… -peyker sancağ u bayrağ u alemler ile ve filandıra sûretli sanemler ile kal‘ayı
zeyn
edüp üç yüz altmış altı yerde torompete ve luturyanî borular ve tabl-ı erganûn- …
Ve üç yüz altmış altı kapunun dîdebân ü bevvâbân ve nigâhbânlarına bahşîşler ihsân edüp ubûr ederdi. Ve mezkûr bed-nâm günler olunca kal‘anın cemî‘i burc [u] bârû-yı bedenleri üzre niçe kerre yüz bin haç-peyker sancağ u bayrağ u alemler ile ve filandıra sûretli sanemler ile kal‘ayı zeyn edüp üç yüz altmış altı yerde torompete ve luturyanî borular ve tabl-ı erganûn-i kübrâyîler ve nâkûs-i Yûnânîler taraf taraf çalınup şâdumânîler olup kal‘anın bedenleri elvân harîr alemler ile lâle-zâr olurdu. Ve cemî‘i milel-i nasârâdan ve gayrı edyândan âdemler gelüp İslâmbol'un zîb ü ziynetin seyr [ü] temâşâ edüp giderlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 15b ·
metinde göster ·
… sâde güzeli kâr-ı kadîmdir. Ve kubbe-i pür-envâr içre iki tabaka kanâdîller ile
zeyn
edecek tabakaları vardır. Ve mihrâbın sol tarafında Cübbe Alî hazretlerinin kül …
Ve çâr-pâye-i âlî üzre evce münkalib olmuş bir kubbe-i âlîdir ve mihrâb tarafında dahi nîm kubbedir. Ve yemîn ü yesârında iki sommâkî amûdlar var kim ve mine'l-iberdir. Mihrâbı ve minberi ve hünkâr mahfili ve mü’ezzinân mahfili beyâz mermerden sâde güzeli kâr-ı kadîmdir. Ve kubbe-i pür-envâr içre iki tabaka kanâdîller ile zeyn edecek tabakaları vardır. Ve mihrâbın sol tarafında Cübbe Alî hazretlerinin külâh-misâl dilim dilim bir sancağı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 40a ·
metinde göster ·
… Sultân Kalavan câmi‘inde ola. Ve bu amûdlar üzre câmi‘ içre iki tabaka kanâdîl
zeyn
edecek devvâreler ile bezenilmiş bir câmi‘-i müzeyyendir.
Ve câmi‘in yemîn ü yesârında iki unnâbî-gûn sommâkî amûdları var kim misilleri meğer Mısır'da Sultân Kalavan câmi‘inde ola. Ve bu amûdlar üzre câmi‘ içre iki tabaka kanâdîl zeyn edecek devvâreler ile bezenilmiş bir câmi‘-i müzeyyendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 41b ·
metinde göster ·
… i ortasına gûnâ-gûn mutabbak mermer güller içre bu cevâhirleri birer san‘at ile
zeyn
edüp anıniçün ol minâreye hâlâ "Cevâhir Minâre" derler. Âfitâbın şu‘lesi ba‘zı …
Beri tarafda üstâd mi‘mâr bu cevâh[ir]leri birer gûne san‘at ile minârenin her şeşhânesine 45a zıhlar içre kitâbeler dahi ortasına gûnâ-gûn mutabbak mermer güller içre bu cevâhirleri birer san‘at ile zeyn edüp anıniçün ol minâreye hâlâ "Cevâhir Minâre" derler. Âfitâbın şu‘lesi ba‘zı taşlara pertev urup şu‘le verir. Ammâ ba‘zı taşlar şiddet-i hârdan ve berf [ü] emtârdan fenâ bulup ziyâsı mahv olmuş. Ammâ câmi‘in kıble kapusu soffa kemeri ortasında bir pîrûze-i nişâbûrî vardır kim bir kâse-i müdevver kadar vardır. Hâlâ şu‘lesinden çeşm-i benî âdem hîrelenir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 44b–45a ·
metinde göster ·
… kal‘aya tahassun ederdim ve yeniçeri kelleleri ile kal‘anın burc [u] bârûların
zeyn
ederdim. İki aydan kış gelüp serdârın başına otağın yıkup avdet ederlerdi. Ammâ …
Ben bunları bu hâlde görüp üçer dörder kerre kal‘adan taşra çıkup şebhûnlar edüp her çıkışda bu kadar yeniçeri kırup bu kadar mâl-ı ganâyimle yine kal‘aya tahassun ederdim ve yeniçeri kelleleri ile kal‘anın burc [u] bârûların zeyn ederdim. İki aydan kış gelüp serdârın başına otağın yıkup avdet ederlerdi. Ammâ bu Husrev lalan hakkâ ki Rüstemâne hareket etdiğinden,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 66a ·
metinde göster ·
"Aleyke avnullâh yâ Gâzî Murâd Hân murâdın alup vefk-i murâdın üzre bahtın müsâ‘id oldu, gazân mübârek-bâd, hoşgeldin" deyü vâcibü'r-ri‘âyâ ve du‘â-gûlar hayır du‘â edüp cânları yerine geldi ve yüzleri gözleri güldü. Ve bizzât kendüleri gök demire müstağrak olup demir budluklar ve hadîd uyluklar sarfı ve ser-i sa‘âdetinde sîmurg-ı ankânın üç çatal otağaların ser-bende-i Îrân-zemîn üzre Acemâne zeyn edüp serbendin kec kılup süvârîlerin büklümleyüp Nogay alaçası üzre süvâr olup ol küheyl-i sâfinâtü'l-ciyâdı dahi yedi pâre âlât-ı silâha yancığ ve bahrî hotasa ve serâpâ murassa‘ât-ı cevâhire müstağrak edüp Revân hânı Emîrgûne Yûsuf Hân ve gayrı esîr hânlar cümle askerleri ile pâdişâhın önü sıra kûs ü kerrenâylerin ve sûrnâ ve nefîr-i Efrâsiyâbîlerin çalarak ubûr ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 68a ·
metinde göster ·
… mişdir kim gûyâ bir kasr-ı huld-i berîndir. Haremi içre dıraht-ı müntehâlar ile
zeyn
olup koyah [u] hıyâbâ[n] bir harem-i mecma‘ü'l-irfândır ve gâyet musanna‘ u müz …
Hâdım İbrâhîm Paşa câmi‘i: Süleymân Hân'ın vezîr-i a‘zamı idi. Mütekâ‘id olup Silivrikapusu'nun iç yüzünde tahtânî bir câmi‘-i rûhânî etmişdir kim gûyâ bir kasr-ı huld-i berîndir. Haremi içre dıraht-ı müntehâlar ile zeyn olup koyah [u] hıyâbâ[n] bir harem-i mecma‘ü'l-irfândır ve gâyet musanna‘ u müzeyyen câmi‘-i dil-küşâdır. Kubbe kapusu üzre târîhi (---)(---)(---)(---)(---)(---), Mi‘mâr Sinân binâsıdır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 89a ·
metinde göster ·
… müstağrak olup ser-i sa‘âdetinde ablak ve cığa-i şâhîn ve otağa-i turnalar ile
zeyn
olmuş bir kabr-i şerîfdir. Saltanat 9 sene ve ömreş (---) sene ve târîh-i vefât …
Ba‘dehu bunlar dahi okun atup kemânın yasdığı sene (---) târîhinde vâkı‘ olup Ayasofya hareminin Dîvânyolu köşesinde serâpâ beyâz beyâz mermer-i hâm ile mebnî bir kubbe-i âlî içinde medfûndur. Sandûkası 104a zer-ender-zere müstağrak olup ser-i sa‘âdetinde ablak ve cığa-i şâhîn ve otağa-i turnalar ile zeyn olmuş bir kabr-i şerîfdir. Saltanat 9 sene ve ömreş (---) sene ve târîh-i vefâtı türbe-i pür-envârının şâhrâha nâzır revzenleri üzre Karahisârî tarzı hatt-ı müzehheb ile tahrîr olunan târîhdir. Târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 103b–104a ·
metinde göster ·
Andan Ebussu‘ûd bâğçesi, bu dahi ana muttasıl sanavber dıraht ile
zeyn
olmuş gül [ü] gülistânlı bâğdır. Ebussu‘ûd Efendi Tefsîr-i şerîf'in bu bâğda te …
Andan Ebussu‘ûd bâğçesi, bu dahi ana muttasıl sanavber dıraht ile zeyn olmuş gül [ü] gülistânlı bâğdır. Ebussu‘ûd Efendi Tefsîr-i şerîf'in bu bâğda te’lîf etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 123a ·
metinde göster ·
… ve çizme ve üç pabuc bir yerde ve iki çizme bir yerde ve gûnâ-gûn başmaklar ile
zeyn
olmuş bir matbah-ı Kevkâvus'dur kim cümle ehl-i sanâyi‘ üstâdân anda gelüp şâki …
Evvelâ Çizmeciler tekyesi (---) binâsıdır. Leb-i deryâda bir azîm teferrücgâhdır. Deryâya nâzır bin âdem alır soffası var, matbahında bin sahanı ve üstâd âşbâzı var ve her üstâd birer gûne pâypûş ve çizme ve üç pabuc bir yerde ve iki çizme bir yerde ve gûnâ-gûn başmaklar ile zeyn olmuş bir matbah-ı Kevkâvus'dur kim cümle ehl-i sanâyi‘ üstâdân anda gelüp şâkird başka çıkarırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 133a ·
metinde göster ·
Bundan gayrı cümle yedi bin bâğdır. Cümle dağları bâğlar zeyn edüp la‘l-gûn kiraz-ı âbdârı meşhûrdur. Hisâr kirazı nâmıyla şöhre-i şehr olan gülnâr bu Sarıyâr'ındır kim her birinden yüzer katre âb çekîdelenir, medhinde lisân kâsırdır. Her sene İslâmbol halkı bu şehirde üç ay sohbet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 138a ·
metinde göster ·
… iz Boğazı'na nâzır toplardır. Herbiri onar mîl alur balyemez topları kirpi gibi
zeyn
olmuşdur. (---)
Ve kıbleye nâzır bir demir kapusu vardır. Dâ’iren-mâdâr cirmi sekiz yüz adımdır. İçinde seksen mikdârı neferât hücreleri vardır, dizdârı ve üç yüz neferâtları vardır. Ve dahi Sultân Murâd Hân'ın bir câmi‘i ve iki buğday anbârı ve yüz aded topları vardır. Cümle karşu Rûmeli kal‘asına ve Karadeniz Boğazı'na nâzır toplardır. Herbiri onar mîl alur balyemez topları kirpi gibi zeyn olmuşdur. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 138b ·
metinde göster ·
… câmi‘in kubbe-i kebîri âlîdir. Ve taşra haremi içre çınâr ve ohlamur dırahtları
zeyn
olmuşdur.
Ve taşra yan soffasında (---) amûd üzre (---) aded kubbedir. Ammâ bu kubbelerden câmi‘in kubbe-i kebîri âlîdir. Ve taşra haremi içre çınâr ve ohlamur dırahtları zeyn olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 142a ·
metinde göster ·
… olan lâle-i gûnâ-gûn bunda hâsıl olur kim vaktinde bu sahrâya lâle-i rengâreng
zeyn
olup görenin aklı perîşân olur bir vâdî-i lâlezârdır.
Ve mesîregâh-ı Lâlezâr Kâğızhâne lâlesi nâmıyla meşhûr olan lâle-i gûnâ-gûn bunda hâsıl olur kim vaktinde bu sahrâya lâle-i rengâreng zeyn olup görenin aklı perîşân olur bir vâdî-i lâlezârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145a ·
metinde göster ·
… tirfil ve yonca ve ayrık ve levşe(?) makûlesi ve Kâğızhâne çiçeği ve lâlesiyle
zeyn
olmuş bir çemenzâr-ı koyah ve sâyedâr dırahtları ile müzeyyen bir teferrücgâhdı …
Bu nehrin iki cânibi niçe bin çınâr ve kavak ve bîd-i sernigûnlar ile müzeyyen bir çemenzâr vâdîdir kim giyâhâtında tirfil ve yonca ve ayrık ve levşe(?) makûlesi ve Kâğızhâne çiçeği ve lâlesiyle zeyn olmuş bir çemenzâr-ı koyah ve sâyedâr dırahtları ile müzeyyen bir teferrücgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145a ·
metinde göster ·
… âsda meşhûr-ı âfâkdır, ammâ Hudâ âlimdir, bin yetmiş iki kavm ile bu rû-yı arzı
zeyn
eylemişdir. Ve bunların başka başka lehce-i mahsûsaları vardır. Ve bu kavmin cü …
Hikmet bu kim Cenâb-ı izzet bu edîm-i arzda yetmiş iki millet deyü elsine-i muhtelife-i nâsda meşhûr-ı âfâkdır, ammâ Hudâ âlimdir, bin yetmiş iki kavm ile bu rû-yı arzı zeyn eylemişdir. Ve bunların başka başka lehce-i mahsûsaları vardır. Ve bu kavmin cümle yüz kırk yedi lisân üzre kelimâtlarını fesâhat u belâğat üzre elli bir sene seyâhatimizde tahrîre getirüp zabt etmişiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 151a ·
metinde göster ·
… e bahrî hotaslarla ve gûnâ-gûn zîller ile ve kemer-i raht u gaddâre ile atların
zeyn
edüp kendüler dahi gûnâ-gûn akmişe-i fâhirelere müstağrak olup ellerinde çevgân …
Ba‘dehu cümle alay çavuşları küheylân atlara altışar pâre yancığla ve bahrî hotaslarla ve gûnâ-gûn zîller ile ve kemer-i raht u gaddâre ile atların zeyn edüp kendüler dahi gûnâ-gûn akmişe-i fâhirelere müstağrak olup ellerinde çevgân, dillerinde savt-ı Dâvûdî ile "Yâ Sübhân" esmâsı sadâsına rehâ buldurup bellerinde tîğ-ı gam gam ve serlerinde sîmurg-ı ankânın yedi yerde otağaların zeyn kılup şâhrâh üzre sadâ-yı [Ma‘dî] Kereb Gâzî ve Mâlik Eşter'i icrâ ederek cümle askeri alaya terğîb eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 153b ·
metinde göster ·
… p bellerinde tîğ-ı gam gam ve serlerinde sîmurg-ı ankânın yedi yerde otağaların
zeyn
kılup şâhrâh üzre sadâ-yı [Ma‘dî] Kereb Gâzî ve Mâlik Eşter'i icrâ ederek cümle …
Ba‘dehu cümle alay çavuşları küheylân atlara altışar pâre yancığla ve bahrî hotaslarla ve gûnâ-gûn zîller ile ve kemer-i raht u gaddâre ile atların zeyn edüp kendüler dahi gûnâ-gûn akmişe-i fâhirelere müstağrak olup ellerinde çevgân, dillerinde savt-ı Dâvûdî ile "Yâ Sübhân" esmâsı sadâsına rehâ buldurup bellerinde tîğ-ı gam gam ve serlerinde sîmurg-ı ankânın yedi yerde otağaların zeyn kılup şâhrâh üzre sadâ-yı [Ma‘dî] Kereb Gâzî ve Mâlik Eşter'i icrâ ederek cümle askeri alaya terğîb eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 153b ·
metinde göster ·
… r. Bunlar cümle pür-silâh olup azîm bal fıçıların gûnâ-gûn berk-i ahdar-gûn ile
zeyn
edüp sırıklarla fıçıları omuzlarında götürüp ellerinde kazma ve kürekler ve mey …
Esnâf-ı azîm lağımcıyân: Nefer 5000, pîrleri Nakkâb-ı Yemenî'dir, Selmân-ı Pâk belin bağlayup pîr etdi. Kabri Yemen huccâcının ihrâma girdikleri Yelemlem nâm mahalde medfûndur. Bunlar cümle pür-silâh olup azîm bal fıçıların gûnâ-gûn berk-i ahdar-gûn ile zeyn edüp sırıklarla fıçıları omuzlarında götürüp ellerinde kazma ve kürekler ve meydân süpürgeleri ve gerdeller ile "Aşa aşa" diyerek câ-be-câ yolları süpürüp gerdellere ve fıçılara doldurup ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154a ·
metinde göster ·
Bu kavmin üstâd-ı kâmili Murâd Hân'ın cellâdı Kara Alî, bâzûların sığayup tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir tîğ-ı âteş-tâbın kemerine bend kılup sâ’ir işkence ve karabend ve nakşbend ve kemenbend ve zünnârbend edecek ucu aşıklı yağlı kemendleri kemerine asup ve sâ’ir âlât-ı işkencelerden kelpedân ve burgu ve mismâr ve buhûr-ı fitîl ve semîn sünger ve tilsimân ve yakakârt ve deri yüzecek sıntırâş ve pûlâd tâs ve niçe elvân zehirli göz mîlleri ve malafa ve çimşîr işkence ve ne‘ûzü billâh el ayak kırmağa balta ve malafaların cümle kemerine bend kılup sâ’ir halîfeleri dahi yetmiş yedişer pâre âlât-ı cellâdları kemerlerine zeyn kılup sâ’ir huddâmların omuzlarında altunlu münakkaş serâmed servi haşebinden râyiha-yı tayyibeli kazıklar ile ve bellerinde seyâhat urganları ve ellerinde yalın seyf-i müczemleriyle merdâne cünbüş ederek ubûr ederler. Ammâ ne‘ûzü billâh herbirinin çehresinde nûr kalmayup zehir damlar. 155a Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154b–155a ·
metinde göster ·
… elerin semerlerin gûnâ-gûn şükûfeler ile ve dîbâ ve şîb ve zerbâf pûşîdeler ile
zeyn
edüp niçe yüz zîl ve çan ardala ile atların zeyn edüp ubûr ederler. Bunların da …
Esnâf-ı mükârî ya‘nî kirâcılar: Tüccârları ve gayrı ehl-i seferi şehirden şehire kirâları ile götürürler. Neferât 3000, cümle seyishânelerin semerlerin gûnâ-gûn şükûfeler ile ve dîbâ ve şîb ve zerbâf pûşîdeler ile zeyn edüp niçe yüz zîl ve çan ardala ile atların zeyn edüp ubûr ederler. Bunların dahi pîrleri Kanber-i Alî'dir. Hîn-i seferde lâzımlı askerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 155a ·
metinde göster ·
… ve şîb ve zerbâf pûşîdeler ile zeyn edüp niçe yüz zîl ve çan ardala ile atların
zeyn
edüp ubûr ederler. Bunların dahi pîrleri Kanber-i Alî'dir. Hîn-i seferde lâzıml …
Esnâf-ı mükârî ya‘nî kirâcılar: Tüccârları ve gayrı ehl-i seferi şehirden şehire kirâları ile götürürler. Neferât 3000, cümle seyishânelerin semerlerin gûnâ-gûn şükûfeler ile ve dîbâ ve şîb ve zerbâf pûşîdeler ile zeyn edüp niçe yüz zîl ve çan ardala ile atların zeyn edüp ubûr ederler. Bunların dahi pîrleri Kanber-i Alî'dir. Hîn-i seferde lâzımlı askerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 155a ·
metinde göster ·
… ânlar üzre usturlâbların ve kıble-nümâ ve mîkâtların ve takvîm ü zîc kitâbların
zeyn
edüp müneccimbaşı örf-i izâfetiyle ve saçaklı abâyîsi ile kadı‘asker ile muhteş …
Ve bu müneccimân sınıfı tahtırevânlar üzre usturlâbların ve kıble-nümâ ve mîkâtların ve takvîm ü zîc kitâbların zeyn edüp müneccimbaşı örf-i izâfetiyle ve saçaklı abâyîsi ile kadı‘asker ile muhteşemâne at başı berâber ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 156b ·
metinde göster ·
… başlarında şeb-külâhları üzre gûnâ-gûn cığalar ve gûnâ-gûn ziller ile kendüleri
zeyn
edüp ellerinde def ü kudüm ve Eyyûp deblekleri ile "illâ yansuru's-sultân" deyü …
deyüp gayrı tıfl-ı nâ-resîdeler âmîn deyüp üstâdları du‘â ederek mevc mevc ve fevc fevc çemapur askeri gibi gürûh gürûh enbûh gibi ubûr ederler. Niçe kerre yüz bin ferzendân dahi başlarında şeb-külâhları üzre gûnâ-gûn cığalar ve gûnâ-gûn ziller ile kendüleri zeyn edüp ellerinde def ü kudüm ve Eyyûp deblekleri ile "illâ yansuru's-sultân" deyüp ellerin dak ederek asvâtları evce peyveste olup du‘â hırmeni içre ubûr ederler. Bu tâ’ife-i ecinneyi görmeyen dünyâda bir şey görmüş değildir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 157a ·
metinde göster ·
kılup ellerinde Kudûrî ve Mülteka'l-ebhurları ve Keşşâf ve Kadıhân kitâbları ve …
Esnâf-ı tâlib-i ilm-i sûhtevât: Neferât 12.000, bunlar dahi bî-hisâb yanmış ve kanmış kavmdır. Ammâ on iki bini kemerbaşıları ve huddâmlarından martılar ve dızmanlar ve berebaşıları ile gûnâ-gûn keçe külâh üzre elvân elvân şükûfe [ve] ezhârâtları ser-i sa‘âdetlerine zeyn kılup ellerinde Kudûrî ve Mülteka'l-ebhurları ve Keşşâf ve Kadıhân kitâbları ve bellerinde şemşîr-i hûnfeşânları ve sapanları ve gedelec yayları ve sehm-ı kazâları ve ba‘zısı ebyât [u] eş‘âr-ı pâkîze-güftâr kırâ’at ederek her biri piyâde kemerbaşıları esb-i tâzîler üzre âmâde olup gûyâ dersin müzâkere edüp ubûr ederek alayköşkü dibinde âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 157b ·
metinde göster ·
… arın âlât-ı hukemâ ve eşribe hokkaları ve gûnâ-gûn hab şîşeleri ve çifteler ile
zeyn
edüp {ba‘zı emrâzlı âdemlerin nabızların dutup devâ ederek} ubûr ederler. Bu es …
Esnâf-ı dekâkîn-i hukemâ: 700, neferât 1000, niçe yüz bin dükkânları yokdur. Ammâ hîn-i alayda bunlar tahtırevânlar üzre dükkânların âlât-ı hukemâ ve eşribe hokkaları ve gûnâ-gûn hab şîşeleri ve çifteler ile zeyn edüp {ba‘zı emrâzlı âdemlerin nabızların dutup devâ ederek} ubûr ederler. Bu esnâf hakkında Hazret-i Resûl hadîs buyurmuşlardır:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 158a ·
metinde göster ·
… hûrdur. Bu tâ’ife tahtırevânlar üzre dükkânların gûnâ-gûn libâs-ı fâhireler ile
zeyn
edüp kehl kutuları ve gûnâ-gûn mîller ve niçe gûne kehhâle müte‘allik bisâtlar …
Esnâf-ı kehhâlân: Dükkân 40, neferât 80, zamân-ı kadîmde pîrleri Hazret-i Mûsâ asrında bir Yahûdî hâtûnu idi. Hazret-i Mûsâ'nın gözü ağrıyup Cenâb-ı Bârî "Yâ Mûsâ ol hâtûna var kim gözüne ilâc etsin" buyurduklarında Hazret-i Mûsâ varup ol hâtûn Mûsâ'nın ayağı altından gubârı alup mübârek gözlerine eküp Hazret-i Mûsâ şifâ buldu. Bu hâl üzre ol hâtûn iki yüz sene kehhâllık etdi. Ammâ Hazret-i Risâlet asrında kehhâlânların pîri (---), Hazret-i Selmân belin bağladı. Kabri Ispahân-ı nısf-ı cihândadır. Hâlâ kabr-i şerîfinden bir veca‘-ı ayneyne mübtelâ âdem gubâr olup aynına vesme edinse şifâ bulur, hâlâ şu‘arâlar mâbeyninde kehl-i Sıfâhân meşhûrdur. Bu tâ’ife tahtırevânlar üzre dükkânların gûnâ-gûn libâs-ı fâhireler ile zeyn edüp kehl kutuları ve gûnâ-gûn mîller ve niçe gûne kehhâle müte‘allik bisâtlar ile dükkânların zeyn edüp ba‘zı alîl âdemlere ilâc ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 158a ·
metinde göster ·
… arı ve gûnâ-gûn mîller ve niçe gûne kehhâle müte‘allik bisâtlar ile dükkânların
zeyn
edüp ba‘zı alîl âdemlere ilâc ederek ubûr ederler.
Esnâf-ı kehhâlân: Dükkân 40, neferât 80, zamân-ı kadîmde pîrleri Hazret-i Mûsâ asrında bir Yahûdî hâtûnu idi. Hazret-i Mûsâ'nın gözü ağrıyup Cenâb-ı Bârî "Yâ Mûsâ ol hâtûna var kim gözüne ilâc etsin" buyurduklarında Hazret-i Mûsâ varup ol hâtûn Mûsâ'nın ayağı altından gubârı alup mübârek gözlerine eküp Hazret-i Mûsâ şifâ buldu. Bu hâl üzre ol hâtûn iki yüz sene kehhâllık etdi. Ammâ Hazret-i Risâlet asrında kehhâlânların pîri (---), Hazret-i Selmân belin bağladı. Kabri Ispahân-ı nısf-ı cihândadır. Hâlâ kabr-i şerîfinden bir veca‘-ı ayneyne mübtelâ âdem gubâr olup aynına vesme edinse şifâ bulur, hâlâ şu‘arâlar mâbeyninde kehl-i Sıfâhân meşhûrdur. Bu tâ’ife tahtırevânlar üzre dükkânların gûnâ-gûn libâs-ı fâhireler ile zeyn edüp kehl kutuları ve gûnâ-gûn mîller ve niçe gûne kehhâle müte‘allik bisâtlar ile dükkânların zeyn edüp ba‘zı alîl âdemlere ilâc ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 158a ·
metinde göster ·
… a‘âcin humları ve hokkaları ve gümüş hokkaları ve gümüş meblağlarla dükkânların
zeyn
edüp halîfeleri tuç havânlar içre besbâse ve kebâbe ve darçın ve dâr-ı fülfül v …
Esnâf-ı ma‘âcinciyân: Dükkân 200, neferât 500, kadîm-i evvelde pîrleri Hazret-i Fisagores-i Tevhîdî idi. {Ammâ} Hazret-i Risâlet asrında pîr-i hakîkîleri Hazret-i Ubeyd-i Attâr'dır, Selmân-ı Pâris belin bağladı. Hazret-i Hamza ile şehîd olup Cebel-i Uhud zeylinde medfûndur. Bu ma‘cûncu tâ’ifesi tahtırevânlar üzre dükkânların ma‘âcin humları ve hokkaları ve gümüş hokkaları ve gümüş meblağlarla dükkânların zeyn edüp halîfeleri tuç havânlar içre besbâse ve kebâbe ve darçın ve dâr-ı fülfül ve kakule ve havlân ve havlıncân ve ûdü'l-kahr ve zencebîl makûlesi edviyeleri döğüp ba‘zı pençe-i âfitâb-ı dilberânları gümüş hokkalar içre nûşdârû-yı devâ-yı misk ve dilber-lebi ma‘cûnların gümüş meblağlarla tarafeynde duran temâşâcılara ma‘cûn bezl ederler. Ammâ her bir dilber bir nezâketle ma‘cûnu lebine sürüp yâhûd gerdeni altından geçirüp şîvekârlıklar ederek dilber-lebi ma‘cûnun ihsân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 158a ·
metinde göster ·
… e kelpedânlar ve eğeler ve dahi niçe bin elvân âlet-i cerrâhân ile kârhânelerin
zeyn
edüp ba‘zı âdemlerin kolların ve başların ve ayakların tîmâr eder şeklinde ubûr …
Esnâf-ı cerrâhân: Dekâkîn 400, neferât (ve neferât) 700, pîrleri Ebû Ubeyd-i Kassâb'dır, Selmân-ı Pâk belin bağladı. Kabri Lahsa'da medfûndur. Bu tâ’ife pür-silâh olup tahtırevânlar üzre dükkânların diş çıkaracak kelpedân ve mengâne ve küsküler ve destere ve erre ve minşâr ve malafa ve kelpedânlar ve eğeler ve dahi niçe bin elvân âlet-i cerrâhân ile kârhânelerin zeyn edüp ba‘zı âdemlerin kolların ve başların ve ayakların tîmâr eder şeklinde ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 158a ·
metinde göster ·
edüp ubûr eder. Guzâta gazâda bu mâ’-i edviyeler gâyet lâzım olmağile bu tâ’ife …
Esnâf-ı meşrûbât-ı devâ: Dükkân 500, neferât 600, pîrleri Tîb Alî bin Süfyân-ı Sevrî'dir. Kabri Yemen Adeni'ndedir. 158b Bu tâ’ifenin ekseriyyâ dükkânları Sultân Bâyezîd'de ve Hocapaşa kurbünde Meydâncık mahallesi'nde ve Galata'da vâkı‘ olmuşdur. Bu esnâfın kârları lisân-ı servi ve hindibâ ve koknâr ve na‘nâ ve zâter misilli edviyelerin arakın çıkarup ve gayrı giyâhâtdan araklar çıkarup gûnâ-gûn şişelerle dükkânların zeyn edüp ubûr eder. Guzâta gazâda bu mâ’-i edviyeler gâyet lâzım olmağile bu tâ’ife dahi kâlâ-yı metâ‘ın arz edüp pür-silâh ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 158a–158b ·
metinde göster ·
edüp halka yâsemen yağı ve sünbül ve gül ve reyhân ve kallemisk yağları bezl ed …
Esnâf-ı ehl-i hıref-i dehhân-ı edviye: Dükkân 80, neferât 115, pîrleri Abdüssamed Zeyyât Basravî'dir, Selmân kemerine şed bağlayup kabri Bağdâd diyârında Kurna kal‘ası mezâristânında ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Kabri türâbından dâ’imâ bir yağlı türâb çıkar. Cüzâm ve ger olan bir âdem hammâmda kîse sürünüp ol yağlı türâbdan sürünse bi-emrillâh halâs olur. Bu esnâfın kârları bâdemden ve servi kozağından ve cevizden ve fındık ve fısdıkdan ve gayrı gûnâ-gûn eşyâlardan edhânlar çıkarup katremîz şîşeleri içre koyup tahtırevânlar üzre dükkânların zeyn edüp halka yâsemen yağı ve sünbül ve gül ve reyhân ve kallemisk yağları bezl ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 158b ·
metinde göster ·
… ve gûnâ-gûn hırka-i peşmîneler ve başlarında tâc-ı gûnâ-gûnlar üzre teller ile
zeyn
edüp niçe bin gûnâ-gûn sığırları ve câmûsların boynuzların altun varak ile muta …
Dükkânları yokdur ammâ dörd mevleviyyet yerde yigirmi altı bin tarla tahrîr olunup elli yedi bin çiftçi add olunmuşdur. Pîrleri zamân-ı kadîmde emr-i Hak ile Hazret-i Âdem idi ammâ Hazret-i Risâlet-penâh asrında pîrleri Hazret-i Reyyâs bin Ömerü'l-Harrât'dır. Hazret-i Alî kemerin bağladı. Kabri Havrân sahrâsı'ndadır. 159a Ağaları bostâncıbaşı tarafından terekecibaşıdır. Bu tâ’ife-i dihkânî ya‘nî ekinci, ayaklarında çarıklar ve eyinlerinde abâ ve kabâ dolamalar ve gûnâ-gûn hırka-i peşmîneler ve başlarında tâc-ı gûnâ-gûnlar üzre teller ile zeyn edüp niçe bin gûnâ-gûn sığırları ve câmûsların boynuzların altun varak ile mutallâ edüp her sevrin miyânında kemer kuşaklar ve sereng ve atlas çullar ve niçe bin kınalı sakar câmûslara boyunduruk geçirüp çifte çifte sabana ve pulluğa koşup ellerinde nodul ve öğendire ve digren ve şuzevle ve kerepe ve raga misilli âletler ile câmûsları saban sürer gibi sürüp "Ekmek benden bereket senden, ver Allâhım ver" deyü feryâd ederek boğazlarında tobra tobra atmaca ya‘nî tohum buğdayın halk üzre serperek "Benim elim değil Âdem ata elidir, Yâ Rabbî berekât-ı Halîl ver" diyerek gürûh gürûh ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 158b–159a ·
metinde göster ·
edüp çörekciler niçe yüz çörekleri tablalar ve kızaklar üzre koyup ikişer çift …
Bu bâlâda tahrîr olunan 12 aded esnâf cümle (---) asker olup pür-silâh cebe ve cevşene müstağrak olup şeyh ve nakîb ve kethudâları muhteşemâne atlar üzre süvâr olup neferâtları arabalar üzre furunlar yapup gûnâ-gûn eşyâlarla dükkânların zeyn edüp çörekciler niçe yüz çörekleri tablalar ve kızaklar üzre koyup ikişer çift câmûs çeker, bâdemli ve yumurtalı çöreklerdir ve dükkânların zîb ü zîver ile zeyn edüp niçe yüz çörekleri ve halkaları sırık hammâllarına yükledüp ve halka çörek bezl ederek ubûr ederler. Börekçiler dahi gûnâ-gûn Şâm böreklerin ve tabla ve sini böreklerin başlarında ve araba üzre olan dükkânlarında halka börek bezl ederek ubûr ederler. Ve kâhîci ve gevrekci ve gurâbiyyeci esnâfları kezâlik dükkânlarında metâ‘ların bezl ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160a ·
metinde göster ·
… ft câmûs çeker, bâdemli ve yumurtalı çöreklerdir ve dükkânların zîb ü zîver ile
zeyn
edüp niçe yüz çörekleri ve halkaları sırık hammâllarına yükledüp ve halka çörek …
Bu bâlâda tahrîr olunan 12 aded esnâf cümle (---) asker olup pür-silâh cebe ve cevşene müstağrak olup şeyh ve nakîb ve kethudâları muhteşemâne atlar üzre süvâr olup neferâtları arabalar üzre furunlar yapup gûnâ-gûn eşyâlarla dükkânların zeyn edüp çörekciler niçe yüz çörekleri tablalar ve kızaklar üzre koyup ikişer çift câmûs çeker, bâdemli ve yumurtalı çöreklerdir ve dükkânların zîb ü zîver ile zeyn edüp niçe yüz çörekleri ve halkaları sırık hammâllarına yükledüp ve halka çörek bezl ederek ubûr ederler. Börekçiler dahi gûnâ-gûn Şâm böreklerin ve tabla ve sini böreklerin başlarında ve araba üzre olan dükkânlarında halka börek bezl ederek ubûr ederler. Ve kâhîci ve gevrekci ve gurâbiyyeci esnâfları kezâlik dükkânlarında metâ‘ların bezl ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160a ·
metinde göster ·
Ve simitciler dahi arabalar üzre furunların ve dükkânların
zeyn
edüp araba tekerleği kadar simitleri sırıklara geçirüp hammâllarla götürürler v …
Ve simitciler dahi arabalar üzre furunların ve dükkânların zeyn edüp araba tekerleği kadar simitleri sırıklara geçirüp hammâllarla götürürler ve hurda simitleri dükkânlarına zeyn edüp ehl-i teferrüce simit, halka bezl ederek ubûr ederler. Ve katâyifciler dahi seyishâneler üzre dükkânlar yapup gûnâ-gûn ve reng-â-reng katâyif rişteleriyle dükkânçelerin tezyîn edüp halka katâyif bezl ederek ubûr ederler. Ve lokmacılar dahi seyishâneler üzre dükkânlar binâ edüp gûnâ-gûn fağfûrî ve mertebânî tabaklarla zeyn edüp halka ballı lokma bezl ederek ubûr ederler. Ve gözlemeciler dahi eyledir. Ammâ bu lokmacı ve gözlemeci dükkânlarında birer Yahûdî dîdebân mukarrerdir. Zîrâ Yahûdîler şîr-i revgan yağı yerler, müselmânlar say yağı yerler, gözleme ve lokmaya say yağı komasınlar deyü birer Yahûdî dîdebân bekler, dîdebân olmasa Yahûdîler ol dükkânlardan lokma ve gözleme yemezler, aceb muta‘assıb mel‘ûnlardır. Ve şehriyyeciler dahi seyishâneler üzre dükkânların şamata varakları ve gûnâ-gûn teller ile zeyn edüp "Şehriyye nefâyis cânım" deyü şehriyye satarak ubûr ederler, azîm vezni üzre cem‘iyyet-i kübrâ asker-i bî-pâyândır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160a ·
metinde göster ·
… itleri sırıklara geçirüp hammâllarla götürürler ve hurda simitleri dükkânlarına
zeyn
edüp ehl-i teferrüce simit, halka bezl ederek ubûr ederler. Ve katâyifciler dah …
Ve simitciler dahi arabalar üzre furunların ve dükkânların zeyn edüp araba tekerleği kadar simitleri sırıklara geçirüp hammâllarla götürürler ve hurda simitleri dükkânlarına zeyn edüp ehl-i teferrüce simit, halka bezl ederek ubûr ederler. Ve katâyifciler dahi seyishâneler üzre dükkânlar yapup gûnâ-gûn ve reng-â-reng katâyif rişteleriyle dükkânçelerin tezyîn edüp halka katâyif bezl ederek ubûr ederler. Ve lokmacılar dahi seyishâneler üzre dükkânlar binâ edüp gûnâ-gûn fağfûrî ve mertebânî tabaklarla zeyn edüp halka ballı lokma bezl ederek ubûr ederler. Ve gözlemeciler dahi eyledir. Ammâ bu lokmacı ve gözlemeci dükkânlarında birer Yahûdî dîdebân mukarrerdir. Zîrâ Yahûdîler şîr-i revgan yağı yerler, müselmânlar say yağı yerler, gözleme ve lokmaya say yağı komasınlar deyü birer Yahûdî dîdebân bekler, dîdebân olmasa Yahûdîler ol dükkânlardan lokma ve gözleme yemezler, aceb muta‘assıb mel‘ûnlardır. Ve şehriyyeciler dahi seyishâneler üzre dükkânların şamata varakları ve gûnâ-gûn teller ile zeyn edüp "Şehriyye nefâyis cânım" deyü şehriyye satarak ubûr ederler, azîm vezni üzre cem‘iyyet-i kübrâ asker-i bî-pâyândır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160a ·
metinde göster ·
edüp halka ballı lokma bezl ederek ubûr ederler. Ve gözlemeciler dahi eyledir. …
Ve simitciler dahi arabalar üzre furunların ve dükkânların zeyn edüp araba tekerleği kadar simitleri sırıklara geçirüp hammâllarla götürürler ve hurda simitleri dükkânlarına zeyn edüp ehl-i teferrüce simit, halka bezl ederek ubûr ederler. Ve katâyifciler dahi seyishâneler üzre dükkânlar yapup gûnâ-gûn ve reng-â-reng katâyif rişteleriyle dükkânçelerin tezyîn edüp halka katâyif bezl ederek ubûr ederler. Ve lokmacılar dahi seyishâneler üzre dükkânlar binâ edüp gûnâ-gûn fağfûrî ve mertebânî tabaklarla zeyn edüp halka ballı lokma bezl ederek ubûr ederler. Ve gözlemeciler dahi eyledir. Ammâ bu lokmacı ve gözlemeci dükkânlarında birer Yahûdî dîdebân mukarrerdir. Zîrâ Yahûdîler şîr-i revgan yağı yerler, müselmânlar say yağı yerler, gözleme ve lokmaya say yağı komasınlar deyü birer Yahûdî dîdebân bekler, dîdebân olmasa Yahûdîler ol dükkânlardan lokma ve gözleme yemezler, aceb muta‘assıb mel‘ûnlardır. Ve şehriyyeciler dahi seyishâneler üzre dükkânların şamata varakları ve gûnâ-gûn teller ile zeyn edüp "Şehriyye nefâyis cânım" deyü şehriyye satarak ubûr ederler, azîm vezni üzre cem‘iyyet-i kübrâ asker-i bî-pâyândır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160a ·
metinde göster ·
Ve simitciler dahi arabalar üzre furunların ve dükkânların zeyn edüp araba tekerleği kadar simitleri sırıklara geçirüp hammâllarla götürürler ve hurda simitleri dükkânlarına zeyn edüp ehl-i teferrüce simit, halka bezl ederek ubûr ederler. Ve katâyifciler dahi seyishâneler üzre dükkânlar yapup gûnâ-gûn ve reng-â-reng katâyif rişteleriyle dükkânçelerin tezyîn edüp halka katâyif bezl ederek ubûr ederler. Ve lokmacılar dahi seyishâneler üzre dükkânlar binâ edüp gûnâ-gûn fağfûrî ve mertebânî tabaklarla zeyn edüp halka ballı lokma bezl ederek ubûr ederler. Ve gözlemeciler dahi eyledir. Ammâ bu lokmacı ve gözlemeci dükkânlarında birer Yahûdî dîdebân mukarrerdir. Zîrâ Yahûdîler şîr-i revgan yağı yerler, müselmânlar say yağı yerler, gözleme ve lokmaya say yağı komasınlar deyü birer Yahûdî dîdebân bekler, dîdebân olmasa Yahûdîler ol dükkânlardan lokma ve gözleme yemezler, aceb muta‘assıb mel‘ûnlardır. Ve şehriyyeciler dahi seyishâneler üzre dükkânların şamata varakları ve gûnâ-gûn teller ile zeyn edüp "Şehriyye nefâyis cânım" deyü şehriyye satarak ubûr ederler, azîm vezni üzre cem‘iyyet-i kübrâ asker-i bî-pâyândır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160a ·
metinde göster ·
… eşin dolamalarla ve serlerinde turna cığaları ile atların gûnâ-gûn çiçekler ile
zeyn
edüp piyâdeleri tarafeynde olan ibâdullâhlara mataralar ve sumaklar ile mâ’-i t …
Esnâf-ı sakkâyân-ı yeniçeriyân-ı dergâh-ı âlî: Cümle yüz altmış iki aded yeniçeri odalarının yedi yüz sakkâları vardır. Herbiri abraş gül-endâm-misâl küheylân atlarının üzerlerine telâtîn meşkleri ve telâtîn kovaları yükledüp atlarının yeleleri ve kuyrukları ve şikemleri Hasanî Hüseynî Kerbelâ kâtili ve Tuna geçidi kınalı atların sînelerinde ve kusgun ve paldımlarında gûnâ-gûn zîl ü bem çınkıraklar ve her atların başlarında beyâz ablak sorguclar ile tezyîn edüp sakkâlar siyâh çizme ve siyâh meşin dolamalarla ve serlerinde turna cığaları ile atların gûnâ-gûn çiçekler ile zeyn edüp piyâdeleri tarafeynde olan ibâdullâhlara mataralar ve sumaklar ile mâ’-i tâhir bezl edüp "Sakkâ sebîlillâh, şehîdân-ı deşt-i Kerbelâ ervâhlarıyçün sebîl" deyü feryâd ederler. Zîrâ bu tâ’ife dahi ekmekciye yamakdır. Zîrâ ekmek susuz, ev tuzsuz olmaz. Bu sakkâların pîri Selmân-ı Kûfî'dir. Selmân-ı Pâris belin bağladı. Kabri Rey şehrindedir, yüz otuz yaşında âhirete nakl eyledi, cümle sakkâların silsilesi ana çıkar. Ammâ bu tâ’ifenin zâbitleri yeniçeri ocağında bölükbaşılardan bir çorbacı sakkâbaşıdır kim gedik sâhibidir, yoluyla gelüp kethudâyeri ve muhzır ağa olur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160a ·
metinde göster ·
… kâdır. Bunlar dahi atların gûnâ-gûn sebiz-gûn berkler ve gûnâ-gûn şükûfeler ile
zeyn
edüp mâ’-i sâfî bezl ederek ubûr ederler. Andan,
Esnâf-ı sakkâyân-ı şehr: Bunlar şehir sakkâsıdır, askerî değildir. Şehr-i İslâmbol içre 9999 çeşmelerden a‘yân [u] eşrâfa su taşıyup kâr ederler. Bunların dahi pîrleri yine Selmân-ı Kûfî'dir. 160b Bunların hâkimi hünkâr sakkâbaşısıdır, kârhâneleri Ayasofya'dadır. Ve bu at sakkâları cümle 1400 sakkâdır. Bunlar dahi atların gûnâ-gûn sebiz-gûn berkler ve gûnâ-gûn şükûfeler ile zeyn edüp mâ’-i sâfî bezl ederek ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160a–160b ·
metinde göster ·
… zre furunlarında hâs [u] beyâz peksumât pişirüp dükkânların berk [ü] bârlar ile
zeyn
edüp harar harar beksumâtları halka mebzûl ederek ubûr ederler ve vâsi‘ tahta s …
Esnâf-ı beksumâtcıyan: {Evsâf-ı peksumât emîni seferlerde azîm ağalıkdır}. Furun 105, neferât 1000, kârhâneleri Galata'da ve Kuruçeşme'de ve Yeniköy'dedir. Bunlar dahi pür-silâh olup arabalar üzre furunlarında hâs [u] beyâz peksumât pişirüp dükkânların berk [ü] bârlar ile zeyn edüp harar harar beksumâtları halka mebzûl ederek ubûr ederler ve vâsi‘ tahta soffalar üzre birer ikişer kantâr gelir, beksumâtları sırık hammâllarına götürdüp alay ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161a ·
metinde göster ·
… rı götürür ve dahi uzun tahtalar üzre dikili taş-misâl üstü gûnâ-gûn bahârlarla
zeyn
olmuş za‘ferânlı ve çörek otlu ve sûsâmlı ve yumurtalı çörekler kim her birin o …
Bu bâlâda tahrîr olunan esnâflar ubûr etdikden sonra etmekcibaşının metâ‘larının sonu ubûr etmeğe başlar, niçe bin tabla hâs u beyâz etmek ve beyâz halka her biri birer değirmen taşı ve değirmen çarhı kadar onar sırık hammâlı götürür. Uzun çam sırıklarına dizilmiş halkalar ve çam tahta soffa tahtırevânlar üzre üstü bâdemli ve haşhâş ve anisonlu ve çörek otlu ve za‘ferânlı Ramazân pideleri ki her birin altışar sırık hammâlları götürür ve dahi uzun tahtalar üzre dikili taş-misâl üstü gûnâ-gûn bahârlarla zeyn olmuş za‘ferânlı ve çörek otlu ve sûsâmlı ve yumurtalı çörekler kim her birin onar çift sırık hammâlına tahmîl edüp ubûr ederler. Ve azîm soffalar üzre hammâm kubbesi kadar pişmiş somunlar kim beş yüzden mütecâvizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161a ·
metinde göster ·
… ümüş zencîrli licâmı ve zerdûz sağrı poşu ve gûnâ-gûn zîl [ü] bemler ile deveyi
zeyn
edüp mahmil-i şerîf içinde bir ma‘sûm Feth-i Şerîf tilâvet edüp hoş-elhân segâh …
Evsâf-ı mahmil-i şerîf hevdec-i Resûlullâh: Hazret'in bârhânesidir kim, surre emînlerinde durur. Siyâh Ka‘be örtüsü üzre zer-ender-zerdûz işleme çâr-kûşe ve sivri çâr-kûşe kubbe üzre sürâhî altun yaldızlı top alemli ve çâr-kûşesinde yine mutallâ toplu mahmildir, anı götüren şütürü kınalayup zer-ender-zere gark edüp şütürün serinde teller ve gümüş zencîrli licâmı ve zerdûz sağrı poşu ve gûnâ-gûn zîl [ü] bemler ile deveyi zeyn edüp mahmil-i şerîf içinde bir ma‘sûm Feth-i Şerîf tilâvet edüp hoş-elhân segâh makâmı üzre kırâ’at eder. Ve mahmil-i şerîfin cânib-i erba‘asında çâr-yâr-ı güzînin ve sâ’ir Ashâb-ı kirâmın seyf-i müczemleri ile zeyn edüp ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161a ·
metinde göster ·
… -i erba‘asında çâr-yâr-ı güzînin ve sâ’ir Ashâb-ı kirâmın seyf-i müczemleri ile
zeyn
edüp ubûr ederler.
Evsâf-ı mahmil-i şerîf hevdec-i Resûlullâh: Hazret'in bârhânesidir kim, surre emînlerinde durur. Siyâh Ka‘be örtüsü üzre zer-ender-zerdûz işleme çâr-kûşe ve sivri çâr-kûşe kubbe üzre sürâhî altun yaldızlı top alemli ve çâr-kûşesinde yine mutallâ toplu mahmildir, anı götüren şütürü kınalayup zer-ender-zere gark edüp şütürün serinde teller ve gümüş zencîrli licâmı ve zerdûz sağrı poşu ve gûnâ-gûn zîl [ü] bemler ile deveyi zeyn edüp mahmil-i şerîf içinde bir ma‘sûm Feth-i Şerîf tilâvet edüp hoş-elhân segâh makâmı üzre kırâ’at eder. Ve mahmil-i şerîfin cânib-i erba‘asında çâr-yâr-ı güzînin ve sâ’ir Ashâb-ı kirâmın seyf-i müczemleri ile zeyn edüp ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161a ·
metinde göster ·
… ı fâhireler ile mülebbes edüp ve sefere me’mûr olan vüzerâların tahtırevânların
zeyn
edüp bin yedi yüz tahtırevân, nakş-ı nigârhâne-i Çîn-misâl bezenüp ve katırları …
Bu esnâf-ı akkâmân kendüleri gûnâ-gûn libâs-ı fâhireler ile mülebbes edüp ve sefere me’mûr olan vüzerâların tahtırevânların zeyn edüp bin yedi yüz tahtırevân, nakş-ı nigârhâne-i Çîn-misâl bezenüp ve katırların dahi akmişe-i fâhireler ile tezyîn edüp cümle akkâmân pür-silâh olup mahmil-i şerîf yanında alayında "Allâ[h] yansuru's-sultân" deyü def [u] kudüm [ve] makrafalara darblar urup el çarparak maval ırlayarak bir hây-hû ile alayköşkü dibinden ubûr ederler kim sadâları evce peyveste olur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161b ·
metinde göster ·
… a gemileri çekerek ve gûnâ-gûn bayrak ve filandıra ve altun alemlerle gemilerin
zeyn
ederek gemilerden toplar atarak ubûr ederler.
"Eyya moli ya mola" diyerek ve "Dâ’im Allâh, dâ’im Allâh" esmâsıyla gemileri çekerek ve gûnâ-gûn bayrak ve filandıra ve altun alemlerle gemilerin zeyn ederek gemilerden toplar atarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 162a ·
metinde göster ·