… rı indürdi kökdin suwnı kigürdi anı yullarḳa yer içinde yana çıḳarur anıŋ birle
ekinni
türlüg türlüg anıŋ guneleri yana ḳurur körgey sen anı sarġarmış yana ḳılur anı …
21 körmez mü sen ol taŋrı indürdi kökdin suwnı kigürdi anı yullarḳa yer içinde yana çıḳarur anıŋ birle ekinni türlüg türlüg anıŋ guneleri yana ḳurur körgey sen anı sarġarmış yana ḳılur anı uşanmış bütünlükin anıŋ içinde ol pend bar ḫıred iḍilerike
… r cezîredir. Yüz hâneli bir kefere karyesi vardır. Dağlarında bâğları vardır ve
ekin
dahi olur. Bir manastırı vardır. Andan on mil gidüp,
Cezîre-i Kınalı : Sekiz mil ihâta eder ma‘mûr cezîredir. Yüz hâneli bir kefere karyesi vardır. Dağlarında bâğları vardır ve ekin dahi olur. Bir manastırı vardır. Andan on mil gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 244b ·
metinde göster ·
… yak çakır içenlerdir kim cümle teberrâî kızıl Kızılbaş-ı evbâşlardır ammâ gâyet
ekin
ocağı olduğundan ekseriyyâ halkı dükeli dihkânîlerdir. Ve hemî âb-ı revânları z …
Menzil-i kend-i Şâhseven: Salmas hânlığı hâkinde bir vâsi‘ fezâda bin beş yüz hâneli ve bâğ u bâğçeli ve câmi‘ ü hân u hammâmı ve elli kadar dükkânlı kasaba-misâl bir kend-i ra‘nâdır. Cümle halkı şâhsevenlerdir kim hîn-i cengde şâh elinden dolu ayak çakır içenlerdir kim cümle teberrâî kızıl Kızılbaş-ı evbâşlardır ammâ gâyet ekin ocağı olduğundan ekseriyyâ halkı dükeli dihkânîlerdir. Ve hemî âb-ı revânları zîr-i zemînden revân idiserdir kim âb-ı yah-pârelerdir. Andan 3 sâ‘at yine şimâle,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 300a ·
metinde göster ·
… n sonra ins [ü] cinn ile ol kadar ma‘mûr u âbâdân u müzeyyen etdi kim benî Âdem
ekin
ekecek yer ve bir gice hâb-ı râhat idecek birer cây-ı vatan bulamayup Ûc bin Un …
Ba‘dehû Cenâb-ı Hudâ bu rûy-ı arzı hubût-ı Âdem'den sonra ins [ü] cinn ile ol kadar ma‘mûr u âbâdân u müzeyyen etdi kim benî Âdem ekin ekecek yer ve bir gice hâb-ı râhat idecek birer cây-ı vatan bulamayup Ûc bin Unk gibi deryâ cezîrelerinde yatup ve deryâlar içre gezüp balıkları sayd edüp âfitâb-ı âlemtâbda pişirüp yerlerdi. Tâ bu mertebe rûy-ı arz âdem ile pür olup zirâ‘at yeri kalmayup derd-i ser ile geçinirlerdi. Tâ ki hubût-ı Âdem'den iki bin iki yüz kırk sene geçüp Hazret-i Nûh aleyhi's-selâm vücûda gelüp rûy-ı dünyâda mâl-â-mâl olan benî Âdemi dîne da‘vet eyleyüp aslâ birisi îmân kabûl etmediklerinden Cenâb-ı Kahhâr-ı Kibriyâ anlara tûfân-ı Nûh verüp ancak keştî-i Nûh'da yetmiş iki benî Âdem ve yetmiş iki çift hayvânât ile İblîs-i aleyhi'l-la‘ne bir hımârın kuyruğuna yapışup keştî-i Nûh'a İblîs bile girüp cümle yüz kırk beş mahlûk keştî-i Nûh ile tûfândan halâs olduklarıyçün Hazret-i Nûh'a Âdem-i sânî dediler. Zîrâ gemiden çıkan yetmiş iki aded benî Âdem yetmiş iki millet olup rûy-ı zemîne yayılup tenâsül bulduklarıyçün Hazret-i Nûh Necî'ye Eb-i sânî dediler. Ammâ ol Tûfân-ı Nûh'dan beri bâlâda zikr olunan ne cân kavmi ve ne cin kavmi ve ne sâ’ir kavimlerin cümlesi gark-ı 397b Tûfân olup helâk oldular. Hamd-i Hudâ ba‘de't-Tûfân yine Rabbü'l-İzzet bu edîm-i arzı benî Âdem ve sekalân ve hûş u tuyûr ile müzeyyen edüp âsûde etdi ammâ emr-i Hak ile benî Âdem'den ne kavm-i ecinne ve ne kavm-i şeyâtîn ayrılmadılar. Ammâ Nasîbîn şehrine ecinne kavmi Hazret-i Risâlet-penâhın mu‘cizesi du‘âsı berekâtıyla ecinne ol şehre giremez ammâ İblîs girüp benî Âdeme vesveseden hâlî değildir. İblîs-i telbîs Nasîbîn şehrine girmek değil vücûd-ı benî Âdemin cümle damarlarına bile girüp kan ile beden-i insânda gezer deyü Müslim [ü] Buhârî'de hadîs-i sahîh vardır. Kâle Resûlullahi sallallahu aleyhi ve sellem (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) buyurmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 397a–397b ·
metinde göster ·
Ve bu Turhal'dan şehr-i Zile'ye bir konakda varılır. Bu Turhal vâdîleri cümle
ekin
ocağı olmağile ahâlîsi gâyet ekinci ve çiftçi olduklarından yedi aded ovalardır …
Ve bu Turhal'dan şehr-i Zile'ye bir konakda varılır. Bu Turhal vâdîleri cümle ekin ocağı olmağile ahâlîsi gâyet ekinci ve çiftçi olduklarından yedi aded ovalardır kim gılâl kânıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 26a ·
metinde göster ·
… Yaban ova ve Çubuk ova ve Murtat ova ve Hasan ova ve Zile ova nâm fezâlar eyle
ekin
ocağı yerlerdir kim Âl-i Osmân askeri bir ovaya konup göçüp usret çekmemişlerdi …
Evvelâ Turhal ovası ve Kaz ovası ve Yaban ova ve Çubuk ova ve Murtat ova ve Hasan ova ve Zile ova nâm fezâlar eyle ekin ocağı yerlerdir kim Âl-i Osmân askeri bir ovaya konup göçüp usret çekmemişlerdir ve bu mezbûr ovalarda sene 1057 târîhinde Defterdârzâde Mehemmed Paşa ile sekiz bin askerle konup göçdüğümüzden cümle kurâ vü kasabât kendleriyle cild-i evvelde tahrîr olunmuşdur. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 26a ·
metinde göster ·
… e kasabası bir sahrâ-yı azîmde otlu ve sulu ve cinîn ü gaytânlı gâyet mahsûldâr
ekin
ocağı yere vâkı‘ olmuş cümle beş mahalle-i ma‘mûr ve müslim ve kefere mahallele …
Bu dahi İzvornik sancağı hâkinde paşasının hâssı olup voyvadalıkdır ve yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı vardır. Ve kasabası bir sahrâ-yı azîmde otlu ve sulu ve cinîn ü gaytânlı gâyet mahsûldâr ekin ocağı yere vâkı‘ olmuş cümle beş mahalle-i ma‘mûr ve müslim ve kefere mahalleleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 169b ·
metinde göster ·
… rı kaldı ve Kanije'nin topraklı ve mahsûllü yerleri bu mahaldir, ammâ düşmandan
ekin
ekemezler. Zahîreleri cümle Başka ve Laşka vilâyetlerinden gelir, ammâ yine gan …
Yedi yüz kadar bâğ u bâğçeli ve etrâfı handaklı, ammâ kal‘asız varoş imiş. Küffâr henüz ıhrâk edüp bâğ u bâğçelerinin ba‘zısı kalmış. Kanijelinin şehrinde bir ağaçlı bâğçe olmamak ile cümle hadîka-i ravza-i rıdvânları ve niçe bin cinîn-i gaytânları ve âb-ı hayât sulu kuyuları cümle bu tarafda olup Kanijelinin mesîregâh [u] teferrücgâhları cümle bunda idi, ammâ Zirinoğlu ve Beganoğlu ve Nadajoğlu Kanije kal‘asın bu sene döğerken cümle bu semtden döğüp bâğları ve bâğçeleri cümle harâb u yebâb edüp ol mahsûllü şecere-i müntehâları cümle kırup Kanije buheyresini doldurmağa çalışırlardı. Anıniçün bu varoş ve bâğlar harâb olup ancak bu Berezense kal‘ası tarafında Kanijelinin mezâristânları kaldı ve Kanije'nin topraklı ve mahsûllü yerleri bu mahaldir, ammâ düşmandan ekin ekemezler. Zahîreleri cümle Başka ve Laşka vilâyetlerinden gelir, ammâ yine ganîmet şehirdir. Ve Cenâb-ı Kibriyâ berekât-ı Halîl vermişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182b ·
metinde göster ·
… lar ile tarlaların balık sırtı gibi sırt sırt yüksek tarlalar edüp sırtlar üzre
ekin
ekerler.
Ve bu Macaristân'ın türâbı aslında bataklı yerler olmak ile ormanlık ve gün görünmez dırahtistân yollar olduğundan mahsûlâtları az olur. Ol ecilden zemîni çift sığırlar ile tarlaların balık sırtı gibi sırt sırt yüksek tarlalar edüp sırtlar üzre ekin ekerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17b ·
metinde göster ·
… letleri za‘îfdir, ammâ sofra sâhibleridir ve müsâfir katlanırlar ve vilâyetleri
ekin
biçin vilâyetleri olmak ile ekinci kavmdirler. Ve hakkâ ki bahâdır kavmdirler, …
Ammâ kavm-i Macar'ın gerçi devletleri za‘îfdir, ammâ sofra sâhibleridir ve müsâfir katlanırlar ve vilâyetleri ekin biçin vilâyetleri olmak ile ekinci kavmdirler. Ve hakkâ ki bahâdır kavmdirler, Tatar gibi her vilâyete çatal atlar ile seğirdüp beşer onar tüfengleri ve bellerinde kılıçları var. Ve serhadli askerimizden fark olunmaz, eyle esbâb geyüp küheylân at binerler ve pâk gezerler ve pâk yerler ve müsâfire gâyet ri‘âyet ederler ve esîrlerine Nemse gibi işkence etmezler. Ve Osmânlı gibi kılıç çalarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 49b ·
metinde göster ·
… gâyet havf eder, zîrâ küffâr ne dağlara ve ormanlara odun kesmeğe ve tarlalara
ekin
ekmeğe ve köylerinde oturmağa râhatları yokdur. Gûyâ kâfire bu kavm-i Tatar tâ‘ …
Ve dahi gayri karaçı halkı mâbeynlerinde bir ankâ mirza baş olup iki üç bin batır yiğitler ile bir top olup beşbaşa giderler. Bunlar niçe olursa giderler, tapkır hisâbları yokdur, hemân cemapur askeri gibi giderler. Ammâ küffâr bu askerden ziyâde havf eder, zîrâ bunlar düşmana amân u zamân vermeyüp ve sefere gitmeleri zamânında olmayup biri biri ardları sıra araları kesilmeyüp kâfiristâna bir beşbaşı gider. Biri dahi bir gayri yoldan gider. Anıniçün küffâr bu kavimden gâyet havf eder, zîrâ küffâr ne dağlara ve ormanlara odun kesmeğe ve tarlalara ekin ekmeğe ve köylerinde oturmağa râhatları yokdur. Gûyâ kâfire bu kavm-i Tatar tâ‘ûn askeridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 112b ·
metinde göster ·
Me’âl-i kelâm oldur kim bu kavm-i Noğay'ın araba çeken ve
ekin
eken çatal örgüçlü buğur develeri deşt-i Kerbelâ hâdisesinde halk olunmuş çatal …
Me’âl-i kelâm oldur kim bu kavm-i Noğay'ın araba çeken ve ekin eken çatal örgüçlü buğur develeri deşt-i Kerbelâ hâdisesinde halk olunmuş çatal örgüçlü develerdir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147a ·
metinde göster ·
… bir gayrısın dutarlar. Ve cümle arabaların develer çeküp develer ile çift sürüp
ekin
eküp darı yerler, gayri buğday ve arpa nedir bilmezler. Ve hıll [u] hurmetden b …
Ve yaban sığır dutup arabaya koşarlar. Arıkladığı zamân âzâd edüp bir gayrısın dutarlar. Ve cümle arabaların develer çeküp develer ile çift sürüp ekin eküp darı yerler, gayri buğday ve arpa nedir bilmezler. Ve hıll [u] hurmetden bir şey bilmezler, cümle mübâhîlerdir. Zî-rûh kısmıyla olup kanı çıka elbette etin yeyüp derisin geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176a ·
metinde göster ·
çok ederim. Ve avretleriniz ikişer ikişer doğurtdururum ve düşmanlarınızı sizin …
"Ey oğullarım size müjdem olsun. Bu yıl sizde ekin çok ederim. Ve avretleriniz ikişer ikişer doğurtdururum ve düşmanlarınızı sizinle kırup helâk ederim. Yâ fülân sen üç yüz yıl mu‘ammer olursun. Yâ fülân sen yüz yıl yaşayup bana gelirsin. Yâ fülân senin bir oğlun ve bir kızın doğar, kızını fülâna verirsin. Ve vilâyetinizd[e] size kışı katı etmem. Ve atlar ve d[ev]eler ve koylarınızı ikişer doğurdup mâlınızı çok ederim" deyü bir gün kâmil bundan bu haberleri işidüp güneş gidüp ay doğanda bizler dahi dağılup koşlarımıza gelüp babamıza şükürler ederiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 178a ·
metinde göster ·
"Yâ kullarım ve oğullarım korkman. Size fülân zamânda
ekin
vermem ve yağmur vermem ve sizi düşmanınız fülâna bozdururum ve sizi kırdırırım …
"Yâ kullarım ve oğullarım korkman. Size fülân zamânda ekin vermem ve yağmur vermem ve sizi düşmanınız fülâna bozdururum ve sizi kırdırırım ve sizd[e](bana) fülân kadar oğlumu bana öldürüp getiririm" deyü ol gün cemî‘i musîbete müte‘allık şeyleri her ne olacak ise söylermiş. Andan sonra ay doğunca dağılup giderlermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 178a ·
metinde göster ·
… î keferelerdir kim Venedik'e tâbi‘lerdir kim garâ’ib ü acâ’ib dağları var. Aslâ
ekin
olmaz. Cümle halkı vilâyet uru[p] çarpup ve darı ve kalımbok yeyüp ve yılda bir …
Ve hevâ-yı sânî Manya dağları kavmidir kim lisânları başka kavm-i âsî keferelerdir kim Venedik'e tâbi‘lerdir kim garâ’ib ü acâ’ib dağları var. Aslâ ekin olmaz. Cümle halkı vilâyet uru[p] çarpup ve darı ve kalımbok yeyüp ve yılda bir kerre deryâdan bıldırcın kuşları gelüp niçe kerre yüz bin fıçı kuş turşusu edüp deryâdan midye ve istiridyeler avlayup yerler. Gâyet sa‘b vilâyetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 282b ·
metinde göster ·
ekilüp cümle yalçın kayalar üzre ümmet-i Muhammed esîrleri toprak taşıyup amelî …
Ve cemî‘i ekinleri el çapasıyla ekin ekilüp cümle yalçın kayalar üzre ümmet-i Muhammed esîrleri toprak taşıyup amelî bâğlar ve bâğçeler içre sedd-i azîmler edüp bâğları ve tarlalarına pembe ve kalımbok eküp yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 334a ·
metinde göster ·
… kadar ma‘mûr değillerdir. Ve sengistân yer olmak ile bâğ u bâğçeleri yokdur. Ve
ekin
ve biçin dahi nâdir olur. Ta‘âmların sığır ve keçi ve katır tezeğiyle pişirüp e …
Karye-i Cibova: Leb-i deryâya bir top menzili ba‘îd bir sengistân kayalı yerde seksen aded kiremitli evlerdir. Lâkin ol kadar ma‘mûr değillerdir. Ve sengistân yer olmak ile bâğ u bâğçeleri yokdur. Ve ekin ve biçin dahi nâdir olur. Ta‘âmların sığır ve keçi ve katır tezeğiyle pişirüp ekseriyyâ ta‘âmları deryâ haşerâtlarından yengeç ve kerevit ve teke ve pagurya ve ıhtapot ve midye ve istiridye ve sülügen ve tarak ve deniz kestânesi ve sancı buncu misilli deryâ canavarı haşerâtların yeyüp kalımbok ekmeğin tenâvül edüp şarâbların içüp hınzîr gibi yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 336a ·
metinde göster ·
… u bâğçesi cihânı zeyn etmişdir. Ve üzümü gâyet âbdar ve lezîz üzüm kurusu olup
ekin
ocağı olmamağile Kütâhiyye ve Karahisâr'dan ve etrâf nevâhîlerden niçe bin deve …
Ve cümle halkının kâr [u] kisbleri bâğ u bâğçesi cihânı zeyn etmişdir. Ve üzümü gâyet âbdar ve lezîz üzüm kurusu olup ekin ocağı olmamağile Kütâhiyye ve Karahisâr'dan ve etrâf nevâhîlerden niçe bin deve yükü hınta gelüp üzüm ile mübadele ederler. Ve bu şehrin bâzârı günü acâ’ib cem‘iyyet-i kübrâ olup niçe bin âdem cem‘ olur. Ve halkı cümle Etrâkdir. Kelimâtlarında lehce-i mahsûsaları beyân olunur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y28a ·
metinde göster ·
… üzre etrâf kasaba ve kurâlar ahâlîlerinin bâğları cümle bu Kayacık'dadır, zîrâ
ekin
kânı değildir. Âb [u] hevâsı, bâğ u bâğçesi gâyet latîf olduğundan âbdâr ve dân …
Ve şehrin şimâl tarafında dereler ve bayırlar üzre etrâf kasaba ve kurâlar ahâlîlerinin bâğları cümle bu Kayacık'dadır, zîrâ ekin kânı değildir. Âb [u] hevâsı, bâğ u bâğçesi gâyet latîf olduğundan âbdâr ve dânedâr şîrîn Q 15bP 15b bey‘ [u] şirâsı olur. Ve bu bâğlarda hâsıl olan la‘lgûn kirazın her biri birer esedî riyâle berâber vezn etdik, ammâ niçe bin kirazdan intihâb edüp vezn etdik. Hattâ Anatolu'da kırmızıya müte‘allik bir şey medh olunsa "Kayacık sahtiyânı ve kirazı gibi kırmızıdır" derler. Ve dilberânların yanakları ve lebleri medh olunsa "Kayacık kirazı dudaklı bir serfirâz-ı cihân dilberdir" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y28b ·
metinde göster ·
… . Ve kal‘ayı nevbet ile beklerler. Ve bâğ u bâğçe olmaz, ammâ koyun ve sığır ve
ekin
gâyet dânedâr olur.
Ve kal‘adan gayri cümle hayrât Süleymân Hân vâlidesinindir. Ammâ gâyet cezîre yerdir. Hevâsı gâyet sakîldir ve halkı yay günleri dağlara çıkup kesb-i hevâ ederler. Ve kal‘ayı nevbet ile beklerler. Ve bâğ u bâğçe olmaz, ammâ koyun ve sığır ve ekin gâyet dânedâr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y111a ·
metinde göster ·
… âf Kıbtî senesinin Bâbe ve Henûr ayında kendü askeriyle vilâyetin tahtîre ya‘nî
ekin
ekmeğe gidüp iki aydan yine Mısır'a gelir, andan cemî‘i keşşâf yedi bölükden kâ …
Andan Y 159a cümle keşşâf Kıbtî senesinin Bâbe ve Henûr ayında kendü askeriyle vilâyetin tahtîre ya‘nî ekin ekmeğe gidüp iki aydan yine Mısır'a gelir, andan cemî‘i keşşâf yedi bölükden kânûn-ı Selîm Hânî üzre muhâfazacılar alup her kâşif bin, bin beş yüz atlı asker ile Circe hâkimi vilâyetlere çıkup menâsıblarına mutasarrıf olurlar. Ve cemî‘i mültezimîn dahi murâdı üzre Q 217b Rûm yiğitlerinden kırkar ellişer ve yüzer nâmdâr ve fetâ yiğitler yazup köğlerin zabt edüp hükm [ü] hükûmet ederler. Artık kâyimmakâmlar ve yedi ocak izniyle ta‘yîn olan müsellimlerin hükmü cârî değildir, hükm [ü] hükûmât cümle kâşiflerindir. Ve Nîl tuğyânında isyân edüp kurâ ve kasabâtları nehb [ü] gâret edenleri zemîni götüren gâv-ı ahmer boynuzunda pinhân olmuşsa bir tedbîr-i ahsen ile sayd edüp eşedd-i ukûbet ile cümle refîklerin alâ mehil söylede söylede cümlesin ele getirüp hayâtlarında derilerin yüzüp ellerin ve ayakların kırup cümle P 214b nehb [ü] gâret olan mâlları tahsîl edüp cümlesin ıslâh-ı âlem içün katl edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y158b–Y159a ·
metinde göster ·