/i ... o/uḳ/ḳo/u ... b‘ .... y . r ..., anta . [ya]na ... ı/i .... s m -de tuġın …
ı/i ... o/uḳ/ḳo/u ... b‘ .... y . r ..., anta . [ya]na ... ı/i .... s m -de tuġın .. tılıg ....s ḳabışıp m ... in bir otuzḳa ben .. o/u . k'r .... -miş ö/ür . [ü]ç o[tuz]ḳa anta sançdım yarış aġulıg ara yit? başınt<a> ara?
ı/i ... o/uḳ/ḳo/u ... b‘ .... y . r ..., anta . [ya]na ...
ı
/i .... s m -de tuġın .. tılıg .... / s ḳabışıp m ... in bir otuzḳa ben .. o/u . …
ı/i ... o/uḳ/ḳo/u ... b‘ .... y . r ..., anta . [ya]na ... ı/i .... s m -de tuġın .. tılıg ....s ḳabışıp m ... in bir otuzḳa ben .. o/u . k'r .... -miş ö/ür . [ü]ç o[tuz]ḳa anta sançdım yarış aġulıg ara yit? başınt<a> ara?
… tine ins ü cin tâlib dürür / Hem salât ile selâm ol Ahmed'e / Mazhar-ı "Levlâk"-
ı
sırr-ı "emced"e / Sahbına evlâdına olsun selâm / Anlar-ile oldu bu dîn bi't-tem …
Hamd kılmak Hâlika vâcib dürürNi‘metine ins ü cin tâlib dürürHem salât ile selâm ol Ahmed'eMazhar-ı "Levlâk"-ı sırr-ı "emced"eSahbına evlâdına olsun selâmAnlar-ile oldu bu dîn bi't-temâm
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 220b ·
metinde göster ·
… âb, hânelerin türâb idelden berü henüz imâr olup üç bin kadar hâne-i "İreme zât"
ı
ve yedi câmi‘i ve üç hânı ve beş hammâmı ve altı yüz ma‘dûd dekâkînleri var, am …
Evsâf-ı bâğ-ı İrem'e mânend şehr-i Merend Taht-ı Hân-ı Elvend : Azerbaycân şehirlerinden başka sultânlıkdır kim biri nöker-i şerefgere mâlikdir. Kadısı, kelenteri, münşîsi ve darûgası ve dizçöken ağası vardır. Tebrîz'e on dörd fersah karîbdir. Mâbeynehümâsında aslâ arz-ı hâliyesi yokdur. Serâpa gül-i gülistân [ve] bâğ [u] bostân ile müzeyyendir. Bu şehr-i Merend, şehr-i Tebrîz'in cânib-i şarkîsinde vâki‘ olmuşdur. Kadîm-i eyyâmda Azerbaycân pâdişâhlarından Şahruh ibn Tîmur'un saydgâhı olmağıla gâyet ma‘mûr u âbâdân şehr-i Merend, mânend-i gülistân imiş. Lâkin bunu dahi Gâzî Murâd Hân, kızılbaşa rağmen harâb u yebâb, hânelerin türâb idelden berü henüz imâr olup üç bin kadar hâne-i "İreme zât"ı ve yedi câmi‘i ve üç hânı ve beş hammâmı ve altı yüz ma‘dûd dekâkînleri var, ammâ bezzazistânı ve medâris [ü] mekteb-i tıflân-ı ebced-hânı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 297a ·
metinde göster ·
… üp yüz bin asker-i İslâm'a Bıyıklı Mehemmed Paşa'yı serdâr-ı mu‘azzam edüp kat‘–
ı
menâzil ederek kal‘a-i Diyârbekr'i muhâsara edüp yetmiş gün neberd-i azîm edüp …
Bu Sultân (---)(---) evlâd-ı evlâda Diyârbekr'e mâlik-i mülk olup tâ Sultân Selîm-i Evvel asrında Diyârbekir hâkimi el-melikü'l-muzaffer Sultân (---)(---) idi. Selîm Hân Çıldır gazâsına giderken bu Diyârbekir Ekrâdları rehzenlik edüp cüyûş-ı müslimîne Kemâh ve Tercân ve Bâybûrd ve Çânhâ kal‘aları râhlarında hayli rahne verirler. Selîm Hân'a bu ahvâl-i pür-melâl mün‘akis olup fi'l-hâl Diyârbekir hâkimine bir muhabbetnâme ile dergâh-ı âlî kapucıbaşısın gönderüp nâme-i hümâyûnunda: "Benim karındaşım, lutf edüp taht-ı hükûmetinizde olan Ekrâd-ı eşirrâlarınız zabt u rabt idesiz", deyü ricânâme tahrîr etdi. Nâmeyi hâkim-i Âmid kırâ’at edüp mefhûmu ma‘lûmu oldukda bir nâme ile âdem gönderüp, "Eğer Şâh İsmâ‘îl'den intikâm alabilirsen, menim dahi Diyârbekr'ümün iki yüz bin tüfeng-endâz Kürd'imden intikâm alasın" deyü nâmesi geldikde Selîm Hân eydür: "Elsinetü'l-halk aklamu'l-hakdır".. Diyârbekir hâkimi bize icâzet vermiş kim ‘Diyârbekrimün Ekrâdından intıkâm alasın’ demiş. Olmaya; illâ hayr", deyüp azm-i râh-ı gazâ-yı Çıldır edüp isti‘ânet-i Cenâb-ı Bârî yârı olup şâh-ı bed-fi‘âli münhedim edüp mansûr u muzaffer yine Erzurûm'a gelüp yüz bin asker-i İslâm'a Bıyıklı Mehemmed Paşa'yı serdâr-ı mu‘azzam edüp kat‘–ı menâzil ederek kal‘a-i Diyârbekr'i muhâsara edüp yetmiş gün neberd-i azîm edüp Dağkapusu ve Mardinkapusu câniblerinden tarabât-ı top-ı kûpdan rûy-ı dîvâr niçe yerden rahnedâr olup guzât-ı müslimîn yürüyüş sadedinde iken gördüler kim Mardin tarafından bir azîm asker gelir. Talî‘a-i askerden bir kaç âdem ileri ordu-yı İslâm'a gelüp mektûbları serdâr-ı mûma-ileyh Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya verüp kırâ’at etdikde serdâr safâsından raks edüp eydür: "Ey gâzîyân, Çıldır cenginde bize imdâda gelen Amâdiye hâkimi Monlâ İdrîs hazretleri kırk bin askerile yine imdâda gelirmiş. Ol nümâyân olan asker odur. Hemân gelüp ordu-yı İslâm'un bir tarafında meks etsinler", deyü fermân edüp ol ân asker-i Mollâ İdrîs gelüp emân vermeyüp meterise girerler. Bu hâli derûn-ı kal‘ada olan kavm-i Ekrâd görüp "Emân, ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyüp kal‘a-i Diyârbekr'i bâ-sulh vezir-i rûşen-zamîr Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya verdiler, bâ-i‘ânet-i Monlâ İdrîs-i Amâdî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 199a ·
metinde göster ·
… âmi‘i var, kapusu üzre Arapça âyeti tahrîr olunmuşdur. Ve bir hammâm Arapça
ı
ve on dükkânları vardır. Ve mezkûr Aksu cebel-i Papas'dan tulû‘ edüp bu dahi ne …
Kasaba-i Aksu: Bursa nâhiyesidir. Cebel-i Ruhbân'ın cânib-i şarkı nihâyetinde bir dere ve depeli yerde dâmen-i cebelde yüz kiremit örtülü bâğlı ve bâğçeli evlerdir. Ve Eynegöl kazâsı subaşılığıdır. Amâristânı nehr-i Aksu'yun iki tarafına vâki‘ olmuş kasabacıkdır. Cümle üç mihrâbdır. Ve bir küçük câmi‘i var, kapusu üzre Arapça âyeti tahrîr olunmuşdur. Ve bir hammâm Arapça ı ve on dükkânları vardır. Ve mezkûr Aksu cebel-i Papas'dan tulû‘ edüp bu dahi nehr-i Nîlûfer'e karışır. Bu şehirden yine cânib-i şarka gidüp Kadîmî Bel ta‘bîr etdikleri harâmîlerin kemîngâh yerlerin ubûr edüp 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y5b ·
metinde göster ·
… m ya gelmeyem ya ḳara buġranuŋ göksi altında ḳalam ya buġanuŋ buynuzında ilişem
ı
ya ḳaġan aṣlanuŋ ḳıynaġında didilem ya varam ya varmayam ya gelem ya gelmeyem y …
ḳor-ise başın kesem ya varam ya varmayam ya gelem ya gelmeyem ya ḳara buġranuŋ göksi altında ḳalam ya buġanuŋ buynuzında ilişem ı ya ḳaġan aṣlanuŋ ḳıynaġında didilem ya varam ya varmayam ya gelem ya gelmeyem yine görinçe big baba ḫatun ana esen ḳaluŋ didi