… . Ve cemî‘i milel-i nasârâdan ve gayrı edyândan âdemler gelüp İslâmbol'un zîb ü
ziynetin
seyr [ü] temâşâ edüp giderlerdi.
Ve üç yüz altmış altı kapunun dîdebân ü bevvâbân ve nigâhbânlarına bahşîşler ihsân edüp ubûr ederdi. Ve mezkûr bed-nâm günler olunca kal‘anın cemî‘i burc [u] bârû-yı bedenleri üzre niçe kerre yüz bin haç-peyker sancağ u bayrağ u alemler ile ve filandıra sûretli sanemler ile kal‘ayı zeyn edüp üç yüz altmış altı yerde torompete ve luturyanî borular ve tabl-ı erganûn-i kübrâyîler ve nâkûs-i Yûnânîler taraf taraf çalınup şâdumânîler olup kal‘anın bedenleri elvân harîr alemler ile lâle-zâr olurdu. Ve cemî‘i milel-i nasârâdan ve gayrı edyândan âdemler gelüp İslâmbol'un zîb ü ziynetin seyr [ü] temâşâ edüp giderlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 15b ·
metinde göster ·
… elli pâre gemiler ile Okmeydânı rû-yı deryâ-misâl oldu. Küffâr İslâmbol'dan bu
ziynetler
ile bu keştîleri görüp;
Onuncu günde Kâğızhâne'deki kadırgalar {dahi} hâzır olup (olup) berde ve bahrde keştîler asâkir-i İslâm ile hâzırbâş idi. Ol gün Sultân Mehemmed niçe bin güzîde ve zeber-dest asker ile Okmeydânı'na varup mezkûr gemilerin zîr-i felenklerine dârû döküp ve yağlı kızakları felenkler üzre vocı ırgatlar ile ilm-i cerr-i eskâl ile niçe bin nâmdâr tüvânâ yiğitler keşân ber-keşân çekerek Okmeydânı'nın ol çemenzâr sahrâsına geldükde bi-emri Hudâ bir eyyâm-ı muvâfık rîh-i tayyibe esüp cümle keştîlerin bâdbânların küşâde edüp cümle guzât-ı müslimîn sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup top u tüfeng şâdumânları ederek yüz elli pâre gemiler ile Okmeydânı rû-yı deryâ-misâl oldu. Küffâr İslâmbol'dan bu ziynetler ile bu keştîleri görüp;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 26a ·
metinde göster ·
… ûr ziyâretleri tahrîr olunup ancak mahmiyye-i imâret-i Kostantıniyye içre şehre
ziynet
veren cemî‘i dekâkîn ve ehl-i hıref, sâhib-i sanâyi‘ât kalmış idi.
Netîce-i merâm bu bâlâda tahrîr olunan teferrücgâh merâmları ve bâğçe-i selâtînleri ve a‘yân [u] eşrâf ve vüz[er]â yalıların âb [u] hevâları ve tarz [u] tarh binâları ve ibret-nümâ kâ‘alarıyla cümle evsâfların manzûrumuz olduğu üzre tahrîr eylesek bir tomar-ı dırâz olur. Ammâ hamd-i Hudâ bu abd-i za‘îfin akl-ı kâsırı üzre alâ kadri'l-imkân Belde-i Tayyibe'nin ibret-nümâ âsârları ve bânîleri ve fâtihleri ve cümle meşhûr imâretleri ve sâ’ir hayrât [u] hasenâtları ve kânûn-ı Âl-i Osmâniyânı ve vüzerâ ve vükelâ ve ulemâları ve arz-ı beledi ve âb [u] hevâsı ve cümle meşhûr ziyâretleri tahrîr olunup ancak mahmiyye-i imâret-i Kostantıniyye içre şehre ziynet veren cemî‘i dekâkîn ve ehl-i hıref, sâhib-i sanâyi‘ât kalmış idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 147a ·
metinde göster ·
… zlar ile münakkaş şem‘-i aselleri zeyn edüp ve cümle bunlar dahi pür-silâh olup
ziynet-i
kerr ü fer ile mûmcubaşı ve şem‘hâne nâzırı ve emîni, küheylân atlar üzre rikâb …
Esnâf-ı tâcirân-ı şem‘-i asel: Dükkân 55, neferât yüz, bunlar cümle müslimlerdir, tahtırevânlar üzre dükkânların zer [ü] zîver ile tezyîn edüp ve gûnâ-gûn oyma kâğızlar ile münakkaş şem‘-i aselleri zeyn edüp ve cümle bunlar dahi pür-silâh olup ziynet-i kerr ü fer ile mûmcubaşı ve şem‘hâne nâzırı ve emîni, küheylân atlar üzre rikâb rikâbe ubûr ederler. Ammâ bu mîrî şem‘hâne emîni ve nâzırı cümle mûmculara hâkimdir. Ne kadar balmûmu dökülse bu emînin mührüyle memhûrlanup fürûht olur. İçine yağ ve çam sakızı koyamazlar, hîle ederlerse tecrîm edüp haklarından gelir mazbût esnâfdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168a ·
metinde göster ·
… im bir diyârda eyle musanna‘ bahîrîler (?) ve bacalar yokdur. Şehre gâyet zîb u
ziynet
vermiş cümle kıp kırmızı kiremitler ile mestûr bir şehr-i ma‘mûr sarây-ı müzeyy …
Cümle nevâhîsi yüz kırk pâre bâğlı ve bâğçeli ve müte‘addid kurşumlu câmî‘ler ve hân ve hammâm ve imâret ve çârsû-yı bâzâr ile ârâste olmuş cümle kiremit örtülü üçer dörder bin hâneli kasabalardır. Cümleden Boğazköy üç bin 348b hâneli kasabadır. Ve Bağcıköy ve şehrin kıblesinde Doryanköy ve Akdepeköy ve Akörenköy, Hasan Ağa'nındır, Avdanköyü, Hammâmcıoğlu'nundur. Bu zikr olunan yüz kırk pâre kurâlardan kadıya senevî yedi bin guruş hâsıl olur kazâ-yı âlîdir. Ve bir hâkimi, dahi şeyhülislâmı ve nakîbi ve kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir muhtesibi ve şehir nâ’ibi vardır. Ammâ iç il olmak ile kal‘a dizdârı ve neferâtları ve cebehâneleri yokdur. Lâkin Karayazıcı ve Sa‘îd Arab nâmân celâlîler bu şehrden hâsıl olup Eğre gazâsında münhedim olup firâr etdiklerinden celâlî olup bu şehri anlardan halâs içün taş kal‘aya muttasıl bir kat toprak kal‘a binâ edüp iki kal‘a olmuşdur. İki kal‘a cümle dörd kapudur. Ammâ cümle çârsû-yı bâzâr taşra varoşdadır. Ve bu şehr-i Köprü'nün enderûn [u] bîrûnunda cümle altı bin aded kiremitli tahtânî ve fevkânî aşağısı kârgîr binâ bâlâsı mişe tahta ile mebnîdir. Tahtanın için ve taşrasın keserle çendüp üzerine beyâz kireç sıvayup incü-misâl berk urur bir şehr-i müzeyyendir. Zemistân kânı olmağıla cümle hânelerinin bacaları beyâz minâre gibi serâmed ve külahlı ocağ-ı dûdkeşleri var kim bir diyârda eyle musanna‘ bahîrîler (?) ve bacalar yokdur. Şehre gâyet zîb u ziynet vermiş cümle kıp kırmızı kiremitler ile mestûr bir şehr-i ma‘mûr sarây-ı müzeyyenlerdir. Evvelâ Taş kal‘ada el-Hacı Yûsuf Ağa sarâyı kim Köprülü Mehemmed Paşa'nın (---)(---) sidir. Ve Köprülü Mehemmed Paşa sarâyı ve Mü’ezzinzâde sarâyı ve Küçük Mehemmed Ağa sarâyı ve Hasan Ağa sarâyı ve Kıbleli sarâyı ve Durak Çavuş sarâyı cümle yetmiş sarâydır. Lâkin ma‘lûmum olan bu hammâmlı sarâylardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 348a–348b ·
metinde göster ·
… tâk-i Kisrâ üzre yine tokuz kubbe-i ibret-nümûndur. Derûn-ı câmi‘de eyle zîb u
ziynet
âvîze-i meslûbat [u] masnû‘âtlar yokdur.
Sitâyiş-i câmi-i Mehemmed Hân-ı Evvel İbn Yıldırım Bâyezîd Hân, ya‘nî Ulucâmi‘: İbtidâ esâsı Mûsâ Çelebi b. Yıldırım Hân'dır. Ba‘dehû Mûsâ Çelebi'yi, Çelebi Sultân Mehemmed itmâm etdi. Şehr-i Edirne'nin tâ ayne'l-fi‘ilinde mecma‘u'l-irfân kân-ı a‘yân mahallinde binâ olunmuş bir câmi‘-i azîmdir. Üç kapusu var, iki yan kapu ve bir kıble kapusu var. Kıble kapusundan ta mihrâba varınca tûlan yüz seksen ayakdır ve arzen yüz seksen beş ayakdır. Lâkin kâr-ı kadîm üzere mebnîdir. Derûn-ı câmi‘de doğramalı kârgîr sütûn üzere nüh tâk-i Kisrâ üzre yine tokuz kubbe-i ibret-nümûndur. Derûn-ı câmi‘de eyle zîb u ziynet âvîze-i meslûbat [u] masnû‘âtlar yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 151b ·
metinde göster ·
… â ki her şeb leyle-i Mi‘râc ve leyle-i Kadr ve leyle-i İsrâ olur. Bu gûne zîb ü
ziynet
bir diyâra mahsûs değildir. İllâ İslâmbol'da Sultân Ahmed câmi‘i ve Kuds-i Şerî …
âyeti tahrîr olunmuşdur. Ve her câmi‘lerde gûnâ-gûn hurdekârlık san‘atlar vardır. Ve bunda olan musanna‘ âvîzeler ve gûnâ-gûn zî-kıymet askılar ve çâr etrâfında tâ kubbe pervâzına varınca kanâdîl tabakaları üç katdır. Üç ay leyle-i mübârekelerinde on iki bin aded kanâdiller ile bu câmi‘ müzeyyen oldukda hakkâ ki her şeb leyle-i Mi‘râc ve leyle-i Kadr ve leyle-i İsrâ olur. Bu gûne zîb ü ziynet bir diyâra mahsûs değildir. İllâ İslâmbol'da Sultân Ahmed câmi‘i ve Kuds-i Şerîf'de Mescid-i Aksâ ola. Zîrâ anın hakkında sûre-i İsrâ'da
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû ana karîb Küçük Arasta, böyle kârgîr binâ haffâfhâne değildir, ammâ müzeyyen sûk-ı latîfdir. Bu bâlâda tahrîr olunan (---) aded bâzâr-ı sultânîler cümle esnâfıyla birer semte vâki‘ olup şeyhleri ve nakîbleri [ve] yiğitbaşıları ve kethüdâları ve çavuşlarıyla mazbût ehl-i hıreflerdir. Ekseriyyâ bu mezkûr çârsû-yı bâzârların dekâkînleri selef pâdişâhları asrında tertîb üzre binâ olunup her dükkânın önlerinde taş amûdlar üzre kemerlerdir kim şehre ziynet vermiş hemvâr esvâk-ı sultânîlerdir. Zamân-ı kudemâda cümle sûk-ı sultânî saçakları kârgîr binâ ile mebnî olup kurşum ile mestûr imiş. Niçe kerre ihrâk vâki‘ olup kurşumu kâl olup hâlâ bu hâl üzre hâlî kalmış bâzâr-ı müzeyyenlerdir. Bunlardan gayri kırk bir yerde dahi niçe sûk-ı sultânîler ve niçe bâzârgâhlar vardır kim (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 162b ·
metinde göster ·
… -ı müşebbek bostânlarının kesreti ve her bir ravzanın bir nev‘a tarz [u] tarh-ı
ziyneti
hadd ü ta‘rîf ü tavsîfden bîrûndur, ammâ cümle hânedânlardan ma‘mûr u müzeyyen …
Ve etrâf-ı cevânibinde olan hadîka-i gülistânının vefreti ve envâ‘-ı müşebbek bostânlarının kesreti ve her bir ravzanın bir nev‘a tarz [u] tarh-ı ziyneti hadd ü ta‘rîf ü tavsîfden bîrûndur, ammâ cümle hânedânlardan ma‘mûr u müzeyyen Göle kapusu dibinde Paşa sarâyı bâğçeli ve ka‘a ve hammâmlı ve müte‘addid tahtânî ve fevkânî hücreleri cümle kiremit ile mestûr bir sarây-ı ma‘mûrdur ve Alaybeğ sarâyı ve Çeribaşı sarâyı ve Bostâncı Ahmed Ağa sarâyı, bunlar gâyet ma‘mûr u müzeyyen binâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 122b ·
metinde göster ·
… kal‘a nümâyân oldukda bizim istikbâlimize çıkmak yüzünden askerinin kesretin ve
ziynet-i
şöhret-i mülevveslerin göstermek cemî‘i dünyânın kâfiri kara nahır gibi sür sür …
Me’âl-i kelâm oldur kim bu kal‘a nümâyân oldukda bizim istikbâlimize çıkmak yüzünden askerinin kesretin ve ziynet-i şöhret-i mülevveslerin göstermek cemî‘i dünyânın kâfiri kara nahır gibi sür sür pür-silâh atlı kâfirler tabl ve torompetelerin çalarak kal‘a altına geldiğimiz gibi bir fitilden belki bin pâre top atup şehir lerzenâk ve cümle kâfirler havflarından zehre-nâk gibi oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 161b ·
metinde göster ·
… erâğ ol / Gâh nâfe gibi eyle diri deşt-i mu‘attar / Geh gonca-sıfat gülşene gel
ziynet-i
bâğ ol / Dâdâr-ı cihân eylemesin âlemi sensiz / Her kanda isen pâdişâhım dünyed …
Âfâk[ı] şehâ ma‘deletin nûr pür etsinHurşid gibi encümen-i dehre çerâğ olGâh nâfe gibi eyle diri deşt-i mu‘attarGeh gonca-sıfat gülşene gel ziynet-i bâğ olDâdâr-ı cihân eylemesin âlemi sensizHer kanda isen pâdişâhım dünyede sağ ol
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 164b ·
metinde göster ·
… ve şem‘-i rîhler ve lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ meş‘aller ile eyle çerâğân olup zîb ü
ziynet
oldu kim ol şeb-i muzlim rûz-ı rûşen-misâl leyle-i Kadr olup cümle şühedâlarımı …
Bu ceng [ü] cidâl tamâm olduğu gece aslâ Sadrıa‘zam tarafından fermân ile tenbîh ü te’kîd olunmadan bi-emrillâhi Ta‘âlâ mukaddemâ Kadızâde İbrâhîm Paşa'nın ibtidâ ale's-seher ceng etdiği yerde şühedâlarımız üzre büklüm büklüm ve burma burma nûr yağdığın niçe bin sulehâ-yı ümmetden kimesneler ve niçe bin gâziyân-ı sâdıkânlar bu mehbit-ı pür-envârı müşâhede edince Sadrıa‘zam tarafından fermân ile çerâğân donanması oldu zann edüp el-azametullâh ol leyle-i muzlimde nehr-i Tuna'nın karşu tarafında ve beri bizim semtimizde olan niçe kerre yüz bin hayme vü hargâhların cemî‘i tınâblarına ve niçe kerre yüz bin aded kargı mızraklar üzre niçe kerre yüz bin fânûslar ve kanâdîller ve şem‘-i rîhler ve şem‘-i rîhler ve lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ meş‘aller ile eyle çerâğân olup zîb ü ziynet oldu kim ol şeb-i muzlim rûz-ı rûşen-misâl leyle-i Kadr olup cümle şühedâlarımızın ervâhları inşâallâh pür-nûr olmuş alâmetleri olup gûyâ eflâk-i seb‘anın kevâkibleri ve seb‘a-i seyyâre ve sitâre-i mirrîh ve zühre ve utarid ve müşterî ve zühal ve şems ü kamer ve ferkadân ve necm-i sâbite ve süheyl-i Yemenî misilli encümânlar {gûyâ} bir yere müctemi‘ olup sahrâ-yı Üstürgon'u ol karanu gecede rûz-ı nevrûz-ı Hârzemşâhî gibi küşâde olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 107a ·
metinde göster ·
… zîrâ cümle küffâr sulha şükrâne gemileriyle avretlerin bile getirüp cümle zîb ü
ziynet
ve dârât [u] ihtişâmlarıyla gelirler.
Karşu tarafda dahi cümle küffâr askeri mevc mevc kara nahır gibi kara şapkalarıyla atlar üzre ve cümle gemileri ile Tuna kenârında kat-ender-kat dururlar, zîrâ cümle küffâr sulha şükrâne gemileriyle avretlerin bile getirüp cümle zîb ü ziynet ve dârât [u] ihtişâmlarıyla gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 44b ·
metinde göster ·
Bu câmi‘ liman ağzında ve iskele başında vâki‘ olmak ile cemâ‘ati firâvân olup câmi‘ altındaki cümle dekâkînleri câmi‘in akâret-i hayrâtlarıdır. Ve bâbâyâne binâ olunup şöhret ü ziyneti yokdur. Hemân bir sâde güzeli câmi‘-i dürr-i beyz-âsâdır. Lâkin haremi yokdur, zîrâ şehrin makbûl ve dıyk yerinde vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 314a ·
metinde göster ·
… e ba‘îde imâm Hüseyin'de ve andan üç merhale ba‘îd imâm Alî âsitânelerinde eyle
ziynet
ola, ammâ "Bu Osmân Baba kabri anlardan müzeyyendir" desem kizb değildir, zîrâ …
Ve niçe bin zî-kıymet kâlây metâ‘lar var kim bir âsitânede eyle yâdigârlar yokdur, meğer Bağdâd içinde Hazret-i Abdülkâdir Gîlânî'de ve Bağdâd taşrasında Hazret-i imâm-ı A‘zam'da ve iki merhale ba‘îde imâm Hüseyin'de ve andan üç merhale ba‘îd imâm Alî âsitânelerinde eyle ziynet ola, ammâ "Bu Osmân Baba kabri anlardan müzeyyendir" desem kizb değildir, zîrâ bunda olan hüsn-i hatt Kelâm-ı izzetleri bir âsitânede görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 379b ·
metinde göster ·
… zim mezhebimizde "Lâ ruhbâniyyete fi'l-islâm" dır. Hikmet bu kim bu kadar zîb ü
ziynet
ile rûhâniyyet yokdur. Gûyâ bir temâşâgâhdır.
Ve bunda sâkin olan ruhbânların perhîzlerine aşk olsun, ammâ biz ana nazar etmeziz. Zîrâ bizim mezhebimizde "Lâ ruhbâniyyete fi'l-islâm" dır. Hikmet bu kim bu kadar zîb ü ziynet ile rûhâniyyet yokdur. Gûyâ bir temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y223a ·
metinde göster ·
… . Bu mahalde kânûn-ı kadîm üzre Mısır, şâm ve Mekke alayların ve âlâyiş-i dünyâ
ziynetleri
Y 314b ile Arafât'a revâne oldukları tamâm oldu. Geldik imdi,
Andan huccâc-ı şâm ve asker-i cennet-meşâm dahi yine yevm-i terviyede telbiye-i "Lebbeyk allâhümme lebbeyk" diyerek bir alay-ı azîm ile Arafât'a giderler. Andan huccâc-ı şâm ve asker-i cennet-meşâm dahi yine yevm-i terviyede telbiye "Lebbeyk allâhümme lebbeyk" diyerek saf saf ve mevc mevc pür-silâh Mahmil-i şerîf ile ubûr ederler. Ammâ bu şâm askeri ve emîrü'l-haccı Mısır askerine rağmen ol kadar pâk müsellah ve mükellef alay ile tertîb ü tezyîn ederek ubûr ederler kim ta‘bîr olunmaz. Bu mahalde kânûn-ı kadîm üzre Mısır, şâm ve Mekke alayların ve âlâyiş-i dünyâ ziynetleri Y 314b ile Arafât'a revâne oldukları tamâm oldu. Geldik imdi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y314a–Y314b ·
metinde göster ·
… vâr-ı üstüvârdır. Ve dâ’iren-mâdâr kal‘a bedenleri gibi beden beden binâ olunup
ziynet
vermiş.
Ve bu haremin cânib-i erba‘ası kal‘a dîvârı-misâl sedd-i İskender-vâr dîvâr-ı üstüvârdır. Ve dâ’iren-mâdâr kal‘a bedenleri gibi beden beden binâ olunup ziynet vermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y325b ·
metinde göster ·
… olan mihrâb mihrâb-ı musanna‘ kârların beyân eder kim bu Harem-i şerîfe zîb [ü]
ziynet
vermiş gâyetü'l-gâye musanna‘ bedenlerdir.
Ve bu kal‘a-misâl olan Harem-i şerîfin dâ’iren-mâdâr kal‘a bedenleri şekilli olan mihrâb mihrâb-ı musanna‘ kârların beyân eder kim bu Harem-i şerîfe zîb [ü] ziynet vermiş gâyetü'l-gâye musanna‘ bedenlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y337b ·
metinde göster ·
… gibi müzeyyen değildir. Şerefiyyeti Beytullâh olması cihetiyledir, yohsa zîb ü
ziyneti
içün değildir.
Ve (---) aded (---)(...) sütûnlar vardır. Biri Hannân ve biri Mennân (---)(---)(---) Ve câ-be-câ âvîzeler nümâyândır. Ammâ sâ’ir cevâmi‘ ve mesâcid gibi müzeyyen değildir. Şerefiyyeti Beytullâh olması cihetiyledir, yohsa zîb ü ziyneti içün değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y343a ·
metinde göster ·
içün ale't-tertîb dizmişlerdir. Yohsa anlar berâ-yı maslahat dizilmiş amûdlar d …
"El-emrü emrüküm" deyü sikke ve hutbe-i Âl-i Osmân tilâvet etdirüp mezkûr kal‘aları Hind pâdişâhına hibe edüp bu kadar mâl-ı firâvân ile Hindustân'dan mansûr [u] muzaffer avdet edüp diyâr-ı Yemen'de dahi yedi aded bender iskeleleri feth edüp andan bender-i Cidde'ye donanma-i hümâyûn ile ve feth olunan küffâr gemileri ile ve bî-hadd [ü] bî-kıyâs mâl-ı firâvân ile Cidde'ye gelüp andan Mekke-i mükerremeye Süleymân Paşa gelüp hacc-ı şerîf edüp bâlâda zikri sebkat eden kırk bir pâre tuç topları hâzır cebehâne bulunmak maslahatıyçün Beyt-i şerîfin cânib-i erba‘asına ziynet içün ale't-tertîb dizmişlerdir. Yohsa anlar berâ-yı maslahat dizilmiş amûdlar değildir. Kuzu Alî Ağa merhûm eyle buyurmuşlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y345a ·
metinde göster ·
… r. Hâlâ eyle müzeyyendir kim Kudüs-i şerîfde Kumâme ve Beytü'l-lahm bunun zîb ü
ziyneti
yanında güneşde zerredir. Ve binden mütecâviz yigirmi altı kavim millet-i mesîh …
Bu cebel üzre Hazret-i Mûsâ ve Hazret-i Îsâ Cenâb-ı Bârî ile bilâ-vâsıta kelimât etdikleri ecilden İskender Batlîmûs bu cebelin bâlâsının tâ zirve-i âlîsinde bir deyr-i azîme binâ etmiş kim felekde misli yokdur. Hâlâ eyle müzeyyendir kim Kudüs-i şerîfde Kumâme ve Beytü'l-lahm bunun zîb ü ziyneti yanında güneşde zerredir. Ve binden mütecâviz yigirmi altı kavim millet-i mesîhiyyenin râhibleri ve bıtrîk ve kıssîs ve kâzibleri vardır. Anda rıyâzât [ve] mücâhede-i kâzibe ile Ahlâd kadîdi gibi kadîd-i mahz olup haftada bir hurmâ ve zeytûn ve bâdem ve bir fincân süd ile nâ-iftâr ederler. Ve anlara cemî‘i Kâfiristân'dan nezerâtlar gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y380b ·
metinde göster ·
… e kalyeta Mısır Bulağı'na gelüp bir azîm şâdumânlar edüp cümle gemileri zîb [ü]
ziynete
müstağrak edüp Selîm Şâh müfîd [ü] muhtasar on bin mikdârı müsellah asker ile m …
Donanma-yı hümâyûndan iki yüz pâre firkate ve kalyeta Mısır Bulağı'na gelüp bir azîm şâdumânlar edüp cümle gemileri zîb [ü] ziynete müstağrak edüp Selîm Şâh müfîd [ü] muhtasar on bin mikdârı müsellah asker ile merâkiblere süvâr olup Bulak'dan avanta etdükde bir yaylım top u tüfeng şâdumânı ederek Nîl'in Dimyât cânibindeki tarafında iki yüz pâre şehri seyr [ü] temâşâ ederek beş yüz mîlde bender-i şehr-i kal‘a-i Dimyât'a varup Şeyh Ebü'l-feth kurbunda serâperdesin kurup a‘yân-ı vilâyetden on Mısır hazînesi hedâyâ gelüp cümle halka ihsân [u] in‘âmlar edüp Dimyât kal‘asından bir yaylım top u tüfengler atılup Merecü'l-bahreyn'e varup gusl edüp Hazret-i Mûsâ ile Hazret-i Hızır'ın mülâkat oldukları yerde ibâdet edüp yine şehr-i Dimyât'a gelüp Şeyh Şatâ hazretlerin ziyâret edüp cümle kibâr-ı evliyâullâhları dahi ziyâret edüp ruhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp acı deryâ ile bir günde bender-i şehr-i Reşîd'e vardıkda leb-i deryâdaki kal‘a-i Tiyen'den Y 55b top u tüfeng şâdumânları olup şehr-i Reşîd'de karâr eder. Cümle a‘yân-ı vilâyet hedâyâların arz edüp kal‘a miftâhların teslîm ederler. Anda Köm Efrâh'ı ve cemî‘i kibâr-ı evliyâullâhı ziyâret edüp ibâdullâh hammâmına girüp gusül eder. Hâlâ halvethânesi mesdûd olup halvetdir, meğer bir hasta içün açarlar, bi-emrillâh girüp şifâ bulması mukarrer [ü] mücerrebdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y55a–Y55b ·
metinde göster ·
… on ve turunc ve kebbât dırahtları ve gûnâ-gûn engûr fidânları kameriyyeler üzre
ziynet
vermişdir. Ve bu bâğ-ı İrem içre Sultân Kayıtbay'ın bir havz-ı azîmi var. Tûlü …
Ve iç ağaları meydânının iç yüzünde bir bâğçe vardır, gül [ü] gülistân ile müzeyyendir. Ve dıraht-ı Y 82b servi ve nâbıka ve limon ve turunc ve kebbât dırahtları ve gûnâ-gûn engûr fidânları kameriyyeler üzre ziynet vermişdir. Ve bu bâğ-ı İrem içre Sultân Kayıtbay'ın bir havz-ı azîmi var. Tûlü yüz elli ayakdır, arzı seksen ayakdır. Deryâ-misâl bir havz-ı azîmdir, ammâ üstü mestûrdur. Cânib-i erba‘ası sütûn-ı seng-i hârâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y82a–Y82b ·
metinde göster ·
… e kirâ verirler. Herkes gemileri ve hânelerini niçe bin bî-hisâb kanâdîller ile
ziynet
etmeğe başlayup şâhnişîn ve revzenleri münakkaş edüp der-i dîvârların beyâz kir …
"İnşâallâh seksen dörd günden sonra Nîl kesimi ederiz. Cümle a‘yân-ı Mısır kânûn-ı kadîm üzre hâzır olsunlar. Bir azîm şâdumânlı Nîl kesimi olsun" deyü paşa tenbîh edince azametullâh Mısır halkına sürûr [u] şâdumân etmeğe bahâne gerek. Der ceng-i evvel Eski Mısır'da yüz, iki yüz, beş yüz guruşa kirâ ile hâneler dutarlar. Ve Bulak ve Reşîd ve Circe'den niçe bin pâre gemilere mukaddem târîh ile yüzer ikişer yüz guruş büyük cerimlere kirâ verirler. Herkes gemileri ve hânelerini niçe bin bî-hisâb kanâdîller ile ziynet etmeğe başlayup şâhnişîn ve revzenleri münakkaş edüp der-i dîvârların beyâz kirec sıvayup Eski Mısır Ümmü Dünyâ'sın nev-arûs-ı dünyâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y150a ·
metinde göster ·