olunan bâbların mâbeyni ve cümle cirm-i kal‘a-i sarây-ı sağîr ü kebîr on altı k …
Ve bu zikr olunan bâbların mâbeyni ve cümle cirm-i kal‘a-i sarây-ı sağîr ü kebîr on altı kapu mâbeyni dâ’iren-mâdâr altı bin beş yüz adım başka bir kal‘a-i üstüvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 16a ·
metinde göster ·
… imsâli cemî‘i dünyâda müte‘ad[did] pâdişâhların mevti haberin verirmiş. Hâlâ ol
zikr
olunan dörd sûret-i mehîb râyegândır. Ammâ Hazret'den berü tılısmâtları bâtıl o …
Bu eşkâllerden mâ‘adâ kubbe-i azîmin dörd pâye-i azîmlerinin tabaka-i âlîsi nihâyetinde dörd köşede birer melek sûreti vardır. Bilâ-teşbîh biri Cebrâ’îl ve biri Mîkâ’îl ve biri İsrâfîl ve biri Azrâ’îl sûretleridir kim hâlâ kanatların küşâde edüp dururlar kim kadd [ü] kâmetleri perr ü bâlleri ile ellişer zirâ‘ timsâl-i acîbelerdir, tâ Hazret-i Risâlet vücûda gelince bu ferişte sûretleri göbeğinde olan ağızlarından kelimât edüp Cebrâ’îl tasvîri cânib-i şarkda olup olacak alâ’imât ü vakâyi‘âtları ayân edermiş. Ve Mîkâ’îl sûreti cânib-i garbdan düşmen zuhûr eder ve kaht [u] galâ olur deyü haber verirmiş. Ve İsrâfîl sûreti cânib-i şimâlde olacak vakâyi‘âtdan haber verirmiş. Ve Azrâ’îl timsâli cemî‘i dünyâda müte‘ad[did] pâdişâhların mevti haberin verirmiş. Hâlâ ol zikr olunan dörd sûret-i mehîb râyegândır. Ammâ Hazret'den berü tılısmâtları bâtıl olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35a ·
metinde göster ·
… â’il-i şer‘îyyede müşkil-küşâ âlim ü âmil ve fuzalâ kimesne idi. Hamd-i Hudâ bu
zikr
olunan meşâyihlerin şeref-i sohbetleriyle müşerref olup du‘â-yı hayrlarıyla beh …
Ve fâtih-i Bağdâd Sultân Murâd Hân-ı Rabi‘ çâr mermer sütûn üzre yek pâre bir mermer kürsî inşâ etmişdir kim felekde misli yokdur. Ve her gün birer vâ‘iz pend [ü] nasîhat etmeğiçün sekiz aded şeyh ta‘yîn eyledi. Biri Kadızâde hazretleri, biri Üsküdarî Mahmûd Efendi hazretleri, biri Cerrâhpaşa şeyhi İbrâhîm Efendi ve biri Sivasî {Abdülmecîd} Efendi ve biri Kudsî Efendi ve Tercümân şeyhi Ömer Efendi ve eş-şeyhü'l-kebîr Emîr iştibî hazretleri mesâ’il-i şer‘îyyede müşkil-küşâ âlim ü âmil ve fuzalâ kimesne idi. Hamd-i Hudâ bu zikr olunan meşâyihlerin şeref-i sohbetleriyle müşerref olup du‘â-yı hayrlarıyla behre-mend olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 36b ·
metinde göster ·
olunan câmi‘i evsâfına yakındır. Ammâ bu câmi‘in iki minâre-i mevzûnu birer tab …
Dâhil-i Kostantıniyye'de Sarây-ı atîk kurbünde esâsına bed’ etdüği câmi‘-i güzînin ibtidâ târîhi sene selâse ve tis‘ mi’ede [903] şürû‘ olundu ve sene ihdâ aşere [ve] tis‘ mi’ede [912] itmâm olundu. Bu câmi‘-i şerîfin evsâfı hemân Sultân-ı mûmâ-ileyhin vâlid-i emcedi fâtih-i Kostantıniyye Sultân Mehemmed Hân Gâzî'nin zikr olunan câmi‘i evsâfına yakındır. Ammâ bu câmi‘in iki minâre-i mevzûnu birer tabaka olup câmi‘e muttasıl değildir. Câmi‘e muttasıl yemîn [ü] yesârında müsâfirîn içün iki aded tevhâne binâ olunmuş, minâreler anlara muttasıldır. Ba‘dehu mezkûr tevhâneleri câmi‘e ilhâk edüp câmi‘-i şerîf iki cânibinden dahi vâsi‘ oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 41b ·
metinde göster ·
… Ve arzı yemîn ü yesârından (---) ayakdır. Arzı tûlünden dırâz olmuş olur. Zîrâ
zikr
olunan tevhâneleri ilhâk etmişlerdir.
Kıble kapusundan tâ mihrâba varınca zergerdân ayak ile (---) ayakdır. Ve arzı yemîn ü yesârından (---) ayakdır. Arzı tûlünden dırâz olmuş olur. Zîrâ zikr olunan tevhâneleri ilhâk etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 41b ·
metinde göster ·
Sancakları bunlardır kim zikr olunur: Sancağ-ı Sofya paşanın tahtıdır. Livâ-i Köstendil, livâ-i İskenderiyye, livâ-i Tırhala, livâ-i Ohri, livâ-i Avlonya, livâ-i Delvinye, livâ-i Yanya, livâ-i Elbasan, livâ-i Çirmen, livâ-i Selânik, livâ-i Üsküb, livâ-i Dukagin, livâ-i Vidin, livâ-i Alacahisâr, livâ-i Prizrin, livâ-i Vuçitrin, livâ-i Sağ-kol, livâ-i Sol-kol. {Ammâ} livâ-i Silisre ve Nigebolı ve Kırk Kilise ve Bender ve Akkirman ve Özi ve Kılburun sancakları Rûmeli'nden ifrâz olup Karadeniz sâhilindeki kurâ ve kasabâtlar muhâfazasıyçün Silisre eyâlet olup başka vezâret olmuşdur. 50b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 50a–50b ·
metinde göster ·
Sancakları bunlardır kim zikr olunur: Livâ-i Sarhan, livâ-i Aydın, Kastamonu, Hudâvendigâr, Bolu, Menteşa ve Ankara ve Karahisâr-ı Sâhib, Tekeeli, Kânkırı, Hamîd, Sultânönü, Karesi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 50b ·
metinde göster ·
olunur: 51a Livâ-i kal‘a-i Litre, livâ-i Leve ve livâ-i Novigrad ve livâ-i Ho …
Sancakları bunlardır kim zikr olunur: 51a Livâ-i kal‘a-i Litre, livâ-i Leve ve livâ-i Novigrad ve livâ-i Hollok ve livâ-i Buyak ve tâbi‘-i Tuna Vişigradı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 50b–51a ·
metinde göster ·
olunur: Livâ-i Tımışvar ve Lipova ve Çanad ve Göle ve Modova, feth-i cedîd Şebe …
Gayrı livâları bunlardır kim zikr olunur: Livâ-i Tımışvar ve Lipova ve Çanad ve Göle ve Modova, feth-i cedîd Şebeş ve feth-i cedîd Logoş, livâ-i Façat ve livâ-i Arat ve livâ-i Beşkelek ba‘dehu Sokullu Mehemmed Paşa evkâfı olmuşdur, ammâ azîm livâ evkâfdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 51a ·
metinde göster ·
olunur: Kudüs-i Şerîf ve Gazze ve Kerek ve Sıfet ve Nâbulus ve Aclûn ve Leccûn …
Hâs ile zabt olunan sancaklar bunlardır ki zikr olunur: Kudüs-i Şerîf ve Gazze ve Kerek ve Sıfet ve Nâbulus ve Aclûn ve Leccûn ve Bukâ‘. Şâm paşa sancağıdır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 51b ·
metinde göster ·
olunan on tokuz livânın on biri Osmânlu sancaklarıdır kim sâ’ir memâlik-i mahrû …
On tokuz sancakdır ve beş hükûmetdir. Zikr olunan on tokuz livânın on biri Osmânlu sancaklarıdır kim sâ’ir memâlik-i mahrûsalardaki gibi zabt olunur. Sekizi Ekrâd beğleri zabt eder kim Selîm Hân-ı Evvel hîn-i fethde kendülere sancak verilüp yurdluk ve ocaklık ihsân olunup azl [u] nasb kabûl etmezler, eyle kânûndur ve fevt olduklarında vâlî-i vilâyeti arzıyla {sancakları} evlâdlarına verilüp gayrıya verilmez, meğer akrabâları olmaya. Lâkin sâ’ir sancaklar gibi ebvâb-ı mahsûlâtları deftere tahrîr olunup topraklarında tîmâr ve ze‘âmet vardır. Sefer-i 52a hümâyûn olsa erbâb-ı tîmârları sâ’irleri gibi alaybeğisi bayrağı altında edâ-yı hidmet ederler. Terk-i hizmet ederse ze‘âmeti ve sancağı oğluna yâhûd akrabâlarına verilir. Ammâ hükûmet tahrîr olunan sancaklar içre kânûnnâme-i Selîm Hân'da tîmâr ve ze‘âmet yokdur. Hâkimleri mülkiyyet üzre zabt edüp mefrûzu'l-kalem ve maktû‘ü'l-kadem olup ebvâb-ı mahsûlâtları her ne ise hâkimleri mutasarrıflardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 51b–52a ·
metinde göster ·
… zîre, Hükûmet-i Eğil ve Hükûmet-i Genc ve Hükûmet-i Palu ve Hükûmet-i Hazzo. Bu
zikr
olunan sancaklar eyâlet-i azîm kadar Kürdistân içre hükûmetlerdir, ve's-selâm.
Hükûmetleri bunlardır: Hükûmet-i Cezîre, Hükûmet-i Eğil ve Hükûmet-i Genc ve Hükûmet-i Palu ve Hükûmet-i Hazzo. Bu zikr olunan sancaklar eyâlet-i azîm kadar Kürdistân içre hükûmetlerdir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 52a ·
metinde göster ·
… edi sancağında sâ’ir memâlik gibi ze‘âmet [ve] tîmâr olup "Arz-ı memleket" deyü
zikr
olunur. Livâ-i Hille ve Zeng-âbâd ve Cevâzir ve Rûmâhiyye ve Cengûle ve Karatağ …
On sekiz sancakdır. Hazîne defterdârı ve defter kethudâsı ve tîmâr defterdârı vardır ve yedi sancağında sâ’ir memâlik gibi ze‘âmet [ve] tîmâr olup "Arz-ı memleket" deyü zikr olunur. Livâ-i Hille ve Zeng-âbâd ve Cevâzir ve Rûmâhiyye ve Cengûle ve Karatağ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 52a ·
metinde göster ·
… âri‘ yerleri ber-vech-i tahmîn verilmişdir kim 52b ol sancaklar bunlardır kim
zikr
olunur: Livâ-i Derteng ve Semâvât ve Bayat ve Derne ve Debâlâ ve Vâsıt ve Keren …
Bu sancaklardan mâ‘adâ on bir sancağa Arz-ı Irâk derler, ze‘âmet ve tîmâr yokdur, ancak sancak beğleri hâssı vardır, ba‘zı kurâ ve mezâri‘ yerleri ber-vech-i tahmîn verilmişdir kim 52b ol sancaklar bunlardır kim zikr olunur: Livâ-i Derteng ve Semâvât ve Bayat ve Derne ve Debâlâ ve Vâsıt ve Kerend ve Demirkapu ve Karâniyye ve Gîlân ve Âl-i Sâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 52a–52b ·
metinde göster ·
… ddâmları yokdur. Ammâ alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Sancakları bunlardır kim
zikr
olunur: Livâ-yı Bâcvânlar ve Tikrît ve Eski Musul ve Horûn [Hârûn].
Altı sancakdır. Erbâb-ı dîvân huddâmları yokdur. Ammâ alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Sancakları bunlardır kim zikr olunur: Livâ-yı Bâcvânlar ve Tikrît ve Eski Musul ve Horûn [Hârûn].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 52b ·
metinde göster ·
… . Tokuz bin yedi yüz nefer cebelüleri ile cümle on yedi bin mikdâr askerdir. Bu
zikr
55a olunan tâ’ife her sancağın alaybeğisi bayrağının altında sefer eşerler. V …
Eyâlet-i A[na]tolu içre yedi bin üç yüz on üç kılıçdır. Yüz toksan beşi ze‘âmetdir mâ‘adâsı tezkirelü ve tezkiresiz tîmârdır. Tokuz bin yedi yüz nefer cebelüleri ile cümle on yedi bin mikdâr askerdir. Bu zikr 55a olunan tâ’ife her sancağın alaybeğisi bayrağının altında sefer eşerler. Ve zü‘amâ ve erbâb-ı tîmârların kânûn üzre senevî hâsılları üç yüz yetmiş üç kerre yüz bin ve on bin yedi yüz otuz akçe eder. Ve her sancağın ze‘âmet [ve] tîmârı ne vechile olduğun beyân eder:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 54b–55a ·
metinde göster ·
olunan piyâde ve müsellemân tâ’ifesinin beğleri Yörüklerin nevbetleriyle sefere …
Bu zikr olunan piyâde ve müsellemân tâ’ifesinin beğleri Yörüklerin nevbetleriyle sefere ihrâc edüp top çekmek ve şâhrâh ma‘leml[er]ini tathîr edüp asker-i İslâma zahîre götürmekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 55a ·
metinde göster ·
… ve Yûnânî ve Türkî ve Şarkî ve Varsağı ve kâr u nakş ve savt ü zecel ve amel ü
zikr
ve tasnîfât ve kavl ve haznegîr veyâhûd ebyât-ı eş‘ârdan bahr-i tavîl ve kasâyi …
"Pâdişâhım yetmiş iki ulûmden Fârisî mi ve Arabî mi ve Rûmî ve ibrânî ve Süryânî ve Yûnânî ve Türkî ve Şarkî ve Varsağı ve kâr u nakş ve savt ü zecel ve amel ü zikr ve tasnîfât ve kavl ve haznegîr veyâhûd ebyât-ı eş‘ârdan bahr-i tavîl ve kasâyid ve tercî‘-i bend ve terkîb-i bend ve mersiye ve ıydiyye ve mu‘aşşer ve müsemmen [ve] müsebba‘ ve müseddes ve muhammes ve penc-beyt ve gazâliyyât ve kıt‘a ve müselles [ve]{dübeyt} ve müfredât ve ma‘niyyât-ı ilâhiyyâtdan ne murâd-ı şerîfiniz olursa be-ser [u] çeşm buyurun okuyayım" dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 69b ·
metinde göster ·
… halde çorlu olup merhûm olduğun nakl ederlerdi. Ve bir nakilleri dahi budur kim
zikr
olunur.
Ve türbe-i pür-envârının atebe-i ulyâsı üzre tarz-ı Karahisârî ile kâşî-i Çîn üzre bu âyet mastûrdur Arapça merkûmdur kim gûyâ bu âyet anların şânına nâzil olmuşdur. Ve bir târîhde ibtidâ İslâm Arapça bol'da merhûm olan pâdişâh bu Selîm-i Sânî'dir demiş. Ammâ galat nakl eylemiş. Zîrâ merhûm pederimiz Selîm-i Sânî ile Edirne'ye bile gitmeğe me’mûr olup cenâzesinde hâzır oldukların nakl ederlerdi. Ve Süleymân Hân'lı Kuzu Alî Ağa ve Gülâbî Ağalar dahi Çorlu nâm mahalde çorlu olup merhûm olduğun nakl ederlerdi. Ve bir nakilleri dahi budur kim zikr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 103a ·
metinde göster ·
Ve evlâd-ı emcâdları zikr olunur. Gâyetü'l-gâye cemmâ‘-kâr, sâhib-i zevk [u] şevk hünkâr olmağile vücûda gelen zükûr [u] ünâs hadden bî-kıyâsdır derler. Ammâ cümle üç yüz yigirmi altı oldu deyü sikadan istimâ‘ olunmuşdur. Bir gece elli beşik sallanup tâyeler hizmet etdüği muhakkakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 103b ·
metinde göster ·
… l-i gazabda sekiz çubuk urup "Sekiz seneye hilâfete işâretdir. Oğlan elem çekme
zikr
eyle, zikr târîhinden sonra te’dîbimle meydân-ı hilâfet senindir, al bu yediğin …
Evsâf-ı Çubuklu Bâğçe: Bâyezîd-i Velî, Selîm-i Evvel'i şehzâde iken Tarabefsûn'dan getirüp esnâ-yı kelâmda Bâyezîd-i Velî kahr edüp Selîm'i bu mahall-i gazabda sekiz çubuk urup "Sekiz seneye hilâfete işâretdir. Oğlan elem çekme zikr eyle, zikr târîhinden sonra te’dîbimle meydân-ı hilâfet senindir, al bu yediğin kuru çubuğu yere dik, sekiz sene meyvesin yiyesin" deyü niçe rumûzlar edüp şehzâde Selîm-i Evvel asâ-yı yâbis kızılcığı yere diküp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 139b ·
metinde göster ·
… sekiz çubuk urup "Sekiz seneye hilâfete işâretdir. Oğlan elem çekme zikr eyle,
zikr
târîhinden sonra te’dîbimle meydân-ı hilâfet senindir, al bu yediğin kuru çubuğ …
Evsâf-ı Çubuklu Bâğçe: Bâyezîd-i Velî, Selîm-i Evvel'i şehzâde iken Tarabefsûn'dan getirüp esnâ-yı kelâmda Bâyezîd-i Velî kahr edüp Selîm'i bu mahall-i gazabda sekiz çubuk urup "Sekiz seneye hilâfete işâretdir. Oğlan elem çekme zikr eyle, zikr târîhinden sonra te’dîbimle meydân-ı hilâfet senindir, al bu yediğin kuru çubuğu yere dik, sekiz sene meyvesin yiyesin" deyü niçe rumûzlar edüp şehzâde Selîm-i Evvel asâ-yı yâbis kızılcığı yere diküp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 139b ·
metinde göster ·
… r bulmağıla âyîn [u] ezkâr mahallinde ilm-i edvâr üzre gûnâ-gûn ilâhiyyâtlar ve
zikr
ü zecel ü tasnîfât okur.
Bu halkın ekseri Anatolu diyârı halkı olmağile lehce-i mahsûsaları Etrâk lisânıdır ammâ şehrinde hâsıl olan çelebileri fesâhat [u] belâğat üzre tekellüm edüp ulemâsı ve şu‘arâsı ve nebtîz şehrîleri vardır. Ve bu şehirde tarîk-i Celvetî iştihâr bulmağıla âyîn [u] ezkâr mahallinde ilm-i edvâr üzre gûnâ-gûn ilâhiyyâtlar ve zikr ü zecel ü tasnîfât okur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 144a ·
metinde göster ·
… lesi bin yüz sınıf ehl-i hıref olup alay-ı Muhammedîye âmâde oldular. İbtidâ bu
zikr
olunacak tâ’ifenin cem‘iyyetine me’mûr olan cemî‘i sefere me’mûr vüzerâ ve vüke …
Evvelâ fermân-ı pâdişâhî üzre İslâmbol'un dörd mevleviyyetinde olan cümle ehl-i hıref 57 fasıl olup cümlesi bin yüz sınıf ehl-i hıref olup alay-ı Muhammedîye âmâde oldular. İbtidâ bu zikr olunacak tâ’ifenin cem‘iyyetine me’mûr olan cemî‘i sefere me’mûr vüzerâ ve vükelâların çavuşlarıdır. Bism-i İlâh ile evvelâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 153a ·
metinde göster ·
olunan mu‘allimhânelerin niçe kerre yüz bin ecinne askeri gibi sağîr ü kebîr tı …
Bu zikr olunan mu‘allimhânelerin niçe kerre yüz bin ecinne askeri gibi sağîr ü kebîr tıflân-ı ebcedhânları bilâ-hisâb kâğızdan külâhlar geyüp ellerinde deblekler çalup herbir mekteb-i sıbyânları birer gûne libâs ile gûnâ-gûn şakalar edüp kimisi "illâ yansuru's-sultân" diyerek kimisi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 157a ·
metinde göster ·
… i ve gelberileri ve furundan âteş çekecekleri cümle dîbâ ve şîb ü zerbâf ile bu
zikr
olunan âletlerin saplarını sarup gûnâ-gûn şakalar ederek bir hây-hû ile ubûr ed …
Andan arabalar üzre yüz elli mikdârı furunlar içre hâs ekmek pişirerek ubûr ederler. Ve arabalar üzre hamîr yoğururak ve pişiriciler kolların sığayup furundan etmek çıkararak "Ala vere" diyerek ve gayrı tâ’ifeleri omuzlarında furun kürekleri ve söngeleri ve gelberileri ve furundan âteş çekecekleri cümle dîbâ ve şîb ü zerbâf ile bu zikr olunan âletlerin saplarını sarup gûnâ-gûn şakalar ederek bir hây-hû ile ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161a ·
metinde göster ·
… e Payas ve Antâkıyye ve Haleb ve Şâm ve Sayda ve Berût ve Şâm-ı Tarabulus'da bu
zikr
olunan eyâlet [u] livâlarda ol kadar kerre yüz bin kantâr şeker olur kim cihânı …
Ve eğer Mısır şekeri derseniz hakkında Cenâb-ı izzet âye[t]: Arapça âyetiyle medh etmiş Rûm aselleri ve Atina ve Eflak [u] Boğdan aselleri olur kim her birinde yetmiş hâssa vardır. Ve eğer pâdişâhım murâd edinirse Alâiyye ve Adalya ve Silifke ve Tarsûs ve Adana ve Payas ve Antâkıyye ve Haleb ve Şâm ve Sayda ve Berût ve Şâm-ı Tarabulus'da bu zikr olunan eyâlet [u] livâlarda ol kadar kerre yüz bin kantâr şeker olur kim cihânı ganîmet eder, sizin şekerinize ne ihtiyâc.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165b ·
metinde göster ·
… lar san‘atı Freng-i pür-renge mahsûs iken bu Âl-i Osmân'ın fişengbâzları bâlâda
zikr
olunan eşkâllere âteş edüp her birinde birer san‘at-ı ibret-nümâ müşâhede olunu …
Ve gûnâ-gûn badaluçka ve havân ve tulumba ve nerdübân ve şems-i cihân ve kafesler ve mühr-i Süleymânlar ve çatal âsumânîler ve ra‘dîler ve evrenler ve ejdehâlar ve havân ve kumbaralar ve husrevânî küpler ve mârîler ve kelebekler ve'l-hâsıl bin yüz elli pâre âlât-ı âteşbâzlıklar san‘atı Freng-i pür-renge mahsûs iken bu Âl-i Osmân'ın fişengbâzları bâlâda zikr olunan eşkâllere âteş edüp her birinde birer san‘at-ı ibret-nümâ müşâhede olunur kim zî-akl olan gaş[y] u hayrân olup sihr-i i‘câz mertebesinde san‘atların icrâ eyleyüp arz-ı mahâret eyleyüp fişekler ile şeb-i muzlimi leyle-i Kadir edüp rûz-ı rûşen-misâl ederler ve geceleri Kadir, rûzları rûz-ı ıyd-ı adhâ olup pâdişâh huzûrunda bu gûne arz-ı mahâret ederek alayköşkü dibinden ubûr ederler. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 183a ·
metinde göster ·
olunan kebûterin cümlesinden makbûl taklabâz ve Bağdâdîdir kim bir âsitâna dahi …
Ammâ bu bâlâda zikr olunan kebûterin cümlesinden makbûl taklabâz ve Bağdâdîdir kim bir âsitâna dahi varup âvâre olup lâne eylemez, âhir on sene mürûr ederse Bağdâdî Bağdâd'da ise de gelüp âşiyân-ı kadîmin bulur. Hakkâ yârânlarımızın bir kaçı kuşbâz idi, bir kaçın Bursa'ya götürüp Cum‘a namâzın kılup kafesden âzâd etdüğimiz gibi Bursa üzre bir pervâz urup evc-i âsumâne urûc edüp gâ’ib oldu. Ol ân İslâmbol'da lânesine varmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190b ·
metinde göster ·
olunan pehlivânların sûretlerin musavvirân dükkânlarının cânib-i etrâfına zeyn …
Ve bu zikr olunan pehlivânların sûretlerin musavvirân dükkânlarının cânib-i etrâfına zeyn edüp ubûr ederler. Bu musavvirlerin ser-çeşmesi Miskâlî Solakzâde. Ve Tiryâkî Osmân Çelebi, kal‘alar sûreti cengiyle tasvîr etmede Bihzâd-ı Sânî idi. Ve Parmakkapu'da Tâsbâz Pehlivân Alî, pâdişâhların ve serdâr u vüzerâların Revân ve Bağdâd cenglerin yazmada Velî Cân-ı Evvel idi ve gayrı fünûnda dahi Cemşîd-i asr idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 199b ·
metinde göster ·
… sârı'nda ve Beğkoz'da ve Anatolu Hisârı'nda ve Üsküdar'da ve Kızkullesi'nde, bu
zikr
olunan on üç yerde her vakt-i ışâ ve her vakt-i seher mehterhâneler çalınup sub …
Kârhâne-i mehterân-ı Yedikulle: Neferât kırk, bunlarda ba‘de'l-ışâ ve ale's-sabâh üç fasl ederler, kânûn-ı Ebü'l-feth'dir. Ve İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde Eyyûb'da ve Kâsımpaşa'da ve Galata'da ve Tophâne'de ve Beşiktaş'da ve Rûmeli Hisârı'nda ve Yeniköy'de ve Rûmeli Yenihisârı'nda ve Kavak Yenihisârı'nda ve Beğkoz'da ve Anatolu Hisârı'nda ve Üsküdar'da ve Kızkullesi'nde, bu zikr olunan on üç yerde her vakt-i ışâ ve her vakt-i seher mehterhâneler çalınup subaşılar ve kadılar ve dizdârlar dîvân durmaları kânûn-ı Ebü'l-feth'dir. Zîrâ ol asrda ol taraflar serhad idi. Hakîkatına nazar olunsa henüz dahi serhaddir. Ve dörd mevleviyyet yere mehterân-ı bîrûn cümle neferât 1000.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 202b ·
metinde göster ·
… olunan cümle (---) esnâfın her biri seyishâne üzre ve kimi piyâde dükkânlarında
zikr
olunan sâzları yapup ubûr ederken Hünkâr mehterbaşısı dahi bu cümle üstâdların …
Bu bâlâda tahrîr olunan cümle (---) esnâfın her biri seyishâne üzre ve kimi piyâde dükkânlarında zikr olunan sâzları yapup ubûr ederken Hünkâr mehterbaşısı dahi bu cümle üstâdların sâzlarına peyrev olup sekiz kat mehterhâne ile cümle üstâdlar yapdıkları sâzlara ferdaş verüp bir hây-hû ile ubûr ederler kim gûyâ Deccâl zuhûr etdi. Mehterbaşıya yamak olan cümle 77 esnâf ve cümle (---) dükkân ve cümle (---) cüyûş-ı sâzkârdır. 204a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 203b–204a ·
metinde göster ·
… şerîfleri makâm-ı segâha mâ’il olmağile segâhda ol kadar kâr ve nakş ve savt ve
zikr
ve zecel ve tasnîfât ve kavller ve şarkıyyât varsağıyyât besteleri okurdu kim â …
"Yâ Hazret-i gülüm Gülşenî pîrimin pîri Ömer Rûşenî dost" deyüp dâ’ireye velvele verüp yek-zemzemede tarz-ı Horasân üzre savt-ı bülend ile dübeyt taksîm bi-emrillâh bunlara verilmişdi. Cümle makâmlarda mahâreti firâvân idi. Ammâ Sultân Murâd Hân'ın tab‘-ı şerîfleri makâm-ı segâha mâ’il olmağile segâhda ol kadar kâr ve nakş ve savt ve zikr ve zecel ve tasnîfât ve kavller ve şarkıyyât varsağıyyât besteleri okurdu kim âdem hayât-ı câvidân bulur. Makâm-ı mâyede bu besteyi devr-i revân usûlünde anlarındır. Murabba‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 206a ·
metinde göster ·
… âd-ı kâmiller bir remmâ-yı cavk-ı azîm olup cümlesi sâzlarını bir şedde edüp bu
zikr
olunan cümle on dörd esnâf sâzendegânın yekûnu (---) sâzendeler olup bunlar da …
{Bu bâlâda tahrîr olunan on dörd aded neferât-ı sâzendeler kim kopuzcu ve şeşhâneci ve şeştârî ve ravzacı ve çârtâyî ve avvâd ve kânûnî ve tambûrî ve kudümzen ve çengî ve miskâlî ve nây-zenân ve kemânî ve usûl-bend dâ’irezân cümle bu üstâd-ı kâmiller bir remmâ-yı cavk-ı azîm olup cümlesi sâzlarını bir şedde edüp bu zikr olunan cümle on dörd esnâf sâzendegânın yekûnu (---) sâzendeler olup bunlar da altı fırka olup hânende ve dâ’irezenlerin bir fırkası, neyzen ve kemânîler ve miskâllerle bir âheng olup asl-ı makâm olan baba râstdan alay köşkü dibinde huzûr-ı pâdişâhîde bir fasl ederler kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 207a ·
metinde göster ·
… [ve] Donkarkız ve Danimarka ve Daniska kırallıkların geşt [ü] güzâr etdiğimizde
zikr
olunan cümle (---) aded sâzlar ve niçe bin o kadar ziyâde gûnâ-gûn sâzlar görmü …
Eğer bu abd-i hakîr-i pür-taksîr Evliyâ-yı bî-riyâ'dan su’âl olunursa bu kadar sâzları ve mü’elliflerini neden bilirsiz denirse Arab u Acem'de ve İsfeç ve Nemse ve Leh u Çeh [ve] Donkarkız ve Danimarka ve Daniska kırallıkların geşt [ü] güzâr etdiğimizde zikr olunan cümle (---) aded sâzlar ve niçe bin o kadar ziyâde gûnâ-gûn sâzlar görmüşüzdür kim inşâ’allâhu Te‘alâ seyâhat etdiğimiz kurâ ve kasabât ve şehr-i mu‘azzamları evsâflarının kitâbetine mübâşeret etdiğimizde cümle sâzlarıyla ve sâzlarının eşkâl [u] sûretleriyle tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 208b ·
metinde göster ·
olunan on iki çengi kolları, var kuvvetlerin bâzûya getirüp birbirlerinin kolla …
Hâsıl-ı kelâm bâlâda zikr olunan on iki çengi kolları, var kuvvetlerin bâzûya getirüp birbirlerinin kollarına tağallüben gûnâ-gûn arz-ı mahâretler ederek cümle dilberleri zer-ender-zerdûza gark olup gûnâ-gûn rakslar ve şakalar ile her bir kol birer san‘at icrâ ederek Hüseyin Baykara fasılları edüp alay köşkü dibinden cümle ubûr ederler. Âl-i Osmân devletinde değil hübût-ı Âdem'den berü bu bâlâda tahrîr olunan hânende ve sâzendelere ve bu çengilere bir mülûk mâlik olmamışdır, illâ zamân-ı Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘de olmuşdur kim her bir esnâfı birer bilâdın yegâne-i asrlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 210a ·
metinde göster ·
… dâl-meşreb bir cânız ve cümle ahibbâ ve asdıkâ cânlara cânımız fedâ edüp bâlâda
zikr
olunan meşrûbât mükeyyifâtlarından ve me’kûlât mükeyyiflerinden berâ-yı hâtır-ı …
Ancak hakîr bir fâsik-i mahrûm ve bir bî-mezâk turfe şallâk abdâl-meşreb bir cânız ve cümle ahibbâ ve asdıkâ cânlara cânımız fedâ edüp bâlâda zikr olunan meşrûbât mükeyyifâtlarından ve me’kûlât mükeyyiflerinden berâ-yı hâtır-ı yârân-ı bâ-safâ hâne-i bî-minnetimizde hâzır etmişizdir. Anıniçün ism [ü] resimlerin ve isti‘mâl edenlerin keyfiyyet-i ahvâllerine vâkıf olup esmâ-yı mükeyyifâtdan anıniçün haberdârız. Yohsa riyâ olmaya, vallâhi'l-azîm birinden haberdâr değilim. Ancak kutu bozası ve pirinc subyası ve Kırım maksımasın leyle-i ramazânlarda kuvâ-yı beden içün nûş eden e’imme ve hutebâ ve meşâyihâne teba‘iyyeten nûş etmişizdir, aslâ sekri yok bir bulamaçlardır ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213a ·
metinde göster ·
… u tarafında Kuzguncuk'da ve Çengelköyü'nde ve Üsküdar'da ve Kadıköy'de cümle bu
zikr
olunan şehirlerde tabaka tabaka beşer altışar kat meyhânelerdir.
İslâmbol'un cânib-i erba‘asında meyhâneler çokdur, ammâ vefret üzre olanlar Samadyakapusu'nda ve Kumkapu'da ve Yeni Balıkbâzârı'nda ve Unkapanı'nda ve Cibâlikapusu'nda ve Ayakapusu'nda ve Fenerkapusu'nda ve Balatkapusu'nda ve karşıda Hâsköy'de ve Galata demek meyhâne demekdir kim Allâhümme âfinâ gûyâ Malta ve Alakorna kâfiristânıdır, andan tâ Karadeniz Boğazı'na varınca elbette her rabtada meyhâne mukarrerdir, ammâ Ortaköy ve Kuruçeşme ve Arnavudköyü ve Yeniköy ve Tarabya ve Büyükdere ve Anatolu tarafında Kuzguncuk'da ve Çengelköyü'nde ve Üsküdar'da ve Kadıköy'de cümle bu zikr olunan şehirlerde tabaka tabaka beşer altışar kat meyhânelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213b ·
metinde göster ·
… ân-ı şu‘arâ Nef‘î Çelebi, Arab [u] Acem'de nazîri yok sultân-ı şu‘arâ idi. Eğer
zikr
olunacak şu‘arâların elfâz-ı dürer-bârları olan ebyât [u] eş‘ârların yazsak, ba …
Evvelâ sultân-ı şu‘arâ Nef‘î Çelebi, Arab [u] Acem'de nazîri yok sultân-ı şu‘arâ idi. Eğer zikr olunacak şu‘arâların elfâz-ı dürer-bârları olan ebyât [u] eş‘ârların yazsak, başka bir dîvân olur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 216a ·
metinde göster ·
olunan on aded esnâfın dekâkînleri bedâstenin cânib-i erba‘asın ihâta edüp cüml …
Ve bu cümle zikr olunan on aded esnâfın dekâkînleri bedâstenin cânib-i erba‘asın ihâta edüp cümlesi kârgîr binâ ve tertîb üzre mebnî cümle kurşum örtülü toloz kemerlerdir ve câ-be-câ yerlerinde demir pencereleri vardır. Ve her kûşe başında elbette birer çeşme mukarrerdir kim ikişer lüleli âb-ı hayâtlardır. Rûz-ı temmûzda bu esvâklara huddâmlar çeşmelerden âb-ı hayât nisâr edüp cümle sûklar serdâb-ı hâne-i Bağdâd'a müşâbih olur. Bursa'nın cümle a‘yân-ı kibârı şiddet-i hârda bu kapalı çârsû-yı hüsnlerde oturup hüsn-ı cemâl bâzârı ederler ve bu mezkûr esvâklardan mâ‘adâ niçe yüz yirde tertîb üzre binâ olunmuş bâzâr-ı muhabbetler vardır. 228b Seyyâhân-ı büldânların rivâyetleriyle bu çarsû-yı bâzârların binâsına mu‘âdil bir binâ-yı şîrîn bir diyârda yokdur, illâ Haleb'de ve Edirne'de Alî Paşa çârsûsu vardır, deyü medh ederler. Hakkâ kim Bursa'nın çârsûları İslâmbol'da bile yokdur. Sarrâchânesi dahi bir şâhrâh üzre vâkı‘ olmuş bir müzeyyen çârsûdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 228a–228b ·
metinde göster ·
… masiyye ve Aksarây ve Niğde ve Kayseriyye ve Sivas ve Erzincân ve Malatiyye, bu
zikr
olunan kılâ‘ları ve niçe yüz büleydeleri feth edüp bir senede yedi kerre Anadol …
Evvelâ Rûmeli'nde Üsküp kurbunda feth-i kal‘a-i Kıratova ve Üsküp ve Vidin ve Vodine ve Hıroz ve Yanbolu ve Silistre ve Uruscuk ve Yergögi ve Nigebolu ve Anadolu'da Alaşehr ve Beğşehri ve Seydîşehri ve diger Konya ve Aydın ve Saruhan ve Ayasuluk ve Milâs ve Balat ve Teke ve Menteşe ve diğer Osmâncık ve Kastamonu ve Amasiyye ve Aksarây ve Niğde ve Kayseriyye ve Sivas ve Erzincân ve Malatiyye, bu zikr olunan kılâ‘ları ve niçe yüz büleydeleri feth edüp bir senede yedi kerre Anadolu'dan Eflâk ve Boğdân'a geçüp feth etdiğiyçün Emîr Sultân Yıldırım lafzıyla mülakkab edüp "Yıldırım Hân" dediler. Ol sene İslâmbol'u derya-misâl askerle muhasara edüp zor-ı bâzû ile kadı nasb edüp icrâ-yı şer‘-i mübîn olurdu. Unkapanı'ndan tâ Gül Câmi‘e varınca yedi yüz hâne-i müslimîn ile ma‘mûr olup Aya Kapusu'nun iç yüzünde Sirkeci Tekyesi mahkeme ve Gül Câmi‘ ibâdethâneleri idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 234b ·
metinde göster ·
… r. Ve Tekfur Sarâyı Hammâmı: Bu dahi âb [u] hevâsı mu‘tedil hammâm-ı pâkdir. Bu
zikr
olunan yedi adet hâs u âm hammâmlardan mâ‘adâ şehr-i Tarabefzûn içre ikiyüz kır …
Evvelâ Orta Hisâr'da iki hammâm-ı latîf vardır. Biri kal‘a dîvârının Aşağı Hisâr'a açılan kapunın kurbunda (---)(---) hammâmdır kim biri nisvân-ı sâhib-isyânlar içün binâ olunmuşdur. Ve hammâm-ı (---) bir dilküşâ hammâm-ı rûşenâdır. İç Kulle ta‘bîr etdikleri kal‘anın şimâlî tarafındaki dîvâra karîb Kulle Hammâmı derler. Bunun dahi âb [u] hevâsı latîfdir ammâ yektâ hammâmdır. Ve kâfirden kalmış hammâmdır derler. Ve İmâret Hammâmı, Hâtûniyye binâsıdır ve Hâtûniyye Câmi‘i kurbunda ve Aşağı Hisâr Hammâmı yektâ hammâm-ı latîfdir. Ve İskender Paşa Hammâmı çiftedir ve gâyet müferrahdır. Ve Kâfir hammâmı: Mahalle-i Yeni Cum‘a ile Gavur meydânı mâbeyninde bir hammâm-ı hoş-hevâdır. Ve Tekfur Sarâyı Hammâmı: Bu dahi âb [u] hevâsı mu‘tedil hammâm-ı pâkdir. Bu zikr olunan yedi adet hâs u âm hammâmlardan mâ‘adâ şehr-i Tarabefzûn içre ikiyüz kırk beş sarây-ı hammâm-ı hâs var kim Sicil'de mestûrdur. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 251b ·
metinde göster ·
… ve erba‘înde uskumru balığı ve niçe bin elvân mâhîleri vardır. Ammâ memdûh olan
zikr
olunan balıklardır. Bunlardan ziyâde muhabbet edüp üzerine bin cân ile kurbân o …
Mâhîlerinin memdûhâtların beyân eder: Evvelâ cümleden levrek balığı ve kefâl balığı gâyet kalaklı balıkdır ve kalkan balığının kalağı yokdur. Ammâ âh cânım kalkan balığı gâyet lezîzdir. Nisâ tâ’ifesi yiseler elbette hâmile kalır. Devr-i Âdem'den beri nef‘i tecrübe olunmadadır. Ve birer karışdan ziyâde kırmızı başlı kızılca tekir balığı kızılbaşlı olmağıla bu dahi lezizdir. Ve kaloz balığı ve erba‘înde uskumru balığı ve niçe bin elvân mâhîleri vardır. Ammâ memdûh olan zikr olunan balıklardır. Bunlardan ziyâde muhabbet edüp üzerine bin cân ile kurbân olup bey‘ [u] şirâsı mahallinde ceng [ü] cidâl edüp kan etdikleri mâhî cânım hapsi balığıdır. Rûz-ı hamsînde zâhir olduğiyçün hamsi balığı derler ve hamsîn gününde çıkmasının sebebi İskender-i Kübrâ asrında bir üstâd-ı kâmil gelüp ruhbân ve bıtrîklere gıda olsun içün Moloz kapusundan taşra derya içinde bir amûd üzre bir hamsi balığı sıfatında bir tuç balık tılsım edüp rûz-ı hamsînde ol mâhîden bir sadâ zâhir olunca Karadeniz'de olan cümle hamsi balıkları Tarabefzûn limanına gelüp sâhil-i bahre düşerler. Ba‘dehû Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle rahm-i mâderden rûy-ı dünyâya kadem basdıkda niçe bin mutalsamât u âteş-gede-i Nemrûd sönüp mutalsamlar münhedim olup bu hamsi tılsımı dahi yıkılup deryâya düşer. Lâkin deryâya müte‘allık tılsımât olmağıla hâlâ ameli nâfiz olup her sene yevm-i hamsînde hapsi mâhîleri karaya düşdükde yâhûd meneksile nâm kayıklarla mâl-â-mâl iskeleye geldikde balık dellâlları vardır, bu lisân ile nidâ eder: "Ey muhterûn, ey muhterûn. Esi çıfata zûn, den hurdesin, samur bâdâ taraşa, ey lefte karûn, ahnı kulup ipsarya, ala pamun, ey ümmet-i Muhammet ala pamun" deyüp bir gûne mürver ağacından boruları var. Bir kere sûr urunca azamet-i Hudâ eğer cemâ‘atle namâzı kılar istimâ‘ ederse ol ân namâzı bırağup hamsi balığına segirdirler. "Namâz bulunur ammâ hapsi bulunmaz" deyü câmi‘de imâm ve mü’ezzin dahi namâzı bozup "Ahçacuğumla bir makrama hapsi var" deyü ol nâzik sırmalı makramalara balığı koyup reftâr ederek balığın suyun akıdup giderken ba‘zılar balığın suyu akdığına acıyup "Bre palığın suyın ya ne akıdırsın, suyına bir pilavcık salsana" deyü birbirlerine 253a latîfe ederler. Yine murâd olan latîfedir. Bir kerre Çiço Hüseyin nâm bir kimesne ehliyle halet-i muhammışda ala-vere safâsında iken {balık dellâlının boru çalduğun istimâ‘ edüp} ehlinden balığın çeküp alıp uçkurun bağlayarak iskele başına gelüp hapsi balığı aldığı meşhûrdur, ammâ hakîr görmedim. Lâkin bir kerre balık meneksile borusu çalınınca (---)(---) hammâmından beş dâne uryân âdemler arak-âlûd olup har har soluyarak balık kayığına cân atup bellerindeki peştemâllarına balığı doldurup avret yerleri zâhir olur. Balıkçı bunlardan akçe isteyüp uryân âdemde akçe olmamağla balıkçıya kefîl vermiş. Balıkçı "Balık emîni kefîl ve yemîn almaz, hemân akçedür" deyince "Bre âdem, işte şu âdemler şâhid olsun imanım sana verdim" dermiş. Balıkçı da "Ben, kendim namâzlı îmânımdan bezdim, al benimki de senin olsun" demiş. Bu gûne hapsi balığı latîfeleri Tarabefzûn şehir oğlanları zurefâsı mâbeyninde darb-ı mesel olmuş latîfeler vardır. Ve yine Tarabuzun zurefâları Çiço re‘âyâlarına ulaşup derler kim, Tekerleme:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252b–253a ·
metinde göster ·