… nsârî Dede ve Monlâ Pûlâd ve Aya Dede ve Horosî Dede ve Hatablı Dede ve eş-Şeyh
Zindânî (---)(---)(---)(---)(---)(---), bu
makûle sultânlardan himmet ricâ edüp Ebü'l-feth ahd etdi kim "İslâmbol devletin …
Ve asker-i İslâm bir yere cem‘ oldukda yetmiş yedi 25b aded mazanna-i kirâme kibâr-ı evliyâullâhdan ulu sultânlar var idi. Cümleden biri Akşemseddîn ve Sivasî Kara Şemseddîn ve Monlâ Gürânî ve Hazret-i Emîr Buhârî ve Monlâ Fenârî ve Cübbe Alî ve Ensârî Dede ve Monlâ Pûlâd ve Aya Dede ve Horosî Dede ve Hatablı Dede ve eş-Şeyh Zindânî (---)(---)(---)(---)(---)(---), bu makûle sultânlardan himmet ricâ edüp Ebü'l-feth ahd etdi kim "İslâmbol devletinin nısfı sizin ve nısfı guzât-ı müslimînin ve rub‘ı hakîrin olup mâl-ı ganâyimle her birinize birer zâviye ve türbe ve imâret ve mekteb ve medrese ve dârü'l-hadîs tetimme-i medârisler binâ edeyim" deyü va‘de-i kerîmeler etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 25a–25b ·
metinde göster ·
Keyfiyyet-i mevvâc-ı sûf: Bir kazgan-ı kebîri germâ-germ âteş üzre koyup kazgan içine murâd edindikleri elvân boyalar içre kazganın nısfına dek su koyup ağaçdan binâlar üzre deste deste sûfları korken her sûfun birer katı içre birer ağaç çöpleri koyup deste deste sûflar kazgan içre yerleşdirüp kazganın ağzın kapayup etrâfın hamîrle sıvayup germâ-germ âteş edüp bi-emrillah ol kazgan içre buların te’sîri buhârı sûflara urup sun‘-ı Hudâ gûnâ-gûn izler olur kim Mânî ve Behzâd kalemin çekmede âcizlerdir. Bu sûf dahi Engürü'ye mahsûsdur. Edîm-i arzda bir diyârda olmak ihtimâli yokdur. Frenk veled-i zinâları bu Engüri keçilerinden Frengistân'a götürüp hayâl iplik eğirüp sûf dokumak murâd edindiler. Bi-emrillah keçiler bir senede bayağı tüğlü keçiler oldu ve dokudukları şeyleri sûf olmayup mevc vermeğe kâdir olmadılar. Âhir Engürü'den eğrilmiş sûf ipliği alup Frengistân'a götürüp sûf idelim dediler, olmayup âhir ruhbânlar içün hâlâ sûf gibi hayyâl mevcsiz siyâh rukla şâlı dokurlar. Ahâlî-i Engürü, Hacı Bayrâm-ı Velî'nin kerâmetidir ve âb [u] hevâmızın letâfeti hükmüdür, derler. Hakkâ ki rub‘-ı meskûnda nazîri yok sûfları olur ve muhayyeri dahi meşhûrdur. Ve Engürü kerpiçi dahi meşhûrdır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 358a ·
metinde göster ·
… örtülüce karavulhânelerinde kirpi tüğü gibi zeyn olmuşdur. Ve şehrin mahpûshâne
zindânı bu
Kelemerye kullesindedir kim ne‘ûzü billâh cemî‘i mücrimler anda mahpûslardır. V …
Ve bu kal‘a-i Kelemerye kullesinin zemînden tâ kurşum örtülü bacasına varınca kaddi elli arşın bâlâ ve beş adım enli kalın ve metîn dîvâr-ı Kahkahâ'dır. Ve ufak şâhî topları bu kulle-i bâlânın kurşum örtülüce karavulhânelerinde kirpi tüğü gibi zeyn olmuşdur. Ve şehrin mahpûshâne zindânı bu Kelemerye kullesindedir kim ne‘ûzü billâh cemî‘i mücrimler anda mahpûslardır. Ve cânib-i kıbleye nâzır bâb-ı mu‘allâsının atebe-i ulyâsı üzre tahrîr olunan târîh budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 225a ·
metinde göster ·
hakîrin re’y [ü] tedbîriyle cümle su sarnıçları olup hamd-i Hudâ cemî‘i küffârl …
Hamd-i Hudâ bu diyâr feth olup ümmet-i Muhammed zindânları bu hakîrin re’y [ü] tedbîriyle cümle su sarnıçları olup hamd-i Hudâ cemî‘i küffârlar ümmet-i Muhammedlere toprak taşıdıklarına göre bir dahi anlara hâlâ taş ve toprak taşıdup kal‘a ve bâğlar ve bâğçeler binâ edüp cümle kenîseleri içinde olan lâşe-i murdârların kendülere taşra taşıdup kal‘adaki câmi‘leri tathîr edüp ma‘bedgâh-ı müslimîn etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 334a ·
metinde göster ·
cem‘iyyet-i kübrâda bulunup cemî‘i hayemâtlarda ve çârsû-yı bâzârlarda her diyâ …
Ve cemî‘i rûy-i arzda ne kadar lu‘bedebâz ve bâzbâzânlar var ise meydânlar ve hayemâtlarda hokkabâz ve surâhîbâz ve cânbâz ve kumârbâz ve sûretbâz ve kâsebâz ve gürzbâz ve kûzebâz ve zorbâz ve resenbâz ve şu‘lebâz ve kuklabâz ve şebbâz ve hayâlbâz ve hîlebâz ve perendebâz ve sinibâz ve kadehbâz ve şîşebâz ve âteşbâz ve tâsbâz ve kadehbâz ve taşbâz ve çemberbâz ve şemşîrbâz ve ayubâz ve maymûnbâz ve keçibâz ve hımârbâz ve matrakbâz ve kemendbâz ve yılanbâz ve kumârbâz ve kuşbâz ve kayışbâz ve kâğıdbâz ve âyînebâz ve çanakbâz ve kellebâz ve'l-hâsıl cemî‘i dünyânın erbâb-ı ma‘ârif bâzbâzânları ve cemî‘i ilm-i sîmyâya mâlik veled-i zinâları bu cem‘iyyet-i kübrâda bulunup cemî‘i hayemâtlarda ve çârsû-yı bâzârlarda her diyârın hânendegân sâzendegân rakkâs-ı mutrıbân kaşmerân mudhikân meddâhân gazelhânları ve pehlivân-ı kûştegîrân kemândârân dilîrân dilberân-ı mahbûb-ı zemânları ve âşıkân-ı sâdıkân gûyendegân bintân-ı zenânları bile cümle bu bâzâr-ı hüsnde mevcûd olup bir cem‘iyyet-i kübrâ olur kim bunu görmeyen ve Mısır'da Nîl kesimin görmeyen ve Mısır kurbunda Şeyh Seyyid Ahmedü'l-Bed[ev]î ve eş-Şeyh İbrâhîm Dessûkî mevlûdların görmeyen bu cihânda ifnâ-yı vücûd edüp çok şey gördüm demesin. Bu cem‘iyyet-i âlînin geceleri Kadr ve rûzları rûz-ı fîrûz-ı nevrûz-ı Hârezmşâhîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 376a ·
metinde göster ·