… ḳarıştı iki ögür bütünlükin tayındurdı olarnı yek kazġanmışlarınıŋ amarısı[dın]
dürüst
keçürdi taŋrı olardın bütünlükin ol taŋrı örtgen keçürgen ol
155 bütünlükin anlar kim yüz ewürdiler sizdin ol kün kim ḳarıştı iki ögür bütünlükin tayındurdı olarnı yek kazġanmışlarınıŋ amarısı[dın] dürüst keçürdi taŋrı olardın bütünlükin ol taŋrı örtgen keçürgen ol
… üst olan ma‘sûmları bu tekne içinde bir kerre gasl etseler dem-i nefesi ve teni
dürüst
olup gûyâ dem-i Îsâ'ya mazhar olup hayât bulur meşhûr-ı âfâk bir taş teknedir. …
Mağsel-i Hazret-i Îsâ: Yine Mehd-i Îsâ['ya] karîb bir taş çâr-kûşe teknedir. Îsâ Nebî rahm-ı Meryem'den {(---) sene târîhinde} sâdır olunca Meryem Ana Hazret-i Mesîh'i bu teknede gasl etmişdir. Kostantîn-i kadîm mezkûr beşiği ve mağsel tekneyi Kudüs-i Şerîf'in cenûbî tarafında Beytüllahm'den getirddiği muhakkakdır. Ammâ hakîr Beytüllahm'de mağsel-i Îsâ manzûrumuz olmuşdur. Ammâ bu Ayasofya'daki mağsel-i Îsâ içre nâ-dürüst olan ma‘sûmları bu tekne içinde bir kerre gasl etseler dem-i nefesi ve teni dürüst olup gûyâ dem-i Îsâ'ya mazhar olup hayât bulur meşhûr-ı âfâk bir taş teknedir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 39a ·
metinde göster ·
… d Hân muvakkıtına muhtâclardır. Zîrâ câmi‘-i şerîfin kıblesi keşf-i kerâmet ile
dürüst
olduğundan cümle re’îslerin kıble-nümâları ve sâ‘at kafleleri bu câmi‘ mihrâbın …
Ve cümle iki bin kırk hüddâmı vardır. Cümleden muvakkıtının ulûfesi şart-ı vâkıf üzre ziyâdedir. Zîrâ memâlik-i İslâm'da ne kadar keştîbân [u] mellâhânlar var ise cümlesi Sultân Bâyezîd Hân muvakkıtına muhtâclardır. Zîrâ câmi‘-i şerîfin kıblesi keşf-i kerâmet ile dürüst olduğundan cümle re’îslerin kıble-nümâları ve sâ‘at kafleleri bu câmi‘ mihrâbında tas[h]îh olup muvakkıte muhtâclardır. Ve cemî‘i Frengistân'da ilm-i nücûma mâlik olan üstâd kefereler mîkâtları ve kıble-nümâların câmi‘-i Bâyezîd Hân'da tas[h]îh ederler, meşhûr-ı âfâk bir mihrâb-ı sahîhdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 42a ·
metinde göster ·
… r deyü ad kosalar bu bâlâda tahrîr olunan su’âllere cevâb vermese ana pîr demek
dürüst
değildir ve andan bî‘at câ’iz değildir. Zîrâ kavli fi‘line muvâfık olmayup sâhi …
Eğer bir kimesneye pîr deyü ad kosalar bu bâlâda tahrîr olunan su’âllere cevâb vermese ana pîr demek dürüst değildir ve andan bî‘at câ’iz değildir. Zîrâ kavli fi‘line muvâfık olmayup sâhib-i riyâ olur. Hak Celle ve Alâ'nın la‘neti anın üstüne olur. El-iyâzü billâh. Pîr oldur kim her muharremât [u] memnû‘âtden müberrâ ve ma‘sûm [u] pâk ola. Anın îmânı dürüstdür. Ve eğer sorsalar:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 150a ·
metinde göster ·
… âm-ı A‘zam'dan menkûldur. Kim ki bu dörd mes’eleyi bilmese pîr olmaz ve imâmeti
dürüst
değildir. Eğer sorsalar:
Ve Hazret-i Alî'ye du‘â edüp ser-i sa‘âdetine bir siyâh tâc geydirdi. Ve iki cânibinde iki taylasânı var idi. Ol tâca zi's-sehâb derlerdi. Leyle-i Mi‘râc'da Hazret-i Risâlet, Cenâb-ı İzzet'in yed-i kudretiyle geymiş idi. Hâlâ ümmet-i Muhammedin geydikleri tâc anın nişânesidir. Ammâ tâc geyüp muktedâ-yı nâs olan imâma lâzımdır kim bu dörd mes’eleyi bile imâm-ı A‘zam'dan menkûldur. Kim ki bu dörd mes’eleyi bilmese pîr olmaz ve imâmeti dürüst değildir. Eğer sorsalar:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 151a ·
metinde göster ·
… me hâşâ şehi sevmezler ammâ pâdişâhlar pâdişâhı ve Habîb Muhammedü'l-Mustafâ'yı
dürüst
severler bir alay pâk-i‘tikâd sulehâ-yı ümmetden müsâfire katlanan âlüfte ü âşü …
Menzil-i karye-i Güğümlü: Hakkâ ki erik kadar güğümü olur. Yüz hâneli ve câmi‘li Müselmân köyüdür ve ze‘âmetdir. Ammâ Dobruca içi olmağıla gâyet susuz yerdir. Seksener kulaç çâh-ı mâlardan atlar ile su çıkarırlar. Bu dahi garîb temâşâdır. Bu mahaller Dobruca diyârının tâ ayne'l-fi‘li olmağıla kavm-i eşirrâ Çıtakları olur. Ammâ müsâfirîne ni‘metleri subh u mesâ mebzûldür. Bir hâneden müsâfirîn gidince ale'l-akîb kırk elli atlı dahi gelir bâbları meftûhdur. Müsâfire aslâ yok yokdur. Zîrâ gâyet ganîmet dâr-ı diyârdır. Müsâfire ri‘âyetleri sebebiyle Cenâb-ı Bârî berekât-ı Halîl verüp bir kile tohumları elli altmış ve yetmiş kile verir. Zîrâ zü‘amâya öşr-i sultânî vermede aslâ inâd ve muhâlefet etmezler. Ammâ Dobrucalı deyü sehl mezmûm ü müttehemlerdir kim şâhseven deyü iftirâ ederler. Hâşâ sümme hâşâ şehi sevmezler ammâ pâdişâhlar pâdişâhı ve Habîb Muhammedü'l-Mustafâ'yı dürüst severler bir alay pâk-i‘tikâd sulehâ-yı ümmetden müsâfire katlanan âlüfte ü âşüfte, hoş-sohbet âdemlerdir kim bu gûne elfâz-ı ıstılâhât [u] ibâretleri vardır kim mahalle münâsib olmağıla ba‘zı kelimâtları bu mahalle tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 125a ·
metinde göster ·
ve Eski câmi‘den râst kıblegâh yokdur. Andan Bismillah ile nice kerre yüzbin âd …
İhvân-ı vefâya hafî olmaya kim bu câmi‘-i Selîm Hân niçün şehr-i İslâmbol'da binâ olunmadı, denirse bir gice Selîm-i Sânî İslâmbol'da Üsküdar tarafında Fenerbâğçesi nâm mahalde hâb-âlûd iken bî'z-zât Hazret-i Fahru'l-âlemîn'i menâmında görüp ol Mefhar-i Mevcûdât eydür: "Yâ Selîm, Allah ile ahd [u] mîsâk etmiş idin kim ‘Eğer fâtih-i cezîre-i Kıbrıs olursam, gazâ mâlından bir câmi‘ binâ edeyim’ demiş, idin. Cenâb-ı Bârî sana Kıbrıs adasının yedi yüz yetmiş mil arzında yüz yetmiş pâre kal‘a ihsân etdi. Niçün ahde vefâ edüp bakıyye-i ömrünü hayrât [u] hasenât yolunda geçirmezsin. Tiz Kıbrıs'da Magosa kal‘asında alınan mâl-ı ganâ’imi vezîr-i müdebbirin Kara Mustafâ Paşa'dan taleb edüp benim himâyemde olan Sedd-i İslâm Edirne'mde bir câmi‘ inşâ edüp alemim dibine gel!" dedikde hemân Selîm Hân hâbdan bîdâr olup "Tiz vezîri kığırın!" dedikde vezîr-i Âsaf-dilîr geldikde "Tiz Lala! Sende olan Kıbrıs ganâ’imi mâlından bana mâl verüp cânın halâs eyle!" deyince vezîr-i hüsn-tedbîr eydür "Sadaktü yâ Resalullah" dedi. Selîm Hân eydür: "Neden sadaktü yâ Resûlallah dedin" deyü su‘âl etdikde "Pâdişâhım, ahşâm Resûl-i Kibriyâ'yı vâkı‘amda gördüm. Yâ Mustafâ, Selîm'e tenbîh etdim. Sendeki mâl-ı ganâ’imi Selîm'e verip Edirne'ye bile gidüp bir câmi‘-i latîf ve bir ma‘bedgâh-ı nazîf inşâ edin, dedi. İşte pâdişâhım gazâ mâlından on bir bin kîse gurûş cem‘ etdim ve baban Süleymân asrında üç bin kîse hâsıl etdim. Ol dahi efendim Risâlet-penâhın uğuruna fedâ olsun. Ammâ pâdişâhım Kıbrıs gazâsından sana üç bin kîse Venedik kralının San Marka mühriyle bundukanî mümessek altun hedâyâ getirdim. Pâdişâhım! Dahi onları Edirne'ye götürüp masrûf edesiz" deyü feth-i kelâm edüp vezîr-i pür-tedbîr cümle 154b mezkûr hazîneleri pâdişâha teslîm edüp sene 972 târîhinde cemî‘i asâkir-i İslâm ile Edirne'ye dâhil olup onda meştâ verilüp yine Resûlü's-sakaleyn'i Selîm-i Sânî vâkı‘asında görüp "Câmi‘i şu Kavak meydânında binâ eyle!" deyü câmi‘in esâsını ve vaz‘-ı kıblesini bizzât Hazret-i Risâlet-penâh işâret etdüğünden derûn-ı şehr-i Edirne'de Selîm Hân câmi‘i mihrâbından dürüst ve Eski câmi‘den râst kıblegâh yokdur. Andan Bismillah ile nice kerre yüzbin âdem cem‘ olup du‘â u senâ ile üç bin aded kurbânları temel yerlerinde hâzır edüp sa‘d-sâ‘at duhûl edince tekbir ile cümle kurbânları zebh edüp esâsına mübâşeret olunduğuna zîbâ târîhdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 154a–154b ·
metinde göster ·
durmayup kayık devrilüp birkaç cevârîler gark-ı âb olup andan da ferâğ gelüp kâ …
Hikmet: Bir gün kayıkdan avretler dürüst durmayup kayık devrilüp birkaç cevârîler gark-ı âb olup andan da ferâğ gelüp kâhîce mâhîlerini sayd ederdi. Ancak gâyet amîk buhayredir. Bir kerre yukarudan ziyâde seyl tuğyân üzre gelüp seddin bir tarafına rahne verüp deryâ-misâl su rehâ bulup Taklaban mahallesinin niçe hânelerin harâb edüp Kürdleri "Hân sen dahi gûr-be-gûr olup harâb u yebâb olasın" dediklerinde cümlesinin evlerini küllühü ol imâr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 229b ·
metinde göster ·
… an harâmdır. Husûsan Hazret-i Risâlet-penâh hadîsinde ' Arapça buyura. Bizler
dürüst
söyleriz." dedim.
Hakîr eyitdim: "Hânım, biz mü’min ü muvahhidiz ve muhibb-i Hânedânız ve huddâm-ı vüzerâyız. Bizde yalan harâmdır. Husûsan Hazret-i Risâlet-penâh hadîsinde ' Arapça buyura. Bizler dürüst söyleriz." dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 292b ·
metinde göster ·
… şik ağası eydür: "Bre hûb kişisen ve muhibb-i hânedânsan! Eğer ki eyle edersen,
dürüst
ki mü’min ü muvahhid ü Sünnîsen." dedikde "Vallahi ve Billahi giderem, bu Rûmiy …
Eşik ağası eydür: "Bre hûb kişisen ve muhibb-i hânedânsan! Eğer ki eyle edersen, dürüst ki mü’min ü muvahhid ü Sünnîsen." dedikde "Vallahi ve Billahi giderem, bu Rûmiyye'de durmanam." dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 299b ·
metinde göster ·
… âset kaldırup azâb-ı Yezîd'i tahfîf edüp ubûr eder. Andan ma‘lûmdur kim ol âdem
dürüst
Yezîdî'dir ve dahi Yezîd ile,
Ta bu mertebe Mu‘âviye'yi ve Yezîd'i sevmezler. Bu ahvâle hakîr pek vâkıfım ve niçe Arnavud huccâcları Şâm'a geldiklerinde kabr-i Yezîd üzre gelüp teşelşül ve teğayyuz etdiklerin bu hakîr görmüşüm. Zîrâ hâlâ kabr-i Yezîd Şâm'da yeste-bârân-zede hânedir kim âyende vü revendelerin ârâmgâh-ı teşelşülhâneleridir. Bu ahvâle dahi vâkıfım ki bir kavm-i Yezîdî kabr-i Yezîd kurbünden ubûr ederken eğer etrâfı hâlî görürse elbette eğilüp Yezîd'in kabri üzre olan sidiği eteğin bulaşdırır yahûd bir vasla necâset kaldırup azâb-ı Yezîd'i tahfîf edüp ubûr eder. Andan ma‘lûmdur kim ol âdem dürüst Yezîdî'dir ve dahi Yezîd ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 351b ·
metinde göster ·
Bu Altıkulac kazâ ve kader buludu gibi yanımıza gelüp eydir: "Evliyâ Çelebi, Hân-ı âlîşân, bâğ cağından birkaç kerre kendü mübârek koluyla size işâret etdi. Bilemediniz ve bâğa gelemediniz. Kalk imdi yalnız seni isterler" deyince hakîr kar üstünden "Yâ Allâh" deyüp kalkarken Monla Mehemmed dahi bile kal[k]mak istedikde Altıkulac Monla Mehemmed'in kellesine bir balta ile urdı kim henüz hakîr dürüst kalkmamış idim. Monla Mehemmed'in cümle beynisi omzuma ve çehreme sıçrayup yüzüm gözüm rüsvâ olup cân havliyle bir pertâb ile eyledim kim Amr-ı Ayyâr eyle reftâr edemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11b ·
metinde göster ·
… i bu sâ‘ate amel edüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet olunur, dakîka fevt etmez bir
dürüst
sâ‘at-i Alaman'dır. Andan,
Fethiyye câmi‘i: (---)(---)(---) dir. Bu câmi‘ dahi kadîm-i evvelde deyr-i musanna‘ imiş. (---)(---)(---) câmi‘ imiş, ammâ bu dahi Süleymâniyye câmi‘ine müşâbih tâbaka'n-na‘l bi'n-na‘l bir câmi‘-i beyz-âsâ ma‘bedgâh-ı münevverdir. Allâhu a‘lem bu iki câmi‘ bir üstâd işi olması mübeyyendir, lâkin bu câmi‘in minâresinde bir büyük çanlı sâ‘at var kim sadâsı bir konak yerden istimâ‘ olunur. Cümle şehir câmi‘leri bu sâ‘ate amel edüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet olunur, dakîka fevt etmez bir dürüst sâ‘at-i Alaman'dır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83a ·
metinde göster ·
"Bu eyi alâmet değildir ve bu kralzâde ile bu papası öldürdük. Bunlar tekin değildir. Bizi Îsâ dinine da‘vet etdiler. Hak dîn imiş ve dürüst Hıristiyanlarmış. Kanları düşdüğü yerden ılıca çıkup kanları Tuna'ya varınca hâlâ Tuna ol kandan aşağı kırmızı kan gibi akıyor" deyüp ol gün üç bin kâfir dîn-i Îsâ'ya girüp Hıristiyan mezhebin kabûl edüp mezkûr papası ve kralzâdenin lâşelerin Gerz İlyâs dağına çıkarup anda defn edüp üzerlerine Kanadin nâm bir manastır ve bir tekye ve mukaddemâ mürd olan İştivan Kral mâlıyla bir kal‘a yaparlar. Kefere zamânı bir ma‘bedgâh [u] ziyâretgâh-ı millet-i Mesîhiyye imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 89a ·
metinde göster ·
… p şu taburun her yanından bir kerre uğrayalım vermek Allâh'ındır" deyü terkîm-i
dürüst
etdiler.
"Biz bu kırlıkda ve {kıtlıkda} ne dururuz. Hemân bir kerre göz karardup şu taburun her yanından bir kerre uğrayalım vermek Allâh'ındır" deyü terkîm-i dürüst etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 113b ·
metinde göster ·
… k olup bu âdâbları şurût [u] kuyûdlarıyla bilmeyenin salâtı sahîh olmayup îmânı
dürüst
olup mü’min ve muvahhid olup peygamberimize ümmet olamaz" deyü Cingiz Hân gibi …
"Bunlardan biri eksik olup bu âdâbları şurût [u] kuyûdlarıyla bilmeyenin salâtı sahîh olmayup îmânı dürüst olup mü’min ve muvahhid olup peygamberimize ümmet olamaz" deyü Cingiz Hân gibi dağ âdemisi pâdişâha bu gûne sarpa çeküp cevâb verince Cingiz Hân eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 131b ·
metinde göster ·
… sersem teşeniş olurum’ deyü özür edüp kaldı. Biz dahi ‘Bunların biri nâkıs olsa
dürüst
müselmân olmazsın’ deyüp gazaba gelüp gitdim."
"Yâ Emîre'l-mü’minîn cümle alâ mâ farazallâhı kabûl edüp ‘Allâh bir peygamber hak’ dedi, ammâ hacca gelmeği kabûl etmeyüp ‘Yolumda bu kadar âsî pâdişâhlıklar vardır. Emn-i tarîk olmamak ile hacca gidemem’ deyü özürler etdi ve zekerin kesüp sünneti dahi kabûl etmeyüp ‘Bu sinn-i sâlimde bu şiddet-i şitâ vilâyetde zekerim kesersem teşeniş olurum’ deyü özür edüp kaldı. Biz dahi ‘Bunların biri nâkıs olsa dürüst müselmân olmazsın’ deyüp gazaba gelüp gitdim."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 132a ·
metinde göster ·
… enc-i anâ ile düşe kalka bu acı göl suyun ubûr ederek bu su ne buz dutmuş ve ne
dürüst
su idi. Cümle atların ve Kalmık'dan ganîmet olan hayvânâtların kolları ve göğüs …
Bir sazlı ve kamışlı su içinde kâmil bir sâ‘at azâb-ı elîm çekerek yüz bin renc-i anâ ile düşe kalka bu acı göl suyun ubûr ederek bu su ne buz dutmuş ve ne dürüst su idi. Cümle atların ve Kalmık'dan ganîmet olan hayvânâtların kolları ve göğüslerini buz pâreleri pâre pâre edüp ikinci sâ‘atde bu gölden karşu tarafa ubûr edüp cân halâs etdik, ammâ çok hayvânât bu gölde kaldı. Ve iki âdem at altında kalup gark oldu dediler ammâ hakîr görmedim. Gerçi derin göl değildi ammâ hem şiddet-i şitâ ve dipi ve boran ve batak ve çataklı göl idi. Bundan bî-tâb u bî-mecâl çıkup yine cânib-i kıbleye 6 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189b ·
metinde göster ·
… k, zîrâ bir derbend-i calender-i bî-emân yerdir. Özü nehri hod ne buz idi ve ne
dürüst
su idi. Gemiler birkaç günde gidüp gelince Kılburun'da burnumuzun kılları açlık …
Ba‘dehu bu Kılburun'da bu kadar Özü nehri gemileri gelüp cümle mâlı ve hayvânâtları ol karşuya ubûr etdirüp ancak paşa kendüsi ve iç ağaları ve hâs tavla atlarıyla iki gece Kılburun'da kalup cümle evlerin üstlerindeki sazları ve kamışları atlara yedirdik, zîrâ bir derbend-i calender-i bî-emân yerdir. Özü nehri hod ne buz idi ve ne dürüst su idi. Gemiler birkaç günde gidüp gelince Kılburun'da burnumuzun kılları açlıkdan fırıl fırıl ötüp atlar evlerin sazların yedi. Bizler bâzların ölülerin yedik. Bunda dahi bir acâ’ib sunkur kuşum ölüp üç doğan kuşum kaldı. Ve bu Kılburun ka[l‘a]sında bir at yemi bir guruşa oldu. Ve bir etmek bir altuna çıkdı, zîrâ dörd bin kadar âdem böyle kal‘acıkda ne bulsunlar ve ne yesinler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 200b ·
metinde göster ·
… i‘-i kerîmdir. Bu câmi‘e karîb bir serâmed sâ‘at kullesi var. Gâyet musanna‘ ve
dürüst
sâ‘ati var kim aslâ dakîka ve derîce fevt etmez. Cümle cevâmi‘lerin mü’ezzinân- …
Ve bu kapu üzre üç aded çâr-kûşe beyâz mermer-i hâs üzre ok ve kurşum darbları urulmuş alâmetleri zencîr ile asmışlar. Cümle âyende vü revendegânlar temâşâ ederler. Ve bu kapu üzre bir fevkânî Hunkâr câmi‘i var, kiremitli bir kâr-ı kadîm câmi‘-i kerîmdir. Bu câmi‘e karîb bir serâmed sâ‘at kullesi var. Gâyet musanna‘ ve dürüst sâ‘ati var kim aslâ dakîka ve derîce fevt etmez. Cümle cevâmi‘lerin mü’ezzinân-ı Bilâlîleri ana nâzırlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 365a ·
metinde göster ·
… ın türâba döküp vücûdların hâke salar. Hikmet-i Hudâ bir sehm-i kazâ kemânından
dürüst
çıkup bir çam dırahtına râst gelüp perrân geçüp hâlâ ol nâvek çam ağacının sîne …
Sergüzeşt: Dervîş Şecî‘ nâm bir âşık câna on kan edici, dağlar gezici, cândan bezici, âdem kesici rehzenlik ederler. Bu garîb cân bunların onun dahi ok ile kanların türâba döküp vücûdların hâke salar. Hikmet-i Hudâ bir sehm-i kazâ kemânından dürüst çıkup bir çam dırahtına râst gelüp perrân geçüp hâlâ ol nâvek çam ağacının sîne-i pür-kînesinde üç âdem kaddi bâlâda kadanmış yelekleri derûn-ı şecerde peykân-ı tîr iki karış taşrada yalman gösterüp durur. Hakkâ ki dürüst şast sâhib-i kemândâr pehlivân imiş. Anıniçün Oklu Çam beli derler. Ve on maktûl harâmîler dahi mezkûr çam dibinde ecel câmın nûş edüp hâlâ mest olup tâ ilâ yevmi'l-kıyâm vâdî-i hâmuşânda yatırlar. Hakîr dahi bu mahalden havf [u] haşyetimizden pür-silâh hâmûş-bâş âmâde güzer etdik, ammâ bî-cân ve bî-mecâl ubûr etdik, zîrâ gâyet mel‘ûn bî-amân beldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y23b ·
metinde göster ·
… derûn-ı şecerde peykân-ı tîr iki karış taşrada yalman gösterüp durur. Hakkâ ki
dürüst
şast sâhib-i kemândâr pehlivân imiş. Anıniçün Oklu Çam beli derler. Ve on maktû …
Sergüzeşt: Dervîş Şecî‘ nâm bir âşık câna on kan edici, dağlar gezici, cândan bezici, âdem kesici rehzenlik ederler. Bu garîb cân bunların onun dahi ok ile kanların türâba döküp vücûdların hâke salar. Hikmet-i Hudâ bir sehm-i kazâ kemânından dürüst çıkup bir çam dırahtına râst gelüp perrân geçüp hâlâ ol nâvek çam ağacının sîne-i pür-kînesinde üç âdem kaddi bâlâda kadanmış yelekleri derûn-ı şecerde peykân-ı tîr iki karış taşrada yalman gösterüp durur. Hakkâ ki dürüst şast sâhib-i kemândâr pehlivân imiş. Anıniçün Oklu Çam beli derler. Ve on maktûl harâmîler dahi mezkûr çam dibinde ecel câmın nûş edüp hâlâ mest olup tâ ilâ yevmi'l-kıyâm vâdî-i hâmuşânda yatırlar. Hakîr dahi bu mahalden havf [u] haşyetimizden pür-silâh hâmûş-bâş âmâde güzer etdik, ammâ bî-cân ve bî-mecâl ubûr etdik, zîrâ gâyet mel‘ûn bî-amân beldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y23b ·
metinde göster ·
… Allâh size ömürler vere. Bize İzmir'i ihsân edüp deynimiz edâ edüp dînimiz dahi
dürüst
olaldan berü üç senedir mu‘ammer oluyorum. Ol ma‘nâya üç seneye bâliğim dedim" …
"Belî sahîhsiz. Ammâ iflâs ve ibtizâl ile geçen ömre ben ömür deyü add etmem. Allâh size ömürler vere. Bize İzmir'i ihsân edüp deynimiz edâ edüp dînimiz dahi dürüst olaldan berü üç senedir mu‘ammer oluyorum. Ol ma‘nâya üç seneye bâliğim dedim" deyü cevâb etmişdir. Hemân Köpürlü merhûm,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y43a ·
metinde göster ·
… r etdi. Âhir ale'l-ittifâk herîfi muhkem kayd-bend edüp söyletdik. Meğer tahkîk
dürüst
harâmîlerden mecrûh olup iki başlar ile ormanda pinhân olup girîbânı ele verdi. …
Nice bu gûne efsâne türrehât kelâmlar etdi. Âhir ale'l-ittifâk herîfi muhkem kayd-bend edüp söyletdik. Meğer tahkîk dürüst harâmîlerden mecrûh olup iki başlar ile ormanda pinhân olup girîbânı ele verdi. Refîkımız olan Serdâr Perî Beşe'ye harâmîyi teslîm edüp dahi ileri gelüp mezkûr dörd aded şehîdleri defn edüp iki başsız harâmî leşlerin bırağup cümle esbâbların refîklerimiz alup bulduğumuz âdem kolun ol kolsuz cüvân yiğidin yanına defn edüp nîm sâ‘at ileri giderken Q 27aP 27a yol üzre beş dâne at dizginlerin sürüyüp serserî gezerler. Hemân hakîr beşin dahi zabt edüp huddâmlarıma verdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y51b ·
metinde göster ·
… zayı bu suya koyup bişirseler biri ol cinnîye gıdâ olur. Eğer çift kosalar yine
dürüst
çift yumurta çıkar, böyle mutalsamdır" deyü nakl eylediler. Ammâ ekseriyyâ bu ı …
"Bir ecinne müvekkili vardır. İdrîs Nebî kehenelerinden bir kâhinin mâ-i mutalsamıdır. Kaçan kim tek beyzayı bu suya koyup bişirseler biri ol cinnîye gıdâ olur. Eğer çift kosalar yine dürüst çift yumurta çıkar, böyle mutalsamdır" deyü nakl eylediler. Ammâ ekseriyyâ bu ılıcaya Kudüs ve Sıfet Yahûdîleri çok girirler, (---)(---) ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y236b ·
metinde göster ·
… muttasıf olan Muhammed'in kabri hâfızı Allâh'dır. Ve Arabın kitâbında yazar kim
Dürüst
Muhammedî olan çürümez, meyyiti tâze durur, derler. Ey imdi ümmeti çürümeyen Mu …
Mâbeynimizden bir kaç ruhbân, ‘Muhammed ol Muhammed'dir kim anadan doğunca cümle kıblelerimiz yıkıldı ve âteşgedeler söndü ve Tâk-ı Kisrâ ve Ayasofya ve bu İşpanya deyri yıkıldı. İşte başınız ucundadır. Bin kerre yapdık. Mümkin olup binâ tutmadı. Ve selef ruhbânlarımızdan tevârîhimizde mastûr olan Papa Mîkâ’îl ve Papa Angeli ve Papa Mîhâ'il ve Papa Aya Yorgi cümle on iki ruhbân Dobra Venedik'in Latin ruhbânlarından on iki dahi Mekke'ye varup Muhammed'e buluşdular ve elin öpüp görüşdüler ve harâc-ı ruhbân afv olunması içün ahidnâmeler alup barışdılar. Ol zamân Muhammed'in âlem-i sabâveti imiş vücûdunun gölgesi yere düşmezmiş ve ne cânibe gitse vücûdu üzre bir pâre bulut bile gezermiş, deyü eski papalarımız Muhammed'i görüp böyle yazmışlar. Ey imdi bu evsâf ile muttasıf olan Muhammed'in kabri hâfızı Allâh'dır. Ve Arabın kitâbında yazar kim Dürüst Muhammedî olan çürümez, meyyiti tâze durur, derler. Ey imdi ümmeti çürümeyen Muhammed'in kendi vücûdu çürür mü’ deyü bir kaç papaslarımız bu bizim bu Medîne'ye gelmemizi men‘ etmek istediklerinden cümle papaslarımız bu men‘ edem diyen on iki papasa hitâb etdiler kim
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y285a ·
metinde göster ·
şeb [u] rûz berâberdir. Ammâ bu Medîne'de tûl-i nehâr on üç sâ‘at, (---)(---) …
Evvelâ, bu Medîne iklîm-i sânîdedir. İklîm-i sânî be-kavl-i hukemâ eyle bulunmuşdur kim mebde-i arzı 20 derece ve 27 dakîka ola. Ve tûl-i nehârı 13 sâ‘at ve 15 dakîka ola. Ve bu iklîm-i sânînin vasatı ol makâmdır kim arzı 24 derece ve 40 dakîka ola. Ve tûl-i nehârı 13 sâ‘at ola. Efvâh-ı âlemde iklîm-i Y 304a sânî (---)(---)(---) ve gündüz berâber ola. Hayır, bu söz efsânedir. Mekke'de bile şeb [u] rûz berâber değildir. Müddet-i (---)(---)(---) nehâr [ve] leyl berâber değildir. Mekke'den cânib-i cenûba on iki sâ‘at leb-i deryâda Cidde benderindendir. (---)(---)(---) Yelemlem nâm mahalde dürüst şeb [u] rûz berâberdir. Ammâ bu Medîne'de tûl-i nehâr on üç sâ‘at, (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y303b–Y304a ·
metinde göster ·
… mdır. Bu mîller içinde yevm-i arefede vakfe mahallinde bulunsa edâ-yı farz edüp
dürüst
hacc etmiş olur. Tâ ol mahalle dek kim arefe günü hatîb Arafât dağından enüp sa …
Cebel-i Arafât'dan bu cânib-i erba‘a mîllerine varınca dörder bin adımdır. Bu mîller içinde yevm-i arefede vakfe mahallinde bulunsa edâ-yı farz edüp dürüst hacc etmiş olur. Tâ ol mahalle dek kim arefe günü hatîb Arafât dağından enüp salât-ı mağrib mahallinde gurûb oldu olmadı deyü vakt-i mekrûhda iken bir âdem cânib-i erba‘adaki hudûd-ı Arafât mîlleri içinde bulunsa dürüst hacc etmiş olur. Eğer vakfeye dahi durmasa haccı tamâm olur. Ammâ ba‘de'l-gurûb varsa edâ-yı farz nâkıs olup haccı tamâm olmaz. Sene-i âtiyeye mücâvir kalup hacc etmek gerekdir ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y320a ·
metinde göster ·
… mekrûhda iken bir âdem cânib-i erba‘adaki hudûd-ı Arafât mîlleri içinde bulunsa
dürüst
hacc etmiş olur. Eğer vakfeye dahi durmasa haccı tamâm olur. Ammâ ba‘de'l-gurûb …
Cebel-i Arafât'dan bu cânib-i erba‘a mîllerine varınca dörder bin adımdır. Bu mîller içinde yevm-i arefede vakfe mahallinde bulunsa edâ-yı farz edüp dürüst hacc etmiş olur. Tâ ol mahalle dek kim arefe günü hatîb Arafât dağından enüp salât-ı mağrib mahallinde gurûb oldu olmadı deyü vakt-i mekrûhda iken bir âdem cânib-i erba‘adaki hudûd-ı Arafât mîlleri içinde bulunsa dürüst hacc etmiş olur. Eğer vakfeye dahi durmasa haccı tamâm olur. Ammâ ba‘de'l-gurûb varsa edâ-yı farz nâkıs olup haccı tamâm olmaz. Sene-i âtiyeye mücâvir kalup hacc etmek gerekdir ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y320a ·
metinde göster ·
Hakkâ ki bir âdem dürüst i‘tikâd ile nûş etse elbette şifâ bulması mukarrerdir, zîrâ mu‘cize-i Hazret-i İsmâ‘îl'dir. Hakkında niçe bin kîl [ü] kâller tahrîr olunmuşdur. Ammâ kavl-i sahîh oldur kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y347a ·
metinde göster ·
… --) (---)(---) üzredir, ammâ cemâ‘ati yokdur. Ve bu cebelden dahi şehr-i Mekke
dürüst
temâşâ olunur. Andan,
Beyt-i Hazret-i Ömer ibnü'l-Hattâb: Gâyet küçük hânedir. Hazret-i Ömer bunda mevlûd-ı Nebî'nin sene 23 târîhinde vücûda geldi. Bu hâneyi sonra mübârek dest-i şerîfiyle çamur yoğurup binâ etmişlerdir. Hâlâ ma‘mûrdur, içinde âdemler sâkindir. Mescid-i Ömer bir münevver câmi‘dir (---)(---)(---) üzredir, ammâ cemâ‘ati yokdur. Ve bu cebelden dahi şehr-i Mekke dürüst temâşâ olunur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y353a ·
metinde göster ·
… lleri kadîd oldu. Yine Hazret-i İbrâhîm afv edüp du‘â etdükde elleri ke'l-evvel
dürüst
olup derhâl dürüst lisân ile Tavtîs şehâdet parmağın Y 8a götürüp "Lâ-ilâhe i …
Ba‘dehu Hazret-i İbrâhîm du‘â edüp yine elleri hoş oldu. Yine nefs-i emmâreyi zabt edemeyüp Sâre Ana'ya vaz‘-ı yed etdikde yine elleri kadîd oldu. Yine Hazret-i İbrâhîm afv edüp du‘â etdükde elleri ke'l-evvel dürüst olup derhâl dürüst lisân ile Tavtîs şehâdet parmağın Y 8a götürüp "Lâ-ilâhe illallâh İbrâhîm Halîlullâh" deyüp İslâma geldikde İbrâhîm Halîl'e, Hâcer Ana'yı verüp Hazret-i İsmâ‘îl bu Kıbtî kızı Hâcer Ana'dan tevellüd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y7b–Y8a ·
metinde göster ·
… ine Hazret-i İbrâhîm afv edüp du‘â etdükde elleri ke'l-evvel dürüst olup derhâl
dürüst
lisân ile Tavtîs şehâdet parmağın Y 8a götürüp "Lâ-ilâhe illallâh İbrâhîm Hal …
Ba‘dehu Hazret-i İbrâhîm du‘â edüp yine elleri hoş oldu. Yine nefs-i emmâreyi zabt edemeyüp Sâre Ana'ya vaz‘-ı yed etdikde yine elleri kadîd oldu. Yine Hazret-i İbrâhîm afv edüp du‘â etdükde elleri ke'l-evvel dürüst olup derhâl dürüst lisân ile Tavtîs şehâdet parmağın Y 8a götürüp "Lâ-ilâhe illallâh İbrâhîm Halîlullâh" deyüp İslâma geldikde İbrâhîm Halîl'e, Hâcer Ana'yı verüp Hazret-i İsmâ‘îl bu Kıbtî kızı Hâcer Ana'dan tevellüd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y7b–Y8a ·
metinde göster ·
… lı Donkol, İdrîs Donkol, Hamîd Donkol ve İlyâs Donkol dahi derler. Ve lisânları
dürüst
lisân-ı İbrî'dir. Zîrâ Hazret-i İdrîs bu diyârlara ba‘s olmuşdur.
şehirlerine Donkalâ derler. Nîl kenârında bir belîde kadar şehirdir. Cümle halkı esmerü'l-levndirler, ammâ gâyet mahbûb u mahbûbesi olur. Sikkeleri yokdur, ammâ hutbelerinde Melik İdrîs, Melik Hamed, Melik Hasan deyü yâd ederler. Mahallinde inşâallâh tahrîr olunur. Bu Berberistân gâyet mü’min ü muvahhid şâfi‘iyyü'l-mezheb kimesnelerdir. Meliklerine Kılı Donkol, İdrîs Donkol, Hamîd Donkol ve İlyâs Donkol dahi derler. Ve lisânları dürüst lisân-ı İbrî'dir. Zîrâ Hazret-i İdrîs bu diyârlara ba‘s olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y32a ·
metinde göster ·
Abaza'dır. On bin kavim olur. Hattâ Seydî Ahmed Paşa bizim vilâyete varmış deyü …
Ne Çerkez'dir ve ne dürüst Abaza'dır. On bin kavim olur. Hattâ Seydî Ahmed Paşa bizim vilâyete varmış deyü cümle ve dağı ve dere ve depesi ile su’âl edüp hakîr cevâb verdikde yemîn edüp "Sen Abaza değilsin, bizim Sadşe yiğitlerindensin" der idi. Andan leb-i deryâ ile cânib-i garba üç konak gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y37b ·
metinde göster ·
Ammâ bu yılanları kassâblar katl ederken sâtûru bir
dürüst
urmayup gevdede yâ baş yâhûd kuyruk bir zerre denli ilişse hemân hekîmbaşı yeri …
Ammâ bu yılanları kassâblar katl ederken sâtûru bir dürüst urmayup gevdede yâ baş yâhûd kuyruk bir zerre denli ilişse hemân hekîmbaşı yerinden sıçrayup "irmi, irmi el-hayye" deyü feryâd eder. Ya‘nî "at yılanı, at yılanı" deyü Y 122b feryâd etdükde der ân yılanın başıyla gevdesin sâ’ir yılanların bağırsakları ve yumurtaları içine atmayup başka bir yere bırakdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y122a–Y122b ·
metinde göster ·
Meğer katl olunan yılanların birinin başı ve kuyruğu bir çalışda
dürüst
kesilmeyen yılanların birisi sehven yılan yumurtaları ve muzahrafâtları içine s …
Meğer katl olunan yılanların birinin başı ve kuyruğu bir çalışda dürüst kesilmeyen yılanların birisi sehven yılan yumurtaları ve muzahrafâtları içine sehven bırağırlar. Ba‘dehu bu kassâblar yumurtaları ve ciğerleri ve bağırsaklarını tuz ile mülemma‘ ederken mezkûr dürüst kat‘ olmayan yılandan herîfin parmağına zehir te’sîr eylemiş. Bâlâda tahrîr olunduğu üzre herîfe mu‘âlece edüp halâs eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y122b ·
metinde göster ·
Meğer katl olunan yılanların birinin başı ve kuyruğu bir çalışda dürüst kesilmeyen yılanların birisi sehven yılan yumurtaları ve muzahrafâtları içine sehven bırağırlar. Ba‘dehu bu kassâblar yumurtaları ve ciğerleri ve bağırsaklarını tuz ile mülemma‘ ederken mezkûr dürüst kat‘ olmayan yılandan herîfin parmağına zehir te’sîr eylemiş. Bâlâda tahrîr olunduğu üzre herîfe mu‘âlece edüp halâs eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y122b ·
metinde göster ·
… t mu‘teberdir. Ömründe bir küffâr belisân yağından bir pâre sürünmese ve yemese
dürüst
hıristiyan ya‘nî dürüst kâfir olmaz.
Husûsan küffâr kralları mâbeyninde gâyet mu‘teberdir. Ömründe bir küffâr belisân yağından bir pâre sürünmese ve yemese dürüst hıristiyan ya‘nî dürüst kâfir olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227a ·
metinde göster ·
… ir küffâr belisân yağından bir pâre sürünmese ve yemese dürüst hıristiyan ya‘nî
dürüst
kâfir olmaz.
Husûsan küffâr kralları mâbeyninde gâyet mu‘teberdir. Ömründe bir küffâr belisân yağından bir pâre sürünmese ve yemese dürüst hıristiyan ya‘nî dürüst kâfir olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227a ·
metinde göster ·
gelüp vatan-ı aslîsine eyyâm-ı muvâfık ile gider. Ba‘zısının niyyeti dürüst gel …
Hikmet-i Hudâ niyyeti dürüst gelüp vatan-ı aslîsine eyyâm-ı muvâfık ile gider. Ba‘zısının niyyeti dürüst gelmeyüp birkaç gün dahi İskenderiyye'de meks eder. Mücerreb taş hûrmâ ağacıdır, Niyyet taş derler. Yerden bir buçuk âdem kaddi bozca vîrânca hûrmâ ağacı gibi diş diş bir ağac şekilli taşdır. Niyyet-i hâlis ile bir İhlâs tilâvet edüp on adım yerden ağaca doğru varup el uranın murâdı hâsıl olur. Gözün yumup doğru varmayanın murâdı hâsıl olmaz, te’hîr lâzımdır. Niçe bin kerre tecrübe olunmuşdur, deyü meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y323a ·
metinde göster ·
… eti dürüst gelüp vatan-ı aslîsine eyyâm-ı muvâfık ile gider. Ba‘zısının niyyeti
dürüst
gelmeyüp birkaç gün dahi İskenderiyye'de meks eder. Mücerreb taş hûrmâ ağacıdır …
Hikmet-i Hudâ niyyeti dürüst gelüp vatan-ı aslîsine eyyâm-ı muvâfık ile gider. Ba‘zısının niyyeti dürüst gelmeyüp birkaç gün dahi İskenderiyye'de meks eder. Mücerreb taş hûrmâ ağacıdır, Niyyet taş derler. Yerden bir buçuk âdem kaddi bozca vîrânca hûrmâ ağacı gibi diş diş bir ağac şekilli taşdır. Niyyet-i hâlis ile bir İhlâs tilâvet edüp on adım yerden ağaca doğru varup el uranın murâdı hâsıl olur. Gözün yumup doğru varmayanın murâdı hâsıl olmaz, te’hîr lâzımdır. Niçe bin kerre tecrübe olunmuşdur, deyü meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y323a ·
metinde göster ·