… ve tutyâ ezhârlı ve gûnâ-gûn şükûfeler ile zeyn olmuş dağlar içre güzer etdikçe
zerrîn
ve reyhânın râyiha-i tayyibesinden dimâğlarımız mu‘attar olup âb-ı hayâtlar nûş …
Ba‘dehû ale's-sabah yine dâbbelere süvâr olup yine kıble cânibine baş yukaru lâle ve sünbül ve reyhân ve gül [ü] gülistânlı ve tutyâ ezhârlı ve gûnâ-gûn şükûfeler ile zeyn olmuş dağlar içre güzer etdikçe zerrîn ve reyhânın râyiha-i tayyibesinden dimâğlarımız mu‘attar olup âb-ı hayâtlar nûş ederek üç sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230a ·
metinde göster ·
… u tâze-i verd-i handân ve benefşe ü ergavân ve sünbül ü reyhân ve islîmîler ve
zerrîn
müşebbek-i Rûmîlerdir ve yetmiş seksen kat girişme zihları kapunun yemîn ü yesâ …
Evsâf-ı dârü't-tedrîs-i tahsîl-i ulûm: Cümle (---) aded medresedir. Evvelâ cümleden Kızıl medrese derler bir medrese-i ibretnümâdır kim diyâr-ı İslâmiyyede eyle bir dâr-ı ulûm ne binâ olunmuşdur veyâ olunur. Timur gördükde engüşt ber-dehen edüp binâsına hayrân kalmışdır. Kal‘a kapusu gibi bir bâb-ı mu‘allâsı var. Gören adamın aklı perîşân olur. Üstâd-ı mermer-bür bu kapunın yemîn ü yesârına ve atabe-i âlîsine ve tâk-i Havernâklarında mermerlere eyle tîşe urup Cenâb-ı Bârî yed-i kudretiyle halk etdüğü cemî‘i şükûfelerin tâbıku'n-na‘l bi'n-na‘l eşkâl-i ezhârâtı bu kapuya nakş edüp eyle kalem-i direfş-i pans urmuş kim gûyâ her bir şükûfe birer gûne-i ter u tâze-i verd-i handân ve benefşe ü ergavân ve sünbül ü reyhân ve islîmîler ve zerrîn müşebbek-i Rûmîlerdir ve yetmiş seksen kat girişme zihları kapunun yemîn ü yesârına eyle nakş eylemiş kim gûyâ her biri nakş-ı Mânî ve Erjeng ve Bihzâd ve Ağa Rızâ ve Frenk Mânî'dir kim her bir tasarrufları birer gûne sihr-i mübîn mertebesi nakş-ı bukalemûn-ı ibret-nümûndur. Kapunun atabe-i ulyâsı üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 75a ·
metinde göster ·
… nâtın verüp üç kerre ziyâfet-i azîm edüp birer İbrâhîm Hân kürkü geydirüp birer
zerrîn
rahtlı ve sîm zeynli küheylân atlar hedâyâ çeküp Melek Paşa'ya Murtezâ Paşa i‘z …
Hamd-i Hudâ sıhhat [ü] selâmetle şehr-i Sivas'a dâhil olup Kara Murtezâ Paşa efendimizle yine müşerref olup cân sohbetleri edüp niçe gûne seyr [u] temâşâlar edüp niçe bin ahvâl-i pür-melâle vâkıf olduk. Âkıbet Murtezâ Paşa efendimiz bir kevkeb u baht-ı sa‘âdet sâhibi vezîr-i âlî-şân olmağıla Âsitâne tarafından Sadrıa‘zam Kara Murâd Paşa mühür sâhibi olur deyü havfa düşüp gâh Azağ'a gâh Kazağ'a ve gâh Silifke ve Kars'a atmak murâd edindikde Murtezâ Paşa dahi Âsitâne tarafında Koca Vâlide Sultân'a ve kızlarağasına yigirmişer bin altun gönderüp kendüyi der-i devlete getirdmeğe amel etdi. Bu mahalde Melek Ahmed Paşa efendimiz dahi eyâlet-i Bağdâd'dan ma‘zûlen Sivas'a dâhil olup evvelki Bağdâd'a gidişimizi yâd edüp "Hayfâ kim Bağdâd henüz yeniçeriler zulmünden harâb olmadadır" deyü te’essüf çeküp üç gün ol zemistânda şehr-i Sivas içre tekâ‘üd edüp Murtezâ Paşa efendimiz beher yevm yüzer koyun ve beşer yüz somar arpa ve onar bin nân ve sâ’ir sebzevât ve gayri me’kûlât [u] meşrûbâtdan mâ‘adâ şeker ve kahve ve misk u amber-i hâm ve za‘ferân u şem‘-i aseline varınca ta‘yînâtın verüp üç kerre ziyâfet-i azîm edüp birer İbrâhîm Hân kürkü geydirüp birer zerrîn rahtlı ve sîm zeynli küheylân atlar hedâyâ çeküp Melek Paşa'ya Murtezâ Paşa i‘zâz [u] ikrâm ederdi. Vedâ‘dan bir gün mukaddem Melek Paşa'ya beş katâr-ı katır raht [u] bisâtlarıyla keşîde edüp Melek Paşa Murtezâ Paşa emîrâhûruna bir semmûr kürk giydirdi ve Melek Ahmed Paşa dahi Murtezâ Paşa'yı hânesine da‘vet edüp bir ziyâfet-i âlî etmişdir kim diller ile ta‘bîr olunup kalemler ile tahrîr olunmaz. Bu ziyâfet mahallinde âsitâne tarafından Murtezâ Paşa efendimizin ulağı Tatar Aliş gelüp ma‘zûllük haberi getirüp Murtezâ memnûn oldu ve ertesi Melek Ahmed Paşa vedâ‘laşup gitdükde hakîr beş sâ‘at bile gidüp anlar Yenişehir'e gitdiler. Hakîr yine Sivas'a gelüp tedârik-i râh görmeğe mukayyed iken âsitâne-i sa‘âdet tarafından Şâm-ı Tarabulus'dan ma‘zûl Hamâlı Arnavud Mehemmed Paşa'ya Sivas-ı Rûm eyâleti ihsân olunup sene (---) târîhinde mâh-ı (---) gurresinde müsellim gelüp dîvân-ı pâdişâhîde Murtezâ Paşa emr-i şâhîyi kırâ’at etdirüp "Bu mansıb-ı dünyâ bir el destmâli-misâl elden ele gezer. Paşa karındaşımıza Allah mübârek eyleye!" deyü Müsellim Kâfirzâdeye bir semmûr lipâçe geydirüp cümle a‘yân-i vilâyet müsellimi alup gitdiler. Paşa sarâyda on gün dahi meks edüp cemî‘i levâzımâtların görüp konakçıyla doğru Eskişehir'e gidüp eyâlet-i Sivas'a cümle sekiz ay mutasarrıf olmuşuzdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 90a ·
metinde göster ·
… şk-i Rûmî ve lâle ü benefşe ve sünbül-i Hıtâyî ve reyhân u yâsemen ve erguvân ü
zerrîn
ve nerkis ü zanbak ve nesrîn ü şebboy ve şakâyık [u] karanfil ve bunların emsâl …
Ammâ bu Edirne şehrinde olan şükûfe ve ezhâriyyât makûlesinden gül ü sünbül ü müşk-i Rûmî ve lâle ü benefşe ve sünbül-i Hıtâyî ve reyhân u yâsemen ve erguvân ü zerrîn ve nerkis ü zanbak ve nesrîn ü şebboy ve şakâyık [u] karanfil ve bunların emsâli niçe bin elvân müşk-bû şükûfeler ile bezeyistân olmuş bir gaytândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 161a ·
metinde göster ·
ve nebâtî ve deveboynu ve müşk-i rûmî ve yâsemen ve gül-i nesrîn ve şebboy [ü] …
Ve mevsim-i bahârda şükûfe kısmından sîm u zerrîn ve nebâtî ve deveboynu ve müşk-i rûmî ve yâsemen ve gül-i nesrîn ve şebboy [ü] karanfil ve reyhân u lâle ve benefşe ü erguvân u şakâyık-ı nu‘mân ve nergis [ü] sünbül ve buhûr-ı meryem ü za‘afrân misilli şükûfeleri hastalara verüp râyiha-i tayyibesinden şifâ bulurlar. Deli birâderlere bu şükûfeleri verince kimin yerler kimin pâymâl ederler, sehel âkılları şemm ederler. Ve ba‘zı deli birâderler pencerelerden taşra olan eşcâr-ı müsmirrâta ve âbdâr meyve-i gûnâ-gûna nazar edüp "Ah ha ha hil hop pa po he pi poh" deyüp çemenzâr temâşâsın ederler. Bâ-husûs bahâr faslında dîvâne birâderlerimizin zencîr kırdıkları mahalde şehr-i Edirne'nin cümle dilberânları cavk cavk u remma remma bîmârhâneye gelüp dîvânelerini seyrâna gelüp ol mahâl kân-ı şifâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 165b ·
metinde göster ·
… -ı nısf-ı cihândır. Eyle çemenzâr u şükûfezâr u lâle-ızârdır kim gül ü sünbül ü
zerrîn
ü nerkis ü benefşe ve tutyası âdemin zîr-i pâyinde pâymâl u rimâl olmadadır ve …
Nehr-i Deyr-i Mesîh kenârında bir mesîregâh u teferrücgâh-ı ârâmgâhdır kim 196b bâlâda zikr olunan mesîregâh-ı bâğ-ı İremezâtlar bu Bınarbaşı'nın yanında bir gürglân ve gürdelân kânlarıdır. Ammâ bu Bınarbaşı eyle kuyağ u hıyâbândır kim gûyâ Çâr-bâğ-ı Isfahân-ı nısf-ı cihândır. Eyle çemenzâr u şükûfezâr u lâle-ızârdır kim gül ü sünbül ü zerrîn ü nerkis ü benefşe ve tutyası âdemin zîr-i pâyinde pâymâl u rimâl olmadadır ve bunda olan eşcâr-ı gûnâ-gûnların kadd [u] kâmetleri âsumâna ser çeküp sâye-i zıll-ı himâyelerinden asla âfitâb-ı âlem-tâbın zemîn-i sebze-zâra te’sîri olmaz ve niçe yüz bin aded bî-edeb zebân-dırâz andelîbânları hezâr-ı hezârân nevâhânlık etdiklerinde âdemin binâgûşları savt-ı hoş murgândan asamm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 196a–196b ·
metinde göster ·
Ve bu bâğda olan tarla tarla gül ü sünbül ü reyhân ve benefşe ve erguvan ve
zerrîn
ve nebâtî ve deveboynu ve kâfûrî ve şakâyık ve müşk-i rumî ve karanfil ve fül v …
Ve bu bâğda olan tarla tarla gül ü sünbül ü reyhân ve benefşe ve erguvan ve zerrîn ve nebâtî ve deveboynu ve kâfûrî ve şakâyık ve müşk-i rumî ve karanfil ve fül ve zanbak ve süsen ve nerkis ve buhûr-ı meryem ve yâsemen ve lâle ve gülhatmi ve bunun emsâli niçe bin şükûfeler var kim tarla tarla zemîni tarh edüp hoş-bû-yı zerrînden ve gayrı ezhârdan âdemin dimâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 229b ·
metinde göster ·
… Sünnîlere adüvv-i cân imişsin. Çöreğim sana helâl olsun!" deyü başına bir tâc-ı
zerrîn
ve eynine bir kaba-yı hûb-rengîn ihsân eder. "Koçağa'yı göyündüren nökerlerin k …
Kör Hudâbende Şâh eydür, "Âferin ey Tokmak Hân, seninçün Sünnî'dir derlerdi, meğer sen Sünnîlere adüvv-i cân imişsin. Çöreğim sana helâl olsun!" deyü başına bir tâc-ı zerrîn ve eynine bir kaba-yı hûb-rengîn ihsân eder. "Koçağa'yı göyündüren nökerlerin kimlerdir?" "İşte şâhım bunlardır ve bu perç aded evlâdlarımdır kim Koçağa'yı âteşe göyündirmağa çalışmışlardır?" dedikde Kör Hudâbende Şâh eydür, "Şimdi biz anlara hizmetleri mukâbelelerinde yahşı hizmetler ederim." der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 296b ·
metinde göster ·
… ve yüz çift münakkaş Kaya Sultân yağlıkları ve Hân'ın beline yine bir mücevher
zerrîn
kemer ve bir hançer-i zü'l-fecâm ve bir kat yine libâs-ı fâhire ve bir semmûr l …
Sitâyiş-i netâyic-i ziyâfet: Üçüncü gün ki oldu ba‘de'l-futûr nefîr-i Hûşenk-şâhî ve Efrâsiyâb sûrnâları ve hâkâniyân kösleri çalınup cümle Tatar askeri Turla nehri geçidi başına gidüp Hân hazretleri kendü yakın ağalarıyla ve kapu kullarıyla Paşa yanında kalup Paşa ile Hân vedâ‘ mahallinde Hân'a bir kîse altun harc-ı râh ve beş şemâme amber-i hâm ve on okka ûd-ı Mâverdî ve yüz çift münakkaş Kaya Sultân yağlıkları ve Hân'ın beline yine bir mücevher zerrîn kemer ve bir hançer-i zü'l-fecâm ve bir kat yine libâs-ı fâhire ve bir semmûr lipâçe-i nâdire kim dîbâya kaplu, Paşa kendü eliyle Hân'ın arkasına geydirüp ta‘zîm ü tekrîm etdi ve tefâruk ve nevâdirât kısmından zî-kıymet girân-bahâ beş boğça envâ‘ından kâlâ-yı vâlâ-yı akmişe-i fâhire ve altun sîmîn âvânî kısmından buhûrdân ve gülâbdân ve şam‘dân ve sîm sini ve on aded sîm suhûnlar pîşkeş çekildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 51a ·
metinde göster ·
… s-ı sa‘âdetdir, zer-ender-zere müstağrak olmuş bir mücevher zeyn ve murassa‘ ve
zerrîn
raht ve sîm ve mutallâ zeheb rikâbıyla ve murassa‘ gaddâre ve topuzıyla mezkûr …
Paşa, "Ne zahmet, hey Hânım?" deyüp altunları kabûl edüp Paşa dahi Hân'a bir siyâh kaytas nesl-i cilfidânü's-sâfinâtü'l-ciyâd at-ı sabâ-sür‘at ki gûyâ kaytas-ı sa‘âdetdir, zer-ender-zere müstağrak olmuş bir mücevher zeyn ve murassa‘ ve zerrîn raht ve sîm ve mutallâ zeheb rikâbıyla ve murassa‘ gaddâre ve topuzıyla mezkûr kaytas-ı esb-i peymâyı Hân altına Paşa çeküp bilâ-rikâb süvâr olmada ve Kalga ve Nûruddehr'e ve vezîr Sefer Gâzî Ağa'ya dahi birer mebrûm katîfe eğerli ve sîm ve zeheb mutallâ rahtlı atlar ve birer gümüş çullı yelkendez atlar keşîde kılınup süvâr oldular ve Kadıaskere ve şîrîn beği ve Sincivit ve Mansûrlu ve Arkanlı ve Dâyirli ve Mankıtlı ve Arslanlı ve Çobanlı ve Deveyli ve Nevrûzlı ve Oraklı ve şiydaklı ve Yaman Sadaklı ve Defterdâr İslâm Ağa ve Yalı ağası İslâm Ağa ve Sübhân Gâzî Ağa ve kapukulu a‘yânlarından atalıklara ve emildeşlere ve olanlara ve Karaçilere ve ot ağalarına ve Badrak mirzâlarına ve yurd atalarına ve sâ’ir iş erlerine ve'l-hâsıl bu zikr olunanlardan mâ‘adâ emirzâlara cümle iki yüz on bir neferâtlara on biri sırma eğerli ve sîm rahtlı ve mutallâ-yı zeheb rikâblı atlar idi. On birden mâ‘adâsı iki yüz aded gümüşî çullu atlar yelkendez esb-i tâzîler Hân askerine hedâyâ atlar verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 51b ·
metinde göster ·
… şâtırların tellerinde debdevî ve dehdehî ve zil [u] bem ve murassa‘ kemerler ve
zerrîn
seyf-i miczemler ve ellerinde teber-i Müslimîleri ile ârâste olmuş şâtırlar idi …
Andan imâm ve mü’ezzinân ve kapucular kethüdâsı ve telhîsî ve andan Köpürlü Mehemmed Paşa ak sakallı ve beyâz sûfa siyâh semmûr kürk kaplı nûrânî sâhib-i vakâr şeyh-sûret, ammâ hûnhâr-sîret niçe yüz bin hânedân söndürmüş ve niçe yüz bin cânı ten kafesinden uçurmuş ve niçe 82a hânedân sâhiblerin hâne berdûş edüp hânesinden kaçırmış. Min indillâh tasîh-i âlem etmeğe me’mûr bir sâhib-zuhûr pür-nûr kimesne idi. Yemîn ü yesârında mataracıları ve tüfengcileri ve zertaslar üzre ablak telli şâtırları dîbâ ve şîb u zerbâf kantura ve etekliklere müstağrak şâtırların tellerinde debdevî ve dehdehî ve zil [u] bem ve murassa‘ kemerler ve zerrîn seyf-i miczemler ve ellerinde teber-i Müslimîleri ile ârâste olmuş şâtırlar idi. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 81b–82a ·
metinde göster ·
… Sübhânî alabalıklar sayd edüp tenâvül etdikde kuvvetü'r-rûh bulduk ve sünbül ve
zerrîn
tutyâlar koparup râyiha-i tayyibelerinden demâğlarımız mu‘attar olup, andan 5 s …
Menzil-i yaylağ-ı Sobran: Haymelerimiz kurup ol gün ol kadar mâ’ide-i Sübhânî alabalıklar sayd edüp tenâvül etdikde kuvvetü'r-rûh bulduk ve sünbül ve zerrîn tutyâlar koparup râyiha-i tayyibelerinden demâğlarımız mu‘attar olup, andan 5 sâ‘atde yine atlar ile yokuş yukaru çıkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 85a ·
metinde göster ·
"Yine kal‘a-i Lipova'ya mâlik oldum" deyü Lipova'dan yüz bin kefere ve fecereler ile kal‘a-i Çanad üzre gelirken Budun Vezîri Alî Paşa'ya râst gelüp cümle küffârı tîğ-i âteş-tâbdan geçürüp ol arada Erdel kralı Lipova kal‘asın boş bulup kal‘aya istîlâ edüp miftâhların Devlet-i Alîyye'ye 117b gönderüp hidmet etdikde cenâb-ı pâdişâhîden Erdel kralına bir tîğ-i zerrîn ve hil‘at-i fâhire ile mer‘î ve mahmî kılındı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 117a–117b ·
metinde göster ·
… komayup Belgrad kal‘asına göndermek içün bu kadar envâ‘-ı sîm âvân ve bu kadar
zerrîn
âvân-ı bî-hisâb musanna‘ ve murassa‘ salîbeler ve çelîpâlar ve zerrîn ve murass …
Ez-în-cânib ba‘de'l-feth Serdâr Alî Paşa cümle ağavâtların fetihnâmeler ile eyâlet-be-eyâlet gönderüp bu hakîre Bosna eyâleti fetihnâmesin ihsân edüp ve efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya mahabbetnâme ve zî-kıymet gazâ mâlı hedâyâlardan verüp hakîre dahi bir kîse ve üç at ve yedi aded mahbûb Macar gulâmları verüp Bosna'ya gitmeğe âmâde olduk. Hattâ bu mahalde cümle guzâta destûr verilüp herkes vatanlarına revâne olup Alî Paşa Tımışvâr'da ve Çavuşzâde kal‘a-i Virse'de ve gayrı vüzerâ ve ümerâlar manâsıblarına gitmeğe me’mûr olup serdâr-ı ekrem bir ağasıyla Erdel diyârında alınan mâl-ı ganâ’imlerin zî-kıymetlerin Vârat'da komayup Belgrad kal‘asına göndermek içün bu kadar envâ‘-ı sîm âvân ve bu kadar zerrîn âvân-ı bî-hisâb musanna‘ ve murassa‘ salîbeler ve çelîpâlar ve zerrîn ve murassa‘ lu’lu’ ve elmas ve yâkût ile kâr olunmuş zerrînkâr halhal ve tavk ve İstefanlar ve elvân elvân emti‘a-i esnâf tecemmülât akmişe-i kâlâ-yı vâlâ-yı bî-hisâbları meydân-ı mahabbete çıkarup hüccet-i şer‘iyye ile Alî Paşa defter edüp ağasına teslîm etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 127a ·
metinde göster ·
… bu kadar zerrîn âvân-ı bî-hisâb musanna‘ ve murassa‘ salîbeler ve çelîpâlar ve
zerrîn
ve murassa‘ lu’lu’ ve elmas ve yâkût ile kâr olunmuş zerrînkâr halhal ve tavk v …
Ez-în-cânib ba‘de'l-feth Serdâr Alî Paşa cümle ağavâtların fetihnâmeler ile eyâlet-be-eyâlet gönderüp bu hakîre Bosna eyâleti fetihnâmesin ihsân edüp ve efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya mahabbetnâme ve zî-kıymet gazâ mâlı hedâyâlardan verüp hakîre dahi bir kîse ve üç at ve yedi aded mahbûb Macar gulâmları verüp Bosna'ya gitmeğe âmâde olduk. Hattâ bu mahalde cümle guzâta destûr verilüp herkes vatanlarına revâne olup Alî Paşa Tımışvâr'da ve Çavuşzâde kal‘a-i Virse'de ve gayrı vüzerâ ve ümerâlar manâsıblarına gitmeğe me’mûr olup serdâr-ı ekrem bir ağasıyla Erdel diyârında alınan mâl-ı ganâ’imlerin zî-kıymetlerin Vârat'da komayup Belgrad kal‘asına göndermek içün bu kadar envâ‘-ı sîm âvân ve bu kadar zerrîn âvân-ı bî-hisâb musanna‘ ve murassa‘ salîbeler ve çelîpâlar ve zerrîn ve murassa‘ lu’lu’ ve elmas ve yâkût ile kâr olunmuş zerrînkâr halhal ve tavk ve İstefanlar ve elvân elvân emti‘a-i esnâf tecemmülât akmişe-i kâlâ-yı vâlâ-yı bî-hisâbları meydân-ı mahabbete çıkarup hüccet-i şer‘iyye ile Alî Paşa defter edüp ağasına teslîm etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 127a ·
metinde göster ·
… Erdel diyârında alınan mâl-ı ganâ’imler meydân-ı mahabbete çıkup envâ‘-ı sîm ve
zerrîn
âvânları ve pençe-i âfitâb-ı mehtâb duhter-i pâkîze-ahterler ve rûh-ı musavver …
Mukaddemâ bu şehr-i azîm bâlâda memdûhdur, ammâ şimdi bunda cümle asâkir-i İslâma meştâ fermân olunup dellâllar nidâ etdikde el-azametullâh Erdel diyârında alınan mâl-ı ganâ’imler meydân-ı mahabbete çıkup envâ‘-ı sîm ve zerrîn âvânları ve pençe-i âfitâb-ı mehtâb duhter-i pâkîze-ahterler ve rûh-ı musavver pençe-i âfitâb muğpîçeler ve dûşîze ve şûrîze kâlim nisvân-ı sâhib-isyânlar bâzâr-ı Belgrad'da bey‘u şirâ olundu kim hadd [ü] hasırdan efzûn idi ve serdâr-ı muzafferimizin fermânıyla şarbatak kal‘asına ve Sekelhit kal‘aları üzre sefere gitmek içün kal‘a-i Vârat'dan çıkan polad-ı Nahçivânî olan mezkûr putları top dökmek içün bir putu Ferhâdî külünkler ile yüz bin renc-i anâ çekerek kırup âteşe bırağup eritmek mümkün olmayup âhir-i kâr âteşden çıkarup ferâgat etdiler. Tâ bu mertebe böyle bir garîb ü acîbe me‘âdin-i ibret-nümâ iken Façatlı Alî Ağa'nın dest [ü] bâzûsuna kuvvet kim böyle bir polad-ı Nahçivânîyi bir tîğ-i bürrân ile iki pâre eden Alî Ağa'ya hezâr ahsend ve sadlek ve kez lek bâr[ek] Allâh. Ba‘dehû Belgrad'dan yine cânib-i cenûba,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 127a ·
metinde göster ·
… ü[n] cemî‘i devâbbâtların doylamağa bu sahrâ-yı lâle-izârı sünbül ve benefşe ve
zerrîn
ve tutyâ ve yer gülü ve yer vişnesi ve yer çileği ni‘metleriyle bu sahîfe-i Köp …
Sitâyiş-i yaylağ-ı Köprez: Bu yayla eyle bir fezâdır kim Rûm ve Arab [u] Acem'de misli varise Erzurûm'da Bingöl ve Kayseriyye'de (---) ve Van'da cebel-i Sübhân ve Bursa'da kûh-ı Ruhbân ve Nemse'de cebel-i Alaman ola, ammâ bu Köprez yaylasında Âl-i Osmân ve Hind ve Sind pâdişâhlarının askeri yaylasa yerlerimiz dar demezler bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr tirfil ve yonca ve ayrık ve bersîm misilli niçe bin elvân nebâtât [u] giyâhât ile Cenâb-ı Kibriyâ-yı Zü'l-celâ[l] sun‘ın izhâr içü[n] cemî‘i devâbbâtların doylamağa bu sahrâ-yı lâle-izârı sünbül ve benefşe ve zerrîn ve tutyâ ve yer gülü ve yer vişnesi ve yer çileği ni‘metleriyle bu sahîfe-i Köprez'i zeyn etmiş. Ve bunda olan yebrûhu's-sanem, ya‘nî benî Âdem sıfatında Abdüsselâm dahi derler, ol ot ve cedvâr-ı Rûmî ve sünbül-i Rûmî ve nergis-i Rûmî ve şekakıl ve şakâyık ve sa‘leb ve râvend-i Rûmî (---)(---)(---)(---) ve bunun emsâli niçe kerre yüz bin elvân ahşâbât [u] giyâhât nebâtâtlar hâsıl olur kim hadd [ü] hasrın yine Hallâk-ı âlem bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 134a ·
metinde göster ·
… hûn sîm ü zer ve fağfûrî ve hıtâyî ve balgamî mertebânî mücevher ve murassa‘ ve
zerrîn
âvânîlerin medh eylesek başka bir müdevven olur.
Eğer bu ni‘met-i uzmânın, âlât-ı suhûn sîm ü zer ve fağfûrî ve hıtâyî ve balgamî mertebânî mücevher ve murassa‘ ve zerrîn âvânîlerin medh eylesek başka bir müdevven olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 19b ·
metinde göster ·
… l [ü] iyâllerin bile getirüp ol kadar çârpâ makûlesi devâbbât ve ol kadar sîm ü
zerrîn
âvânî eşyâ-yı zî-kıymetler alındı kim diller ile ta‘bîr ve kalemler [ile] tahrî …
Hüsn-i cemâl sâhibi kızlar ve pençe-i âfitâb-ı mehtâb gulâmlar alındı, zîrâ küffâr askeri arabalarıyla cümle ehl [ü] iyâllerin bile getirüp ol kadar çârpâ makûlesi devâbbât ve ol kadar sîm ü zerrîn âvânî eşyâ-yı zî-kıymetler alındı kim diller ile ta‘bîr ve kalemler [ile] tahrîr olmaz deyü nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 75b ·
metinde göster ·
… ki bin aded güzîde esîr ile yüz elli araba yükü mâl-ı firâvân ve gûnâ-gûn sîm ü
zerrîn
âvân eşyâlar ve bu kadar akmişe-i fâhireler ve bu kadar emti‘a-i nâdireler alın …
Evsâf-ı kal‘a-i Holçar: Nâm kal‘a bir vâsi‘ sahrâ ortasında vâkı‘ olmağile ale'l-gafle bu kal‘aya üşüp amân u zamân vermeyüp varoş-ı azîmin ıhrâk edüp iki bin aded güzîde esîr ile yüz elli araba yükü mâl-ı firâvân ve gûnâ-gûn sîm ü zerrîn âvân eşyâlar ve bu kadar akmişe-i fâhireler ve bu kadar emti‘a-i nâdireler alındı kim hisâba gelmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 129b ·
metinde göster ·
… n yerlerine geldikde tâze cân bulup Cân mezra‘asında hâsıl olmuş gûnâ-gûn sîm ü
zerrîn
ve müşg-i Rûmî ve nergisleri demet demet değşirüp atlarımızla şükûfeler içre yu …
Bu kasabadan dahi elli aded güzîde tüfeng-endâz piyâde yiğit refîkler alup bu kasabanın ensesinde Morina yaylasın yüz bin renc [ü] anâ ile aşup bu yaylanın çemenzâr ve şükûfezâr ve gül [ü] gülistân ve enhârları cârî ve revân yerlerine geldikde tâze cân bulup Cân mezra‘asında hâsıl olmuş gûnâ-gûn sîm ü zerrîn ve müşg-i Rûmî ve nergisleri demet demet değşirüp atlarımızla şükûfeler içre yuvarlanup cânib-i erba‘amıza karavullar koyup bir sâ‘at istirâhat edüp ta‘âm yerken Hudâ âlim ü dânâdır bu fezâ-yı çemenistânda hâsıl olan nebâtât-ı gûnâ-gûn şükûfelerin râyihası demâğımızı mu‘attar edüp hayât bulduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 148b ·
metinde göster ·
… âzârı ve âdem deryâsın temâşâ edüp ertesi günde bu yaylada hâsıl olan sünbül ve
zerrîn
ve müşg-i Rûmî ve karanfil ve şakâyık ve nîlüfer ve zanbak ve gayri gûnâ-gûn ez …
Hulâsa-i kelâm Hersek diyârının göbeğinde cihân-nümâ bir kûh-ı ibret-nümâdır. Bu kûhda olan çârsû-yı bâzârı ve âdem deryâsın temâşâ edüp ertesi günde bu yaylada hâsıl olan sünbül ve zerrîn ve müşg-i Rûmî ve karanfil ve şakâyık ve nîlüfer ve zanbak ve gayri gûnâ-gûn ezhârları demet demet cem‘ edüp şemm ederek bu Çemerne yaylasından cânib-i garba yokuş aşağı enüp bir gün gidüp tekrâr bu kadar baş ve bu kadar dil esîr ile serhaddin âyîni üzre tüfeng şâdumânları ederek gülbâng-ı Muhammedîler çekerek 10 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 160a ·
metinde göster ·
… enefşe ve müşk-i rûmî ve nergis ve reyhân ve ful ve şakâyık-ı nu‘mân ve lâle ve
zerrîn
kadehin gûnâ-gûnlarının râyiha-i tayyibelerinden âdemin demâğı mu‘attar olur. V …
Hattâ bahâr mevsiminde bu kûh-ı bâlânın zirve-i a‘lâsına çıkan âdemin demâğı rûh-ı tutyâ ve sünbül ve benefşe ve müşk-i rûmî ve nergis ve reyhân ve ful ve şakâyık-ı nu‘mân ve lâle ve zerrîn kadehin gûnâ-gûnlarının râyiha-i tayyibelerinden âdemin demâğı mu‘attar olur. Ve zamân-ı kadîmde cemî‘i dünyânın etıbbâ ve hukemâ-yı hâzıkları bu Atina şehrini mesken edinmelerinin aslı bu kûh-ı bâlânın edviyeleri içindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254b ·
metinde göster ·
den nesîm-i Arapça talattum ve tenessüm etmeğile iki koldan yürüyüşler ahvâline âğâzeler olunup meterislerde ve sâ’ir gediklerde mevcûd ve me’mûr olan asâkir-i zafer-me’serden gayri serdengeçdi nâmıyla Kızıl tabya cânibinden yürümek üzre yigirmi binden ziyâde dîn-i mübîn uğuruna bezl-i vücûd-ı cân ve tahsîl-i rızâ-yı Hâlık-ı kevn [ü] mekân ve tekmîl-i hoşnûdî-i Habîb-i Râzık-ı ins [ü] cân merd-i şîrân, şemşîrgîr, hünerverân, dârgîr hâzır u âmâde olup kezâlik Göllük cânibinde dahi bahâdır u dilâver ü şücâ‘ân u nâmdârân yiğitlerden on bin adedden ziyâde gâzîler tîğ-i âteş-te’sîrleriyle küffârların vücûdların sahîfe-i âlemden hakk etmek ârzûsuyla ârzû-yı dîdâr-ı el-Melikü'l-Mennân ve sevdâ-zede-i civâr-ı Habîbü'r-Rahmân ümmîdiyle sâkî-i kevser-i alîden câm-ı şehâdeti nûş etmeğe müterakkıblar iken fermân-ı hazret-i sipehsâlâr-ı celîlü'ş-şân olduklarında derûn-ı kal‘ada mahsûr olan müşrikîn ve küşte-i sergerdân olan düşmen-i dîn ale'l-vechi'l-yakîn habîr ü âğâh olup " Arapça mefhûm-ı şerîfi üzre cünûd-ı Rahmâniyye'nin harekât [ü] cünbüşlerinden düşmen-i bed-kîşinin efkâr-ı şeytâniyyeleri perîşân ve ve hâl-i diyer-gûnları tebâh ve kal‘a-i mezbûre ellerinden gideceğinden gayri sâ’ir vilâyetleri dahi harâb ve meskenleri bûm-ı gurâb olacağın muhakkak bilüp dahi cân u mâllarına emân ve el vilâyetlerine tecâvüz olacak sâhib-kırân-ı kişver-küşâ ve kahramân-ı kîtî-sitâ[n] hazretlerinin âsitâne-i muhalledü'l-erkân âlemü'ş-şânlarından taleb ü afv-ı emân ve ızhâr-ı ubûdiyyet ve inkıyâddan gayri çâre ve dermân bulmayup el-mücâhidü fî-sebîlillâh el-gâzî li-vechillâh el-âlimi'l-âmili'l-vâlîi'l-kâmil vezîria‘zam ve serdâr-ı ekrem vezîr ibn vezîr Fâzıl Ahmed Paşa hazretlerinin pîşân-ı sa‘âdet destgâh-ı nusret-iktirânlarına elçiler irsâl ve ricâ-yı afv [u] emân taleb eylediklerinde edâ-yı kelâm-ı zerrîn ve fikr-i isâbet-i karîn-Âsafları üzre zamîr-i münîr-i hûrşîd nazîrlerinden el-afvu şükrün li'z-zafer mefhûmu cilveger ü leme‘ân edüp buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 328b ·
metinde göster ·
ve nergis meğer Erzurûm diyârında Bingöl yaylasında ve kûh-ı Bîsütûn'da ve kûh- …
Bu yaylada olan sünbül ve misk-i Rûmî ve lâle ve zerrîn ve nergis meğer Erzurûm diyârında Bingöl yaylasında ve kûh-ı Bîsütûn'da ve kûh-ı Demâvend ve kûh-ı Erciş'de ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 371b ·
metinde göster ·
… lerinde gerd [ü] gubârsız meks edüp bey‘ [u] şirâ ederler. Ve gül [ü] sünbül ve
zerrîn
ve reyhân ve erguvân ve zanbak ve gül-i mutabbak mevsiminde kâşî-i çin bardakla …
Ve halkı gâyet pâk ve nazîf ü zarîf olduklarından çârsû-yı bâzârı her bâr huddâmları âzâr ederek dâ’im tathîr edüp sulayup serdâb edüp herkes dekâkînlerinde gerd [ü] gubârsız meks edüp bey‘ [u] şirâ ederler. Ve gül [ü] sünbül ve zerrîn ve reyhân ve erguvân ve zanbak ve gül-i mutabbak mevsiminde kâşî-i çin bardaklar ile cemî‘i dükkânları bu zikr olunan şükûfeler ile zeyn edüp tarîk-ı âmdan güzer eden âdemlerin demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y38a ·
metinde göster ·
Ve zanbak ve karanfîl ve fûl ve yâsemen ve nergis ve
zerrîn
ve müşk-i rûmî ve benefşe ve sâ’ir şükûfesi firâvân olup âdemin demâğın mu‘atta …
Ve zanbak ve karanfîl ve fûl ve yâsemen ve nergis ve zerrîn ve müşk-i rûmî ve benefşe ve sâ’ir şükûfesi firâvân olup âdemin demâğın mu‘attar eder. Husûsâ limon turunc bahârı mevsiminde anın şükûfesi râyihası âdeme hayât verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y295a ·
metinde göster ·
… r zî-kıymet otağa-i şâhî koyup sırtına bir semmûr hil‘at-ı fâhire ve beline bir
zerrîn
kemer üzre bir murassa‘ hançer bend kılup Selîm bizzât Hayre Beğ'e bu hizmetler …
Andan Selîm Şâh bir gün dîvân-ı pâdişâhî edüp cemî‘i ehl-i dîvân a‘lâ ve ednâ ve pîr [ü] cüvân cem‘ olup Hayre Beğ'in eline yapışup serîr-i hilâfetde ber-karâr edüp başına selîmî mücevveze geydirüp üstüne kendi sorgucundan bir zî-kıymet otağa-i şâhî koyup sırtına bir semmûr hil‘at-ı fâhire ve beline bir zerrîn kemer üzre bir murassa‘ hançer bend kılup Selîm bizzât Hayre Beğ'e bu hizmetleri kendü eliyle edüp el kaldırup du‘â edüp;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y56b ·
metinde göster ·
Andan paşa dahi semmûr kabaniçse ve katîfe şalvâr üzre
zerrîn
kemer ve zerrîn şemşîr bend kılup ser-i sa‘âdetinde iki çatal sorguc-ı pâdişâhî …
Andan paşa dahi semmûr kabaniçse ve katîfe şalvâr üzre zerrîn kemer ve zerrîn şemşîr bend kılup ser-i sa‘âdetinde iki çatal sorguc-ı pâdişâhî ve altında semend-i sultânî ile iki cânibinde tüfeng-endâz ve mataracılar ile güzer edüp ensesinde kırmızı keçe üsküflü silihdâr ve çukadâr Y 66b andan paşa kethudâsı ve hazînedâr ve yigirmi mertebe sahîbi iç ağaları ve gayrı iki yüz üç yüz müsellah ve mükemmel cebe ve cevşene müstağrak iç ağaları yüz aded pür-silâh eli tüfengli mehterleri çifte çifte ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y66a–Y66b ·
metinde göster ·
Andan paşa dahi semmûr kabaniçse ve katîfe şalvâr üzre zerrîn kemer ve
zerrîn
şemşîr bend kılup ser-i sa‘âdetinde iki çatal sorguc-ı pâdişâhî ve altında seme …
Andan paşa dahi semmûr kabaniçse ve katîfe şalvâr üzre zerrîn kemer ve zerrîn şemşîr bend kılup ser-i sa‘âdetinde iki çatal sorguc-ı pâdişâhî ve altında semend-i sultânî ile iki cânibinde tüfeng-endâz ve mataracılar ile güzer edüp ensesinde kırmızı keçe üsküflü silihdâr ve çukadâr Y 66b andan paşa kethudâsı ve hazînedâr ve yigirmi mertebe sahîbi iç ağaları ve gayrı iki yüz üç yüz müsellah ve mükemmel cebe ve cevşene müstağrak iç ağaları yüz aded pür-silâh eli tüfengli mehterleri çifte çifte ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y66a–Y66b ·
metinde göster ·
… ünbül ve lâle ve müşk-i rûmî ve akgül ve kargı —henüz zuhûr etdi— ve şakâyık ve
zerrîn
ve deve boynu ve buhûr-ı Meryem ve sevsen ve amberbûy. Q 248bP 245b
İbtidâ Mısır'da binâ olunan bâğçe Eski Mısır mukâbilinde cezîre-i Ravza'dır, lisân-ı Arabîde bâğçeye derler. Andan sonra niçe bin gaytânlar ma‘mûr olup ba‘dehu karîbü'l-ahd Topatan bâğı bâğ-ı İremezât imiş. Andan Y 241a niçe bakçeler dahi amâr olup hâlâ anlarda gül [ü] gülistânları ve reyhân ve bülbül-i destân firâvândır. Gülünden mâ-i gülâb hâsıl olur kim âdemin demâğı mu‘attar olur. Ve karanfîl ve benefşe ve yâsemen ve fûl-i katmer ve reyhân-ı katmer ve reyhân-ı geysûdâr ve reyhân-ı mekkî ve reyhân-ı yemenî ve reyhân-ı kınayî ve sadef ve şebbûy ve nergis ve marsama ve hınnâ ve zanbak ve sünbül ve lâle ve müşk-i rûmî ve akgül ve kargı —henüz zuhûr etdi— ve şakâyık ve zerrîn ve deve boynu ve buhûr-ı Meryem ve sevsen ve amberbûy. Q 248bP 245b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y240b–Y241a ·
metinde göster ·