el-Mevlânâ el-fâzıl ve's-sadr el-kâmil Mehemmed bin Hüsâm eş-şehîr Kara Çelebizâde Efendi: Sene 1042 Zilhiccesinde merhûm olup cenâzesi Ebü'l-feth'de kılınup Eyyûb civârında mütevârî hâk-i pâ-yı amber-âsâ kılınmışdır. Yetmiş yerde hayrât [u] hasenâtları vardır. Bu hakîr çok ihsânın görmüşüz. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 122b ·
metinde göster ·
"Cebrâ’îl aleyhi's-selâm Hazret-i Âdem'e cennetde musâhabet eden melâ’ike-i mukarrebînlerden hedâyâ getirdi. Evvel ol helvâ ve cefne ve tike ve şed idi. Ammâ Cibrîl-i Emîn'in hedâyâsı yufka levaşe ekmeği ve buğday idi. Ve cennetden Hazret-i Âdem'e musâhabet etmesiyçün tûtî ve kumru kuşları getirdi. Ve Hazret-i Havvâ'ya kırlangıç ve güvercin ve tavuk kuşları getirdi ana sened derler. Ve kırlangıç kuşları Havvâ'nın yanından tayerân edüp âlemi geşt [ü] güzâr ederek Hindistân'da cezîre-i Serendîl'de Hazret-i Âdem'i bulup Âdem'in sakalı telinden bir kaç kıl alup Cidde'de Havvâ'ya getirdi. Havva'nın geysûları telinden Serendîl'de Âdem'e götürüp Havvâ ve Âdem birbirleriyle buluşmağa kırlankıç vâsıta olup Havvâ ve Âdem şehr-i Zilhicce'nin onuncu gününde Cebel-i Arafât'da görüşüp öpüşüp mücâma‘at etdikleriyçün Cebel-i Arafa derler. Anıniçün hâlâ kırlankıç Âdem ile hem-civârdır."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 148a ·
metinde göster ·
… kethüdâsından el-hâsıl cümle a‘yân-ı kibârdan mektûblar getirüp bin altmış iki
zilhiccesinde
Gürcî Mehemmed Paşa sadâretden ma‘zûl olup yerine Tarhuncu Ahmed Paşa vezîria‘z …
Ammâ ma‘lûmumuz olup ziyâret etdiğimiz sultânlar bunlardır kim tahrîr ü terkîm olundu. Bu ziyâretleri ederken şehr-i Baba'da bir ay meks edüp etrâf-ı erba‘ayı hıfz [u] hırâsetde iken Âsitâne-i sa‘âdetden ulaklığile Yıldırım Kapucu yıldırım gibi gelüp Kaya Sultân'dan ve kapu kethüdâsından el-hâsıl cümle a‘yân-ı kibârdan mektûblar getirüp bin altmış iki zilhiccesinde Gürcî Mehemmed Paşa sadâretden ma‘zûl olup yerine Tarhuncu Ahmed Paşa vezîria‘zam olduğu haberi gelüp paşa müte’ellim olup ma‘a'l-kerâhe hedâyâlar ile mübârek-bâda kapucubaşılarından bir ağa gitdi. Ba‘dehû yine bin altmış iki Zilhiccesi'nin evâhirinde Melek Ahmed Paşa efendimiz Özi eyâletinden ma‘zûl olup Rûmeli eyâleti sadaka olunup Rûmeli'nden Siyâvuş Paşa ma‘zûl olup eyâlet-i Özi anlara tevcîh olunup mübâdele oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 129a ·
metinde göster ·
… ile mübârek-bâda kapucubaşılarından bir ağa gitdi. Ba‘dehû yine bin altmış iki
Zilhiccesi'nin
evâhirinde Melek Ahmed Paşa efendimiz Özi eyâletinden ma‘zûl olup Rûmeli eyâlet …
Ammâ ma‘lûmumuz olup ziyâret etdiğimiz sultânlar bunlardır kim tahrîr ü terkîm olundu. Bu ziyâretleri ederken şehr-i Baba'da bir ay meks edüp etrâf-ı erba‘ayı hıfz [u] hırâsetde iken Âsitâne-i sa‘âdetden ulaklığile Yıldırım Kapucu yıldırım gibi gelüp Kaya Sultân'dan ve kapu kethüdâsından el-hâsıl cümle a‘yân-ı kibârdan mektûblar getirüp bin altmış iki zilhiccesinde Gürcî Mehemmed Paşa sadâretden ma‘zûl olup yerine Tarhuncu Ahmed Paşa vezîria‘zam olduğu haberi gelüp paşa müte’ellim olup ma‘a'l-kerâhe hedâyâlar ile mübârek-bâda kapucubaşılarından bir ağa gitdi. Ba‘dehû yine bin altmış iki Zilhiccesi'nin evâhirinde Melek Ahmed Paşa efendimiz Özi eyâletinden ma‘zûl olup Rûmeli eyâleti sadaka olunup Rûmeli'nden Siyâvuş Paşa ma‘zûl olup eyâlet-i Özi anlara tevcîh olunup mübâdele oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 129a ·
metinde göster ·
evâhirinde eyâlet-i Özi'den ma‘zûl olup Babadağı'ndan Rûmeli eyâletine gitdiğim …
İşbu bin altmış iki zilhiccesinin evâhirinde eyâlet-i Özi'den ma‘zûl olup Babadağı'ndan Rûmeli eyâletine gitdiğimiz konakları ve kurâ vü kasabâtları ve ma‘mûr şehr-i müzeyyenleri beyân eder
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 129a ·
metinde göster ·
… âmı imiş. Kırk bin re’s câmûsa mâlik olmağile Boğabây derlermiş. Her sene mâh-ı
Zilhicce'nin
yevm-i arefeden evvelki giceye terviye gicesi derler. Ol gice {Hazret-i Şeyh Rû …
Ziyâret-i İmâm Boğabây: Uzun Hasan Sultân'ın imâmı imiş. Kırk bin re’s câmûsa mâlik olmağile Boğabây derlermiş. Her sene mâh-ı Zilhicce'nin yevm-i arefeden evvelki giceye terviye gicesi derler. Ol gice {Hazret-i Şeyh Rûmiyye şehrinden} gâ’ib olup üç aydan huccâc ile yine şehr-i Tebrîz'e gelirmiş. Ol hisâb üzre bir gicede Tebrîz'den Arafât'a varup hacc edüp gelirmiş. Hâlâ ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 297a ·
metinde göster ·
şehr-i Rûmiyye'den çıkınca fakîr hânın gerdeninde tavk-ı la‘net var iken atına …
Evvelâ sene (---) mâh-ı Zilhiccesinde şehr-i Rûmiyye'den çıkınca fakîr hânın gerdeninde tavk-ı la‘net var iken atına bindirüp eşik karnı altından hânın pâylarına demir zencîrler ile bend edüp kırk nefer kimesneyi dahi cümle atlar üzre silsile-i belâ ile gerdenlerinden kayd u bend edüp ol yevm-i nahs-ı müstemirde Rûmiyye'den cânib-i şimâle çıkdığımız mahalde karşudan bir ulu gird-i gubâr evc-i âsumâna peyveste olduğu nümâyân olup içinden bir asker zâhir olup anı gördük, bir azîm Acem askeri nefîr ü kerrenâyları ve köslerin ve dühüllerin döğerek bir azîmü'ş-şân hân-ı İrân gelüp eşik ağasıyla ve kayd ü bend olan Genç Alî Hân ile görüşüp ağlaşdılar. "El-hükmü lillah birâder, hemân güzelce şâh sağ olsun." deyüp alây-ı azîm ile Rûmiyye'ye girdiklerinde Rûmiyye'nin toprak kal‘asından ol kadar top u tüfeng şâdumânları oldu kim zemîn ü âsumân dir dir ditredi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 299b ·
metinde göster ·
diyâr-ı Âzerbaycân-ı Tebrîz'den ve diyâr-ı Rûmiyye'den ve hâk-i Isfahân-ı nısf- …
Sene 1065 mâh-ı Zilhiccesi'nde diyâr-ı Âzerbaycân-ı Tebrîz'den ve diyâr-ı Rûmiyye'den ve hâk-i Isfahân-ı nısf-ı cihândan güzer edüp Irâk-ı Arab'da ve diyâr-ı Hemedân'da ve ülke-i Şehrezûl'da ve eyâlet-i Musul'dan tâ Bağdâd-ı behişt-âbâda varınca temâşâ etdiğimiz kılâ‘ları ve belde-i mu‘azzamaları ve kûhmendleri ve enhâr-ı azîmleri ve cümle imâretleri ayân u beyân eder
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 304a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû Hazret-i Alî Hicret-i Nebeviyye'nin 35. senesinde mâh-ı
Zilhicce'de
halîfe-i Resûl emîrü'l-mü’minîn oldukda elli üç yaşında ve dokuz aylık idi. Mes …
Ba‘dehû Hazret-i Alî Hicret-i Nebeviyye'nin 35. senesinde mâh-ı Zilhicce'de halîfe-i Resûl emîrü'l-mü’minîn oldukda elli üç yaşında ve dokuz aylık idi. Mesnevî,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 354b ·
metinde göster ·
on beşinci gününde taburu (---) sahrâsında kamamışız. Elbette bize imdâd yetişe …
"Mâh-ı Zilhicce'nin on beşinci gününde taburu (---) sahrâsında kamamışız. Elbette bize imdâd yetişesiniz" deyü niçe çatal atlı şehbâzlar gitmede. Beri tarafda müşâvere yek-dil [ü] yek-cihet olup tabura sarılup muhâfaza etmeğe ahd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 42a ·
metinde göster ·
onbeşinci gün vakt-i seherde Nûreddîn Sultân ile Yalı Tatarı ile Leh imdâdı ve …
İşbu sene 1067 mâh-ı Zilhicce'sinin onbeşinci gün vakt-i seherde Nûreddîn Sultân ile Yalı Tatarı ile Leh imdâdı ve Kardaş Kazak ile bir uğurdan (---) sahrâsı ormanından çıkup sadâ-yı Allâh Allâh evc-i âsumâna peyveste olup cümle guzât berk-ı hâtif gibi at bırağup cümle (---) asker ile Rakofçi kralın taburun muhâsara eyleyüp alarkaca meks olunup ol gece etrâf [u] eknâfda karavullar konup yatdık. Yine kâfirden ve ne bizden hareket olmayup cümle âsûde-hâl yatdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 42a ·
metinde göster ·
yigirminci gün Kırım Pâdişâhı Mehemmed Giray Hân seksen yedi bin Tatar-ı sabâ-r …
Âhir sene 1067 mâh-ı Zilhicce'sinin yigirminci gün Kırım Pâdişâhı Mehemmed Giray Hân seksen yedi bin Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikârdan kavm-i şîrînli ve Mansûrlu ve Sincivitli ve Arkınlı ve Dayirli ve Ulanlı ve Oraklı ve Badraklı ve Nogaylı'dan Urûmbetli ve Yaman Sadaklı ve Kör Yûsuf Biyli ve Arslan Biyli ve Çobanelli ve Nevrûzelli ve Deveyelli (---)(---)(---)(---)(---) niçe bunun emsâli Tatar eli kavminden pür-silâh zor-batır yiğitler ile Hân-ı âlîşân gelüp Nûreddîn Sultân ile istikbâle çıkup Hân'a buluşup Melek Ahmed Paşa efendimizin mektûbların Hân'a verüp selâmın teblîğ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 42b ·
metinde göster ·
… çre kurşumu yağdırarak bir hâl-i pürmelâl olup hemân derûn-ı taburdan sene 1067
Zilhicce'sinin
yigirmi üçüncü günü tabur içinden Macar-ı küffâr-ı füccâr cenge âhenk edüp bir …
Hân bu hâli görüp "Min indillâh hayırlısı ola" deyüp Hân'ın iç ağaları hakîr ile feth-i şerîfe müdâvemetde iken cümle cüyûş-ı muvahhidîn atbaşı berâber taburun top altına karîb varıldıkda yüz bin Tatar yaylarının çilelerine ikişer üçer tabur okları gezleyüp şast ber-kabza çeküp tabura doğru şastlara küşâd verdiklerinde iki kerre yüz bin ok bârân-ı la‘net gibi tabur içre yağup niçe bin oklar üryân atlara güzer etdikde atlar âdemler[e] depme urup atlar rehâ bularak âdemleri depüp ısırarak kâfirlerin kellelerine oklar lâle gibi konarak derûn-ı taburda bir gırîv ü feryâd kopup Leh küffârı dahi yedi koldan tabur içine balyemez top-ı kûbları urarak bize imdâda gelen Kazak dahi tabur içre kurşumu yağdırarak bir hâl-i pürmelâl olup hemân derûn-ı taburdan sene 1067 Zilhicce'sinin yigirmi üçüncü günü tabur içinden Macar-ı küffâr-ı füccâr cenge âhenk edüp bir yaylım kurşum ve bir yaylım top atup tarafeynden üç sâ‘at ceng-i azîm olup bârûd-ı siyâhın dumanından göz gözü seçemez olup taşradan sadâ-yı "Allâh Allâh" ile ceng-i harbî-i Efrâsiyâblar ve tabur içinden "Yajuj Yajuj" sadâsıyla nâkûs ve torompete boruları sadâsı evce peyveste olup bu arada niçe bin cân ecel câmın nûş etdikde bir kerre hemân Tatar askeri evvel taşra amân ile çıkan kralzâdeleri kayd [u] bend ile alup taburdan gerüye yan verince taburdan küffâr bu hâli görüp hemân ölüsü dirisine binüp 44a taburdan cümle balyemez toplarıyla "Yajuj Yajuj" diyerek Tatarın ardı sıra kovarak sahrâ-yı (---) çıkdıkda gerüden Kazak ve Leh askeri tarfetü'l-ayn içre tabura koyulup ganîmete başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 43b–44a ·
metinde göster ·
… irüp üç güne dek ârâm edüp her mühimmât [u] levâzımâtların görüp sene 932 mâh-ı
Zilhiccesi'nin
üçüncü gün cemî‘i asâkir-i İslâm ile Serdâr-ı mu‘azzam İbrâhîm Paşa kal‘a-i Bud …
Ve bu gazâ ak[î]bince deryâ-misâl asâkir-i İslâm ile Gâzî Serdâr İbrâhîm Paşa Budin kal‘ası altındaki Kile sahrâsı nâm fezâya gelüp meks-i hıyâm etdirüp üç güne dek ârâm edüp her mühimmât [u] levâzımâtların görüp sene 932 mâh-ı Zilhiccesi'nin üçüncü gün cemî‘i asâkir-i İslâm ile Serdâr-ı mu‘azzam İbrâhîm Paşa kal‘a-i Budin'e sarılup her tarafdan kol kol er döküp balyemez toplar ile kal‘a-i Budin'in sîne-i pür-kînesin döğüp göz açdırmazken derûn-ı kal‘adan cemî‘i küffâr "El-amân ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyüp kal‘a-i Budin'in ve kal‘a-i Gerz İlyâs'ın ve kal‘a-i Peşte'nin miftâhların Sadrıa‘zama verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 74a ·
metinde göster ·
… rimize ikişer dâne at yemlerin caklarımıza bağlayup ale's-sabâh sene 1074 mâh-ı
Zilhiccesi'nin
üçüncü ıyd-ı adhâ günü cemî‘i Kanije a‘yânıyla vedâ‘laşup tevekkül-i Hak olup K …
"Ammâ ne cânibden gitsek?" deyü Kanije a‘yânıyla müşâvere edüp âhır-ı kâ[r] Kanije içre birer guruşa at yemleri almak cânımıza geçüp her birimiz birer serhad yolların dutup mâl-ı firâvân almış gâzîler birer tarafa gidüp bizimle cümle bin beş yüz aded pür-silâh ve salt u sebükbâr olup Kanijeliden otuzar guruşa üç dâne yol bilir ve iş bilir niçe kerre çete ve potura eşmiş ve yortmuş yiğitleri kulağız dutup ve terkilerimize ikişer dâne at yemlerin caklarımıza bağlayup ale's-sabâh sene 1074 mâh-ı Zilhiccesi'nin üçüncü ıyd-ı adhâ günü cemî‘i Kanije a‘yânıyla vedâ‘laşup tevekkül-i Hak olup Kanije'den cânib-i garba çıkup asâkir-i İslâm tarafına teveccüh edüp ol gün seğirdüp dağlar ve bâğlar geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 7a ·
metinde göster ·
on beşinci gün bâzârertesi Beç tahtından Ungurus-i Alman diyârlarından tâ Bahr- …
Sene 1075 mâh-ı Zilhiccesinin on beşinci gün bâzârertesi Beç tahtından Ungurus-i Alman diyârlarından tâ Bahr-i Muhît kenârlarında vilâyet-i İşpanya ve vilâyet-i Donkarkız ve vilâyet-i Danimarka ve vilâyet-i Filimeng'de şehr-i Amıstırdam'a ve vilâyet-i Lonçat'a ve vilâyet-i Kallevine'ye ve vilâyet-i Ruye ve vilâyet-i Holandiye'ye ve vilâyet-i Prandaporosk ve şehr-i Prak'a ve şehr-i İsizinye'ye ve'l-hâsıl yedi krallık yerde tâ nehr-i Vo kenârına varınca gitdiğimiz konakları ayân u beyân eder 73b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 73a–73b ·
metinde göster ·
Bânîsi Orta Macar banı Pranso ban binâsıdır. Ba‘dehu sene 932 târîhinde mâh-ı
Zilhicce'de
Serdâr-ı Mu‘azzam Maktûl İbrâhîm Paşa sa‘âdetlü Süleymân Hân'dan bir konak iler …
Bânîsi Orta Macar banı Pranso ban binâsıdır. Ba‘dehu sene 932 târîhinde mâh-ı Zilhicce'de Serdâr-ı Mu‘azzam Maktûl İbrâhîm Paşa sa‘âdetlü Süleymân Hân'dan bir konak ileri kapukuluyla ve kırk bin kadar cüyûş-ı müslimîn ile talî‘a-i asker olup giderken kal‘a-i Segedin'e üç merhale kaldıkda etrâf-ı kal‘a nehb ü gâret olunmasiyçün Sirem ve Semendire gâzîleri ile Gâzî Balı Beğ'i ileri gönderüp ol kadar mâl [u] menâl-ı firâvân alırlar kim hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 80b ·
metinde göster ·
onuncu gün ıyd-ı adhâda Karadeniz'den Ammârzâde Kapudan 195b Paşa on beş pâre …
Sene 1077 Zilhiccesi'nin onuncu gün ıyd-ı adhâda Karadeniz'den Ammârzâde Kapudan 195b Paşa on beş pâre kadırga ile donanma-i hümâyûn Kefe limanına azîm şâdımânlar ile girüp lenger-endâht oldukda cümle limanda olan kadırgalara cemî‘i keştîler safâ geldiniz topları ve tüfengleri atup kapudan paşaya şâdımânlar etdiler. Meğer bu kadırgalar içinde yeni olan Kırım hânı Çoban Geray Hân var imiş. Hân kapudan paşa başdardasında üç gün üç gece yatup cemî‘i Kırım halkı yeni hân geldiğin duyup şehr-i Kefe âdem deryâsı olup şâhrâhların izdihâmlarından geçilmez oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 195a–195b ·
metinde göster ·
… üp ta‘mîrini, / Dedi kim şâdân olasın kapularla işbu tâk, / Avn-i Hak ile dedim
Zilhicce
târîhini, / Bâb-ı bâlâ üstüne kılaydı bünyâd iki tâk. / Sene (---).
Şeh Süleymân Ağrıboz'un etdirüp ta‘mîrini,Dedi kim şâdân olasın kapularla işbu tâk,Avn-i Hak ile dedim Zilhicce târîhini,Bâb-ı bâlâ üstüne kılaydı bünyâd iki tâk.Sene (---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 248a ·
metinde göster ·
berü guzât meterise gireli bu şühedâları {böyle} göreli mu‘tâdları olmuş. Ve Ha …
Bu hâl-i pür-melâli sene 1077 Zilhiccesi'nden berü guzât meterise gireli bu şühedâları {böyle} göreli mu‘tâdları olmuş. Ve Hak Te‘âlâ guzâta kuvvet-i kâhireler vermiş. Hattâ ibtidâ meterisler kal‘a-i Kandiye'nin cenûb tarafında Karanlık kapusundan veyâ Panıgrad kapusundan ve Taşlı tabya nâmlı mahallerden bir top menzili ba‘îd yedi kol yerlerden kal‘aya meterislere şürû‘ olundukda bu kadar mesâfe-i ba‘îde iken ordu-yı İslâm içinde aslâ bir âdem baş göstermeğe kâdir olmayup kırk gün kırk gece rûz-ı mahşer-misâl kıyâmet kopup asker içinde bir feryâd u vâveylâ ve bir feza‘ u çeza‘ düşdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 289b ·
metinde göster ·
ikinci gün kal‘a-i Kandiye altında meterise girilüp bu âna dek kâmil otuz bir a …
Hamd-i Bâr-i Te‘âlâ sene 1077 mâh-ı Zilhiccesi'nin ikinci gün kal‘a-i Kandiye altında meterise girilüp bu âna dek kâmil otuz bir ay olup gece ve gündüz sayf [u] şitâda ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâller olup âhır-ı kâr sene 1080 târîhinin mâh-ı Rebî‘u'l-âhir'inin beşinci gün kal‘ayı vere ile verüp içerde yigirmi beş gün tekâ‘üd edüp yine sene-i mezbûrun Cemâziye'l-evveli'nin gurresinde Cum‘a gün kal‘ayı teslîm edüp seg ber-sahrâ deyüp ka‘r-ı girdâba gitdiler, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 304a ·
metinde göster ·
… n aded asâkir-i İslâm şehîd olduğu tevâtür üzre müsbetdir. Ammâ ancak sene 1077
Zilhiccesi'nin
ikinci gün Kandiye altında meterise girilüp sene 1080 Cemâziye'l-evveli gurresi …
Yigirmi yedi yıldan berü bu Girid cezîresinde tokuz kerre yüz bin aded asâkir-i İslâm şehîd olduğu tevâtür üzre müsbetdir. Ammâ ancak sene 1077 Zilhiccesi'nin ikinci gün Kandiye altında meterise girilüp sene 1080 Cemâziye'l-evveli gurresi cum‘a gününe gelince bu otuz bir ayda olan ceng [ü] cidâl-i azîmde rûz merre şehîd olan şühedâların esâmeleri ve câmedânları Beytü'l-mâlci Süleymân Ağa defteriyle Sadrıa‘zama arz olunduğu tahkîki üzre hakîr sûret-i defterden istihrâc edüp bu mahalle tahrîre cür’et etmişim. Ve her kolda rûz merre olan vekâyı‘âtı mümkin olduğu mertebe tahrîr etmişim. Ve cemî‘i mesârıfât-ı Âl-i Osmân'ı firâden firâdâ dilli defterler ile ale't-tahkîk olmak üzre Vezîria‘zama verilen defterlerden nasb [ü] nakş edüp hakîr Evliyâ tahrîr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 308b ·
metinde göster ·
… b-i erba‘asında münhedim olan yerlerden nâm [u] nişân kalmayup sene (---) mâh-ı
Zilhicce'de
cümle kal‘a ta‘mîri tamâm olup görenler "Aleyke avnullâh yâ Kandiye hâfız [u] m …
Ve yine garîb temâşâ sürûr [u] şâdımânlar olup kal‘a-i Kandiye dahi cânib-i erba‘asında münhedim olan yerlerden nâm [u] nişân kalmayup sene (---) mâh-ı Zilhicce'de cümle kal‘a ta‘mîri tamâm olup görenler "Aleyke avnullâh yâ Kandiye hâfız [u] mu‘înin Cenâb-ı Kibriyâ ola" deyü du‘â vü senâlar etdiler. Ba‘dehu Sad[rı]a‘zam dahi bu mâh-ı garrâda Hanya ve Retime ve Kisoma taraflarının bâğ-ı İremleri taraflarının seyâhatin tamâm edüp sa‘âdetle yine Kandiye'ye gelüp sene 1080 ıyd-ı adhâsında Âsitâne-i sa‘âdete gitmek fermân olunup Kandiye'de vezîr kalan muhâfız paşa ve Ankebût Ahmed Paşa ve sâ’ir mîr-i mîrânlar ve gayri ümerâlar ile Kandiye'de kalacak cümle asâkir-i İslâma ve cemî‘i erbâb-ı tîmâr ve erbâb-ı zu‘amâlara ve gayri iş erlerine cümle merâtiblerine gör[e] sammûr lepâçeler ve hil‘at-i fâhireler geydirilüp Kapudan Kaplan Mustafâ Paşa dahi kırk pâre kadırga ve kırk pâre galyon ile ârâste oldukda mukaddemâ ordu-yı İslâm içinde ne kadar ulemâ ve küttâb ve er[bâ]b-ı dîvân halîfelerinin sâhib-i kalem münşî kimesnelerine "Kandiye'nin fetihnâmeleri tahrîr olunsun" deyü fermân-ı vezîr bir bir(?) olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 326a ·
metinde göster ·
… âr olunup ve'l-hâsıl kal‘a-i mezbûre bin yetmiş yedi senesinde vâki‘ olan mâh-ı
Zilhicce'nin
gurresinde cevânib-i erba‘asında muhâsara ve ma‘rûf olan Yüksek tabyadan garb ( …
Evvelâ hamd ol Hâlık-ı Bîçûn'a kim bu sene-i mübârekde Kandiye kal‘asının fethi müyesser olup der-i devlet-masîre bu yüzden fetihnâme-i küstâhâne tahrîr olundu kim hâliyâ cezîre-i Girid ahvâl-i hasret-me’âli istihbâr olunur ise zîr-i nîlgûn tâk-ı lem-yekün mislühâ fi'l-âfâk olan Kandiye kal‘asının ibtidâ muhâsarasından 326b kemend-i feth-i teshîre gelince vâki‘ olan cidâl ü harb [ü] kıtâl ve darb ma‘lûm-ı cümle-i âlem ve mefhûm-ı kâffe-i ümem olup lâkin ol kal‘a-i metîne Deryâ-yı Sefîd'in sedd-i sedîdi ve umûmen Frengistân'ın âhenîn kilîd-i mekîni olmağla vâki‘ olan gazâ-yı kebîreyn ve cihâd-ı azîmeyn nakl-i takdîr-i bedîde gelüp muvahhidîn tahsîl-i sürûr-ı lâ-yuhsâ ve cünûd-ı zafer-karîn tekmîl-i hubûr-ı gayr-i ihsâ etmek muhakkak olmağla bir ay ceng-âşûbdan mıkatta-ı husûmet ü adâvete değin sûret-pezîr olan harb ü darbdan mümkinü't-takrîr olan vech üzre ihtisâr-ı ahbâr olunup ve'l-hâsıl kal‘a-i mezbûre bin yetmiş yedi senesinde vâki‘ olan mâh-ı Zilhicce'nin gurresinde cevânib-i erba‘asında muhâsara ve ma‘rûf olan Yüksek tabyadan garb (garb) tarafında leb-i deryâda vâki‘ olan metânet ile iştihâr bulan Kızıl tabyaya varınca meterislere mübâşeret ve mevâzı‘ adî(?) sekiz yerden mütecâviz kal‘a-kûb ra‘d-âşûb balyemez toplar tabya dîvârlarına havâle olup yevmen fe-yevmen meterisler handaklara doğru sürülüp ejder-dem ve âteş-fem top-ı serâmedler ile leylen ve nehâr kal‘a dîvârı ve tabyaları döğülüp lâkin kal‘a-i üstüvârın cânib-i berrîsi husûsan meterisler önünde nakş-ı dîvâr-ı kal‘anın esâs-ı ibret-nümâsı ekseriyyâ kemerler üzre mebnî olunup âlât-ı harb ile müştemil sanâyi‘-i garîbeler ile memlû olduğundan mâ‘adâ handakı iki yüz zirâ‘-ı Mekkî'den mütecâviz âriz ve kemâl mertebe amîk olup ale'l-ittisâl parmaklık cengleri vefret üzre olup kal‘adan munfasıl ve handak-ı kebîrden hâric tabya-i azîmeler dahi birbirlerine mukârin olup her birisi birer kal‘a-i metîn ve kûh-ı Demâvend-vâr temkîn mânendi olup cehâresin ve ka‘r-ı zemînlerin feth [u] teshîre her dirsek tabyaları mâni‘ olup ale'l-husûs sa‘âdetlü sadr-ı âlî-mikdâr hazretlerinin kolunda vâki‘ metânet ve istihkâm ile meşhûr [u] müte‘ârif olan Kanlı tabyanın etrâf [u] cevânibi kat-ender-kat parmaklıklar ve şaranpavlar ve domuz damları ve zîr-i hâkde cengci tabyaları ve ka‘r-ı zemînde beşer altışar kat lağımları âteş-i harbile memlû ve mâ-fevki top ve kumbaralar ile meşhûn olup vech-i meşrûh üzre mevâni‘-i garîbelerin ta‘tîl ü teshîr ve zîr-i hâkde olan düşmen-i dînin lağımları ibtâl ve mânend-i kal‘a-i metîn olan Kanlı tabya lağımlarıyla ma‘dûmu'l-eser ve zemîni zabt [u] rabta girüp handaklarına duhûl müyesser olunca vâki‘ olan ceng [ü] cidâl ve tarafeynden atılan lağım ve kazan kumbaraların tahrîr [ü] tavsîfi kalem-i serî‘u'l-beyân kendü lâl ve kemâ yenbağî takrîri emr-i muhâl olup bu esnâda vakt-i şitâ ve şiddet-i sermâ erişmeğile alâ tarîkı'l-muhâfaza kalmak müşâvere olunup meterisler handak kenârlarında karâr-dâde olup cemî‘i meterislerde i‘tidâl-i hevâ olunca meks ü ârâm ve ikdâm [u] ihtimâm ile meterislerde kıyâm olunup cünûd-ı muvahhidîn hiddet-i sermâda ve şiddet-i bürûdetde bilâ-hâ’il nâzil olan berf ü bârân leyl [ü] nehâr meterisler içre revân-ı seyl-i bî-pâyân meşakkatlerin uğur-ı dîn-i mübînde mahz rahmet bilmek[l]e ale'd-devâm peykâr olup bu hâl-i pür-melâl üzre mürûr-ı sermâ ubûr edüp sürûr-ı i‘tidâl-i hevâ mukârin olmağile asâkir-i deryâ-mevc fevc fevc ikdâm-ı cenge kıyâm ve ahz-ı intikâm ve kal‘anın feth [ü] teshîrine bezl-i ikdâm olunup cânib-i bahrden leb-i deryâ ile iki koldan meterislere girilmesin savâb-dîd-i cumhûr-ı asâkir-i zafer-mezâhir olmağla Kızıl tabya mukâbelesinde kadîmî meterislerden leb-i deryâya varınca meterisler ve medd ü tertîb olunup ve şark cânibinde Aktabya kurbunda Göllük ta‘bîr olunduğu mahalde leb-i deryâ ile tershâneye doğru ve ma‘rûf olan Kumlu tabyaya varılmak üzre meterisler mübâşeret olunup lâkin Kızıl tabya câniblerinde vâki‘ olup sa‘âdetlü sadrıa‘zam hazretlerinin kolunda vâki‘ olan meterisler önünde leb-i deryâ ile Taşlık ve Göllük tarafında kumluk olmağile iki koldan gayri dahi leb-i deryâ ile meterisler mübâşereti emr-i muhâl iken mücâhidân-ı gâziyân-ı dîn-i mübîn ve mübârizân-ı zafer-karîn uğur-ı dîn-i mübînde gayret ü hamiyyeti devlet-i uzmâ ve meşakkat ü zahmeti sa‘âdet-i ukbâ müşâhedesiyle cümle huzûr-ı râhatı vücûdlarına harâm mesâbesinde edüp cümle guzât hâb u râhat-ı istirâhati terk ü bî-ârâm edüp iki koldan meterisler içün mesâfe-i ba‘îdelerden zahrlıklarıyla toprak nakliyle meterisler i‘mâl olunup mavâzi‘-i gayriden ra‘d-gerdân-ı su‘bân-demâr balyemez top-ı kal‘a-kûblar getirüp tabya siperlerine vaz‘ edüp kal‘anın rû-yı dîvârlarına ve cümle tabyalarına topları havâle edüp kal‘anın dîvâr-ı tabyaları günden güne vîrân ve ser-nigûn olup limana gemilerinin hurûc [u] duhûlüne toplar mâni‘ olup lâkin a‘dây-ı dîn-i dûzah-karîn dahi zikr olunan iki koldan asıl dîvârdan gayri handaklardan hâric ve leb-i deryâda vâki‘ olan zîr-i hâkde ceng tabyaların püskürme lağımlar ile memlû ve mükemmel edüp bâ-husûs Kızıl tabyayı sanâyi‘-i ebniye ile metânet üzre edüp sedd-i râh olacak hiyel-i harbi müştemil mevâni‘-i acîbeler ile müretteb etmeğile cânibeyn-i mezkûreynde bir mertebe sanâyi‘-i acîbe ve garîbeler ihdâs ve bir derece mevâni‘-i takrîbe 327a îcâd eylemişdir kim zu‘m-ı fâsid ve hayâl-i kâsidleri üzre humâre dîn ve kumâre nusret-i karîn olup guzât-ı dîn yanına varmak ve karîb yanaşmak değil ejder-dehân âteş-feşân topların kesretinden ve lağım ve kumbaraların vefretinden nerre-i dîv-i Süleymânî yanına varmak değil bir hayli mesâfe-i ba‘îdeden mürûr etmek emr-i muhâl olup zi-dehşet-nişân lağımlar ve kumbaralar vefretinden ankâ-yı lâ-mekân evc-i a‘lâda tayerân-ı adem muhâl tasavvur ile kasd-ı guzât-ı islâmîden bî-bâk ve âheng-i kümât-ı Rahmâniyyeden bî-pervâ olup lâkin cünûd-ı müslimîn-i sâhib-kırân ve asâkir-i gîtî-sitân
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 326a–327a ·
metinde göster ·
Bu kal‘a Süleymân Hân asrında binâ olunmuşdur. Hattâ sene 943 târîhinin mâh-ı
Zilhiccesi'nin
yedisinde bizzât Süleymân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân deryâ-misâl asker ile Kö …
Bu kal‘a Süleymân Hân asrında binâ olunmuşdur. Hattâ sene 943 târîhinin mâh-ı Zilhiccesi'nin yedisinde bizzât Süleymân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân deryâ-misâl asker ile Körfös gazâsına geldikde bu Dalyan kal‘ası yerinden deryâyı doldurmağı başlayup Körfös'e nîm mîl kalup üzerine balyemez toplar koyup kal‘ayı döğmeğe mübâşeret edüp hemân ol gün donanma-i hümâyûn ile Hayreddîn Paşa ve Kapudan Pılak Mustafâ Paşa cezîreye asker döküp germâ-germ cenge âheng ederler. Karadan dahi Serdâr-ı zafer-şi‘âr Lütfî Paşa seksen bin askerle Hayreddîn Paşa'ya imdâd yetişüp kemâ-kân savaş-ı perhâş ederler. Akîblerince Süleymân Hân yüz bin asker ile ve Şehzâde-i âzâd[e] Sultân Mehemmed ve Şehzâde Sultân Selîm ile ma‘an bu Körfez kal‘ası gazâsına gelüp cezîre içre bir ma‘mûr kurâlar koymayup âteşlere urup bî-nihâye esîr ve mâl-ı ganâ’imler alup kâmil bir ay kal‘ayı döğüp hevâya tağayyür gelüp asâkir-i İslâmın cenge iktidârları kalmayüp sa‘âdetlü pâdişâha Budin tarafından âdemler gelüp Ungurus kralının ısyân [u] tuğyânı haberleri gelince hemân sa‘âdetlü pâdişâ[h] Sadrıa‘zam Ayas Paşa'ya haber gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 351b ·
metinde göster ·
… ân bulup iki sâ‘at meks edüp kûs-i rıhletler çalındı, zîrâ vakit dar olup mâh-ı
Zilhicce'ye
dahi bir gün kaldı.
"Sultânım! Bu sene sene-i mâzıyelerden yedi gün sonra geldiniz ammâ inşâ’allâh Mekke'ye selâmetle varup bir gün dahi mütekâ‘id olursuz" deyü tebşîr etdiler. Cümle huccâc tâze cân bulup iki sâ‘at meks edüp kûs-i rıhletler çalındı, zîrâ vakit dar olup mâh-ı Zilhicce'ye dahi bir gün kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y276a ·
metinde göster ·
… meks, bir gün Mekke'de meks olunursa on iki gün olur. Arafât'da vakfe ise mâh-ı
Zilhicce'nin
onunda olur.
Medîne'den Mekke'ye on konakdır. Bir gün Medîne'de meks, bir gün Mekke'de meks olunursa on iki gün olur. Arafât'da vakfe ise mâh-ı Zilhicce'nin onunda olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y276a ·
metinde göster ·
… e gâyet sâhib-i kerem merd-i Hudâ imiş. Müddet-i hilâfetleri 5 sene ve sene 232
Zilhicce'sinde
otuz iki yaşında merhûm olup Ümmü Safiyye cenbinde medfûndur.
Ve buna karîb Âl-i Abbâsiyân'dan el-Vâsıkbillâh Hârûn ibn Mu‘tasımbillâh Muhammed kuvvet-i bâzûya mâlik zor-âver âdem imiş ve gâyet sâhib-i kerem merd-i Hudâ imiş. Müddet-i hilâfetleri 5 sene ve sene 232 Zilhicce'sinde otuz iki yaşında merhûm olup Ümmü Safiyye cenbinde medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y297a ·
metinde göster ·
… alay-ı azîm ile ubûr olunup hamd-i Hudâ sıhhat u selâmetle bin seksen iki mâh-ı
Zilhicce'sinin
tokuzuncu yevm-i hamîsinde kuşluk vaktinde,
Andan yine Mu‘allâ mezâristânına endükde bir vâsi‘ deredir. Yine âdem deryâsı içre alay-ı azîm ile ubûr olunup hamd-i Hudâ sıhhat u selâmetle bin seksen iki mâh-ı Zilhicce'sinin tokuzuncu yevm-i hamîsinde kuşluk vaktinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y313a ·
metinde göster ·
yigirmi altıncı günü Mısır'dan gelen üç bin askerin bini Mekke'de muhâfazacı ka …
Bin seksen iki Zilhiccesi'nin yigirmi altıncı günü Mısır'dan gelen üç bin askerin bini Mekke'de muhâfazacı kaldı. Ertesi Mağrib huccâcı Medîne-i münevvereye revâne oldular. Yigirmi yedinci gün kırk bin huccâc-ı Mısır ile Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye müteveccih olup yine Y 367b umreye niyyet edüp âlât-ı silâhımız ile esb-i tâzîlere süvâr olup ba‘zı ahibbâ ile vedâ‘ ederek ve Mu‘allâ ziyâretgâhları içre sûre-i et-Tekâsür tilâvet ederek bir sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y367a–Y367b ·
metinde göster ·
… arın ismi Ebît [Ebîb] ve Meşrî ve Tût. Bu üç aya lisân-ı Arabî'de Zi'l-ka‘de ve
Zilhicce
ve Muharrem derler. Bu aylarda ekâlîm-i Mısır'da âdetullâh bunun üstene böyle c …
Fasl-ı evvel: Evvelâ Kıbtî lisânınca ayların ismi Ebît [Ebîb] ve Meşrî ve Tût. Bu üç aya lisân-ı Arabî'de Zi'l-ka‘de ve Zilhicce ve Muharrem derler. Bu aylarda ekâlîm-i Mısır'da âdetullâh bunun üstene böyle cârîdir kim Tût ayı ki mâh-ı Temmûz'dur, dâ’imdir, şuhûr-ı Arâbî gibi deverânda değildir, bu Tût'da üç ay Nîl-i mübârek deryâ-misâl olup arâzî-i Mısır'ı gark edüp kırmızı libâs geyer. Zîrâ Nîl'in suyu ol mahalde kıpkırmızı çamur cereyân eder. Ve üç aydan tenezzülde olduğu mahalde bu aylardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y159b ·
metinde göster ·
… e me’mûr olan asker huzûrumdan bir bir ubûr etsün", deyü fermân olundukda mâh-ı
Zilhicce'nin
yigirmi beşinde beş bin güzîde asker alaylarıyla sarâya çıkup paşa huzûrunda bö …
Ve asker ziyâde çıkmasına gâyet ihtimâm olunup, "Cümle me’mûr olan asker huzûrumdan bir bir ubûr etsün", deyü fermân olundukda mâh-ı Zilhicce'nin yigirmi beşinde beş bin güzîde asker alaylarıyla sarâya çıkup paşa huzûrunda bölük bölük (---)(---)(---) isbât-ı vücûd ederek alayların arz ederek ve köslerin çalarak gülbâng-i Nebî çekerek ubûr edüp yetmiş aded serdârları ve kethudâları ve çavuşları ve çorbacıları (---)(---)(---) ve'l-hâsıl ser-i kârda olanların cümlesi paşa huzûrunda hil‘at-ı pâdişâhî geyüp dest-bûs edüp ve (---)(---)(---) huccâc-ı müslimîne bir hoş hizmet edün, deyü vasıyyetler edüp cümlesi zemîn bûs edüp paşa huzûrundan çıkup mehterhânesin me’mûr olan beğ çaldırarak (---)(---)(---) lerin çalarak lerin çalarak kal‘adan taşra çıkınca her ocağın cümle askeri bunları alay ile [[(---) (---) (---)]] sefer askeri bir yere cem‘ olup alay-ı azîm ile gürûh gürûh Mısır içinden niçe kerre Q 235aP 232a yüz bin temâşâya çıkmış âdemlerin du‘â-i hayrların alup "İllâ yansuruke yâ asâkire'l-ferah" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y206a ·
metinde göster ·