… at‘-ı alâka ve fasl-ı husûmet ederdi. Bir da‘vâyı aslâ süründürmezdi ve şâhid-i
zor ile
da‘vâ edeni sevindirmezdi ve da‘vâ-yı bâtılı kavl-i za‘îf ile hükm edüp mazlûml …
Ammâ beyne'l-halk gaddâr derlerdi kim paşa mağrûr u müdemmağ ve hod-bîn u hod-pesend ve gazûbdur deyü dahl [u] ta‘arruz ederlerdi. Gerçi dârât [u] azamet sâhibi olmağıla iki cânibine selâmı kalîl idi. Bu cihetden yine halk ta‘yîb edüp "Paşanın taht-ı nazarında kat‘â benî Âdem halk olunmamışdır. Bu selâma cümle el bağlayup duran ibâdullah cemâdât [u] haşerât makûlesi imiş. Eğer benî Âdem olsalar paşa dahi adam gibi selâm verirdi" deyü efvâh-ı nâsda dehhâl u ta‘ân âdemler bu gûne güft u gû ederlerdi. Ammâ Paşa-yı zî-şân halkın anladığı gibi değil idi. Halvethânesinde akrâniyle ve musâhib nedîmleriyle ve Seydî Ahmed Paşa ve Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve Deli Dilâver Paşa ile pâ-bürehne ve ser-bürehne olup gürzbâz ve matrakbâz ve şemşîrbâzlık edüp gûnâ-gûn silâhşorluklar ile niçe gûne lu‘bedebâzlıklar ve curcuna ve küşte-gîrlikler edüp libâsları ve pây-i tahtlarında olan halıçeler çâk çâk ve yüzleri pây-mâl-i hâk olup tenhâlarında bu gûne şûh-şengüllük ederlerdi. Ammâ dîvân-ı pâdişâhîde ırz-ı vüzerâyı edâ edüp herkese rîş-hand etmeyüp her âdemin isti‘dâdına göre ri‘âyet edüp hükm-i hükûmât mahallinde mahalle münâsib halka kâh rıfk ile ve kâh mudârâ ile kâh kec-nigâh etme ve atma ve dutma ve asma ve basma ve urmak ve kesme ta‘zîri evzâ‘ların etdükde sadâsın istimâ‘ eden mücrim âdemlerin zehresi çâk ve başlarına hâk olup bir da‘vâyı ol sâ‘at kat‘-ı alâka ve fasl-ı husûmet ederdi. Bir da‘vâyı aslâ süründürmezdi ve şâhid-i zor ile da‘vâ edeni sevindirmezdi ve da‘vâ-yı bâtılı kavl-i za‘îf ile hükm edüp mazlûmları yerindirmezdi. Zîra ilm u fazîletde deryâ-yı amîk idi. İlm-i ferâ’izde ve ilm-i fıkhda bin altmış aded mesâ’il-i şer’iyye ve Kudûrî ve Mültekâü'l-ebhûr hıfzında idi. Ve niçe ulûmlar dahi hâtır [u] yâddaşı idi. Ve akrân [u] emsâliyle dâ’ima hüsn-i zindegânî ederdi. Ammâ evâ’il-i hâllerinde biri fazîlet-i bâhire sâhibi olmak iddi‘âsında olsalar ve haddinden tecâvüz edüp yukarudan aşağı mu‘âmelesin edenleri ele alup her ne mertebede ise ana haddin bildirüp Ahfeş-i mü’ellifin keçisine bindirüp ol vaz‘-ı nâ-hemvâr ile mevsûf olan âdemi rüsvây-ı âm edüp mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 337b ·
metinde göster ·
çıkarup İslâmbol'a getirüp Abaza'yı pâdişâhdan ricâ edüp kendisi mühr ile Bağdâ …
Ziyâretgâh-ı Gâzî Hüsrev-i şîr Paşa: Bosnevîyyü'l-asldır. Silihdârlıkdan tulû‘ edüp Bayrâm Paşa yerine yeniçeri ağası oldu. Andan Diyârbekir vâlîsi olup giderken mühür kendüye varup Erzurûm'dan Abaza'yı zor ile çıkarup İslâmbol'a getirüp Abaza'yı pâdişâhdan ricâ edüp kendisi mühr ile Bağdâd'ı Kızılbaş'dan almağa gidüp diyâr-ı Acem'de yetmiş pâre şehir feth edüp Bağdâd'ı feth edemeyüp Tokat meştâsında sâhib-i firâş-ı alîl iken Diyârbekir Vâlîsi Murtazâ Paşa Hâfız Ahmed Paşa vezîrin fermânıyla Hüsrev Paşa'yı şehîd etdi. Fî yevm-i hamîs fî şehr-i şa‘bân sene 1041. Rahmetullâhi aleyhi rahmeten vâsi‘a.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 25b ·
metinde göster ·
… ları atlar çevirdikçe çarhlar Tuna suyuna tokmakları biri biri akabince urdukça
zor ile
Tuna suyu su küpleri içine girüp yokuş yukaru şazrev[â]n gibi küpler içre su gü …
Nehr-i Tuna kenârında bir kulle-i azîm vardır. Ol kullede gûnâ-gûn çarhları ve dollâbları atlar çevirdikçe çarhlar Tuna suyuna tokmakları biri biri akabince urdukça zor ile Tuna suyu su küpleri içine girüp yokuş yukaru şazrev[â]n gibi küpler içre su gürleyerek tâ Ortahisâr'da bu çeşmeden pertâb edüp çıkar. Görmeğe muhtâç sihr-i mübîn mertebesi bir san‘at-ı ibret-nümâdır kim vasfında lisân kâsırdır, zîrâ mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83b ·
metinde göster ·
… vardır. Kaçan kim bu mezkûr olan âlât-ı çarhlar ve gûnâ-gûn ağaç dollâbları su
zor ile
çevirdikde mezkûr çarhdaki müdevver taş gibi gülleler Tuna nehrine urup Tuna su …
Ve bu demir çarhların kenârelerinde top güllesi gibi kırk elli dâne müdevver demir gülleler vardır. Kaçan kim bu mezkûr olan âlât-ı çarhlar ve gûnâ-gûn ağaç dollâbları su zor ile çevirdikde mezkûr çarhdaki müdevver taş gibi gülleler Tuna nehrine urup Tuna suyunu zor ile demir su küngleri içine zor-a-zor suyu koyup çarhlar deverân etdikçe mezkûr müdevver gülleler ale'd-devâm birbirine ta‘kîb edüp Tuna suyunu demir küngler dıkup aşağı akmağa komayup tâ yukaruda iç kal‘adaki mezkûr çeşmenin hazînesine varup dökülüp andaki çeşmeden cereyân eder, ammâ cümle su küngleri demir muşkat tüfeng gibi boru künglerdir ve yalçın kaya arasında dik yukaru niçe demir küngler râygândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96b ·
metinde göster ·
… rdikde mezkûr çarhdaki müdevver taş gibi gülleler Tuna nehrine urup Tuna suyunu
zor ile
demir su küngleri içine zor-a-zor suyu koyup çarhlar deverân etdikçe mezkûr müd …
Ve bu demir çarhların kenârelerinde top güllesi gibi kırk elli dâne müdevver demir gülleler vardır. Kaçan kim bu mezkûr olan âlât-ı çarhlar ve gûnâ-gûn ağaç dollâbları su zor ile çevirdikde mezkûr çarhdaki müdevver taş gibi gülleler Tuna nehrine urup Tuna suyunu zor ile demir su küngleri içine zor-a-zor suyu koyup çarhlar deverân etdikçe mezkûr müdevver gülleler ale'd-devâm birbirine ta‘kîb edüp Tuna suyunu demir küngler dıkup aşağı akmağa komayup tâ yukaruda iç kal‘adaki mezkûr çeşmenin hazînesine varup dökülüp andaki çeşmeden cereyân eder, ammâ cümle su küngleri demir muşkat tüfeng gibi boru künglerdir ve yalçın kaya arasında dik yukaru niçe demir küngler râygândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96b ·
metinde göster ·
… oplar biri biri ardı sıra Tuna suyun demirden su borularına vurup suyu borulara
zor ile
dıkmasında san‘at-ı azîmedir. Ve,
Bu temâşâ-yı şazrevânı seyr edüp koca baba yine mezkûr şazrevân çeşmesi lülesin bir san‘at ile çevirüp kapatdıkdan sonra su yukaru küngler ile evce urûc etmeğe başladı, ammâ san‘at-ı garîbe vü acîbenin güzîdesi nehr-i Tuna havzı içinde olan gülle-misâl demir toplar biri biri ardı sıra Tuna suyun demirden su borularına vurup suyu borulara zor ile dıkmasında san‘at-ı azîmedir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 97a ·
metinde göster ·
… ‘a-i zîbâ imiş. Bu kal‘a vaz‘ olunduğu burunun mukâbelesinde nehr-i Drin-i azîm
zor ile
İzvornik'den berü gelüp nehr-i Sava gibi kuvvetli suya Drin urup bu kal‘a-i Raç …
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Raça: Nehr-i Sava kenârında bir alçak topraklı düz çemenzâr yerde bir köşeye buruna vâkı‘ olmuş şekl-i müselles bir Şeddâdî tula binâ bir kal‘a-i zîbâ imiş. Bu kal‘a vaz‘ olunduğu burunun mukâbelesinde nehr-i Drin-i azîm zor ile İzvornik'den berü gelüp nehr-i Sava gibi kuvvetli suya Drin urup bu kal‘a-i Raça'yı nehr-i Drin ve nehr-i Sava bir olup ittifâk üzre bu kal‘ayı harâb edüp ancak nehr-i Sava kenârında bir kullesi kalmış. Anıniçün bu kal‘anın dizdârı ve merdüm-i hisârı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 170a ·
metinde göster ·
… rına bakmayup cümlesin kılıçdan geçirdik. İmdi şimdi dahi Türk bu kal‘ayı döğüp
zor ile
alır, zîrâ çâsârımız İsfaç kralıyla cengdedir. Bize imdâd gelmek ihtimâli yokdu …
"Biz bu kal‘ayı aldığımızda bu kal‘ayı bize vere ile emânet veren Türk'ün emânlarına bakmayup cümlesin kılıçdan geçirdik. İmdi şimdi dahi Türk bu kal‘ayı döğüp zor ile alır, zîrâ çâsârımız İsfaç kralıyla cengdedir. Bize imdâd gelmek ihtimâli yokdur. Hemân âb-ı rûyımız yerinde iken Türk'ü darıltmadan hemân kal‘ayı emân ile verelim, ola kim kırılmadan kurtulalım" deyüp turvini bir yere korlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 13b ·
metinde göster ·
… mezesiyle belinde bir çotra şarâbıyla hâb-ı nâza varmış imiş, ammâ sonra şimdi
zor ile
uyanmış.
Ammâ öbir kâfire Kâzım ve Sührâb nâm gulâmlarım aslâ kâfiri davrandırmayup bağladılar. Ammâ bu kefere ehl-i zevk imiş, elinde mezesiyle belinde bir çotra şarâbıyla hâb-ı nâza varmış imiş, ammâ sonra şimdi zor ile uyanmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 25a ·
metinde göster ·
… 'dan ayırup dağları ve bayırları cürfler eyleyüp üç sâ‘at kâmil yol ile Tuna'yı
zor ile
Beç kal‘ası altına getirmişler, ammâ yine bu mahalde yolların sedd edüp Tuna'yı …
Ve Beç kal‘asına gelen Tuna'yı bu mahalde ana Tuna'dan ayırup dağları ve bayırları cürfler eyleyüp üç sâ‘at kâmil yol ile Tuna'yı zor ile Beç kal‘ası altına getirmişler, ammâ yine bu mahalde yolların sedd edüp Tuna'yı Beç kal‘ası önünden kesmek kâbildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 73b ·
metinde göster ·
… deyü köy kethudâsı olan kefereyi karğı urdu. Andan bizimle refîk olup giderken "
Zor ile
ulak atları alman, zîrâ bu Eflak kefereleri âsîlerdir" deyü nasîhatlar ederek g …
"Siz Türk ile ceng edersiz. Biz dahi yakında Tatar ve Osmânlı elinde esîr olmadan henüz kurtulduk" deyü köy kethudâsı olan kefereyi karğı urdu. Andan bizimle refîk olup giderken "Zor ile ulak atları alman, zîrâ bu Eflak kefereleri âsîlerdir" deyü nasîhatlar ederek gidüp 5 sâ‘atde semt-i şarka,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 99a ·
metinde göster ·
… oten âhûsu gözlü, şîrîn sözlü, münevver yüzlü sıbyân u nisvânları var kim âdemi
zor ile
isyâna korlar, Allâhümme âfinâ.
Ammâ Behîce ve Hınâdî ve Zu‘afâ kabîlelerinin eyle mahbûb ve mahbûbe beyâz ve buğday enlü Yed-i Kudret ile mukahhal merâlî ve gazâlî Hoten âhûsu gözlü, şîrîn sözlü, münevver yüzlü sıbyân u nisvânları var kim âdemi zor ile isyâna korlar, Allâhümme âfinâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y310a ·
metinde göster ·