… em ehliyle oynaşırken sarhoş olmaya ve bismillâhsız tarlaya tohum ekmeye, gâyet
hazer
lâzımdır.
"Vallâhi âlem-i fetâlığımızda âlem-i nâb tavakanıyla sermest ile leyle-i ıyd-i adhâda ehlimle lu‘bedebâzlık ederken bismillâhı demek hâtırıma gelmeyüp vücûduma bir lerzân olup yanımda tulum gibi bir yumuşak şey durup leş gibi kokardı. Biz dahi dibelik sermest olup bî-tâb u bî-mecâl kalup sabâhısı şikeste-hâtır olup salât-ı ıydı edâ edemeyüp işte anı bilirim ki, ol gece ehlim hâmile kalup kâmil on iki ayda bu ma‘sûm vücûda gelüp âteş gözlü ve kırmızı yüzlü ve burnunun orta direği olmayup bulûğiyyetden sonra işte böyle serencâma uğrayup bu çehreye mâlik oldu" deyü cevâb verüp Murâd Hân'a haber böyle vardıkta, Üsküdarî Mahmûd Efendi ve Hekîmbaşı kelimâtlarına, gulâmın pederi kelâmı mutâbık geldi. İmdi bundan anlanan oldur kim, bir âdem ehliyle oynaşırken sarhoş olmaya ve bismillâhsız tarlaya tohum ekmeye, gâyet hazer lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 217b ·
metinde göster ·
… n şeci‘ tüvânâ bahâdırlardır. Bunların şûr [u] şerrinden Çerkez ve Abaza dâ’imâ
hazer
üzre olduklarından Arıt kavmi bunlara aman verüp Arıt iskelelerine esir ve şem‘ …
Vilâyet-i Sadşe : Seydî Ahmed Paşa vilâyetidir. Şimâl cânibinde Çerkes kavmiyle meşâ oldukları ecilden lisân-ı Çerkes ve lisân-ı Abazaca fasîh bilirler idi. Bin şeci‘ tüvânâ bahâdırlardır. Bunların şûr [u] şerrinden Çerkez ve Abaza dâ’imâ hazer üzre olduklarından Arıt kavmi bunlara aman verüp Arıt iskelelerine esir ve şem‘-i asel ve zerdeva getirüp ticâret ederler. Ve Takaku Çerkezi dahi emân ile 257b gelüp gemilerde ticâret ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 257a–257b ·
metinde göster ·
Kal‘aya dâhil oldukda yigirmi pâre balyemez top atup şâdmânîler etdi. Alay ile Hân sarâyına girüp Âdem-i Âdemi-zâd yok bir tehî sarâydır. Meğer Hân hemşîresinin sûru, Bahr-i Hazer ya‘nî Gîlân deryâsı sâhilinde Bakü kal‘ası hânına hânın hemşîresin vermişler, anda gitmiş. Kethüdâsı bizi Revân Hânı'nın sarâyına kondurup me’kûlât [u] meşrûbâtımız dükeli verüp anda zevk [u] safâya meşgûl olup bizimle Tebrîz'den gelen kârbânları cümle bizim Hasan Beğ'e teslîm edüp ve Tebrîz Hânı'nın sâhib-i devlet efendimize verdiği cümle yüklü develeri ve Gürcî gulâmları ve çapar atları ve sâ’ir hedâyâları Tebrîz Hânı nâmesiyle Hasan Beğ'e teslîm edüp anlar Erzurûm'a mektûbumuzla revâne olup hakîr Revân'da yine kârbân cem‘ine mukayyed olup şehr-i Revân'ı alâ-kadri'l-imkân temâşâ ederken evvelâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 308a ·
metinde göster ·
Dîğer hikmet-i garîbe [vü] acîbe: Bi-kavl-i müverrihîn, Hazret-i Risâlet-penâh'ın vilâdet-i şerîfinden sekiz yüz seksen iki sene mukaddem İskender-i Kübrâ asrında bu Gazze kurbunda leb-i deryâda şehr-i Askalân'dan tâ vilâyet-i Kıbrıs'a varınca deryâ içre bir vâsi‘ yol var idi. Cemî‘i tüccârân-ı berr ü bihâr ol câdde-râh ile cezîre-i Kıbrıs'a gidüp gelirlerdi. Hattâ Mısır'ın Kabâbıtalar asrında binâ olunan divârlarının amûd-ı müntehâları bu şâh-râh ile câmûslar ve develer çeküp Mısır'a gelmişler. Ba‘dehû İskender asrında Hamâlı bir Yahûdî Mısır'ın Nîl-i mübârekin sihr ile Hamâ şehrine getürürken bir şişe içre Nîl suyun zemîne urup Tene buhayresi zâhir olup Kıbrıs yolunun nısfı gark oldu ve ol râhın nısfı mukaddemâ İskender Karadeniz'i kesüp Akdeniz'e mahlût etdirdiği asrda külliyet üzre şehr-i Askalân ve şehr-i Gazze'den Kıbrıs'a yol gark olup ilâ yevminâ hâzâ mellâhlar deryâ içre cezîre-i Kıbrıs'dan gelirken ol yolları deryâda görüp sığlarından hazer edüp gemilerin alarka geçirirler. (---)(---)(---)(---)49a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 48b–49a ·
metinde göster ·
… eyle urdu kim bir pâresinden Karadeniz zâhir oldu, bir pâresi zarbından bahr-i
Hazer
zâhir oldu ve bir pâresinden Tebrîz deryâsı âşikâre oldu ve bir pâresi zarbında …
Van eyâleti hükmünde Van deryâsı sâhilinde Taht-ı Van subaşılığına iki menzildir. Bitlis'e bir menzil-i dırâz-ı azîmdir. Tevârîh-i Şerefnâme kavli üzre bu medîne-i Muş Âzerbâycân-ı Ermen şehirlerinden bir şehr-i azîm idi. Âd ibn Şeddâd Van deryâsı zemîninde evc-i âsumâna beraber bir sedd-i âlî binâ edüp, hâşâ sümme hâşâ Cenâb-ı Rabbü'l-İzzet ile ceng etmeğe kasden ol seddi Şeddâd itmâm etdikde Cibrîl-i emîn emr-i İlâh ile ol seddin zîrinden kanât urup evc-i asmâna ol kadar çıkardı kim cümle bennâların feza‘ [u] ceza‘ların cemî‘i kerrûbiyân istimâ‘ edüp Allah'ın azabından isti‘âze ederlerdi. Ol binâyı Cibrîl-i emîn dörd pâre edüp rûy-ı zemîne eyle urdu kim bir pâresinden Karadeniz zâhir oldu, bir pâresi zarbından bahr-i Hazer zâhir oldu ve bir pâresinden Tebrîz deryâsı âşikâre oldu ve bir pâresi zarbından bu Van deryâsı zâhir olup gayri ammâllerin kamusu itleri ve ester ü üştürleriyle taş taşırlarken cümle taş olmuşlardır. Hâlâ cümle mahlûk-ı Hudâ Van deryâsı garbî sâhilinde Râhova nâm mahalde taş olan mahlûklar kimi berpâ durur kimi çöküp yüklenmiş durur, kimi münhedim olmuş durur temâşâ-yı ibret-nümâdır. Ba‘dehû Van deryâsının şimâlinde Adilcevâz kal‘ası kurbundaki Sübhân dağında hâlâ mahbûs durup kırk elli senede bir sadâsı istimâ‘ olunup yetmiş seksen senede bir kerre beş on gün Sübhân kayasından kuyruğu çıkan ejder-i heft-ser ol asırda rehâ bulup cemî‘i Nemrûdîleri tenâvül edüp bi-emr-i Hayy-ı Kadîr yine mezkûr ejder Sübhân dağındaki gârına girüp mahbûs olur. İnşâ’allah bu ejder dahi Van-ı sedd-i îmân seyâhatinde manzûrumuz olduğu minvâl üzre tahrîr olunur. Ba‘dehû yine Nemrûd-i la‘în kavmine Cenâb-ı Hayy-i Kadîr Muş sahrâsından bir fâre-i azîm hâsıl edüp cümle Nemrûdîleri tenâvül edüp şehr-i Muş ahâlîsin helâk etdüğüyçün şehr-i Mûş derler. Zirâ bu şehir kurbunda mûşun tulû‘ etdüğü gâr-ı azîm nümâyândır. Bu gâr içinde olan gûnâ-gûn fâre ve sıçan ve pündika ve mûş bir diyârda yokdur. Ammâ bi-emri Hudâ İskender Filikos'u tılsımı sebebiyle Muş sahrâsına aslâ sıçan olmaz. Ammâ kadîm zamânda mûş-ı kebîr sebebiyle mûş şehri derler. Sene (---) târîhinde Âl-i Osmân üzre Timur-ı bî-nûr hurûc etdikde bu şehr-i Muş'u ve kal‘asın harâb [u] yebâb ve halkın kebâb ü hânelerin turâb edüp hâlâ âsâr-ı azîmleri zâhir ü bâhirdir. Ancak bir kasaba-misâl bir ma‘mûr büleydedir kim Muş sahrâsında ağzında bir cebelin zeylindedir. Bu şehr-i harâbın seyr [u] temâşâ edüp ertesi cânib-i şimâle yine sahrâ-yı Muş içre (---) sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87a ·
metinde göster ·
… irîn ü şeyhu'l-kurrâ ve muvahhidîn Fâtiha sûresin tilâvet ederken on dörd yerde
hazer
ederler.
Ammâ sûre-i Mülk'de âyet-i şerîf ile sâbitdir kim Arapça nassı üzre İblîs-i pür-telbîsin yedi kat semâda ismi vardır kim sûre-i Fâtiha-i Seb‘u'l-mesânî-i Ümmü'l-kitâb'da Cenâb-ı Allah azametiyle kinâyeten ism-i Düllî'yi yâd eylemişdir kim cemî‘i müfessirîn ü şeyhu'l-kurrâ ve muvahhidîn Fâtiha sûresin tilâvet ederken on dörd yerde hazer ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 394a ·
metinde göster ·
etmişlerdir. Allahümme âfinâ ma‘nen tağayyür olup mahâric-i hurûf icrâ olunmasa …
Hakîr dahi ol risâle-i mu‘tebereden terkîm eyledik. Ammâ Keşşâf hazretleri ile şeyhu'l-kurrâlardan eş-Şeyh ibn Kesîr ve Ebû Amr ve Veş ve Bezzî ve Kalun ve Susî ve İbn Âmir ve Zekvân ve Kumbül ve Dürrî ve yetmiş aded rivâyât u dirâyât sâhibleri ve Hazret-i Kur’ân-ı Azîm'in ve Furkân-ı Mecîd'in kırâ’at sâhiblerinden Muhammed Cezerî ve İmâm Şâtıbî ve niçe bin mü’ellif ü musannifîn ilm-i tecvîd üzre sûre-i Fâtiha'yı tilâvet ederken lahn-ı hafî ve lahn-i celî etmeden ve on dörd aded zikr olunan mahallerde sûre-i Fâtiha içre şeytân esmâların lahn-ı celî ile icrâ etmeden gâyet hazer etmişlerdir. Allahümme âfinâ ma‘nen tağayyür olup mahâric-i hurûf icrâ olunmasa namâz fâsid olup kazâ lâzımdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 394b ·
metinde göster ·
… i bî-minnetde meks edüp yine ehl-i sefer namâzın ikişer rek‘at farz kılup ehl-i
hazer
değillerdir. Devletinizde şu Haleb kal‘asında birkaç gün huzûr etseler mahzûz o …
Tayyaroğlu Ahmed Paşa eydir: "Behey Murtazâ Paşa karındaşım, bizim bu bir alay âdemlerimiz yolumuza mâldan ve cândan ve başdan olup derd-i belâ-yı râh çekmişlerdir, harc-ı râha sıkılmışlardır ve niçe kerre sefer serencâmların görmüşlerdir. Hâlâ serlerin birer girde bâliş-i râhata komamışlardır. Fi'l-cümle her biri birer hâne-i bî-minnetde meks edüp yine ehl-i sefer namâzın ikişer rek‘at farz kılup ehl-i hazer değillerdir. Devletinizde şu Haleb kal‘asında birkaç gün huzûr etseler mahzûz oluruz. Felek-i kec-rev eğer vefk-i murâdımız üzre deverân ederse bir gün kalkar gideriz. Görelim, şu giden arzlardan ne haber zuhûr eder?" deyü hatm-i kelâm edüp Tayyaroğlu dahi Haleb içinden askerinin taşra çıkdığından hazz etmeyiyor. Sarı Ken‘ân Paşa dahi eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 73b ·
metinde göster ·
… yurmuşlardır, ya‘nî "Yâ Kırım halkı sizin nefsinizden olan küçük gözlü kavimden
hazer
edin, ya‘nî Kalmık kavminden pek korkun" deyü Kırım halkına kavm-i Sol‘ât derle …
Ammâ müverrihân-ı Arab ve kitâb-ı Füsûs sâhibi Hazret-i Muhyiddînü'l-Arabî bu cezîre-i Kırım'a ve vilâyet-i Kazak-ı âk'a bilâd-ı Sol‘ât derler. Ve Cıfr-ı Câmi‘de ve niçe kelâm-ı Alî'de Tataristân'a bilâd-ı Sol‘ât derler. Hattâ bir kitâb-ı cıfırda "Yâ bilâde's-Sol‘ât ahzir an sığârı'l-uyûn min nefsih[küm]" buyurmuşlardır, ya‘nî "Yâ Kırım halkı sizin nefsinizden olan küçük gözlü kavimden hazer edin, ya‘nî Kalmık kavminden pek korkun" deyü Kırım halkına kavm-i Sol‘ât derler. Ammâ çünki Tataristân'a bilâd-ı Sol‘ât dedikden sonra vilâyet-i Hind ü Sind ve Keşmir ve Gûlkend-i Dekend ve Çîn [ü] Mâçîn ve Hıtâ ve Hoten ve Fağfûr [ve] Özbek ve Belh u Buhârâ ve vilâyet-i Acem ve Horâsân ve vilâyet-i Kozak ve vilâyet-i Türkistân [ve] vilâyet-i Mâhân kavm-i Moğol ve kavm-i Boğol ve kavm-i Kaytak [ve] kavm-i Dağıstan ve kavm-i Noğay ve kavm-i Kalmah ve kavm-i Heşdek ve kavm-i Maskov ve kavm-i Leh ve kavm-i Lipka müslimi ve kavm-i Macar ve kavm-i Kırım cümle yetmiş yedi akvâm-ı gûnâ-gûn bunlar cümle Tatardır kim kavm-i Sol‘âtdır. Hattâ İsfaç kralının taht-ı hükûmetinde Maskov'un Heşdek Tatarı gibi İsfaç'ın dahi on iki kerre yüz bin göçer evli Tatarı var. Hattâ Âl-i Osmân ve cümle kavm-i Türkmân dahi kavm-i Tatar'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107a ·
metinde göster ·
Ammâ bu obur sehhârları ve sehereleri başka bir soydur. Anlardan
hazer
edüp kavm-i Çerkez değme âdeme kız verüp kız almaz. İşte bu diyâr-ı Çerkesde ge …
Ammâ bu obur sehhârları ve sehereleri başka bir soydur. Anlardan hazer edüp kavm-i Çerkez değme âdeme kız verüp kız almaz. İşte bu diyâr-ı Çerkesde gerçi tâ‘ûn yokdur, ammâ bu obur derdi hakkâ ki tâ‘ûn-ı ekberden eşeddir. Ekseriyyâ diyâr-ı Maskov'da ve Kazak'da ve Leh ve Çeh'de olağandır, ne‘ûzü billâh, ammâ Rûm'da kara koncoloz olması mukarrerdir ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 152a ·
metinde göster ·
… -Sol‘ât"dan murâd-ı rümûz "Yâ vilâyet-i Rey halkı ve yâ Sol‘ât Kırım halkı, siz
hazer
edin küçük gözlü âdemden ki kendi nefisleri kabîlesindendir, anlardan korkun" b …
Hattâ Cifr-i Câmi‘'de dahi bu Kalmık hakkında çok şey yazmışlar, ya‘nî "Yâ bilâde'r-Rey ve's-Sol‘ât"dan murâd-ı rümûz "Yâ vilâyet-i Rey halkı ve yâ Sol‘ât Kırım halkı, siz hazer edin küçük gözlü âdemden ki kendi nefisleri kabîlesindendir, anlardan korkun" buyurmuşlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175a ·
metinde göster ·
… âzımdır, zîrâ köğlerden tarafında deryâ kenârları sığ kumsal denizdir kim gâyet
hazer
lâzımdır, belki bir maraza(?) zâhir ola. Anıniçün iki demir üzre bu köyler önün …
Ve cânib-i erba‘ası alçak ovalı ve kenârları yufka ya‘nî sığ sulu yerlerdir ammâ yine a‘lâ demir dutar. Ve bu limanın karşu tarafında karye-i Kadha, karye-i Viçitroz köylerinin önleri yahşi demir dutar deryâdır. Mezkûr köyler karada deryâdan ikişer mîl alarkadır ve Selânik ol köylerden otuz mîl uzakdır. Ammâ ol köylerin önlerine varan gemiler iki taraflarına demir bırakmak lâzımdır, zîrâ köğlerden tarafında deryâ kenârları sığ kumsal denizdir kim gâyet hazer lâzımdır, belki bir maraza(?) zâhir ola. Anıniçün iki demir üzre bu köyler önünde yatmak ma‘kûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 225b ·
metinde göster ·
… an ada gibi gösterir ammâ karaya muttasıldır. Ol Kav Galo burnundan keştîbânlar
hazer
edeler. Ve bu Koron limanından Moton kal‘ası limanına varınca on sekiz mîl olup …
Ammâ mezkûr sudan Kav Galo ya‘nî Horos burnu nâm burun sudan beş mîl mikdârı deryâdan ada gibi gösterir ammâ karaya muttasıldır. Ol Kav Galo burnundan keştîbânlar hazer edeler. Ve bu Koron limanından Moton kal‘ası limanına varınca on sekiz mîl olup gün batısı üzre gidilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272a ·
metinde göster ·
… bizi güdüp giderler. Bilmem dahi yoldaşları var mıdır? Hele ol altı atlıdan pek
hazer
eylen. İlerideki seyishâneler sizin midir?"
"Vallâhi pek ihtirâz üzre olun. İşte bizim şu sol cânibimizdeki altı atlı bizi güdüp giderler. Bilmem dahi yoldaşları var mıdır? Hele ol altı atlıdan pek hazer eylen. İlerideki seyishâneler sizin midir?"
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y7a ·
metinde göster ·
… r. Bu sahrâ serâpâ hûn-ı sahâbe ile mülemmâ‘ olmuşdur. Tebevvül [ü] tegavvuzdan
hazer
Y 303b edüp âdâb üzre ziyâret etmek gerekdir, ve's-selâm. Zîrâ bu fezâya şühe …
Ve bu dîvârın bir ucu tâ cebel-i Uhud dâmeninde Hazret-i Hamza şehîd olduğu mahalle varır. Bir ucu yine Hazret-i Hamza âsitânesine karîb varır. Bu sahrâ serâpâ hûn-ı sahâbe ile mülemmâ‘ olmuşdur. Tebevvül [ü] tegavvuzdan hazer Y 303b edüp âdâb üzre ziyâret etmek gerekdir, ve's-selâm. Zîrâ bu fezâya şühedâ Tarlası derler. Niçe bin cân u baş oynamış tarladır. Mahsûlü du‘â hırmeninde derilir kim Hadîs:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y303a–Y303b ·
metinde göster ·
… ezkûreleri bu vech üzre icrâ edüp bunun hilâfı bir vaz‘ u hâlet irtikâb etmeden
hazer
edesin ve etdirmeyesin. İnşâallâhu ta‘âlâ meddü'd-dehr düstûrü'l-amel olmağıçün …
Ve sen ki vezîrim müşârun-ileyhsin zamân-ı hükûmetinde mevâdd-ı mezkûreleri bu vech üzre icrâ edüp bunun hilâfı bir vaz‘ u hâlet irtikâb etmeden hazer edesin ve etdirmeyesin. İnşâallâhu ta‘âlâ meddü'd-dehr düstûrü'l-amel olmağıçün bu hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûnumu mahrûse-i Mısır'ın kulle-i hizânesinde hıfz u ibkâ edesin ki her Tût evvelinde icmâller olundukda bu hatt-ı hümâyûn-ı ma‘dalet-makrûnum dahi ihrâc olunup im‘ân-ı nazar ile nazar olundukda sâdır olan tenbîhnâme-i hümâyûnuma mugâyir bir iş olunmuş ise def‘ u ref‘ olunup fermân-ı hümâyûnuma tevfîk oluna deyü fermân-ı şerîfim muktezâsınca fermân-ı kazâ-cihân-ı sultânî ve emr-i âlî-i vâcibü'l-ittibâ‘-ı hâkânî sâdır olmağile eyâlet-i Mısır'da Tût evvelinden âhirine dek bir senede dâhil-i hızâne tahsîl olan emvâlin ve rûznâme ve muhâsebe ve mukâta‘ât ve sâyir aklâm-ı müteferrika defâtirinde müfredâtile tafsîl-i nâtık olunduğu üzre eyâlet-i Mısır'da vâki‘ olan kurâların harâc arâzîsinde mâl-ı küşûfiyye-i kebîrden iskeleler iltizâmı mâlından ve sâyir mukâta‘âtdan vâki‘ olan emvâl-i müteferrikadan vezîr-i müşârun-ileyh hazretlerinin zamân-ı şerîflerinde tahsîl olan emvâlin îrâd u masârîfi tahrîr olunmağın hatt-ı hümâyûn-ı şerîfim ile ma‘yûr olup erbâb-ı aklâm-ı kalem ve Mısır'ın yedlerinde usûl-i defâtirin icmâlleri Âsitâne'ye vezîr-i müşârun-ileyh hazretleri irsâl buyurmağın tekrâr erbâb-ı kalemlerin tahsîl-i tashîh ve hutûmlarıyle mahtûm olup kulle-i hızâneye vaz‘ buyurulan aklâm-ı seb‘anın müceddeden tahrîr olunan defâtir-i müfredâta tatbîk olundukda Şarkıyye kalemine tâbi‘ olan kurânın harâc arâzîsinde[n] bin seksen dörd kîse-i Mısrıyye ile on iki bin üç yüz toksan dörd para, ve kalem-i Garbiyye'[ye] tâbi‘ olan kurâların harâc arâzîsinden bin elli yedi kîse ile yedi bin elli yedi para, ve kalem-i şehre tâbi‘ olan harâc kurânın arâzîlerinden üç yüz on altı kîse ile sekiz bin üç yüz otuz iki para, ve kalem-i rûznâmeye tâbi‘ olan kurâların harâc arâzîsinden yüz altmış yedi kîse ile tokuz bin beş yüz otuz bir para eder, ve kalem-i mukâta‘-i îrâd-ı gılâle tâbi‘ olan kurâların harâc arâzîlerinden yigirmi altı kîse ile on yedi bin yedi yüz yigirmi sekiz para eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y71a ·
metinde göster ·
… r rikâb bulup yerine koyup setr etdiler. Tâ bu mertebe harâmîleri çokdur, gâyet
hazer
gerekdir.
Yine böyle iken yarılmadık garar ve serîka olunmadık hurc ve yarılmadık hemyân kalmaz. Bu Ezlem'de gâyet ihtirâz lâzımdır. Hattâ bizim evvelki senemizde emîr-i hac at üzre hükm [ü] hükûmât ederken atından rikâbın çaldılar. Nevâtîr nâm menzilde yine huddâmları havflerinden ol serîka olan üzengiye Y 207a mu‘âdil bir rikâb bulup yerine koyup setr etdiler. Tâ bu mertebe harâmîleri çokdur, gâyet hazer gerekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y206b–Y207a ·
metinde göster ·