bu Kâğızhâne çemenzârında kırk senede bir esnâf-ı zergerân bu fezâya cem‘ olup …
{Der-sitâyiş-i teferrüc-i zergerân:} Ve bu Kâğızhâne çemenzârında kırk senede bir esnâf-ı zergerân bu fezâya cem‘ olup kânûn-ı kuyumcu Süleymân Hân üzre yigirmi gün yigirmi gece sohbet edüp cemî‘i diyâr-ı Âl-i Osmân kuyumcularından bu teferrüce imdâd edüp üç yüz kîse masrûf olup on iki bin halîfe mezâhib-i gûnâ-gûn sâhib-i post olup revâne olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145b ·
metinde göster ·
… e ser-bürehne pür-silâh olup tahtırevânlar üzre dükkânların niçe gûne kütâne ve
zergerdân ve
miyâne ve merdâne ve zenâne ve lorta ve rûzgâr ölüsü ve sarây ve kurd ağzı ve t …
İslâmbol içre pabuccu bekârı 195b perkâr [u] cengkâr yiğitlerdir. Cümlesi pâ-bürehne ve ser-bürehne pür-silâh olup tahtırevânlar üzre dükkânların niçe gûne kütâne ve zergerdân ve miyâne ve merdâne ve zenâne ve lorta ve rûzgâr ölüsü ve sarây ve kurd ağzı ve tilleli ve kubâdî ve serhadli ve paşmaklar ile dükkânların zeyn edüp ve pabuc içinde bir pabuc ve çizme içinde bir çizme dahi ve dörd pabuc taban tabana bir yerde ve beş paşmak bir yerde ve âdem kaddi içine iki âdem sığar çizmeleri ve gayrı eşyâları dükkânlarında arz-ı kâlâ ederek pür-silâh ellerinde tuç ve câm ve tıhtâb ve çimşîr muştalar ile ubûr ederken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 195a–195b ·
metinde göster ·
Dükkân 1000, neferât 1004, bunlar dörd mevleviyyet yerde dikilmiş pabuc ve çizme ve paşmak ve postal ve yemenî ve fillar-ı Çerkezî ve elvân elvân pabuclar ve tomaklar ve içedikler ve terlikler fürûht eder pâk ü pâkîze kavvâflardır. Bunlar seyishâneler üzre dükkânların zeyn edüp dellâlları tablalar içre kütâne ve zergerdân ve zenâne ve lorta pabuclar ile tablaları zeyn edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 195b ·
metinde göster ·
… m-ı rûşenânın cümle ferşi ruhâm-ı gûnâ-gûn ile mefrûşdur kim gûyâ mînâ-yı kâr-ı
zer-gerdir. 228a Ve
iki halveti var, sağ tarafındaki halvetde bir küçük havz var, suyu gâyet suhûne …
deyü rûy-ı dîvârda ta‘lîk hatt-ı celî ile tahrîr olunmuşdur, hakkâ ki mahallinde kayd olunmuş. Bu câmekânın ortasında mermer-i hâmdan bir havzı ve havz içre bir şâzirvânı fevvâre-vâr revân olmada bir berrâk mâ-i zülâldır. Yüzden mütecâviz na‘lin-süvâr natır-kârları vardır. Ve niçe mahbûb yatırkârları ve dellâk-i pâkları ve bî-bâkları ve âşıkân-ı sîne-çâkları vardır. Ve içeri havz-ı azîm üzre bir kubbe-i azîmi var kim ba‘zı ilm-i hendese sâhibleri yüz zirâ‘ binâ-i müdevver kubbe-i pür-nûrdur der ve cümle altı yüz aded câm-ı billûr ve necef ve moran ile müzeyyen bir kubbe-i nîl-gûn üzre ser-â-pâ rasâs-ı nîl-gûn mestûrdur. Ve havzı dâiren-mâdâr aşren fe-aşr ada-i kebîr bir havz-ı azîmdir ki gûya bir buhayredir. Cânib-i etrâfından altışar kademe mermer nerdübânlar ile inilir. Bu havzın cânib-i erba‘asında mermer-i hâmdan ejder ve arslan kelleleri tasvîrleri ağızlarından âb-ı germâ havz içre cereyân etmededir. Ve "sovukluk" ta‘bîr etdikleri mahalde bir şâzirvânı var kim âb-ı refî‘i kubbeye çıkar. Ve bu havzın cânib-i etrâfında sekiz aded tâk-i azîmler üzre kubbe-i âlî mebnîdir ve her tâk altında birer Hanefî kurnaları vardır ve (---) anlarda gasl eden mağsûller havz içre şinâverlik eden gassâlları seyr [u] temâşâ ederler bir temâşâgâhdır. Ve bu hammâm-ı rûşenânın cümle ferşi ruhâm-ı gûnâ-gûn ile mefrûşdur kim gûyâ mînâ-yı kâr-ı zer-gerdir. 228a Ve iki halveti var, sağ tarafındaki halvetde bir küçük havz var, suyu gâyet suhûnet üzredir. Lâkin kurbunda âb-ı sermâ vardır. Germ-âb ile sermâyı halt edüp ikisinden mu‘tedil âb peydâ olur. Gerçi bu germ-âbın nef‘i meşhûr değildir, ammâ bir müferrih ve dil-küşâ ve binâ-yı rûşenâ hammâm-ı ibret-nümâdır. Bu ılıcalarda herkes dilberânıyla sîne-ber-sîne koç-kocâğ olup bir bucağa gitmek tâze çağlıkdır ve ayb yağılık değildir. Âşık ma‘şûka sürûr [u] şâdmânî sağlıkdır. Husûsan köhne bahârda, cümle âşıkân sâf sâf ve cavk cavk olup şeb-i yeldâlarda bu kaplıcaları gûnâ-gûn şem‘-i kâfûrîler ile çerâğân edüp herkes yârânlarıyla havz içre girüp kimi perr-i tâvûsî ve kimi kebûter taklası atup kimi gavvâs-vâr dalup bir dilberin huzuruna çıkup selâm verir. Kimi bir biri üzre çıkup el ele olup aşağı zeber-dest âdemler deverân edüp üstünde çelebiler gûnâ-gûn lu‘bedebâzlıklar edüp ba‘dehû mâ-i zülâle perende atarlar. Kimisi futasını habâb gibi kıbâb edüp şinâverlik eder. Kimi elleriyle şâdırvânlar eder, kimi dehânı ve dendânından fevvâreler ederler. Ba‘zısı bir sâ‘at su üzre aslâ dest [u] pâsı hareket etmeyüp yatarlar. Ba‘zı zaman cümle âşıkân-ı sâdıkan yek dil, yek cihet olup el ele verüp keştî-bânların "[Hey] yâ Mevlâ" sadâları gibi bir hây-hûy ile el ele deverân etdikçe havz-ı azîm içre olan mâ-i tâhir girdâb-ı bahr-i Ummân gibi deverân edüp seyl-i deryâ gibi akdıkça önüne bir cân durmağa iktidârları olmayup cümle âşıkân kendi halleriyle durup su ile deverân ederler kim göz irmez bir seyrân-ı azimdir kim niçe bunun emsâli lu‘bedebâzlıklar vardır. Bursalıya mahsûs fünûn-ı garîbeler vardır; Ammâ bu kaplıcalara çok giren Bursa civânlarına şaka yüzünden "çekme su kaçırırsın" deyü latîfe ederler, ammâ Bursalılar hazz etmediklerinin bir aslı vardır kim "El-ma‘nâ fî batnı'ş-şâ’ir" olmak var. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227b–228a ·
metinde göster ·
… emdûh-ı sanâyi‘ât: Bu Tebrîz'de olan üstâd-ı kâmil nakkâş ve ressâm ve bennâ ve
zerger ve
hayyât bir diyârda yokdur. Her kârın âlü'l-âlı bu şehrde mevcûddur. Husûsan bun …
Der-beyân-ı memdûh-ı sanâyi‘ât: Bu Tebrîz'de olan üstâd-ı kâmil nakkâş ve ressâm ve bennâ ve zerger ve hayyât bir diyârda yokdur. Her kârın âlü'l-âlı bu şehrde mevcûddur. Husûsan bunda dûhte olunan akmişe-i fâhire ve siyâb-ı harîr-i vâfire bu diyârda peydâ olup sâ’ir diyârlara nakl olunur katîfesi ve Dârâyîsi meşhûr-ı âfâkdır. 300b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 300a–300b ·
metinde göster ·
külâhcıları ve hayyâtları ve Pâk Selmânî berberleri meşhûrdur. Ammâ tabbâğları …
Der-beyân-ı memdûhât-ı sanâyi‘ât: Bu şehrin zergerleri ve külâhcıları ve hayyâtları ve Pâk Selmânî berberleri meşhûrdur. Ammâ tabbâğları ekâlîm-i seb‘ada yokdur. Bu şehir Merâm'ında bir gûne çiçek hâsıl olur. Seylû ve nîlgûndur. Anın ile debbâğlar tab‘-ı edîm edüp âsumânî renk ve gül-i şeftâlû ve sarı ve turuncî ve kırmızî sahtiyânı olur kim Arab u Acem'de ma‘rûfdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 13b ·
metinde göster ·
… ne bir şâhrâh üzre kârhâne-i azîmdir. Andan Yeni Bezzâzistân'a muttasıl bâzâr-ı
zergerân ve
bâzâr-ı gazzâzân ter ü tâze ve latîf ü zarîf ü nazîf pençe-i âfitâb-ı meh-tâb g …
Evvelâ bu mezkûr Alî Paşa çârşûsunun ardında Sarrâchâne bir şâhrâh üzre kârhâne-i azîmdir. Andan Yeni Bezzâzistân'a muttasıl bâzâr-ı zergerân ve bâzâr-ı gazzâzân ter ü tâze ve latîf ü zarîf ü nazîf pençe-i âfitâb-ı meh-tâb gazzâz mahbûbları var kim parmaklarında elekleri seyr olunup uşşâk-ı bî-tâb çehrelerine sırma teli gibi sarılırlar, sûk-ı uşşâkândır. Sûk-ı bezzâzân ankâ hâcegîler ile ve mahbûbu'l-kulûb çâkerânlarıyla müzeyyen dekâkînleri pîrâstedir. Bâzâr-ı attârân-ı fahhâmîn hakkâ ki niçe kerre yüz bin elvân ahşâb ıtriyyât-ı edviye râyihâsından seyrân eden kimesnenin bînîsi mu‘attar-meşâm olur. Bâzâr-ı sûk-ı tavîl tûlu iki bin adım bir şâhrâh-ı dırâzdır. Yemîn ü yesârında niçe bin ehl-i sanâyi‘ Arapça deyüp lokma ve hırka-bahâ tahsîli endîşesine düşmüşlerdir. Zîrâ kâr-ı dünya böyle olagelmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 162b ·
metinde göster ·
… mebnîdir. Ve çârsû-yı âhengerân ve bâzâr-ı çilingirân ve bâzâr-ı cevâhirciyân-ı
zergerân ve
bâzâr-ı haffâfân ve bâzâr-ı palândûzân ve esvâk-ı gazzâzân ve bâzâr-ı bezzâzân.
Bu zikr olunan çârsû-yı bâzâr cümle kârgîr tâk-i Kisrâlar ile mebnîdir. Ve çârsû-yı âhengerân ve bâzâr-ı çilingirân ve bâzâr-ı cevâhirciyân-ı zergerân ve bâzâr-ı haffâfân ve bâzâr-ı palândûzân ve esvâk-ı gazzâzân ve bâzâr-ı bezzâzân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 202b ·
metinde göster ·
… ur. Hatta bir gûne üzengi derler ceyran derisinden örerler kim sihr-âsârdır. Ve
zergerleri ve
hayyâtları ve haddâd kılıçları Diyârbekirliden ziyâde meşhûr-ı âfâklardır.
Ve memdûhât-ı sanâyi‘ât: Her kârları memdûhdur ammâ kâr sâhibi meşhûrdur. Hatta bir gûne üzengi derler ceyran derisinden örerler kim sihr-âsârdır. Ve zergerleri ve hayyâtları ve haddâd kılıçları Diyârbekirliden ziyâde meşhûr-ı âfâklardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 342b ·
metinde göster ·
… mîl-i kalemiyle nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn tasarruflar etmiş kim kalemkâr-ı
zergerî ve
Bihzâd-ı Mânî ve Erjeng-i Fahrî bir rûmî islimîsin nakş eylemeğe kâdir değildir …
Ve câmi‘in sol tarafı dîvârına karîb bir ibret-nümâ sihr-i mübîn yekpâre mermer-i hâmdan surâhî kadeh-misâl bir vâcibü'l-iber bir vâ‘ız u nâsıh kürsîsi var kim misli meğer kürsî-i a‘zam ola. Üstâd-ı mermer-bür bu kürsîde direfş-i mîl-i kalemiyle nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn tasarruflar etmiş kim kalemkâr-ı zergerî ve Bihzâd-ı Mânî ve Erjeng-i Fahrî bir rûmî islimîsin nakş eylemeğe kâdir değildir. Gâyet sihr-i i‘câz kürsîdir. İm‘ân-ı nazar ile görülse merdüm-i dîdeler hîrelenüp âdem vâlih [ü] hayrân olur. Ammâ mihrâbı ve minberi sâde güzelidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y75a ·
metinde göster ·
Ve bu şehrin cümle sûk-ı sultânîsi muhtesib ağa defteriyle iki bin kırk beş dükkândır. Lâkin râhları dardır. Ekseriyyâ çârsûsu Haleb binâsı mîsal kârgîr kemer binâlardır. Hân-ı Sûk'un cânib-i erba‘ası sipâh bâzârıdır. Cümle zî-kıymet eşyâ anda mevcûddur. Ve Sûk-ı tavîl ve zergerler ve hallâclar ve gazzâzlar çârsûsı cümle kâ[r]gîr kemer toloz binâlardır. Aslâ çamur olmaz. Ve Sahra Y 221b kurbunda Bâb-ı (---) dâhilinde kavvâflar çârsûsu cümle kâ[r]gîr binâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y221a–Y221b ·
metinde göster ·