… ler taŋrınıŋ yalawaçını kerekmez kim nikah ḳılsa siz anıŋ cüftlerini anda kiḍin
hemişe
yaʿni ulaşu ol erür taŋrı üskinde uluġ
53 ey anlar kim bittiler kirmeŋ yalawaç ėwiŋe meger destur bėrilse sizke taʿam tapa baḳıġlılarda aḍın anıŋ vaḳtiŋe ançası bar ḳaçan ündense siz kiriŋler yime ḳaçan yėse siz tarı[lı]ŋlar oḳımaḳ yoḳ sizke hiç hadis bütünlükin ol emgetür erdi yalavaçnı uwtanur erdi sizdin taŋrı ḳodmas yıġmaz çın sözdin ḳaçan tilese siz olardın tonlardın tileŋ olardın hicab arḳasında ol arıġraḳ köŋlüŋizke olar köŋülleriŋe kerekmez sizke emgetse sizler taŋrınıŋ yalawaçını kerekmez kim nikah ḳılsa siz anıŋ cüftlerini anda kiḍin hemişe yaʿni ulaşu ol erür taŋrı üskinde uluġ
34 bütünlükin keldi sizke yusuf aşnu belgülüglerdin
hemişe
sizler şek içinde andın kim keldürdi sizke anıŋ birle ançaḳa tegi ḳaçan ölse ay …
34 bütünlükin keldi sizke yusuf aşnu belgülüglerdin hemişe sizler şek içinde andın kim keldürdi sizke anıŋ birle ançaḳa tegi ḳaçan ölse aydıŋız: ıḍmaz taŋrı anda kiḍin yalavaç. mundaġuḳ ḳışrur taŋrı ol kimerseni kim ol haddin keçti şek tutġan
/ ulaşu eger toḳuşsaŋız yari bėrgey-miz sizke taŋrı tanuḳluḳ bėrür olar yalġanç …
11 baḳmaz mu sen anlarḳa kim iki yüzlüglük ḳıldılar ayurlar ḳadaşlarıŋa anlar kim tandılar bitig boḍnındın eger çıḳarılsaŋız çıḳġaymiz oḳ siziŋ birle boyun sumaġay-miz siziŋ içiŋizde kimerseke hemişe / ulaşu eger toḳuşsaŋız yari bėrgey-miz sizke taŋrı tanuḳluḳ bėrür olar yalġançılar turur
… anı uştmahlarḳa kim aḳar anıŋ tirekleri astında arıḳlar cavidaneler anıŋ içinde
hemişe
ol uluġ ḳurtulmaḳ
9 ol kün tėrer sizni cemʿ küninde ol taġabün küni kim tapsa taŋrıḳa ḳılsa eḍgülük örter andın yawuzlarını kigrür anı uştmahlarḳa kim aḳar anıŋ tirekleri astında arıḳlar cavidaneler anıŋ içinde hemişe ol uluġ ḳurtulmaḳ
devlet hâ’inlerinin kelleleri rikâb-ı hümâyûnumda bu gûne galtân ola" deyü cüml …
Hâzâ zulm-i sarîh: Abdullah Paşa "Fermân-ı şerîf mûcebince cümle bunları katl ederim" deyince hemân cümle guzât-ı Müslimîn bir uğurdan paşa üzre hücûm edüp "Bir alay mâldan ve rızıkdan ve ırzdan ayrılmış garîbü'd-diyâr, bî-dâr mahlûk-ı Hudâ'yı kırdırmazız. Der-i devlete götürürüz. Ümmîddir kim her biri birer takrîb ile halâs ola" deyü serdâra ricâ etdiler. Âhir-i kâr serdâr niçe a‘yânın ricâların kabûl edüp ba‘zı âdemleri bostânlar içre pinhân etdiler. Niçesin bu Bostâncıbaşı Cisri altında sazlık ve kamışlık içine saklatdılar. Niçesin tebdîl-i kıyâfet edüp halâs eylediler. Niçesin sipâh esbâbıyla at üzre bindirüp Üsküdar'a getirüp halâs etdiler ve altı aded âdemi serdârdan birer takrîb ile 101b bu abd-i hakîr Evliyâ-yı pür-taksîr ricâ edüp altısın dahi âzâd etdim. Ammâ Daşnık Mirza Beğ ve Hanîfe Halîfe içün ricâ geçmeyûp cisir kenarında kırk altı âdemleriyle ale't-tertîb dizüp Daşnık Mirza [ve] Halîfe kelime-i şehâdeti getirüp {Hanîfe Halîfe} eydür: "İlâhî! Bu husûsda Melek Ahmed Paşa mecbûr u mağlûb u bî-günâhdır. Ammâ ey Pâdişâh-ı Kahhâr beni Kahr ismine mazhar etmişsin. Takdîrinde ezelü'l-âzâlde alnıma kilk-i kazânı böyle tahrîr etmişsin. Umarım sen pâdişâh-ı Kahhâr'dan kim benim katlime sebeb olanları ân karîbu'z-zamân benim gibi katl edesin" deyü Bismillah deyüp kelime-i şehâdetle kıbleye müteveccih olup "Al imdi emânetin efendim" dedikde Aşçı Alî nâm bir şakî dal-uryân kılıç olup el kaldırım derken hemân Hanîfe Halîfe ayak üzre kalkup Aşçı Alî'ye bir depme niçe urdu ise asla tahallüf etmeyüp Aşçı Alî'nin cânı çıkdı. Derhâl serdârımızın silâhdârı bir esfehü's-süfehâ at üzre dururken Hanîfî Halîfe'ye bir tîğ ile darb etdi kim eli bağlı âdem zemine yüzü üzre düşüp cemî‘i asker azharun mine'ş-şems gördüler kim yüzi üzre düşmüşken kendi kendiye kıbleye müteveccih olup arkası üzre yatdı. Cümle asker el-azametullah deyüp niçe zî-akl âdem kaçan kaçanın oldu. Andan Daşnık Mirza'yı kesdiler. Aslâ fakîr dünya kelâmın söylemeyüp kırk altı pelîdi dahi birer birer şehâdet kelimesi etdirerek kelleleri kesilüp cesedleri cisr başına defn olunup cümle kelleler ile Üsküdar'a, andan İslâmbol'a Bâğçe kapusundan alay-ı azîm ile cümle 814 aded kelleler ârâyiş-i nîze olup dîvân-ı âlîde sa‘âdetlü Sultân Muhammed Hân Gâzî'nin huzûrundan güzer edüp "Hemişe devlet hâ’inlerinin kelleleri rikâb-ı hümâyûnumda bu gûne galtân ola" deyü cümle kelleleri yire urup andan Bâb-ı hümâyûn önünde bırağup cümle kelleler top-ı çevgân gibi âyende vü revendenin pâylerinde pâymâl-i rimâl olurdu. Hikmet-i Hudâ ol gice Bâb-ı hümâyûn önünde Hanîfi Halîfe ve Daşnık İmirza'nın ser-i sa‘âdetleri üzre üç kerre nûr nâzil olduğun sulehâ-yı ümmetden niçe kimesneler gördüğü müsbetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 101a–101b ·
metinde göster ·
… e olan Bursa ve İslâmbol ve Edirne ilâ mâşâallah beliyyât-ı dehrden mahfûz olup
hemişe
ma‘mûr u âbâdân ola. Ezîn-cânib,
Budin ve Belgrad ve Edirne gibi dâr-ı gâziyân sevâd-ı mu‘azzamlarımız elde iken inşaallah Ganim târîhinde Kızılelma ve Pâris ve Kurtuba ve Lonçat ve Beç ve Prag ve Donkarkız ve Danimarka ve Felemenk'e varınca feth olup bu seksen yedi bin mil cezîrei dünyâda millet-i nasârâdan bir kefere kalmayup cümle ümmet-i Muhammed ile bu arsa-i âlem mâl-â-mâl ola" deyü Muhyiddinü'l-Arabî işâret buyurmuşlardır. Cümle nasârâ Yeni dünyâ bulunup onda gidüp nasârânın dâr-ı bevârları ola deyü ehl-i rümûzu âgâh etmişlerdir. Hemân Cenâb-ı İzzet dest-i Âl-i Osmân'da olan büldân u kılâ‘larımızı imâr edüp cüyûş-ı muvahhidîn ile pür olup şa‘şa‘a-i Muhammedî ziyâd-ber-ziyâd olup inkırâzu'd-deverân devlet-i Âl-i Osmân mü’ebbed olup bilâd-ı selâse olan Bursa ve İslâmbol ve Edirne ilâ mâşâallah beliyyât-ı dehrden mahfûz olup hemişe ma‘mûr u âbâdân ola. Ezîn-cânib,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 149a ·
metinde göster ·
ḳazanuŋ başına buŋlar gelsün ṭayısı aruzı dāyim aŋa ṭursun biz ḳazana düşmenüz …
ki yaġmada bile olmaduḳ didi hemişe ḳazanuŋ başına buŋlar gelsün ṭayısı aruzı dāyim aŋa ṭursun biz ḳazana düşmenüz bellü bilsün didi ḳılbaş burada ṣoylamış görelüm ḫanum ne ṣoylamış aydur