… Şehrezûl haddinde Erkek Ahmed kal‘asın binâ etdüği ve Mihribân kal‘ası fethi ve
Zeynel
Hân'ın inhizâmı ve Acem diyârının nehb [ü] gâret olunduğu ve Bâğ-ı Cinân kal‘as …
Ve Husrev Paşa'nın Bağdâd'a azîmeti ve Şehrezûl haddinde Erkek Ahmed kal‘asın binâ etdüği ve Mihribân kal‘ası fethi ve Zeynel Hân'ın inhizâmı ve Acem diyârının nehb [ü] gâret olunduğu ve Bâğ-ı Cinân kal‘ası etrâflarında yigirmi pâre kal‘alar harâb olduğu andan Şehr-i Hemedân ve kal‘a-i Dergezîn cânibleri alan u tâlân ve ahâlîsi nâlân u giryân ve mâlları yağmâ olup uryân kaldukları cümle sene 1039 târîhinde vakı‘ olup.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 61b ·
metinde göster ·
"Evvelâ hamd idelim Hâlık-ı Bîçûn'a kim benî Âdeme akl-ı küll verüp cümle hayvânâtdan evvel eşref-i mahlûk etdi kim hayr u şerri ve zarar [u] nef‘i bilüp müfsidîn ve hâsidîn ve mekkârların hiyel ü şeytanatına aldanmayup bî-garaz Müselmanlara taşra umûrun su‘âl edüp hâkimü'l-vakt olan adâlet ide. Yürü ümîddir kim bu zerre-i nâçîzin zerre kadar hatâsın sütür etmeyüp sû-i zan 261b ile deryâ-misâl askeri ser-i sa‘âdetinize cem‘ eyleyüp tarafeynde ceng ü cidâl ve harb ü kıtâl ola da rûz-ı mahşerde sizden su‘âl olunmaz mı ve memâlik-i Âl-i Osmân'ın Bitlîs şehri nehb ü gâret olunursa ve bu kadar evlâd [u] ıyâl haşerât-ı Ekrâd tuğyânıyla pâymâl-i rimâl olursa sa‘âdetlü pâdişâhıma ne cevâb verirsin ve sa‘âdetle bu şehrimize gelüp hânemizde mihmân oldukda bu kadar va‘de-i kerîmeler etdiğinizi ne aceb ferâmûş etdiniz Elkerîmü izâ ahede vefâ" değil midir? Ve bir gün yine bu dâ‘î-i muhlisinizin külbe-i ahzânında buyurdunuz kim "İnşâallah hân karındaşım sana Muş sancağın ihsân etdirüp yarlığ-ı belîğlerin getirdirim." buyurduğunuzdan memnûn olup cihân cihân sürûr-ı şâdân olup bu kadar ahd-i mîsâk emrine bünyâd-ı îmân u gılâz-ı şiddâd olunmuşdu kim zamân-ı hükûmetinizde ünâs-ı merd ü zen âsûde-hâl olalar. Re‘âyâ-perverlik bu mudur kim bu kadar askerle bu şehir üzre gelesin, âsûde-hâl olmak kande kalır ve kande cây-ı menâs bulunur ve bir kerre dahi buyurdunuz kim "Hân karındaşım sen benim velîni‘am efendim Sultân Murâd Hân Gâzî'nin çerâğ-ı efrûhtesi idin, Revân senesinde çok ni‘metin yedik ve hâlâ şimdi bî-hadd ü bî-hisâb ni‘met-i uzmânı tenâvül eyledik, sen dahi ehl [ü] ıyâlinle du‘â-yı hayrımızda olup devâm-ı devlet-i Sultân Mehemmed Hân ed‘iyyesine müdâvim olup zevk u safâda ol." deyü du‘â-yı hayrınızla behremend olduk mülâhazasıyla âsûde-hâl olup kavm-i Ekrâd Malazgird yaylağına çıkarken kânûn-ı pâdişâhî üzre aded-i ağnâm hakkın alalım derken hudûdumuzda olan Mehemmed Beğ Malazgird'den bu kadar asker çeküp Ekrâd'ı himâyete alup Ekrâd'ın koyun hakkın almağa mâni‘ olup biz dahi öşr-i ağnâm almak murâd etdiğimizde anlar bizi dûz eylediler, biz de anları hor eyleyüp mâbeynden bir kaç âdem düşüp demleri heder olduklarına biz dahi mezâhib-i erba‘adan fetvâ-yı şerîfler almışızdır ve yeniçeriler dahi bâc-ı sultânî vermediklerinden mâ‘adâ sâ’ir tüccârın şütür-bârlarına bir zibidi ve zübeydî ve Zeydî ve Zeynî-mezheb yeniçeri bâc-ı sultânîmize mâni‘ olup cebren kânûn üzre bâcımız alup gulüvv-i âm ile bâğımıza silâh ile gelüp niçe âdemlerimiz mecrûh etdikleri sicill-i şer‘-i Resûl'de kayd olunup huccetleri huzûr-ı izzete gönderilir. Yine böyle iken ol zalemeler mukaddem târîh ile sultânıma varup tasdî‘ edüp anların dürûğ kelâmlarıyla yine niçe iftirâ-gûne ta‘n-âmîz kelimâtlar tahrîr etmişsüz. Mu‘ammer olun, eğer bu abd-i kemter Abdâl za‘îf-i ahkar sultânım ile hukûk-ı sâbıkamıza mağrûr olup bir bed evzâ‘ [u] etvâr bu bendelerinden sâdır oldu ise " Arapça âyeti üzre tevbeler olsun. Arapça mazmûnu üzre cemî‘i cürmümüzü afv edin kim bizim üzerimize hüsn-i nazarınız olmuşken ahd [ü] emânınızdan rücû‘ etmen. Zirâ siz halîfe-i rûy-ı zemin vüzerâlarısuz kim ve hulefâ’i'r-râşidîni'l-mürşidîn min ba‘dihî ve vüzerâ’i fî ahdih'dir. Bu âlem-i kevn-i fesâdda nizâm-ı intizâm cemî‘i hükkâmın ahde vefâ eylemesiyle bu dünyâ âsûde-hâl olmuşdur. Lutf edüp Hazret-i Risâlet-penâh ve Çâr-yâr-ı güzîn ervâhları içün ve sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâh başıyçün olsun beyne'l-akrân bu hakîri şermsâr edüp münkesir-i hâtır ile huzûr-ı şerîfe küstâhâne mektûbumuz ile Zeynel Ağa'mız gönderüp hilâf-ı inhâ eyle şikâyet eyleyenlerimizi tatyîb-i hâtır edüp mâbeynimiz ıslâh edüp bu hakîri pâymâl etmeyesiz, ve's-selâm.. Bâkî olasız, bâkî."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 261a–261b ·
metinde göster ·
Bu hâli derûn-ı kal‘a-i Hemedân'da mütahassın olan Kızılbaş-ı kallâşlar görüp "Amân ey güzîde-i Âl-i Osmân!" deyü kal‘anın miftâhların Hüsrev Paşa'ya sene 1039 târîhinde teslîm edüp niçe yüz yük mâl-ı ganâ’imlerin alup kal‘a-i İmâdiyye hâkiminin karındaşı Zeynel Beğ'i muhâfazacı ta‘yîn edüp hâkim nasb etmeden azm-i Bağdâd etdüği dahi inşâallahu Ta‘âlâ mahalliyle ol dahi tahrîr olunur. {Ammâ ol harâb-âbâddan berü şimdi Hemedân eyle âbâdân olmuşdur kim gûyâ nısf-ı cihândır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 311b ·
metinde göster ·
Çünki Serdâr-ı mu‘azzam Hüsrev-i Şîr diyâr-ı Acem'de Hemedân ve Dergezîn ve Bâğ-ı Cinân'ı ve Hille ve niçe nâmdâr kal‘aları muhâsara edüp amân u zamân vermeyüp on yedi pâre kılâ‘-ı metîneleri bilâ-ceng ü bilâ-cidâl feth edüp kendüleri Çiğ Ahmed kal‘asın ve Hille kal‘asın ta‘mîr ü termîm ederken kal‘a-i bâlâ Mihribân üzre gâret etmeğe Rûmeli eyâletiyle Arnavud Deli Yûsuf Paşa'yı ve Haleb Paşası Çerkes Muhammed Paşa'yı ve yeniçeri ağasıyla kırk oda kapu kulların ve dörd aşağı bölük sipahîlerin ve kifâyet mikdârı topçu ve cebeciler ile seksen aded şâhî toplar verüp kırk bin asker ile kal‘a-i Mihribân'ı muhâsaraya gönderir. Çünki asker-i İslâm kal‘a-i Mihribân altına varup vaz‘-ı hıyâm etdiler. Şâh-ı gümrâh tarafından elli bin güzîde pür-silâh ile Zeynel Hân nâmına bir hânlar hânı asker-i İslâm'ın mukâbelesinde meks-i çetr-i mülammâ‘ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 318a ·
metinde göster ·
… îde "Benem, diğer nîst!" diyen sâhib-i şecâ‘at fetâlardan imdâd gönderir. Çünki
Zeynel
Hân bu kadar cünûd-i cünüb-i gümrâhân ile asker-i İslâm'a mukâbil olur. Ammâ Kı …
Serdâr-ı âkıbet-efkâr ol ân Hüsrev Paşa-yı azîmü'ş-şâna haber gönderüp istimdâd taleb eder. Der-ân serdâr-ı bâ-vakâr on bin aded güzîde "Benem, diğer nîst!" diyen sâhib-i şecâ‘at fetâlardan imdâd gönderir. Çünki Zeynel Hân bu kadar cünûd-i cünüb-i gümrâhân ile asker-i İslâm'a mukâbil olur. Ammâ Kızılbaş-ı kallâşın hakkâ ki evvel hamlesi yamandır. Asâkir-i İslâm üzre sehel galebe eder şekilli olurlar ve Kızılbaş ordunun bir cânibine girerler ve mâl-ı ganâ’im hasâresine düşerler ve niçe yüz haymeleri kabza-i tasarrufa alırlar. Çün Halîl Paşa ve Hasan Paşa bu hâl-i perîşânı görüp "Oldu olacak, Serdâr Hüsrev Paşa'ya ne cevâb virelim?" deyüp cümle guzât-ı müslimîn, dalkılıç "Allah Allah!" deyü Kızılbaş-ı evbâş üzre "Hû! Hû!..." deyüp Kızılbaş'a aslâ göz açdırmayup cenge âheng ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 318a ·
metinde göster ·
Beğ câmi‘i, kâr-ı kadîm bir ağaç minâreli ma‘bedgâh-ı müslimîndir. Ve (---) mes …
Ve bu kal‘ada Zeynel Beğ câmi‘i, kâr-ı kadîm bir ağaç minâreli ma‘bedgâh-ı müslimîndir. Ve (---) mescidi var. Ve bir Tateli Rûmu keferesi mahallesi ve bir kenîsesi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 185a ·
metinde göster ·
… edüp hâh nâ-hâh bu hakîr anlar ile âlüfte ve âşüftelik ederek mahrem-i râz olup
Zeynel
Paşa oğlu beğ efendimizin düğününe bin yayan ve bin atlı pür-silâh âdemler ile …
Bu temâşâları etdiğimizden sonra nasb [u] nakş edüp halkıyla hüsn-i ülfet etmeğe cidd [ü] ihtimâm edüp hâh nâ-hâh bu hakîr anlar ile âlüfte ve âşüftelik ederek mahrem-i râz olup Zeynel Paşa oğlu beğ efendimizin düğününe bin yayan ve bin atlı pür-silâh âdemler ile atlanup
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 355b ·
metinde göster ·
… müselmânlardır. Bir câmi‘i ve bir mescidi ve bir hânı ve bir küçük hammâmı var.
Zeynel
Paşa oğlu bunda çiftliği içre sâkindir. Gâyet hânedân-ı azîmdir kim vasfında li …
Ergiri kazâsı hudûdunda bâğ-ı İrem-misâl âb-ı hayâtları cârî ve revân bir dağ eteğinde cümle iki yüz aded kayağan örtülü Ârnâbûd evleridir, ammâ ahâlîsi müselmânlardır. Bir câmi‘i ve bir mescidi ve bir hânı ve bir küçük hammâmı var. Zeynel Paşa oğlu bunda çiftliği içre sâkindir. Gâyet hânedân-ı azîmdir kim vasfında lisân kâsırdır. Bunda gelini yüz bin gûne şâdımânlar ile getirüp Cum‘a gecesi beğe arûsu teslîm edüp ol gece sabâha dak bir ayş u ışret ve sâz söz ve hây hûy zevk u safâ-yı Hüseyin Baykara meclisleri oldu kim sabâhısı "Yetmiş aded şarâb fıçısı boş kaldı ve iki bin kebâbı tenâvül olundu" deyü tefâhur kesb etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 356a ·
metinde göster ·