… anda dutup süvâr oldum. Ol mahâlde bir kabr-i tavîl görüp "Allahu a‘lem bir ulu
ziyâretdir
" deyü rûhiyçün bir Fâtiha tilâvet edüp piyâdece adımlayup kaddi kâmil seksen ad …
Menâkıb-ı Bel‘am ibn Bâ‘ûr: Hikmet-i Hudâ bir gün bir cebelin dâmeninde cirid oynarken hakîr atdan tekerlenüp at başın alup "Kandesin Eğerlidağ?" deyüp urûc etdi. Hemân hakîrin cân başına gelüp bir gayrı ata süvâr olup esb-i firârîyi birkaç gulâmımızla kovarak tâ Eğerlidağ'ın zirve-i a‘lâsına çıkup atı anda dutup süvâr oldum. Ol mahâlde bir kabr-i tavîl görüp "Allahu a‘lem bir ulu ziyâretdir" deyü rûhiyçün bir Fâtiha tilâvet edüp piyâdece adımlayup kaddi kâmil seksen adım geldi. Başı ayağı ucunda birer serâmed amûd-ı zenbûrîler dikilmiş, ammâ bunun ziyâret [u] temâşâsına meşgûl iken bir bed râyiha hakîri ve gulâmlarımı sermest edüp çâkerlerim burunlarını dutdular. Kabri üzre nazar etdim, ancak kabri üzre olan türâb tencerede bulkur gibi kaynar ve siyâh zift ve katran gibi yağlı toprakdır. Âhir bed râyihasından tahammül edemeyüp bu türâbın yağıyla kaynaduğuna ta‘accüb ederek yine atlarımıza süvâr olup vakt-i gurûbda Tebrîz kapusundan içeri dâhil olup ba‘de'l-mağrib Paşa huzûruna vardığımızda "Şükür sağlığa, hele atını cümle bisâtıyla buldun mu", dediler. "Belî buldum ve Eğerlidağ'da bir kabr-i tavîl-i evliyâullahı ziyâret etdim" deyü kabri gördüğüm üzre paşaya hikâyet edince hemân Erzurûmlu Ca‘fer Efendi, musannif ve mü’ellif ve sulehâ-yı ümmetden azîz kimesne idi, ol eyitdi: "Sakın Evliyâ Çelebi! Ol maşadı bir dahi ziyâret etme. Ol Hazret-i Mûsâ bed-du‘âsıyla imânsız gitmişdir, anâ Bel‘am ibn Bâ‘ûr derler. Niçe yüz yıl mu‘ammer olup âhir Hazret-i Mûsâ'dan sonra dâğ-ı derûnundan diyâr-ı Mısr'ı terk edüp bu dağda olup hâlâ kabri sayf u şitâda leş gibi kokup türâbı yağıyla cehennem azâbı çeküp kaynar" dedikde bu hakîr-i pür-taksîr âlem-i hayretde kaldım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 289a ·
metinde göster ·
… âkin kabr-i şerîflerine kosa bi-emrillahi Te‘âlâ şifâ bulur. Edirne içre meşhûr
ziyâretdir
.
Menâkıb-ı Sultâneyn: Bu iki azîz refîk [u] yâr-ı sâdıklar imiş. Birbirleriyle esnâ-yı kelâmda "Eş bürâder, Edirne şehrinin bir kenarında emânetlerimiz sâhibine teslîm edelim!" deyüp Gelibolu'dan şehr-i Edirne'ye dâhil olup birbirlerin der-âgûş edüp tevhîd-i erre ile semâ‘ [u] safâ ederek bu kabirleri mahallinde ikisi de birbirine sarılmış rûh teslim ederler. Bir ferd-i âferîde bunları mümkün olup birbirinden ayıramazlar ve hâkim havfından defn edemeyüp sabâha kalırlar. Hikmet-i Rabbânî, nâzil-i âsumânî matar-ı rahmet-vâr semâdan ol gice üzerlerine bir gûne hâk-ı amberpâk türâb-ı rahmet yağup iki aziz ol gubâr-ı kudret ile defn olunur ammâ bunların na‘ş-ı şerîfinden gayri zemîne bir zerre türâb yağmaz ve bir hâk-i müşk-bûyun râyiha-i tayyibesi Edirne şehrin değil cânib-i erba‘asında olan kurâlara râyiha-i hâk-i pâk şâyi‘ olup şemm edenlerin dimâğları mu‘attar olup bu ahvâl-i pür-me’âl cümle ahâlî-i vilâyete şâyi‘ olup ziyârete gelirler. Zamâneleri şeyhülislâmı fetvâ verüp "Yed-i kudret ile defn olunmuşdur. Hâli üzre âsûde kalsınlar" deyü izn-i şerîf olup üzerlerine bir türbe-i pür-envâr binâ olunup hâlâ ziyâretgâh-ı erbâb-ı marîzdir. Hâlâ masrû‘ olan kimesneler onların mezkûr türâb-ı amber-i pâkinden alup suya koyup âbından nûş edüp yine türâb-ı pâkin kabr-i şerîflerine kosa bi-emrillahi Te‘âlâ şifâ bulur. Edirne içre meşhûr ziyâretdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 167a ·
metinde göster ·
… r katre âb dokunmadan ubûr eder. Hâlâ Cimcime Sultân ol mahalde medfûndur, azîm
ziyâretdir
. Kuddise sırruhu'l-azîz. Andan Hille ile râbi‘u'l-hulefâ Hazret-i Alî mâbeynind …
Andan yine Hille şehri kurbünde Cimcime nâm bir şerîf makâm vardır ki pâdişâh iken tâc u tahtı ve raht u bahtı bezl edüp bu mahalde sâkin iken Hazret-i Alî bu pâdişâhı ziyârete gelüp ilm-i ledünden yedi gün yedi gice ekl [ü] şürb etmeden cân sohbeti edüp kelimât ederler. Ba‘dehû vedâ‘ mahallinde Hazret-i Alî nehr-i (---) taht su‘âl edüp taht gösterirler. Hikmet-i Hudâ Düldül'ün pây-i semendine bir katre âb dokunmadan ubûr eder. Hâlâ Cimcime Sultân ol mahalde medfûndur, azîm ziyâretdir. Kuddise sırruhu'l-azîz. Andan Hille ile râbi‘u'l-hulefâ Hazret-i Alî mâbeyninde Hazret-i Zülkülf aleyhi's-selâm medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 347a ·
metinde göster ·
… et vardır. Kâfiristândan bir müdevver kayasıyla bi-emrillâh gelmiş derler, azîm
ziyâretdir
, ammâ ismi ma‘lûmum değildir.
Ve Kömsek Sultân, tekyesinde medfûndur, ammâ bu mahalle karîb bir kaya içinde bir ziyâret vardır. Kâfiristândan bir müdevver kayasıyla bi-emrillâh gelmiş derler, azîm ziyâretdir, ammâ ismi ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 25b ·
metinde göster ·
… p cebel-i Kaysûn'da Kademü'n-nebî olan seng üzre basup alâmet etmişlerdir. Hâlâ
ziyâretdir
. Andan şâm'ı seyr [ü] temâşâ edüp refîkleri,
Bu âyet-i şerîf dahi şâm hakkındadır derler. Hattâ Hazret-i Risâlet-penâh kable'n-nübüvve Hadîce-i Kübrâ'nın mâlıyla ticâret edüp Mekke'den Busrâ şehrine gelüp ticâret ederdi ki Arapça dır. Busrâ'dan şâm'a bir merhale yerdir. şâm'a gelüp cebel-i Kaysûn'da Kademü'n-nebî olan seng üzre basup alâmet etmişlerdir. Hâlâ ziyâretdir. Andan şâm'ı seyr [ü] temâşâ edüp refîkleri,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y249b ·
metinde göster ·
… . Ammâ sür‘at ile tavâf etmeyeler. İşte Arafât vakfesinde durmak ile bu tavâf-ı
ziyâretdir
farz olan. Mîne kurbânından sonra bu tavâfa pek tekayyüd etmek gerekdir. Tavâf …
Ve tırâşdan sonra ihrâmdan çıkup pâk libâsların geyüp ale'l-acele Mekke'ye Y 325a varup tavâf-ı ziyâret edeler. Bu tavâf dahi hemân tavâf-ı kudûm gibidir. Ammâ sür‘at ile tavâf etmeyeler. İşte Arafât vakfesinde durmak ile bu tavâf-ı ziyâretdir farz olan. Mîne kurbânından sonra bu tavâfa pek tekayyüd etmek gerekdir. Tavâf etmese farzın biri nâkıs olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y324b–Y325a ·
metinde göster ·