… brâhîm'in kârıdır kim bunun dahi medhinde za‘îf insân âcizdir. Kaçan kim vakt-i
zuhurda
bu câmlar âfitâb-ı âlem-tâbın şu‘lesi urdukda derûn-ı câmi‘ münevver olup cemî‘ …
Ve mihrâb ü minber üzre olan câm-ı gûnâ-gûn Sarhoş İbrâhîm'in kârıdır kim bunun dahi medhinde za‘îf insân âcizdir. Kaçan kim vakt-i zuhurda bu câmlar âfitâb-ı âlem-tâbın şu‘lesi urdukda derûn-ı câmi‘ münevver olup cemî‘i cemâ‘atin merdüm-i dîdeleri hîrelenir. Her kıt‘a-yı câmda niçe kerre yüz bin pâre gûnâ-gûn hurde câmlar ile şükûfeler ve Esmâ’ü'l-hüsnâ hatları ile müzeyyen câmlardır kim seyyâhân-ı berr [ü] bihâr içre memdûh-ı âlemdir kim felekde misli görülmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 43b ·
metinde göster ·
… a‘asın niçe kerre yüz bin haç bayraklı küffâr, asker-i İslâmı ihâta edüp vakt-i
zuhurda
bir ceng-i azîm olup yigirmi iki bin ibâd-ı müslimîn şehîd ve on sekiz bin âdem …
Âhir-i kâr kal‘ayı derûn-ı dilden döğmeyüp cümle asker âlet-i mülâhaza taht-ı kal‘ada oturup kırkıncı gün semâdan bir matar nâzil olup cümle asâkir-i İslâm pâymâl-i rimâl tîn-i belâya müsteğrak olup bi'z-zarûrî cümle asker metrisden çıkup selâmete avdet edüp kal‘a-i Şibenik kurbünde Danilova nâm bir sahrâ-yı azîme meks edüp ale's-sabâh anı gördük, mezkûr sahrânın cânib-i erba‘asın niçe kerre yüz bin haç bayraklı küffâr, asker-i İslâmı ihâta edüp vakt-i zuhurda bir ceng-i azîm olup yigirmi iki bin ibâd-ı müslimîn şehîd ve on sekiz bin âdem esîr olup niçe bin hayme ve hargâh ile ve bu kadar mâl-ı ganâyim ile küffâr ganîme 78a olup hakîr ol menhûs cengde yeniçeri ocağıyla idim, hemân var kuvveti bâzûya getirüp at boynuna düşüp Gılamuc kal‘ası dağlarına firâr edüp atımı dahi bisâtıyla bırağup bir sık çengelistân içre girüp yedi gece dağlarda pinhân olup nebâtât [ü] giyâhât tenâvül edüp def‘-i cû‘ eylerdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 77b–78a ·
metinde göster ·
… kmiş bir mîl-i minâre-vâr bir sâ‘at kullesi var, anda bir sâ‘ati vardır. Vakt-i
zuhurda
on iki nevbet urur bir 135b mehîb sadâsı var, Filibe sahrâsının cânib-i şarkî …
İbret-nümâ âsârların beyân eder : Evvelâ derûn-ı şehirde Sâ‘atdepesi derler, anın zirve-i a‘lâsında evc-i semâya ser çekmiş bir mîl-i minâre-vâr bir sâ‘at kullesi var, anda bir sâ‘ati vardır. Vakt-i zuhurda on iki nevbet urur bir 135b mehîb sadâsı var, Filibe sahrâsının cânib-i şarkî ve garbîsinde sadâsı bir konak yerde istimâ‘ olunur bir temâşâgâh sâ‘at kullesidir. Ve nehr-i Meriç üzre üç yüz adım haşeb cisri üzre bir kasrı var, ibret-nümâ bir cisr-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 135a–135b ·
metinde göster ·
… serdâr edüp kendüleri ol gice ılgâr edüp Zırzıvân Boğazı'n geçüp ertesi vakt-i
zuhurda
kal‘a-i Mardin altında müfîd ü muhtasar çadırlar ile meks edüp anda yem kesdirü …
Ammâ bu esrârdan bir ferd-i âferîde âgâh olmadılar. Hemân ol ân Gınâyî Efendi Bitlîs hânına muhabbetnâme ve istimâletnâmeler yazup nâme ile Erganeli Ahmed Ağa mektûblar ile Bitlîs hânı tarafına merkûm muslihîn âdemler ile cânib-i Bitlîs'e müteveccih oldukları sâ‘at tuğların hân üzre gitmeden avdet edüp gelince nefîr-i rıhletler çalınup paşa-yı müdebbir yetmiş bin asker ile Şatt'ı yine Diyârbekir cânibine geçüp "Ağırlık akabimce gelsin", deyü Kudde Mehemmed Kethudâ ile Receb Kethudâ'yı serdâr edüp kendüleri ol gice ılgâr edüp Zırzıvân Boğazı'n geçüp ertesi vakt-i zuhurda kal‘a-i Mardin altında müfîd ü muhtasar çadırlar ile meks edüp anda yem kesdirüp yine ılgâr edüp vakt-i Şâfi‘îde yüğrük atlı olup gelen kırk bin asker ile Saçlı dağın çevirdikde anı gördük, Diyârbekir altından gönderdiği Mehemmed Emîn Paşa meğer cebel-i 214b Saçlı'nın cânib-i erba‘asın muhâsara etmişler. Kûh-ı bî-amân içre sâkinân-ı bî-îmân Ekrâd-ı Yezîdiyânlar taraf taraf paşa-yı mûmâ’ileyh ile tara taba tak deyüp tarafeynden kurşumlaşmada idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 214a–214b ·
metinde göster ·
… çölde yem kesdirüp yine çöl ü çölistân içre kurd lingi yortum ile gidüp vakt-i
zuhurda
vâdî-i,
Cümle hâzır olan sekiz bin askerle cânib-i cenûba yine çöl ile ol gün ılgâr edüp vakt-i gurûbda yine çölde yem kesdirüp yine çöl ü çölistân içre kurd lingi yortum ile gidüp vakt-i zuhurda vâdî-i,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 216b ·
metinde göster ·
… ve murabbâ-ı felic nâm murabba‘âtlar ve ma‘âcinler ve reçeller gelürdü. Vakt-i
zuhurda
mezkûr somat-ı kebîr gelürdü ve kable'l-gurûb bir somat-ı Muhammedî gelirdi kim …
Andan cevâhirli fincânlar ile mümessek ve mu‘amber kahve-i bî münevver sağleb ve mahleb ve çay ve bâdyân ve ıssı avşıla ve sükkerî şerbet ve ıssı palûde ve südler gelüp nûş olundu. Rûz merre beher yevm bir kerre ale's-sabâh futûr kim niçe yüz elvân hulviyyât ve sükkerî riclât ve mürabba‘at ve sâ’ir ma‘âcinât ve reybas ve kebbât ve emlah ve şakakıl ve bevvâ ve murabba-ı hıyar-şembu ve murabbâ-ı felic nâm murabba‘âtlar ve ma‘âcinler ve reçeller gelürdü. Vakt-i zuhurda mezkûr somat-ı kebîr gelürdü ve kable'l-gurûb bir somat-ı Muhammedî gelirdi kim on gün on gicede hân-ı âlîşân Melek Ahmed Paşa'ya böyle ziyâfet-i azîmler edüp cümle üç bin altmış aded ağavâtlarının sekban ve sarıcalarının netice ta ednâ mertebe meş‘alcilerin ve cümle seyislerin ta‘yînâtların hân verüp bir at içün çul ve tobraya muhtâc etmeyüp cümlesinin kahveleri bile hân tarafından verilirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 230b ·
metinde göster ·
elli mertebânî ta‘âm-ı mümesseki Sarı Ken‘ân Paşa'ya gönderüp kendüler dahi Ken …
Andan yine Murtazâ Paşa vakt-i zuhurda elli mertebânî ta‘âm-ı mümesseki Sarı Ken‘ân Paşa'ya gönderüp kendüler dahi Ken‘ân Paşa'ya varup ta‘âmları anda tenâvül edüp anınla dahi niçe gûne kelimâtlar edüp hâtırın ele aldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 73a ·
metinde göster ·
Bundan mâ‘adâ bir sâhib-i tîğ olan âdemler haymesinde bed-râyiha-i hûn-ı âdemden ve hûn-âlûd olmuş 80b sineklerin hucûmundan bir âdem haymesinde ta‘âm tenâvül edemezdi. Ordu-yı İslâm üzre sinek ol kadar musallat oldu kim vakt-i zuhurda şems-i âteş-tâbın zemîne te’sîri olmayup sinek remmâları âfitâbın ziyâsın muzlim ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 80a–80b ·
metinde göster ·
İbret-nümâ-yı diğer: Kaçan kim vakt-i zuhur mahalli oldukda bu nehr-i Pileve'nin cereyânın seyr eden gülmeden vâlih ü hayrân olur, zîrâ vakt-i zuhurda âfitâb-ı âlem-tâbın şa‘şa‘ası nehr-i Pileve'ye te’sîr etdikde nehr-i Pileve billûr ve necef ve moran camlar gibi münevver oldukda bu nehr-i azîmin altında mezkûr değirmen soffalarından temâşâ olunur ki nehr-i Pileve ile âdem kaddi kadar balıklar ve gayrı sağîr ü kebîr mâhîler biri biri akîbince aşağı nehr-i Virbaz'a döküldüklerinde bir temâşâ-yı ibret-nümâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 151b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu kal‘a-i Foğraş altından yine cânib-i garba cümle tuğlar ale's-sabâh gidüp vakt-i zuhurda sehel harâret-i şems te’sîr edüp cümle hayme vü hargâhların buzları çözülüp bârhânelere tahmîl edüp her tarafdan nefîr-i rıhletler çalınup yine alay-ı azîm ile gelen Kapucular kethudâsı Serdâr ile at başı berâber "Azm-i râh-ı kal‘a-i Sibin" deyü 2 sâ‘atde Foğraş'ın kıble tarafında bir sahrâda meks olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 28b ·
metinde göster ·
Noğay askerinden el kaldırır kalmayup cemî‘i Noğay'ın obaların nehb ü gâret edü …
Hân dahi bunları men‘ edemeyüp vakt-i zuhurda Noğay askerinden el kaldırır kalmayup cemî‘i Noğay'ın obaların nehb ü gâret edüp niçe bin pâkîze duhter-i nâ-şüküfte-ahterlerin bekâretin izâle edüp fakîre gül-çehre bintânların sinirinden kanları cereyân ederek niçe bin aded kâlive hâtûnları ehilleri önünde if‘âl bâblarına çeküp ol kadar mâl [u] menâl-ı firâvânlar alup ol kadar rüsvây-ı bed-nâmlıklar olmuşdur kim bu sitemkârlığı Tatar-ı Hula[gu] Bağdâd'a ve Buhtunnasır Sıfat'a ve Kudüs'e ve Mısır'a etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 105b ·
metinde göster ·
… ve hakka'l-yakîn hâsıl etmeğiçün bu şecere-i bâlânın bir dalı gölgesini vakt-i
zuhurda
adımladım. Üç bin kırk beş adım yere bu dırahtın sâyesi çemenzâr u lâlezâr yere …
Hattâ bu hakîr ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn ve hakka'l-yakîn hâsıl etmeğiçün bu şecere-i bâlânın bir dalı gölgesini vakt-i zuhurda adımladım. Üç bin kırk beş adım yere bu dırahtın sâyesi çemenzâr u lâlezâr yere düşmüş idi. Her tarafındaki dallarına zıll-ı himâyeleri hemçünân dahi ziyâde yere düşmedi. Ve dahi bi-emrillâhi te‘âlâ bu dıraht-ı azîm eyle bir eşkâl-i garîbede halk olunmuşdur kim gûyâ her nihâl-i sun‘-ı Hudâsı birer gûne rûha mâlik nûr berk urur ağaçdır. İm‘ân-ı nazar eden bu dırahtı zî-rûh zann eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 153a ·
metinde göster ·
mâbeyne muslıhîn girüp yüz bin aded nâ-bâliğ kopnaları ve devke ve marya câriye …
Âhır-ı kâr vakt-i zuhurda mâbeyne muslıhîn girüp yüz bin aded nâ-bâliğ kopnaları ve devke ve marya câriyeleri ulemâ ve sulehâ ve meşâyihân ve kudât ve biyim ve bükeçlere ve kalga ve nûreddîn ve Mansûrlu ve Sincivitlere ve Dayirli ve kapu kullarına yine ke'l-evvel ihsânlar edüp Fâtiha tilâvet edüp birer altun kızılga alıncak oldu. Ve ol gün bu şe’âmet ve bid‘at kemâ yenbagî def‘ [u] ref‘ oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 196b ·
metinde göster ·
… alyon ve üç pâre kadırga ve on pâre firkate pupa yelkenlerin küşâde edüp vakt-i
zuhurda
top [u] tüfeng şâdımânları edüp haçlı peykerlerin açarak izakilse limanına cüml …
Mukaddemâ Küçük Kefalonya cezîresinin "Bire kalkın, şimdi donanmamız gelir" dediği gerçek imiş. Anı gördük, rûy-ı deryâda yigirmi altı pâre kalyon ve üç pâre kadırga ve on pâre firkate pupa yelkenlerin küşâde edüp vakt-i zuhurda top [u] tüfeng şâdımânları edüp haçlı peykerlerin açarak izakilse limanına cümle girüp lenger-endâht olup yatup ayş [u] nûş ve zevk u şevke başlayup erganon ve torompete ve luturyan boruları çalarak yatdıkların hakîr kal‘adan seyr [ü] temâşâ ederdik kim aslâ dûrbîn ile nazar etmek lâzım değil idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 264b ·
metinde göster ·
… isâldir kim ba‘zı zamân kesâfet-i hevâda iç kal‘a bulutlar içre kalup tâ vakt-i
zuhurda
şiddet-i hâr olunca ebr-i kebûtlar zâ’il olup iç kal‘a nümâyân olmağa başlar. T …
Eşkâl-i kal‘ası: Akdeniz kenârında Mora cezîresinin cenûbîsi tarafında bir sivri burunda hemân 277a bir ada-misâl bir kırmızı yalçın kaya üzre ol kûh-ı ser-bülendin zirve-i a‘lâsında evc-i âsımâna berâber dest-i kudret ile halk olmuş kal‘a-i Kahkahâ-yı Rûm bir hisâr-ı üstüvâr-ı lâ-nazîrdir kim şarkdan garba tûlânî vâki‘ olmuş bir iç kal‘a-i bî-misâldir kim ba‘zı zamân kesâfet-i hevâda iç kal‘a bulutlar içre kalup tâ vakt-i zuhurda şiddet-i hâr olunca ebr-i kebûtlar zâ’il olup iç kal‘a nümâyân olmağa başlar. Tâ bu mertebe iç kal‘a-i bâlâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 276b–277a ·
metinde göster ·
… ve Aladağlardan ve Nif şehrinden görünür bir yalçın cebel-i kebûddur kim vakt-i
zuhurda
tâ zirve-i a‘lâsı ebrler içinden ancak nümâyân olur bir kayadır. Bi-emr-i Hudâ …
Bunu dahi temâşâ edüp kal‘anın cenûbunda iki sâ‘at karîb bir yalçın kaya vardır. Üç konak Gedüs şehrinden ve Ulubor'dan ve Bozdağ'dan ve Aladağlardan ve Nif şehrinden görünür bir yalçın cebel-i kebûddur kim vakt-i zuhurda tâ zirve-i a‘lâsı ebrler içinden ancak nümâyân olur bir kayadır. Bi-emr-i Hudâ Tûfân-ı Nûh'da eyle bir kaya hâsıl olmuş. Naldöken kayası derler. Yolu dahi hakkâ kim atların na‘lın döker bir sengistân yoldur. Andan iki sâ‘at garba dağlar ve beller ve çamlı Y 29a yollar aşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y28b–Y29a ·
metinde göster ·
… yi‘dir. Hakkâ ki yine eyle olmak ihtimâli vardır. Zîrâ bunun dahi ziyâsı vakt-i
zuhurda
berk urdukda âdem bir ân nazar etmeğe tâkat getiremez. Tâ bu mertebe mücellâ ve …
Ve büyük kubbe-i âlîsi üzre olan altun yaldızlı alem-i şerîfin kaddi kırk zirâ‘-ı melikîdir, derler. Ve kırk bin zeheb-i hâlis ile mutallâ olmuşdur deyü efvâh-ı nâsda şâyi‘dir. Hakkâ ki yine eyle olmak ihtimâli vardır. Zîrâ bunun dahi ziyâsı vakt-i zuhurda berk urdukda âdem bir ân nazar etmeğe tâkat getiremez. Tâ bu mertebe mücellâ ve musaykal alem-i âlemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y34b ·
metinde göster ·
… i vardır kim sayf ü şitâda zirve-i bülendinde berf ü yah eksik değildir. Vakt-i
zuhurda
ebr-i nîlgûn içinde zirve-i a‘lâsı ancak nümâyân olur. Tâ bu mertebe semâya ser …
Beğ yaylağı: Âb-ı zülâlden nişân verir mâ-i cârîleri vardır kim sayf ü şitâda zirve-i bülendinde berf ü yah eksik değildir. Vakt-i zuhurda ebr-i nîlgûn içinde zirve-i a‘lâsı ancak nümâyân olur. Tâ bu mertebe semâya ser çekmiş kûh-ı bâlâdır. Çemenzârı gûyâ sebzgûn-ı vâlâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y89a ·
metinde göster ·
… yât-ı cân nûş edenin cânı hayât bulur, gûyâ bir kuzu tenâvül etmiş olur. Vakt-i
zuhurda
ta‘âmı turşdur. Sirke yerine isti‘mâl ederler. Vakt-i gurûbda gûyâ bir âbdır. B …
Vakt-i sabâh âb-ı hayât-ı cân nûş edenin cânı hayât bulur, gûyâ bir kuzu tenâvül etmiş olur. Vakt-i zuhurda ta‘âmı turşdur. Sirke yerine isti‘mâl ederler. Vakt-i gurûbda gûyâ bir âbdır. Beras ve behak ve cüzâm ve temreği ve cereb bu makûle emrâz-ı muhtelifeye bi-iznillâh sürünce nâfi‘dir. Bu mu‘cize-i azîmi gördüklerinde cümlesi îmân ile müşerref olurlar. Hâlâ ol bi’r ilâ-mâşaallâh eyle isti‘mâl olunur. Yef‘alullâhu mâ yeşâ'u yahkümü mâ yürîdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y220a ·
metinde göster ·
elbette güneşin te’sîri ol necef ve billûr câmlara te’sîr edüp câmlar dahi âteş …
Vakt-i zuhurda elbette güneşin te’sîri ol necef ve billûr câmlara te’sîr edüp câmlar dahi âteşpâre oldukda câmların şiddet-i harâreti kandîl-i kebîre te’sîr edüp ol ân şu‘le-fürûgân olur. Eğer bu Kızıl Yumurta bednâmları gününde hevâda kesâfet olup şemsde te’sîr yoğise ruhbânın bir ârifi pes perdeden kubbe üzre çıkup mezkûr zencîrin ucuna âteş gösterdiği gibi neft ile mülemmâ‘ olmuş yağ zencîrden aşağı âteş alâ-mele’i'n-nâs ener.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y223a ·
metinde göster ·
… [ü] şirâda hac râhına tedârükde iken mâh-ı şevvâlin yigirmi beşinci günü vakt-i
zuhurda
hevâda bir kesâfet nümâyân olup bir şiddet-i şitâ oldu kim herkes cânından bîzâ …
Hikmet-i Hudâ: Bu Müzeyrib sahrâsında herkes bey‘ [ü] şirâda hac râhına tedârükde iken mâh-ı şevvâlin yigirmi beşinci günü vakt-i zuhurda hevâda bir kesâfet nümâyân olup bir şiddet-i şitâ oldu kim herkes cânından bîzâr olma mertebesine varmışken semâdan bir bârân-ı rahmet yağdı kim gûyâ ebrler saçın çözüp ağladı. Hayme vü hargâh ve bâr [u] büngâh sâhibleri ciğerlerin tâğladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y260b ·
metinde göster ·
Hazret-i Sâlih Kayası nâm zıyk mahalle varırız. Hâzır u âmâde olun, zîrâ bıldır …
"Bu gün vakt-i zuhurda Hazret-i Sâlih Kayası nâm zıyk mahalle varırız. Hâzır u âmâde olun, zîrâ bıldır Reşîdoğlu nâm mel‘ûn huccâc-ı müslimîni bozup niçe yüz âdem helâk etdi. Gerçi hâlâ Reşîdoğlu sâhib-i devlet efendimize gelüp mutî‘ oldu, ammâ ihtimâldir gayri kabâyil-i Urbân lezzet almışlardır. Gâfil mebâş" deyüp derhâl paşa iki bin pür-silâh cengâver ve asâkir-i hünerveri cebel-i Sâlih'in kemîngâhlarına gönderdi. Beri tarafda dahi asâkir-i İslâmın bahâdırân-ı serverânları pür-silâh âmâde olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y269b ·
metinde göster ·
yalın ayak gezilmez, zîrâ zemîn âteş gibi yanar. Müsta‘mel pâypûş geyüp ziyâret …
Ammâ bu mahalli ziyâret etmede bir âdâb vardır. Vakt-i seherde hevâ mu‘tedil iken yalın ayak başı kabak Sûre-i Mekâbir okuyarak bu meşhedistânı ziyâret edüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edesin. Ammâ vakt-i zuhurda yalın ayak gezilmez, zîrâ zemîn âteş gibi yanar. Müsta‘mel pâypûş geyüp ziyâret etmek iktizâ eder. Eyle olsa bî-edeplik olmuş olur. şart seheri ziyâret etmek gerekdir. Ba‘zı kimesneler bu binâ olunan dîvâr üzre pabucile yürüyüp ziyâret eder, gam değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y303a ·
metinde göster ·
… ahi şerîf hazretleri hükmünde emn [ü] emân bir cây-ı cihân yerdir. Bunda vakt-i
zuhurda
nefîrler çalınup Beyne'l-kurâ nâm mahalli dahi ubûr etdik. Sâfî muğaylânlı ve t …
Menzil-i el-Hûra: Bu mahalle Hûra demenin vech-i tesmiyesi oldur kim şâm kurbunda Havrân nâm vilâyetden Hazret-i şît evlâdlarından Benî Hûrâ nâm kabîle bu vâdîlerde sâkin olup bir şehr-i azîm bünyâd ederler. Hâlâ âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Anıniçün Vâdi'l-Hûra derler. Suyu dahi bir kayalı ve muğaylânlı bir vâsi‘ fezâ deredir. Bu dahi şerîf hazretleri hükmünde emn [ü] emân bir cây-ı cihân yerdir. Bunda vakt-i zuhurda nefîrler çalınup Beyne'l-kurâ nâm mahalli dahi ubûr etdik. Sâfî muğaylânlı ve taşlı yolları seyr [ü] temâşâ ederek 12 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y372b ·
metinde göster ·
nefîrler çalınup yine cânib-i garba muğaylânlı ve nabık ağaçlı ve misvâk ağaçlı …
Ba‘dehu ikinci gün vakt-i zuhurda nefîrler çalınup yine cânib-i garba muğaylânlı ve nabık ağaçlı ve misvâk ağaçlı kumsal yerler içre ubûr ederek 12 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y374a ·
metinde göster ·
… unur. Bunda bir sâ‘at meks edüp develere yemlerin verüp nefîrler çalınup vakt-i
zuhurda
yola revâne olundu.
Menzil-i Uyûnü'l-kasab: Lisân-ı Arab'da şeker kamışı ırmağı demekdir yâhûd şeker kuyusu demekdir. Âb-ı hayât kuyuları vardır. Evlâd-ı Sâlih Nebî kabîlesi şeyhleri hükmündedir. Bir şey gâyib olsa anlara ilzâm olunur. Bunda bir sâ‘at meks edüp develere yemlerin verüp nefîrler çalınup vakt-i zuhurda yola revâne olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y375b ·
metinde göster ·
… a‘zı bu menzilde kuşluk vaktinde konarlar. Eğer ileride menzil ba‘îd ise vakt-i
zuhurda
nefîrler çalınup azm-i râh eder. Eğer menzil Q 153a karîb ise vakt-i asırda n …
Ve gece menzil yerine varmadan bir şeyden dahi havf ederler. Gerçi Mısır'ın yollarında celâlîsi ve cemâlîsi ve havf şebhûn eder harâmîsi yokdur. Ammâ huccâc içinde olan deveciler ve akkâm ve kavvâs ve sakkâ ve mehterân ve meş‘alciyân hırsızları derdinden bâhusûs bârekallâh (---)(---)(---) Ezlem askeri ile gelen neşşâl u nassâb [u] vettâh harâmîleri eyledir kim her gece develeri yüküyle ve üzerinde hâb-âlud âdemiyle deveyi katârından kesüp alarga çeküp askerden taşra çıkarup deve sâhibin uykudan uyarup uryân edüp deveyi Y 377a yüküyle yudar. Ekseriyyâ gece karanlıklarında niçe niçe hasâretler olup niçe vâveylâ feryâd u figân vâveylâlar yükler soyarlar ve tarakalar kopar. Mısır yolunda bu ev hırsızlarından gayri havf yokdur. Gâyet ihtirâz lâzımdır el-ıyâzü billâh. Anıniçün Mısırlı gece konağa varmazlar. (---)(---)(---) yup (---) namâzından sonra ba‘zı bu menzilde kuşluk vaktinde konarlar. Eğer ileride menzil ba‘îd ise vakt-i zuhurda nefîrler çalınup azm-i râh eder. Eğer menzil Q 153a karîb ise vakt-i asırda nefîr-i rıhletler çalınır çalınarak çalalar bu minvâl-i meşrûh üzre kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek Mısır'a dâhil olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y376b–Y377a ·
metinde göster ·
rada etdiğimiz yerlerde dahi cânib-i şarka mezkûr körfez sâhiliyle giderken kar …
Ba‘dehu Zahr-ı hımâr'dan kalkup vakt-i zuhurda rada etdiğimiz yerlerde dahi cânib-i şarka mezkûr körfez sâhiliyle giderken karşu tarafdan bir azîm müsellah ü müzeyyen asker zâhir oldu. Meğer Mısır'dan gelen karşucı Akabe askeri imiş. Anlar ile cümle huccâc görüşüp Zahrü'l-hımâr'dan 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y378b ·
metinde göster ·
… -) demekdir. Suyu yok bir yâbis bî-ma‘nâ konak olmak ile sehel ârâm edüp vakt-i
zuhurda
nefîrler çalınup yine cânib-i garba yalçın kayalı dere ve depeli yollar ile 8 s …
Menzil-i Re’îs-i Tuğrâ: Lisân-ı Arab'da (---) demekdir. Suyu yok bir yâbis bî-ma‘nâ konak olmak ile sehel ârâm edüp vakt-i zuhurda nefîrler çalınup yine cânib-i garba yalçın kayalı dere ve depeli yollar ile 8 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y381a ·
metinde göster ·
… nakdır. Anda da vakt-i zuhra dek ârâm edüp cümle develere yemlerin verüp vakt-i
zuhurda
ol şiddet-i hârda nefîrler çalınup dellâllar nidâ etdi kim,
Menzil-i Nevâtîr: Lisân-ı Arab'da (---) demekdir. Bu dahi bir dereli ve depeli ve kara kayalı susuz konakdır. Anda da vakt-i zuhra dek ârâm edüp cümle develere yemlerin verüp vakt-i zuhurda ol şiddet-i hârda nefîrler çalınup dellâllar nidâ etdi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y381a ·
metinde göster ·
Hâssa: Bir masrû‘ âdem yedi gün şiddet-i hârda ya‘nî vakt-i
zuhurda
girüp gusl edüp âbından nûş etse bi-emrillâh halâs olur, eyle mutalsamdır ve mü …
Hâssa: Bir masrû‘ âdem yedi gün şiddet-i hârda ya‘nî vakt-i zuhurda girüp gusl edüp âbından nûş etse bi-emrillâh halâs olur, eyle mutalsamdır ve mücerrebdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y133b ·
metinde göster ·
… bi-emrillâh gözü mücellâ edüp kuvvet-i basarı ol mertebe ziyâde ede kim vakt-ı
zuhurda
semâdaki seb‘a-i seyyâreyi göre.
Ve ma‘âcînlerden yetmiş nev‘a ma‘cûn-ı mümessek ü mukavvî ve müferrih ve nâfi‘ ma‘âcinlerden tiryâk-ı fârûk ve fârûk-ı erba‘a ve ma‘cûn-ı akreb ve ma‘cûn-ı sakankûr-ı berrî ve ma‘cûn-ı sakankûr-ı mâhî ve ayneyn-i timsâh ve kalb-i timsâh ve sinn-i timsâh; ak düşmüş göze külün mîl ile çekeler, Y 214b bi-emrillâh gözü mücellâ edüp kuvvet-i basarı ol mertebe ziyâde ede kim vakt-ı zuhurda semâdaki seb‘a-i seyyâreyi göre.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y214a–Y214b ·
metinde göster ·
… kelleleri mızraklar üzre hakîrin huddâmları diküp yine Akdeniz kenârınca vakt-ı
zuhurda
Yemenî nehri ma‘diyesine gelüp bir mavuna gemi ile ol gün bu kadar asker gücile …
Hakîr Dimyât'dan gelen kara askeriyle bir yere cem‘ olup kâfirin filikasından aldığımız kelleleri mızraklar üzre hakîrin huddâmları diküp yine Akdeniz kenârınca vakt-ı zuhurda Yemenî nehri ma‘diyesine gelüp bir mavuna gemi ile ol gün bu kadar asker gücile karşu Dimyât tarafına ubûr etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y344a ·
metinde göster ·