keçmeŋ diniŋiz içinde aymaŋlar taŋrı üze meger sezanı bütünlükin mesih meryem o …
171 ey bitig boḍnı haddin keçmeŋ diniŋiz içinde aymaŋlar taŋrı üze meger sezanı bütünlükin mesih meryem oġlı ʿisa taŋrınıŋ yalavaçı anıŋ sözi kemişti anı meryemḳa hem ruh andın bitiŋler taŋrıḳa hem yalavaçlarıŋa aymaŋlar üç tėp yıġlıŋ yaḫşı sizke bütünlükin taŋrı bir taŋrı arıġ ol bolmaḳdın aŋar ʿayal aŋar ol kim kökler içinde aŋa ol kim yer içinde tap ol taŋrı erklig
… yalavaçlarımız belgülüg belgüler birle yana üküş olardın anda kidin yer içinde
haddin
keçgenler
32 anıŋ üçün ol bitidimiz yaʿḳub oġlanları üze ol kim öldürse et-özni et-özsüz azu fesad ḳıl[ma]sa yer içinde ançaḳlı öldürdi boḍunnı ḳamuġ kim tirgüzse ançaḳlı tirgüzse anı çın-oḳ keldi olarḳa biziŋ yalavaçlarımız belgülüg belgüler birle yana üküş olardın anda kidin yer içinde haddin keçgenler
163 sorġıl olarḳa ol ėldin kim ol erdi deryaḳa keligli ançada
haddin
keçtiler şenbe içinde ançada kelür erdi olarḳa balıḳları şenbe künleri körünü s …
163 sorġıl olarḳa ol ėldin kim ol erdi deryaḳa keligli ançada haddin keçtiler şenbe içinde ançada kelür erdi olarḳa balıḳları şenbe künleri körünü sürügün ol kün şenbe ḳılmaz erdiler kelmez erdi olarḳa mundaġuḳ sınayur-miz olarnı anıŋ birle kim yarlıġdın çıḳar erdiler
… ıŋız: ıḍmaz taŋrı anda kiḍin yalavaç. mundaġuḳ ḳışrur taŋrı ol kimerseni kim ol
haddin
keçti şek tutġan
34 bütünlükin keldi sizke yusuf aşnu belgülüglerdin hemişe sizler şek içinde andın kim keldürdi sizke anıŋ birle ançaḳa tegi ḳaçan ölse aydıŋız: ıḍmaz taŋrı anda kiḍin yalavaç. mundaġuḳ ḳışrur taŋrı ol kimerseni kim ol haddin keçti şek tutġan
… ürk der kim bizim murâdımız kal‘a olaydı bir ayda alırdık. Ancak Moskov kralına
haddin
bildirüp bu kadar ilin vilâyetin nehb u gâret edüp bu kadar mâl-ı ganâ’imle esî …
Anlar kal‘a içine girüp "Türk der kim bizim murâdımız kal‘a olaydı bir ayda alırdık. Ancak Moskov kralına haddin bildirüp bu kadar ilin vilâyetin nehb u gâret edüp bu kadar mâl-ı ganâ’imle esîr almak murâdımız idi" deyü firâr eden küffârlar kal‘ada olan fecerelere böyle haber verdiler. Hikmet-i Hudâ âsitâneye ulaklar gitdiği gice bir kuru sovuk oldu kim cümle asker-i İslâm ka‘r-ı zemîne gireyazdılar. Andan müşâhade eylediler kim Deşt-i Kıpçak-ı bî-emân ve Karadeniz-i bî-îmânda emn [u] emân yokdur. Âhir cümle asker kal‘a fethinden me’yûs olup mâh-ı (---) günü cümle hâs u âvâmın re’yiyle kal‘adan ferâgat edüp meymene ve meysere cümle mühimmâtları keştîlere koyup ve cemî’î mühimmât [u] levâzımâtları yerli yerine yerleşdirüp nefîr-i irtihâller çalınup "Emr Hudâ'nındır; takdîr-i İlâh böyle imiş" deyü taht-ı kal‘adan bî-feth avdet edüp Balısıra nâm mahalde donanma-yı hümâyûna vâsıl olup cümle eyâlet askerlerine izn-i serdâr olup kimi berren ve kimi bahren ve kimi Deşt-i Kıpçak'dan altı gün ve altı gicede nehr-i Kuban'a, andan Vilâyet-i Çerkez'e, andan Cezîre-i {Taman'a, andan Cezîre-i} Kırım'a dâhil oldular. Kimisi Heyhât sahrâsının şimâl tarafından Çerkes vatanına revâne oldular. Donanma-yı hümâyûn dahi Âsitâne-i sa‘âdet tarafına revâne olmağa lengerlerin deryâdan alacak mahalde Serdâr Hüseyin Paşa'dan bu hakîr me‘zûn olup Kırım Hânıyla diyâr-ı Kırım'a müteveccih olup donanma-yı İslâm mütevekkilen-ala'llâh deyüp bâdbânlar açup Azak deryâsına gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 262b ·
metinde göster ·
… vüz edüp yukarudan aşağı mu‘âmelesin edenleri ele alup her ne mertebede ise ana
haddin
bildirüp Ahfeş-i mü’ellifin keçisine bindirüp ol vaz‘-ı nâ-hemvâr ile mevsûf ol …
Ammâ beyne'l-halk gaddâr derlerdi kim paşa mağrûr u müdemmağ ve hod-bîn u hod-pesend ve gazûbdur deyü dahl [u] ta‘arruz ederlerdi. Gerçi dârât [u] azamet sâhibi olmağıla iki cânibine selâmı kalîl idi. Bu cihetden yine halk ta‘yîb edüp "Paşanın taht-ı nazarında kat‘â benî Âdem halk olunmamışdır. Bu selâma cümle el bağlayup duran ibâdullah cemâdât [u] haşerât makûlesi imiş. Eğer benî Âdem olsalar paşa dahi adam gibi selâm verirdi" deyü efvâh-ı nâsda dehhâl u ta‘ân âdemler bu gûne güft u gû ederlerdi. Ammâ Paşa-yı zî-şân halkın anladığı gibi değil idi. Halvethânesinde akrâniyle ve musâhib nedîmleriyle ve Seydî Ahmed Paşa ve Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve Deli Dilâver Paşa ile pâ-bürehne ve ser-bürehne olup gürzbâz ve matrakbâz ve şemşîrbâzlık edüp gûnâ-gûn silâhşorluklar ile niçe gûne lu‘bedebâzlıklar ve curcuna ve küşte-gîrlikler edüp libâsları ve pây-i tahtlarında olan halıçeler çâk çâk ve yüzleri pây-mâl-i hâk olup tenhâlarında bu gûne şûh-şengüllük ederlerdi. Ammâ dîvân-ı pâdişâhîde ırz-ı vüzerâyı edâ edüp herkese rîş-hand etmeyüp her âdemin isti‘dâdına göre ri‘âyet edüp hükm-i hükûmât mahallinde mahalle münâsib halka kâh rıfk ile ve kâh mudârâ ile kâh kec-nigâh etme ve atma ve dutma ve asma ve basma ve urmak ve kesme ta‘zîri evzâ‘ların etdükde sadâsın istimâ‘ eden mücrim âdemlerin zehresi çâk ve başlarına hâk olup bir da‘vâyı ol sâ‘at kat‘-ı alâka ve fasl-ı husûmet ederdi. Bir da‘vâyı aslâ süründürmezdi ve şâhid-i zor ile da‘vâ edeni sevindirmezdi ve da‘vâ-yı bâtılı kavl-i za‘îf ile hükm edüp mazlûmları yerindirmezdi. Zîra ilm u fazîletde deryâ-yı amîk idi. İlm-i ferâ’izde ve ilm-i fıkhda bin altmış aded mesâ’il-i şer’iyye ve Kudûrî ve Mültekâü'l-ebhûr hıfzında idi. Ve niçe ulûmlar dahi hâtır [u] yâddaşı idi. Ve akrân [u] emsâliyle dâ’ima hüsn-i zindegânî ederdi. Ammâ evâ’il-i hâllerinde biri fazîlet-i bâhire sâhibi olmak iddi‘âsında olsalar ve haddinden tecâvüz edüp yukarudan aşağı mu‘âmelesin edenleri ele alup her ne mertebede ise ana haddin bildirüp Ahfeş-i mü’ellifin keçisine bindirüp ol vaz‘-ı nâ-hemvâr ile mevsûf olan âdemi rüsvây-ı âm edüp mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 337b ·
metinde göster ·
Paşa gazab-âlûd olup eydir: "Bire sefîh oğlan, senin ne
haddin
var kim mîr-i mîrân [ü] vüzerâlara zebân-dırâzlık edersin" deyü eline hezârân d …
Paşa gazab-âlûd olup eydir: "Bire sefîh oğlan, senin ne haddin var kim mîr-i mîrân [ü] vüzerâlara zebân-dırâzlık edersin" deyü eline hezârân deyneği alup Osmân Ağa'yı döğe döğe girşend edüp "Kaldır şu sefîhi" deyüp Osmân Ağa'yı taşra çıkarup haps etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 31b ·
metinde göster ·
bildirmek idi. Çünki altmış altı pâre kal‘asın kabza-i tasarrufa alup kal‘a-i B …
"Murâdım Beç kralı olan Ferdinand Kral'a kendü haddin bildirmek idi. Çünki altmış altı pâre kal‘asın kabza-i tasarrufa alup kal‘a-i Beç'i bu kıyâfete koyup cemî‘i burc-ı müşeyyedelerin hâke berâber edüp harâb u yebâb etdik. Hikmet-i Bârî kılıç gibi kış geldi. Hemân şimdi tedârik oldur kim on iki bin yiğit ile ba‘zılar kırk bin yiğit ile Kâsım Voyvada'yı serdâr edüp Tuna'yı karşu geçirüp Tuna cisrin keselim, karşu cânibde anlar eli vilâyeti âteşe urup şikâr esîr almayup hemân küffârları cümle kılıçdan geçirüp karşu geçsinler" dedikde Kâsım Voyvada fermân-ı pâdişâhî ile kırk bin ve on iki bin yiğit karşu tarafa Tuna'yı geçüp küffârı kılıçdan geçirirken beri tarafda küffâr bu ahvâl-i diyergûnı görünce cümle küffâr Süleymân Hân'ın ardın almağı ferâğat edüp Kâsım Voyvada askerini kovmağa gidince hemân Süleymân Hân sene 936 mâh-ı Saferin on altıncı günü kal‘a-i Beç altında bârgâh-ı Süleymânî'yi bırağup, ammâ Ösek'deki büyük topu ve hazîneyi ve Sancağ-ı Resûlullâh'ı selâmete çıkarup mâh-ı mezbûrun yigirmi ikinci günü Cânkurtaran'a gelüp anda cân kurtarırlar, ba‘dehu yine Budin'e gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55b ·
metinde göster ·