… u beni Gerede'de bulun, demiş" deyü darb-ı mesel olmuş derler. Ammâ halkı gâyet
zinde ve
mücessem ve şecî‘ Türk tâ’ifesidir. Cânib-i erba‘asında ve cenûb tarafında Kank …
Bunlardan mâ‘ada mesâcidlerdir. Ve üç tekye ve bir hammâm ve üç hân ve iki yüz dükkân ve yedi kahve hânesi vardır. Cümle esnâfından ziyâde Gerede bıçakcısı ve debbâğı gâyet çokdur kim Gerede gönü ve sahtiyânı meşhûrdur. Zîrâ âb [u] hevâsı gâyet yayla ve latîfdir. Ve halkı gâyet ten-dürüstdür. Ve câ-be-câ mahbûbları vardır. Halkı ekseriyyâ suhte talebeleridir. Levendâtı meşhûr olmağıla Gerede hırsızı ve debbâğı ve sovuğu, Erzurûm'a mânend olmağıla meşhûrdur. Efvâh-ı nâsda sovuk yâd olunsa "Erzurûm sovuğu beni Gerede'de bulun, demiş" deyü darb-ı mesel olmuş derler. Ammâ halkı gâyet zinde ve mücessem ve şecî‘ Türk tâ’ifesidir. Cânib-i erba‘asında ve cenûb tarafında Kankırı şehrine varınca ma‘mûr nâhiyeleri var kim kırk elli bin Etrâk tâ’ifesi vardır. Nâhiye-i Kızılöz ve nâhiye-i Alacaöz ve nâhiye-i Eledîvân ve Birdîvân ve İkidîvân ve Üçdîvân ve Dörddîvân ve'l-hâsıl yedi dîvâna varınca nâhiye isimleridir kim cümlesi dağlar içre sâkin olur dağlardır kim halkının başka ıstılâh [u] elkâbları ve gayrı lehce-i mahsûsaları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 278a ·
metinde göster ·
Evsâf-ı reng-i rûy-ı pîr u civân: Cümle ahâlîsi Türk ve Türkmân ve Kürd ve Ermenidir. Gökdolak Acemler dahi var. Ten-dürüst ve ten-perver, orta boylu ve zinde ve müsinn [ü] ihtiyâr âdemler ve civânları cümle la‘l-gûn yanaklı kaviyyü'l-bünye âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 287b ·
metinde göster ·
ten-dürüst ve serv-kad ve lâle-had ve siyâh-hat olup reng-i rûyları verd-i hand …
Evsâf-ı reng-i rûy-ı pîr [ü] civân: Âb [u] hevâsının letâfetinden cümle halkı zinde ve ten-dürüst ve serv-kad ve lâle-had ve siyâh-hat olup reng-i rûyları verd-i handân gibi la‘l-gûn ve hokka-dehen ve gül-fâm civânları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299b ·
metinde göster ·
… fâ niyyetine girüp gasl etdükde bilâ-rikâb ata süvâr etmeğe başlayup ol mertebe
zinde ve
tendürüst oldum ki değme fetâlar pençemi çeviremez oldular.
Bi-kavli hukemâ: Bu ayn-ı zülâlin ecelden gayriye yetmiş gûne hâsiyyetin tahrîr etmişler. Beher sene niçe bin âdem girüp gasl etdükde vücûdun cemî‘i ilelden halâs olmuş bulup bir gûne ten-perver olur kim vücûdın kelpedân ve cımbıstıra ile çekseler bir pâre lahmı kopmaya. Niçe müverrihler "Hazret-i Hızır her bâr bu sudan nûş eder!" derler. Hattâ bu abd-i hakîr şifâ niyyetine girüp gasl etdükde bilâ-rikâb ata süvâr etmeğe başlayup ol mertebe zinde ve tendürüst oldum ki değme fetâlar pençemi çeviremez oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 43b ·
metinde göster ·
… ehr-i atîk kûh-ı Ercîs dâmeninde olmağile hevâsı bürûdet üzre olup cemî‘i halkı
zinde ve
yigitlik kârı özünde, kimi yüz'ünde ve kimi yüz altmışdan yüz yetmişe yetmiş bu …
Sitâyiş-i reng-i rûy-ı pîr ü cüvân: Bu şehr-i atîk kûh-ı Ercîs dâmeninde olmağile hevâsı bürûdet üzre olup cemî‘i halkı zinde ve yigitlik kârı özünde, kimi yüz'ünde ve kimi yüz altmışdan yüz yetmişe yetmiş buğday anlı ve siyâh püskürme benli pîr u cüvân âdemleri vardır ve cümle şecî‘ ü tuvânâ ve fetâ erler birbirinden yeğ server ü hünerverlerdir (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 65a ·
metinde göster ·
… bitmişe yetmiş olup musâhabetten sehel kalmış olurlar. Ammâ yine kâr-ı kisbinde
zinde ve
devende ü revende reng-i rûlar humret üzre âdemlerdir.
Der-vasf-ı reng-i rûy-ı pîr ü cüvân: Ricâl makûlesi kemâl mertebe müsînn ü mu‘ammer ve zâl-ı zamân olup kuvveti gitmiş ve hey’eti yitmiş ve ömr-i gîrânmâyesi yüz yetmişe yâhûd bitmişe yetmiş olup musâhabetten sehel kalmış olurlar. Ammâ yine kâr-ı kisbinde zinde ve devende ü revende reng-i rûlar humret üzre âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 164a ·
metinde göster ·
… kırgıl, ol asır ki bin altmış târîhi idi, sinni yetmiş seneye yetmiş idi. Ammâ
zinde ve
kaviyyü'l-bünye idi ve savtı bülend idi ve kitifleri vâsi‘ ve şîrâne ve bâzûlar …
Evvelâ hân-ı âlîşân yedi yüz yetmiş fünûnda yed-i tûlâ sâhibi ferîd-i asr ve garîbü'l-heykel kimesnedir. Hilye-i eşkâli oldur kim evvelâ kasîrü'l-kâme ve gerdeni kısa ve esmerü'l-levn ve burnu sehel minkârîce ve alnı vâsi‘ gök ala gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver yüzlü ve gûşları iri ve bıyıkları gür ve sakalı kırgıl, ol asır ki bin altmış târîhi idi, sinni yetmiş seneye yetmiş idi. Ammâ zinde ve kaviyyü'l-bünye idi ve savtı bülend idi ve kitifleri vâsi‘ ve şîrâne ve bâzûları merdâne ve kemeri ince ve tabanları vâsi‘ce ve her harekât [u] sekenâtları pâdişâhâne idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 233b ·
metinde göster ·
… eğlerinin âb-ı rûyıdır. Gerçi bir lahm u şahm sâhibi görinür ammâ gâyet çâpük ü
zinde ve
server-i hünerverlik üzerinde mevcûd bir mîr-i Mahmûdî'dir. Bitlîs hânıyla bu E …
Kavm-i Ekrâd bu kal‘aya Karaca kal‘a derler. Zîrâ ekseriyyâ seng-i siyâh ile Âl-i Abbâsiyân'dan Gıyâseddîn ibn el-Muktedir Billah binâ etmiş kal‘a-i köhne-âbâddır. Devlet-i Âl-i Osmân'da altıncı Karahisâr-ı Ekrâd budur. İbtidâ Afyonkarahisâr ve Şebin Karahisâr ve Develi Karahisâr ve Antalya Karahisâr (---)(---)(---)(---)(---)(---) altıncı bu Ekrâd Karahisârı'dır. Ammâ bu dahi anlardan kalmaz. Evc-i âsumâne ser çekmiş bir kûh-ı bî-mânend üzre bir hisâr-ı ser-bülenddir, ammâ küçükdür. Cânib-i erba‘ası çâh-ı sakar olduğundan ne kadar adımdır, bilmem, ammâ şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâkı‘ olmuşdur. (---)(---)(---)(---)(---)(---). 287a Hâlâ Mahmûdî beğlerinden Evliyâ Beğ adaşımız hükmünde yurdluk ve ocaklık olmak üzre tabl [u] alem sâhibi bir mankâle mîr-i muhteremdir kim cemî‘i Kürdistân ümerâların ihsânıyla bend etmişdir. Dörd bin aded güzîde pâk müsellah asker-i Ekrâda mâlikdir. Cemî‘i Mahmûdî beğlerinin âb-ı rûyıdır. Gerçi bir lahm u şahm sâhibi görinür ammâ gâyet çâpük ü zinde ve server-i hünerverlik üzerinde mevcûd bir mîr-i Mahmûdî'dir. Bitlîs hânıyla bu Evliyâ Beğ diyâr-ı Kürdistân'ı Hâtem-i Taylık'da aralamışlardır kim ni‘metleri mebzûldür. Hattâ cümle refîklerimizle aşağı hıyâbânında bir ziyâfet-i azîm etmişdir kim cümle ni‘met-i nefîselerinin sükkeri Şâm'ın nebât-ı Hamevîsinden idi. Ba‘de't-ta‘âm parmağındaki Ferîd hattıyla damlalı zümürrüd üzre yazılmış bir hâtem idi kim Hâtem-i Tay bile eyle bir hâteme mâlik olmamış idi. "Evliyâm görem gözüm mührünü" dedi. "Görün hânım" deyü eline {mührümü} verdikde kırâat etdi Sec‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286b–287a ·
metinde göster ·
… var, ya‘nî merd-i kelâm bu mertebe cüssede olan gâzîler ol kadar ten-dürüst ve
zinde ve
cüst ü çapük ü çâlâkdir.
Kara Dağ nâm bir sengistân-ı bî-amân içinde çâr-kûşe bin seng binâ metîn ve burc [u] bârûları ve dendân-ı bedenleri sedd-i hasîn bir kapulu ve kesme kaya handaklı bir kal‘a-i cedîddir. İçinde dizdârı ve yedi yüz aded yarar ve bahâdır pâ-bürehne ve ser-bürehne kotur şehbâz ve dilâver ve zorâver u şehnâz yiğitleri var, şeb [ü] rûz Kotur kâfirleriyle ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl etmede mücâhid fî-sebîlillâh gâzîlerdir, ammâ libâsları gâyet mudhikâne libâslardır, sevâhil diyâr olmağile âb [u] hevâsı letâfetinden halkının kadd [ü] kâmetleri çınar-ı bâlâlar gibi serâmed fidâyî yiğitlerdir. Başları Adana kabağı kadar büyükdür ve bâzûları tohuma gelmiş dolma kabağı kadar kalın bâzûları var ve sîne-i pür-kîneleri husrevânî küp gibi güm gü[m] sadâ verir vâsi‘ [ü] arîz sadr-ı mücessemleri var, ya‘nî merd-i kelâm bu mertebe cüssede olan gâzîler ol kadar ten-dürüst ve zinde ve cüst ü çapük ü çâlâkdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 35a ·
metinde göster ·
… ve bal suyu müskirâtların nûş etmek ile ıstmayı def‘ edüp ten-dürüst olup hayli
zinde ve
zeber-dest firkatede kürek çekmenin erbâbı tüvânâ âdemleri vardır.
Etrâfı taşlık olmağile şiddet-i hârı şedîd olup havâsı sakîl olduğundan ısıtması gâyet çok olur, ammâ cemî‘i halkı keçi südü surutkası içmeğile ve pivo ve bal suyu müskirâtların nûş etmek ile ıstmayı def‘ edüp ten-dürüst olup hayli zinde ve zeber-dest firkatede kürek çekmenin erbâbı tüvânâ âdemleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 163a ·
metinde göster ·
Ve bir konak yeri bâğ u bâğçesi dutmuşdur. Ve şehrin bâğçeleri altından cereyân eden nehr-i Ergenes âb-ı hayâtdan nişân verir bir âb-ı nâbdır. Bu mâ-i cân-bahşın te’sîrinden cümle halkı zinde ve ehl-i safâ ve yârândan garîb dilnüvâz kavimdirler. Ammâ sûhtevât tâ’ifeleri sehel aşkıyâdırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y161a ·
metinde göster ·
özünde âdem gönderüp cümle atları getirüp iki cânibde ma‘mûr [u] âbâdân şükûfez …
Derhâl Dimyât'a bir çâpük ü çâlâk zinde ve özünde âdem gönderüp cümle atları getirüp iki cânibde ma‘mûr [u] âbâdân şükûfezâr gaytânları seyr [ü] temâşâ ederek Dimyât'a dâhil olup ertesi İslâmbol'da hânemize firâvân pirinç ve mercimek ve ketân ve nohud ve sâyir levâzımâtlar gönderüp ehl-i Dimyât'ın erbâb-ı devletleri ile vedâlaşdık. Evvelâ âyândan mustahfızânın eşbehi Rıdvân Çorbacı ve Tekelizâde Çelebi hazîne serdârı olmuşdur, ve Halîl Çorbacızâde ve Mehemmed Çelebi bunun emsâli velî-i ni‘am efendilerimiz ile vedâlaşup paşa ağasından üç yüz guruş ve yigirmi aded Dimyât alacası ve elli çift Dimyât'ın kahve makramaları ve fûtaların alup cümle me’kûlât [u] meşrûbâtımız ile bir yaraklı pür-silâh tevâbi‘li yarar gemiye süvâr olup mütevekkilen alellâh deyüp muvâfık eyyâm ile demir koparup Mısır kenârına revâne olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y351a ·
metinde göster ·
Ve halkının reng-i rûyları humret üzre zinde ve cimâ‘kâr âdemlerdir. Âb [u] havâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi memdûh-ı cihândır. Ve bozası ilik gibi kuvvet-i kût-ı cândır. Bundan gayrı şey medh olunsa hezeyândır. Zîrâ bir cezîre-i harâbistândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y386a ·
metinde göster ·
Ve cümlesi kadîd-i mahzdır, bir lahm [u] şahm sâhibi âdem görmedim. Çâpük ve
zinde ve
cemmâ‘ ve şiddet-i hâra mütehammil âdemlerdir. Kanâ‘at edüp cümle uryân u büryâ …
Ve cümlesi kadîd-i mahzdır, bir lahm [u] şahm sâhibi âdem görmedim. Çâpük ve zinde ve cemmâ‘ ve şiddet-i hâra mütehammil âdemlerdir. Kanâ‘at edüp cümle uryân u büryân gezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y414a ·
metinde göster ·