Mustafâ Paşa vezîr-i a‘zam oldu. Arnavud asl Harem-i hâsda perveriş bulup (---) …
Zurnazan Mustafâ Paşa vezîr-i a‘zam oldu. Arnavud asl Harem-i hâsda perveriş bulup (---)(---) lıkdan (---)(---)(---)(---) Melek Ahmed Paşa vezâretinde defterdâr olup tama‘-ı hâmından azl olunup niçe pes-pâye eyâlet ve sancaklara hâkim olup el-harîsu mahrûm mazmûnunca bir sâ‘at ya‘nî bir ân çâşnisi helâl lezzetin müşâhede etsin içün mührü verüp lezzeti demâğını mu‘attar etmeden bir sâ‘atde yine mührü alup Sipâhî Mehemmed nâm hâsekî mührü Deli Hüseyin Paşa'ya cezîre-i Girid'e götürüp Menekşe nâm mahalde eyyâm muhâlif olup Girid'e hâsekî geçmek sadedinde iken akîbince Âsitâne'den bir hâsekî dahi gelüp mühr-i şerîfi gerüye avdet etdirüp mührü Özü eyâletine mutasarrıf Siyâvuş Paşa'ya gönderdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 81a ·
metinde göster ·
ve nakare faslı ederek Halîc'in tarafeyninde olan kat-ender-kat yalıları ve bâğ …
Bu bâğın bâğçe üstâdı ve üç yüz halîfesi var, hizmet ederler. Böyle bir nazargâh-ı Mehemmed Hân-ı Gâzî'dir. Anda hünkârlara mahsûs kayıkhâneler vardır. Kaçan pâdişâh Yeni Sarây'a ve gayrı yere gitmek murâd edinse kırlankıç kayığının kıçında cevâhir kubbe altında mücevher taht üzre sâde cura zurna ve nakare faslı ederek Halîc'in tarafeyninde olan kat-ender-kat yalıları ve bâğ u bâğçe ve tershâneleri seyr [ü] temâşâ ederek murâd [ü] merâmları olduğu yere giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 124b ·
metinde göster ·
Esnâf-ı çalıcı mehterân: Kârhâne birdir, neferât üç yüzdür. {Pîrleri Cemşîd'dir. Hazret asrında zurna çalınmayup pîr-i hakîkîleri yokdur. Ammâ Âl-i Emeviyyûn'da iştihâr buldular.} Kârhâneleri Hünkâr sarâyının bâğçe kapularında Demirkapu kurbünde bir kârhâne-i azîmdir. Ortasında bir ser-bülend çâr-kûşe kulle-i azîmi vardır. Her gece ba‘de'l-ışâ üç fasıl ve bir cengî harbî çalup pâdişâha du‘â ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 202b ·
metinde göster ·
Esnâf-ı kâr zurnacıyân: Dükkân 7, neferât 40, ibtidâ mü’ellifi Cemşîd'dir, meşâdı Ayasuluk'dadır. İslâm ile gitdiğinde ihtilâf vardır. Ammâ gün başına birer şey te’lîf etdikde tabl çalardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 202b ·
metinde göster ·
alayı: Bunlar dahi on bir esnâf-ı sâzendegândır ve cümle (---) askerdir. Cümles …
{Netîce-i zurnacıyân alayı: Bunlar dahi on bir esnâf-ı sâzendegândır ve cümle (---) askerdir. Cümlesi sâzların bir perdede düşüp makâm-ı bûselikde ve gayrı makâmda küll-i külliyât ve şeddü'l-asr ve şükûfezâr ve Solakzâde sakîli peşrevlerin çalup bir hây-hû ve bir fasl-ı garîb ederler kim garîbü'd-diyârların dâr-ı diyârların hâtıra getirirler. Pâdişâh dahi alay köşkünden fasılların istimâ‘ edüp bir kîse guruş ihsân alup mesrûr [u] handân olup beyne'l-akrân revâne oldular}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 208a ·
metinde göster ·
… ndan beş yüz kise ve Çelebi Kethüdâ'dan yedi yüz kise ve Alahuz'dan yüz kise ve
Zurnazen
Defterdâr Paşa'dan bin kise ve Kudde Kethüdâ'dan bin kise ve Kaya Sultân'dan bi …
Evvelâ: Melek Ahmed Paşa efendimiz sadrıa‘zam oldukda altı aylık kul mevâcibi çıkmamış idi. Ammâ kapu arası hazînesinde on yedi kise var hemân ol gün karz-ı hasen Bektâş Ağa'dan dörd yüz kise ve Kara Yeniçeri ağasından beş yüz kise ve Çelebi Kethüdâ'dan yedi yüz kise ve Alahuz'dan yüz kise ve Zurnazen Defterdâr Paşa'dan bin kise ve Kudde Kethüdâ'dan bin kise ve Kaya Sultân'dan bin kise ve pâdişâhdan bin kise ve Koca Vâlide'den bin kise ve Topkapulı'dan ve Gümrük Emîni Hasan Çelebi'den ve Deli Birâder'den ve Mevkûfâtî Mehemmed Efendi'den ve Başbakıkulu Moralı Mustafâ Çelebi'den ve Sâlih Çelebi'den ve'l-hâsıl üç günde on bir bin altmış aded kise tahsîl edüp üçüncü gün galebe dîvânı edüp mevâcib çıkdıkda bin altı yüz kırk kise yeniçeri kaldırdığı bir pâdişâh devrinde olmamıştır. Cümle pâdişâh kulu bir kümeden mevâcib kaldırdığı Kara Mustafâ Paşa sadâretinden berü olmamış idi. Bu minvâl üzre cemî‘i İslâmbol'da olan pâdişâh kulları vazîfe-i mu‘ayyenelerin bi't-temâm olup cümle halk mesrûr [u] şâdân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 96b ·
metinde göster ·
Melek Ahmed Paşa efendimizin zamân-ı sadâretinde bunun emsâli niçe bin tedbîrât [u] hâdisât zuhûr edüp kimi hüsn-i tedbîr oldu. Ekalli sû-i tedbîr olup yine cümle ocak halkı meşveretiyle asker-i İslâm'ın bir mevâcibi kalmayup üç aydan ulûfeler çıkup her taraf ma‘mûr [u] âbâdân idi. Eğer sadâreti hâlinde olan cemî‘i rûz-merre olan vakâyi‘âtı ferâden ferâdâ tahrîr etsek başka bir mücelled tomar-ı edvâr olur. Ammâ cemî‘i halk ile hüsn-i zindegânîsi var idi ve halûk [u] hamûl idi. Ve hizmetinde akl-ı Aristo zî-akl ve müstakîm ve âkıbet-endîş âdemler saklardı. Hatta kethüdâsı Diyârbekir'in Çirmik'inden Kudde Mehmed Kethüdâ ve tezkireci-i kebîri Gınâyî Efendi ve Tezkireci-i sağîri Zühdî Efendi ve Hazînedâr Ahmed Ağa ve Mühürdâr Osmân Ağâ ve hakîrin selefi imâm efendi ve re’îsü'l-küttâb Mevkûfâtî Muhammed Efendi, bunlar sikadan müdebbir, kâmil, sâhib-ayâr nedîmler idi. Taşra huddâmlarından defterdâr Zurnazen Mustafâ Paşa'yı ma‘zûl edüp Kırkçeşmeli Emîr Paşa'yı defterdâr edüp sû-i tedbîr etdi. Zîrâ tammâ‘ ve hemec ve mühmil âdem idi. Ve Koca İbrâhîm Ağa'yı çavuşbaşı etdi. Münâfık ve müfsid ve devr-i ebvâb ederdi. Ancak Bektâş Ağa ve Kara Çavuş ve Çelebi Kethüdâ ile ve Şeyhülislâm Bahâyî Efendi ile hüsn-i ülfet edüp her umûrun anlar ile meşveret edüp onların sözlerine amel ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 98b ·
metinde göster ·
… lîs erbâb-ı ma‘ârifle pür olmuşdur. Ve hânın mehterhânesinde olan üstâd-ı kâmil
zurnazen
ve boruzen ve kudümzen ve zilzen bir vüzerâda değil bizzât Âl-i Osmân kârhânesi …
Netîce-i merâm fünûnda tekmîl-i pâye edüp yed-i tûlâsın ayân etmişdir. Paşa efendimizle sarâyında on gün tekâ‘üd edüp her gün ale't-tevâlî sabâhdan ta vakt-i gurûba varınca cemî‘i mutrıbân u kışmirân ve bâz-ı bâzân u serbâzân gelüp niçe bin arz-ı kâlâ edüp hândan ve paşadan ihsân alurlardı. Hânın cemî‘i erbâb-ı ma‘ârife ve cemî‘i ulemâya i‘tibâr etdüğinden cemî‘i diyârdan tekmîl-i fünûn etmiş âdemler Bitlîs hânına gelüp eğer her cânibi ma‘mûr kimesne ise ana bâğ u bâğçeli sarâylar ve cevârîler ve bî-had u bîvâye hâneler verüp Bitlîs deresi içinde ol hezârfeni kayd [u] bend edüp tek cemî‘i ma‘rifetin ihdâsı içün hân böyle Cemşîd-hüner olmuşdur. Ve dükeli zamân selîkası ma‘rifet tahsîli tarafına düşmüşdür. Anınçün hâlâ şehr-i Bitlîs erbâb-ı ma‘ârifle pür olmuşdur. Ve hânın mehterhânesinde olan üstâd-ı kâmil zurnazen ve boruzen ve kudümzen ve zilzen bir vüzerâda değil bizzât Âl-i Osmân kârhânesinde yokdur. Zîrâ kendüsü hüner sâhibi ve ilm-i mûsıkîde fünûn-ı asr olmağile küll-i külliyât sahibi ve zencîr yigirmi dörd usullü ve şükûfe-zâr ve sabâ-darb fethiyle çalar peşrev sâhibi üstâd-ı mehterleri var kim gûyâ her biri zurnayı te’lîf eyleyen Cemşîd'dir. Vakt-i ışâda vakt-i Şâfi‘îde âlem ağyârdan bî-haber oldukda fasl etdiklerinde âdem hayât bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 229a ·
metinde göster ·
Netîce-i merâm fünûnda tekmîl-i pâye edüp yed-i tûlâsın ayân etmişdir. Paşa efendimizle sarâyında on gün tekâ‘üd edüp her gün ale't-tevâlî sabâhdan ta vakt-i gurûba varınca cemî‘i mutrıbân u kışmirân ve bâz-ı bâzân u serbâzân gelüp niçe bin arz-ı kâlâ edüp hândan ve paşadan ihsân alurlardı. Hânın cemî‘i erbâb-ı ma‘ârife ve cemî‘i ulemâya i‘tibâr etdüğinden cemî‘i diyârdan tekmîl-i fünûn etmiş âdemler Bitlîs hânına gelüp eğer her cânibi ma‘mûr kimesne ise ana bâğ u bâğçeli sarâylar ve cevârîler ve bî-had u bîvâye hâneler verüp Bitlîs deresi içinde ol hezârfeni kayd [u] bend edüp tek cemî‘i ma‘rifetin ihdâsı içün hân böyle Cemşîd-hüner olmuşdur. Ve dükeli zamân selîkası ma‘rifet tahsîli tarafına düşmüşdür. Anınçün hâlâ şehr-i Bitlîs erbâb-ı ma‘ârifle pür olmuşdur. Ve hânın mehterhânesinde olan üstâd-ı kâmil zurnazen ve boruzen ve kudümzen ve zilzen bir vüzerâda değil bizzât Âl-i Osmân kârhânesinde yokdur. Zîrâ kendüsü hüner sâhibi ve ilm-i mûsıkîde fünûn-ı asr olmağile küll-i külliyât sahibi ve zencîr yigirmi dörd usullü ve şükûfe-zâr ve sabâ-darb fethiyle çalar peşrev sâhibi üstâd-ı mehterleri var kim gûyâ her biri zurnayı te’lîf eyleyen Cemşîd'dir. Vakt-i ışâda vakt-i Şâfi‘îde âlem ağyârdan bî-haber oldukda fasl etdiklerinde âdem hayât bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 229a ·
metinde göster ·
… le mührü cezîre-i Girid'e küçük sipâhiyle Hüseyin Paşa'ya gönderdiler. Ol sâ‘at
Zurnazan
Mustafâ Paşa kapudan iken Deli Hüseyin Paşa'nın yerine Der-i devletde kâ’immakâ …
İhvân-ı bâ-safâya şöyle ma‘lûm ola kim işbu sene 1066 Cemâziyelevvel'inin gurresi ki yevmü'l-isneyn idi. Vezîria‘zam Süleymân Paşa Girid mühimmâtına mukayyed olup tershâne-i âmire umûruna mukayyed iken sadâret-i uzmâdan ma‘zûl olup cümle a‘yân-ı devletlerin re’y-i ahsenleri ile mührü cezîre-i Girid'e küçük sipâhiyle Hüseyin Paşa'ya gönderdiler. Ol sâ‘at Zurnazan Mustafâ Paşa kapudan iken Deli Hüseyin Paşa'nın yerine Der-i devletde kâ’immakâm oldu ve kapudan pa[şa](---) Paşa oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 5b ·
metinde göster ·
… ânına bırakdılar, ammâ kulun fetret-i tuğyânı dahi müştedd olup kâ’immakâm olan
Zurnazan
Mustafâ Paşa vezîria‘zam olup kadıaskerlikden ma‘zûl Sultânselîm'de sâkin Memek …
Ve defterde olup firâr edenlerden ertesi gün Bostâncıbaşı Musâhib Yûsuf Ağa'yı bulup (---) pâdişâh boğup sarây meydânına bırakdılar, ammâ kulun fetret-i tuğyânı dahi müştedd olup kâ’immakâm olan Zurnazan Mustafâ Paşa vezîria‘zam olup kadıaskerlikden ma‘zûl Sultânselîm'de sâkin Memekzâde Efendi şeyhülislâm olunca bu kerre cümle ulemâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 6b ·
metinde göster ·
… esi ulemâ ile yek-dil [ü] yek-cihet olup ol gün beş sâ‘atden sonra kul gulû ile
Zurnazan
Paşa'yı vezîria‘zamlıkdan, Memekzâde'yi müftîlikden ma‘zûl edüp tekrâr mührü Si …
Bu haber kul tâ’ifesinin istimâ‘ı olunca cümlesi ulemâ ile yek-dil [ü] yek-cihet olup ol gün beş sâ‘atden sonra kul gulû ile Zurnazan Paşa'yı vezîria‘zamlıkdan, Memekzâde'yi müftîlikden ma‘zûl edüp tekrâr mührü Silisre'de Siyâvuş Paşa'ya sadaka olunup Kara Hocazâde Alî Ağa kapucular kethüdâlığıyla mührü Siyâvuş'a götirüp Deli Hüseyin Paşa'ya mührü Girid'e götürmeğe me’mûr olan Küçük Sipâhî akîbince döndermeğe berren u bahren âdem gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 6b ·
metinde göster ·
Mustafâ Paşa Âsitâne-i sa‘âdet'de bir sâ‘at mühür sâhibi olup yine ma‘zûl olup …
Bâ-husûs vâlî-i vilâyet olan Zurnazan Mustafâ Paşa Âsitâne-i sa‘âdet'de bir sâ‘at mühür sâhibi olup yine ma‘zûl olup eyâlet-i Erzurûm'i ana ihsân eylemişler. O da gelmek üzre iken Erzurûm'da müsellimi Abdullâh Ağa nâm bir sâhib-i tab‘ ve kadir-şinâs-ı hümâm bir âkıbet-endîş ve dûrbîn-fikr ve maslahat-güzâr ve müdebbir ve mubassır gönül uğrısı kimesne imiş. Paşa sarâya indiği sâ‘at cümle iç ağalara hücreler ve dîvânhâneleri serâpâ zer-ender-zere müstağrak döşeyüp bir mümessek ni‘met-i uzmâ ile summât-ı Muhammedî çekmişdir kim diller vasfında kâsır ve kalemler midhatinde kâsirdir. Gûyâ Van'dan ma‘zûl olup Erzurûm mansıbına mutasarrıf olduk. Meğer Topkapulu Mahmûd Ağa Erzurûm gümrük emîni imiş. Mîrîye iki yüz kîse deyni olmağile {Âsitâne'de} Defterdârzâde Mehemmed Paşa tarafından İznikli Hüseyin Ağa nâm bir ağada Mahmûd Ağa mahpûs imiş. Paşa bu işden haberdâr olup Hüseyin Ağa'yı huzûruna çağırup müsellimin ziyâfeti başına oturdup vâfir dil-nüvâzlıklar edüp Hüseyin Ağa gâyet memnûn oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 16b ·
metinde göster ·
Paşa hayme vü hargâhıyla ol şiddet-i şitâda meks edüp bizim paşaya bir âlî ziyâ …
Bu mahalde Erzurûm Vâlîsi Zurnazan Paşa hayme vü hargâhıyla ol şiddet-i şitâda meks edüp bizim paşaya bir âlî ziyâfet edüp paşaya bir semmûr kürk ve bir murassa‘ eğerli at ve bir oba hayme ve yigirmi kîse harc-ı râh ve beş katar ester ve beş katar şütür ve on aded güzîde Gürcî gulâmı hedâyâ verüp Melek Paşa memnûn oldu. Ve âkıl Gümrük Emîni Mahmûd Ağa deyni olan iki yüz kîse mâl-ı mîrîyi iki vezîr-i pâdişâhî huzûrunda Hüseyin Ağa'ya teslîm edüp ve huzûr-ı şer‘de hüccet-i şer‘iyye ve temessükler alup borcdan halâs olup iki yüz kîse mâla kirâ bârgîrleri de âmâde olup bizim paşa bu mâl-ı pâdişâhî üzre beş bayrak sarıca ve yigirmi aded iç mehterleri hıfz [u] hırâsetiçün ta‘yîn eyledi ve vezîr-i dilîr birbirleriyle musâhebet eyledi. Esnâ-yı kelâmda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 18b ·
metinde göster ·
Paşa bizim Melek Paşa'ya eydir: "Sultânım, bize bîgâne âşinâlık edüp yukarudan …
Zurnazan Paşa bizim Melek Paşa'ya eydir: "Sultânım, bize bîgâne âşinâlık edüp yukarudan aşağı mu‘âmele eyleme, zîrâ sultânım, biz de yarım sâ‘at mühür sâhibi olduk. Bizden mührü alup Girid'e Deli Hüseyin Paşa'ya gönderdiler ve yine alup Siyâvuş Paşa'ya mührü döndürdüler. Hele biz yarım sâ‘at 19a mührü alup koynuma koyup ve yüzün görüp çaşni helâl bir kerre mührü kokladım. Gûyâ hayâl-i hâb imiş. Yine aldılar, bizim Deli birâdere gönderdiler, ammâ ana mührü alup koklamak bile müyesser olmayup Siyâvuş Paşa tama‘ından mührü çok şemm edüp mührün zehr-i mârı Siyâvuş'a nîş gibi te’sîr edüp merhûm oldukda ol mühür çaşnisi Defterdâroğlu Mehemmed Paşa'yı da zehirledi. şimdi yolda işitdim" deyü bu gûne latîfe-âmîz sözler söyledikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 18b–19a ·
metinde göster ·
Mustafâ Paşa eydir: "Hele hey sultânım, mühür bende birkaç gün kalaydı gam yeme …
Zurnazan Mustafâ Paşa eydir: "Hele hey sultânım, mühür bende birkaç gün kalaydı gam yemezdim. Hemân mührü koynumda bir kerre yokladım gördüm ki durur, elim koynumdan çıkardım, ‘ver mührü’ dediler. Ol ânda yine mührü aldılar ve gitdiler. İşte beni bu Erzurûm'a atdılar. Hele varır görürsün, mührü Haleb'e Boynueğri'ye gönderdiler. Yakında anın da mührile boynun doğruldurlar" deyü mudhikâne kelimâtlar edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 19a ·
metinde göster ·
Paşa bizim paşanın "Hele Erzurûm'a var" kelâmın tehî anlayup latîfeye bozdu ve …
Zurnazan Paşa bizim paşanın "Hele Erzurûm'a var" kelâmın tehî anlayup latîfeye bozdu ve paşa ile ol gün Ilıca karyesinde cân sohbetleri edüp ertesi Zurnazan Paşa bizim paşa ile vedâ[‘]laşup alay ile Erzurûm'a girdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 19a ·
metinde göster ·
… p latîfeye bozdu ve paşa ile ol gün Ilıca karyesinde cân sohbetleri edüp ertesi
Zurnazan
Paşa bizim paşa ile vedâ[‘]laşup alay ile Erzurûm'a girdi.
Zurnazan Paşa bizim paşanın "Hele Erzurûm'a var" kelâmın tehî anlayup latîfeye bozdu ve paşa ile ol gün Ilıca karyesinde cân sohbetleri edüp ertesi Zurnazan Paşa bizim paşa ile vedâ[‘]laşup alay ile Erzurûm'a girdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 19a ·
metinde göster ·
… Cinis andan karye-i Mama Hatun andan karye-i Götür. Bu mahalde istimâ‘ etdik ki
Zurnazan
Paşa kal‘a-i Erzurûm'a dahil olunca merhûm olduğu haberi geldi ve Melek Paşa'nı …
Biz andan yine cânib-i garba (---) sâ‘atde gidüp karye-i Cinis andan karye-i Mama Hatun andan karye-i Götür. Bu mahalde istimâ‘ etdik ki Zurnazan Paşa kal‘a-i Erzurûm'a dahil olunca merhûm olduğu haberi geldi ve Melek Paşa'nın,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 19a ·
metinde göster ·
ve nâkûs-ı erganonları ve başaşağı haçlı bayrakların açarak kal‘a dibinde iki g …
Bânîsi (---) dir. Sebeb-i tesmiyesi Leh lisânınca (---) derler, ammâ efvâh-ı Rus-ı menhûsda Lubnin derler, ammâ evvel ve âhir Leh kralı hükmünde başka serhad vezîrliği şeklindedir kim on yedi bin güzîde askere ve yetmiş bin re‘âyâ Kazağ'a mâlikdir. Bu kal‘adan Hân'a "Safâ geldiniz" deyü hâkimi alay ile istikbâle çıkup kal‘a altında ziyâfetler tenâvül olunurken kal‘adan bin pâre toplar atup şâdumânlar edüp hâkiminden hedâyâ-yı firâvânlar gelüp Hân hazretleri anların kal‘alarından aldıkları cümle üsârâların davulu zurnası ve nâkûs-ı erganonları ve başaşağı haçlı bayrakların açarak kal‘a dibinde iki gün meks olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 47a ·
metinde göster ·
… ve kavm-i Görceli sekbânları firâren an tevâlîyi'l-kesürât deyüp cümle davul ve
zurna
ve sancağ u bayrağı bırağup Uyvar'a doğru firâr etdiler.
Ve bu mahalde hemân Gürcî Mehemmed Paşa kethudâsı üzre küffâr bir kerre at bırağup bir yaylım top u tüfeng-i pür-reng atup hücûm edince cümle Gürcîli ve kavm-i Görceli sekbânları firâren an tevâlîyi'l-kesürât deyüp cümle davul ve zurna ve sancağ u bayrağı bırağup Uyvar'a doğru firâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 124b ·
metinde göster ·
… eyishânelere ve bârhânelere tahmîl edüp el ayak dutmadan kalup mehterlerin boru
zurna
çalmağa iktidârları olmayup niçe bâr [u] büngâh ordu yerinde kalup kimi atlı ve …
Andan ale's-sabâh bu vâdîden kalkarken cemî‘i kazıklar yerden çıkmayup çıkarmağa çalışanların cümle demir kazıkları sovukdan kırılup ve cemî‘i haymeleri kat kat değşiremeyüp hemân her çadırı kurulmuş gibi kaskatı seyishânelere ve bârhânelere tahmîl edüp el ayak dutmadan kalup mehterlerin boru zurna çalmağa iktidârları olmayup niçe bâr [u] büngâh ordu yerinde kalup kimi atlı ve kimi piyâde gidüp kar hazâ’ini hod ârâm etmeyüp serçe başı gibi yağup ol şiddet-i şitâda ve ol vâveylâ ve dipi ve boranda berzah ve musîbet çekerek 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 138a ·
metinde göster ·
Mustafa Paşa Tabyası: Şehrin cânib-i erba‘asına havâledir. Aslâ uçan kuşları bi …
Zurnazan Mustafa Paşa Tabyası: Şehrin cânib-i erba‘asına havâledir. Aslâ uçan kuşları bile uçurmaz yigirmi pâre tavîl topları var kim görmeğe muhtâcdır. Ve bu tabya kurbunda bir manastır-ı azîm var, cemî‘i kâfiristân ve Erdelistân'ın ve Orta Macaristân keferelerinin bilâ teşbîh ka‘beleridir. Eğer bu deyrde olan ilm-i mi‘mârîyi ve bunda olan tasannu‘ât-ı tarz-ı tavr-ı binâyı medh eylesek başka bir tomâr-ı dırâz olur, ammâ Âl-i Osmân keferelere rağmen bu deyri cebehâne edüp içinde niçe bin top âletleri ve gayri mühimmâtlar mâl-â-mâldir. Ve buna karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36b ·
metinde göster ·
Ve bir köşesinde dahi hayvânâtın envâ‘ları var kim hemân fîl ve gergerdân ve
zurnapây
yokdur. Yohsa arslan ve kaplan ve bebr u peleng ve cemî‘i tilki ve çakal ve kur …
Ve bir köşesinde dahi hayvânâtın envâ‘ları var kim hemân fîl ve gergerdân ve zurnapây yokdur. Yohsa arslan ve kaplan ve bebr u peleng ve cemî‘i tilki ve çakal ve kurd ve Yenidünyâ mahlûkâtından bu dünyâda görülmemiş hayvânlar var kim gören âdem hayrân u vâlih olur. Bunların dahi hüddâmları başkadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 52b ·
metinde göster ·
… . Ammâ meyhâneleri gâyet çokdur kim cümle kal‘a levendâtları şeb u rûz davul ve
zurna
ile meyhânelerde ayş u işretler edüp bir sâz [u] söz ve hây hûy hengâmedir kim …
Bu varoş hemân bir ince dil gibi bir kumsal yerde iki yüz elli adım tavîl bir burunda vâki‘ olmuş varoşdur kim cümle dörd aded çeşmeleri ve yedi aded kenîsecikleri ve yedi aded Rûm portoyorozları ya‘nî şehir kethudâları vardır. Ammâ meyhâneleri gâyet çokdur kim cümle kal‘a levendâtları şeb u rûz davul ve zurna ile meyhânelerde ayş u işretler edüp bir sâz [u] söz ve hây hûy hengâmedir kim gûyâ Cezâyir vilâyetidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 343b ·
metinde göster ·
… d sağîr ü kebîr topları ve mehterhâne kullesi ve bir üstâd-ı kâmil mûsıkî-şinâs
zurnazan
mehteri vardır.
Ve bu kapunun önündeki handak üzre iki kat ağaç cisir üzre kal‘aya girilir. Derûn-ı kal‘ada cebehâne mahâzinleri ve gılâl anbârı ve su yolları ve kırk aded sağîr ü kebîr topları ve mehterhâne kullesi ve bir üstâd-ı kâmil mûsıkî-şinâs zurnazan mehteri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 344a ·
metinde göster ·
… ebâblar yeyerek beher yevm kırk elli mikdârı hayduk kâfirleri dahi davulları ve
zurnaları
ile kefereleri sayd edüp mezkûr Petriç kasabasında ve Köstendil şehrinde ve Dob …
Husûsan sene 1062 târîhinde Melek Ahmed Paşa efendimizle Sofya-i sâfiye vâlîsi iken Kemalî Halîl Ağa ile ol dağlara on bin aded re‘âyâlar ile pür-silâh olup hayduk kâfirleri şikâr ederken bu dağlarda 376b günde kırk elli aded sığır kadar sığınlar ve karacalar ve tablalı ve yağmu[r]calar ve bu kadar tavşanlar sayd [u] şikârlar edüp kanlı kebâblar yeyerek beher yevm kırk elli mikdârı hayduk kâfirleri dahi davulları ve zurnaları ile kefereleri sayd edüp mezkûr Petriç kasabasında ve Köstendil şehrinde ve Dobniçse kasabasında ve Samakov şehrinde ve Sofya şehrinde sayd olunan kâfirleri cümle köşe köşe salb edüp gazâlar etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 376a–376b ·
metinde göster ·
… kmak ve misk öd gülâb ve reyhân ve kalyemisk ve envâ‘-i ıtrıyâtları ve nefîr ve
zurna
ve davul ve kiriş yapmak bu Cemşîd peydâ etmişdir.
Ve bahs-ı ilim etmek ve silâh düzmek ve ibrîşim peydâ edüp elvân boya boyamak ve hayvânât derisin dibâğat edüp kürk etmek ve gavvâslık etdirüp deryâdan incü çıkarmak ve şehirden şehire yol açmak ve kireç ve üstübec yakmak ve misk öd gülâb ve reyhân ve kalyemisk ve envâ‘-i ıtrıyâtları ve nefîr ve zurna ve davul ve kiriş yapmak bu Cemşîd peydâ etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y70a ·
metinde göster ·
… ü] rûz kanâdîller ile müzeyyen olmuş kayasa ve kayıklar mehterhâne ve sâde cura
zurna
ve nefîr ve nakâre ile âşıkân na‘ra-i hû ile güzer ederler. Bu günlerde aslâ ay …
Ve ba‘zı kimesneler iki kayığı yanyana bağlayup üstünü döşeyüp sâzendegânlar çeng tanbûr ve santûr ve rebâb ve ney ve mûsikâr ve çârtây ve kânûn üzre fasıl edüp on iki makâm ve yigirmi dörd usûlü icrâ ederek dâ’ireden çıkmayup ubûr ederler. Gûyâ ki fasılları fasl-ı Fâryâbî ve Gulâm Şâdî faslıdır. Bu üslûb üzre şeb [ü] rûz kanâdîller ile müzeyyen olmuş kayasa ve kayıklar mehterhâne ve sâde cura zurna ve nefîr ve nakâre ile âşıkân na‘ra-i hû ile güzer ederler. Bu günlerde aslâ ayıb değildir. Mısır'ın bu mahalli cemî‘i kubhun setr edüp hüsniyyâtı zâhir ü bâhir olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y130a ·
metinde göster ·
… ve iğne yapıcı ve kuyumcu haddecisi ve ok temrencisi ve mehterhâne borucusu ve
zurna
ve davul P 222a ve ney ve miskâl ve nakâe yapıcı dükkânları yokdur, ammâ acây …
Ve yüksükcü ve iğne yapıcı ve kuyumcu haddecisi ve ok temrencisi ve mehterhâne borucusu ve zurna ve davul P 222a ve ney ve miskâl ve nakâe yapıcı dükkânları yokdur, ammâ acâyib kâşif kösleri yaparlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y180a ·
metinde göster ·