çöküp bir ra‘d ü berk olup ol ân 27b Atmeydânı tarafında bir âteş zâhir olup …
Bu minvâl-i meşrûh üzre kal‘a-i Kostantıniyye yigirmi gün muhâsara olup aslâ feth [u] fütûhdan bir eser zuhûr etmeyüp cümle guzât-ı müslimîn ve yetmiş evliyâullâh-ı muvahhidîn ve üç binden mütecâviz mezâhib-i erba‘ada fetvâ sâhibi ulemâ-yı âmilîn ve bu kadar meşâyihân-ı sâlikîn kal‘anın yigirmi günden berü feth olmaduğuna müte’ellim olup cümlesi bir yerden Cenâb-ı Bârî'ye derûn-ı dilden teveccüh-i tâm edüp fethin ricâ etdükleri hâlde hemân bi-emrillâhi Ta‘âlâ İslâmbol üzre bir zulemât çöküp bir ra‘d ü berk olup ol ân 27b Atmeydânı tarafında bir âteş zâhir olup evc-i âsumâna peyveste olup evc-i âsumâne şeddâdî binâları perrân ber-hevâ atup kimi berre ve kimi cânib-i bahre düşüp ol gün derûn-ı kal‘adan üç bin kâfir havf [u] haşyetlerinden kal‘adan taşra firâr edüp kimi İslâm ile müşerref olup hidmet-i pâdişâhide oldu, kimi birer diyâra firâr etdi. Ammâ yine küffâr gayret-i Mesîhiyye'yi elden komayup kal‘anın rahnedâr yerlerin termîm edüp ceng ederdi. Ammâ derûn-ı kal‘ada olan küffâr kaht [u] galâdan hâlleri mükedder idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 27a–27b ·
metinde göster ·
… a râst geldim. Bire meded dâmenin elden komayam" deyüp hamd ederken kendüyi bir
zulemât
basup gözün açup kendüyi yine Ayasofya içinde mezkûr sipâhın yanında bulup şâha …
"Âyâ bu benim vâkı‘am mı yohsa vâkı‘-ı hâlim mi? Hamd-i Hudâ Ayasofya içre Hazret-i Hızır'a râst geldim. Bire meded dâmenin elden komayam" deyüp hamd ederken kendüyi bir zulemât basup gözün açup kendüyi yine Ayasofya içinde mezkûr sipâhın yanında bulup şâha vâfir ta‘zîm edüp henüz ol mahalde Beşiktaşî Yahyâ Efendi kürsî üzre kâ’im olup du‘âya âğâze edüp cemî‘i ümmet-i Muhammed derûn-ı dilden "âmîn" deyüp ba‘de'd-du‘â ve's-senâ cümle ibâdullâh Ayasofya'dan taşra hurûc etmeğe kasd edince câmi‘in yüz bir aded kapusun sed edüp ancak büyük kıble kapusunu küşâde koyup Defterdâr Dervîş Çelebi ki eş-şeyh Baba Nakkâş hazretlerinin ferzend-i ahteridir, anlar Bâb-ı Ayasofya'da durup cümle tevâbi‘iyle Ayasofya câmi‘i derûnundan ve üç kat tabakasından taşra çıkan cemâ‘at-i kesîreyi add edüp elli yedi bin âdem Ayasofya câmi‘inden taşra çıkdığı sicill-i şer‘-i Resûl-i mübîne tahrîr olunup Selîm Hân pâyine arz olundu. Hakkâ ki câmi‘-i azîmdir. Andan Gülâbî Ağa Ayasofya içre kendüye Hızır-misâl yetişen sipâhın dâmenine pek yapışup;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37b ·
metinde göster ·
Azamet-i Hudâ hemân ol ân Belde-i Tayyibe ya‘nî kal‘a-i Kostantıniyye içinden
zulemât
ref‘ olup halk-ı cihân mesrûr [u] handân olup mürde diller tâze cân 63b buldu …
Azamet-i Hudâ hemân ol ân Belde-i Tayyibe ya‘nî kal‘a-i Kostantıniyye içinden zulemât ref‘ olup halk-ı cihân mesrûr [u] handân olup mürde diller tâze cân 63b buldu. Ganî ve fakîrin yüzü güldü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 63a–63b ·
metinde göster ·
… umânda pervâz u çevlân ederken hikmet-i Hudâ kazâ-yı âsumânî bir ra‘d ü berk ve
zulemât
olur kim Bursa içinde âdem âdemi görmeden kalup cümle halk feza‘ u çeza‘a başla …
Hikmet-i Hudâ bir gün bu remmâyı âşiyânlarından uçurup evc-i âsumânda pervâz u çevlân ederken hikmet-i Hudâ kazâ-yı âsumânî bir ra‘d ü berk ve zulemât olur kim Bursa içinde âdem âdemi görmeden kalup cümle halk feza‘ u çeza‘a başlar. Âhir-i kâr bir gün bir gece bu zulemât Bursa üzre ber-karâr olup Sa‘dîzâde'nin güvercinleri gelmeyüp aklı başından gidüp âhir dâğ-ı 191a derûnundan başın alup Arab u Acem seyâhati olup cihânı geşt [ü] güzâr ederek diyâr-ı Mağrib-zemînde Cezâyir vilâyetine varup erbâb-ı ma‘ârif ve zürefâsıyla ihtilât ederek bir gün bir âsitâneye varup görse kim yedi seneden berü kendinin gâ’ib olan ta‘aşşuk etdüği güvercinler kim Rûm'a mahsûs olan murg-ı zeyreklerdir. Esnâ-yı kelâmda sâhib-i hâneye nezâketle bu kuşları sorup hâne sâhibi eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190b–191a ·
metinde göster ·
… görmeden kalup cümle halk feza‘ u çeza‘a başlar. Âhir-i kâr bir gün bir gece bu
zulemât
Bursa üzre ber-karâr olup Sa‘dîzâde'nin güvercinleri gelmeyüp aklı başından gid …
Hikmet-i Hudâ bir gün bu remmâyı âşiyânlarından uçurup evc-i âsumânda pervâz u çevlân ederken hikmet-i Hudâ kazâ-yı âsumânî bir ra‘d ü berk ve zulemât olur kim Bursa içinde âdem âdemi görmeden kalup cümle halk feza‘ u çeza‘a başlar. Âhir-i kâr bir gün bir gece bu zulemât Bursa üzre ber-karâr olup Sa‘dîzâde'nin güvercinleri gelmeyüp aklı başından gidüp âhir dâğ-ı 191a derûnundan başın alup Arab u Acem seyâhati olup cihânı geşt [ü] güzâr ederek diyâr-ı Mağrib-zemînde Cezâyir vilâyetine varup erbâb-ı ma‘ârif ve zürefâsıyla ihtilât ederek bir gün bir âsitâneye varup görse kim yedi seneden berü kendinin gâ’ib olan ta‘aşşuk etdüği güvercinler kim Rûm'a mahsûs olan murg-ı zeyreklerdir. Esnâ-yı kelâmda sâhib-i hâneye nezâketle bu kuşları sorup hâne sâhibi eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190b–191a ·
metinde göster ·
"Bu remmâyı bize Allâh verdi kim yedi yıldır bir kerre bir
zulemât
hark u berk ve sâ’ika kopup dünyâyı zulemât bürüyüp bu güvercinler cân havliyle …
"Bu remmâyı bize Allâh verdi kim yedi yıldır bir kerre bir zulemât hark u berk ve sâ’ika kopup dünyâyı zulemât bürüyüp bu güvercinler cân havliyle bunda düşüp kaldılar" deyince Sa‘dîzâde eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 191a ·
metinde göster ·
… verdi kim yedi yıldır bir kerre bir zulemât hark u berk ve sâ’ika kopup dünyâyı
zulemât
bürüyüp bu güvercinler cân havliyle bunda düşüp kaldılar" deyince Sa‘dîzâde eyd …
"Bu remmâyı bize Allâh verdi kim yedi yıldır bir kerre bir zulemât hark u berk ve sâ’ika kopup dünyâyı zulemât bürüyüp bu güvercinler cân havliyle bunda düşüp kaldılar" deyince Sa‘dîzâde eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 191a ·
metinde göster ·
… â'dan çıkan iki Sahra'dır. Biri Hacerü'l-esved ki la‘l-reng idi, tûfân-ı Nûh'da
zulemât
suyunda kalup ve âsîlerin yüzleri süründüğünden Y 214a levni mütegayyir olup …
Ve be-kavl-i Tevârîh-i Tuhfe: Cennet-i A‘lâ'dan çıkan iki Sahra'dır. Biri Hacerü'l-esved ki la‘l-reng idi, tûfân-ı Nûh'da zulemât suyunda kalup ve âsîlerin yüzleri süründüğünden Y 214a levni mütegayyir olup Hacerü'l-esved oldu. Ve biri dahi bu Sahra-i şerîfdir, derler. El-ilmü inde'llâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y213b–Y214a ·
metinde göster ·
… ika ve bir rîh-i akîm esüp bir kar yağdı kim ne meş‘al ve ne meş‘alciyân kaldı.
Zulemât
dünyâyı kaplayup
Menzil-i Balka boğazı: Ol gece tâ nısfu'l-leyle dek eyle yağdı kim cümle çadırlar ve develer deryâ içinde kaldı. Sabâha beş sâ‘at kalarak hamd-i Hudâ yağmur sehel ârâm verüp nefîrler çalındı. Hareket olunup yükler bağlandı. Cümle hüccâc bâr [u] büngâhları ile âmâde iken bir ra‘d u sâ‘ika ve bir rîh-i akîm esüp bir kar yağdı kim ne meş‘al ve ne meş‘alciyân kaldı. Zulemât dünyâyı kaplayup
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y263b ·
metinde göster ·
… az gezüp yuvarlandı ve cân teslîm etdi. Anı gördüm, karanlık olup yine fî'l-hâl
zulemât
gidüp benim timsâhımın başı ve gevdesi bir pençe-i âfitâb kız çehresi kim aklım …
"Hikmet-i Hudâ bir gün Nîl cezîrelerinden bir cezîreye vardım. Hemân benim timsâhım ardım sıra gelüp cezîreye çıkdı ve biraz gezüp yuvarlandı ve cân teslîm etdi. Anı gördüm, karanlık olup yine fî'l-hâl zulemât gidüp benim timsâhımın başı ve gevdesi bir pençe-i âfitâb kız çehresi kim aklım gitdi. Ammâ ayakları ve ferci yine timsâh ferci idi. Meğer Künûz Urbânı şeyhinin kızı olduğu sâbit olup sihrile timsâh olup bi-emri Hudâ hâlet-i nez‘de sihir bâtıl olup yine ke'l-evvel hilkati üzre rûh teslîm edüp cümle halk ile ol cezîrede defn etdik" deyü nakl eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y162b ·
metinde göster ·
… dutuşup zekât sadaka vermeğe başlarlar, ihtiyârların başına kıyâmet kopar, bir
zulemât
ve kesâfet müstevlî olup ölecekleri ölüp paşaların yüzü mahlûlât geldiğinden gü …
Ve hamâsîn ta‘bîr Y 242a etdikleri ol günlerdir kim Cenâb-ı Bârî Benî İsrâ’îl kavmine beş haftada beş belâ verdi, tâ‘ûn ve akreb ve yılan ve kaht ve bed havâ-yı semûmu beş belâ-yı âsumânî elli günde tamâm olup Hazret-i Mûsâ du‘âsıyla def‘ oldu. Hâlâ yine ol beş hafta günleri geldikde Mısır halkının etekleri dutuşup zekât sadaka vermeğe başlarlar, ihtiyârların başına kıyâmet kopar, bir zulemât ve kesâfet müstevlî olup ölecekleri ölüp paşaların yüzü mahlûlât geldiğinden güler, zîrâ cümle mahlûlât paşanındır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y241b–Y242a ·
metinde göster ·