… bgîr, bu mezkûr livâların tîmâr ve ze‘âmetleri cümle berâber tahrîr olunmuşdur,
ziyâde ve
noksân yokdur.
Üç bin yüz otuz üç kılıçdır, yüz tokuzu ze‘âmetdir, mâ‘adâsı tezkirelü tîmârlardır. Ümerâ vü zü‘amâ ve erbâb-ı tîmârları kânûn üzre cebelüleri ile tokuz bin asker olur. Bu cümlenin hâsılları senevî yüz otuz bir kerre yüz bin ve seksen yedi bin üç yüz yigirmi yedi akçe olur. Livâ-i Sivas ve livâ-i Amasiyye ve livâ-i Çorum ve livâ-i Bozok ve livâ-i Divriği ve livâ-i Canik ve livâ-i Arabgîr, bu mezkûr livâların tîmâr ve ze‘âmetleri cümle berâber tahrîr olunmuşdur, ziyâde ve noksân yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 55b ·
metinde göster ·
… en kurbân kulunun aşbâzıyım" deyü kurbân kulunun donluğun alup gider. Bir habbe
ziyâde ve
noksân almağa kâdir değildir. Sonra hilâf eden aşbâzın dilin ensesinden çekerle …
Ahlâk-ı zemîme-i İrân-zemîn: Ahâlîsi Kânûn-ı kadîm-i Azerbaycân oldur kim on iki imâm aşkına on iki esnâf-ı askerî tâ’ifesi ki niçe bin âdem olur. Ulemâdan ve sâ’ir a‘yândan on ikişer esnâf âdemler hânelerinde ta‘âm pişirirler. Mâ‘adâsı hücrelerinde âteş yakmak ihtimâli yokdur kim ta‘âm pişire. Meğer kahve ve çây ve bâdyân ve sa‘lep ve mahlep pişirüp câme-şûylık içün âteş yakup su ısıda, ana mâni‘ olamazlar. Cümle nökerleri ve askerîsi ve bekâr [u] bîkârları cümle çârsû-yı bâzârdan alup ta‘âm yerler. Anınçün kızılbaş-ı bed-ma‘âşdırlar kim ma‘îşetleri bu husûsda hakkâ ki beddir. Lâkin ucuz olur ve murâd edindiğin ta‘âmı hora geçirirsin. Hisâbî ve mücerred olan kişilere bu enfa‘dır. Hattâ askerî tâ’ifesi üç ay bâzârda ta‘âm yise anın aşbâzı donluğ-ı şâhî çıkdıkda aşbâz dîvâna çıkup "Men kurbân kulunun aşbâzıyım" deyü kurbân kulunun donluğun alup gider. Bir habbe ziyâde ve noksân almağa kâdir değildir. Sonra hilâf eden aşbâzın dilin ensesinden çekerler. Ba‘dehû aşbâz donluk sâhibine on iki gün müft ziyâfet eder. Kânûnları budur. {Kaçan kim şâh ve bir sipehsâlâr sefere gitse cemî‘î ordularında keçe obalı ve keçe haymeli aşbâzlarından ziyâde asker ve hayme ve bazâr yokdur. Zirâ cümle askerîsi ordu aşbâzlarına muhtâclardır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 302b ·
metinde göster ·
… birbirinden ba‘îd tûlı elli fersahdan bin fersaha varıncadır kim bin fersahdan
ziyâde ve
elli fersahdan eksik değildir. Cümle seyyâhân-ı berr [u] bihâr ve hukemâ-yı kud …
Be-kavl-i Batlamyus: Edîm-i arzda iki yüz kırk nehr-i azîm ve kırk dörd bin uyûn-ı sağîr câriye vardır. Ve üç yüz altmış buhayre vardır. Yedisi deryâ-yı mâlih buhayrâtdır. Meselâ Karadeniz gibi ve bahr-i Harez gibi ve halic-i Kıyamenk gibi ve Buhayre-i Azak gibi ve Buhayre-i Vân gibi ve Buhayre-i Harput gibi. Bu buhayre-i seb‘a ekâlîm-i seb‘a içre buhayrat-ı mâlihlerdir. Ammâ Karadeniz Akdeniz'e {muttasıldır. Ammâ Akdeniz dörd Karadeniz kadar vardır. Ammâ hakîkatinde nazar olunsa cemî‘i deryâların menba‘ı Karadeniz'dir}. 115a Bunlar bu cezîre-i dünya içinde acı deryâlardır. Bu cezîre-i dünyâyı bahr-i Muhît ve bahr-i Ummân ve bahr-i Okyanus ihâta edüp mezkûr iki yüz kırk aded nehr-i azîmler ve kırk dörd bin enhâr-ı sağîreler bu zikr olunan üç yüz altmış buhayreye ve yedi aded deryâ-yı muhîte cârî olarak mahlût olur. Ve iki yüz nehrin birbirinden ba‘îd tûlı elli fersahdan bin fersaha varıncadır kim bin fersahdan ziyâde ve elli fersahdan eksik değildir. Cümle seyyâhân-ı berr [u] bihâr ve hukemâ-yı kudemâ niçe bin kerre bu atlas-ı rûy-ı arzı geşt [u] güzâr edüp böyle bulmışlardır. Ve cümle enhârın kebîrlerin hadîs-i sahîh ile bilmişlerdir. Hadîs-i Şerîf:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 114b–115a ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ bu bahre (---) aded nehr-i azîmler dâhil olup bir katre ne
ziyâde ve
ne nâkıs olur. Ve bu kadar enhârlardan ta‘amı lezîz olmak ihtimâli yokdur, semm …
Hikmet-i Hudâ bu bahre (---) aded nehr-i azîmler dâhil olup bir katre ne ziyâde ve ne nâkıs olur. Ve bu kadar enhârlardan ta‘amı lezîz olmak ihtimâli yokdur, semm-i helâhilden nişân verir, gûyâ bender-i Süveys'ün Bahr-i Kulzüm'dür. Âdem tahâret etse istincâ yerlerin yakar, değme âdem tahammül edemez. Yine böyle iken sun‘-ı Hudâ bu bahrin etrâfında sâkin olan garîb u gurebâlar cümle bu bahrde esbâbların gasl etdikde asla sabun sürmeden ol kadar pâk u beyâz u nazîf esvâb yıkanır kim gûyâ pembe olur. Ve rîh-ı garbî ve cenûbî esdikde azîm fırtınası olur. Cümle elli pâre gemisi vardır. Kal‘adan kal‘aya bâzergânlar götürürler bahr-i kebîrdir. 238a Ezîn-cânib bu Van deryâsının kenârında ibtidâ gördüğümüz Taht-ı Van nâm hânın kurbünde Rahova nihâyetinde bir vâdîde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 237b–238a ·
metinde göster ·
… ayup kuş uçurmaz. Ve bu kal‘anın dahi ağaları ve kulları öbür kal‘alardan 55b
ziyâde (ve)
hâzır-başlardır ve iki kapusu var. Biri cânib-i şimâle mekşûf ve biri taraf-ı k …
Ve cümle kulleleri ve burc [u] bârûlarının üzerlerin Melek Ahmed Paşa efendimiz Rus şaykaları tahtalarıyla örtüp müzeyyen kulle-i azîmlerdir kim bu kullelerin önünden Özü nehriyle Urus şaykaları geçmemek içün kırk aded demir kapaklı top kapuları içre kırk yedi aded balyemez ve şayka ve kolumburuna ve pıranka toplar[ı] var kim nehr-i Özü üzre değil Karadeniz'de on beş mîl ve Heyhat çölünde beş sâ‘at yerde kuş kondurmayup kuş uçurmaz. Ve bu kal‘anın dahi ağaları ve kulları öbür kal‘alardan 55b ziyâde (ve) hâzır-başlardır ve iki kapusu var. Biri cânib-i şimâle mekşûf ve biri taraf-ı kıbleye nâzır olup kapu üzre bir alçak tula ninâreli Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in müfîd ü muhtasar bir câmi‘-i fevkânîsi vardır ve otuz aded hurde dükkânları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 55a–55b ·
metinde göster ·
… nmaz, ammâ bizim piyâdelerimiz ancak yedi yüz yiğitdir, ammâ küffârın on binden
ziyâde ve
elli pâre toplu küffârı var.
Hemân piyâde küffâr bizim piyâdelerimizi ortaya alup bizim piyâdelerimiz "Allâh Allâh" deyüp kâfire bir yaylım çatal ku[r]şum urup bir ceng-i Ali etdiler kim ta‘bîr olunmaz, ammâ bizim piyâdelerimiz ancak yedi yüz yiğitdir, ammâ küffârın on binden ziyâde ve elli pâre toplu küffârı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 102b ·
metinde göster ·
Aynı bu nakş üzre tahrîr olunmuş Fârisî şekilli târîhdir kim aslâ
ziyâde ve
noksânı yokdur. Ve kal‘anın topları çokdur. Ve maşrık tarfında handakı vardır, …
Aynı bu nakş üzre tahrîr olunmuş Fârisî şekilli târîhdir kim aslâ ziyâde ve noksânı yokdur. Ve kal‘anın topları çokdur. Ve maşrık tarfında handakı vardır, ammâ gâyet dardır. Ve batı tarafı yalçın kayalı hisârdır. Hattâ Tuna kenârı olmak ile bu kayalar tarafında handak yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 93b ·
metinde göster ·
… hlûlâtlardan ol mikdâr hazîne-mânde edüp mahfûza olan defterler ile tatbîk edüp
ziyâde ve
noksânı zâhir olmağıçün kayd olunması lâzım gelen fevâd kayd u tahrîr olunmağıç …
Ve her sene Tût evvelinden berü Mısır'a (---)(---)(---)(---) vâlî-i vilâyet Q 185bP 183b ve defterdâr ve rûznâmeciler ve muhâsebeciler ma‘rifetleri ile hazîne ve anbâr defterleri açılup ve hatt-ı hümâyûnum ile ma‘yûr olan icmâlleri kulle-i hızâneden ihrâc olunup hazînenin hazîneden îrâd u masârîfi hisâbı görülüp müsâvî bulunursa yine mahallinde hıfz olunup ve illâ îrâddan noksân zâhir olursa vâlî-i vilâyet olanlara vâki‘ olan mahlûlâtlardan ol mikdâr hazîne-mânde edüp mahfûza olan defterler ile tatbîk edüp ziyâde ve noksânı zâhir olmağıçün kayd olunması lâzım gelen fevâd kayd u tahrîr olunmağıçün mahrûse-i Mısır'dan irsâliyye hazînesiyle mu‘tâd üzre hazîne beği ta‘yîn olundukda hazîne-i Mısır'ın bir senede olan îrâd u masraf icmâli bağlayup zikr olunan icmâli rûznâmeci mühürleyüp hazîne ile ma‘an rikâb-ı hümâyûnuma irsâl ve teslîm oluna. Zikr olunan mevâd vech-i meşrûh üzre cârî ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y70b ·
metinde göster ·
… iblerine dahi merâtiblerine göre hedâyâları gelir. Bunlar hâliyetü'l-hâliyedir,
ziyâde ve
noksân kabûl etmez.
Evvelâ kırk re’s havvâre küheylân hussân atlar gelir. Ve on kısrak ve on tavâşî ve on kîse ve beş bin erdeb şa‘îr ve üç bin erdeb hınta ve bunun emsâli niçe zî-kıymet tuhef u hedâyâlar gelir. Ve paşa kethudâsına üç kîse ve üç tavâşî ve beş hussân küheylân gelir.Ve on iki mertebe sâhiblerine dahi merâtiblerine göre hedâyâları gelir. Bunlar hâliyetü'l-hâliyedir, ziyâde ve noksân kabûl etmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y212b ·
metinde göster ·
… sı gibi bir yeşil tekerlek kenârında ikişer kat sıra sıra dizilmiş iki yüz dahi
ziyâde ve
noksân sarı patlıcan-misâl mevzlerdir. Kemâlin bulunca sapsarı kehrübâr olur. A …
Evvelâ mevz: bir turfe şeydir. Ağac desen değildir, ammâ kaddi ağaç kadar vardır. Her sene yerden iki âdem kaddi kadar çıkup ve âdem uyluğu kalınlığında olup içi mâl-â-mâl sudur, sıkarsan suyu çıkar, bunun hakkındadır. Ve yaprakları yorkan kilim kadar yeşil yeşil filandıra bayraklar gibi yaprakları olur. Ve yapraklar mâbeyninde tâ zirvesinde birer salkım mevz verir. Ve her salkımı mûm sofrası gibi bir yeşil tekerlek kenârında ikişer kat sıra sıra dizilmiş iki yüz dahi ziyâde ve noksân sarı patlıcan-misâl mevzlerdir. Kemâlin bulunca sapsarı kehrübâr olur. Andan koparup Y 238a tenâvül ederler. İbtidâsı yeşildir. Gerçi sûretde patlıcan-misâl mevzûndur, ammâ içinde patlıcan gibi tohumu yokdur, hemân leb-ber-leb bir ma‘cûn-ı mukavvîdir. Ucundan kabuğu soyulur. Ve şeker ile tenâvül olunsa dahi latîf olur. Dörd beş dânesi tenâvül olunsa, lahm yemiş kadar gınâ verüp gâyet tok tutar. Serî‘u'l-hazmdır ve gâyet nâfi‘dir. Bedene kuvvet verüp menîyi ziyâde edüp kuvvet-i basarı dahi ziyâde eder ve tabî‘atı i‘tidâl üzre eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y237b–Y238a ·
metinde göster ·