… ın pîri Ka‘be nakş ederken Ebü'l-hazen bin Nasr bin Abdullâh, Hazret'e döğülmüş
zer-i hâlis
getirüp Mekke-i Mükkereme'i anınla mutallâ ve müzehheb etdiler.
Hazret-i Dâvûd'dan nübüvvet-i Resûlullâh'a gelince bin altı yüz kırk sene olup Mekke-i Mükerreme'yi feth etdükden sonra ta‘mîr ü termîmi mahallinde nakkâşların pîri Ka‘be nakş ederken Ebü'l-hazen bin Nasr bin Abdullâh, Hazret'e döğülmüş zer-i hâlis getirüp Mekke-i Mükkereme'i anınla mutallâ ve müzehheb etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 199a ·
metinde göster ·
Üsküdar'da olan haşerât-ı mukleciyân [u] nekbetân-ı müflisândan sana ne fâ’ide olmuş oldu. İmdi benim birâderim, evvel ve âhir bu hânedânda neşv [u] nemâ bulup Revân altında Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in emir-âhûr-ı kebîri idin. Ben hakîr silâhdârı idim. Hamd-i Hudâ yine bu Âsitâne'ye gelüp otuz bir senede mühre nâ’il oldun. İmdi var kuvveti bâzûya getirüp bî-garaz kimesnelere dîn-i mübîn umûrların su’âl ederek seninle etek dermeyân edüp berren u bahren asker-i deryâ-misâller cem‘ edüp Mısır yolların Venedik ve Malta küffârı elinden tathîr edüp cezîre-i Girid'i ve cezîre-i Misine'yi ve cezîre-i Malta'yı ve cezîre-i Korfoz'u ve cezîre-i İstindil'i ve kal‘a-i Zadra'yı inşâallah cümle berren u bahren feth edüp Fâtih-i Yemen Sinân Paşa gibi ve Kılıç Alî Paşa gibi ve Fâtih-i Kıbrıs Kara Mustafâ Paşa gibi nâm sâhibi olup inkırâzu'd-deverân hayr ile yâd olasın" deyü İpşir Paşa'ya {Melek Ahmed Paşa} bunun emsâli niçe bin va‘z [u] nasîhatler edüp eydür "İnşâallah benim birâderi-i cân-beraberim! Ale's-sabâh sizi Eyyûb Sultân'dan bu hakîr alay çavuşun olup bir alay-ı azîm ile İslâmbol'a koyalım kim ne Hâfız Ahmed Paşa ve ne Husrev-i Şir Paşa gelmemiş ola. İllâ siz İpşir Paşa gelmiş olasuz. Hemân şimdi asesbaşı ve subaşıya beyâz buyurdu tahrîr etsin ve kapudan paşa niçe bin kayıklar ve sandal u mavunalar Üsküdar'a gelüp cümle asker-i İslâm'ı karşu Beşiktaş'a geçirsinler. Siz dahi ale's-sabâh kapudan paşa ile başdarde-i hümâyûna süvâr olup cümle kadırgalara askeriniz mâl-â-mâl olup Yâvedûd İskelesi'ne gelin. Andan içeri deryâ sığlıkdır. Kapudan paşa kayığıyla Eyyûb'da Kurbân İskelesi'ne yanaşup anda hâzır olan atlara süvâr olup Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretleri âsitânesine yüz sürüp âkıbet hayrlığı içün rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp niçe kurbânlar edüp ve niçe bin fukarâlara tasadduklar edüp andan sa‘âdetle esb-i sabâ-sür‘ate süvâr olup âheste âheste Edirnekapusu'na gelince bu hakîri dahi alay-ı azîmi âmâde ederiz. Hudâ âsân ede!" dedikde İpşir Paşa Melek Ahmed Paşa'ya bir hil‘at-i semmûr ve üç kîse zer-i hâlis mümessek-i nevr verüp Üsküdar'da öpüşüp görüşüp İpşir'den hünkâra gitmeğe {Melek Paşa} me’zûn olup andan paşa ile kayığa süvar olup Sarâyburnu'nda Sinân Paşa Köşkü'nde paşa sa‘âdetlü pâdişâha buluşup "Pâdişâhım sabâh İpşir Paşa lalan alay ile der-i devlete dâhil olacakdır, fermân pâdişâhımındır" dedikde "Ey Melek lala, bugün İpşir lalan bana geldikde siz sâ’ir vüzerâlar ile Üsküdar'da rehin miydiniz?" dedi. Melek Paşa "Hayır pâdişâhım, anlar pâdişâhımdan gelince müşâvere etsek gerek idi. Anınçün Üsküdar'da kalup pâdişâhım huzûruna gelemedik" deyü hüsn-i ta‘bîr etdikde pâdişâh-ı Cem-cenâb ‘ârifâna kaziyye’ ma‘lûm deyüp "Lala sabâhın alay-ı azîm ile lalamı sarâyına getirin. Ben dahi bir yirden alayın temâşâ ederim. İpşir lalamın vaka‘ [u] vakarın tutup bir alay eylen kim bir vezîre olmamış ola" deyü fermân edince Melek Paşa dest ber-zemîn edüp paşa sarâyına gelüp cümle ocaklara ve askerî tâ’ifelerine ağalar ile beyâz üzre buyurdular gönderüp kendüsü de cemî‘i iç ve tış ağavâtların zer-ender-zere müstağrak edüp ale's-sabâh dörd bin güzîde askeriyle yedi kubbe vezîrleriyle alay-ı azîm edüp her vezîr mehterhânelerin çalarak Eyyûb Sultân'a varılup herkes merkezlerinde âmâde olup selâma durdular. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 180a ·
metinde göster ·
Ve kuyumcuları sîm avân yapmada ve zergerânları altun tâc ve
zer-i hâlis
mücevher avânî yapmada bî-misâl üstâdlardır. Ve kalemkârları nakş-ı bukalemun i …
Ve kuyumcuları sîm avân yapmada ve zergerânları altun tâc ve zer-i hâlis mücevher avânî yapmada bî-misâl üstâdlardır. Ve kalemkârları nakş-ı bukalemun işlemede gûyâ nakkâş Mânî ve Bihzâd ve Erjeng'dir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 203a ·
metinde göster ·
… kantâr nühâs-ı hâssa bir dank iksîr-i a‘zâm verüp ol ân sûret-i zerd bulup bir
zer-i hâlis
olur kim şem‘i asfer gibi nerm bir zeheb-i hâlis olup azîz andan bir kaç habbe …
Hemân azîz eydür: "Beğim, eğer afv ile mu‘âmele ederseniz huzûrunuzda eylesinler, tâ ki acâ’ib göresiz." der. Murâd Han azîzün halvethânesine gidüp halvet ederler. Hikmet-i Huda ol mahalde azîzün hareminde eyâlet-i Şâm'da Ma‘ânoğlu nâmıyla meşhûr-ı âfâk mîr-i Dürzî'nün bir fertûte-i cihâne vü delle-i muhtâre dûşîze kızı var idi. Huzûr-ı pâdişâhîye gelüp zemîn-bûs edüp niçe kelâm-ı dırâzdan sonra ol mekkâre avret babası Ma‘ânoğlu'ndan gördüğü gibi âteş-i Nemrûd yakup bir kantâr nühâs-ı hâssa bir dank iksîr-i a‘zâm verüp ol ân sûret-i zerd bulup bir zer-i hâlis olur kim şem‘i asfer gibi nerm bir zeheb-i hâlis olup azîz andan bir kaç habbe edüp kendüsi tenâvül eder. Üç habbe dahi Murâd Hân ekl edüp ol gün ol gece Murâd Han aslâ ta‘âm dilemeyüp pür-şikem durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 209a ·
metinde göster ·
… ehl-i kimyâ bu zırnîh-ı asferi nuhâs-ı hâssa koyup niçe eczâlar dahi idhâl edüp
zer-i hâlis
olur, derler. Anınçün Firengîstân'a bu zırnîhdan çok gider.
Sitâyiş-i tetimme-i külliyât-ı şehr-i Ahlat: Bu şehr-i Ahlat'ın kûh-ı bâlâlarında niçe bin elvân ma‘âdinler vardır, ammâ cümleden makbûl [ü] merğûb ma‘âdin-i zırnîh-ı ahmer, sabun ile halt olunsa vücûd-ı insâna dürtülse asla bir kıl komayup beden-i benî Âdemi pâk ü nerm eder kim gûyâ pembe gibi lahm-ı şahmı beyâz olur. Ve cüzzâm marazına mübtelâ olan bu nure (?) siyâh üzümle bir dank mikdârı tenâvül etse emrâz-ı kabadan ve barasdan ve firengiden ve cüzzâmdan ve dalasbatdan bi-emrillah halâs olur. Ve ma‘âdin-i zırnîh-ı asfer, bu dahi şehr-i Ahlat'ın şimâlî cânibindeki kûh-ı bülendlerde hâsıl olur. Türâb-ı tıbız gibi sakîl bir gûne sarı zırnîhdır kim Rûm u Arab u Acem'e ve Firengîstân'a bundan zırnîh gider, ammâ ehl-i kimyâ bu zırnîh-ı asferi nuhâs-ı hâssa koyup niçe eczâlar dahi idhâl edüp zer-i hâlis olur, derler. Anınçün Firengîstân'a bu zırnîhdan çok gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 242a ·
metinde göster ·
… ânına gelüp tîz-âb ile suya çeküp ba‘dehû âteş-i germâ-germde kâl edüp bir nerm
zer-i hâlis
hâsıl oldu kim ta‘bîr olunmaz.
Evsâf-ı kûh-ı Akra: Lakab-ı sahîhi kûh-ı Akra‘dır. Bu dahi şehr-i Rey'ün cânib-i garbîsi ve şimâlîsine meyyâl nümâyândır, ammâ üç merhale ba‘îd bir uryân u bî-dıraht u bî-semer bir cebel-i Akra‘dır kim Kürdistân Akra beğiyle Acem müşâsında bir kûh-ı bâlâdır kim kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş bir kûh-ı serbülenddir. Nebâtât [u] giyâhâtı firâvân ve uyûn-ı câ’iyeleri âb-ı hayât-ı revândır. Sene (---) târîhinde İmâdiyye'ye giderken bu kûh-ı Akra‘da meks edüp Monlâ Karnî nakli üzre bu kûh-ı Akra‘da altun ma‘deni vardır ammâ Ekrâd diyârında olmağile zer-i hâlisin husûle getiremeyüp harcı hâsılıyla berâber gelmez demiş idi. Meğer lağv imiş. Bu hakîr şehr-i Rey temâşâsında iken Akra kûhundan yedi katar-ı katır yükü tibr altun Rey hânına gelüp tîz-âb ile suya çeküp ba‘dehû âteş-i germâ-germde kâl edüp bir nerm zer-i hâlis hâsıl oldu kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 326b ·
metinde göster ·
… lâvîzin urûşu ve furûşu ve ol asrın üstâdân-ı hüner-furûşu bu deyre yüz sandûka
zer-i hâlis
sarf edüp niçe bin elvân sanâyi‘-i ibret-nümâlar icrâ edüp bu deyr-i ma‘bedgâh- …
Deyr-i muğân-ı Kaşa Ban: Ol mecma‘-ı sürûş olan ol kenîse-i dilâvîzin urûşu ve furûşu ve ol asrın üstâdân-ı hüner-furûşu bu deyre yüz sandûka zer-i hâlis sarf edüp niçe bin elvân sanâyi‘-i ibret-nümâlar icrâ edüp bu deyr-i ma‘bedgâh-ı Mesîhiyye eyle letâfet ve zerâfetler etmiş kim atlas-ı felekte eyle bir kârgerlik Menûçehr'den berü bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 13b ·
metinde göster ·
olup bir yıl kâmil rengi mütegayyir olmaz. İki kerre kaynadup altun ile mutallâ …
Tahrîr-i Tabahâne ılıcası: Bu mezkûr Yeşil Direkli germâbı kurbunda varoş-ı Tabahâne mahallâtı içre kurşum örtülü bir ma‘mûr ılıca-i azîmdir. Bunun dahi suyu mu‘tedilü's-sühûndur. Gâyet kükürd râyihalı âb-ı kibrîtdir. Hattâ kuyumcular bu mâ-i germâdan şişelerle alup âteşde kaynadup altun âvânî şeyler üzre dökse eyle mücellâ ve musaykal zer-i hâlis olup bir yıl kâmil rengi mütegayyir olmaz. İki kerre kaynadup altun ile mutallâ olmuş gümüş bıçak ve hançer gılâflarına sürse iki sene reng-i zerdi gidüp fenâ bulmaz. Hattâ bu hakîrin parmağında Ferîd Çelebi hattıyla zümürrûd üzre kazılmış "Seyyâh-ı âlem Evliyâ" deyü kazılmış bir gümüş hâtemim var idi. Bu Tabahâne ılıcasına ol hâtemle girüp taşra çıkdım. Hâtemim sîm-i hâlis iken zer-i hâlis rengin bağlamış. Tâ Uyvar fethine gidüp Belgrad'da bir sene meştâ edüp hâtemimim reng-i zerdine aslâ tagayyür gelmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 85a ·
metinde göster ·
… . Bu Tabahâne ılıcasına ol hâtemle girüp taşra çıkdım. Hâtemim sîm-i hâlis iken
zer-i hâlis
rengin bağlamış. Tâ Uyvar fethine gidüp Belgrad'da bir sene meştâ edüp hâtemimi …
Tahrîr-i Tabahâne ılıcası: Bu mezkûr Yeşil Direkli germâbı kurbunda varoş-ı Tabahâne mahallâtı içre kurşum örtülü bir ma‘mûr ılıca-i azîmdir. Bunun dahi suyu mu‘tedilü's-sühûndur. Gâyet kükürd râyihalı âb-ı kibrîtdir. Hattâ kuyumcular bu mâ-i germâdan şişelerle alup âteşde kaynadup altun âvânî şeyler üzre dökse eyle mücellâ ve musaykal zer-i hâlis olup bir yıl kâmil rengi mütegayyir olmaz. İki kerre kaynadup altun ile mutallâ olmuş gümüş bıçak ve hançer gılâflarına sürse iki sene reng-i zerdi gidüp fenâ bulmaz. Hattâ bu hakîrin parmağında Ferîd Çelebi hattıyla zümürrûd üzre kazılmış "Seyyâh-ı âlem Evliyâ" deyü kazılmış bir gümüş hâtemim var idi. Bu Tabahâne ılıcasına ol hâtemle girüp taşra çıkdım. Hâtemim sîm-i hâlis iken zer-i hâlis rengin bağlamış. Tâ Uyvar fethine gidüp Belgrad'da bir sene meştâ edüp hâtemimim reng-i zerdine aslâ tagayyür gelmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 85a ·
metinde göster ·
… r ve gümüş mescid ve gümüş servî ve gayri sîm-i hâlis âvânî hedâyâları ve sîm ü
zer-i hâlis
münakkaş arabalar ile gelmek üzre ve dahi tarafeynin elçilerine beher yevm yüz …
Ve beher sene kânûn-ı Süleymân Hân üzre (---) bin Ungurus altunu harâcların ve yetmiş aded gümüş kupa birer vukıyye olmak üzre iki bin vukıyye gümüş âvânî sandûka gibi ve havz u şâzrevân gibi ve gümüş leğenler ve gümüş mescid ve gümüş servî ve gayri sîm-i hâlis âvânî hedâyâları ve sîm ü zer-i hâlis münakkaş arabalar ile gelmek üzre ve dahi tarafeynin elçilerine beher yevm yüz altmışar aded riyâl guruş harc-ı ma‘kûl verilüp tarafeynin elçileri mu‘azzez ü mükerrem varup geleler. Elçilerin vücûdlarına dîvân-ı pâdişâhîde bir zarar gelmeyüp bir yerleri rahnedâr olmaya, ya‘nî elçinin burnu ve kulağı kesilmeye" deyü çâsâr ricâ etdikde hemân elçi paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 65b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu çâsâr önüne hınto arabalar içre otağı getirüp cümle zer-ender-zerin ve
zer-i hâlis
ile mutallâ topların seyr-i temâşâ edüp kral ol kadar haz etdiğinden,
Ba‘dehu çâsâr önüne hınto arabalar içre otağı getirüp cümle zer-ender-zerin ve zer-i hâlis ile mutallâ topların seyr-i temâşâ edüp kral ol kadar haz etdiğinden,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66b ·
metinde göster ·
arakıyyeler geyüp üzerlerine beyâz car bürünüp ayaklarına katîfe çakşır geyüp s …
Ve nisvânları sîm ü zer-i hâlis arakıyyeler geyüp üzerlerine beyâz car bürünüp ayaklarına katîfe çakşır geyüp sarı çizme ile reftâr ederler. A‘lâ ve ve ednâsı ve ricâl [ü] nisâsı gözlerine kuhl-i arabî çekerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y194b ·
metinde göster ·
… urâhîdir, tâ ki semâya ser çekmişdir. Ve alem-i şerîfi on iki arşındır, derler.
Zer-i hâlis
ile kurûs(?) olmuş kim bir merhale yerden şa‘şa‘ası ol diyârı pür-nûr eder. Ve …
Andan yukaru evc-i semâya ser çekmiş kubbe-i nîlgûn ve pür-nûrdur. Lâkin sâ’ir kubbeler gibi müdevver değildir, Konya'da Celâleddîn-i Rûmî âsitânesinin kubbesi gibi surâhîdir, tâ ki semâya ser çekmişdir. Ve alem-i şerîfi on iki arşındır, derler. Zer-i hâlis ile kurûs(?) olmuş kim bir merhale yerden şa‘şa‘ası ol diyârı pür-nûr eder. Ve Sahratullâh bu kubbe-i âlînin altındadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y212b ·
metinde göster ·
üzre elmâs ve lâ’l [ü] yâkût ile murassa‘ bir kufl-i gencîne-i enbiyâdır ve hay …
Ve bir mücevher kuflu var kim sâfî zer-i hâlis üzre elmâs ve lâ’l [ü] yâkût ile murassa‘ bir kufl-i gencîne-i enbiyâdır ve hayrât-ı Züleyhâ'dır. Mısır'dan gönderüp yine bir Mısır hazînesi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y229a ·
metinde göster ·
… âm'a gelüp şâm'dan Timur şâh bu kadar bin katâr ester-i üştür bâr cevâhir sîm ü
zer-i hâlis
ile Hind'e gidüp [[(---) (---)]] merhûm oldu. Anıniçün Hindustân'da mâl-ı firâv …
Timur Kudüs'de bu inhizâmı istimâ‘ edüp kûs-i irtihâlin çalup yine şâm'a gelüp şâm'dan Timur şâh bu kadar bin katâr ester-i üştür bâr cevâhir sîm ü zer-i hâlis ile Hind'e gidüp [[(---) (---)]] merhûm oldu. Anıniçün Hindustân'da mâl-ı firâvândır, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y242b ·
metinde göster ·
… âs lâ’l yâkût ve elmâs ve zümürrüd bulup ve niçe bin Husrevânî küpleri mümessek
zer-i hâlis
ile mâl-â-mâl bulup Şâm-ı şerîfde câmi‘-i Ümeyye ve bu Mekke-i mükerremeyi ol k …
Ve Âl-i Emeviyyûn'dan Velîd bin Abdülmelik zamân-ı hilâfetinde bin pâre gemi ile Mağrib-zemînde diyâr-ı Endelüs'de medîne-i Tulayt[ul]a'yı feth etdükde Hazret-i Süleymân'ın defînesin bulup altun mandalar içinde bî-had [ü] bî-kıyâs lâ’l yâkût ve elmâs ve zümürrüd bulup ve niçe bin Husrevânî küpleri mümessek zer-i hâlis ile mâl-â-mâl bulup Şâm-ı şerîfde câmi‘-i Ümeyye ve bu Mekke-i mükerremeyi ol kadar tezyîn eyledi kim gûyâ Cennet-i Adn oldu. Ve yedi kantâr zer-i hâlisden ibtidâ mîzâb-ı rahmeti bunlar inşâ etdirdi. Ammâ bâr-ı sakîl olmak ile her bâr ol bâr-ı mîzâb düşerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y340b ·
metinde göster ·
… im anda bir kenz olmaya. Defîneden bulunan Zikr olunan Ol bulunan altunlar eyle
zer-i hâlis
idi kim âdem elinde şem‘-i asel gibi yuvalmak Y 77a mümkin idi. Cümle üçer mi …
İmdi hakîkat Mısır'ın bir yeri yokdur kim anda bir kenz olmaya. Defîneden bulunan Zikr olunan Ol bulunan altunlar eyle zer-i hâlis idi kim âdem elinde şem‘-i asel gibi yuvalmak Y 77a mümkin idi. Cümle üçer miskâl idi. Bir tarafında salavât-ı şerîf ile kûfî hat ile kûfî ceng ile kelime-i şehâdet tahrîr olunmuşdu. Bir yanında selâtîn-i zamân Me’mûn Halîfe azze nasruhu duribe Mısır terkîm olunmuşdu. P 186a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y76b–Y77a ·
metinde göster ·
… merhûm ilm-i kâfı ararken bu pânzehiri hâsıl etdi. Ammâ ilm-i kâfda dahi kâmil
zer-i hâlis
ayârına mâlik idi. Ve Cemşîd-fen idi, elinden aslâ bir ma‘rifet kurtulmazdı. Ha …
Ve mezkûr Ken‘ân merhûm ilm-i kâfı ararken bu pânzehiri hâsıl etdi. Ammâ ilm-i kâfda dahi kâmil zer-i hâlis ayârına mâlik idi. Ve Cemşîd-fen idi, elinden aslâ bir ma‘rifet kurtulmazdı. Hattâ kendi ihtirâ‘ından yetmiş îcâdı vardır kim pesendîde-i âlemdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y177a ·
metinde göster ·
… a‘deni râyegândır, Circeli Alî Beğ dâ’imâ istihrâc etdirirdi. Ve Nûbe diyârında
zer-i hâlis
tibiri vardır, altunu kâfûrî balmûmu gibi elde ovalanur ve yuvalanur, eyle nerm …
Hâsıl olan ma‘âdinleri bildirir: Ayn-ı Mûsâ'da cebel-i Becâmîm'de altun olur, ammâ nef‘i şey’-i kalîldir. Ve Sa‘îd-i âlî'de zümürrüd ma‘deni râyegândır, Circeli Alî Beğ dâ’imâ istihrâc etdirirdi. Ve Nûbe diyârında zer-i hâlis tibiri vardır, altunu kâfûrî balmûmu gibi elde ovalanur ve yuvalanur, eyle nerm [ü] râm altunu olur. Ve cebel-i Ahzar'da ve Evcile'de ve Karalar vilâyetinde ve'l-hâsıl bu Mısır cezîresinde müverrih-i âlemlerin tahrîri üzre yedi yüz yerde tibiri vardır, derler, çoğu Karalar vilâyetinde kalmış bir alay behâyim makûlesi âdem içinde kalmışdır. May Bornu vilâyetinde altun tibirin katır boncuğıyla mübâdele ederler; andan kıyâs oluna kim altun anlarda ne kadar bî-rağbet imiş. Ve Mısır'da cibiz ma‘deni vardır, ya‘nî alçı ma‘deni taş vardır. Ve bâlâda mahalliye niçe ma‘âdinlerin evsâfları tahrîr olunmuşdur, ammâ Mısır'da niçe bin nâ-ma‘lûm ma‘âdinler vardır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y240b ·
metinde göster ·
… Hazret-i Ömer'e bu minvâl üzre arz olunup mâl-ı gazâdan bin üştür-i beyâz yükü
zer-i hâlis
ve sâ’ir zî-kıymet akmişe-i fâhire hedâyâ gönderildi. Ammâ,
Ve derûn-ı kal‘ada yigirmi bin dekâkîn ve iki bin sahrîc âb-ı Nîl ile leb-ber-leb ve üç bin çâh-ı mâ var imiş. Ve yüz yetmiş hammâm ve iki yüz tekye ve yüz elli hân ve yedi yerde bezzâzistân ve üç yerde mel‘abe meydânı ve yedi yerde esvâk meydânı var imiş kim Amr ibnü'l-Âs fethinde Hazret-i Ömer'e bu minvâl üzre arz olunup mâl-ı gazâdan bin üştür-i beyâz yükü zer-i hâlis ve sâ’ir zî-kıymet akmişe-i fâhire hedâyâ gönderildi. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y321b ·
metinde göster ·