… eydür: "Bre gerçek mi? Ya sonra yine deryâ-misâl askerle üzerimize gelirse bizi
öküz
boynuzunda isek de bizi kırar. Hay Kara Haydaroğlu! Allah belâcığın versin. Bre …
Evvelâ Kara Haydar nâm şakî bir kadıyı katl eyleyüp Sultân İbrâhîm Hân'ın cülûsunda ısyân [u] tuğyân edüp niçe sene şakâvet edüp Sakaltutan-beli'nde ve Köprübeli'nde ve Felâketbeli'nde ve Direklibel'de ve Çengâllıbel'de ve Sarmaşıklıbel'de ve Domalıçbeli'nde ve İzmir kurbunda Sabuncubeli'nde bunun emsâli niçe yüz bellerde niçe bin kârbânı basup bellerinden kemerin yasup harâmîlik ederdi. Âhir Kara Mustafâ Paşa fermânıyla Anadolu eyâletinde nefîr-i am çıkup Kara Haydar'ı Işıklı nâm kasaba kurbunda bir hâne içre kapanup hâneye ateş edüp cümle tevâbi‘i cız-bız kebâbı gibi büryân olup Kara Haydar cân havliyle taşra çıkup katl edüp kelle-i murdârın der-i devlete gönderüp cemî‘î tarîk-ı âmlar emn [ü] emân oldu. Ammâ Kara Haydaroğlu nâm bir veled-i zinâsı zuhûr edüp babası mel‘ûnun kanın taleb 373a içün Anadolu vilâyetinde yigirmi sancak yerde niçe yüz bin ibâdullahı râhatda komayup tâ cülûs-ı Mehemmed Hân'ın ibtidâsına gelince üç eyâlet yeri harâb u yebâb eyleyüp bir vech ile ele girmek muhâl oldu. Hattâ bu hakîrin Engüri kurbunda Balıkhisâr nâm karyede ale'l-gafle râst geldiğimiz mel‘ûnlardır kim mukaddemâ evsâfları beş ay mukaddem tahrîr olunmuşdur. Âhir-ı zamân-ı saltanat-ı İbrâhîm Hân evâhirinde Melek Ahmed Paşa efendimizin ağalarından sâbıkan Türkmân Ağası Abaza Kara Hasan Ağa'ya hatt-ı şerîfler gidüp "Kara Haydaroğlu'nun ya başı, ya başın" deyü istimâlet emirleri gidüp kayd-ı hayât ile Hasan Ağa'ya ba‘de edâ-yı hizmet Türkmân ağalığı ta‘ahhüd olunup Hasan Ağa dahi bin kadar şehbâz u nâmdâr iş erleri ve dağ u râğ serverlerinin bahâdır [u] hünerverlerin başına cem‘ edüp bir gün Söğüd dağı nâm mahalde Kara Haydaroğlu'nu yataklandurup andan firâr eder. Ba‘dehû andan başına iki yüz nâm-ı be-nâm vâcibü'l-izâle cem‘ edüp Katırcıoğlu ve Akyakalıoğlu ve Oynağanlıoğlu ve Yeğen Hüseyin ve Kara Memi nâm hârâmîlerle şehr-i Isparta dağlarında ve Söğüd kûhlarında ve Aydın cebellerinde ve Sarıhan illerinde gezüp ehl-i tüccâr-ı berr [u] bihârı rencîde etdüğü İbrâhîm Hân'ın mesmû‘-ı hümâyûnları olup Anadolu eyâletine mutasarrıf Vezîr Küçük Çavuş Paşa cümle Anadolu eyâletiyle varmak fermân-ı şehriyârî olup on bin askerle âsî ve harâmî mezkûrların üzerine varup Karahisâr altında iki asker birbiriyle mukâbele ve mukâtele ederken bi-emri Hudâ Kara Haydaroğlu vâcibi yedi yüz âdemiyle on bin derme ve çatma Anadolu askeri içine aç kurd koyuna girer gibi girüp askeri bozup kimin kırup kimin âzâd edüp ol mahalde Anadolu Valisi bir vezîr-i dânâyı kayd-bend ile Kara Haydaroğlu'nun önüne getirüp ırz-ı pâdişâhî vardır deyü Kara Haydaroğlu, Küçük Çavuş Paşa'yı atıyla ve donuyla ve bir kaç yakın huddâmıyla bir dahi hazretin sancağıyla üzerime gelme deyü ahd [ü] yemîn verüp âzâd eder. Bu esnâda paşanın ve gayrı Anadolu askerinin bâr [u] bengâhı ve hayme vü hargâhı ganâ’imiyle Katırcıoğlu nâm şimşîr-bâz eli kolu kan bî-îmân u bî-amân gelüp cümle şikârı Kara Haydaroğlu'nun önüne kodukda paşanın tuğ u sancağ ve bayrağ u tabl [u] alemin Kara Haydaroğlu görüp "Katırcıoğlu! İşte Allah bizi tuğ ve sancak ve tabl [u] alem sâhibi dağ paşası etdi" dedikde Katırcıoğlu eydür: "Neyleyeyim, paşayı ele getiremedim. Gidinin yöğrük atları var imiş ve bir kaç ..kilgen oğlanları var imiş, elimden kurtuldu" deyince Kara Haydaroğlu eydür: "Bre şimdi paşayı kayd-bend ile önüme eli bağlı ve ciğeri dâğlı getirdiler. Hâline merhamet edüp bir dahi üzerime gelmeyeceğine yemîn verüp âzâd etdim. İşte şimdi gitdi" deyince Katırcıoğlu eydür: "Bre gerçek mi? Ya sonra yine deryâ-misâl askerle üzerimize gelirse bizi öküz boynuzunda isek de bizi kırar. Hay Kara Haydaroğlu! Allah belâcığın versin. Bre ne âzâd etdin. Onların dirisiyle söyleşmekden ise ölüsüyle söyleşmek gerek" deyü atına süvâr olup fi'l-hâl paşaya erüp "Dur a bre .mlı kahbe" deyüp paşaya dal-kılıç olup paşa yedi âdemiyle Katırcıoğlu'na hamle edüp Katırcıoğlu'nun bir âdemin katl edüp birine dahi sataşırken Katırcıoğlu paşaya bir satûr-ı Katırcı niçe urursa kellesin terkiye alup yedi gulâmın kayd-bend edüp kelleyle ve atları ve gulâmlarıyla Kara Haydaroğlu önüne gelince Haydaroğlu ağlayup "Katırcıoğlu! Şimden gerü biz dahi başımız tedârükün görelim. Âhir işimiz tamâm oldu. Hemân gerçekden asker yazup Kara Yazıcı ve Sa‘îd Arab ve Kalenderoğlu gibi ili vilâyeti urup celâlî olalım. Yâhûd deryâ-misâl asker ile Acem diyârında bir yer feth edüp anda karâr idelim" dedi. Katırcıoğlu eydür: "Bre iki el bir baş içindir. İpden kazıkdan kurtulmuş yiğit yazalım, mâl verelim, mâl alalım" deyüp niçe yüz harcu's-seyf ip sürüyenleri başlarına cem‘ edüp Kırşehri ve Beğşehri ve Akşehri ve Seydîşehri ve Eskişehri ve Alaşehri ve gayrı büleyde ve şehirleri harâb u yebâb ve halkın kebâb u hânelerin türâb ederek günden güne ısyân [u] tuğyânları ziyâde olup niçe ümmet-i Muhammed'in ehl [u] ıyâllerin alup kırmızı şâl ile kafadârları gibi gezdirüp fi‘l-i şenî‘lere başladılar. Hikmet-i Hudâ cülûs-ı Mehemmed Hân'ın ertesi günü Kara Haydaroğlu katli hakkında yine Abaza Kara Hasan Ağa'ya hatt-ı şerîfler gidüp "Dünyâ âsûde-hâl ola" deyü bu târîh mısra‘ı mazmûnunca (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 372b–373a ·
metinde göster ·
… olmuş Mehemmed Paşa evkâfıdır. Sâhibü'l-hayrâtı Haleb'de Şeyh Bekrîler cenbinde
Öküz
Mehemmed Paşa nâmiyle meşhûr olup ol âsitâne-i cihân-nümâda bir kubbe-i âlî içi …
Niğde sancağında ve Karamân eyâletinde Koca Mehemmed Paşa evkâfıdır. Mütevellîsi hâkimdir ve yüz elli akçe şerîf kazâdır. Cümle (---) aded nâhiye kurâları vardır. Ber-vech-i adâlet kadıya beş kîse hâsıl olur. Kethüdâyeri ve serdârı vardır. Cümle (---) aded tahtânî ve fevkânî ve kârgîr bâğ u bâğçeli ma‘mûr [u] âbâdân hâk-i pâk örtülü evlerdir ve cümle (---) mihrâbdır. Cümleden mükellef ve müzeyyen câmi‘-i selâtîn-misâl Koca Mehemmed Paşa câmi‘i bir kubbe-i âlî ve bir minâre-i vâlîli ve haremi mermer-i hâmlı etrâf kıbâblı ve haremi içre (---) bir câmi‘-i şîrîndir. Kıble kapusu üzre târîhi ve bir zâviye ve bir hammâm-ı nazîfi var ve bir hân-ı azîmi var, gûyâ bu şehrin kal‘asıdır. Cümle yüz yetmiş ocakdır. Başka harem odaları ve başka develiği ve üç yüz tavla at alır ıstabl-ı anteri ve üç yüz tavla katır alır haremi ortasında havz-ı azîmi ve kilârı ve imâret-i dârü'l-it‘âmı var kim her ahşâm ocak başına birer bakır sini ile beşer tas buğday çobrası ve beşer nân ve birer şem‘-i revgan ve her at başına birer tobra yem verilüp ni‘meti mebzûl bir evkâf-ı kavî hân-ı metîn hayrâtdır ve üç yüz mikdârı dekâkînleri vardır. Bu zikr olunan âsâr-ı binânın cümlesi kârgîr binâ-yı ra‘nâ serâpâ rasâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr olmuş Mehemmed Paşa evkâfıdır. Sâhibü'l-hayrâtı Haleb'de Şeyh Bekrîler cenbinde Öküz Mehemmed Paşa nâmiyle meşhûr olup ol âsitâne-i cihân-nümâda bir kubbe-i âlî içinde medfûndur, rahmetullah.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 18b ·
metinde göster ·
… u gâzî Muhammedî kavmidir kim bunlarda olan küheylân ve taşdökân kısa belli ve
öküz
bilekli ve dibek karınlı ve sumak burunlu, elma göz, semîn ü cesîm ve kesimi gü …
Cümle Ekrâdı şâhbâz u gâzî Muhammedî kavmidir kim bunlarda olan küheylân ve taşdökân kısa belli ve öküz bilekli ve dibek karınlı ve sumak burunlu, elma göz, semîn ü cesîm ve kesimi güzel mahbûb-ı Mahmûdî atları olur kim Kürdistân'da böyle at olmazdır. Bend-i Mâhîsindeki sayd olunan mâhîler dahi cümle memdûhdur. Ammâ imâret-i ebniyyeleri gayr-i memdûhdur. Ancak bir Ulucâmi‘i ve bir Şeref Hân sarâyı ve bir hammâmı ve bir hânı ve bâğ u bostânı ve kifâyet mikdârı dükkânı vardır. Ammâ âb u hevâsı ve engürü memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 246a ·
metinde göster ·
öldü, boyunduruk kırıldı, dedikleri darb-ı mesel kelâmı üzre tav tavlanup ve sa …
Paşa eydür: "Ba‘de harâbi'l-Basra, Öküz öldü, boyunduruk kırıldı, dedikleri darb-ı mesel kelâmı üzre tav tavlanup ve sav savlandıkdan sonra gelen âsî hânîlerin şimden gerü geldikleri, ne fâ’ide. Cehenneme gitsünler." dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 272b ·
metinde göster ·
… mer havz-ı kebîre dökülür. Ve bu kadeh-i musanna‘ı üstâd-ı kâmil üç aded tuçdan
öküz
kellesi ve üç aded tuçdan kaplıbağa gövdesi {sûretleri} üzre bu şazrevân kadehi …
Ve bu havzın tâ ortasında sapsarı altuna benzer sarı pirinçden bir şazrevân kadehi var. İçine on beş âdem murabba‘ otursa sığar. Tâ bu mertebe vâsi‘ dökme pirinç kadehdir. Ve bu kadehin cânib [ü] etrâfında on iki aded ejder ağızları tasvîrlerinden âb-ı hayât sular pertâb edüp cereyân edüp aşağı mermer havz-ı kebîre dökülür. Ve bu kadeh-i musanna‘ı üstâd-ı kâmil üç aded tuçdan öküz kellesi ve üç aded tuçdan kaplıbağa gövdesi {sûretleri} üzre bu şazrevân kadehin bir san‘at ile oturdmuş kim 68b gören âdemin aklı gidüp âlem-i hayretde kalır. Hakkâ ki makdûr-ı beşer değil bir sâhib-i hüner kârıdır kim bu havuz cemî‘i seyyâhân-ı Rûm mâbeyninde meşhûr-ı âlemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 68a–68b ·
metinde göster ·
… zret-i Âdem'le cennetden çıkan ve çift süren sığırdır" deyü cümle sancaklarında
öküz
başı tasvîri taşırlar}.
Cümle yigirmi yedi bin aded güzîde Boğdan kefereleri pür-silâh olup çatal atlarıyla ve cümle çuka kontuşları ve başlarında kalpaklarıyla gürûh gürûh ubûr edüp ardları sıra cümle yetmiş aded hatmanları ve kapdan ve vamoş ve logofet ve bistiyar ve kamarans ve kopar ve pustenik ve armaş ve porkalab ve vornik ve postelik ve behranik ve ısbatar ve komsin ve zihnigar ve uşar nâmân mertebe sâhibi ve iş sâhibleri ve vilâyet zâbitleri pâk mülebbes ve mükemmel ü mükellef ubûr edüp {"Bu keferelerin sancaklarında ricâlü'l-gayb sûretidir" deyü ve "Hazret-i Âdem'le cennetden çıkan ve çift süren sığırdır" deyü cümle sancaklarında öküz başı tasvîri taşırlar}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 112b ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ atları gâyet semîn ve yere yakın kısa ayaklı ve
öküz
bilekli ve tırnakları üzre birer (...)leri, ya‘nî tırnakları çatal olmağa yakın …
Hikmet-i Hudâ atları gâyet semîn ve yere yakın kısa ayaklı ve öküz bilekli ve tırnakları üzre birer (...)leri, ya‘nî tırnakları çatal olmağa yakın olmuş, ammâ çatal değildir. Somun ekmeği kadar iri tırnakları vardır. Ve karınları yere sürünmeğe yakındır. Ve önleri ve ardları gâyet vâsi‘dir. Ve gerdânları öküz gerdânı gibi kısadır. 180a Ve yelileri gâyet çok olup yerde sürünür, çok saçlı ve güçlü ve kuvvetli atlardır. Ve kuyrukları beş ata kuyruk olup yerde sürünür kalın kuyrukları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 179b–180a ·
metinde göster ·
… arı yere sürünmeğe yakındır. Ve önleri ve ardları gâyet vâsi‘dir. Ve gerdânları
öküz
gerdânı gibi kısadır. 180a Ve yelileri gâyet çok olup yerde sürünür, çok saçl …
Hikmet-i Hudâ atları gâyet semîn ve yere yakın kısa ayaklı ve öküz bilekli ve tırnakları üzre birer (...)leri, ya‘nî tırnakları çatal olmağa yakın olmuş, ammâ çatal değildir. Somun ekmeği kadar iri tırnakları vardır. Ve karınları yere sürünmeğe yakındır. Ve önleri ve ardları gâyet vâsi‘dir. Ve gerdânları öküz gerdânı gibi kısadır. 180a Ve yelileri gâyet çok olup yerde sürünür, çok saçlı ve güçlü ve kuvvetli atlardır. Ve kuyrukları beş ata kuyruk olup yerde sürünür kalın kuyrukları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 179b–180a ·
metinde göster ·
Mehemmed Paşa'nındır. Bu dahi Q 30bP 30b bir puthâne-i deyr-i kadîm imiş. …
Yeni câmi‘: Öküz Mehemmed Paşa'nındır. Bu dahi Q 30bP 30b bir puthâne-i deyr-i kadîm imiş. Tûlu yüz kırk ayakdır ve arzı yüz yigirmi ayakdır. Gâyet kebîr câmi‘dir. Hâlâ bu şehirde bundan büyük câmi‘ yokdur kim derûn-ı câmi‘de on altı amelî çâr-kûşe sütûnlar üzre harpüşte münakkaş tavandır. Süleymâniyye gibi bu dahi tahta harpüşte tavandır, kârgîr kubbeli değildir. Ammâ gâyet müferrih câmi‘lerdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y58b ·
metinde göster ·
… ur bir hâne-i azîmdir kim seksen ocak kat-ender-kat hücrelerdir. Ve kal‘a-misâl
Öküz
Mehemmed Paşa hayrâtıdır. Mâ-tekaddem kal‘a olmak içün binâ olunup ba‘dehu hân …
Gümrük emîni anda sâkin olur bir hâne-i azîmdir kim seksen ocak kat-ender-kat hücrelerdir. Ve kal‘a-misâl Öküz Mehemmed Paşa hayrâtıdır. Mâ-tekaddem kal‘a olmak içün binâ olunup ba‘dehu hân olmuşdur. Ba‘dehu büyük kal‘a binâ olunup bu hânı dahi büyük kal‘aya muttasıl etmişlerdir. Anıniçün bu hân-ı azîm içre kal‘a gibi burc [u] bârûlu ve mazgallı ve top ve tüfengli ve müzeyyen bedenli ve cedîd ve metîn kapulu hândır. Ortasında bir âbdest havzu ve çeşmeleri ve fevkânî bir küçük mescidi ve bir kapusu garb tarafında deryâya ve bir kapusu büyük aşağı büyük kal‘aya nâzırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y71a ·
metinde göster ·
… bde çâh-ı mâ seksen kulaç bir âb-ı hayât kuyudur. Ve demir zincîrler ile dâ’imâ
öküzler
çeküp iç kal‘a halkı andan def‘-i atşân ederler.
Bu kapudan içerü yine yokuş yukarı bir karanlık yol ile üç kat demir kapu dahi geçüp sağ cânibde çâh-ı mâ seksen kulaç bir âb-ı hayât kuyudur. Ve demir zincîrler ile dâ’imâ öküzler çeküp iç kal‘a halkı andan def‘-i atşân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y170b ·
metinde göster ·
… ekiz kâ[r]gîr kubbe-i âlî ile binâ olunmuş bir nazargâh-ı Sıddîkîdir. Ve bânîsi
Öküz
Mehemmed Paşa'dır. Kendiler dahi bir püşte kenârında bir kubbe-i âlî içinde med …
Ve bu tekyeden sonra ma‘mûr [u] âbâdân ve mesîregâh-ı cihân tekye-i kutbü'l-aktâb hazret-i Şeyh Bekrî kuddise sırruh şehr-i Haleb'in şimâlinde beş bin adım ba‘îd bir mürtefi‘ püşte üzre bir âsitâne-i zîbâ ve bir nazargâh-ı ra‘nâdır kim cümle Haleb zîr-i pâyda temâşâ olunur. Sekiz kâ[r]gîr kubbe-i âlî ile binâ olunmuş bir nazargâh-ı Sıddîkîdir. Ve bânîsi Öküz Mehemmed Paşa'dır. Kendiler dahi bir püşte kenârında bir kubbe-i âlî içinde medfûnlardır. Bu vezîr-i dilîr Mısır vâlîsi iken Mısır kulun kırdığıyçün Mısır'da Kulkıran Mehemmed Paşa derler. Mısır içinde ve bender-i Süveys'de çok hayrât [u] hasenâtları vardır. Rahmetu'llâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y173b ·
metinde göster ·
… al‘a-misâl vekâleleri vardır. Evvelâ Sokollu Mehemmed Paşa vekâlesi ve Kulkıran
Öküz
Mehemmed Paşa vekâlesi (---)(---) Ammâ suyu yokdur. Karşı şimâl cânibinde leb- …
İki mekteb-i sıbyân ve mederese ve tekye ve hammâmları yokdur. Ammâ kal‘a-misâl vekâleleri vardır. Evvelâ Sokollu Mehemmed Paşa vekâlesi ve Kulkıran Öküz Mehemmed Paşa vekâlesi (---)(---) Ammâ suyu yokdur. Karşı şimâl cânibinde leb-i deryâda Nâbe suyu derler, bir âb-ı hayât var, Süveys'e üç sâ‘at yerdir. Bir sâhib-i hayr ol Y 385a suyu Süveys'e getürürse Süveys ma‘mûr olur getirse gaş(?) hac edüp şehir amâr olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y384b–Y385a ·
metinde göster ·
… u. Eşmûneyn iki şehirdir. Bu binâ etdi. Lisân-ı İbrî'de Eşmûn hamele-i arz olan
öküz
sıfatındaki meleğin ismidir. Anıniçün bu Eşmûn şehrinde öküz gâyet çokdur. Mısı …
Andan karındaşı olan Eşmûn melik oldu. Eşmûneyn iki şehirdir. Bu binâ etdi. Lisân-ı İbrî'de Eşmûn hamele-i arz olan öküz sıfatındaki meleğin ismidir. Anıniçün bu Eşmûn şehrinde öküz gâyet çokdur. Mısır Urbânı içre meşhûrdur. Bir âdem ebleh olsa "Behey âdem Eşmûneyn sığırı mısın?" deyü darb-ı mesel olmuşdur. Ammâ hâlâ şehri ol kadar ma‘mûr değildir. Üç yüz pâyesiyle a‘lâ kazâdır, kurâları ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y7b ·
metinde göster ·
… hamele-i arz olan öküz sıfatındaki meleğin ismidir. Anıniçün bu Eşmûn şehrinde
öküz
gâyet çokdur. Mısır Urbânı içre meşhûrdur. Bir âdem ebleh olsa "Behey âdem Eşmû …
Andan karındaşı olan Eşmûn melik oldu. Eşmûneyn iki şehirdir. Bu binâ etdi. Lisân-ı İbrî'de Eşmûn hamele-i arz olan öküz sıfatındaki meleğin ismidir. Anıniçün bu Eşmûn şehrinde öküz gâyet çokdur. Mısır Urbânı içre meşhûrdur. Bir âdem ebleh olsa "Behey âdem Eşmûneyn sığırı mısın?" deyü darb-ı mesel olmuşdur. Ammâ hâlâ şehri ol kadar ma‘mûr değildir. Üç yüz pâyesiyle a‘lâ kazâdır, kurâları ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y7b ·
metinde göster ·
… r vardır kim müverrihîn ve ehl-i hey’et eyle yazmışlar kim rûy-ı arzı bir siyâh
öküz
sûretinde farz eylemişler. Cemî‘i vücûdunda ne kadar siyâh kılları var ise kara …
Hâlâ yine ol kadar küffâr vardır kim müverrihîn ve ehl-i hey’et eyle yazmışlar kim rûy-ı arzı bir siyâh öküz sûretinde farz eylemişler. Cemî‘i vücûdunda ne kadar siyâh kılları var ise kara şapkalı kâfire teşbîh eylemişler. Ve ol sığırın iki gözleri ve iki boynuzları arasında bir beyâz nokta-misâl kıllar olsa ümmet-i Muhammed'e teşbîh etmişler. Hamd-i Hudâ mu‘cizât-ı Muhammed el-Mustafâ'nın berekâtıyla cümle ümmet-i Muhammed küffârı pârekende ve perîşân ederek mansûr [u] muzaffer olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y38b ·
metinde göster ·
… kulaç edüp kuyunun bir cânibin mağârâlar kesüp anda çarhlar binâ edüp iki çift
öküz
tâ ka‘rdan suyu dollâblar ile çeküp bu mahalde kayadan oyma bir havz-ı azîme do …
Andan üstâd-ı kâmil bu kuyuyu üç tabaka etmiş. Tabaka-i sifli altmış kulaç edüp kuyunun bir cânibin mağârâlar kesüp anda çarhlar binâ edüp iki çift öküz tâ ka‘rdan suyu dollâblar ile çeküp bu mahalde kayadan oyma bir havz-ı azîme dolar. Andan yukaru orta tabakada dahi ke'l-evvel kuyunun bir cânibin gârlar edüp gûnâ-gûn dollâblar ile yine dörd çift sığırlar aşağıki havuzdan suyu çeküp ikinci tabakadaki havuza döker. Andan yukarı yine dörd çift sığırlar dollâblar ile seksen kulac kalın halfa ipidir, ikinci tabakadan suyu sığırlarla çeküp üçüncü tabakadaki havuza dökdürüp şehre tevzî‘ olup yeniçeri ocağına ve Tavâşî Süleymân Paşa hammâmına ve çeşmelere ve ba‘zı evlere gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y85a ·
metinde göster ·
Mehemmed Paşa'nın bir sarnıcı var, yigirmi bin deve yükü su alır, Q 191a azîm …
Ve yine iç kal‘ada çârsû içinde Öküz Mehemmed Paşa'nın bir sarnıcı var, yigirmi bin deve yükü su alır, Q 191a azîm evkâfdır. Her sene bu suları Nîl'den develer ile getirüp sarnıclar leb-ber-leb olur. Ve hammâm ile orta kal‘a mâbeyninde yüz amûd üzre P 189a bir sarnıc var kim deryâ-misâl bir sarnıcdır. Hîn-i muhâsarada Yûsuf kuyusundan ve Nîl'den niçe kerre yüz bin deve yükü su getürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y85b ·
metinde göster ·