balığı mu‘âlece içün sayd etmeğe me’mûrlardır kim Kızıl Adalar'da yatağın bilir …
Ve bu müsellemler pâdişâha ayı balığı mu‘âlece içün sayd etmeğe me’mûrlardır kim Kızıl Adalar'da yatağın bilirler. Gayrı âdem dutsa hakkından gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 174b ·
metinde göster ·
… sonlar ile bu kadar avcılar ellerinde harbe ve navurta silâhlar ile domuzlar ve
ayı
ve kurdlar içine girüp birbirlerine hamle edüp bir av faslı ederek hünkâr önünd …
Bir esnâfı dahi ayu ve hınzîr ve kurd ve sığın ve karaca derilerine âdemler girüp zencîrsiz apul apul giderken gerüden bir alay alaca zağarlar ve tazılar ve samsonlar ile bu kadar avcılar ellerinde harbe ve navurta silâhlar ile domuzlar ve ayı ve kurdlar içine girüp birbirlerine hamle edüp bir av faslı ederek hünkâr önünden ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193a ·
metinde göster ·
… im görüp istimâ‘ eden temâşâcıların aklı gülmeden zâ’il olur. Evvelâ Çinganeler
ayı
oynatmağile meşhûrdur, Yahûdîler oynadırken gûnâ-gûn şakalar edüp Çinganelere s …
Ve bunlar Çingâne kollarına gâyet hasm olduklarından bir kol Çingâneden ve bir kol Yahûdîden dutup hasmâne bir fasıl Yahûdîler ve bir fasıl Çinganeler ede, garîb ü acîb temâşâlar olur. Ammâ bu Yahûdîlerin Çinganelere galebe taklîdleri var kim görüp istimâ‘ eden temâşâcıların aklı gülmeden zâ’il olur. Evvelâ Çinganeler ayı oynatmağile meşhûrdur, Yahûdîler oynadırken gûnâ-gûn şakalar edüp Çinganelere söz atarlar. Ve bir Çingane {avretin} bir Yahûdîyle dutup Yahûdî'ye ve Çingane karısına işkence edüp söylediklerinde {temâşâdır}. Ve Çingâne karısın necisli 210a işkembe ile ters eşeğe bindirüp Yahûdî dahi bir eşek üzre siyâset ile geçirüp bir hây-hû ile taklîd etdüklerinde âdem gülmeden mebhût olur. Ve niçe bunun emsâli Çingânelere rağmen taklîdleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 209b–210a ·
metinde göster ·
… sevâhil olmağile hevâsı sehel sakîldir ammâ altı ay kışı gâyt latîfdir ve altı
ayı
cümle şehir halkı mâh-ı temmûzda şehir içre kalmayup cümle a‘yân [u] eşrâfı ve …
Ve bu şehrin ancak Mehemmed Paşa câmi‘i hatabiyyesidir, mâ‘ada zâviyelerdir. Halîl Ağa zâviyesi ve İskele zâviyesi var, ma‘lûmum olan bunlardır. Ve cümle üç yüz dükkândır ammâ cemî‘i eşyâ bu dekâkînlerde mevcûddur. Ve yedi aded kahvehâne ve bir hammâm-ı hoş binâ-yı rûşenâsı var ammâ bâğ u bâğçesi bî-hisâbdır. Ve Mercân Ağa kuyusu demekle ma‘rûf âb-ı hayâtdan nişân verir bir bî’r-i zemzem câh-ı mâsı var kim mâh-ı temmûzda buz pâresidir. Cümle şehir halkı ona muhtâclar, gayri câh-ı mâları dahi yokdur, ammâ bu meşhûr-ı âfâkdır. Ve bu şehir sevâhil olmağile hevâsı sehel sakîldir ammâ altı ay kışı gâyt latîfdir ve altı ayı cümle şehir halkı mâh-ı temmûzda şehir içre kalmayup cümle a‘yân [u] eşrâfı ve sağîr u kibârı şehrin cânib-i şarkında olan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 20b ·
metinde göster ·
… den yigirmi altıncı gün ki sene (---) târîhinin mâh-ı (---) günü Kaya Sultân'ın
ayı
ve günü tamâm olup vaz‘-ı haml mahallinde cümle sultânlar ve hemşîreleri ve cem …
Hikmet " Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre Melek Ahmed Paşa efendimizin bu vâkı‘a vâki‘inden yigirmi altıncı gün ki sene (---) târîhinin mâh-ı (---) günü Kaya Sultân'ın ayı ve günü tamâm olup vaz‘-ı haml mahallinde cümle sultânlar ve hemşîreleri ve cemî‘i musâhibeler ve cümle iş görmüş bulalar ve hekîm-meşreb hâzık ebe kadınlar hâzır olup hamd-i Hudâ ol leyle-i mübârekede kırk hatm-i şerîf ve kırk bin salavât-ı şerîfe tilâvet olunurken Hallâk-ı âlem Allâh Kaya'dan nâka-i Sâlihi çıkarır gibi Kaya Sultân'dan dahi bir ciğer köşe duhter-i pâkîze-ahter müştak olup ol gece sabâha dak Eyyûb Sultân yalısında ve şehrinde surûr [u] şâdumânlar olup sabâha dak Paşa on kîse mâl tasadduk etdi. Ve kırk kîse mâl Kaya Sultân tasadduk edüp beş yüz âdem kisve-i gûnâ-gûnlar ile mülebbes olup her biri hayır du‘â hidmetinde oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77b ·
metinde göster ·
… olunur kim bir âdem batıyyü'l-hareke olup ortada serserî gezse "Şu âdem lev lev
ayı
gibi gezer" derler.
Hattâ Moğol ve Yakay kavmi ayuya lev derler. Hattâ Osmânlıda dahi lev lafzı isti‘mâl olunur kim bir âdem batıyyü'l-hareke olup ortada serserî gezse "Şu âdem lev lev ayı gibi gezer" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 133a ·
metinde göster ·
… kasına alır. Kâh önüne ve kâh iktizâsına göre yemîn ü yesârına dutunup kudurmuş
ayı
gibi cenge girir.
Ve sâ’ir fukarâsı kış günleri esbâbları üzre siyâh ve beyâz üç köşeden müdevver kebeleri boğazlarına bağlayup gezerler, ammâ anın yeni ve yırtmacı ve yakası yok, bir turfe kalın kıllı kebedir. Hattâ hîn-i savaşda bu kebeyi yüzüne dutup cenge girdikde Çerkes kavminin önüne Efrâsiyâb ve Rüstem ü Şağâb duramaz, gûyâ ol kebe anların kalkanlarıdır. Hakkâ ki ok ve kılıç kesmez ve geçmez. Ba‘zı savaşlarda bu keçeyi ısladup arkasına alır. Kâh önüne ve kâh iktizâsına göre yemîn ü yesârına dutunup kudurmuş ayı gibi cenge girir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150a ·
metinde göster ·
… düp Cûşî dağında bir mağârâya bu avret koyun ile girüp meğer ol gârda bir mehîb
ayı
var imiş. Koyunu avret ayının önüne koyup tenâvülden sonra ayı avrete cimâ‘ ede …
"Âyâ bu koyunu bu avret nereye Y 100a götürür ki?" deyüp akabince gözedüp Cûşî dağında bir mağârâya bu avret koyun ile girüp meğer ol gârda bir mehîb ayı var imiş. Koyunu avret ayının önüne koyup tenâvülden sonra ayı avrete cimâ‘ eder. Kassâb Merdân bu ahvâli görüp âlem-i hayretde kalır. Görse ki ol gârın içi bir gencîne kim gûyâ bir dahme-i Efrâsiyâb'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y99b–Y100a ·
metinde göster ·
… gârda bir mehîb ayı var imiş. Koyunu avret ayının önüne koyup tenâvülden sonra
ayı
avrete cimâ‘ eder. Kassâb Merdân bu ahvâli görüp âlem-i hayretde kalır. Görse k …
"Âyâ bu koyunu bu avret nereye Y 100a götürür ki?" deyüp akabince gözedüp Cûşî dağında bir mağârâya bu avret koyun ile girüp meğer ol gârda bir mehîb ayı var imiş. Koyunu avret ayının önüne koyup tenâvülden sonra ayı avrete cimâ‘ eder. Kassâb Merdân bu ahvâli görüp âlem-i hayretde kalır. Görse ki ol gârın içi bir gencîne kim gûyâ bir dahme-i Efrâsiyâb'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y99b–Y100a ·
metinde göster ·
müvekkil idi. Babam beni bu vasıla getürüp vaslıma erüp bu mâldan mâl alup günd …
"Vallâhi bu kenze bu ayı müvekkil idi. Babam beni bu vasıla getürüp vaslıma erüp bu mâldan mâl alup günde birer koyun alup getirir yedirirdim ve bana cimâ‘ ederdi. İşte senin sebebinle ben dahi halâs oldum. Şimden sonra bu mâl-ı Kârûn sana kaldı. Ne dilersen eyle" der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y100a ·
metinde göster ·
… hendese ile böyle tertîb edüp Nîl hâki dahi yılda dörd gûne libâs geyüp on iki
ayı
dörd kısma munkasım edüp her kısmın üçer ay tarh edüp on iki şehr olur.
Bu Nîl-i mübâreki selef hukemâ ve keheneleri ilm-i hendese ile böyle tertîb edüp Nîl hâki dahi yılda dörd gûne libâs geyüp on iki ayı dörd kısma munkasım edüp her kısmın üçer ay tarh edüp on iki şehr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y159b ·
metinde göster ·
… rler. Bu aylarda ekâlîm-i Mısır'da âdetullâh bunun üstene böyle cârîdir kim Tût
ayı
ki mâh-ı Temmûz'dur, dâ’imdir, şuhûr-ı Arâbî gibi deverânda değildir, bu Tût'da …
Fasl-ı evvel: Evvelâ Kıbtî lisânınca ayların ismi Ebît [Ebîb] ve Meşrî ve Tût. Bu üç aya lisân-ı Arabî'de Zi'l-ka‘de ve Zilhicce ve Muharrem derler. Bu aylarda ekâlîm-i Mısır'da âdetullâh bunun üstene böyle cârîdir kim Tût ayı ki mâh-ı Temmûz'dur, dâ’imdir, şuhûr-ı Arâbî gibi deverânda değildir, bu Tût'da üç ay Nîl-i mübârek deryâ-misâl olup arâzî-i Mısır'ı gark edüp kırmızı libâs geyer. Zîrâ Nîl'in suyu ol mahalde kıpkırmızı çamur cereyân eder. Ve üç aydan tenezzülde olduğu mahalde bu aylardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y159b ·
metinde göster ·
gördük deyü niçün haber etmediniz kim bu kadar kerre yüz bin ehl-i Mısır sıyâmı …
"Bire âdemler, ya ahşam bize ayı gördük deyü niçün haber etmediniz kim bu kadar kerre yüz bin ehl-i Mısır sıyâmın yediler?" deyü paşa gazab-âlûd olup tercümân Mirzâ Kâşif'i ol ecilden ibtidâ ma‘zûl edüp ertesi eyle zamânı dellâllar nidâ edüp eyle vakti oruc dutulduğun ehl-i Mısır tefe’’ül edüp, kaht [u] galâ olur, dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·