… k-ı pür-reng var ise cemî‘i dünyâ hadîkalarına müstevlî olup minkârlarına birer
zeytûn
ve nâhuneynlerine ikişer zeytûn alup her tayr üçer dâne zeytûn hedâyâ ile İslâm …
Biri dahi Bâb-ı Hümâyûn dâhilinde hâlâ cebehâne olan kubbe-i köhne bünyâddır kim ilâ yevminâ cebehâne-i Âl-i Osmân ile mâl-â-mâldır kim hisâb [u] kitâbdan hâric ve âric bir dahme-i Efrâsiyâb-misâl bir âlât-ı silâhhânedir. Bu gûne kubâb-ı azîmler ve dâr-ı şifâlar ve dâr-ı ulûmlar ve dâr-ı müsâfirîn ü mücâvirîn ve mihmânhâne ve tîmârhâneler ile Ayasofya etrâfın ârâste ve şehr-i Makdonya'yı pîrâste edüp mezkûr bin bir kubâbların tâ vasatında Tavukbâzârı nâm mahalde evc-i âsumâna ser çekmiş seng-i sumparadan bir serâmed amûd-ı müntehâ inşâ edüp tâ zirve-i a‘lâsına beyâz mermer-i hâm üzre bir tuyûr timsâlin ihdâs etdirüp her sene ol murg-ı bî-rîğ te’sîr-i vefk ile sayha urup perr [ü] bâlin küşâde edince azamet-i Hudâ ekâlîm-i seb‘ada ne kadar murg-ı zeyrek ve tuyûr-ı sığırcık-ı pür-reng var ise cemî‘i dünyâ hadîkalarına müstevlî olup minkârlarına birer zeytûn ve nâhuneynlerine ikişer zeytûn alup her tayr üçer dâne zeytûn hedâyâ ile İslâmbol'a gelüp mezkûr amûdun zeylinde olan kilar kubbesinin zirvesindeki delikden zeytûnları bırağup edâ-yı hidmet edüp giderlerdi. Aceb te’sîrât-ı mutalsamâtdır. Ve bu zeytûnları cemî‘i ruhbânlar tenâvül edüp def-i cû‘ ederlerdi. Bu gûne niçe bin mutalsamât-ı acîbler olduğu mahallinde tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 12b ·
metinde göster ·
… â hadîkalarına müstevlî olup minkârlarına birer zeytûn ve nâhuneynlerine ikişer
zeytûn
alup her tayr üçer dâne zeytûn hedâyâ ile İslâmbol'a gelüp mezkûr amûdun zeylin …
Biri dahi Bâb-ı Hümâyûn dâhilinde hâlâ cebehâne olan kubbe-i köhne bünyâddır kim ilâ yevminâ cebehâne-i Âl-i Osmân ile mâl-â-mâldır kim hisâb [u] kitâbdan hâric ve âric bir dahme-i Efrâsiyâb-misâl bir âlât-ı silâhhânedir. Bu gûne kubâb-ı azîmler ve dâr-ı şifâlar ve dâr-ı ulûmlar ve dâr-ı müsâfirîn ü mücâvirîn ve mihmânhâne ve tîmârhâneler ile Ayasofya etrâfın ârâste ve şehr-i Makdonya'yı pîrâste edüp mezkûr bin bir kubâbların tâ vasatında Tavukbâzârı nâm mahalde evc-i âsumâna ser çekmiş seng-i sumparadan bir serâmed amûd-ı müntehâ inşâ edüp tâ zirve-i a‘lâsına beyâz mermer-i hâm üzre bir tuyûr timsâlin ihdâs etdirüp her sene ol murg-ı bî-rîğ te’sîr-i vefk ile sayha urup perr [ü] bâlin küşâde edince azamet-i Hudâ ekâlîm-i seb‘ada ne kadar murg-ı zeyrek ve tuyûr-ı sığırcık-ı pür-reng var ise cemî‘i dünyâ hadîkalarına müstevlî olup minkârlarına birer zeytûn ve nâhuneynlerine ikişer zeytûn alup her tayr üçer dâne zeytûn hedâyâ ile İslâmbol'a gelüp mezkûr amûdun zeylinde olan kilar kubbesinin zirvesindeki delikden zeytûnları bırağup edâ-yı hidmet edüp giderlerdi. Aceb te’sîrât-ı mutalsamâtdır. Ve bu zeytûnları cemî‘i ruhbânlar tenâvül edüp def-i cû‘ ederlerdi. Bu gûne niçe bin mutalsamât-ı acîbler olduğu mahallinde tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 12b ·
metinde göster ·
… nkârlarına birer zeytûn ve nâhuneynlerine ikişer zeytûn alup her tayr üçer dâne
zeytûn
hedâyâ ile İslâmbol'a gelüp mezkûr amûdun zeylinde olan kilar kubbesinin zirves …
Biri dahi Bâb-ı Hümâyûn dâhilinde hâlâ cebehâne olan kubbe-i köhne bünyâddır kim ilâ yevminâ cebehâne-i Âl-i Osmân ile mâl-â-mâldır kim hisâb [u] kitâbdan hâric ve âric bir dahme-i Efrâsiyâb-misâl bir âlât-ı silâhhânedir. Bu gûne kubâb-ı azîmler ve dâr-ı şifâlar ve dâr-ı ulûmlar ve dâr-ı müsâfirîn ü mücâvirîn ve mihmânhâne ve tîmârhâneler ile Ayasofya etrâfın ârâste ve şehr-i Makdonya'yı pîrâste edüp mezkûr bin bir kubâbların tâ vasatında Tavukbâzârı nâm mahalde evc-i âsumâna ser çekmiş seng-i sumparadan bir serâmed amûd-ı müntehâ inşâ edüp tâ zirve-i a‘lâsına beyâz mermer-i hâm üzre bir tuyûr timsâlin ihdâs etdirüp her sene ol murg-ı bî-rîğ te’sîr-i vefk ile sayha urup perr [ü] bâlin küşâde edince azamet-i Hudâ ekâlîm-i seb‘ada ne kadar murg-ı zeyrek ve tuyûr-ı sığırcık-ı pür-reng var ise cemî‘i dünyâ hadîkalarına müstevlî olup minkârlarına birer zeytûn ve nâhuneynlerine ikişer zeytûn alup her tayr üçer dâne zeytûn hedâyâ ile İslâmbol'a gelüp mezkûr amûdun zeylinde olan kilar kubbesinin zirvesindeki delikden zeytûnları bırağup edâ-yı hidmet edüp giderlerdi. Aceb te’sîrât-ı mutalsamâtdır. Ve bu zeytûnları cemî‘i ruhbânlar tenâvül edüp def-i cû‘ ederlerdi. Bu gûne niçe bin mutalsamât-ı acîbler olduğu mahallinde tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 12b ·
metinde göster ·
bırağup edâ-yı hidmet edüp giderlerdi. Aceb te’sîrât-ı mutalsamâtdır. Ve bu zey …
Biri dahi Bâb-ı Hümâyûn dâhilinde hâlâ cebehâne olan kubbe-i köhne bünyâddır kim ilâ yevminâ cebehâne-i Âl-i Osmân ile mâl-â-mâldır kim hisâb [u] kitâbdan hâric ve âric bir dahme-i Efrâsiyâb-misâl bir âlât-ı silâhhânedir. Bu gûne kubâb-ı azîmler ve dâr-ı şifâlar ve dâr-ı ulûmlar ve dâr-ı müsâfirîn ü mücâvirîn ve mihmânhâne ve tîmârhâneler ile Ayasofya etrâfın ârâste ve şehr-i Makdonya'yı pîrâste edüp mezkûr bin bir kubâbların tâ vasatında Tavukbâzârı nâm mahalde evc-i âsumâna ser çekmiş seng-i sumparadan bir serâmed amûd-ı müntehâ inşâ edüp tâ zirve-i a‘lâsına beyâz mermer-i hâm üzre bir tuyûr timsâlin ihdâs etdirüp her sene ol murg-ı bî-rîğ te’sîr-i vefk ile sayha urup perr [ü] bâlin küşâde edince azamet-i Hudâ ekâlîm-i seb‘ada ne kadar murg-ı zeyrek ve tuyûr-ı sığırcık-ı pür-reng var ise cemî‘i dünyâ hadîkalarına müstevlî olup minkârlarına birer zeytûn ve nâhuneynlerine ikişer zeytûn alup her tayr üçer dâne zeytûn hedâyâ ile İslâmbol'a gelüp mezkûr amûdun zeylinde olan kilar kubbesinin zirvesindeki delikden zeytûnları bırağup edâ-yı hidmet edüp giderlerdi. Aceb te’sîrât-ı mutalsamâtdır. Ve bu zeytûnları cemî‘i ruhbânlar tenâvül edüp def-i cû‘ ederlerdi. Bu gûne niçe bin mutalsamât-ı acîbler olduğu mahallinde tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 12b ·
metinde göster ·
… arı bırağup edâ-yı hidmet edüp giderlerdi. Aceb te’sîrât-ı mutalsamâtdır. Ve bu
zeytûnları
cemî‘i ruhbânlar tenâvül edüp def-i cû‘ ederlerdi. Bu gûne niçe bin mutalsamât- …
Biri dahi Bâb-ı Hümâyûn dâhilinde hâlâ cebehâne olan kubbe-i köhne bünyâddır kim ilâ yevminâ cebehâne-i Âl-i Osmân ile mâl-â-mâldır kim hisâb [u] kitâbdan hâric ve âric bir dahme-i Efrâsiyâb-misâl bir âlât-ı silâhhânedir. Bu gûne kubâb-ı azîmler ve dâr-ı şifâlar ve dâr-ı ulûmlar ve dâr-ı müsâfirîn ü mücâvirîn ve mihmânhâne ve tîmârhâneler ile Ayasofya etrâfın ârâste ve şehr-i Makdonya'yı pîrâste edüp mezkûr bin bir kubâbların tâ vasatında Tavukbâzârı nâm mahalde evc-i âsumâna ser çekmiş seng-i sumparadan bir serâmed amûd-ı müntehâ inşâ edüp tâ zirve-i a‘lâsına beyâz mermer-i hâm üzre bir tuyûr timsâlin ihdâs etdirüp her sene ol murg-ı bî-rîğ te’sîr-i vefk ile sayha urup perr [ü] bâlin küşâde edince azamet-i Hudâ ekâlîm-i seb‘ada ne kadar murg-ı zeyrek ve tuyûr-ı sığırcık-ı pür-reng var ise cemî‘i dünyâ hadîkalarına müstevlî olup minkârlarına birer zeytûn ve nâhuneynlerine ikişer zeytûn alup her tayr üçer dâne zeytûn hedâyâ ile İslâmbol'a gelüp mezkûr amûdun zeylinde olan kilar kubbesinin zirvesindeki delikden zeytûnları bırağup edâ-yı hidmet edüp giderlerdi. Aceb te’sîrât-ı mutalsamâtdır. Ve bu zeytûnları cemî‘i ruhbânlar tenâvül edüp def-i cû‘ ederlerdi. Bu gûne niçe bin mutalsamât-ı acîbler olduğu mahallinde tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 12b ·
metinde göster ·
… murg kanat kakup sayha urdukda cemî‘i tuyûr minkâr [u] nâhunları ile üçer dâne
zeytûn
getirdikleri bâlâda münâsebetiyle tahrîr olunmuşdur.
Ba‘dehu Kostantîn bu amûd-ı âlî üzre bir sığırcık kuşu timsâli tılısm edüp yılda bir kerre ol murg kanat kakup sayha urdukda cemî‘i tuyûr minkâr [u] nâhunları ile üçer dâne zeytûn getirdikleri bâlâda münâsebetiyle tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 16b ·
metinde göster ·
ve ruhâmî ve yerekânî mücellâ sütûn-ı müntehâlar Atina şehri kurbünde Hazret-i …
Ve niçe bin sommâkî ve zenbûrî ve zeytûnî ve ruhâmî ve yerekânî mücellâ sütûn-ı müntehâlar Atina şehri kurbünde Hazret-i Süleymân'ın binâ etdüği Temâşâlık nâm âsâr-ı azîmelerden gelmişdir. Ve ekseriyyâ nukre-i hâm gibi mermer-i hâmlar Marmara cezîresinden gelmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 34a ·
metinde göster ·
… ğa'ya bir ekmek ve bir akçe ve bir altun ve bir salkım üzüm ve bir hurmâ ve bir
zeytûn
verüp,
"Buna bir nân pâresi verelim getirin 38b şu Kırklar huzûrunda bir du‘â edelim" deyü Gülâbî Ağa'yı meydân-ı mahabbete getirüp cümle huzzâr-ı meclis huzûrunda Gülâbî Ağa'ya bir ekmek ve bir akçe ve bir altun ve bir salkım üzüm ve bir hurmâ ve bir zeytûn verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 38a–38b ·
metinde göster ·
{Fenn-i diğer}: Ve her bâr dest-i yümnâları ile iki yüz vukıyye seng-i
zeytûnî
sommâkî pâre amûd gürzü on iki hâne ve kırk bend üzre ol gürzü deverân etdirir …
{Fenn-i diğer}: Ve her bâr dest-i yümnâları ile iki yüz vukıyye seng-i zeytûnî sommâkî pâre amûd gürzü on iki hâne ve kırk bend üzre ol gürzü deverân etdirir idi. Evvelâ sağ eliyle gürz-i mezbûru bend-i yemîn ve bend-i yesâr ve sîlâr(?) ve vefâ ve pâyesâ ve alem ü kalem ve divâl ve kemer ve kitfeyn ve asma ve kesme ve kemer-karâr ve zabtî ve rehâ ve pâydâr ve'l-hâsıl bu bendler üzre gürzbâzlığı ve şemşîrbâzlığı ve zûrbâzlığı ve gurebâlara çâresâzlığı kemâline ergürmüş idi kim her fünûnda yegâne-i asr bir pâdişâh-ı Sâm-akrân idi. Hattâ üstâdımız serhânendegân {Dervîş Ömer} ba‘zı asma, kesme, urma ve tutma kelâmları esnâsında latîfe yüzünden Murâd Hân'a,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 72b ·
metinde göster ·
… ü sadefi hurdesi-misâl beyâz kabuk içre zî-rûh bir mahlûkdur. Meyhor kimesneler
zeyt
yağıyla pişirüp yâhûd limon ile çiğce tenâvül edüp bâde nûş ederler, ta‘âm-ı ta …
Ol mahallin deryâsında bir gûne deryâ mahlûku çıkar, başka sayyâdları vardır, istiridye derler, incü sadefi hurdesi-misâl beyâz kabuk içre zî-rûh bir mahlûkdur. Meyhor kimesneler zeyt yağıyla pişirüp yâhûd limon ile çiğce tenâvül edüp bâde nûş ederler, ta‘âm-ı tarabdır. Ammâ bâde içmeden de bir âdem beş on gün ol istiridyeden tenâvül etse her gece ehliyle ve nâ-ehliyle beşer onar kerre cimâ‘ eder. Bu gûne bir mahlûkdur kim Tershâne bâğçesi önünde hâsıl olan gâyet memdûhdur. Bâğçe üstâdına sayyâdları senevî on bin akçe avâ’id verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 124b ·
metinde göster ·
… ve alçacık minâreli (---) kademe nerdübân ile urûc olunur câmi‘dir. Altı serâpâ
zeyt
yağı dükkânlarıdır. Ve Kurşumlu Mahzen kurbünde,
Yağkapanı câmi‘i: (---) binâsıdır, çâr-kûşe tahta kurşum kubbeli ve alçacık minâreli (---) kademe nerdübân ile urûc olunur câmi‘dir. Altı serâpâ zeyt yağı dükkânlarıdır. Ve Kurşumlu Mahzen kurbünde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 129a ·
metinde göster ·
Bunlar ağızlarına zeyt yağı 163b alup yetmiş kulaç ka‘r-ı deryâya dalup ağzındaki zeyti taşraya bıragınca tarfetü'l-ayn içre dühn-i zeyt rû-yı deryâya müstevlî olup her bir zeyt yağı katresi birer hûrşîd-i dırahşân olur, zîrâ ol zeytlere şems-i cihânın tâbı urup her katre-i zeyt kevâkib-i Süreyyâ gibi ka‘r-ı deryâyı münevver edüp bir sûzen ve bir derâhim olsa bulup gavvâslar ka‘r-ı deryâya bir püşt-i pâ urup tarfetü'l-ayn içre taşra çıkar. Yetmiş kulaç yere talup bir ân dura ve yetmiş kulaç dahi çıka, mu‘cize-misâl bir ma‘rifetdir kim makdûr-ı beşer değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 163a–163b ·
metinde göster ·
… ar ağızlarına zeyt yağı 163b alup yetmiş kulaç ka‘r-ı deryâya dalup ağzındaki
zeyti
taşraya bıragınca tarfetü'l-ayn içre dühn-i zeyt rû-yı deryâya müstevlî olup he …
Bunlar ağızlarına zeyt yağı 163b alup yetmiş kulaç ka‘r-ı deryâya dalup ağzındaki zeyti taşraya bıragınca tarfetü'l-ayn içre dühn-i zeyt rû-yı deryâya müstevlî olup her bir zeyt yağı katresi birer hûrşîd-i dırahşân olur, zîrâ ol zeytlere şems-i cihânın tâbı urup her katre-i zeyt kevâkib-i Süreyyâ gibi ka‘r-ı deryâyı münevver edüp bir sûzen ve bir derâhim olsa bulup gavvâslar ka‘r-ı deryâya bir püşt-i pâ urup tarfetü'l-ayn içre taşra çıkar. Yetmiş kulaç yere talup bir ân dura ve yetmiş kulaç dahi çıka, mu‘cize-misâl bir ma‘rifetdir kim makdûr-ı beşer değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 163a–163b ·
metinde göster ·
rû-yı deryâya müstevlî olup her bir zeyt yağı katresi birer hûrşîd-i dırahşân o …
Bunlar ağızlarına zeyt yağı 163b alup yetmiş kulaç ka‘r-ı deryâya dalup ağzındaki zeyti taşraya bıragınca tarfetü'l-ayn içre dühn-i zeyt rû-yı deryâya müstevlî olup her bir zeyt yağı katresi birer hûrşîd-i dırahşân olur, zîrâ ol zeytlere şems-i cihânın tâbı urup her katre-i zeyt kevâkib-i Süreyyâ gibi ka‘r-ı deryâyı münevver edüp bir sûzen ve bir derâhim olsa bulup gavvâslar ka‘r-ı deryâya bir püşt-i pâ urup tarfetü'l-ayn içre taşra çıkar. Yetmiş kulaç yere talup bir ân dura ve yetmiş kulaç dahi çıka, mu‘cize-misâl bir ma‘rifetdir kim makdûr-ı beşer değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 163a–163b ·
metinde göster ·
… ya bıragınca tarfetü'l-ayn içre dühn-i zeyt rû-yı deryâya müstevlî olup her bir
zeyt
yağı katresi birer hûrşîd-i dırahşân olur, zîrâ ol zeytlere şems-i cihânın tâbı …
Bunlar ağızlarına zeyt yağı 163b alup yetmiş kulaç ka‘r-ı deryâya dalup ağzındaki zeyti taşraya bıragınca tarfetü'l-ayn içre dühn-i zeyt rû-yı deryâya müstevlî olup her bir zeyt yağı katresi birer hûrşîd-i dırahşân olur, zîrâ ol zeytlere şems-i cihânın tâbı urup her katre-i zeyt kevâkib-i Süreyyâ gibi ka‘r-ı deryâyı münevver edüp bir sûzen ve bir derâhim olsa bulup gavvâslar ka‘r-ı deryâya bir püşt-i pâ urup tarfetü'l-ayn içre taşra çıkar. Yetmiş kulaç yere talup bir ân dura ve yetmiş kulaç dahi çıka, mu‘cize-misâl bir ma‘rifetdir kim makdûr-ı beşer değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 163a–163b ·
metinde göster ·
… a müstevlî olup her bir zeyt yağı katresi birer hûrşîd-i dırahşân olur, zîrâ ol
zeytlere
şems-i cihânın tâbı urup her katre-i zeyt kevâkib-i Süreyyâ gibi ka‘r-ı deryâyı …
Bunlar ağızlarına zeyt yağı 163b alup yetmiş kulaç ka‘r-ı deryâya dalup ağzındaki zeyti taşraya bıragınca tarfetü'l-ayn içre dühn-i zeyt rû-yı deryâya müstevlî olup her bir zeyt yağı katresi birer hûrşîd-i dırahşân olur, zîrâ ol zeytlere şems-i cihânın tâbı urup her katre-i zeyt kevâkib-i Süreyyâ gibi ka‘r-ı deryâyı münevver edüp bir sûzen ve bir derâhim olsa bulup gavvâslar ka‘r-ı deryâya bir püşt-i pâ urup tarfetü'l-ayn içre taşra çıkar. Yetmiş kulaç yere talup bir ân dura ve yetmiş kulaç dahi çıka, mu‘cize-misâl bir ma‘rifetdir kim makdûr-ı beşer değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 163a–163b ·
metinde göster ·
… r hûrşîd-i dırahşân olur, zîrâ ol zeytlere şems-i cihânın tâbı urup her katre-i
zeyt
kevâkib-i Süreyyâ gibi ka‘r-ı deryâyı münevver edüp bir sûzen ve bir derâhim ol …
Bunlar ağızlarına zeyt yağı 163b alup yetmiş kulaç ka‘r-ı deryâya dalup ağzındaki zeyti taşraya bıragınca tarfetü'l-ayn içre dühn-i zeyt rû-yı deryâya müstevlî olup her bir zeyt yağı katresi birer hûrşîd-i dırahşân olur, zîrâ ol zeytlere şems-i cihânın tâbı urup her katre-i zeyt kevâkib-i Süreyyâ gibi ka‘r-ı deryâyı münevver edüp bir sûzen ve bir derâhim olsa bulup gavvâslar ka‘r-ı deryâya bir püşt-i pâ urup tarfetü'l-ayn içre taşra çıkar. Yetmiş kulaç yere talup bir ân dura ve yetmiş kulaç dahi çıka, mu‘cize-misâl bir ma‘rifetdir kim makdûr-ı beşer değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 163a–163b ·
metinde göster ·
yağıyla midye pilâvı dahi lezîz ta‘âmdır. Ammâ mâhîlerde uskumru ve pisi ve nîl …
Ve hâlis su zeytûn yağıyla midye pilâvı dahi lezîz ta‘âmdır. Ammâ mâhîlerde uskumru ve pisi ve nîlûfer ve tekir [ve] kızıl kalkan balığına aşk olsun kim anı tamâm yiyen âdemden âdem çıkar eski balıkdır. Ammâ kalaklı ve kulaklı kalkan ve kefal balığına dahi aşk olsun kim anın hakkında "Ekeltü's-semekete hattâ re’sihâ" derler. Hakîkat cümle mâhîlerin başları ve âdem balığının kertiği başı lezîzdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175a ·
metinde göster ·
… e çavuşları cümle ru’ûs-ı hümâyûn ile zabt ederler. Cemî‘i diyârdan say yağı ve
zeytûn
yağı ve'l-hâsıl cümle dühniyyâtdan öşr alup senevî yetmiş yük akçe iltizâm bir …
Altıncı, evsâf-ı emânet-i yağkapanı: Ağa bir, neferât üç yüz, kârhâneleri birdir. Galata'da yağkapanı anın mekânıdır, kendisi ve kâtibi ve kethudâsı ve çavuşları cümle ru’ûs-ı hümâyûn ile zabt ederler. Cemî‘i diyârdan say yağı ve zeytûn yağı ve'l-hâsıl cümle dühniyyâtdan öşr alup senevî yetmiş yük akçe iltizâm bir azîm emânetdir. Dîdebânları ve simsârları ve kolcuları ve reftcileri cümle Amr-ı Ayyâr'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175b ·
metinde göster ·
: Dükkân 600, neferât 1285, pîrleri (---)(---)(---)(---). Bunlar dahi pür-sil …
Esnâf-ı yağcıyân-ı zeyt: Dükkân 600, neferât 1285, pîrleri (---)(---)(---)(---). Bunlar dahi pür-silâh olup dükkânların tahtırevânlar üzre katremîz şîşeler içre zeyt yağların pür edüp ubûr ederler. 176a Ardları sıra yağ emîni pençe-i âfitâb gulâmlarıyla küheylân atlar üzre ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175b–176a ·
metinde göster ·
… Bunlar dahi pür-silâh olup dükkânların tahtırevânlar üzre katremîz şîşeler içre
zeyt
yağların pür edüp ubûr ederler. 176a Ardları sıra yağ emîni pençe-i âfitâb gu …
Esnâf-ı yağcıyân-ı zeyt: Dükkân 600, neferât 1285, pîrleri (---)(---)(---)(---). Bunlar dahi pür-silâh olup dükkânların tahtırevânlar üzre katremîz şîşeler içre zeyt yağların pür edüp ubûr ederler. 176a Ardları sıra yağ emîni pençe-i âfitâb gulâmlarıyla küheylân atlar üzre ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175b–176a ·
metinde göster ·
… . Bin sene mu‘ammer olmağile üç yüz altmış altı san‘at icâd etmişdir, bu sâbûnu
zeyt
yağından te’lîf edüp pek etmede niçe zamân tek-i pû edüp âciz kaldı. Âhir âciz …
Esnâf-ı sâbûncıyân: Dükkân 200, neferât 500, pîrleri mukeddemâ Cemşîd'dir. Bin sene mu‘ammer olmağile üç yüz altmış altı san‘at icâd etmişdir, bu sâbûnu zeyt yağından te’lîf edüp pek etmede niçe zamân tek-i pû edüp âciz kaldı. Âhir âciz olup kahrında ağlarken bir katre göz yaşından sâbûn kazanı içre damladuğı yer donup taş gibi oldu. Andan bildi kim göz yaşı nemnâkdır, sâbûna tuzlu su idhâl edüp taş gibi oldu. Hakkâ ki mu‘ciz mertebesi terkîbdir. Ammâ sâbûn kazganlarda kaynarken içine zî-rûh kısmından ne düşerse bi-emrillâh mahv olup sâbûn olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 179b ·
metinde göster ·
: İzmit hâkinde bir iskeledir. Âbâdândan bir imâret yokdur. Yeniçeri ağalarına …
Karye-i Zeytûnburnu : İzmit hâkinde bir iskeledir. Âbâdândan bir imâret yokdur. Yeniçeri ağalarına mahsûs gemiler bu iskelede yüklenir. Dağlarında ma‘mûr kurâlar vardır. Andan eyyâm-ı muvâfık ile ol körfez içre iki cânibin ma‘mûr âbâdânları temâşâ ederek 8 sâ‘atde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 242b ·
metinde göster ·
… ar. Mihrâbı ve minberi tarz-ı kadîm sâde güzelidir ve mâ-havlı bâğ-ı İrem-misâl
zeytûn
bâğları ve bâğçeleri vardır.
Ve Ayasofya Câmi‘i: Süleymân Beğ Câmi‘inin garb tarafındadır ve deryâ kenarında vâkı‘ olmuşdur. Küffâr asrında binâ olunmuşdur. Ba‘dehu Kürd Alî Beğ nâmında bir vali-i vilâyet pâdişâha arz edüp emr-i sultânîyle dest-i nasârâdan alup bir câmi‘-i latîf ve bir mahfil-i münîf ve bir minber-i nasîf ihdâs edüp sene 982 târîhinde cemâ‘at-i kesîreye mâlik bir ürd-i behişt-misâl bir câmi‘-i dilküşâdır. Kıble kapusundan mihraba varınca tûlânîce vâkı‘ olmuşdur. Ve câmi‘ içre gûnâ-gûn sommâkî ve zenbûrî ve mermer-i hâm amûd-ı müntehâlar var kim midhatinde diller kâsırdır ve serâmed bir minâre-i mevzûnu (---) kapusu var. Mihrâbı ve minberi tarz-ı kadîm sâde güzelidir ve mâ-havlı bâğ-ı İrem-misâl zeytûn bâğları ve bâğçeleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 251a ·
metinde göster ·
… e olmaz. Husûsan limonının gûnâ-gûnu ve turunc-ı âlgûnunun envâ‘ı ve rummânı ve
zeytûnu
cihânı dutmuşdur kim yedi gûne zeytûnu olur. Misli meğer Şâm-ı cennet-meşâm ve …
Evvelâ meşrûbâtında (---) âb-ı hayâtdan nişân verir mâ-i zülâldir. Ve Bozdepe bâğlarının turna kanı şîre-i engûru gâyet latîf şıralı, bahâ eder metâ‘dır kim nûş edene asla humârı yokdur. Ve müselles-i şer‘iyyesi ve karanfiliyyesi ve misketi gâyet lezîz şerbetlerdir. Me’kûlâtından niçe bin hadâ’ık [u] bostânının envâ‘-ı fevâkihât [u] müsmirrât-ı nefîse ve gürûmundan, gûnâ-gûn engür-i lezîzesinden, âbdâr [u] hoş-hâr meyvelerinden dilberlebi kirazı ve Lahîcân emrûdu ve beğ emrûdu ve gülâbî emrûdu ve Sinop elması ve nâmık üzümü ve melikî üzümü ve frenk üzümü ni‘met-i nefîsedir. Ve bâdencân inciri eyle lezîz ve mümessek incirdir kim misli diyâr-ı Nâzilli'de olmaz. Husûsan limonının gûnâ-gûnu ve turunc-ı âlgûnunun envâ‘ı ve rummânı ve zeytûnu cihânı dutmuşdur kim yedi gûne zeytûnu olur. Misli meğer Şâm-ı cennet-meşâm ve Kuds-i Şerîf'de ola. Ammâ bu Tarabefzûn zeytûnunun bir hûrdesi vardır. Perveriş olmadan hâm iken tenâvül olunur. Ve siyâh kiraza benzer bir gûne meyvedir. Bu dahi Tarabefzûn'a mahsusdur. Ve Tarabzon hurması derler bir meyvedir, fırında kurudup vilâyet vilâyet müstevlî olur. İçinde iki üç çekirdeği olur, lezîz meyvedir. Ve ezhâr [u] şükûfesinde niçe bin elvân çiçekleri vardır. Ammâ bir gûne hoş-bû la‘l-gûn karanfili olur kim rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur. Her dânesi mutabbak verd-i hamrâ gibi olup râyihası âdemin damağın mu‘attar eder. Ve her biri şapsız beşer altışar dirhem gelir karanfili hâsıl olur. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252b ·
metinde göster ·
… turunc-ı âlgûnunun envâ‘ı ve rummânı ve zeytûnu cihânı dutmuşdur kim yedi gûne
zeytûnu
olur. Misli meğer Şâm-ı cennet-meşâm ve Kuds-i Şerîf'de ola. Ammâ bu Tarabefzûn …
Evvelâ meşrûbâtında (---) âb-ı hayâtdan nişân verir mâ-i zülâldir. Ve Bozdepe bâğlarının turna kanı şîre-i engûru gâyet latîf şıralı, bahâ eder metâ‘dır kim nûş edene asla humârı yokdur. Ve müselles-i şer‘iyyesi ve karanfiliyyesi ve misketi gâyet lezîz şerbetlerdir. Me’kûlâtından niçe bin hadâ’ık [u] bostânının envâ‘-ı fevâkihât [u] müsmirrât-ı nefîse ve gürûmundan, gûnâ-gûn engür-i lezîzesinden, âbdâr [u] hoş-hâr meyvelerinden dilberlebi kirazı ve Lahîcân emrûdu ve beğ emrûdu ve gülâbî emrûdu ve Sinop elması ve nâmık üzümü ve melikî üzümü ve frenk üzümü ni‘met-i nefîsedir. Ve bâdencân inciri eyle lezîz ve mümessek incirdir kim misli diyâr-ı Nâzilli'de olmaz. Husûsan limonının gûnâ-gûnu ve turunc-ı âlgûnunun envâ‘ı ve rummânı ve zeytûnu cihânı dutmuşdur kim yedi gûne zeytûnu olur. Misli meğer Şâm-ı cennet-meşâm ve Kuds-i Şerîf'de ola. Ammâ bu Tarabefzûn zeytûnunun bir hûrdesi vardır. Perveriş olmadan hâm iken tenâvül olunur. Ve siyâh kiraza benzer bir gûne meyvedir. Bu dahi Tarabefzûn'a mahsusdur. Ve Tarabzon hurması derler bir meyvedir, fırında kurudup vilâyet vilâyet müstevlî olur. İçinde iki üç çekirdeği olur, lezîz meyvedir. Ve ezhâr [u] şükûfesinde niçe bin elvân çiçekleri vardır. Ammâ bir gûne hoş-bû la‘l-gûn karanfili olur kim rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur. Her dânesi mutabbak verd-i hamrâ gibi olup râyihası âdemin damağın mu‘attar eder. Ve her biri şapsız beşer altışar dirhem gelir karanfili hâsıl olur. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252b ·
metinde göster ·
… olur. Misli meğer Şâm-ı cennet-meşâm ve Kuds-i Şerîf'de ola. Ammâ bu Tarabefzûn
zeytûnunun
bir hûrdesi vardır. Perveriş olmadan hâm iken tenâvül olunur. Ve siyâh kiraza b …
Evvelâ meşrûbâtında (---) âb-ı hayâtdan nişân verir mâ-i zülâldir. Ve Bozdepe bâğlarının turna kanı şîre-i engûru gâyet latîf şıralı, bahâ eder metâ‘dır kim nûş edene asla humârı yokdur. Ve müselles-i şer‘iyyesi ve karanfiliyyesi ve misketi gâyet lezîz şerbetlerdir. Me’kûlâtından niçe bin hadâ’ık [u] bostânının envâ‘-ı fevâkihât [u] müsmirrât-ı nefîse ve gürûmundan, gûnâ-gûn engür-i lezîzesinden, âbdâr [u] hoş-hâr meyvelerinden dilberlebi kirazı ve Lahîcân emrûdu ve beğ emrûdu ve gülâbî emrûdu ve Sinop elması ve nâmık üzümü ve melikî üzümü ve frenk üzümü ni‘met-i nefîsedir. Ve bâdencân inciri eyle lezîz ve mümessek incirdir kim misli diyâr-ı Nâzilli'de olmaz. Husûsan limonının gûnâ-gûnu ve turunc-ı âlgûnunun envâ‘ı ve rummânı ve zeytûnu cihânı dutmuşdur kim yedi gûne zeytûnu olur. Misli meğer Şâm-ı cennet-meşâm ve Kuds-i Şerîf'de ola. Ammâ bu Tarabefzûn zeytûnunun bir hûrdesi vardır. Perveriş olmadan hâm iken tenâvül olunur. Ve siyâh kiraza benzer bir gûne meyvedir. Bu dahi Tarabefzûn'a mahsusdur. Ve Tarabzon hurması derler bir meyvedir, fırında kurudup vilâyet vilâyet müstevlî olur. İçinde iki üç çekirdeği olur, lezîz meyvedir. Ve ezhâr [u] şükûfesinde niçe bin elvân çiçekleri vardır. Ammâ bir gûne hoş-bû la‘l-gûn karanfili olur kim rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur. Her dânesi mutabbak verd-i hamrâ gibi olup râyihası âdemin damağın mu‘attar eder. Ve her biri şapsız beşer altışar dirhem gelir karanfili hâsıl olur. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252b ·
metinde göster ·
… içine döşeyüp bir kat hapsi döşeyüp ba‘dehû Tarabefzûn'un âb-ı hayâta benzer su
zeytûn
yağın döküp germâ-nermâ âteşde bir sâ‘at pişüp gûyâ nûr olup tenâvül eden nûr-ı …
Nef‘i ve eşkâli ve hâssasın bildirir: Evvelâ bir karış kadar ince ve morca ve mücellâca ve semînce balıçakdır. Nef‘i ol mertebedir kim yedi gün bir âdem tenâvül etse her gice ehline varup yedişer kerre kendi balığın ehline yidire, gâyet mukavvî ve seri‘u'l-hazmdır. Ve aslâ balık râyihâsı olup tenâvül edene harâret vermez. Ve hâssası oldur kim ağrı hastalığına mübtelâ âdem yise bi-emrillah şifâ bulur. Ve bir evde yılan ve çıyan ve akreb olsa hapsi balığının başın âteşe yakup ol hânede dütsü etseler cümle çıyan râyihâsından helâk ola. Niçe yüz gûne nef‘i ve hâssası vardur amma bunu yimek Tarabefzûn halkına mahsusdur kim kırk gûne ta‘âmın pişirirler kim her birinde birer gûne lezzet hâsıl olur. Çorbası ve yahni ve kebâbı ve böreği ve baklavası ve çorbasının envâ‘ın pişirirler. Ammâ pilaki derler bir gûne ot taşından tavalar yaparlar. İbtidâ bu hapsi balığın pâk ayırtlayup onar onar kamışa dizüp ma‘denos ve kerefis ve soğan ve pırasayı pâk hûrde kıyup darçın ve fülfül-i siyâh ile halt edüp bir kat kerefis ve ma‘denivâzı pilaki tavası içine döşeyüp bir kat hapsi döşeyüp ba‘dehû Tarabefzûn'un âb-ı hayâta benzer su zeytûn yağın döküp germâ-nermâ âteşde bir sâ‘at pişüp gûyâ nûr olup tenâvül eden nûr-ı pür-nûr olur. Bu gûne tabh olup tenâvül olunsa kuvvet-i basara ve mi‘ideye nâfi‘dir. Hakkâ kim muhabbet edecek mâ’ide-i Sübhân'dır kim Subhânu'l-Hallâku'l-bâkî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 253a ·
metinde göster ·
ve Gümüş ve Bulak ve kadısına senevî yedi bin guruş olur. Ve paşasına ber-vech- …
Evvelâ kazâ-yı Köprü, Simere ve kazâ-yı Zeytûn ve Gümüş ve Bulak ve kadısına senevî yedi bin guruş olur. Ve paşasına ber-vech-i adâlet yetmiş bin guruş olur. Paşasının hâssı altı aded subaşılıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 280b ·
metinde göster ·
… cisr-i azîme karşı şehre Gök Medrese'ye geçer ve cânib-i şarka Bâb-ı Serkiz ve
Zeytûnâbâd
, kabr-i Elvân Çelebi ve Amasiyye tahta cisri karşu şehirde Garîbler câmi‘ine ge …
Ammâ üç kapusu var; {Kıbleye nâzır alçak köprüde Karanlık kapu ve kal‘aya nâzır Ma‘denus kapusu, Bâyezîd Hân Köprüsü yoludur, Merzifon ve Gergera[n] kasabası ve Lâdik ve Varay ve cânib-i garba Meydân kapusu tahta cisr-i azîme karşı şehre Gök Medrese'ye geçer ve cânib-i şarka Bâb-ı Serkiz ve Zeytûnâbâd, kabr-i Elvân Çelebi ve Amasiyye tahta cisri karşu şehirde Garîbler câmi‘ine geçerler}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 280b ·
metinde göster ·
… Ancak yaylağ ve şitâsı ziyâde olmağıla üzümü ve kavunu ve karpuzu ve inciri ve
zeytûnu
ve narı olmaz. Amma memdûh-ı cihân-ârâ Akdağ balı nâmıyla mevsûf bir gûne asel- …
Me’kûlât [ü] meşrûbât [ve] masnû‘âtının memdûhâtından evvelâ gök sulu emrûdu ol kadar âbdâr [ve] hoş-hârdır kim Malatıyye ve Acem diyârının Tesuy ve Ordubâr ve Hoy ve Merend şehirlerinde olmaz. Ve Karamân emrûdu dahi hem-çünân meşhûr-ı âfâkdır. Ve gûnâ-gûn âbdâr kirazı, cihân-ârâdır. Ve memecik ekmeği memâlik-i Âl-i Osmân'da Sabanca somunundan sonra Lâdik şehrinin memecik ekmeği rub‘-ı meskûnda pembe-misâl ve beyâz ve hâs olması sebebiyle meşhûr-ı âfâkdır. Ancak yaylağ ve şitâsı ziyâde olmağıla üzümü ve kavunu ve karpuzu ve inciri ve zeytûnu ve narı olmaz. Amma memdûh-ı cihân-ârâ Akdağ balı nâmıyla mevsûf bir gûne asel-i musaffâsı var kim edîm-i arzda ne Girid balına benzer ve Adana balına benzer, ne Sıgla balına benzer, müşk-i amber-i hâm râyihalı sun‘-ı Hudâ bir aseldir kim niçe bin kutu ile İslâmbol a‘yânına hedâyâ gider. Ve kâr-ı memdûhundan Akdağ'ın beyâz sâdelik pembe bezi Acem'in Lekfûrî ve Musul bezinden rakîk ve beyâz bezi olur. Ma‘lûmumuz olan memdûhâtları bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345a ·
metinde göster ·
… yre-i zülâldir. Cânib-i erba‘asında Zuday ve Sonisa ve kazâ-yı Kavza ve kazâ-yı
Zeytun
dağlarından yigirmi altı aded uyûn-ı câriyeler bu nehre munsab olup yine leb-be …
Der-vasf-ı buhayre-i Lâdik: Şehr-i Lâdik'in cânib-i şarkîsinde nümâyân bir buhayre-i azîmdir. Bir günde devr olunur buhayre-i âb-ı hayâtdır. On bir gûne mâhîleri var kim her birin lezzeti ve hâssa ve haysiyyetiyle ve eşkâl-i reng-i gûnâ-gûniyle medh eylesek tatvîl-i kelâm olur. Ammâ cümle mâhîlerinden turna balığı Mâ’ide-i Mûsâ'dan lezîz bir mâhî-i lezîz ü mukavvîdir. Bu halîcin kenarında ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar ile müzeyyen bir buhayre-i zülâldir. Cânib-i erba‘asında Zuday ve Sonisa ve kazâ-yı Kavza ve kazâ-yı Zeytun dağlarından yigirmi altı aded uyûn-ı câriyeler bu nehre munsab olup yine leb-ber-leb bir buhayredir. Bir cânibe ayağı yokdur. Evvelâ kenarında Boğazköy, gâyet latîf ve ma‘mûr ü müzeyyen köydür. Ve karye-i Otuz, bu buhayre kenarındadır. Bi-emrillah bu karyede olan kaymak bir diyârda yokdur. Küleğinin içinde iken keçi oğlağı, kaymağı üzerine 346a bassa teyesün nâhunları kışata-yı beyâza te’sîr etmez ve kaymağın bıçağile keserler, sakız gibi çiğnenir bir gûne lezîz ve kudretden mümessek râyiha-i tayyibesi vardır. Bu kaymağın misli meğer Erzurûm hâkinde Bingöl yaylası kaymağı ola (---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345b–346a ·
metinde göster ·
… r. Ve cânib-i garbîde Köprü şehri ara yatıdır. Ve cânib-i garbîsinde bir menzil
Zeytun
kazâsıdır. Ve cânib-i şimâlinde Karadeniz sâhilinde iskelesi Samsun ve Sinop'du …
Ve bu Lâdik'in cenûbunda Amasiyye sekiz sâ‘atdir. Ve cânib-i şarkîsinde Nîkhisâr ara yatıdır. Ve Kavakili kazası bir menzildir. Ve cânib-i garbîde Köprü şehri ara yatıdır. Ve cânib-i garbîsinde bir menzil Zeytun kazâsıdır. Ve cânib-i şimâlinde Karadeniz sâhilinde iskelesi Samsun ve Sinop'dur, ara yatıdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 346a ·
metinde göster ·
: Amasiyye sancâğı hâkinde iki bin hâneli, câmi‘ ve hân ve hammâmlı ve mekteb-i …
Kazâ-yı kasaba-i Zeytûn: Amasiyye sancâğı hâkinde iki bin hâneli, câmi‘ ve hân ve hammâmlı ve mekteb-i sıbyânlı ve çârsû-yı 349a bâzârlı, a‘yân [u] eşrâfı firâvân kasaba-i âbâdândır. Ve bâğ u bâğçesine nihâyet olmayup uyûn-ı câriyeleri revândır. Sâhib-i hâne olup ni‘metleri mebzûl olan Abdâl Beğ ve Mehter Ahmed Ağa ve Süleymân Ağa, âyende vü revende müsâfirîne mihmândârlık ederler. Andan 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 348b–349a ·
metinde göster ·
… i türâb imâristân binâları münhedim olup yatar. Hâlâ niçe bâğçeler ve bâğlar ve
zeytûn
ve servî ve ceviz dırahtları hudûdları nâ-ma‘lûm câmi‘ler meydân-ı muhabbetde k …
Ve kal‘a hâricinde aslâ imâret yokdur, cümle derûn-ı kal‘adadır. Bu eşkâlde ve bu cirmde olan derûn-ı kal‘ada cümle on sekiz mahalle ve (---) bin aded kiremit ile mestûr bâğlı ve bâğçeli tahtânî ve fevkânî ma‘mûr u müzeyyen hâneler ile ârâste ve şîrîn-kâr imâretler ile pîrâste olmuş şehr-i Çîn-i Rûm'dur. Bu kadar imâristân kal‘anın cânib-i kıblesindedir. Kal‘anın cânib-i şarkîsinde niçe bin hâne-i harâb- 5b -hâneleri türâb imâristân binâları münhedim olup yatar. Hâlâ niçe bâğçeler ve bâğlar ve zeytûn ve servî ve ceviz dırahtları hudûdları nâ-ma‘lûm câmi‘ler meydân-ı muhabbetde kalmış arz-ı hâliye yerler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 5a–5b ·
metinde göster ·
… iş-i me’kûlât [u] meşrûbât [u] sanâyi‘ât: Bâğı ve bâğçesi ve servî drahtları ve
zeytûnu
(---) vardır ve gölünün âb-ı hayâtı meşhûr-ı âfâkdır ve beyâz somunu ve hubûbât …
Der-sitâyiş-i me’kûlât [u] meşrûbât [u] sanâyi‘ât: Bâğı ve bâğçesi ve servî drahtları ve zeytûnu (---) vardır ve gölünün âb-ı hayâtı meşhûr-ı âfâkdır ve beyâz somunu ve hubûbâtında yağlı arpası gâyet latîfdir ve kâşîden kâseleri ve tabakları ve ibrikleri ve diyâr-ı Âl-i Osmân'da ne kadar münakkaş kâşîli imâret var ise bu İznik şehrinde işlendiğinden Çîn-i Mâçîn-i Rûm derler sihr-i i‘câz nakş-ı bukalemûn kâşîler işlenir kim vasfında lisân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 6a ·
metinde göster ·
… arısı ve bâdem kırması (---)(---) . Ammâ limon ve turuncu ve narı ve inciri ve
zeytûnu
ve hurmâsı olmaz.
Sitâyiş-i envâ‘-ı müsmirrât Evvelâ bâğ-ı Merâm'ında Kamerü'd-devle nâm Kamereddîn derler iki gûne mışmış âlûsu olur kim Şâm'ın Hamâvî kaysısından lezîz ü âbdâr ve hoş-hârdur ve yiğirmi elvân emrûdı ve kirazı ve dürbalisi ve üzüm sarısı ve bâdem kırması (---)(---) . Ammâ limon ve turuncu ve narı ve inciri ve zeytûnu ve hurmâsı olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 14a ·
metinde göster ·
… emî‘i büyûtlarının der-i dîvârları ve bacaları ve gaytânlarında dud ağaçları ve
zeytûn
ağaçları kızıl aşı ile boyanmışdır. Hikmet-i Hudâ cemî‘i dağlarında ve sahrâlar …
Menzil-i karye-i Ceremât: Nehr-i Tennûr'un cânib-i garbî tarafı olmağile Zeydâniyye nâhiyesi hudûdunda yüz hâneli mutî‘ Dürüzî köyüdür, kim bunlara Kızıllı ta‘bîr ederler. Cenk mahallerinde "Hûbâr" deyü feryâd-ı gülbang çekerler. Cemî‘i büyûtlarının der-i dîvârları ve bacaları ve gaytânlarında dud ağaçları ve zeytûn ağaçları kızıl aşı ile boyanmışdır. Hikmet-i Hudâ cemî‘i dağlarında ve sahrâlarında türâbları kırmızı hâk-ı anber-pâk olduğundan Kızıllı derler ve cemî‘i sıbyân u nisvân-ı emredânının libâsları ve başlarında tâcları kırmızı güvezi makdemdir. Ekseriyyâ mahsûlâtları harîr ü zeytûndur. Ve gayri mahsûlâtları gâyetü'l-gâye mütekâsirdir. Bu karyede Ma‘ânoğlu'nun mutî‘ [u] münkâd olan şeyhleri gelüp hedâyâların arz edüp zimmetlerinde olan yüz yetmiş kîseyi dahi teslîm edüp Şâm defterdârından memhûrlu temessükâtlar aldılar. Andan (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 37b ·
metinde göster ·
… ve başlarında tâcları kırmızı güvezi makdemdir. Ekseriyyâ mahsûlâtları harîr ü
zeytûndur
. Ve gayri mahsûlâtları gâyetü'l-gâye mütekâsirdir. Bu karyede Ma‘ânoğlu'nun mut …
Menzil-i karye-i Ceremât: Nehr-i Tennûr'un cânib-i garbî tarafı olmağile Zeydâniyye nâhiyesi hudûdunda yüz hâneli mutî‘ Dürüzî köyüdür, kim bunlara Kızıllı ta‘bîr ederler. Cenk mahallerinde "Hûbâr" deyü feryâd-ı gülbang çekerler. Cemî‘i büyûtlarının der-i dîvârları ve bacaları ve gaytânlarında dud ağaçları ve zeytûn ağaçları kızıl aşı ile boyanmışdır. Hikmet-i Hudâ cemî‘i dağlarında ve sahrâlarında türâbları kırmızı hâk-ı anber-pâk olduğundan Kızıllı derler ve cemî‘i sıbyân u nisvân-ı emredânının libâsları ve başlarında tâcları kırmızı güvezi makdemdir. Ekseriyyâ mahsûlâtları harîr ü zeytûndur. Ve gayri mahsûlâtları gâyetü'l-gâye mütekâsirdir. Bu karyede Ma‘ânoğlu'nun mutî‘ [u] münkâd olan şeyhleri gelüp hedâyâların arz edüp zimmetlerinde olan yüz yetmiş kîseyi dahi teslîm edüp Şâm defterdârından memhûrlu temessükâtlar aldılar. Andan (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 37b ·
metinde göster ·
… baş olup başın dutamaz olur. Bu temâşâyı edüp yine cânib-i kıbleye sengistân ve
zeytûnlu
çengelistân [u] hıyâbân yerleri aşup (---) sâ‘atde,
Karye-i Ayn-i Sûl; nâm mahalle varılup Şıkıf nâhiyesinde Ayn-i Sûl nâmında bir kayadan ayn-ı hayât su çıkup aşağıda bir buhayrecik olur. Ol buhayre içre aslâ sayf u şitâda semekden bir nâm [u] nişân yokdur. Tâ ki mâh-ı şubât geldikde hadd ü hasrın cenâb-ı Bârî bilir bir gûne balık zâhir olur kim gûyâ sîm-i hâlisdir. Cüssede Rûm'un hapsi balığı gibi bir semekedir. Mâh-ı şubatın nısfı olunca bu balıklar biri biri üzre binüp cimâ‘ etmeğe başlarlar ve ol balıklardan bu su yüzüne bir gûne neft gibi yağ şinâverlik etmeğe başlar. Ol yağdan cüzâm olanlar cem‘ edüp cerâmına sürse ve dütsi etse bi-emrillâh şifâ bulur. Bu halîc üzre yağ zuhûr olduğu mahalde bir âdem bu sudan nûş etse serhabtân marazına ya‘nî salbaş ve ahmaklık marazına mütbelâ olup başın dutamaz olur. Ammâ cimâ‘ etmeden dahi bîzâr olur. Ve mezkûr semekeyi âteşe yaksalar ol ev içinde olan hayvânât ve akreb ve çıyan ve yılan cümle mürd olur. Ve bu balığın etin tenâvül eden âdem dahi salbaş olup başın dutamaz olur. Bu temâşâyı edüp yine cânib-i kıbleye sengistân ve zeytûnlu çengelistân [u] hıyâbân yerleri aşup (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 38a ·
metinde göster ·
… zgal delikli, cümle kapuları muhkem ve metîn kal‘a-misâl türâb-ı pâk ile mestûr
zeytûnlu
ve dud ağaçlı, bâğlı ve bâğçeli âbâdân karye-i Dürüzistân'dır. Bu karyede yedi …
Menzil-i karye-i Şem‘ûn-ı Safâ: Bu mahal Sıfet hudûdunda vilâyet-i Dürüzistân'dır. Bu karye bin hâneli ve hân u hammâmlı ve esvâk-ı muhtasarlı ma‘mûr karyedir kim her hânesi kal‘a-misâl mazgal delikli, cümle kapuları muhkem ve metîn kal‘a-misâl türâb-ı pâk ile mestûr zeytûnlu ve dud ağaçlı, bâğlı ve bâğçeli âbâdân karye-i Dürüzistân'dır. Bu karyede yedi yüz esîr kurâ şeyhleri gelüp niçesinin kelleleri galtan olup altı yüzü kayd-bend-i esîr olup otak önüne beş bin kelle yığılup asker-i İslâm'dan ancak iki yüz seksen âdem şehd-i şehâdet câmın nûş edüp yedi yüz âdem mecrûh-ı dil-fikâr oldu. Ol gün cemî‘i iş erlerine iki yüz yetmiş hil‘at giydirilüp niçe yüzüne Şâm ze‘âmeti ve timarları ve yeniçeri gedikleri ihsân olunup iki bin mikdâr şehbâz u dilîr ve server [ü] hünerverlerin serlerine çelenkler sançılup cümleye yetmiş kîse bahşîş ihsân olundu. Hakîrin bu ceng-i garrâya fakîranca bu ebyâtı târîh düşmüşdür: Feth-i Dürüzî be-dest-i Murtezâ Paşa
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39a ·
metinde göster ·
Menzil-i karye-i Du‘âbe: Bir dağ başında bâğlı ve bâğçeli ve incir,
zeytûn
ve dud şecerli ve bin hâneli ma‘mûr [u] âbâdân Timânî kavmi köyüdür. Hamd-i Hud …
Menzil-i karye-i Du‘âbe: Bir dağ başında bâğlı ve bâğçeli ve incir, zeytûn ve dud şecerli ve bin hâneli ma‘mûr [u] âbâdân Timânî kavmi köyüdür. Hamd-i Hudâ yedi günde otuz kîse tahsîl edüp üç kîse hakîre ve bir kîse bayrak sarıcalarına verüp on bin guruş içün üç aded şeyhi kayd-bend ile paşaya getirüp teslîm etdik. Yine Şem‘ûn köyünde zevk [u] safâmıza meşgûl olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39b ·
metinde göster ·