bir yeniçeri ağası sarâyı ve bir esvâk-ı
zergerân
düğmeciyân, haffâfân ve bir hammâm-ı rûşenâ-yı nısf-ı cihân ve tetimme-i sûhtey …
Ve bir dârü'l-hadîs ve bir dârü'l-kurrâ ve başka medrese-i ilm-i tıb ve bir mekteb-i sıbyân ve bir dârü'ş-şifa ve bir me’kelhâne ve bir dâr-ı it‘âm ve bir tevhâne-i müsâfirin ve bir kârbânsarây-ı âyende vü revendegân ve bir yeniçeri ağası sarâyı ve bir esvâk-ı zergerân düğmeciyân, haffâfân ve bir hammâm-ı rûşenâ-yı nısf-ı cihân ve tetimme-i sûhteyân ve bin aded beyt-i hüddâmân binâ edüp bu câmi‘ etrâfındaki cümle bin bir kubbe add olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 45a ·
metinde göster ·
… a bir serâmed kubbedir. Mihrâbdan kıble kapusuna varınca tûlen ve arzen hakîrin
zergerdân
ayak mestiyle (---) ayakdır. Mihrâbı ve minberi gâyet musanna‘ ve müşebbek merm …
Ve bu kubbenin cânib-i erba‘asında nîm kubbeler dahi vardır. Süleymâniyye ve Ayasofya gibi ikişer nîm kubbe değildir. Dörd nîm kubbe vasatında bir serâmed kubbedir. Mihrâbdan kıble kapusuna varınca tûlen ve arzen hakîrin zergerdân ayak mestiyle (---) ayakdır. Mihrâbı ve minberi gâyet musanna‘ ve müşebbek mermer-i hâm mihrâb [u] minberdir. Ve mihrâb üzre (---)(---) tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 46b ·
metinde göster ·
… iyârda misli yok altun-misâl bir pirinc kapudur. Kaddi on iki zirâ‘dır. Üstâd-ı
zerger
kâr-ı iksîrin ayân u beyân içün bir bâb-ı sa‘âdet etmiş kim gûyâ Bâb-ı Mu‘allâd …
Ve bu harem tûlen ve arzen (---) ayakdır ve üç aded bâb-ı kebîri vardır. Sol kapusu üzre târîhi (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) ve sağ yan kapu üzre târîhi (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) ve harem kıble kapusu üzre târîhi (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Ammâ bu haremin kıble kapusu Hudâ-yı Müte‘âl hakkıyçün bir diyârda misli yok altun-misâl bir pirinc kapudur. Kaddi on iki zirâ‘dır. Üstâd-ı zerger kâr-ı iksîrin ayân u beyân içün bir bâb-ı sa‘âdet etmiş kim gûyâ Bâb-ı Mu‘allâdır kim im‘ân-ı nazar ile dikkat edenler vâlih [ü] hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 60b ·
metinde göster ·
… binâ olunmuş kim pirinc ma‘âdin tahtalar üzre hurde nakş-ı bûkalemûn kalemkârî
zerger
nakışları içre cümle türünce ve kitâbe ve mutahhıllar içre sîm-i hâlis ile güll …
Eşkâli böyle binâ olunmuş kim pirinc ma‘âdin tahtalar üzre hurde nakş-ı bûkalemûn kalemkârî zerger nakışları içre cümle türünce ve kitâbe ve mutahhıllar içre sîm-i hâlis ile güller ortasında savatkârî mînâlar ile ve ba‘zı zî-kıymet taşlar ile tezyîn olmuş ve gümüş halka ve gümüş kufüller ve gümüş bendîşeler ile müzeyyen bir bâb-ı lâ-nazîrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 60b ·
metinde göster ·
… re kâmil bir haftada sovuyup andan mîllerin içinden çıkarup cümle ehl-i hıref-i
zergerân
eğe ile topları mücellâ ederler. Ba‘dehu üstâd-ı neccârân topları vâlide-i müşf …
Bu hâlde iken yine du‘â vü senâ mukarrerdir. Tâ cümle toplar tolup tamâm oldukda du‘â dahi hayr ile itmâmın bulup ol gün yetmiş aded kimesne hil‘at-ı pâdişâhî ile behre-yâb olup terakkîler ihsân olunup ba‘dehu topcubaşı sadrıa‘zama ziyâfet edüp cümlesi keçe külâh esbâbların çıkarup dökülen toplar zemîn içre kâmil bir haftada sovuyup andan mîllerin içinden çıkarup cümle ehl-i hıref-i zergerân eğe ile topları mücellâ ederler. Ba‘dehu üstâd-ı neccârân topları vâlide-i müşfikaları gibi kundaklayup gûnâ-gûn terbiye ile cenge âmâde ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 131b ·
metinde göster ·
:} Ve bu Kâğızhâne çemenzârında kırk senede bir esnâf-ı zergerân bu fezâya cem‘ …
{Der-sitâyiş-i teferrüc-i zergerân:} Ve bu Kâğızhâne çemenzârında kırk senede bir esnâf-ı zergerân bu fezâya cem‘ olup kânûn-ı kuyumcu Süleymân Hân üzre yigirmi gün yigirmi gece sohbet edüp cemî‘i diyâr-ı Âl-i Osmân kuyumcularından bu teferrüce imdâd edüp üç yüz kîse masrûf olup on iki bin halîfe mezâhib-i gûnâ-gûn sâhib-i post olup revâne olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145b ·
metinde göster ·
… iş-i teferrüc-i zergerân:} Ve bu Kâğızhâne çemenzârında kırk senede bir esnâf-ı
zergerân
bu fezâya cem‘ olup kânûn-ı kuyumcu Süleymân Hân üzre yigirmi gün yigirmi gece …
{Der-sitâyiş-i teferrüc-i zergerân:} Ve bu Kâğızhâne çemenzârında kırk senede bir esnâf-ı zergerân bu fezâya cem‘ olup kânûn-ı kuyumcu Süleymân Hân üzre yigirmi gün yigirmi gece sohbet edüp cemî‘i diyâr-ı Âl-i Osmân kuyumcularından bu teferrüce imdâd edüp üç yüz kîse masrûf olup on iki bin halîfe mezâhib-i gûnâ-gûn sâhib-i post olup revâne olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145b ·
metinde göster ·
… mân Hân âlem-i şehzâdeliğinde Tarabefzûn şehrinde Rûm Kostanta'ya şâkir[d] olup
zerger
olmuş idi. Ba‘dehu anıniçün hilâfetinde Sakkâ çeşmesi kurbünde kuyumcular kârhâ …
Ve bu cem‘iyyet-i kübrâya bizzât Âl-i Osmân pâdişâhı serâperde-i Süleymânîsin kurup geldükde on iki kîse kuyumcubaşıya hedâyâ vermek kânûn-ı Süleymân Hân'dır. Zîrâ Süleymân Hân âlem-i şehzâdeliğinde Tarabefzûn şehrinde Rûm Kostanta'ya şâkir[d] olup zerger olmuş idi. Ba‘dehu anıniçün hilâfetinde Sakkâ çeşmesi kurbünde kuyumcular kârhânesin binâ etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145b ·
metinde göster ·
cem‘ olup kânûn-ı Kuyumcu Süleymân {Hân} üzre on gün on gece infidâdile yigirmi …
Bu teferrücleri Kâğızhâne fezâsında esnâf-ı zergerân cem‘ olup kânûn-ı Kuyumcu Süleymân {Hân} üzre on gün on gece infidâdile yigirmi gün olur cem‘iyyet-i kübrâ ile cemî‘i diyâr-ı Âl-i Osmân'da olan kuyumculara bir sene mukaddem zergerân çavuşları gidüp emr-i pâdişâhîler ile Kâğızhâne teferrüclerine da‘vet edüp her diyârın kuyumcuları gelmek muhâl olup içlerinden necîb ü reşîd halîfeleri sâhib-i post olmağa beşer onar bin guruşlar ile çavuşları ve halîfelerin Âsitâne'ye gönderirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 186a ·
metinde göster ·
… yet-i kübrâ ile cemî‘i diyâr-ı Âl-i Osmân'da olan kuyumculara bir sene mukaddem
zergerân
çavuşları gidüp emr-i pâdişâhîler ile Kâğızhâne teferrüclerine da‘vet edüp her …
Bu teferrücleri Kâğızhâne fezâsında esnâf-ı zergerân cem‘ olup kânûn-ı Kuyumcu Süleymân {Hân} üzre on gün on gece infidâdile yigirmi gün olur cem‘iyyet-i kübrâ ile cemî‘i diyâr-ı Âl-i Osmân'da olan kuyumculara bir sene mukaddem zergerân çavuşları gidüp emr-i pâdişâhîler ile Kâğızhâne teferrüclerine da‘vet edüp her diyârın kuyumcuları gelmek muhâl olup içlerinden necîb ü reşîd halîfeleri sâhib-i post olmağa beşer onar bin guruşlar ile çavuşları ve halîfelerin Âsitâne'ye gönderirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 186a ·
metinde göster ·
cevâhirciyân: Dükkân 100, neferât 155, pîrleri Hüseyin ibn Nasr bin Abdullâh'dı …
Esnâf-ı zergerân-ı cevâhirciyân: Dükkân 100, neferât 155, pîrleri Hüseyin ibn Nasr bin Abdullâh'dır kim kuyumcular pîrinin evlâd-ı mihteridir. Selmân-ı Pâk kemer-bestesidir kim kabri Isfehân'dadır. Bunlar dahi seyishâneler üzre dükkânların mücevher eşyâlar ile zeyn edüp ve yine cevâhir âvânî eşyâlar işleyerek cümlesi pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 186b ·
metinde göster ·
… e ser-bürehne pür-silâh olup tahtırevânlar üzre dükkânların niçe gûne kütâne ve
zergerdân
ve miyâne ve merdâne ve zenâne ve lorta ve rûzgâr ölüsü ve sarây ve kurd ağzı v …
İslâmbol içre pabuccu bekârı 195b perkâr [u] cengkâr yiğitlerdir. Cümlesi pâ-bürehne ve ser-bürehne pür-silâh olup tahtırevânlar üzre dükkânların niçe gûne kütâne ve zergerdân ve miyâne ve merdâne ve zenâne ve lorta ve rûzgâr ölüsü ve sarây ve kurd ağzı ve tilleli ve kubâdî ve serhadli ve paşmaklar ile dükkânların zeyn edüp ve pabuc içinde bir pabuc ve çizme içinde bir çizme dahi ve dörd pabuc taban tabana bir yerde ve beş paşmak bir yerde ve âdem kaddi içine iki âdem sığar çizmeleri ve gayrı eşyâları dükkânlarında arz-ı kâlâ ederek pür-silâh ellerinde tuç ve câm ve tıhtâb ve çimşîr muştalar ile ubûr ederken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 195a–195b ·
metinde göster ·
ve zenâne ve lorta pabuclar ile tablaları zeyn edüp,
Dükkân 1000, neferât 1004, bunlar dörd mevleviyyet yerde dikilmiş pabuc ve çizme ve paşmak ve postal ve yemenî ve fillar-ı Çerkezî ve elvân elvân pabuclar ve tomaklar ve içedikler ve terlikler fürûht eder pâk ü pâkîze kavvâflardır. Bunlar seyishâneler üzre dükkânların zeyn edüp dellâlları tablalar içre kütâne ve zergerdân ve zenâne ve lorta pabuclar ile tablaları zeyn edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 195b ·
metinde göster ·
… m-ı rûşenânın cümle ferşi ruhâm-ı gûnâ-gûn ile mefrûşdur kim gûyâ mînâ-yı kâr-ı
zer-gerdir
. 228a Ve iki halveti var, sağ tarafındaki halvetde bir küçük havz var, suyu g …
deyü rûy-ı dîvârda ta‘lîk hatt-ı celî ile tahrîr olunmuşdur, hakkâ ki mahallinde kayd olunmuş. Bu câmekânın ortasında mermer-i hâmdan bir havzı ve havz içre bir şâzirvânı fevvâre-vâr revân olmada bir berrâk mâ-i zülâldır. Yüzden mütecâviz na‘lin-süvâr natır-kârları vardır. Ve niçe mahbûb yatırkârları ve dellâk-i pâkları ve bî-bâkları ve âşıkân-ı sîne-çâkları vardır. Ve içeri havz-ı azîm üzre bir kubbe-i azîmi var kim ba‘zı ilm-i hendese sâhibleri yüz zirâ‘ binâ-i müdevver kubbe-i pür-nûrdur der ve cümle altı yüz aded câm-ı billûr ve necef ve moran ile müzeyyen bir kubbe-i nîl-gûn üzre ser-â-pâ rasâs-ı nîl-gûn mestûrdur. Ve havzı dâiren-mâdâr aşren fe-aşr ada-i kebîr bir havz-ı azîmdir ki gûya bir buhayredir. Cânib-i etrâfından altışar kademe mermer nerdübânlar ile inilir. Bu havzın cânib-i erba‘asında mermer-i hâmdan ejder ve arslan kelleleri tasvîrleri ağızlarından âb-ı germâ havz içre cereyân etmededir. Ve "sovukluk" ta‘bîr etdikleri mahalde bir şâzirvânı var kim âb-ı refî‘i kubbeye çıkar. Ve bu havzın cânib-i etrâfında sekiz aded tâk-i azîmler üzre kubbe-i âlî mebnîdir ve her tâk altında birer Hanefî kurnaları vardır ve (---) anlarda gasl eden mağsûller havz içre şinâverlik eden gassâlları seyr [u] temâşâ ederler bir temâşâgâhdır. Ve bu hammâm-ı rûşenânın cümle ferşi ruhâm-ı gûnâ-gûn ile mefrûşdur kim gûyâ mînâ-yı kâr-ı zer-gerdir. 228a Ve iki halveti var, sağ tarafındaki halvetde bir küçük havz var, suyu gâyet suhûnet üzredir. Lâkin kurbunda âb-ı sermâ vardır. Germ-âb ile sermâyı halt edüp ikisinden mu‘tedil âb peydâ olur. Gerçi bu germ-âbın nef‘i meşhûr değildir, ammâ bir müferrih ve dil-küşâ ve binâ-yı rûşenâ hammâm-ı ibret-nümâdır. Bu ılıcalarda herkes dilberânıyla sîne-ber-sîne koç-kocâğ olup bir bucağa gitmek tâze çağlıkdır ve ayb yağılık değildir. Âşık ma‘şûka sürûr [u] şâdmânî sağlıkdır. Husûsan köhne bahârda, cümle âşıkân sâf sâf ve cavk cavk olup şeb-i yeldâlarda bu kaplıcaları gûnâ-gûn şem‘-i kâfûrîler ile çerâğân edüp herkes yârânlarıyla havz içre girüp kimi perr-i tâvûsî ve kimi kebûter taklası atup kimi gavvâs-vâr dalup bir dilberin huzuruna çıkup selâm verir. Kimi bir biri üzre çıkup el ele olup aşağı zeber-dest âdemler deverân edüp üstünde çelebiler gûnâ-gûn lu‘bedebâzlıklar edüp ba‘dehû mâ-i zülâle perende atarlar. Kimisi futasını habâb gibi kıbâb edüp şinâverlik eder. Kimi elleriyle şâdırvânlar eder, kimi dehânı ve dendânından fevvâreler ederler. Ba‘zısı bir sâ‘at su üzre aslâ dest [u] pâsı hareket etmeyüp yatarlar. Ba‘zı zaman cümle âşıkân-ı sâdıkan yek dil, yek cihet olup el ele verüp keştî-bânların "[Hey] yâ Mevlâ" sadâları gibi bir hây-hûy ile el ele deverân etdikçe havz-ı azîm içre olan mâ-i tâhir girdâb-ı bahr-i Ummân gibi deverân edüp seyl-i deryâ gibi akdıkça önüne bir cân durmağa iktidârları olmayup cümle âşıkân kendi halleriyle durup su ile deverân ederler kim göz irmez bir seyrân-ı azimdir kim niçe bunun emsâli lu‘bedebâzlıklar vardır. Bursalıya mahsûs fünûn-ı garîbeler vardır; Ammâ bu kaplıcalara çok giren Bursa civânlarına şaka yüzünden "çekme su kaçırırsın" deyü latîfe ederler, ammâ Bursalılar hazz etmediklerinin bir aslı vardır kim "El-ma‘nâ fî batnı'ş-şâ’ir" olmak var. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227b–228a ·
metinde göster ·
Evvelâ ekâlîm-i seb‘ada kuyumcuları gibi üstâd-ı kâmil
zer-gerân
bir diyârda yokdur. Hattâ Selîm-i Evvel bu şehrde müştakk olup âlem-i sabâvetin …
Evvelâ ekâlîm-i seb‘ada kuyumcuları gibi üstâd-ı kâmil zer-gerân bir diyârda yokdur. Hattâ Selîm-i Evvel bu şehrde müştakk olup âlem-i sabâvetinde zer-nişâncılık ilmin tahsîl edüp pederi Bâyezîd Hân ismine Darbhâne-i Tarabefzûn içün sikke kazırdı. Gûyâ sikkeyi mermerde kazırdı. Bu hakîr memsûk Tarabzen akçesin görmişiz. Ve Süleymân Hân dahi bu Tarabefzûn'da doğup Beşiktaş'da Yahyâ Efendi ile süd karındaş olup anınla Kostanta nâm bir zimmînin şâkirdi olup Süleymân Hân üstâd-ı zerger olmuşdur. Ol zamândan bu âna dek kuyumcuları iştihâr bulup bir gûne at rişemesi işlenir kim ol diyâra mahsûsdur ve buhûrdân ve gülâbdân ve kılıç ve gaddâre ve aşcı bıçakları işlerler kim sihr-i i‘câzdır. Ve Gurguroğlu bıçağı bir gûne sikkîndir kim anı kullanan elbette düşmandan kînin alır, meşhûr-ı âfâk bir gûne mücezzem bıçakdır. Ve bir gûne Tarabzon baltası var, nev-peydâ bir gûne balta-i zer-nişân işlenir kim sâ’ir diyârlarda nişânesi yokdur. Ve sadefkârî pîş tahtası ve sandûkası 252b ve sadefkârî rîğdânı ve devâtı ve iskemlesi bir diyârda yokdur, illâ diyâr-ı Hindistân'ın sadefkârîsi ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252a–252b ·
metinde göster ·
… arındaş olup anınla Kostanta nâm bir zimmînin şâkirdi olup Süleymân Hân üstâd-ı
zerger
olmuşdur. Ol zamândan bu âna dek kuyumcuları iştihâr bulup bir gûne at rişemesi …
Evvelâ ekâlîm-i seb‘ada kuyumcuları gibi üstâd-ı kâmil zer-gerân bir diyârda yokdur. Hattâ Selîm-i Evvel bu şehrde müştakk olup âlem-i sabâvetinde zer-nişâncılık ilmin tahsîl edüp pederi Bâyezîd Hân ismine Darbhâne-i Tarabefzûn içün sikke kazırdı. Gûyâ sikkeyi mermerde kazırdı. Bu hakîr memsûk Tarabzen akçesin görmişiz. Ve Süleymân Hân dahi bu Tarabefzûn'da doğup Beşiktaş'da Yahyâ Efendi ile süd karındaş olup anınla Kostanta nâm bir zimmînin şâkirdi olup Süleymân Hân üstâd-ı zerger olmuşdur. Ol zamândan bu âna dek kuyumcuları iştihâr bulup bir gûne at rişemesi işlenir kim ol diyâra mahsûsdur ve buhûrdân ve gülâbdân ve kılıç ve gaddâre ve aşcı bıçakları işlerler kim sihr-i i‘câzdır. Ve Gurguroğlu bıçağı bir gûne sikkîndir kim anı kullanan elbette düşmandan kînin alır, meşhûr-ı âfâk bir gûne mücezzem bıçakdır. Ve bir gûne Tarabzon baltası var, nev-peydâ bir gûne balta-i zer-nişân işlenir kim sâ’ir diyârlarda nişânesi yokdur. Ve sadefkârî pîş tahtası ve sandûkası 252b ve sadefkârî rîğdânı ve devâtı ve iskemlesi bir diyârda yokdur, illâ diyâr-ı Hindistân'ın sadefkârîsi ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252a–252b ·
metinde göster ·
… emdûh-ı sanâyi‘ât: Bu Tebrîz'de olan üstâd-ı kâmil nakkâş ve ressâm ve bennâ ve
zerger
ve hayyât bir diyârda yokdur. Her kârın âlü'l-âlı bu şehrde mevcûddur. Husûsan …
Der-beyân-ı memdûh-ı sanâyi‘ât: Bu Tebrîz'de olan üstâd-ı kâmil nakkâş ve ressâm ve bennâ ve zerger ve hayyât bir diyârda yokdur. Her kârın âlü'l-âlı bu şehrde mevcûddur. Husûsan bunda dûhte olunan akmişe-i fâhire ve siyâb-ı harîr-i vâfire bu diyârda peydâ olup sâ’ir diyârlara nakl olunur katîfesi ve Dârâyîsi meşhûr-ı âfâkdır. 300b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 300a–300b ·
metinde göster ·
… urassa‘ ve bir mücevher gaddâre ve yedi çarkâb 331a tîrkeş ve niçe Tarabefzûn
zergerinin
memdûh kârlarından gûnâ-gûn sîm-âvânlarından buhurdân ve gülâbdânlar ve nice ra …
Ertesi ale's-sabâh mâh-ı mezbûrun (---) günü yine nehr-i Çoruğ kenarından bir gerd-i gubâr evc-i âsumâna peyveste olup şukka-i alem şa‘şa‘ası ve cebe vü cevşen ve zırh-ı zireh-külâh nûru benî Âdemin merdüm-i dîdelerin hîrelendirüp sâf sâf [ve] mevc mevc asâkir-i ibret-nümâ nümâyân olup yaklaşdı. 330b Meğer Çıldır eyâletine mutasarrıf Vezîr Koca Sefer Paşa, Erzurûm Vezîri Mehemmed Paşa efendimizin emr-i şerîfiyle Ahıska'dan ılgar ile Gürcîstân içinden Gönye kal‘asına imdâda altı bin Gürcîstân askeriyle ve Tomris Hân oğluyla ve Levend Hân oğluyla ve Aleksandır Hân oğluyla imdâda geldüğü Seydî Paşa'ya haber gelince Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve sâ‘ir mîr-i livâlar ve alaybeğleri ve çeribaşılar cümle pür-silâh olup Sefer Paşa'ya istikbâle çıkdık. Azamet-i Hudâ bir temâşâ-yı ibret-nümâ dahi seyr etdik. Cebe vü cevşene gark olmuş küheylân atlı, eli sırıklı, beli şiş kılıçlı ve çiğini kalkanlı ve niçesi kılçıklı kebeli ve beli sadaklı ve tüfenkli Aznavurlar ve piyâde tüfenklileri ve sıkma çarıklı ve cümlesi kırçıl ihtiyârlar çoğu mutarraş ve saçlı Aznavurlardır kim her biri acebe-likâ ve garîbü'l-heykel âdemlerdir. Sefer Paşa alay-ı mahsûsası ve mataracı ve tüfenkcileri ve şâtırlarıyla geldikde Seydî Paşa ve Bâkî Paşa at üzre selâmın alup Seydî Paşa sağına ve Bâkî Paşa soluna geçüp alay-ı azîm ile Gönye kal‘ası altına gelindikde kal‘anın burc [u] bârûlarından bir yaylım sefâ geldin topu ve bir yaylım safâ geldin tüfenk şâdmânlar edüp Sefer Paşa cümle askeriyle zeyl-i hisârda meks edüp ba‘dehû Ordu-yı İslâma Gürcîstân ve Mikrilistân ve Lazistân'dan ve Batum sancakları nevâhîlerinden ordu-yı İslâma zehâ’ir-i firâvân gelmeğe başladı. Ertesi gün vakt-i seherde Gönye kal‘asının cânib-i cenûbunda Hopan ve Rize tarafında leb-i deryâ ile bir alay-ı azîm nümâyân olup meğer Tarabefzûn eyâletine mutasarrıf (---) Paşa eyâleti askeriyle üç bin yarar ve nâmdâr müsellah asker ve deryâdan yetmiş pâre sandal ve yüz pâre meneksile Laz gemisi ile piyâde asker ve zahâ’ir ve on pâre şâhî top ile Tırabzan paşası geldüğü Serdâr Seydî Ahmed Paşa'ya haberi gelüp aslâ ve kat‘â istikbâline ne kendüsü ve ne sâ’ir asakir göndermeyüp Tarabefzûn paşası, eyâleti askeriyle üç bin güzîde âdemle Gönye kal‘asının bir cânibinde meks edüp ba‘dehû derûn-ı kal‘ada Seydî Ahmed Paşa ile müşerref olmağa geldikde Seydî Paşa aslâ ta‘zîm etmeyüp cümle huzzar-ı meclise hıtâben eydür: "Bak a ümmet-i Muhammedim! Ben kankı sancâk hâkimiyim?" dedi. A‘yân-ı vilâyet eyitdiler: "Sultânım! Hâlâ Tortum sancâğına mutasarrıfsız" dediler. "Ya Tortum bu Gönye kal‘asına kaç menzildir?" dedi. {"Dörd beş menzildir" dediler}. "Ya dörd menzil yerden bir ılgar ile gelüp kal‘a-i Gönye'yi dest-i küffârdan halâs edem. Husûsen me’mûr değil idim ve sancâğım hâki dahi değildir. Ben dîn-i mübîn uğuruna yetişüp Gönye'yi istihlâsına bi-emrillah sebeb olam. Bak a Paşa! Sen Tarabuzen paşası olasın ve iki tuğlu mîr-i mîrân olasın ve Gönye kal‘ası eyâletin hâkinde Tarabuzun'a iki menzil yer ola. Sen niçün yedi günden berü bu Gönye kal‘ası imdâdına yetişmedin. Tiz cellâd!" dedikde, Bâki Paşa ve Sefer Paşa ve Kategaç Paşa Seydî Ahmed Paşa'ya: "Sultânım! Kânûn değildir. Sen bir tuğlusun, ol iki tuğludır, katl etmen" deyü cümle ricâ etdüklerinde "Vallahi dîn-i mübîne hâ’in oldukdan sonra yedi [tuğlu] paşa dahi olsa, askeriyle kırardım. Ammâ sizin hâtırınız içün katl etmem. Ammâ pâdişâhıma arz ederim. Tiz dîvân efendisin çağırın" deyü fermân edüp murâd [u] merâmı üzre arz tahrîr olunurken "Baş bölükbaşılar kaldıra şu Tarabuzun a‘yân-ı hâ’inlerin" deyüp yetmiş nefer kimesneyi kayd-bend edüp Gönye kal‘asında habs edüp "Niçün paşanızı bu kal‘anın istihlâsına terğîb etmediniz" deyü vâfir ıtâb u şitâb edüp cümlesin habs etdi. Dîvân efendisi kal‘anın fütûhnâmesin ve Tarabefzûn paşasının adem-i imdâdın tahrîr edüp üç aded mîr-i mîrânların ve sâ’ir iş erlerinin ve Gönye kadısı ve Tarabefzûn kadısının memhûrlu arz-ı mahzarlarıyla pâdişâha arzlar gönderilecek mahalde cümle Tarabefzûn a‘yânının yedikleri hapsi balıkları burunlarından fitil fitil çıkup "Amân Sultânım! Pâdişâha bizi arz eyleme" deyü Seydî Ahmed Paşa'nın hâk-i pâyine düşüp niyâz-mend olduklarınca Seydî Paşa aşağı komayup "Elbette bu âsîleri arz ederim" deyü sözünde sâbît-kelâm olup Çerkes inâdına musırr oldu. Âhir Tarabefzûnlılar yine paşalara dahi düşüp anlar yine Seydî Paşa'ya ricâ edüp mâbeyne niçe mu‘tedil muslihûn iş erleri ricâ edüp üç gün keşâkeşden sonra hâh-nâ-hâh Tarabefzûn paşasından ve a‘yân-ı vilâyetden ve eyâlet-i Tarabefzûn'dan cümlesinden pes-i perdece kırk üç kîse guruş ve üç tahta semmûr kürk ve on iki pençe-i âfitâb mahbûb gulâm-ı sührâb ve on iki mahbûbe-i zenâne ve fitne-i cihâne nergîs gözlü ve şîrîn sözlü Gürcî güzeli dûşîze ve pâkîze bintânlar ve Tarabefzûn paşası bir zerdûz harîr, münakkaş cedîd yedi aded cerekler (?) ile otağın verdi. Ve bir şemşîr-i murassa‘ ve bir mücevher gaddâre ve yedi çarkâb 331a tîrkeş ve niçe Tarabefzûn zergerinin memdûh kârlarından gûnâ-gûn sîm-âvânlarından buhurdân ve gülâbdânlar ve nice raht-ı gûn[â]-gûn ve sîm şa‘mdânlar ve topuz ve Tarabefzûn tarzı baltalar ve üç katar deve ve yedi katar katır ve "ılgar ile gelirken niçe atlarınız helâk oldu" deyü yüz yigirmi re’s atları ve cümle Seydî Ahmed Paşa'ya eyâlet-i Tarabefzûn ahâlîsi verüp kendüleri sa‘âdetlü pâdişâha arz olunmadan halâs olup ancak Gönye kal‘ası fethin ve imdâdında bulunan mîr-i mîrânları ve alaybeğilerini ve sâ’ir sancâk beğlerin hizmet-i pâdişâhîde bulundukların cümle pâdişâha arz edüp cemî‘î beğler ve paşalar ve iş erlerinden dahi belağan-mâ-belâğ mâl [u] menâl [ve] metâ‘-ı firâvân alup istihlâs-ı Gönye'yi, pâdişâha Gürcî Beğzâde nâmıyla ma‘rûf bir mütekellim kapucubaşısıyla der-i devlete arz eyledi. Ve bir kapucubaşısıyla Erzurûm Vâlisi Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimize arz etdüğü sâ‘atde nehr-i Çoruğ kenarından berü yine bir toz [u] gubâr evce peyveste olup bir asker-i İslâm zâhir oldu. Meğer Erzurûm Valisi Mehemmed Paşa efendimizin Alacaatlı Hasan Ağası, Gönye kal‘ası imdâdına serdâr olup Erzurûm sancağının cümle erbâb-ı timarları ve zü‘amâları cebelüleriyle ve Erzurûm ve Hasankal‘alarının nısf kal‘a kulları ve Paşa efendimizin cümle kendi kapu kullarıyla kırk bayrak sekbân ve sarıcalardan başbölükbaşı Küçük Acem ve Kulu bölükbaşı ve Çatal bölükbaşı ve Memü ve Çünûd heybeli ve Nakışlı ve Çalık Alî ve Zırhkenli ve Yamalı ve Uşkurta ve Sincânlı ve Kâdirli ve Mamalı ve Sücâhoğlu ve Cennetoğlu ve Kara Pîrî ve Solak Velî ve Gökçe Alî nâmân kağân-arslan bölükbaşılar cümle pür-silâh üç bin çatal fitilli nâmdâr şehbâzlarıyla sâf sâf ve çifte çifte gülbâng çekerek ubûr etdiler. Ardları sıra bir bayrak üç yüz yiğit deli ve bir bayrak üç yüz yiğit gönüllü ve altı bayrak asâkir-i Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adüv-şikâr ve bir bayrak altı yüz yiğit müteferrikagân ve bir bayrak üç yüz aded vâcibü'r-re‘âyâ ağavât ve bir bayrak iki yüz yiğit çâşnigîr ve bir bayrak iki yüz serrâcân ve bir bayrak ile taşra kilârciyânlar dahi iki yüz müsellah fetâlar ve iki yüz cebe vü cevşene gark olmuş kargı sırıklı iç ağaları çarha ince bayraklarıyla miftâh gulâm ağası zâbitleri olup alay-ı mezbûr ile ubûr etdiler. Ve kırk aded sandelye sâhibi kırkar ve ellişer kafadârlarıyla süvâr olmuş kapucubaşılar kim her biri kırkar ve ellişer tevâbi‘li ve kantar sırıklı ve zırh-ı zireh-külaha müstağrak ve atları gümüş zeynli müzeyyen raht ve bahtlı ve bahrî hotaslı ve altı pâre çarkâb yancıklı küheylân atlı ve sâfinâtü'l-ciyâd, hassânlı muhteşem tevâbî‘leri polâd-ı Nahşivânîye gark olmuş tevâbi‘ [u] levâhıklara mâlik zorba zorba ser-bevvâbânlar çifte çifte ubûr edüp dahi ardları sıra serdârları olan Alacaatlı Hasan Ağa sâde nefere faslıyla ubûr edüp Gönye kal‘ası zeylinde hayme ve hargâhları ve bâr-ı bengâhlarıyla meks etdiler. Bu zikr olunan kapucubaşıların ekseri birer vüzerâyâ ve mîr-i mîrânlara kethüdâ ve kâ’immakâm ve müsellem ve sancak zabt etmiş akl-ı Aristo ağalardır. Bunlara Seydî Ahmed Paşa bir ziyâfet-i azîm edüp ertesi gün cemî‘î kurâ ve kasabâtlardan gelen üstâd-ı mi‘mâr ve bennâlar ile Gönye kal‘asının ta‘mir ve termîmine mübâşeret olunup deryâ-misâl cüyûş-ı müslimîn ummâl-vâr çalışup kal‘anın handakların tathîr etmeğe mübâşeret olunup yedi yerden mehterhâneler çalınup yetmiş seksen yerden sımât-ı Muhammedîler ile tâ‘am-ı firâvânlar ile ziyâfetler olup şeb [u] rûz cümle guzât-ı müslimîn sürûr [u] şâdmânda idiler. İbtidâ kal‘anın ihrâk olunan bâbını imâr edüp ve derûn-ı kal‘ada Bâyezîd Hân-ı Velî Câmi‘in imâr edüp gûyâ nûr-ı mübîn oldu. Ve yedi yüz yeni kul ve yeni dizdâr ve sâ’ir levâzımât [ve] cebehânesin ve küffârdan alınan cemî‘î tüfenklerin ve gayrı âletlerin kal‘a cebehânesine koyup kal‘a-i Gönye evvelkiden mahbûb u müzeyyen olup hamd-i Hudâ bu hakîr-i ahkar Evliyâ-yı pür-taksîr bin (---) târîhinde Azak gazâsına giderken bu Gönye kal‘asında ibâdet etmişdik. Hamd-i Hudâ istihlâsında bulunup ibtidâ fethinde ezân-ı Muhammedî tilâvet etmek müyesser olup gazâsında bulunduk. Ba‘dehû Tarabuzan eyâletiyle Batum sancakları Gönye kal‘ası muhâfazasında kalup altmış bin müte‘addid asâkîr-i nusret-mü’essir ile nehr-i Çoruğ kenarıyla sevâd-ı mu‘azzam Erzurûm'a gitmeğe azîmet edüp sâhil-i nehr-i Çoruğ'da bir çemenzâr ve çimşiristân dırahtları içre meks edüp cümle guzât-ı müslimîn ile meşveret edüp Seydî Ahmed Paşa eydür: "Bu Mikrilistân Tarabuzan eyâleti hâkinde olup küffâra imdâda gelirken kayıkların feth edüp pâdişâha böyle isyân etdiler. Ol kayıklarını ve Urus-ı menhûs şaykalarını pâdişâhıma arz etdim. Tarabuzan kal‘ası limanında dursunlar. Taraf-ı pâdişâhîden ne fermân sâdır olursa vali-i vilâyet ana göre amel ideler. Ve bu kadar bin üsârâ Kazak-ı ak ve imdâdlarına gelen Mikrîl-i rezîl 331b cümle guzât-ı müslimînin şikârı olduğun dahi pâye-i serîre arz eyledim. Ammâ şimdi bu cem‘iyyet-i kübrâ ile bu asâkir-i İslâm at üzre hâzır-baş iken bu Mikrilistân kâfirlerinden niçe intikâm alup bu kadar şedd-i rahl çeken cüyûş-ı muvahhidîn mâl-ı ganâ’imle mu‘tenim olalar" deyü meşveret edince meğer Gürcîstân Hâkimi Sefer Paşa Mikrilistân beğlerine dilgîr imiş, hemân cümle Mikrilistâna bu asâkir-i İslâm'ın piyâdesiyle atlıların pây-berâber ola deyü şikâra salalım ve bizim Ahıska gâzîleri ve Gürcîstân gâzîlerin bile kulağız verelim. Anlar dahi gazâ mâlından pay-berâber hisse-mend ola, deyü müşâvere tamâm olunup hakîr bu niyyete el-Fâtiha denilüp cümle guzât-ı müslimîn içre dellâllar nidâ edüp "At ve don ve mahbûb ve mahbûbe gulâmlar ve kızlar ve mâl-ı ganâ’im isteyen guzât-ı müslimîn silâhlarıyla âmâde olsunlar" deyü nâdîler nidâ edince azamet-i Hudâ ol gün ol gice cemî‘î guzât-ı müslimîn kanıkmış arslan gibi gerindiler ve sündüler ve av sayup avnadılar ve eşindiler ve kaşındılar. Herkes gasller edüp fermân-ı serdâra muntazır oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 330a–331b ·
metinde göster ·
ve külâhcıları ve hayyâtları ve Pâk Selmânî berberleri meşhûrdur. Ammâ tabbâğla …
Der-beyân-ı memdûhât-ı sanâyi‘ât: Bu şehrin zergerleri ve külâhcıları ve hayyâtları ve Pâk Selmânî berberleri meşhûrdur. Ammâ tabbâğları ekâlîm-i seb‘ada yokdur. Bu şehir Merâm'ında bir gûne çiçek hâsıl olur. Seylû ve nîlgûndur. Anın ile debbâğlar tab‘-ı edîm edüp âsumânî renk ve gül-i şeftâlû ve sarı ve turuncî ve kırmızî sahtiyânı olur kim Arab u Acem'de ma‘rûfdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 13b ·
metinde göster ·
mücevher şeyler işlerler ve Büyük bezzâzistânda ankâ hâcegîler hemyânlar ile be …
Evsâf-ı çârsû-yı bâzâr-ı sultânî: Cümle (---) aded dekâkin-i sûk-ı sultânîdir. Evvelâ bu şehr-i Kayseriyye'nin Bursa ve Edirne ve İslâmbol gibi iki yerde kârgir binâ bezzâzistân-ı ra‘nâları vardır. Biri kuyumculardır kim cemî‘i dünyânın zî-kiymet murassa‘ cevâhir-i kimyâb makûlesi tuhef âvânîler bulunup ve üstâd-ı gevher-furûş zergerleri mücevher şeyler işlerler ve Büyük bezzâzistânda ankâ hâcegîler hemyânlar ile bey‘ u şirâ edüp niçe bin gûne akmişe-i fâhire fürûht olunur. Müşk ü anber râyihası erbâb-ı hâcâtın dimağların mu‘attar eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 65a ·
metinde göster ·
Ve cümle altı yüz yigirmi dükkândır. Haffâfları ve sarrâcları ve
zergerler
çârsûsu ma‘mûrdur. Ve bezzâsitânı dahi mergûbdur. Kahvehâneleri mecma‘u'l-irfân …
Ve cümle altı yüz yigirmi dükkândır. Haffâfları ve sarrâcları ve zergerler çârsûsu ma‘mûrdur. Ve bezzâsitânı dahi mergûbdur. Kahvehâneleri mecma‘u'l-irfân, kân-ı zarîfân-ı dervîşândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 110a ·
metinde göster ·
… li değil, ma‘bedgâh-ı kadîmdir. Kıble kapusundan mihrâba varınca tûlen ve arzen
zergerdân-ı
mest ayak ile (---) hatvedir. Bu şehirde bundan büyük câmi‘ yokdur. Ve cümle im …
Ve cümle on yedi aded mihrâbdır. Cümleden çârsû içinde büyük câmi‘-i Hamza Beğ demekle ma‘rûf bir câmi‘-i mevzûnlu câmi‘dir kim şeb [ü] rûz cemâ‘at-i kesîreden bir ân hâli değil, ma‘bedgâh-ı kadîmdir. Kıble kapusundan mihrâba varınca tûlen ve arzen zergerdân-ı mest ayak ile (---) hatvedir. Bu şehirde bundan büyük câmi‘ yokdur. Ve cümle imâreti nîl-gûn rasâs-ı hâs ile mestûr kıbâblardır. Ve kıble kapusu üzre târîhi "Sene semâne mi’e"de Mûsâ Çelebi ibn Yıldırım Hân asrında ümerâdan Hamza Beğ binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 132b ·
metinde göster ·
dergâh-ı âlî ya‘nî Dervîş Mehemmed Zıllî pederimiz bu Selîm Hân câmi‘in binâ ed …
Hattâ pederimiz merhûm ser-i zergerân-ı dergâh-ı âlî ya‘nî Dervîş Mehemmed Zıllî pederimiz bu Selîm Hân câmi‘in binâ eden Mi‘mâr Sinân ağzından istimâ‘ edüp hikâye eder, buyurmuşlar kim: "Kırk yedi câmi‘-i selâtîn yapdım ve yüz kırk mesâcid ve otuz aded hân-ı sultân ve yüz kırk sarây-ı a‘yân ve yüz yigirmi cüsûr ve yedi aded su kemerleri ve niçe bin hânedân-ı şûrefâ-yı kibâr-ı a‘yân inşâ edüp ulûm-ı hendesede çok san‘at icrâ edüp ferîd-i asr oldum. Ammâ halîfeliğim İslâmbol'da Şehzâde câmi‘inde icrâ etdim. Üstâdlığım Süleymâniyye câmi‘inde tekmîl etdim. Ammâ cümle makdûrum bu Selîm Hân câmi‘inde sarf edüp yed-i tûlâmı ayân u beyân etdim. Cihân mi‘mâr [u] mühendisînleri var makdûrların sarf etseler böyle bir âsâr-ı azîm etmeğe âciz olalar. Ve bir pâdişâh bu kadar mâl-ı firâvân bezl eylemeğe cür’et edemeyeler', deyü üstâd-ı bennâ Koca Sinân Ağa pederimize böyle nakl edermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155b ·
metinde göster ·
… ne bir şâhrâh üzre kârhâne-i azîmdir. Andan Yeni Bezzâzistân'a muttasıl bâzâr-ı
zergerân
ve bâzâr-ı gazzâzân ter ü tâze ve latîf ü zarîf ü nazîf pençe-i âfitâb-ı meh-tâ …
Evvelâ bu mezkûr Alî Paşa çârşûsunun ardında Sarrâchâne bir şâhrâh üzre kârhâne-i azîmdir. Andan Yeni Bezzâzistân'a muttasıl bâzâr-ı zergerân ve bâzâr-ı gazzâzân ter ü tâze ve latîf ü zarîf ü nazîf pençe-i âfitâb-ı meh-tâb gazzâz mahbûbları var kim parmaklarında elekleri seyr olunup uşşâk-ı bî-tâb çehrelerine sırma teli gibi sarılırlar, sûk-ı uşşâkândır. Sûk-ı bezzâzân ankâ hâcegîler ile ve mahbûbu'l-kulûb çâkerânlarıyla müzeyyen dekâkînleri pîrâstedir. Bâzâr-ı attârân-ı fahhâmîn hakkâ ki niçe kerre yüz bin elvân ahşâb ıtriyyât-ı edviye râyihâsından seyrân eden kimesnenin bînîsi mu‘attar-meşâm olur. Bâzâr-ı sûk-ı tavîl tûlu iki bin adım bir şâhrâh-ı dırâzdır. Yemîn ü yesârında niçe bin ehl-i sanâyi‘ Arapça deyüp lokma ve hırka-bahâ tahsîli endîşesine düşmüşlerdir. Zîrâ kâr-ı dünya böyle olagelmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 162b ·
metinde göster ·
… zeyyenlerdir kim kavvâf cüvânları seccâdelerinde oturup ellerinde çevgânlarıyla
zergerdân
pâbucu ser-gerdân kimesnelere verir. Levendâne kimesnelere lorta ve kurd ağzı v …
Ve çârşû-yı İğneciyân ve bâzâr-ı Bakırcıyân ve bâzâr-ı Yabacıyân ve bâzâr-ı Demirciyân ve bâzâr-ı Pembeciyân ve bâzâr-ı Hallâcân ve bâzâr-ı Ketenciyân ve bâzâr-ı Çadırcıyân ve bâzâr-ı Balıkcıyân ve bâzâr-ı Boyacıyân ve bâzâr-ı Çukacıyân ve bâzâr-ı Helvacıyân ve bâzâr-ı Haffâfân, Selîm Hân câmi‘i kurbunda Alî Paşa çârşûsu gibi iki başı demir kapulu şâhrâh-ı azîmin yemîn ü yesârında üç yüz aded hapenkli dekâkîn-i müzeyyenlerdir kim kavvâf cüvânları seccâdelerinde oturup ellerinde çevgânlarıyla zergerdân pâbucu ser-gerdân kimesnelere verir. Levendâne kimesnelere lorta ve kurd ağzı ve tilleli ve kaba rüzgâr ve ulu lorta ve merdâne pâbuç verir. Ağavâta sarây pâbucu ve düz taban ve çingân pâbûç verir. Sıbyâna orta ayak ve kütane ve sayış ve Kubâdî ve orta lorta verir. Akçesi az olan furta verir. Ve nisvân-ı sâhib-ısyânlara başmak ve içmedik ve iç edik ve tış edik ve fellâr ve terlik edik verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 162b ·
metinde göster ·
… mebnîdir. Ve çârsû-yı âhengerân ve bâzâr-ı çilingirân ve bâzâr-ı cevâhirciyân-ı
zergerân
ve bâzâr-ı haffâfân ve bâzâr-ı palândûzân ve esvâk-ı gazzâzân ve bâzâr-ı bezzâz …
Bu zikr olunan çârsû-yı bâzâr cümle kârgîr tâk-i Kisrâlar ile mebnîdir. Ve çârsû-yı âhengerân ve bâzâr-ı çilingirân ve bâzâr-ı cevâhirciyân-ı zergerân ve bâzâr-ı haffâfân ve bâzâr-ı palândûzân ve esvâk-ı gazzâzân ve bâzâr-ı bezzâzân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 202b ·
metinde göster ·
altun tâc ve zer-i hâlis mücevher avânî yapmada bî-misâl üstâdlardır. Ve kalemk …
Ve kuyumcuları sîm avân yapmada ve zergerânları altun tâc ve zer-i hâlis mücevher avânî yapmada bî-misâl üstâdlardır. Ve kalemkârları nakş-ı bukalemun işlemede gûyâ nakkâş Mânî ve Bihzâd ve Erjeng'dir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 203a ·
metinde göster ·
kim cemî‘i murassa‘âtları cümle kendüsü işler ve bir gûne sırmadan at hotası ör …
Ve üstâd-ı zergerdir kim cemî‘i murassa‘âtları cümle kendüsü işler ve bir gûne sırmadan at hotası örer kim üç bin guruşa fürûht olup her sene birer ikişer Âl-i Osmân pâdişâhına hedâyâ gönderir kim vâcibü's-seyrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 228a ·
metinde göster ·
… ur. Hatta bir gûne üzengi derler ceyran derisinden örerler kim sihr-âsârdır. Ve
zergerleri
ve hayyâtları ve haddâd kılıçları Diyârbekirliden ziyâde meşhûr-ı âfâklardır.
Ve memdûhât-ı sanâyi‘ât: Her kârları memdûhdur ammâ kâr sâhibi meşhûrdur. Hatta bir gûne üzengi derler ceyran derisinden örerler kim sihr-âsârdır. Ve zergerleri ve hayyâtları ve haddâd kılıçları Diyârbekirliden ziyâde meşhûr-ı âfâklardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 342b ·
metinde göster ·
… ed dükkân-ı ehl-i hıref pîşekâr-ı ehl-i sanâyı‘dır kim cemî‘i esnâf-ı kârgerân,
zergerân
, çeberân mevcûddur. Ammâ bu şehrin tâ vasatında çârsû-yı bâzâr içre kal‘a-misâl …
Der-hisâb-ı çârsû-yı bezzâzistân: Cümle sekiz yüz seksen aded dükkân-ı ehl-i hıref pîşekâr-ı ehl-i sanâyı‘dır kim cemî‘i esnâf-ı kârgerân, zergerân, çeberân mevcûddur. Ammâ bu şehrin tâ vasatında çârsû-yı bâzâr içre kal‘a-misâl bir kârgîr kapulu ve dörd aded demir kapulu bir bezzâzistânı var kim gûyâ bu şehrin bir hısn-ı hasîn ve sûr-i metînidir. İçinde ankâ bâzergânları ve mahbûb hâcegîzâdeleri metâ‘ fürûht ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 236b ·
metinde göster ·
ta‘bîr olunan pabuçlu ayak (ayak) ile kıble kapusundan tâ mihrâba varınca tûlu …
Evvelâ bu câmi‘-i pür-envâr zergerdân ta‘bîr olunan pabuçlu ayak (ayak) ile kıble kapusundan tâ mihrâba varınca tûlu iki yüz elli ayakdır. Arzı yüz ayakdır, kırk arşın yüksekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 312b ·
metinde göster ·
… tülü sâyedâr çârsû-yı bâzâr-ı hüsndür. Cümleden sarrâchânesi ve gazzâzhânesi ve
zergerân
çârsûsu şîrîndir.
Der-şerh-i çârsû-yı bezzâzistân: Cümle tokuz yüz aded sûk-ı sultânî dekâkînleridir. Gerçi bir şâhrâh üzre değildir ammâ her tarîk-i âmmda olan dükkânları tertîb üzre binâ olunmuş ma‘mûr u müzeyyen ve pâk ü pâkîze ve üzerleri örtülü sâyedâr çârsû-yı bâzâr-ı hüsndür. Cümleden sarrâchânesi ve gazzâzhânesi ve zergerân çârsûsu şîrîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 365b ·
metinde göster ·
… ş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn bâb-ı musanna‘dır kim Hudâ âlimdir cemî‘i ressâm ve
zerger
kalemkârları buna mânend bir kapu nakş-ı Bihzâd etmeğe kâdir değillerdir. Her b …
Ve kapusu ceviz ağacı levhasından Fahrî oyması-misâl nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn bâb-ı musanna‘dır kim Hudâ âlimdir cemî‘i ressâm ve zerger kalemkârları buna mânend bir kapu nakş-ı Bihzâd etmeğe kâdir değillerdir. Her bir rûmî ve islimîleri ve gayri şükûfeleri biri biri içre kat-ender-kat göstermiş kim vâcibü's-seyr bir bâb-ı kebîrdir. Misli Kırım diyârında Kefe kal‘asının Top kapusundan içeri girdikde Kulle Kapusu câmi‘inin kapusu ola. Ol dahi ibret-nümâ bâb-ı musanna‘dır. Ve hareminin ortasında bir musanna‘ âbdest havuzu vardır, ehl-i Nif tecdîd-i vuzû‘ ederler. Ve bu câmi‘in solunda çârsûya enecek yedi kademe taş nerdübânlı harem kapusudur. Ve kârgîr minâresi gâyet mevzûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y32b ·
metinde göster ·
… mîl-i kalemiyle nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn tasarruflar etmiş kim kalemkâr-ı
zergerî
ve Bihzâd-ı Mânî ve Erjeng-i Fahrî bir rûmî islimîsin nakş eylemeğe kâdir değil …
Ve câmi‘in sol tarafı dîvârına karîb bir ibret-nümâ sihr-i mübîn yekpâre mermer-i hâmdan surâhî kadeh-misâl bir vâcibü'l-iber bir vâ‘ız u nâsıh kürsîsi var kim misli meğer kürsî-i a‘zam ola. Üstâd-ı mermer-bür bu kürsîde direfş-i mîl-i kalemiyle nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn tasarruflar etmiş kim kalemkâr-ı zergerî ve Bihzâd-ı Mânî ve Erjeng-i Fahrî bir rûmî islimîsin nakş eylemeğe kâdir değildir. Gâyet sihr-i i‘câz kürsîdir. İm‘ân-ı nazar ile görülse merdüm-i dîdeler hîrelenüp âdem vâlih [ü] hayrân olur. Ammâ mihrâbı ve minberi sâde güzelidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y75a ·
metinde göster ·
ayak mest ile seksener kademe arîz ü tûlîdir. Ve cümle on altı sommâkî amûdlar …
Ve derûn-ı câmi‘ tûlen ve arzan zergerdân ayak mest ile seksener kademe arîz ü tûlîdir. Ve cümle on altı sommâkî amûdlar üzre kemerlerin fevkı servi tavandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y86a ·
metinde göster ·
… yanından bir yanına tûlü dörd yüz ayakdır. Ve kıble kapusundan mihrâba dek arzı
zergerdân
ayak ile kâmil yüz ayakdır. Ve içinde cümle otuz iki amelî çâr-kûşe pâyedir. Ve …
Ve cümle (---) mihrâbdır ve (---) cum‘adır. Cümleden meşhûr-ı âfâk ve cemâ‘at-i kesîre ile mâl-â-mâl bi'l-ittifâk Ulu câmi‘ ma‘bed-i kadîmdir. Bir yanından bir yanına tûlü dörd yüz ayakdır. Ve kıble kapusundan mihrâba dek arzı zergerdân ayak ile kâmil yüz ayakdır. Ve içinde cümle otuz iki amelî çâr-kûşe pâyedir. Ve otuz iki amelî pâyeler dahi kıble kapusu dîvârındadır. Cümle altmış dörd sütûn üzre toloz kemerler üzre binâ olunmuş bir câmi‘-i kebîrdir. Ammâ mihrâb üzre olan kubbe evce ser çekmiş bir kubbe-i âlîdir kim sâ’ir kubbelerin imâmesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y171a ·
metinde göster ·
… rba‘ası sipâh bâzârıdır. Cümle zî-kıymet eşyâ anda mevcûddur. Ve Sûk-ı tavîl ve
zergerler
ve hallâclar ve gazzâzlar çârsûsı cümle kâ[r]gîr kemer toloz binâlardır. Aslâ ç …
Ve bu şehrin cümle sûk-ı sultânîsi muhtesib ağa defteriyle iki bin kırk beş dükkândır. Lâkin râhları dardır. Ekseriyyâ çârsûsu Haleb binâsı mîsal kârgîr kemer binâlardır. Hân-ı Sûk'un cânib-i erba‘ası sipâh bâzârıdır. Cümle zî-kıymet eşyâ anda mevcûddur. Ve Sûk-ı tavîl ve zergerler ve hallâclar ve gazzâzlar çârsûsı cümle kâ[r]gîr kemer toloz binâlardır. Aslâ çamur olmaz. Ve Sahra Y 221b kurbunda Bâb-ı (---) dâhilinde kavvâflar çârsûsu cümle kâ[r]gîr binâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y221a–Y221b ·
metinde göster ·
… ⟧ tûlen ve arzan dörder karışdır. İslâmbol rusâsı gibi üç zirâ‘ değildir. Ba‘zı
zergerler
bu kurşumda altun çokdur, derler. Ve altun olan yerde kurşum dahi olur derler. …
Ve bu deyrin cümle binâları kalın kurşum örtülüdür. Kurşumun her bir kıt‘ası Q 95b tûlen ve arzan dörder karışdır. İslâmbol rusâsı gibi üç zirâ‘ değildir. Ba‘zı zergerler bu kurşumda altun çokdur, derler. Ve altun olan yerde kurşum dahi olur derler. Bu matbahın bâbından şâhrâha çıkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y223b ·
metinde göster ·
… mesdûddur. Ammâ zer-ender-zer ile mülemmâ‘ bir murassa‘-misâl kapudur kim üstâd
zerger
ana bir sûfân-ı mıtraka urmuş kim vasfında zebân lâl bî-zebândır.
Ziyâret-i Hazret-i Sâre Ana radıyallâhu ta‘âlâ anhâ: Bir küçük kubbe-i pür-nûr içinde âsûdedirler. Ammâ harem-i Resûlullâh olmağile bâbı mesdûddur. Ammâ zer-ender-zer ile mülemmâ‘ bir murassa‘-misâl kapudur kim üstâd zerger ana bir sûfân-ı mıtraka urmuş kim vasfında zebân lâl bî-zebândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y229a ·
metinde göster ·
Ve bu câmi‘in enderûn [u] birûnunda cümle yigirmi dörd kapudur. On ikisi kıbleye mekşûfdur. Sol Y 243a tarafda Îsâ minâresi bâbı, sağ tarafda kıble dîvârında Bâb-ı (---) sahhâflar ve mücellidler sûkuna nâzırdır. Gâyet musanna‘ şuğl-ı zergeri pirinçden mebnî kapulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y242b–Y243a ·
metinde göster ·