… işler bezediler olarḳa olarda burun ol kim soŋlarında seza boldı olar üze ʿazab
ümmetler
içinde bütünlükin keçtiler olarda burun perilerdin ademiler[din] olar boldılar …
25 gümarladımız olarḳa işler bezediler olarḳa olarda burun ol kim soŋlarında seza boldı olar üze ʿazab ümmetler içinde bütünlükin keçtiler olarda burun perilerdin ademiler[din] olar boldılar ziyanlıġlar
geysûdâr olup kimi başların yülüdür idi. Hele ibtidâ yülüyüp berberlere pîr ola …
Andan ba‘zı ümmet geysûdâr olup kimi başların yülüdür idi. Hele ibtidâ yülüyüp berberlere pîr olan İbrâhîm Nebî'dir. Hattâ Hazret-i Risâlet'e kırk yaşında nübüvvet geldikde geysûdâr idi. Zîrâ cemî‘i Hâşimî ve Kureyşî mergûle geysûdârlar idi. Hâlâ yine Hâşimî ve Kureyşî'de saçlı Urbân çokdur. Hattâ Kureyş kabîlesinden Cebel-i Elheme nâm kübbâr-ı Arab'dan bir kimesne bir a‘râbînin gözün çıkarup şer‘ile Hazret-i Ömer, Cebel-i Elheme'nin gözün çıkarmağa fermân edüp ol gece Cebel-i Elheme firâr edüp Antâkıyye kıralı Hırkîl'e varup Şâm nevâhîlerinde Cebel-i Elheme sâkin olduğuyçün ol mahalle Cebeliyye derler. Andan dahi firâr edüp İşpanya hâkinde Avlonya dağları'nda sâkin olup Freng lisânıyla Arab lisânından hâsıl olma Arnavud lisânın peydâ etdiler. Hâlâ ol kavme Kuryeleş derler. Cümlesi âbâ ve ecdâdlarından gördükleri gibi cümle saçlı Ârnâbûdlardır. Anıniçün Arnavudlar'ın aslı Arab'dır kim ibtidâları Cebel-i Elheme'dir. Elbasan kurbünde medfûndur, ammâ mürted oldu derler. Ve hâlâ yine Mekke câniblerinde Kureyşîlerin çoğu saçlıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 197b ·
metinde göster ·
… mmâtların âmâde edüp derûn-ı kal‘ayı imâr ederken askerî tâ’ifesinden sulehâ-yı
ümmet
bir hâfız-ı hamele-i Kur’ân kimesne bir vâkı‘a-i sâliha görüp Lala Mustafâ Paşa …
Hakkâ ki üstâd-ı hattât, seng-i kirâz-ı mücellâ üzre yazmış, ammâ üstâd-ı mermer-bür sikke mermerde kazımış, bânî-i Kars Lala Paşa bu âsâr-ı atîkaya kemâl-i ri‘âyeten ol mahall-i hâ’ita vaz‘ edüp âsâr-ı hayrâtı ayân eylemiş. Bu târîhden ma‘lûm oldu kim kal‘a-i kadîm ve binâ-yı Kerîmüddîn ısmet-karîn mu‘avenet [u] muzâheret ile binâ olunmuşdur. İkinci bânî Lala Paşa olup yetmiş günde kal‘ayı itmâm edüp cümle cebehânesi ve sâ’ir elzem-i levâzımâtlarından cümle mühimmâtların âmâde edüp derûn-ı kal‘ayı imâr ederken askerî tâ’ifesinden sulehâ-yı ümmet bir hâfız-ı hamele-i Kur’ân kimesne bir vâkı‘a-i sâliha görüp Lala Mustafâ Paşa'ya nakl etdiği rü‘yâ budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 323b ·
metinde göster ·
… ekye-i azîmi var. Huddâmları ve fukarâları ekseriyyâ sâdât-ı kirâmdan sulehâ-yı
ümmet
kimesnelerdir. Paşa efendimizle bunda bin elli yedi ıyd-ı adhâsı namâzın kılup …
Menzil-i karye-i Zuday Tekyesi: Bir bülend dağın başında iki yüz hâneli, ma‘mûr u âbâdân ve bâğlı ve bâğçeli Lâdik kazâsı hudûdunda evkâf-ı azîm beldedir. Bu belde-i ma‘mûr içre kutb-ı âfâk eş-Şeyh-i ale'l-ıtlâk Hazret-i (---) Sultân medfûndur. Âbâdân bir tekye-i azîmi var. Huddâmları ve fukarâları ekseriyyâ sâdât-ı kirâmdan sulehâ-yı ümmet kimesnelerdir. Paşa efendimizle bunda bin elli yedi ıyd-ı adhâsı namâzın kılup ve kurbânlarımız kesüp şeyh hazretleri ziyâfet-i azîm edüp andan tuğlar gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 344b ·
metinde göster ·
Zîrâ Melek Ahmed Paşa hâl sâhibi dervîş u dilrîş âdem idi ve dâ’imâ sulehâ-yı
ümmet
ile ihtilât ederdi. Bu kerre bu Dervîş Sünnetî ile kâmil beş sâ‘at cân sohbeti …
Zîrâ Melek Ahmed Paşa hâl sâhibi dervîş u dilrîş âdem idi ve dâ’imâ sulehâ-yı ümmet ile ihtilât ederdi. Bu kerre bu Dervîş Sünnetî ile kâmil beş sâ‘at cân sohbeti edüp ta‘âm geldikde hemân Dervîş Sünnetî Paşa ile musâfaha edüp yerinden bir pertâb edüp kapudan taşra berk-i hâtif gibi çıkup gidince hakîre {paşa} "Bre yetiş bak Evliyâm {Dede} gitmesin" dedikde ardı sıra seğirdüp nâm [u] nişânından ne bevvâblar, ne ehl-i sûk ve ne hakîr bir nişân görmedik. Âhir hakîr paşaya gelüp bu ahvâli dedikde iki yüz altun ve iki Keşmirî şâl verüp "Tiz Evliyâm, ol cânı kande bulursan bizden selâm edüp bunları ver. Lûtf eylesin, her bâr bize gelsin" deyü paşa ricâ edüp akîbince hakîri gönderdi. Bu abd-i kemter ata binüp sarây kapusundan taşra çıkıp "Bre ümmet-i Muhammed, şu eşkâlde bir torlak u parlak u mudallak ışık-ı âşık göndünüz mü?" deyü ona buna su’âl ederken Bayrâm Paşa Sarâyı önünde "İşte Ahûrkapu'ya doğru bir âşık boru çalarak gidiyor" dedikde hakîr at bırağup Ahûrkapu'dan taşra çıkup gördüm ki fi'l-hâl bir kayık ile tâ deryânın vasatında bâdbân-ı cenâhın açup uçarak gitmede. Hemân hakîr dahi beş çifte bir kayığa süvâr olup palpa ribaçsa kürek ve yelken edüp deryâ ortasına vardıkda Dedemin kayıkçılarına makrama saldım. Anlar dahi âheste kürek çekdiklerinde varup mülâkât olup kayığına sürüp azîzin dest-i şerîfin bûs edüp "Paşa oğlunuz selâm eyleyüp şu iki yüz altunu harc-râh eylesin ve bu iki Keşmirî şâlı ridâ eylesin ve gâhîce bize teşrif eylesin, dediler" dedim. Hemân "El-hedâyâ teşterük ve lev kâne müşterek, Hak berekât-ı Halîl versin. Şallar bizim, altunlar kayıkçılar ile sizin" dedikde "Lutf eyle sultânım, cümle sizindir" deyü ibrâm [u] ilhâh edince "Âh işte bu teklîf-i mâlâ-yutakdır" deyü hemân girîbân-ı tennûresinden cilbend-i muhabbetin çıkarup, "Destûr der, sok elin şu ummân-ı kerâmeye" deyü izin verdikde bu hakîr elim cilbend-i muhabbete sokup des-dırâzlık etdim. İçi mâl-â-mâl mümessek ve ıssıcak furûnî altun-ı bundukânî ve la‘l [u] yâkût ve elmas, zümürrüd-i Sudânî ile memlû bir cilbend-i kerâmedir. Hemân aklım gidüp eyitdim "İmdi sultânım, siz a‘lemsiz, bu hakîr size teslîmiz" dediğimde hemân cilbendine al al edüp bu hakîre bir avuç altun verüp cümle seksen yedi sikke-i hasene ve yedi taş yâkût u zümürrüd ve elmas [u] la‘l ve seylân ve pîrûze ve zeberced taşları verüp eydür, "Ey ömrüm Evliyâ, bu altunların her birin birer sene harc eylesen berekât-ı Halîl ile sana kifâyet edüp ömrün oldukça harc eyle" dedikde "Ha benim ömrüm seksen yedi sene ola" deyü hakîre gûnâ-gûn evhâm-ı garîbe vü acîbeler ârız oldu. Ba‘dehû paşanın iki yüz altunundan yüz altun dahi ihsân eyleyüp bâki yüz altunları on nefer kayıkçılarımıza onar onar 176b bezl eyledi. Ve şalın birin külâhı üzre sarup birisin gerdenine bend eyledi. Ve "Paşaya bizden selâm eyle. Biz gayri diyâr-ı Rûm'a kadem basmazız. Fer[d]âsı arz-ı mukaddeseye geçüp Mekke ve Medine câniblerine gitmeğe me’mûruz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 176a–176b ·
metinde göster ·
… mizin yanında zânû-be-zânû oturmuş Hakkarî hâkiminin akra[bâ]larından sulehâ-yı
ümmet
bir âlim u fâzıl çelebi idi, ammâ ismi Allahu a‘lem ya İsmâ‘îl veya Monlâ Alî i …
Bu ibret-nümâları paşa ve cümle asker seyr ü temâşâ ederken paşa efendimizin yanında zânû-be-zânû oturmuş Hakkarî hâkiminin akra[bâ]larından sulehâ-yı ümmet bir âlim u fâzıl çelebi idi, ammâ ismi Allahu a‘lem ya İsmâ‘îl veya Monlâ Alî idi, hemân ol zât-ı lecûc Kürdlüğü dutup paşaya ve hâna eydür: "Böyle hırsız ve harâmî kemendbâz ve mismârbâz senin hareminin sütûhuna çıhar. Murâd idinse gice haremine girüp harâm-zinâlık ve harâmzâdelik etmez mi? Munu fikr etmeyüp eynine semmûr lipâçe verüp bir kise guruş verüp başına zer-i mümessek nisâr edersüz. Men de ecdâdımdan gördiğim ma‘rifetleri gösterem. Mena ne verirsiz, görem!" deyüp kasr-ı kasîrden aşağı "Yâ Hay!" deyüp kendüyi atup derhâl eyninden semmûr kürkün çıkarup meydân-ı muhabbetde serserî "Yâ Hayy!, yâ Kayyûm" {deyü} gezüp eydür: "Ol pehlivân dîvârlara mismârlarla çıkar. Görem ki men de niçe çıkaram" deyü hemân karşu dîvârın yüzüne bir kerre el urdu ve eli dîvâra yapışdı. Obir elin dahi yukaru atdı. Ol dahi eyle yapışup bu tarîk ile "Yâ Hayy, yâ Hâyy" deyü feryâd ederek yarasa kuşu gibi rûy-ı dîvâra yapışarak asılup gezerdi. Başında kohık-i şanpur destârı ve ayaklarında poçilli pâbucu ile sarây meydânının cânib-i erba‘asında dîvâr ki seksener doksanar arşın âlî dîvârlardır, birkaç kerre bu rûy-ı dîvârı "Yâ Hây, yâ Kayyûm ve yâ Vâhid ve yâ Mâcid ve yâ Ferd ve yâ Samed!" deyüp devr ederek paşanın başı ucundaki dîvârdan köşke nüzûl edüp yine zânû-be-zânû meks etdükde paşadan vâfir özürler diledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 233a ·
metinde göster ·
… î‘ ve pâk-i‘tikâd ve mü’min u muvahhid ve mutî‘-i şer‘-i Muhammedî ve sulehâ-yı
ümmet
ve mücâhid-i fî sebîlillah server-i hünerver merdlerdir .
Müverrihân-ı Rûm ve nükte-perdâzân-ı zevi'l-mefhûm kavillerince bu tahrîr olunan kavm-i ecnâs-ı mütenevvi‘a ân-Merzûbûm be-takdîr-i Hayyu'l-Kayyûm emriyle mezkûr [u] merkûm akvâm-ı gûnâ-gûn asılda Ays b. İshak evlâdlarındandır kim netîce-i silsileleri Yâfes ibn Hazret-i Nûh'a müntehîlerdir. Bu selâtînler ecdâd-ı Âl-i Osmân ile akrabâlardır kim gâyetü'l-gâye kavm-i şecî‘ ve pâk-i‘tikâd ve mü’min u muvahhid ve mutî‘-i şer‘-i Muhammedî ve sulehâ-yı ümmet ve mücâhid-i fî sebîlillah server-i hünerver merdlerdir .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241b ·
metinde göster ·
… Lipova: Bu cebbânede niçe kerre nûr-ı İlahî leme‘ân urduğın müsinn ü sulehâ-yı
ümmet
âdemler görüp şahâdet etdiler. Hakîkatü'l-hâl nûr-ı mübîn berk üzre bir garâfe- …
Ziyâret-i şehîdân-ı Lipova: Bu cebbânede niçe kerre nûr-ı İlahî leme‘ân urduğın müsinn ü sulehâ-yı ümmet âdemler görüp şahâdet etdiler. Hakîkatü'l-hâl nûr-ı mübîn berk üzre bir garâfe-i kübrâdır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 121a ·
metinde göster ·
… ât ve leyle-i Mi‘râc'da bu kırk bin şühedâ üzre nûr yağdığın niçe yüz sulehâ-yı
ümmet
kimesneler görüp şehâdet etdiler. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
Hâsıl-ı kelâm ziyâret edecek makâmdır. Niçe kerre leyle-i Cum‘alarda ve leyle-i Kadr ve leyle-i Berât ve leyle-i Mi‘râc'da bu kırk bin şühedâ üzre nûr yağdığın niçe yüz sulehâ-yı ümmet kimesneler görüp şehâdet etdiler. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 66a ·
metinde göster ·
Der-menâkıb-ı sulehâ-yı ümmet ehl-i hâl-i meşâyihân: Bî-hisâb halkdan münzevî kûşe-nişîn sâhib-i vera‘ ve ehl-i takvâ mü’min ve muvahhid ve mu‘tekid âdemleri var, ammâ Hünkâ[r] câmi‘i imâmı (---) Efendi ve Fethiyye imâmı (---) Efendi (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 87a ·
metinde göster ·
… n salâtı sahîh olmayup îmânı dürüst olup mü’min ve muvahhid olup peygamberimize
ümmet
olamaz" deyü Cingiz Hân gibi dağ âdemisi pâdişâha bu gûne sarpa çeküp cevâb ver …
"Bunlardan biri eksik olup bu âdâbları şurût [u] kuyûdlarıyla bilmeyenin salâtı sahîh olmayup îmânı dürüst olup mü’min ve muvahhid olup peygamberimize ümmet olamaz" deyü Cingiz Hân gibi dağ âdemisi pâdişâha bu gûne sarpa çeküp cevâb verince Cingiz Hân eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 131b ·
metinde göster ·
… kim ba‘zı sene kadir gecelerinde kabirleri üzre nûr yağdığın niçe yüz sulehâ-yı
ümmet
kimesneler müşâhede ederler.
Ve bu kal‘a-i Azağ'ın enderûn [u] bîrûnunda şehîd [ü] şühedâlar ol kadarla çokdur kim ba‘zı sene kadir gecelerinde kabirleri üzre nûr yağdığın niçe yüz sulehâ-yı ümmet kimesneler müşâhede ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 186a ·
metinde göster ·
Yapup Hasan Balızâde Hudâyçün,Bu beytullâh çûn mânende cennet,Bi-hamdillâh tamâm etdi bu hayrı,Kabûl ede bi-hakk-ı Zât-ı Vahdet,Ne devletdir bu kim tâ rûz-ı mahşer,Diyeler rûz [u] şeb rûhuna rahmet,Manastırî Leâlî dedi târîh,Zehî oldu ibâdetgâh-ı ümmet.Sene 1017.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 365b ·
metinde göster ·
… Hâlâ âb-ı Zemzem lezzetine müşâbeheti vardır. Cümle ahâlî-i vilâyet ve sulehâ-i
ümmet
kimesneler emrâz-ı muhtelifeye mübtelâlar P 89b kırk elli gün nûş edüp bi-emr …
Ziyâret-i bi’r-i Hazret-i Ya‘kûb: A‘mâ olmazdan evvel (---) sâkinler idi. Mübârek dest-i Q 89b şerîfleri ile bu bi’r-i cân-perveri kazmışlardır. Hâlâ âb-ı Zemzem lezzetine müşâbeheti vardır. Cümle ahâlî-i vilâyet ve sulehâ-i ümmet kimesneler emrâz-ı muhtelifeye mübtelâlar P 89b kırk elli gün nûş edüp bi-emrillâh şifâ bulurlar. Ve bu mahalle karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y207a ·
metinde göster ·
… edüp gazâ mâlıyla Kudüs-i şerîfe bir kal‘a ve Bağdâd'da benim ümmetime sirâc-ı
ümmet
olup muktedâ-yı nâs olan Nu‘mân ibn Sâbit imâm-ı A‘zam'a bir kal‘a ve benim Yes …
"Yâ Süleymân! Belgrad'ı ve Rodos'u ve Budum'i feth edüp gazâ mâlıyla Kudüs-i şerîfe bir kal‘a ve Bağdâd'da benim ümmetime sirâc-ı ümmet olup muktedâ-yı nâs olan Nu‘mân ibn Sâbit imâm-ı A‘zam'a bir kal‘a ve benim Yesrib şehrime bir kal‘a binâ edüp Medîne'mi ma‘mûr edesin" deyü menâmında Süleymân Hân görünce bildi kim buyurdukları Belgrad ve Rodos ve Bağdâd feth olması tebşîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y279a ·
metinde göster ·
… ir gârdır. Hazret-i Âyişe-i Sıddîka bu gârda i‘tikâfa girmişdir. Bazı sulehâ-yı
ümmet
kimesneler teberrüken girüp ibâdet ederler. Ana hâlâ Sahra-i Âyişe derler bir i …
Ve cebel-i Sebîr'in sol cânibinde Mağâretü'l-feth derler bir gârdır. Hazret-i Âyişe-i Sıddîka bu gârda i‘tikâfa girmişdir. Bazı sulehâ-yı ümmet kimesneler teberrüken girüp ibâdet ederler. Ana hâlâ Sahra-i Âyişe derler bir ibâdetgâh yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y350b ·
metinde göster ·
… i vardır, ni‘meti mebzûl, evkâf-ı azîmdir. şeyhi hâk-i Bağdâd'dan bir sulehâ-yı
ümmet
kimesnedir.
İki medrese ve üç tekye vardır. Cümleden tekye-i eş-şeyh Ahmed el-Becim: Câmi‘i sâhasında medfûndur. Fukarâhâneleri vardır, ni‘meti mebzûl, evkâf-ı azîmdir. şeyhi hâk-i Bağdâd'dan bir sulehâ-yı ümmet kimesnedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y297a ·
metinde göster ·