… Ve yedi gûne dudu meşhûr-ı âfâkdır ve dud bâğları vardır kim Filedâr sahrâsını
zeyn etmişdir
. Zîrâ Bursa'nın mahsûl-i azîmi ipekdir. Bu diyârda olan ipek, Acem diyârının La …
Evvelâ kırk gûne emrûdu "Sicill-i şer‘-i şerîf"de mestûrdur. Ve âbdâr engür-i gûnâ-gûnu ve kaysısı ve âbdâr kirazı ve kestânesi rub‘-ı meskûnda olmak ihtimâli yokdur kim her bir dânesi kırkar dirhem gelir. Kirde kebâbıyla kestâneyi yarup şişde kebâb ile pişüp kebâb yağıyla mülemma‘ olup nevr olur, âdem yemeden doymayup şehîd olur demek mertebesi lezîz kestânesi vardır. Ve yedi gûne dudu meşhûr-ı âfâkdır ve dud bâğları vardır kim Filedâr sahrâsını zeyn etmişdir. Zîrâ Bursa'nın mahsûl-i azîmi ipekdir. Bu diyârda olan ipek, Acem diyârının Lahîcan'ında ve Şirvân'ında olımazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 231b ·
metinde göster ·
. Şâhdâne kâğız gibi rakîk kabuğı olur. Bâdem lezzetinde bir gûne cevizi olur ki …
Memdûhât-ı âhar: Bâğlarında ceviz dırahtı cihânı zeyn etmişdir. Şâhdâne kâğız gibi rakîk kabuğı olur. Bâdem lezzetinde bir gûne cevizi olur kim Mudurnu cevizi meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 95a ·
metinde göster ·
… ur. Anınçün hâk-i Kûfe ve Irâk'da ve Medâyin'de ve Ummân'da hurma ormanı cihânı
zeyn etmişdir
. Kaddi benî Âdem gibi serâmeddir ve başı vardır, bergleri târumâr olmuş kâkülle …
Netîce-i hilkat-i nahl-i hurma: Çünki Cenâb-ı İzzet benî Âdeme hayât verüp civârına da‘vet etdikde tîn-i Âdem'den hâk-i amber-pâk-i zemîn-i Kûfe'de kalup emr-i Hak ile ibtidâ nahl-i hurma hâk-i Kûfe'de Tennûr suyu kenârında halk olunmuşdur. Anınçün hâk-i Kûfe ve Irâk'da ve Medâyin'de ve Ummân'da hurma ormanı cihânı zeyn etmişdir. Kaddi benî Âdem gibi serâmeddir ve başı vardır, bergleri târumâr olmuş kâkülleridir. Haşeblerin kat‘ etsen asla zarar etmez dahi ziyâde biter. Meselâ benî Âdem'in lıhye ve kâküllerin kat‘ etsen dahi dırâz olur. Ammâ hurmanın başın kat‘ etsen yahûd başında beynîsi var, anı kat‘ etsen âdem başı kat‘ etmiş gibi kanlı suyu akup ol nahl kurur. Ve bi-emri Hudâ hurma erkek ve dişidir. Erkek hurma aslâ meyve vermez ve erkek hurmadan bir haşebi dişi hurmanın kalıba sokulsa cimâ‘ etmiş kadar dişi hurma hazz edüp yigirmi ve otuz salkım hurma verir ve her hoşe salkımı kırkar ve ellişer batman gelir. Ve dişi hurma gûyâ nisâ gibi hayz görür. Ve üç bin sene hurma mu‘ammer olur, derler ve şecere-i zeytûn dahi eyle mu‘ammer olur. Ve hurma ağacının üç yüz aded menfa‘ati ve üç yüz hâssası vardır. Dıraht-ı hurmanın bir şey’i hebâya gitmez, niçe yüz elvân haşeb olup hâneler içün levha ve amûd ve giranlar olur. Diyâr-ı Mısır'da haşeblerinin kabuğun soyup niçe yüz gûne habl-i kavîler ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346a ·
metinde göster ·
… r. Ve cümle nevâhîleri yetmiş pâre arslan kaplanlı köylerdir kim hurması cihânı
zeyn etmişdir
.
Ba‘dehû sene 1048 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ Bağdâd-ı behişt-âbâdı feth edüp bu kal‘a-i Hille bî-ceng feth oldu. Be-dest-i (---) Paşa. Hâlâ hükm-i Bağdâd'da ma‘mûr kal‘adır. Kal‘a dizdârı ve üç yüz aded neferâtı ve kifâyet mikdârı cebehânesi vardır. Kal‘ası nehr-i Furâd kenârında bir düz vâdîde şekl-i murabba‘ hâk-i pâk ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir. Kıble tarafı nehr-i Furât'dır ve cümle (---) aded kapusu vardır. Evvelâ cânib-i kıbleye Cisir kapusu ve taraf-ı şarka nâzır Bağdâd kapusu (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve bu kal‘anın dâ’iren-mâdâr cirmi (---)(---) adımdır. Hâkimi sancak beğidir. Yedi yüz kadar asker ile hükûmet eder. Beğinin hâss-ı hümâyûnu (---)(---) akçedir. Hâkinde timâr ve ze‘âmet vardır. Alâybeği ve çeribaşısı vardır. Ammâ yeniçeri serdârı ve kethudâyeri ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı yokdur, ammâ a‘yânı çokdur. Ve hâss-ı hümâyûnları iltizâm ile zabt eder paşa ağalarından bir ağa hâkimdir ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır. Ve cümle nevâhîleri yetmiş pâre arslan kaplanlı köylerdir kim hurması cihânı zeyn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 352b ·
metinde göster ·
… ânı dutmuşdur ve inciri ve narı ve emrûdu ve limon ve turuncu ve kebbâtı zemîni
zeyn etmişdir
.
Ve mahzenler kurbunda kârgîr binâlı ma‘mûr u müzeyyen dekâkînleri var. Cânib-i selâsında tâ Kilis dağlarına ve Solin kal‘ası bağlarına varınca yetmiş yedi bin bâğdır derler. Ekseriyyâ zeytûnu hıyâbân-ı Acem olup cihânı dutmuşdur ve inciri ve narı ve emrûdu ve limon ve turuncu ve kebbâtı zemîni zeyn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 149b ·
metinde göster ·
… bâğçeli ve havz u şazrevânlıdır ve şehirden bir sâ‘at ba‘îd olan dağları bâğlar
zeyn etmişdir
kim be-kavl-i bâğ ağası cümle yigirmi altı bin bâğ dölüm hakkı verir deyü nakl …
Ve âmmeten şâhrâhları pâk kaldırım taş döşelidir, ammâ kal‘anın poyraz cânibinde olan Yukaru mahallede çârsû-yı bâzâr-ı hüsn yokdur, belki âzâr edici dilâzâr bâzârları vardır. Ve bu şehir sâhil-i nehr-i Tuna'da bir sahrâda olmak ile cümle hâneleri bâğ u bâğçeli ve havz u şazrevânlıdır ve şehirden bir sâ‘at ba‘îd olan dağları bâğlar zeyn etmişdir kim be-kavl-i bâğ ağası cümle yigirmi altı bin bâğ dölüm hakkı verir deyü nakl etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 58a ·
metinde göster ·
Ve karşu tarafda ol kadar bâğ u bâğçesi var kim cihânı
zeyn etmişdir
. Ve şehir kenârında bir namâzgâh-ı mesîregâh-ı çemenzârı var kim misli meğer An …
Ve karşu tarafda ol kadar bâğ u bâğçesi var kim cihânı zeyn etmişdir. Ve şehir kenârında bir namâzgâh-ı mesîregâh-ı çemenzârı var kim misli meğer Anatolu'da Birgi şehri namâzgâhı ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60a ·
metinde göster ·
… bu kal‘anın cânib-i selâsı bâğ u bâğçe-i cinânlardır ve ceviz şecereleri cihânı
zeyn etmişdir
. Andan 5 sâ‘atde,
Ve kal‘a kapusu önünde handak üzre bir lonca köşkü var. Bu kal‘a zamân-ı kadîmde dest-i keferede iken gâyet metîn ve sa‘b kal‘a imiş. Süleymân Hân Varadin kal‘ası gazâsına {sene 932 târîhinde bu kal‘ayı vere ile feth edüp kal‘asın münhedim edüp} giderken iç kal‘adaki deyri bile münhedim etmişdir. Hâlâ bu kal‘anın cânib-i selâsı bâğ u bâğçe-i cinânlardır ve ceviz şecereleri cihânı zeyn etmişdir. Andan 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60b ·
metinde göster ·
… rması ve cemîzi ve mevzi olmaz, ammâ servî dırahtı ve sanavber şecerleri cihânı
zeyn etmişdir
.
Ve bu şehir gerçi iklîm-i sâbi‘in nihâyetidir, ammâ havâsı sevâhil olduğundan limonu ve turuncu ve zeytûnu ve rummânı ve inciri çok olur, ammâ hurması ve cemîzi ve mevzi olmaz, ammâ servî dırahtı ve sanavber şecerleri cihânı zeyn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 127a ·
metinde göster ·
… nları ve dizdârı ve elli kadar merdüm-hisârı vardır, ammâ bâğ ve bâğçesi cihânı
zeyn etmişdir
ve eriği Pojeğa eriğinden lezîz ve firâvândır. Hatta cemî‘i diyârlara fıçılar i …
Tuna azmağı buhayresi kenârında şekl-i murabba‘ bir palanka hisâr olup Pojeğa sancağı hâkinde voyvadalık olup Ösek kazâsı niyâbetidir. Derûn-ı kal‘ada bir câmi‘i ve bir mescidi ve hammâmı ve hânı ve seksen mikdârı tahta örtülü hâneleri ve elli kadar dükkânları ve dizdârı ve elli kadar merdüm-hisârı vardır, ammâ bâğ ve bâğçesi cihânı zeyn etmişdir ve eriği Pojeğa eriğinden lezîz ve firâvândır. Hatta cemî‘i diyârlara fıçılar ile giden Pojeğa eriği ekseriyyâ bu Dal eriğidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 33b ·
metinde göster ·
… kadar bir bâğ ve bâğçeli yerdir kim hadîka-i müşebbek bostânları bir konak yeri
zeyn etmişdir
.
Ammâ kal‘ası nehr-i Pojon kenârında havâlesiz bir Şeddâdî tula binâ bir sûr-ı ra‘nâ kal‘a-i metîn-i bî-bedeldir, ammâ küçükdür. Ve şekl-i muhammes vâki‘ olup iki kapusunun biri cenûba ve biri şarka mekşûf olup beş köşesinde beş aded Kahkahâ-vâr metîn ve kavî tabyaları var, ammâ handakı ol kadar derin ve dîvârları ol kadar âlî değildir. Lâkin henüz Uyvar feth olalı Nemse çâsârının fermânıyla yigirmi bin aded Tot re‘âyâları bu kal‘aya üşüp evvelki tarzından ellişer adım her cânibinden kal‘a dîvârın enli ve bir kat handak dahi yapmağa mübâşeret etmişler. Ve varoşu etrâfların dahi beş Uyvar kal‘ası cirminden büyük ediyorlardı ve cümle re‘âyâ deryâ-misâl üşüntü edüp çalışırlardı. Ammâ hakîri görünce Uyvar altında alınan ve Raba cenginde esîr olan ümmet-i Muhammedleri cümle kaldırup pinhân etdiler. Lâkin Uyvar yılı feth olan kal‘aların kâfire dönen re‘âyâları ve Uyvar köyleri re‘âyâları ve niçe bin Tot vilâyeti re‘âyâları bu aşağı yeni Jebel varoşunda mütemekkin edüp bir kal‘ayı amâr etdiklerinden kal‘a-i Uyvar'a re‘âyâ az kaldı ve bu Jebel kal‘ası sahrâsı ol kadar bir bâğ ve bâğçeli yerdir kim hadîka-i müşebbek bostânları bir konak yeri zeyn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 76a ·
metinde göster ·
… dan taşra dârağacı semtine bâğ ve bâğçe ve müşebbek bostân mahsûldârları cihânı
zeyn etmişdir
ve kal‘anın yanında Ada Bâğı der[ler] bir mesîregâh-ı teferrücgâh yerlerdir kim …
Ve bu kal‘a bir düz çölistânda iki nehr-i azîm kenârında vâki‘ olmak ile varoşundan taşra dârağacı semtine bâğ ve bâğçe ve müşebbek bostân mahsûldârları cihânı zeyn etmişdir ve kal‘anın yanında Ada Bâğı der[ler] bir mesîregâh-ı teferrücgâh yerlerdir kim cânib-i erba‘asın nehr-i Zakova ile nehr-i Tise ihâta etmişdir. Bâğ-ı İrem'den nişân verir bir mesîregâh-ı cinîn-i hadîka-i ravza-i Rıdvânlardır. Bunda dahi şühedâların mezâristânları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 78a ·
metinde göster ·
… gedâya ve müslim ve gayr-ı müslime ni‘meti mebzûldür. Ammâ bâğ u bâğçesi cihânı
zeyn etmişdir
. Ve âb [u] hevâsı latîf bir sahrâ-yı mahsûldâra vâki‘ olmuş bir kasaba-i ra‘nâd …
Ve beş aded hân-ı tüccârları var. Ve bir aded imâret-i dâru'z-ziyâfesi var kim cemî‘i bay u gedâya ve müslim ve gayr-ı müslime ni‘meti mebzûldür. Ammâ bâğ u bâğçesi cihânı zeyn etmişdir. Ve âb [u] hevâsı latîf bir sahrâ-yı mahsûldâra vâki‘ olmuş bir kasaba-i ra‘nâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 202b ·
metinde göster ·
… dutmuşdur. Limonu ve turuncu [ve] inciri ve engûrü ve rümmânı cümle hadîkaları
zeyn etmişdir
.
Der-beyân-ı taşra varoş-ı mahallât: Bu şehr-i rabât şîrîn müzeyyen-i İremezât Moton kal‘asının taşrasında yıldız cânibine bir ok menzili ba‘îd vâki‘ olup cümle iki yüz aded ma‘mûr u mükellef kârgîr binâlı ekseriyyâ tahtânî keferelerin menhûs hâneleridir. Aslâ bunda müselmân hâneleri yokdur. Lâkin bâğlarında ve bâğçelerinde a‘yân-ı kibâr hâneleri ve maksûreleri olup teferrücgâhlar için binâ olmuş ârâmgâhlar bî-hisâbdır. Bu varo[ş] hâneleri dahi cümle kiremit ile mestûr dâr-ı fücûrlardır. Ve cümle bin aded merâm bâğavâtdır. Cümlesi kal‘a a‘yânı ve kal‘a neferâtlarınındır. Zeytûnu cihânı dutmuşdur. Limonu ve turuncu [ve] inciri ve engûrü ve rümmânı cümle hadîkaları zeyn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 269b ·
metinde göster ·
… â aralarında aralıkları yokdur. Bî-hisâb zeytûn ve incirleri dağları ve taşları
zeyn etmişdir
. Ve cümle âb-ı hayât kuyuları vardır. Ve dağlarında hâsıl olun palamidi ve peli …
Bu dörd pâre kurâların bâğ u bâğçeleri cihânı dutmuşdur ve birbirlerine müşâlardır kim aslâ aralarında aralıkları yokdur. Bî-hisâb zeytûn ve incirleri dağları ve taşları zeyn etmişdir. Ve cümle âb-ı hayât kuyuları vardır. Ve dağlarında hâsıl olun palamidi ve pelidi cümle Freng gemilerine fürûht edüp kâr ederler. Ve bu dörd aded kurâlardan cümle iki bin aded tüfengli fecereleri çıkar. Köyleri mutî‘ oldu, ammâ bir lu‘b ile bu kâfirlerin cümle ellerinden tüfenglerin dahi almak müyesser [ola]. Âmîn ve yâ mu‘în ve yâ Mühîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 335a ·
metinde göster ·
… ib ve bâcdâr nakl etdiler, ammâ zeytûnuyla tut ağacı ve servi dırahtları cihânı
zeyn etmişdir
.
Der-ta‘dâd-ı bâğavât: Âb [u] hevâsının letâfetinden kastel tarafında ve Salina tarafında cümle yigirmi yedi bin bâğ dölüm hakkı verirler deyü muhtesib ve bâcdâr nakl etdiler, ammâ zeytûnuyla tut ağacı ve servi dırahtları cihânı zeyn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 339a ·
metinde göster ·
… ciri ve zeytûnu ve nârı ve servi ağaçları bî-hisâbdır kim şehrin dağ u bâğların
zeyn etmişdir
.
Ve Memo Paşa sarâyı ve evlâdlarının hânedânları ve kethudâsının sarâyı gâyet ma‘mûrdur. Ve limon ve turuncu ve inciri ve zeytûnu ve nârı ve servi ağaçları bî-hisâbdır kim şehrin dağ u bâğların zeyn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 352b ·
metinde göster ·
… ar lüffân nârı ve zeytûnu ve inciri ve niçe bin bâğ u hadîka-i cinânları cihânı
zeyn etmişdir
, ammâ limonu ve turuncu olmaz.
Ve fevâkihât [u] müsmirâtından âdem kelleli kadar lüffân nârı ve zeytûnu ve inciri ve niçe bin bâğ u hadîka-i cinânları cihânı zeyn etmişdir, ammâ limonu ve turuncu olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 360a ·
metinde göster ·
… bâğ-ı cinânlı vâsi‘ hânedân-ı şehr-i azîmdir kim bâğ u bâğçesiyle Ohri sahrâsın
zeyn etmişdir
. Gören bu şehri on on beş bin evlerdir der.
Der-vasf-ı sarây-ı a‘yân-ı ağavât ve gayri büyût-ı mü’minât: Cümle sicill-i şer‘de merkûm olduğu üzre dörd yüz aded kiremitli kârgîr binâlı tahtânî ve fevkânî cümle ravza-i Rıdvân misilli bâğ-ı cinânlı vâsi‘ hânedân-ı şehr-i azîmdir kim bâğ u bâğçesiyle Ohri sahrâsın zeyn etmişdir. Gören bu şehri on on beş bin evlerdir der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 370b ·
metinde göster ·
Ve bu şehr-i mu‘azzam etrâfında aslâ kal‘a yokdur. Hemâ[n] şimâli ve garbı ve cenûbu ve kıblesi tarafı Ohri gölü olup şark tarafı tâ Uştuk yaylası eteklerine varınca serâpâ hıyâbân [u] gül-i gülistân içre bir şehr-i merâmdır. Etrâfında kal‘a olmak muhâldir, zîrâ bâğçeleri ve müşebbek bostânları cihânı zeyn etmişdir. Cümleden mükellef ü mükemmel sarây-ı azîm Ohrîzâde sarâyı kal‘a-misâldir. Müte‘addid dîvânhâneleri ve ıstablları ve göl kenârında maksûreleri ve karındaşının sarâyı dahi ibretdir. Bunlar meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 370b ·
metinde göster ·
… re cereyân eden Büyük Nehr-i Gedüs'e mahlût olur. Ve bu şehrin bâğları dağların
zeyn etmişdir
. Kütâhiyye şehrin meyve ile ganîmet eden bu Gedüs'dür.
Ve bu şehr-i Gedüs içre cereyân eden dereye Küçük Gedüs derler. Bu dahi aşağı sahrâ içre cereyân eden Büyük Nehr-i Gedüs'e mahlût olur. Ve bu şehrin bâğları dağların zeyn etmişdir. Kütâhiyye şehrin meyve ile ganîmet eden bu Gedüs'dür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y21a ·
metinde göster ·
Ve cümle halkının kâr [u] kisbleri bâğ u bâğçesi cihânı
zeyn etmişdir
. Ve üzümü gâyet âbdar ve lezîz üzüm kurusu olup ekin ocağı olmamağile Kütâhiyye …
Ve cümle halkının kâr [u] kisbleri bâğ u bâğçesi cihânı zeyn etmişdir. Ve üzümü gâyet âbdar ve lezîz üzüm kurusu olup ekin ocağı olmamağile Kütâhiyye ve Karahisâr'dan ve etrâf nevâhîlerden niçe bin deve yükü hınta gelüp üzüm ile mübadele ederler. Ve bu şehrin bâzârı günü acâ’ib cem‘iyyet-i kübrâ olup niçe bin âdem cem‘ olur. Ve halkı cümle Etrâkdir. Kelimâtlarında lehce-i mahsûsaları beyân olunur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y28a ·
metinde göster ·
… ükkânı vardır. Kethudâyeri yokdur, ammâ serdârı vardır. Ve bâğ u bâğçesi cihânı
zeyn etmişdir
. Ve cümle evlerinin yüzleri kıbleye nâzırdır.
Ve ancak iki yüz kiremitli ve türâb örtülü hânelerdir. Bir câmi‘i ve mesâcidi ve bir hânı ve on mikdârı dükkânı vardır. Kethudâyeri yokdur, ammâ serdârı vardır. Ve bâğ u bâğçesi cihânı zeyn etmişdir. Ve cümle evlerinin yüzleri kıbleye nâzırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y89b ·
metinde göster ·
Ve kırk elvân üzümü sicillâtda mastûrdur. Ve bâğ u bâğçesi Kilis sahrâsın
zeyn etmişdir
. Ve câ-be-câ servi dırahtları var kim serâmed yeşil meleğe benzer.
Ve kırk elvân üzümü sicillâtda mastûrdur. Ve bâğ u bâğçesi Kilis sahrâsın zeyn etmişdir. Ve câ-be-câ servi dırahtları var kim serâmed yeşil meleğe benzer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y166b ·
metinde göster ·
… dem büryân olur, zîrâ cânib-i erba‘asın niçe kerre yüz bin nahl-i hurmâ dırahtı
zeyn etmişdir
, isâbet edecek rûzgârın kat‘ etmişdir.
Ve mâ-tekaddem cereyân eden su yolları harâb olup cümle halkı sarnıca muhtâçdır. Ve Temmûz'da berd zülâldir. Ve sûk-ı sultânîde ve gayri râhların yan kaldırımları vardır. Sevâhil vilâyet olmağile çamur olmaz. Lâkin hevâsı sakîldir. Şiddet-i harâretden âdem büryân olur, zîrâ cânib-i erba‘asın niçe kerre yüz bin nahl-i hurmâ dırahtı zeyn etmişdir, isâbet edecek rûzgârın kat‘ etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y178a ·
metinde göster ·
Ve zamân-ı kadîmde bu Feyyûm şehrinin âb [u] havâsı cihân-ârâ memdûh-ı âlem idi, ammâ ilâ'l-ân âbı da ve havâsı da sakîldir. Zîrâ cânib-i erba‘asın kırk elli bin bâğ u bâğçe ve nahlistân ve gül gülistân ve reyhânistân her tarafından ikişer sâ‘atlık yer bu bâğistânlar dutup şehir bu hıyâbânistân murgzârın tâ ortasında kalup kesb-i havâ edecek bir cây-ı menfez kalmamış. Ve anıniçün bu Feyyûm şehrinde bâd-ı sabâ yokdur. Lâkin suyu çokdur, ol dahi ol kadar müsta‘meldir ki mezkûr bâğ u bâğçeler içre cereyân ederek mâ’-i bî-nef‘ olur. Ve şeb [ü] rûz şehrin cânib-i erba‘asında bâğlar içre bî-hadd ü bî-kıyâs murgân-ı gûnâ-gûnun ve hezârân hezârın asvât [u] nagamâtları âdeme bir kelâmı râhat ile istimâ‘ etdirmezler. Ve niçe bin dollâbların asvât-ı sûznâkleri ve niçe kerre yüz bin selsebîl ü fevvârelerin cereyân edüp çağıldısı âdeme dehşet verir. Böyle bir ibret-nümâ şehr-i dâr-ı enbiyâdır. Mısır diyârında bundan hıyâbânlı ve gül gülistânlı şehir yokdur. Hattâ gülistânlı bâğlarda değildir, dağlarda ve tarlalarda sahrâları verd-i handân-ı ahmer elvân zeyn etmişdir. Cânib-i erba‘asında der-i dîvârdan nişân yokdur, hemân pâymâl-i rimâl bir gülistân-ı berr-i beyâbândır. Hattâ vakt-i seherde Tâmiye nâm bir belde vardır, Feyyûm'a iki sâ‘at karîbde, tâ anda gül-i handânın râyiha-i tayyibesi gelüp şem olunur. Bu mertebe Feyyûm'un gülistânı ve bostânı cihânı dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
… ve karpuzu ve gayrı sebzevâtları memdûhdur, zîrâ besâtînleri bostânları cihânı
zeyn etmişdir
. Ve suları serâpâ kuyulardır, ammâ gâyet lezîzdir. Ve bu şehir Nîl'den bir sâ‘a …
Bu şehir Sultân Eşref'in asrında gâyet ma‘mûr imiş. Zîrâ bu şehrin ihyâsına anlar bâ’is olmuşdur. Ve memdûhâtından kavunu ve karpuzu ve gayrı sebzevâtları memdûhdur, zîrâ besâtînleri bostânları cihânı zeyn etmişdir. Ve suları serâpâ kuyulardır, ammâ gâyet lezîzdir. Ve bu şehir Nîl'den bir sâ‘at ba‘id çöldedir. Ve âb [u] havâsı gâyet latîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·