… ki otağa taşır. Bağdâd vezîri kezâlik sorguc taşır. Pâdişâh Anatolu gazâlarında
bulunsa
ve dîvânda ve ıydeynde Pâdişâh huzûrunda ibtidâ Mısır andan Bağdâd andan Habeş …
Kânûndur kim Mısır sultânı iki sorguc taşır. Ve Habeş vezîri iki otağa taşır. Bağdâd vezîri kezâlik sorguc taşır. Pâdişâh Anatolu gazâlarında bulunsa ve dîvânda ve ıydeynde Pâdişâh huzûrunda ibtidâ Mısır andan Bağdâd andan Habeş andan Budin andan Anatolu andan Mar‘ayş andan kapudan paşa durur. Ammâ Rûm'da olsa ibtidâ vezîr-i a‘zam andan Budin vezîri andan Mısır, Habeş ve Bağdâd ve Rûmeli ba‘dehu eyâleti kadîm feth olmuşlar birbirleri üzre takaddüm ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 50a ·
metinde göster ·
… . Eyle evkâf-ı kavîdir kim matbahında keklik ve turac ve süğlün murglarının eti
bulunmaz
ise bülbül ve serçe ve kebûter pişüp hastalara bezl oluna deyü evkâfnâmelerinde …
Rûz-merre merreteyn hastalara gûnâ-gûn et‘ıme-i lezîzeler tabh olup ehl-i derde bezl-i ta‘âm ederler. Eyle evkâf-ı kavîdir kim matbahında keklik ve turac ve süğlün murglarının eti bulunmaz ise bülbül ve serçe ve kebûter pişüp hastalara bezl oluna deyü evkâfnâmelerinde eyle tahrîr olunmuşdur. Ve hastalara ve dîvânelere def‘-i cünûn içün mutrıbân hânendegân ta‘yîn olunmuşdur. Ve avretler ve kefereler içün başka bir köşe tîmârhânesi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 93a ·
metinde göster ·
… ünyâ halkına inkırâzu'd-devrân kifâyet ederdi" der. Bir div dahi mu‘âraza edüp "
Bulunmaz
" der. Biri dahi "Eğer ol dahme bulunursa ol defîne ile Emînullah bu şehri imâr …
Andan Tevârîh-i Hind, andan Tevârîh-i Hâkân-ı Çin, andan Tevârîh-i Acem, andan Tevârîh-i Arab, andan Tevârîh-i Efrenc, andan Tevârîh-i Latin, andan Tevârîh-i Rûmdır. Bu tevârîhlerin cümlesin tetebbu‘ etmiş müverrih âlimler ile ihtılât edüp Bursa'nın bânîsinden aslâ bir müverrih tahrîr edüp ayân u beyân etmemişler. Ammâ 222a Tevârîh-i Süleymânnâme'de ve Târîh-i Evveliyyât-ı Tuhfe'de tahrîr eder kim bir kerre Hazret-i Süleymân kerr u ferr u dârât ile taht-ı Süleymânîsi üzre ber-hevâ tayarân ederken Bursa hâyilinde sâbite olan ebel-i Ruhbân'ın zirve-i a‘lâsı üzre meks edüp cânib-i erba‘aya nigerân edüp esnâ-yı kelâmda Hazret-i Süleymân vezîri Âsaf-ı Berhayâ'ya der kim, "Ne olaydı şu ferah-fezâ yerde bir şehr-i azîm olaydı" buyurduklarında hemân ecinne ve dîv [ü] perîlerden ba‘zı musâhib-i mukarrebînler eyitdiler: "Yâ Emînallah! Bir kerre Tûfân-ı Nûh'dan evvel bu mahalle bir Süleymân ile leşker-keş olup geldiğimizde bu kûh-ı bülendin dâmeninde bir kal‘a-i azîm ve bir şehr-i kadîm var idi. Ol kal‘ayı cânn kavmi yapdı derler. Almada âciz olup bî-feth rücû‘ edüp gitdik. İşte Tûfân'da gark olup nâm [u] nişânı güm olmuş" dedikde tiz Hazret-i Emîn cümle ins ü cinne, vuhûş u tuyûra emr edüp derhâl taş u toprağın tathîr ederken kal‘anın burc [u] bârûları nümâyân olur, ammâ tathîrinde usret çekerler. Hemân Emîn-i Mübîn rîha emr edince bir kerre Lodos rûzgârı Âd kavmine esdiği gibi bir rîh-ı akîm esüp cümle taşı ve toprağı hevâya perrân edüp tarfetü'l-ayn içre kal‘anın der-i dîvârları ve burc [u] bârûları zâhir olur. Bir dîv-i sefîd eydür "Yâ Emînallah! Bu kal‘anın altındaki kayalarda bir mutalsam kenz vardır. Anı bulsanız dünyâ halkına inkırâzu'd-devrân kifâyet ederdi" der. Bir div dahi mu‘âraza edüp "Bulunmaz" der. Biri dahi "Eğer ol dahme bulunursa ol defîne ile Emînullah bu şehri imâr ede" der. Kimi bulunursa, kimi bulunmazsa derler. Derhâl dîvlere emr edüp ol dahmeyi bulup şehri ta‘mir [u] termîm edüp ismini Bulursa korlar. Bursa, Bulursa'dan galatdır. Ba‘dehû Süleymân-ı Emîn Bursa'nın cânib-i garbında bir merhale karîb Edincik nâm bir şehr-i azîm binâ edüp Belkîs'a taht edüp hâlâ kasr-ı âlîleri ve tâk-i kisrâları Edincik şehrinde zâhir ve bâhirdir. Ekseriyyâ Ayasofya amûdları bu Edincik şehrinden gitmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 221b–222a ·
metinde göster ·
… erse ol ân namâzı bırağup hamsi balığına segirdirler. "Namâz bulunur ammâ hapsi
bulunmaz
" deyü câmi‘de imâm ve mü’ezzin dahi namâzı bozup "Ahçacuğumla bir makrama hapsi …
Mâhîlerinin memdûhâtların beyân eder: Evvelâ cümleden levrek balığı ve kefâl balığı gâyet kalaklı balıkdır ve kalkan balığının kalağı yokdur. Ammâ âh cânım kalkan balığı gâyet lezîzdir. Nisâ tâ’ifesi yiseler elbette hâmile kalır. Devr-i Âdem'den beri nef‘i tecrübe olunmadadır. Ve birer karışdan ziyâde kırmızı başlı kızılca tekir balığı kızılbaşlı olmağıla bu dahi lezizdir. Ve kaloz balığı ve erba‘înde uskumru balığı ve niçe bin elvân mâhîleri vardır. Ammâ memdûh olan zikr olunan balıklardır. Bunlardan ziyâde muhabbet edüp üzerine bin cân ile kurbân olup bey‘ [u] şirâsı mahallinde ceng [ü] cidâl edüp kan etdikleri mâhî cânım hapsi balığıdır. Rûz-ı hamsînde zâhir olduğiyçün hamsi balığı derler ve hamsîn gününde çıkmasının sebebi İskender-i Kübrâ asrında bir üstâd-ı kâmil gelüp ruhbân ve bıtrîklere gıda olsun içün Moloz kapusundan taşra derya içinde bir amûd üzre bir hamsi balığı sıfatında bir tuç balık tılsım edüp rûz-ı hamsînde ol mâhîden bir sadâ zâhir olunca Karadeniz'de olan cümle hamsi balıkları Tarabefzûn limanına gelüp sâhil-i bahre düşerler. Ba‘dehû Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle rahm-i mâderden rûy-ı dünyâya kadem basdıkda niçe bin mutalsamât u âteş-gede-i Nemrûd sönüp mutalsamlar münhedim olup bu hamsi tılsımı dahi yıkılup deryâya düşer. Lâkin deryâya müte‘allık tılsımât olmağıla hâlâ ameli nâfiz olup her sene yevm-i hamsînde hapsi mâhîleri karaya düşdükde yâhûd meneksile nâm kayıklarla mâl-â-mâl iskeleye geldikde balık dellâlları vardır, bu lisân ile nidâ eder: "Ey muhterûn, ey muhterûn. Esi çıfata zûn, den hurdesin, samur bâdâ taraşa, ey lefte karûn, ahnı kulup ipsarya, ala pamun, ey ümmet-i Muhammet ala pamun" deyüp bir gûne mürver ağacından boruları var. Bir kere sûr urunca azamet-i Hudâ eğer cemâ‘atle namâzı kılar istimâ‘ ederse ol ân namâzı bırağup hamsi balığına segirdirler. "Namâz bulunur ammâ hapsi bulunmaz" deyü câmi‘de imâm ve mü’ezzin dahi namâzı bozup "Ahçacuğumla bir makrama hapsi var" deyü ol nâzik sırmalı makramalara balığı koyup reftâr ederek balığın suyun akıdup giderken ba‘zılar balığın suyu akdığına acıyup "Bre palığın suyın ya ne akıdırsın, suyına bir pilavcık salsana" deyü birbirlerine 253a latîfe ederler. Yine murâd olan latîfedir. Bir kerre Çiço Hüseyin nâm bir kimesne ehliyle halet-i muhammışda ala-vere safâsında iken {balık dellâlının boru çalduğun istimâ‘ edüp} ehlinden balığın çeküp alıp uçkurun bağlayarak iskele başına gelüp hapsi balığı aldığı meşhûrdur, ammâ hakîr görmedim. Lâkin bir kerre balık meneksile borusu çalınınca (---)(---) hammâmından beş dâne uryân âdemler arak-âlûd olup har har soluyarak balık kayığına cân atup bellerindeki peştemâllarına balığı doldurup avret yerleri zâhir olur. Balıkçı bunlardan akçe isteyüp uryân âdemde akçe olmamağla balıkçıya kefîl vermiş. Balıkçı "Balık emîni kefîl ve yemîn almaz, hemân akçedür" deyince "Bre âdem, işte şu âdemler şâhid olsun imanım sana verdim" dermiş. Balıkçı da "Ben, kendim namâzlı îmânımdan bezdim, al benimki de senin olsun" demiş. Bu gûne hapsi balığı latîfeleri Tarabefzûn şehir oğlanları zurefâsı mâbeyninde darb-ı mesel olmuş latîfeler vardır. Ve yine Tarabuzun zurefâları Çiço re‘âyâlarına ulaşup derler kim, Tekerleme:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252b–253a ·
metinde göster ·
… müzeyyen asker olur. Mîr-i livâlarının sancâğı altında erbâb-ı timarı nâ-mevcûd
bulunsa
timarı âhara tevcîh olmak kânûn-ı Âl-i Osmân'dır. Paşasıyla eyâletinde hâssı cü …
deyü memdûh-ı müverrihândır. Hâlâ Anadolu eyâletinde başka sancak beği tahtıdır. Niçe kerre ber-vech-i arpalık üç tuğlu vüzerâya ihsân olunmuşdur. Kânûn üzre taraf-ı pâdişâhîden paşasının hâss-ı hümâyûnu 263.400 akçedir. Livâsında cümle ze‘âmeti 14 ve cümle timarı 257, alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşıları vardır. Hîn-i seferde bu erbâb-ı zü‘ama ve erbâb-ı timarın kânûn üzre cebelüleriyle ve paşasının hâssına göre cebelüleriyle cümle üç bin müsellah ve müzeyyen asker olur. Mîr-i livâlarının sancâğı altında erbâb-ı timarı nâ-mevcûd bulunsa timarı âhara tevcîh olmak kânûn-ı Âl-i Osmân'dır. Paşasıyla eyâletinde hâssı cümle (---) subaşılıkdır. Evvelâ şehir subaşısı ve Murtatova subaşılığı ve Yabanova subaşılığı ve Çubukova subaşılığı ve Çorba subaşılığı (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)356b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 356a–356b ·
metinde göster ·
Eyâlet-i Karamân'da olan timar ve ze‘âmet sâhibleri hîn-i seferde kânûn üzre cebelüleri ile ve paşası askeriyle cümle on iki bin güzîde kılıç asker olur. Gazâda bir erbâb-ı timar nâ-mevcûd bulunsa alaybeğisinin arzıyla sâhib-i timarın arzın bozup timarın âhare tevcîh ederler, kânûndur. Ve mahmiyye-i Konya beş yüz akçe Mevleviyyetdir. Kazâ-yı hükûmetinde cümle (---) aded nâhiye-i âbâdânlardır. Evvelâ nâhiye-i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 11b ·
metinde göster ·
Ol günde vâveylâ ve vâ-veledâ olup bir kayık bin altuna
bulunmaz
, hâl neye müncer olur. "Ananın babanın bir daneciği idim, el-hükmü lillâh" der. …
Ol günde vâveylâ ve vâ-veledâ olup bir kayık bin altuna bulunmaz, hâl neye müncer olur. "Ananın babanın bir daneciği idim, el-hükmü lillâh" der. Ba‘zısının yelpâzesi elinde, tütün kîsesi belinde altı boğum Diyârıbekr'in ebrî nârenc çubuğuna, Bursa'nın imâm lülesine Cebeliye ve Latkiye ve Yenice'nin karınca ayağı doğranmış mümessek duhânın içerek murabba‘ât fasılları ederek bu deryâ-misâl asker içre ol izdihâmda piyâde giderek har har solur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 31b ·
metinde göster ·
… üzre bir kal‘a-i azîmdir, ammâ içinde Urbân u Türkmân kışlar. Temmûzda bir âdem
bulunmaz
. Zamân-ı imâretinin âsâr-ı binâları hâlâ harâb u yebâb [u] turâb yaşar. Bâğları …
Bânîsi (---)(---) nice mülûkden mülûke değüp âhir-kâr Mısır Sultânı Gavrî'nin destinden sene 922 târîhinde Selîm Hân'a ahâlîsi mutî‘ olup Süleymân Hân tahrîri üzre Rakka eyâleti 59a tahtı olup karîbü'l-ahd eyyâmlarda Urbân [u] Türkmân eşkıyâsı ve eşirrâsı destinden harâb olup taht-ı Rakka hâlâ şehr-i Urfa olmuşdur, ammâ bu kal‘a-i Rakka çölde Furât ve nehr-i Dicle mâbeynindeki cezîre vasatına karîb bir püşte üzre bir kal‘a-i azîmdir, ammâ içinde Urbân u Türkmân kışlar. Temmûzda bir âdem bulunmaz. Zamân-ı imâretinin âsâr-ı binâları hâlâ harâb u yebâb [u] turâb yaşar. Bâğları ve dud bâğçeleri kendi biter kendi yiter gider. Harâbın görmesi âdeme keder verir. Zamân-ı kadîmde şehr-i azîm olup Bağdâd bunun cânib-i şarkîsindedir. Bu Rakka dârü'l-hilâfe-i Bağdâd'ın cânib-i garbîsinde Cezîre-i Dicle'dedir. Hâk-i amber-i pâki yine Urfa paşası hükmünde olmağıla Urbân [u] Türkmân'ından otlak hakkın Urfa paşası alır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 58b–59a ·
metinde göster ·
bir mesîregâh, ma‘bedgâh [ve] teferrücgâhdır. Ve taşra haremli fıskiye ve havz- …
Evvelâ şehrin derûnunda cemâ‘at-ı kesîreden ârâm bulunmaz bir mesîregâh, ma‘bedgâh [ve] teferrücgâhdır. Ve taşra haremli fıskiye ve havz-ı şadırvânlı niçe yüz çınar ve serv-i ar‘ar ve kestâne ve şecere-i tayyibeler ile sâyedâr olmuş bir harem-i muhteremdir kim cemî‘i âyende vü revendegân ve cemâ‘at-ı müslimân anda tâ‘at-ı Sübhân edüp hamd-i Yezdân ederler. Sayf [u] şitâda bu harem içre aslâ şems-i âteş-tâbın tâb-ı tüvânı te’sîr etmez. Bu harem-i azîmin cânib-i erba‘ası yan soffalar ve hücreler ve soffalar üzre amûd-ı mûmiyânlar ve dahi fevkında kâse-i nilgûn-vâr kıbâb-ı ser-nigûnların her biri kubbe-i eflâkden nişân verir. Ve derûn-ı câmi‘ eyle müzeyyen ü musanna‘dır kim diyâr-ı Âl-i Osmân'da buna mânend bir vüzerâ câmi‘i yokdur. Meğer İslâmbol'da Ebâ Eyyûb-ı Ensârî'de Zâl Paşa câmi‘i ve Silivrikapusunun iç yüzünde Süleymân Hân'ın Tavâşî İbrâhîm Paşa câmi‘i ola. Ammâ bu Burgaz câmi‘i anlardan musanna‘ ve şîrîn-kâr câmi‘-i pür-envârdır. Kubbe-i âlîsi eflâke ser çekmiş kubbe-i nüh-tâkdır. Kıble tarafında bir nîm kubbe-i eflâkdir. Kubbe-i kebîrinin etrâfında kanâdiller çerâğân edecek tabakalar ile ârâste ve mü’ezzinân mahâfili ve maksûreler ile pîrâste olmuşdur. Ve minber [ü] mihrâbının ve cânib-i erba‘asında olan revzenlerinin midhatinde meddâhân-ı Rûm âciz-mânde olmuşlardır. Ve bunda olan ibret-nümâ-yı nakş-ı bukalemun-ı ibret-nümûn câm, billûr, necef ve moran-ı gûnân derûn-ı câmi‘e ziyâ verdikde Arapça âyeti nûrun alâ nûr tilâvet olunur. Zîrâ bu câmi‘in etrâf-ı cevânibinde ibret-nümâ kelâm-ı şerîfler var kim her biri Yâkût-ı Musta‘sımî ve Abbâs-ı Mürsî ve Şeyh Bâyezîdî ve Abdullah Kırımî ve Ahmed Karahisârî ve Hasan Çelebi ve Dede Mehemmed Çelebi Kelâm-ı izzetleri var kim İslâmbol'da Sultân Ahmed câmi‘i'nde yokdur. Meğer Medîne-i Ravza-i Mutahhara'da ola. Ve hoş-âvâz hamele-i Kur’ân, e’imme-i hutebâsı ve mü’ezzinânları var kim gûyâ her biri birer yegâne-i asrdır. Bu câmi‘in bir tabaka-i mevzûn minâresi var kim sihr-i helâldir. {Süleymân Hân câmi‘in binâ eden Koca Mi‘mâr Sinân ibn Abdülmennân binâ edüp ol} Üstâd-ı bennâ yed-i tûlâsın ayân u beyân etmişdir. Kıble kapusu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 107b ·
metinde göster ·
… ‘ûd-ı Süleymânî. Böyle yetmiş aded tefâsîrlerdir kim her biri bin şeyhülislâmda
bulunmaz
zî-kıymet tefsîr-i şerîfler idi.
Ve cümle bin üç yüz aded mücelled kütüb-i nefîse ve tefâsîr-i latîfeler kim her biri âharlı Hıtâî ve Dımışkî varak-ı semerkandîler ve âbâdî kâğızlar üzre tahrîr olunmuş hüsn-i hat Kelâm-ı izzetler ve kütüb-i mu‘tebereler ve tevârîh-i kesîreler dahi cümle yedi yüz mücelled envâ‘ından kitâb-ı müstetâblar idi ve yetmiş aded mücelled tefâsîr-i şerîfelerden evvelâ Tefsîr-i Cerîr-i Taberî ve Tefsîr-i Deylemî ve Tefsîr-i Feyzullah-ı Hindî-i bî-nukat tefsîrdir kim Kur’ân-ı azîmden gayrı hâldâr hurûfu yokdur. Cümle bî-nukât hurûflar ile te’lîf olunmuşdur. Ve Tefsîr-i Ebü'l-Leys-i Semerkandî ve Tefsîr-i Şeyh ve Tefsîr-i Bağavî ve Tefsîr-i Kadı ve Tefsîr-i Ebussu‘ûd-ı Süleymânî. Böyle yetmiş aded tefâsîrlerdir kim her biri bin şeyhülislâmda bulunmaz zî-kıymet tefsîr-i şerîfler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 275a ·
metinde göster ·
… mayup câmi‘ler kapanup ibâdet olmayup nân u nemek ve Tahta'l-kal‘ada yemek dahi
bulunmaz
olunca hemân sipâh zümresinden âkıbet-endîş umûr-dîde şekilli zorbalar sûret-i …
Bu gûne velvele ve gulgule üç gün üç gece olup âhir-ı kâr cümle çârsû-yı bâzâr kapanup bey‘ [ü] şirâ olmayup câmi‘ler kapanup ibâdet olmayup nân u nemek ve Tahta'l-kal‘ada yemek dahi bulunmaz olunca hemân sipâh zümresinden âkıbet-endîş umûr-dîde şekilli zorbalar sûret-i hakdan görünür şekilli olup evvelâ Rûm Hasan Ağa ve Kayıkçı Hüsâm Ağa pâdişâha girüp mâ-vaka‘ kelâmı bir bir tefhîm etdirüp pâdişâh-ı cem-cenâb bi'z-zarûrî Alayköşkü’ne çıkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 6a ·
metinde göster ·
gerekdir. İşte bu dünyâ kademesine bu nerdübânda {kadem} basdım. Devr-i kıyâmet …
'Yok bu sahîfe-i arzda dörd dünyâ bulunsa gerekdir. İşte bu dünyâ kademesine bu nerdübânda {kadem} basdım. Devr-i kıyâmete dek benim ümmetime bu dünyâ yetişir. Ümmetlerim sizi bu dünyâdan sürüp ‘fetehetâ’ lafzında bulunacak dünyâlara siz gidin' buyurduklarında cümle münkirîn {eyitdiler},
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 35b ·
metinde göster ·
… bostânlı arz-ı mu‘teberdir kim bu vâdîlerde aslâ ve kat‘â bir bakla mikdârı taş
bulunmaz
yerde binâ olunmuş bir kal‘a-i zîbâdır. Nehr-i Tımış kal‘anın handakları içinde …
Bu kal‘anın zemîni bir çemenzâr ve mahsûldâr ve bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr ve nebâtât [u] giyâhâtlı hâk-i pâk-i amber-pâka vâki‘ olup etrâfı gül [ü] gülistân ve bâğ u bostânlı arz-ı mu‘teberdir kim bu vâdîlerde aslâ ve kat‘â bir bakla mikdârı taş bulunmaz yerde binâ olunmuş bir kal‘a-i zîbâdır. Nehr-i Tımış kal‘anın handakları içinden ve iç kal‘ası dibinden cereyân edüp kal‘a-i Pancova dibinde nehr-i Tuna'ya munsabb olup Erdel dağlarından tulû‘ etdiği bâlâda tahrîr olunmuş bir âb-ı hayâtdır. Ve dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118a ·
metinde göster ·
Bu eyâletde dokuz gûne ma‘âdinler var kim gayrı diyârın hâk-i pâkinde üçü
bulunmaz
. Hattâ bu Bosna diyârında altun ma‘deni dahi vardır, ammâ hâsılı harcına kifâye …
Bu eyâletde dokuz gûne ma‘âdinler var kim gayrı diyârın hâk-i pâkinde üçü bulunmaz. Hattâ bu Bosna diyârında altun ma‘deni dahi vardır, ammâ hâsılı harcına kifâyet etmedüğünden Ferhâd Paşa küm etmişdir, ammâ kal‘a-i Serebreniçse'de bir gûne sîm-i hâlis çıkar kim Novaborda kasabasında ve Selânik kurbunda Sidirkapsi şehrinde eyle fıdda-i hâlis çıkmaz. Ve hacer-i nora, ya‘nî hırızma bu diyârda olur. Hattâ müverrihân-ı Latin eyle tahrîr etmişler kim Hazret-i Süleymân'ın Belkıs Hatun'ı gâyet kıllı olmak ile Bosna halkının ecdâdı Posnak div ol nora ma‘denin Hazret-i Süleymân'a hedâyâ götürüp isti‘mâl etmesin ta‘lîm etdikde Belkıs Hatun ol noradan sürünüp nûrun alâ-nûr olup Süleymân Nebî safâlar etdikde Posnak dive du‘â edüp "Vilâyetin ma‘mûr olup tenâsül-i evlâd bulasın" buyurmuşlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 131b ·
metinde göster ·
… i gâyet müşkildir. Bir makrame ve bir soğan içün âdemi katl ederler, zîrâ metâ‘
bulunmaz
. Yılda bir kerre etrâflarında bâzâr olur, ammâ akçe pul dahi yokdur. Hattâ Özde …
Kabak-ı Dodorkay: Bu dahi Kabarti köyüdür ve gâyet ma‘mûrdur. Bu vilâyetlerin seyâhati gâyet müşkildir. Bir makrame ve bir soğan içün âdemi katl ederler, zîrâ metâ‘ bulunmaz. Yılda bir kerre etrâflarında bâzâr olur, ammâ akçe pul dahi yokdur. Hattâ Özdemiroğlu Osmân Paşa bu diyârda yedi sene kışlayup Acem ile Şirvân ve Şamâhî'da ceng etdikde akçe olmadığından gönden akçe kesüp yürüdüp geçindiler. Ba‘dehu cümle asker Der-i devlete gelüp gön akçeleri hazîneye verüp yerine çil akçe aldılar. Hâlâ Kabarti beğlerinin hazînelerinde gön akçe çokdur. Hattâ beş on dâne hakîrde de vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 156b ·
metinde göster ·
… apusu üzre bir mescidi vardır. Bu kal‘a bir cezîre yerde olmak ile aslâ bir şey
bulunmaz
. Cümle Mizistre'ye muhtâclardır. Ammâ halkı gâyet şehbâzlardır. Her bâr Manya k …
Bu kal‘ada aslâ hân u dükkân ve hammâm ve medrese ve mekteb ve gayri imâretden eser yokdur. Ancak Sultân Mehemmed Hân'ın bir küçük câmi‘i ve kal‘a kapusu üzre bir mescidi vardır. Bu kal‘a bir cezîre yerde olmak ile aslâ bir şey bulunmaz. Cümle Mizistre'ye muhtâclardır. Ammâ halkı gâyet şehbâzlardır. Her bâr Manya küffârıyla savaş-ı perhâş edüp mahbûb u mahbûbe Manya kızları ve gulâmları getirüp her gün ceng [ü] cidâlden hâlî değillerdir. Ve bu kal‘adan taşra Manya küffârı havfinden aslâ evler yokdur. Ancak küçük kulle gibi çiftlikleri çokdur, zîrâ gâyet mahsûldâr sahrâsı vardır. Bu kal‘adan aşağı nehr-i Arna, Manya dağlarından gelüp bu mahalle karîb Akdeniz'e karışır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 275b ·
metinde göster ·
Sudan gayri bu şehirde her ne murâd edinsen bulunur, illâ su
bulunmaz
. Miskâl ile su bulunduğu ecilden bu şehirde aslâ çeşme ve sebîlhâne ve hammâm y …
Sudan gayri bu şehirde her ne murâd edinsen bulunur, illâ su bulunmaz. Miskâl ile su bulunduğu ecilden bu şehirde aslâ çeşme ve sebîlhâne ve hammâm yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 277b ·
metinde göster ·
… rhem etmek içün bir tavuk yumurtası mezâd-ı sultânîde bir guruşa çıkdı, ol dahi
bulunmaz
. Her şey gûyâ cân otu oldu, zîrâ küffâr-ı hâkisârın donanma gemileri Girit cezî …
Hattâ mecrûh olan guzât-ı müslimînin zahmlarına merhem etmek içün bir tavuk yumurtası mezâd-ı sultânîde bir guruşa çıkdı, ol dahi bulunmaz. Her şey gûyâ cân otu oldu, zîrâ küffâr-ı hâkisârın donanma gemileri Girit cezîresi etrâfların ihâta edüp aslâ bir gemi gelemez olduğundan ordu-yı İslâm içre kaht [u] galâ olmasına sebeb oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 289a ·
metinde göster ·
… te’lîf edüp niçe bin aded âdemleri böyle helâk edüp bir kadem arz-ı hâliye yer
bulunmaz
oldu. Lâkin hevâda kumbaraları az atar olunup içerden taşra firâr eden küffârla …
Ve cümle asâkir-i İslâm on iki koldan Kızıl tabyadan içeri yeni kal‘a dîvâra varınca yedi yüz adım bir sıçan yolu meterisler yürüyüp asâkir-i İslâm artık lağım derdinden halâs oldular, ammâ yine püskürme nâm lağımlar ve on, on beş kazan kumbaraları bir yere gömüp kumbara lağımı peydâ edüp kayalar üzre böyle şeytânatlı lağımlar te’lîf edüp niçe bin aded âdemleri böyle helâk edüp bir kadem arz-ı hâliye yer bulunmaz oldu. Lâkin hevâda kumbaraları az atar olunup içerden taşra firâr eden küffârlar,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 297a ·
metinde göster ·
… aslâ bâğ u bâğçe ve eşcârât u müsmirât ve nebâtât u giyâhât mahsûlâtdan bir şey
bulunmaz
, ammâ cihânı ahcârât dutmuşdur kim bir şibr yerde aslâ toprak yokdur.
Hakkâ ki bir bî-amân yerdir kim aslâ bâğ u bâğçe ve eşcârât u müsmirât ve nebâtât u giyâhât mahsûlâtdan bir şey bulunmaz, ammâ cihânı ahcârât dutmuşdur kim bir şibr yerde aslâ toprak yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 336a ·
metinde göster ·
… ıl olur, gayri kurâlarda olmaz. Her kimesnede bir çiğnem ve bir damla çiğ sakız
bulunsa
, katl ederler, yâ tecrîm ve ta‘zîr ederler.
Ve bu cezîre beş yüz akçe şerîf mevleviyyetdir. Ammâ pâyede ednâdır. Ve nevâhîleri hîn-i tahrîrde iki nev‘ üzre tahrîr olunmuşdur. Bir bölüğü yigirmi beş pâre mîrî kurâlardır kim rûy-i zemîne cemî‘i mastaki sakızı bu kurâlardan hâsıl olur, gayri kurâlarda olmaz. Her kimesnede bir çiğnem ve bir damla çiğ sakız bulunsa, katl ederler, yâ tecrîm ve ta‘zîr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y56a ·
metinde göster ·
salt atlı ve katırlı menzili ile kâmil yüz sâ‘atlik yoldur. Ammâ yollarda şâdum …
Ve sâ’ir zamân gibi huccâc konakları üzre konmayup iktizâ etdüği yere konduk, yohsa şâm-ı şerîfden Medîne-i münevvereye yigirmi dörd konakdır ve deve ayağıyla üç yüz elli sâ‘atdir. Ammâ yollar ma‘mûr [u] âbâdân şâdumân olup me’kûlât [u] meşrûbâtları bulunsa salt atlı ve katırlı menzili ile kâmil yüz sâ‘atlik yoldur. Ammâ yollarda şâdumân olmayup zâd-ı râhileyi deve ile götürmeğe muhtâc ve deve dahi götürdüğün yer. Yine insân bir pâre nân ile def‘-i cî‘ân eder. Ancak çekilen derd [ü] mihnet ta‘zîb-i hayvân bilâ-fâyide olur. Eğer mülûk himmet etse, şâm'dan Mekke'ye gidince ma‘mûr olsa, develer bâr-ı belâ olmayup salt atlı zevk u safâ ederek gidüp gelirdi. Allâhümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y276a ·
metinde göster ·
… mamak ile cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Husûsan huccâc vaktinde secde edecek yer
bulunmaz
bir ulu câmi‘dir kim ekâlîm-i seb‘adaki İslâm diyârı ola böyle bir câmi‘-i ruhâ …
Cümle ümmet-i Muhammed'in maksûd ve matlûbu olan Hazret-i Risâlet-penâh'ın ravza-i mehbat-ı pür-envârı olan kabr-i şerîfi bu câmi‘ içindedir. Ve bu Medîne kal‘ası içre bundan gayri yerde cum‘a kılınmamak ile cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Husûsan huccâc vaktinde secde edecek yer bulunmaz bir ulu câmi‘dir kim ekâlîm-i seb‘adaki İslâm diyârı ola böyle bir câmi‘-i ruhânî yokdur. Cemî‘i mülûk-i selef Hazret-i Risâlet- P 117b penâh hâtırıyçün nev-beste ederek eyle musanna‘ ve münakkaş ve mücevher eylemişler kim gûyâ cennetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y280b ·
metinde göster ·
… ne varınca dörder bin adımdır. Bu mîller içinde yevm-i arefede vakfe mahallinde
bulunsa
edâ-yı farz edüp dürüst hacc etmiş olur. Tâ ol mahalle dek kim arefe günü hatîb …
Cebel-i Arafât'dan bu cânib-i erba‘a mîllerine varınca dörder bin adımdır. Bu mîller içinde yevm-i arefede vakfe mahallinde bulunsa edâ-yı farz edüp dürüst hacc etmiş olur. Tâ ol mahalle dek kim arefe günü hatîb Arafât dağından enüp salât-ı mağrib mahallinde gurûb oldu olmadı deyü vakt-i mekrûhda iken bir âdem cânib-i erba‘adaki hudûd-ı Arafât mîlleri içinde bulunsa dürüst hacc etmiş olur. Eğer vakfeye dahi durmasa haccı tamâm olur. Ammâ ba‘de'l-gurûb varsa edâ-yı farz nâkıs olup haccı tamâm olmaz. Sene-i âtiyeye mücâvir kalup hacc etmek gerekdir ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y320a ·
metinde göster ·
… vakt-i mekrûhda iken bir âdem cânib-i erba‘adaki hudûd-ı Arafât mîlleri içinde
bulunsa
dürüst hacc etmiş olur. Eğer vakfeye dahi durmasa haccı tamâm olur. Ammâ ba‘de' …
Cebel-i Arafât'dan bu cânib-i erba‘a mîllerine varınca dörder bin adımdır. Bu mîller içinde yevm-i arefede vakfe mahallinde bulunsa edâ-yı farz edüp dürüst hacc etmiş olur. Tâ ol mahalle dek kim arefe günü hatîb Arafât dağından enüp salât-ı mağrib mahallinde gurûb oldu olmadı deyü vakt-i mekrûhda iken bir âdem cânib-i erba‘adaki hudûd-ı Arafât mîlleri içinde bulunsa dürüst hacc etmiş olur. Eğer vakfeye dahi durmasa haccı tamâm olur. Ammâ ba‘de'l-gurûb varsa edâ-yı farz nâkıs olup haccı tamâm olmaz. Sene-i âtiyeye mücâvir kalup hacc etmek gerekdir ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y320a ·
metinde göster ·
Ve darbhâne ırz-ı pâdişâhîdir. Bu dahi defterdâr hükmündedir. Huddâm-ı darbhâne cümle beş yüz âdemdir. Cümle defterdâra mensûblardır. Ammâ darbhâne emîni paşa ağasıdır, ammâ söz sâhibi sâhib-ayârdır, defterdâr ana tâbi‘dir. Zîrâ sikke vü ayâr sâhib-ayârdan su’âl olunur. Kalb bir sikke bulunsa sâhib-ayârın elin keserler. Cümle darbhâne huddâmları anın zîr-i hükmündedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y61b ·
metinde göster ·
… nde ol kadar nef‘in tahrîr etmiş kim ta‘bîr olunmaz. Ve bu bıttîh gayrı diyârda
bulunmaz
, Mısır'a mahsûsdur. Ve gayrı diyârda bulunmaz, başka bir soydur. Y 238b Ve,
Mâvî karpuz: Bu dahi bir gûne karpuzdur, ammâ içi cılkdır. Rûm'da yabana atarlar, ammâ Mısır'da ba‘zı mahalde birer altuna satarlar. Zîrâ Mısır'ın âb [u] havâsına göre âdeme hayât verir. İçi sâfî cüllâbdır ve akîk-misâl katrdır. Bir hasta şiddet-i hârdan helâk mertebesine varsa, bu mâvî karpuzun suyundan bir iki filcân nûş etse vücûdu buz pâresi olup harâreti def‘ olur, aceb hikmetdir. Hakîm Dâvûd Müfredât'ı te’lifinde ol kadar nef‘in tahrîr etmiş kim ta‘bîr olunmaz. Ve bu bıttîh gayrı diyârda bulunmaz, Mısır'a mahsûsdur. Ve gayrı diyârda bulunmaz, başka bir soydur. Y 238b Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y238a–Y238b ·
metinde göster ·
… unmaz. Ve bu bıttîh gayrı diyârda bulunmaz, Mısır'a mahsûsdur. Ve gayrı diyârda
bulunmaz
, başka bir soydur. Y 238b Ve,
Mâvî karpuz: Bu dahi bir gûne karpuzdur, ammâ içi cılkdır. Rûm'da yabana atarlar, ammâ Mısır'da ba‘zı mahalde birer altuna satarlar. Zîrâ Mısır'ın âb [u] havâsına göre âdeme hayât verir. İçi sâfî cüllâbdır ve akîk-misâl katrdır. Bir hasta şiddet-i hârdan helâk mertebesine varsa, bu mâvî karpuzun suyundan bir iki filcân nûş etse vücûdu buz pâresi olup harâreti def‘ olur, aceb hikmetdir. Hakîm Dâvûd Müfredât'ı te’lifinde ol kadar nef‘in tahrîr etmiş kim ta‘bîr olunmaz. Ve bu bıttîh gayrı diyârda bulunmaz, Mısır'a mahsûsdur. Ve gayrı diyârda bulunmaz, başka bir soydur. Y 238b Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y238a–Y238b ·
metinde göster ·