… rîzdir ve sûr hâricinin irtifâ‘ı ka‘r-ı handakdan tâ bedenlere varınca kırk iki
zirâ‘ edüp
esâsından âb-ı sâfîler tulû‘ edüp iki dîvâr mâbeynin horasânî rıhtım-ı dolma il …
Evvelâ İslâmbol'un cânib-i berrinde garb tarafında Yedikulle'den tâ Ebû Ensârî rüknüne varınca iki kat hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn sûr-ı kavî dîvârı binâ etdi kim evvelki kat dîvârının irtifâ‘ı yigirmi bir zirâ‘-ı melikî âlîdir ve arzı on zirâ‘dır ve iç kat dîvârın kaddi yetmiş zirâ‘ bâlâdır ve arzı esâsı yigirmi zirâ‘ arîzdir ve sûr hâricinin irtifâ‘ı ka‘r-ı handakdan tâ bedenlere varınca kırk iki zirâ‘ edüp esâsından âb-ı sâfîler tulû‘ edüp iki dîvâr mâbeynin horasânî rıhtım-ı dolma ile metânet verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 14a ·
metinde göster ·
… hsûldâr anda cümle ta‘allukâtıyla meks edüp dâr-ı karâr edüp günden güne pirinc
zirâ‘at edüp
mâldâr olduklarınca bir kend-i azîm olur.
Zikr-i binâ-yı şehr-i Revân: Sene 810 târîhinde Timur-ı bî-nûr hânın sevdâgerlerinden Hoca Cân-ı Lahîcânî nâm bir ankâ bâzargân bu Revân zemînine kadem basup görse kim bir hâk-i anber-pâk-i mahsûldâr anda cümle ta‘allukâtıyla meks edüp dâr-ı karâr edüp günden güne pirinc zirâ‘at edüp mâldâr olduklarınca bir kend-i azîm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 308a ·
metinde göster ·
… örd bölük edüp birin ulemâ ve birin sipâhî ve birin ehl-i san‘at ve birin ehl-i
zirâ‘at edüp
şehr-i Istacr'ı imâr eyleyüp tahtında karâr edüp adl [u] dâd ederken kendüye cü …
Evvelâ, ziyâret-i Hazret-i Erfahuş ibn Hazret-i Sâm ibn Nûh'dur: Hazret-i Erfahud'un ömr-i azîzleri dörd yüz altmış beş sâldır. Bi-kavli İbn Abbâs Cemşîd asrında vefât edüp bu Remle hâricinde âsûdedir. Hâlâ ziyâretgâh-ı ehl-i dilândır. Ammâ Cemşîd'in müddet-i ömrü ma‘lûm değildir. Ancak niçe müverrîhler yedi yüz yıl pâdişâh olup taht üzre oturmak ve bahs-i ilm etmek ve silâh düzmek ve yün ve ibrişim peydâ etmek gûnâ-gûn hayvânât derilerin dibâğat edüp kürk giymek ve gavvâslık etdirüp derya ka‘rından incü çıkartmak ve şehirden şehire yol açmak ve kerpiç ve kireç ve üstübeç ve müşk ve ûd u anber ü kaliye misk ve gûnâ-gûn itrıyyât bulmak ve çadır u hammâm ve nefîr u surnâ ve gözlük ve sabun ve kiriş yapmak ve halkı dörd bölük edüp birin ulemâ ve birin sipâhî ve birin ehl-i san‘at ve birin ehl-i zirâ‘at edüp şehr-i Istacr'ı imâr eyleyüp tahtında karâr edüp adl [u] dâd ederken kendüye cünûn el verüp diyâr-ı Rûm'da Filibe ve Tırhala ve Maşkolor panayırları semtinde hâşâ sümme hâşâ rubûbiyyet da‘vâsında olup Cemşîd üzre Şeddâd ibn Âd hurûc edüp Cemşîd Boğazhisâr'dan Anadolu tarafına geçep deryâ-misâl asker ile Ayasuluk nâm şehr-i kadîmin sahrâsında Cemşîd ile Şeddâd oğlu ve Dahhâk ile ceng-i azîm edüp âhir Cemşîd askeri münhedim olup Cemşîd'i kayd-bend ile Dahhâk'ın huzûruna getirüp iki levha mâbeynine Cemşîd'i koyup destere ile iki pâre ederken "Erre fahışda îmân getirdim. Erre fahışd! Erre fahışd" deyü iki pâre olup mürd oldu. Ba‘zı müverrihîn {Cemşîd'in âhir nefes îmân getürmesine} îmân-ı ye’sdir, demişler. Anınçün Erfehişid ibn Sâm'a Erre Fahışıd dahi derler. Salavâtullahı ve selâmehu. Hâlâ Cemşîd Kuşadası şehri kurbunda Ayasuluk hârici şarkında medfûndur ve ziyâreti memnû‘dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 47a ·
metinde göster ·
Ve mine's-sâni‘i'l-acîbe: Ol senede yine Turhal sahrâsında dihkânîler
zirâ’at edüp
bi-emri Hayy-i Kadîr bir buğday dânesinden bir kökde yetmiş çatal kardeş hâsıl …
Ve mine's-sâni‘i'l-acîbe: Ol senede yine Turhal sahrâsında dihkânîler zirâ’at edüp bi-emri Hayy-i Kadîr bir buğday dânesinden bir kökde yetmiş çatal kardeş hâsıl olup her sünbüle başında yüzer dâne deve dişi kırmızı dânedâr-ı gendüm kendi kendinden hâsıl olmayup bu dahi bir gûne sun‘-i Hudâ'dır kim Arapça âyeti üzre her sünbülede yüzer dâne-i hınta hâsıl olmuşdu. Ammâ haşebi âdem bâzûsu kalınlığı var idi. Arapça(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 79b ·
metinde göster ·
… ık Sultân, ya‘nî Muhammed Buhârî Saltık Bay hazretleri bu mahalde fukarâlarıyla
zirâ‘at edüp
mahsûlün bu mahalde harman edüp ismine Kara Harman deyü nefes etmişlerdir. Sebe …
Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim bir hevâdâr zemin-i mahsûldâr olmak ile Sarı Saltık Sultân, ya‘nî Muhammed Buhârî Saltık Bay hazretleri bu mahalde fukarâlarıyla zirâ‘at edüp mahsûlün bu mahalde harman edüp ismine Kara Harman deyü nefes etmişlerdir. Sebeb-i tesmiyyesi oldur ammâ zamân-ı keferede bender şehr-i kadîm olup Bulgarca ismine (---)(---) derlermiş. Ol asırda bir kral-ı dâl ismiyle müsemmâ bir şehr-i zîbâ imiş. Dest-i Ceneviz'den bunu dahi Yıldırım Hân feth etmişdir. Ba‘dehû kal‘asın küffâr yine istîlâ etmesin içün hâke beraber harâb [u] yebâb, hânelerin türâb etmişdir. Ba‘dehû Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında bu mahalde Kazak-ı Ak mazarratı def‘ içün bir cây-ı me’men lâzımdır, deyü fermân-ı Murâd Hân ile sene (---) târîhinde Kapudan Receb Paşa donanma-yı hümâyûn ile bu Karaharman limanına lenger atup a‘yân-ı vilâyet re’yiyle nehr-i Tuna arkı Karadeniz'e munsab olduğu mahalde du‘â vü hayr-ı sezâ ile bu kal‘a essâsına bezl-i ihtimâm-ı tâm edüp vakt-i şitâ ermeden deryâ-misâl asker ve niçe bin ummâl u bennâ ile üç ayda kal‘a itmâm bulup cemî‘i âlet-i mühimmât [u] levâzımâtın ve dizdârı ve üç yüz aded levendâtın ve yedi aded balyemez topların ve cânib-i kıbleye nâzır bir demir kapusuyla sûr-ı metîni itmâm edüp miftâhların ve derûn-ı kal‘ada Sultân Murâd Hân câmi‘i miftâhın Sultân Murâd Hân'a gönderüp Şeh Murâd mübârek-bâd deyüp dilşâd oldu. Hâlâ ma‘mûr bir kal‘a-i pür-nûr, derûn-ı kal‘ada ahâlîsi mesrûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 126a ·
metinde göster ·
… muhtâc değillerdir. Cümle halkı dihkânîler olduklarından kendileri gendümlerin
zirâ‘at edüp
kût edinirler. Hattâ bir kilesinden seksen kile gendüm ü cevv hâsıl olur. Fezâl …
Ve şehrin zemîni bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘ar bir diyâr-ı deyyârdır kim deyyâr bir merd-i âferîde hubûbât u nebâtât makûlesine muhtâc değillerdir. Cümle halkı dihkânîler olduklarından kendileri gendümlerin zirâ‘at edüp kût edinirler. Hattâ bir kilesinden seksen kile gendüm ü cevv hâsıl olur. Fezâlarında cümle buk‘aları hûb ve hâk-i amber-pâki beyne'l-emredân merğûb ve mezra‘aları firâvân ve hâmûnlarında enhârları revân şehr-i âbâdândır. Kendleri ma‘mûr ve cümle halkı mesrûr, gûnâ-gûn ni‘metleri vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir şehr-i kebîrdir. Ammâ zamân-ı kadîmde bir kend-i asğar imiş. Yezdecürd Şâh imâr etdikden sonra sene erba‘în seb‘a mie târîhinde adâlet-i şâhânlar ile bu aşağı varoş imâr olmuşdur. Tâli‘-i imâreti burc-ı sünbülede vâki‘ 312b olup beyti Utarid-i türâbîdır. Anınçün türâb-ı pâkinde bir sünbüleden yüz dane-i gendüm hâsıl olur. Ve ekâlîm-i örfiyyenin on dokuzuncu hissesinde bulunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 312a–312b ·
metinde göster ·
… ölük edüp bir bölüğü ulemâ ve birin sipâhî ve birin ehl-i san‘at ve birin ehl-i
zirâ‘at edüp
şehr-i Istacri ve bu şehr-i Aydıncığ'ı amâr edüp şarâb içe içe aklına hıffet ge …
Müddet-i ömrü ma‘lûm değildir, ammâ yedi yüz yıl pâdişâh olup mübâhese-i ilm etmek ve silâh düzmek ve kirec ve üstübec ve misk ve ûd ve reyhân ve kalya misk ve envâ‘-ı ıtriyât ve çadır ve hammâm ve nefîr ve sûrnâ ve gözgü ve sabun ve kiriş yapmak ve halkı dörd bölük edüp bir bölüğü ulemâ ve birin sipâhî ve birin ehl-i san‘at ve birin ehl-i zirâ‘at edüp şehr-i Istacri ve bu şehr-i Aydıncığ'ı amâr edüp şarâb içe içe aklına hıffet gelüp nikrîz zahmeti derdinden rubûbiyyet da‘vâsı edüp şeddad bin Âd Cemşîd'e galebe edüp oğluyla Dahhâk-ı Mârî nâm vezîrin Cemşîd üzre deryâ-misâl asker ile gönderüp Aydıncık nâm mahalde döğüşerek Cemşîd Ayasuluk şehri kal‘asına firâr edüp anda dutduklarında Cemşîd'i destere ile iki biçüp halk-ı cihân şerrinden emîn olup Cemşîd Ayasuluğ'da yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 87a ·
metinde göster ·
… dehu bu sahrâda balıklardan nâm [u] nişân kalmayup bu vâdî içre herkes hudûduna
zirâ‘at edüp
bir kîle darusu ve bir kile heldinesi yüz kile mahsûl verir. Her sene böyle bir …
Ba‘dehu bu sahrâda balıklardan nâm [u] nişân kalmayup bu vâdî içre herkes hudûduna zirâ‘at edüp bir kîle darusu ve bir kile heldinesi yüz kile mahsûl verir. Her sene böyle bir temâşâ-yı ibret-nümâ-yı Popova'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 162a ·
metinde göster ·
bâğlarına varırlar, gâyet serhad yerdir. Eriği ve emrûdu gâyet çokdur ve âb-ı h …
Bu Polata ve Began ve Çavka kal‘alarının cümle bin iki yüz aded neferâtları Budin defterdârından vazîfe-i mu‘ayyenelerin alırlar. Bu kal‘anın bâğ u bâğçeleri çokdur, ammâ etrâflarına kâfirden korutmak içün karavullar koyup zirâ‘at edüp bâğlarına varırlar, gâyet serhad yerdir. Eriği ve emrûdu gâyet çokdur ve âb-ı hayât sularına nihâyet yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 16a ·
metinde göster ·
Lâkin bu buhayre yigirmi otuz yılda bir kerre suyundan bir katre kalmayup
zirâ‘at edüp
çemenzârlarında at bağlarlar imiş, bir gün yine hikmet-i Hudâ her cânibinden ta …
Lâkin bu buhayre yigirmi otuz yılda bir kerre suyundan bir katre kalmayup zirâ‘at edüp çemenzârlarında at bağlarlar imiş, bir gün yine hikmet-i Hudâ her cânibinden taraf taraf âb-ı hayâtlar tulû‘ edüp zirâ‘at olmuş mahsûlâtların gark edüp ol kadar bî-hadd [ü] bî-kıyâs semekeleriyle gelüp buhayre içi mâl-â-mâl mâhî olur, deyü ahâlî-i vilâyet nakl etdiler, ammâ hakîrin manzûru olduğu mahalde buhayresi leb-ber-leb idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 231a ·
metinde göster ·
ba‘zı yerlerinde bir kîle buğdaydan yüz kîle gendüm-i hâs dânedâr hâsıl olur. B …
Evvelâ dehkânîler zemîne bir kîle buğday zirâ‘at edüp ba‘zı yerlerinde bir kîle buğdaydan yüz kîle gendüm-i hâs dânedâr hâsıl olur. Bunun kîlesine mahsar(?) derler. Mısır'da erdeb derler. Diyârbekir ve Erzurûm'da somar derler. Bağdâd'da tağar derler. Rûm'da kîle derler. Ammâ bu Girid'in mahsarası (---) vukıyye gelir. Lâkin arpası ve sâ’ir hubûbât bukûlâtları az olur. Ammâ balı memdûh-ı âlemdir kim Atina vilâyetinin balı gibi misk-i amber-i hâm-misâl râyiha-i tayyibeleri olup kırk gûne asel-i musaffâsı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324b ·
metinde göster ·
… üdür. Cümle halkı ehl-i tevhîd Yörükândır. Kârları abâ ve kebe ve ihrâm işleyüp
zirâ‘at edüp
kifâflanırlar. Ve bir mescidi ve kırk elli aded hâneleri var.
Menzil-i karye-i Avcı Yurdu: Müselmân köyüdür. Cümle halkı ehl-i tevhîd Yörükândır. Kârları abâ ve kebe ve ihrâm işleyüp zirâ‘at edüp kifâflanırlar. Ve bir mescidi ve kırk elli aded hâneleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 377b ·
metinde göster ·
müsâfirlerin toylardı. Ve Haleb şehrinde P 97b sâkin iken bir beyâz ineği var …
Kâr [u] kisbleri dihkânî ya‘nî ekinci idi. Zirâ‘at edüp müsâfirlerin toylardı. Ve Haleb şehrinde P 97b sâkin iken bir beyâz ineği var idi, anın südüyle cemî‘i halkı ziyâfet edüp ikrâm ederdi. Ve peynir ve kaymak îcâd etmek bunlardan kaldı. Ve ol beyâz inek Haleb'de fevt olup ince Kına'da defn etmişlerdir. Anıniçün Haleb'e Halebü'ş-şehbâ derler, ya‘nî beyâz inek yeri demek olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y229a ·
metinde göster ·
… 'dan kız alırlar. Havrân Hûrân'dan galatdır kim Hazret-i Âdem Havrân sahrâsında
zirâ‘at edüp
anda sâkin iken tenâsül olsun içün ikiz müştak olanları birbirinden ayırup gayr …
Ve kelimâta gelseler bedî‘ü'l-beyân ve fasîhü'l-lisândırlar. Zîrâ bu şehrin mahbûb [u] mahbûbesinin çoğu Havrân diyârından gelmişdir. Ve sâhib-i tabî‘at olan kimesneler Havrân'dan kız alırlar. Havrân Hûrân'dan galatdır kim Hazret-i Âdem Havrân sahrâsında zirâ‘at edüp anda sâkin iken tenâsül olsun içün ikiz müştak olanları birbirinden ayırup gayri kardaşa kız verir. Hazret-i şîs ana bir kız karındaşlarından birini menkûhalığa kabûl etmeyüp Hazret-i Âdem âlem-i hayretde kalup Cenâb-ı Bârî'den nidâ P 106a gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y250b ·
metinde göster ·
tenâsül buldular. Ve her sene Beyt-i ma‘mûra gelüp tavâf edüp Arafât'a çıkarlar …
Âdem [ve] Havvâ Mekke deresinde niçe zamân sâkin oldular. Ve Cenâb-ı Bârî anlara ziyâret-i tavâf içün Cennet'den Beyt-i ma‘mûru edîm-i arza nüzûl etdirdi. Her bâr anda ibâdet ederlerdi. Y 366a Ba‘dehu Mekke sengistân yer olmak ile zirâ‘at içün Cenâb-ı Bârî Hazret-i Âdem'i şâm-ı şerîf kurbunda Havrân sahrâlarına gönderüp anda zirâ‘at edüp tenâsül buldular. Ve her sene Beyt-i ma‘mûra gelüp tavâf edüp Arafât'a çıkarlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y365b–Y366a ·
metinde göster ·
… p sâhil-i Nîl'de tavattun edüp dördüncü vatanları hâk-i Mısır oldu. Ve ol kadar
zirâ‘at edüp
hubûbât-ı ganâyime mâlik oldular kim bir buğday dânesinden niçe yüz başak hâsıl …
Sonra bu Beytü'l-Ma‘mûr'u tavâf etmeği Rabbü'l-İzzet Âdem'e farz eyleyüp Hazret-i Cibrîl-i Emîn ta‘lîm edüp Âdem Beytü'l-Ma‘mûr'da ibâdet ederdi. Ve niçe müddet bu hâl üzre Mekke'de sâkin olup bi-kavli müverrihîn Hazret-i Âdem'in kırk bin oğlu olup tenâsül bulup her sene evlâd-ı evlâdları ile Beytü'l-Ma‘mûr'u tavâf edüp edâ-yı hac ederlerdi. Ammâ kifâf-ı nefsleriyçün Mekke'de zirâ‘at yeri olmamak ile hayli ıztırâb çeküp ba‘dehu emr-i Hak ile arz-ı Mısır'a gelüp sâhil-i Nîl'de tavattun edüp dördüncü vatanları hâk-i Mısır oldu. Ve ol kadar zirâ‘at edüp hubûbât-ı ganâyime mâlik oldular kim bir buğday dânesinden niçe yüz başak hâsıl olup her başakdan, âye[t]: Arapça hâsıl olup mahsûl olup ibtidâ arz-ı Mısır'a Hazret-i Âdem cümle evlâdları ile bir yere cem‘ olup arz-ı Mısır'a du‘â etdüği lisân-ı İbrî üzre ol du‘â budur. Zîrâ Hazret-i Âdem cennetden hübût etdikde cennet lisânı olan Arabî'yi sudûr eden zelleleri sebebiyle isyân sebebiyle nisyân üzre olup Cibrîl-i Emîn ta‘lîmiyle lisân-ı İbrîce kelimât edüp Mısır'a etdüği du‘â budur kim hakîr Kıbtî tevârîhinden ahz edüp tercümesiyle bu mecmû‘amıza tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y2a ·
metinde göster ·
… vveti ile Nîl'i kol kol kesüp hâlic ve tur‘alar ile Nîl'i sahrâlara tevzî‘ edüp
zirâ‘at edüp
vilâyeti ganîmet etdiler.
Mısrâyim Kâbil'i münhezim edüp bu kadar mâl-ı ganâyim ile Mısrâyim Mısır'a Q 161b gelüp mâl kuvveti ile Nîl'i kol kol kesüp hâlic ve tur‘alar ile Nîl'i sahrâlara tevzî‘ edüp zirâ‘at edüp vilâyeti ganîmet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y5b ·
metinde göster ·
… üp paşa üstüne bırağup küşûfiyye köğü olur. Paşa dahi re‘âyâ üşürüp tahtîr edüp
zirâ‘at edüp
mâlın çıkarır. Eğer tâlibi olursa paşa birine ferâgat eder. Zîrâ kendi amâr eyl …
Ve bir kısmı dahi küşûfiyye kurâlarıdır. Ya‘nî paşanın hâss-ı hümâyûnu içün Y 58a ifrâz olunan (---) pâre kurâlardır kim birinde birer kâşif vardır. Yüzer ikişer yüzer cündü ile enüp binüp paşanın küşûfiyye mâlların tahsîl eder kim senevî iki yüz kîse olur. Ammâ zamânımızda bir beled âtıl olsa anın sâhibi olan mültezim mâlın vermede âciz olup köyünden ferâgat edüp paşa üstüne bırağup küşûfiyye köğü olur. Paşa dahi re‘âyâ üşürüp tahtîr edüp zirâ‘at edüp mâlın çıkarır. Eğer tâlibi olursa paşa birine ferâgat eder. Zîrâ kendi amâr eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y57b–Y58a ·
metinde göster ·
… râzî-i Mısır tamâm ray oldukdan sonra cemî‘i ibâdullâh Nîl ile gelen çamur üzre
zirâ‘at edüp
yetmiş günde mahsûl alup kût edinirler.
Evvelâ Nîl kesimi Nîl kesimi deyü cihân-ârâ olan Nîl kesimi oldur. Ekâlîm-i Mısır'da âdetullâh bunun üstüne cârîdir kim yağmur yağmaz, yağar ise de kifâyet etmez. Ol ecilden Hazret-i İdrîs mu‘cizesiyle ilm-i hendese üzre Nîl-i mübârekin mürtefi‘ olan yerlerinde kehene-i mütekaddimînler Nîl'i tur‘a tur‘a ve halîc halîc kesüp vilâyet vilâyet cereyân etdirdiler. Arâzî-i Mısır tamâm ray oldukdan sonra cemî‘i ibâdullâh Nîl ile gelen çamur üzre zirâ‘at edüp yetmiş günde mahsûl alup kût edinirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y144b ·
metinde göster ·
… derek enüp Kalyûb ve Mansûre ve Şarkıyye vilâyetlerin ray edüp re‘âyâ ve berâyâ
zirâ‘at edüp
ganîmet olur, ve's-selâm.
Ve bu Nîl kesilüp bu halîcden içeri girüp Mısır şehrinin tâ ortasından cereyân ederek enüp Kalyûb ve Mansûre ve Şarkıyye vilâyetlerin ray edüp re‘âyâ ve berâyâ zirâ‘at edüp ganîmet olur, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y153b ·
metinde göster ·
… â-gâye ve bilâ-hisâb âdem deryâsı olan re‘âyâ vü berâyâ var ise arâzî-i Mısır'ı
zirâ‘at edüp
bir senede yedi kerre eküp yetmiş nev‘a mahsûl hâsıl olur. Böyle mahsûldâr türâ …
Bâlâda zikr olunan eyâletlerin kurâlarında bilâ-hadd ü lâ-gâye ve bilâ-hisâb âdem deryâsı olan re‘âyâ vü berâyâ var ise arâzî-i Mısır'ı zirâ‘at edüp bir senede yedi kerre eküp yetmiş nev‘a mahsûl hâsıl olur. Böyle mahsûldâr türâb ve böyle Ferhâd gibi çalışır re‘âyâ-yı A‘râb cezîre-i dünyâda böyle dihkânî fellâh ve böyle kavm-i cebbârîn ü bî-ıslâh re‘âyâ yokdur. Gökde uçan, yerde gezen ve deryâda yüzenden bi-eyyi vechin kân kendüler içün mâl tahsîl edüp öşürlerin ağalarına ve nâzırlarına ve mültezimlerine ve keşşâflarına mâl-ı mîrî verüp deynlerin gallak etdüklerinden sonra bu re‘âyâya beş Mısır hazînesi mâl kalur, deyü tahrîr olunmuşdur kim bu re‘âyâ kârı hazînesiyle elli üç hazîne olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y216a ·
metinde göster ·
… ır. Zirâ’at eder âdemleri hicret etmeğin iki bin feddân ya‘nî dölüm yerin kâşif
zirâ‘at edüp
elli kîse-i Mısrî mahsûl alır. Mâ‘adâ feddânları mu‘attaldır. Ammâ senede bir k …
Bu şehrin etrâfında yedi bin feddân yer balçığı vardır. Zirâ’at eder âdemleri hicret etmeğin iki bin feddân ya‘nî dölüm yerin kâşif zirâ‘at edüp elli kîse-i Mısrî mahsûl alır. Mâ‘adâ feddânları mu‘attaldır. Ammâ senede bir kerre on gün on gece mevlûd olup bî-hisâb âdem deryâsı olup gece ve gündüz bey‘ [ü] şirâlar olup her kûşe-i vîrânı amâristân olup cümle mahallât tarîklerinde ale't-tertîb dükkânlar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y298b ·
metinde göster ·
… vül etmemiş ve bir buğday etmeği yememiş. Bir feddân yerde kendü çapalayup arpa
zirâ‘at edüp
kendü eliyle döğüp ve el değirmeninden un edüp arpa etmeği yer idi.
Bu hakîr mevlûd-ı Ebürrîş'e vardıkda bin seksen üç mâh-ı Cemâze'l-âhir'inin altıncı gün idi, şeyh şinnâvî hazretleri ile berâber ibtidâ Ebürrîş hazretlerinin ırk-ı tâhirinden olan halîfe-i seccâde-nişîn Seyyid şemsüddîn hazretlerinin hâne-i sa‘âdetine varup dest-i şerîflerin bûs edüp du‘â-i hayrları ile hissemend olduk. Yüz otuz altı yaşında mu‘ammer olmuş bir nûrânî pîr-i fânî kimesne idi. Cemî‘i ömr-i azîzin savm-ı Dâvûd ile geçirüp ömr-i nâzenîninde bıçağile boğazlanmış zî-rûh kısmı tenâvül etmemiş ve bir buğday etmeği yememiş. Bir feddân yerde kendü çapalayup arpa zirâ‘at edüp kendü eliyle döğüp ve el değirmeninden un edüp arpa etmeği yer idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y307b ·
metinde göster ·
… lar hoş-nişîn kavm-i âsîlerdir, Y 384a mîrî gılâl mâl [u] menâl bilmezler kim
zirâ‘at edüp
gılâl tahsîl edeler, ol kayıddan berî kavmdirler.
Altı bin müsellah ve müzeyyen ve ankâ kavmdir. Cümle Urbâna gâlib şecî‘ ü fetâ kavmdir. şeyhleri Şücâ‘uddîn'dir, ammâ dîn-i İslâmında şübhe var. Bunlarda koyun eti ve darı ekmeği çokdur. Ammâ buğday ve arpa yokdur, zîrâ bunlar hoş-nişîn kavm-i âsîlerdir, Y 384a mîrî gılâl mâl [u] menâl bilmezler kim zirâ‘at edüp gılâl tahsîl edeler, ol kayıddan berî kavmdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y383b–Y384a ·
metinde göster ·
Bu kal‘anın yedi yüz askerîsi ve elli bin Berberî ve zâğî re‘âyâsı vardır.
Zirâ‘at edüp
ganîmet ederler. Hamd-i Hudâ bu şehirde buğday ekmeği gördük. Rûz-merre Hâkim D …
Bu kal‘anın yedi yüz askerîsi ve elli bin Berberî ve zâğî re‘âyâsı vardır. Zirâ‘at edüp ganîmet ederler. Hamd-i Hudâ bu şehirde buğday ekmeği gördük. Rûz-merre Hâkim Dâyimüddîn Kan iki yüz ekmek ve birer koyun ve iki kazan yağ ve bir cerre bal Y 397a ve elli şenbe(?) at yemi pâk arpa gelirdi. Ganîmet şehirdir, ekseriyyâ mahsûlâtları darıdır ve hûrmâdır. Ve besâtînlerinde kavunu ve karpuzu çok olur. Ve bir gûne küçük atları vardır, ammâ gâyet şâtırdır. Develeri sahrâlarda sürü sürü ve bî-hisâbdır. Koyunları ve keçileri ve sığırları kezâlik lâ-yu‘addır. Ve Kan sarâyında bir fîl yavrusu var idi, gâyet munîs olmuş, herkes ile lu‘bedebâzlık ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y396b–Y397a ·
metinde göster ·
… y diyâr-ı Mısır Cennet çamuruna gark olup Nîl çekildikçe bu çamur üzre fellâhîn
zirâ‘at edüp
ganîmet olurlar. İşte Temmûz'da cümle sular eksilüp Nîl-i mübârek ziyâde olup k …
Andan cemî‘i ibâdullâh bu toprak üzre her neye mâlik ise hâk-i amber-pâk üzre gece ve gündüz zirâ‘at ederler. Ekser zirâ‘atleri darıdır, zîrâ çok mahsûl verir. Andan Kârhâne sâhibi bu tohm üzre semâdan kifâyet mikdârı matar nâzil edüp ertesi cümle sahrâlar çemenzâr olur, Bâğbân Hudâ murâdı üzre bu diyârı saky edüp kırkıncı günde terekeleri hâsıl olup mahsûllerin alup mağârâları içine koyup herkes nafakaları ile bay olup balık yağların da hâzırlayup mağârâlarına cümle ibâdullâh kapanırlar. Ammâ bu Q 332a gârlarının P 329a bâbların eyle sed edüp yekpâre taşdan kapaklar etmişlerdir kim iki taşın imtizâcı mahallinden bir katra su girmeyüp bâbların Y 430a içerden sed edüp kapanınca vakt-i Temmûz dahi erişüp âsumândan üç ay eyle matarlar boşanup bu mücellâ taşlar üzre yağan toprakları bu vilâyetlerden seyl-i revân sürüp Nîl'e döker. Nîl dahi seylden cûş-ı hurûşa gelüp ol kırmızı toprak çamuriyle Temmûz'da cereyân ederek Mısır'a gelmesinin sebebi bu vilâyet-i Cersinka'ya yağan toprak sebebiyle Mısır'a Nîl kırmızı çamur gelüp üç ay diyâr-ı Mısır Cennet çamuruna gark olup Nîl çekildikçe bu çamur üzre fellâhîn zirâ‘at edüp ganîmet olurlar. İşte Temmûz'da cümle sular eksilüp Nîl-i mübârek ziyâde olup kırmızı çamur gelmesinin aslı bu bizim vardığımız vilâyet-i Cersinka'ya yağan yağmurlar ve türâblar sebebiyledir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y429b–Y430a ·
metinde göster ·
… ı târmâr ve şecî‘ ü bahâdır kavmdir. Ve gâyet zeberdest ü dîvdest olduklarından
zirâ‘at edüp
dağlarından niçe gûne mahsûlât cem‘ edüp fürûht ederler. Hemân yüz kerre yüz bi …
Bu kal‘anın dağlarına cebel-i Kaderî derler, bilâ-hisâb Kadrî kavmidirler, bir kavmdir. Siyâh Zengîlerdir, ammâ bi-emrillâh Tatar çehrelidir ve geysûları târmâr ve şecî‘ ü bahâdır kavmdir. Ve gâyet zeberdest ü dîvdest olduklarından zirâ‘at edüp dağlarından niçe gûne mahsûlât cem‘ edüp fürûht ederler. Hemân yüz kerre yüz bin kûsfend-i kûhu ve gazâl-ı vahşî ve câmûs-ı Habeşî sayd [u] şikâr edüp tuz içinde salamura ve pasdırma Y 442b edüp Freng kalyonlarına fürûht etdiklerinden bu kal‘aya Portakal anıniçün çok gelir. Ve bu Kaderî cebelindeki mezkûr âdemler cümle Kadrî mezhebinde pâk [ü] pâkîze âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442a–Y442b ·
metinde göster ·