/u ... b‘ .... y . r ..., anta . [ya]na ... ı/i .... s m -de tuġın .. tılıg .... …
ı/i ... o/uḳ/ḳo/u ... b‘ .... y . r ..., anta . [ya]na ... ı/i .... s m -de tuġın .. tılıg ....s ḳabışıp m ... in bir otuzḳa ben .. o/u . k'r .... -miş ö/ür . [ü]ç o[tuz]ḳa anta sançdım yarış aġulıg ara yit? başınt<a> ara?
… cak hünkâr bâğçesi üstâdı vardır. Bostâncı neferleriyle kal‘a dağların ve sâ’ir
koru
ormanların korudup hıfz [u] hırâset edüp hükûmet eder.
Bir hâkimi dahi hâkim-i şer‘-i mübîn üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Ve cümle (---) aded nâhiye kurâlarıdır. Bu nevâhîlerden kadıya senevî ber-vech-i adâlet altı kîse-i Rûmî hâsıl olur. Cümle ahâlîsi şer‘-i şerîfe mutî‘ [u] münkâd âdemlerdir. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve ulemâ ve sulehâ ve a‘yân [u] eşrâfı dahi vardır. Sipâh [u] kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir nâ’ibi ve muhtesibi ve kapan emîni ve buhayre emîni var. Ammâ kal‘ası şehrin cânib-i 345a cenûbunda evc-i semâya ser çekmiş şekl-i murabba‘ bir seng-binâ bir küçük kal‘a-i bâlâ ve köhne-binâ-yı ulyâ olmağıla içinde âsâr-ı binâdan bir imâret olmamağıla dizdârı ve kal‘a neferâtı yokdur. Ancak hünkâr bâğçesi üstâdı vardır. Bostâncı neferleriyle kal‘a dağların ve sâ’ir koru ormanların korudup hıfz [u] hırâset edüp hükûmet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 344b–345a ·
metinde göster ·
… deryâda Varna şehri ve Balçık iskelesi mâbeyninde bir vâsi‘ öz içre bir hıyâbân
koru
kenarında evc-i âsumâna ser çekmiş şekl-i müsebba‘ bir kârgîr kulle-i âlîdir ki …
Der-sitâyiş-i tekye-i Akyazılı Sultân : Leb-i deryâda Varna şehri ve Balçık iskelesi mâbeyninde bir vâsi‘ öz içre bir hıyâbân koru kenarında evc-i âsumâna ser çekmiş şekl-i müsebba‘ bir kârgîr kulle-i âlîdir kim gûyâ İslâmbol'da Galata Kullesi'dir. Ammâ kurşum örtülü sivri külâhı eflâke ser çeküp zirve-i a‘lâsındaki alemi ebr-i kebûd içre şâ‘şâ‘a urur. Ammâ kubbe sivri külâhı cümle ahşâbâtdandır. Aslâ kârgîr kubbe değildir. 123b Hikmet-i mühendisân-ı kâr-ı mi‘mârân ile bir kubbe-i ser-âmeddir kim kubbe-i sernigûnun içi münakkaş levha tavandır. Garâbet andadır kim eyle kubbe-i azîmin içinde aslâ sütûn yokdur. Hemân bir vâsi‘ fezâ üzre bir nakş-ı bukalemun tavandır. Tâ vasatında üç yüz kandilli bir çerâğdân-ı sakîl maslûbdur. Ol dahi bir bâr-ı âhendir. Her şeb ol kanâdilleri dervîşân çerâğân edüp kubbe nûr iken nûrun alâ nûr olup her âşıkân-ı sâdıkân işgâl-ı ma‘rifete meşgûl olup cân sohbeti ederler. Cümle seyyâhân-ı berr ü bihâr bu âsitânenin sütûnsuz sâbite olduğuna engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân olurlar. Tâ bu mertebe vâsi‘ meydân üzre mestûr kubbedir kim kapudan ocağa varınca meydân-ı fukarâ yüz ayakdır. Serâpâ beyâz mermer-i hâm ile mefrûş bir meydândır. Ortada bir şâzirvân-ı revân olmadadır. Cümle uşşâkân andan def‘-i atşân ederler. Ve bu âsitâne ortasında niçe yüz aded âdem kaddi sarı pirinçden her bir pâdişâhın birer yâdigâr çerâğdânları vardır. Her şeb çerâğları gelen kurbânların yağından yakup şeb-i muzlimleri leyle-i isrâ olup gûyâ rûz-ı rûşen olur. Hakîr bu kubbe tavanının ber-karâr olmasına hayrân kalup âhir tekyenişîn Arslan Dede izniyle kubbenin tavanı üstüne çıkup temâşâ etdim. El-azametullah üstâd-ı neccârân bu kubbe içre tâ alemden rûy-ı tavana gelince bir amûd-ı haşeb-i dırâz vaz‘ edüp niçe yüz bin haşebleri ana kadamış kim gûyâ bir ağaç ormanı olmuş. Âdemin aklı ihâta etmeyüp dîde pür-nem hîrelendiği san‘at-ı hezâr-ahsendir kim "Şenîden ki bûd mânend dîde" makûlesidir. Ve bu meydânın cânib-i erba‘ası demir pencerelerdir kim etrâfında olan bâğçe-i gülistâna nâzırdır. Ve her revzenlerin mâbeyninde kat-ender-kat dervîşân dollâbları vardır. Ve bu meydânın dâ’iren-mâdâr etrâfında nezerâtdan gelen kurbân postları döşelidir. Her bir postda birer sâhib-nazar ârif-i billah âşık-ı şey'illah ilm [ü] amele ve her biri birer kâra meşgûllerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 123a–123b ·
metinde göster ·
… bâğ u bâğçesi de vâfirdir. Bu karye-i ma‘mûr Filibe sahrâsında bir dırahtistân
koru
içinde vâki‘ olmuşdur. Andan yine taraf-ı cenûba,
Karye-i Köseli: Sâfî müselmânlardır. Hacı Süleymân nâmında bir sâhibü'l-hayrın câmi‘i ve tekyesi ve şeyhi vardır. Ve bâğ u bâğçesi de vâfirdir. Bu karye-i ma‘mûr Filibe sahrâsında bir dırahtistân koru içinde vâki‘ olmuşdur. Andan yine taraf-ı cenûba,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 133b ·
metinde göster ·
… sayd [u] şikâr olacak hıyâbân [u] ormanların hıfz [u] hırâset eder. Mütekellim
koru
ağalığı serbest hâkimdir. On üçüncü zâbiti şehir içre ayak nâ’ibidir kim cümle …
Onbirinci hâkimi taraf-ı pâdişâhîden harâccı develerinin çayır, alefzâr [u] çemenzârların ve sayd [u] şikâr olacak hıyâbân [u] ormanların hıfz [u] hırâset eder. Mütekellim koru ağalığı serbest hâkimdir. On üçüncü zâbiti şehir içre ayak nâ’ibidir kim cümle sûk-ı sultânîde terâzû dutup bey‘ [u] şirâ edenlere hâkimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 134a ·
metinde göster ·
… e ziyâret-i Monla Efendi ve dahi Monla câmi‘i kurbunda Emîr Dede Sultân ve dahi
Koru
bâğlarında Hazret-i Ahmed Bîcân ibn Yazıcı Envâru'l-âşıkîn kitâbı sâhibi Ahmed …
Ve ziyâret-i Monla Efendi ve dahi Monla câmi‘i kurbunda Emîr Dede Sultân ve dahi Koru bâğlarında Hazret-i Ahmed Bîcân ibn Yazıcı Envâru'l-âşıkîn kitâbı sâhibi Ahmed Bîcân'dır kim Gelibolu'da Muhammediyye kitâbı mü’ellifi Yazıcıoğlu Mehemmed Efendi'nin birâder-i cân-beraberidir. Hattâ Envâru'l-âşıkîn'i bu Sofya'nın Koru bâğlarındaki savma‘asında te’lîf etdüğü muhakkakdır. Be-kavl-i ulemâ-yı Sofya, Ahmed Bîcân, birâderi Mehemmed Efendi'yle mübâhase-i ilimde imtizâc edemeyüp seyâhat ile bu Sofya'ya gelüp bu cây-ı dilküşâdan hazz edüp âhirete intikâl etdükde halîfeleri savma‘asında defn ederler. "Gelibolu'da 146a birâderi Mehemmed Efendi anda medfûndur" derler ammâ ol makâm-ı bî-cândır, bu Sofya'daki kabr-i pür-cân-ı Ahmed Bîcân'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 145b–146a ·
metinde göster ·
Ve ziyâret-i Monla Efendi ve dahi Monla câmi‘i kurbunda Emîr Dede Sultân ve dahi Koru bâğlarında Hazret-i Ahmed Bîcân ibn Yazıcı Envâru'l-âşıkîn kitâbı sâhibi Ahmed Bîcân'dır kim Gelibolu'da Muhammediyye kitâbı mü’ellifi Yazıcıoğlu Mehemmed Efendi'nin birâder-i cân-beraberidir. Hattâ Envâru'l-âşıkîn'i bu Sofya'nın Koru bâğlarındaki savma‘asında te’lîf etdüğü muhakkakdır. Be-kavl-i ulemâ-yı Sofya, Ahmed Bîcân, birâderi Mehemmed Efendi'yle mübâhase-i ilimde imtizâc edemeyüp seyâhat ile bu Sofya'ya gelüp bu cây-ı dilküşâdan hazz edüp âhirete intikâl etdükde halîfeleri savma‘asında defn ederler. "Gelibolu'da 146a birâderi Mehemmed Efendi anda medfûndur" derler ammâ ol makâm-ı bî-cândır, bu Sofya'daki kabr-i pür-cân-ı Ahmed Bîcân'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 145b–146a ·
metinde göster ·
Menzil-i karye-i Papaslı: Filibe nâhiyesinde mu‘âf u müsellem
koru
mustahfızları Bulgar köyüdür. Üç yüz kiremitli hâne ve bir câmi‘ ve yedi dükkân …
Menzil-i karye-i Papaslı: Filibe nâhiyesinde mu‘âf u müsellem koru mustahfızları Bulgar köyüdür. Üç yüz kiremitli hâne ve bir câmi‘ ve yedi dükkân ve bir azîm hân, Gürcî Mehemmed Paşa'nındır, ammâ acâ’îb hayrât-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 147b ·
metinde göster ·
… karye-i Sarıkadı: Üsküdar mevleviyyeti nâhiyesinde bir hıyâbân-ı Acem-misâl bir
koru
içinde bir kûhî zemîn-i mesîregâhda bâğ u bâğçeli ve iki yüz aded hâneli bir ma …
Menzil-i karye-i Sarıkadı: Üsküdar mevleviyyeti nâhiyesinde bir hıyâbân-ı Acem-misâl bir koru içinde bir kûhî zemîn-i mesîregâhda bâğ u bâğçeli ve iki yüz aded hâneli bir ma‘mûr bir câmi‘li ve bir mekteb ve bir tekyeli ve bir hânlı ve bir hammâmlı dükkânsız bir ma‘mûr ve mahsûllü kurâdır kim kiraz mevsiminde cümle İslâmbol halkı niçe bin arabalar ile bunda gelüp hayme vü hargâhları ile meks edüp zevk u safâlar edüp niçe bin züvvârlar evlere ve tekye-i Sarı Gâzî Sultân âsitânesine konup kisb-i tarâvet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 191b ·
metinde göster ·
… r kim şehr-i Sofya'ya sâfî havâle bir tell-i bâlâdır. Ol kûh-ı bâlânın zeylinde
Koru
Bâğları nâm bir hıyâbân-ı Acem-misâl dıraht-ı kiraz vişne ile zeyn olup şükûfes …
Ammâ sene 1062 târîhinde Melek Ahmed Paşa efendimiz ile Rûmeli eyâletine mutasarrıf olduğumuzda nefs-i Sofya-i sâfiye şehri ahâlîsinden yüz otuz yaşında Mahmûd Paşa câmi‘i imâmı Koca İmâm ve Leysîzâde Çelebi ve Koca Ya‘kûb Çavuş ve Koca Mü’ezzin Mahmûd Çelebi'ler ile şeb [ü] rûz ihtilât edüp mu‘tâdımız üzre cümle ehl-i kubûru ziyâret ederken şehr-i Sofya-i sâfiyenin cenûbu tarafına cebel-i Vitoş nâmıyla şöhre-i şehir olmuş bir kûh-ı bâlâdır kim şehr-i Sofya'ya sâfî havâle bir tell-i bâlâdır. Ol kûh-ı bâlânın zeylinde Koru Bâğları nâm bir hıyâbân-ı Acem-misâl dıraht-ı kiraz vişne ile zeyn olup şükûfesinin râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olur. Ol İremezâtü'l-imâd misilli merâmı teferrüc ederken Koca İmâm-ı hümâm el açup bir kabr üzre du‘â ve senâ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 96b ·
metinde göster ·
… fukarâ hücreleri var. Bu köy ve bu câmi‘ bir sık ormanlı ve dıraht-ı müntehâlı
koru
içinde vâkı‘ olmuş köydür. Ve bu köye karîb nümâyân Kuneş(?) nâm köyde,
Menzil-i karye-i Köseli: Müslümanlardır ve bir latîf câmi‘i, Hacı Süleymân nâm bir sâhibü'l-hayrât binâ edüp hâlâ elli bin altun vakfı vardır. Ve câmi‘in haremi etrâfında tekyegâh-ı Halvetî var kim kırk elli aded fukarâ hücreleri var. Bu köy ve bu câmi‘ bir sık ormanlı ve dıraht-ı müntehâlı koru içinde vâkı‘ olmuş köydür. Ve bu köye karîb nümâyân Kuneş(?) nâm köyde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 40b ·
metinde göster ·
… iki bin aded şehbâz gâzîlerle koyup bu kal‘anın şimâl cânibindeki seyrek ağaçlı
koru
içinden ale'l-gafle şehir içine girüp tarfetü'l-ayn içre kal‘a keferelerine bir …
Bir ulu şehirdir kim Nemse çâsârının anası hükmündedir. Cümle esîr ve mâl-ı firâvânlarımız dağlar içre iki bin aded şehbâz gâzîlerle koyup bu kal‘anın şimâl cânibindeki seyrek ağaçlı koru içinden ale'l-gafle şehir içine girüp tarfetü'l-ayn içre kal‘a keferelerine bir kılıç urup çârsû-yı bâzârında ve kenîselerinde ve dâr-ı menhûshânelerinde ol kadar mâl-ı bî-kıyâs bulunup ve ol kadar pençe-i âfitâb ve mahbûb u kamertâb duhter-i gılmânlar alındı kim dâmenlerine aslâ hâr ilişmemiş ve yüzleri açılmamış bir gül-i nâ-şüküftelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 4a ·
metinde göster ·
… e Sultân: Bu azîz-i merkûm bir bayır üzre bir cinîn-misâl hıyâbân-ı dırahtistân
koru
içinde bir kurşumsuz tula kârgîr binâ kubbe-i ra‘nâ içinde Ece Sultân medfûndur …
Menzil-i karye-i Ece Sultân: Bu azîz-i merkûm bir bayır üzre bir cinîn-misâl hıyâbân-ı dırahtistân koru içinde bir kurşumsuz tula kârgîr binâ kubbe-i ra‘nâ içinde Ece Sultân medfûndur kim hasîbü'n-nesîb sâdât-ı kirâmdandır. Türbe-i pür-envârında aslâ fukarâları yokdur. Bu karyede Abdülkerîm Çelebi'de mihmân olup ertesi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 205a ·
metinde göster ·
… ısrağ u tay ve hergeleleri bunda kışlayup gezer. Emîr-âhûr-ı sultânî tarafından
koru
ağaları zabt edüp bir ağacını kesenleri teczîm ederler.
Koru-yı pâdişâhî: Bir azîm ormanistân çengelistân balkanistândır kim Âl-i Osmân'ın kırk bin re’s atları ve kısrağ u tay ve hergeleleri bunda kışlayup gezer. Emîr-âhûr-ı sultânî tarafından koru ağaları zabt edüp bir ağacını kesenleri teczîm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 207a ·
metinde göster ·
varoş: Bu Belgrad şehrinin bu Osum nehri karşusunda cenûb tarafında su aşırı bi …
Der-vasf-ı imâret-i Koru varoş: Bu Belgrad şehrinin bu Osum nehri karşusunda cenûb tarafında su aşırı bir varoş-ı müzeyyen vardır. İsmine Koru varoş derler. Cümle iki yüz aded evli bâğ u bâğçeli ve cümle kiremitli vâsi‘ evlerdir. Ekseriyyâ Rûmlar ve Arnavud kefereleri sâkinlerdir. Bu varoşun ensesindeki dağa Koru dağ dediklerinde bu kasaba anın ismiyle müsemmâ olup Koru varoş derler. Bir azîm kûh-ı serbülenddir kim dıraht-ı müntehâ-yı azîmler ile müzeyyen olup nehr-i Osum üzre olan cisrin ta‘mîr [ü] termîmine dırahtlarının kerastelerin sarf ederler. Her kim bu dağdan bir çubuk kesse hâkim tecrîm edüp hakkından gelirler. Ve şehirde bir âdem kan edüp bu Koru dağa firâr edüp dahl düşse hâkim elinden halâs olup artık hâkim ana vaz‘-ı yed edemez, ammâ ol kâtil şehre dahi gelemez. Gelse ol ân katl ederler. El-hâsıl halâs olursa celâ-yı vatan eyler. (---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 359b ·
metinde göster ·
… m nehri karşusunda cenûb tarafında su aşırı bir varoş-ı müzeyyen vardır. İsmine
Koru
varoş derler. Cümle iki yüz aded evli bâğ u bâğçeli ve cümle kiremitli vâsi‘ ev …
Der-vasf-ı imâret-i Koru varoş: Bu Belgrad şehrinin bu Osum nehri karşusunda cenûb tarafında su aşırı bir varoş-ı müzeyyen vardır. İsmine Koru varoş derler. Cümle iki yüz aded evli bâğ u bâğçeli ve cümle kiremitli vâsi‘ evlerdir. Ekseriyyâ Rûmlar ve Arnavud kefereleri sâkinlerdir. Bu varoşun ensesindeki dağa Koru dağ dediklerinde bu kasaba anın ismiyle müsemmâ olup Koru varoş derler. Bir azîm kûh-ı serbülenddir kim dıraht-ı müntehâ-yı azîmler ile müzeyyen olup nehr-i Osum üzre olan cisrin ta‘mîr [ü] termîmine dırahtlarının kerastelerin sarf ederler. Her kim bu dağdan bir çubuk kesse hâkim tecrîm edüp hakkından gelirler. Ve şehirde bir âdem kan edüp bu Koru dağa firâr edüp dahl düşse hâkim elinden halâs olup artık hâkim ana vaz‘-ı yed edemez, ammâ ol kâtil şehre dahi gelemez. Gelse ol ân katl ederler. El-hâsıl halâs olursa celâ-yı vatan eyler. (---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 359b ·
metinde göster ·
… Ekseriyyâ Rûmlar ve Arnavud kefereleri sâkinlerdir. Bu varoşun ensesindeki dağa
Koru
dağ dediklerinde bu kasaba anın ismiyle müsemmâ olup Koru varoş derler. Bir azî …
Der-vasf-ı imâret-i Koru varoş: Bu Belgrad şehrinin bu Osum nehri karşusunda cenûb tarafında su aşırı bir varoş-ı müzeyyen vardır. İsmine Koru varoş derler. Cümle iki yüz aded evli bâğ u bâğçeli ve cümle kiremitli vâsi‘ evlerdir. Ekseriyyâ Rûmlar ve Arnavud kefereleri sâkinlerdir. Bu varoşun ensesindeki dağa Koru dağ dediklerinde bu kasaba anın ismiyle müsemmâ olup Koru varoş derler. Bir azîm kûh-ı serbülenddir kim dıraht-ı müntehâ-yı azîmler ile müzeyyen olup nehr-i Osum üzre olan cisrin ta‘mîr [ü] termîmine dırahtlarının kerastelerin sarf ederler. Her kim bu dağdan bir çubuk kesse hâkim tecrîm edüp hakkından gelirler. Ve şehirde bir âdem kan edüp bu Koru dağa firâr edüp dahl düşse hâkim elinden halâs olup artık hâkim ana vaz‘-ı yed edemez, ammâ ol kâtil şehre dahi gelemez. Gelse ol ân katl ederler. El-hâsıl halâs olursa celâ-yı vatan eyler. (---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 359b ·
metinde göster ·
… oşun ensesindeki dağa Koru dağ dediklerinde bu kasaba anın ismiyle müsemmâ olup
Koru
varoş derler. Bir azîm kûh-ı serbülenddir kim dıraht-ı müntehâ-yı azîmler ile m …
Der-vasf-ı imâret-i Koru varoş: Bu Belgrad şehrinin bu Osum nehri karşusunda cenûb tarafında su aşırı bir varoş-ı müzeyyen vardır. İsmine Koru varoş derler. Cümle iki yüz aded evli bâğ u bâğçeli ve cümle kiremitli vâsi‘ evlerdir. Ekseriyyâ Rûmlar ve Arnavud kefereleri sâkinlerdir. Bu varoşun ensesindeki dağa Koru dağ dediklerinde bu kasaba anın ismiyle müsemmâ olup Koru varoş derler. Bir azîm kûh-ı serbülenddir kim dıraht-ı müntehâ-yı azîmler ile müzeyyen olup nehr-i Osum üzre olan cisrin ta‘mîr [ü] termîmine dırahtlarının kerastelerin sarf ederler. Her kim bu dağdan bir çubuk kesse hâkim tecrîm edüp hakkından gelirler. Ve şehirde bir âdem kan edüp bu Koru dağa firâr edüp dahl düşse hâkim elinden halâs olup artık hâkim ana vaz‘-ı yed edemez, ammâ ol kâtil şehre dahi gelemez. Gelse ol ân katl ederler. El-hâsıl halâs olursa celâ-yı vatan eyler. (---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 359b ·
metinde göster ·
… buk kesse hâkim tecrîm edüp hakkından gelirler. Ve şehirde bir âdem kan edüp bu
Koru
dağa firâr edüp dahl düşse hâkim elinden halâs olup artık hâkim ana vaz‘-ı yed …
Der-vasf-ı imâret-i Koru varoş: Bu Belgrad şehrinin bu Osum nehri karşusunda cenûb tarafında su aşırı bir varoş-ı müzeyyen vardır. İsmine Koru varoş derler. Cümle iki yüz aded evli bâğ u bâğçeli ve cümle kiremitli vâsi‘ evlerdir. Ekseriyyâ Rûmlar ve Arnavud kefereleri sâkinlerdir. Bu varoşun ensesindeki dağa Koru dağ dediklerinde bu kasaba anın ismiyle müsemmâ olup Koru varoş derler. Bir azîm kûh-ı serbülenddir kim dıraht-ı müntehâ-yı azîmler ile müzeyyen olup nehr-i Osum üzre olan cisrin ta‘mîr [ü] termîmine dırahtlarının kerastelerin sarf ederler. Her kim bu dağdan bir çubuk kesse hâkim tecrîm edüp hakkından gelirler. Ve şehirde bir âdem kan edüp bu Koru dağa firâr edüp dahl düşse hâkim elinden halâs olup artık hâkim ana vaz‘-ı yed edemez, ammâ ol kâtil şehre dahi gelemez. Gelse ol ân katl ederler. El-hâsıl halâs olursa celâ-yı vatan eyler. (---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 359b ·
metinde göster ·
… rsû meydânı dırahtları ve Tomor dağı yiğitlerin sayd [u] şikârgâhlarıdır. Ve bu
Koru
dağ mesîregâhı bir çemenzâr-ı lâle‘ızâr ve hıyâbân-ı Acem'dir kim gûyâ Konya'nı …
Der-mesîregâh-ı erbâb-ı merâm: Bu şehr-i Belgrad etrâflarında cümle yetmiş yedi yerde teferrücgâh [u] mesîregâh yerler vardır. Evvelâ yu[ka]ru kal‘ada mesîregâh-ı Çekebeni kayalarının maksûreleri, aşağı Debbâğhâne soffaları, Yeniçârsû meydânı dırahtları ve Tomor dağı yiğitlerin sayd [u] şikârgâhlarıdır. Ve bu Koru dağ mesîregâhı bir çemenzâr-ı lâle‘ızâr ve hıyâbân-ı Acem'dir kim gûyâ Konya'nın Merâm'ı ve Malatiyye şehrinin Aspuzu'sudur. Niçe yerlerinden uyûn-ı câriye-i âb-ı hayâtları revân olup her dıraht-ı azîm sâyelerindeki soffa ve mastabalarda yüzer âdem sığar dikkelerdir. Hattâ şehrin aşkıyâca ve maryolca olan levendât makûlesi cânları bu dağın koyahında fısk [u] fücûr edüp bir hafta ayş [u] ışret ederler. El-hâsıl acâ’ib tarbgâh ışretgâh yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 359b ·
metinde göster ·
… ı ile ma‘mûrdur. Lâkin şehir içre cereyân eden nehr-i Osum tuğyân üzre gelse bu
Koru
varoşun evlerin ve karşu tarafda Belgrad'ın su kenârında olan mesîregâh debbâğ …
Ammâ bu Kuru varoşda hân ve hammâm ve çârsû-yı bâzâr yokdur. Ancak iki aded kefere deyrleri vardır. Hemân Belgrad şehrinin su aşırı bir mahallesidir. Ve evleri cümle su kenârlarında balık dalyanları ile ma‘mûrdur. Lâkin şehir içre cereyân eden nehr-i Osum tuğyân üzre gelse bu Koru varoşun evlerin ve karşu tarafda Belgrad'ın su kenârında olan mesîregâh debbâğ dükkânların ve niçe evlerin şâhnişîn ve maksûre ve kahvehâneler ve derzî dükkânların su gark eder, zîrâ şehr-i Belgrad'ın gâyet ma‘mûr hânedânlarının revzenleri cümle suya nâzır olup ba‘zı zamân imâretlerin su basup geçer ammâ zarar etmez, zîrâ metânet üzre mebnî binâ-yı azîmlerdir. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 359b ·
metinde göster ·
varoşa ubûr edecek tokuz göz ağaç kantara-i azîmdir, ammâ bu cisrin cümle pâyel …
Der-binâ-yı cüsûr-ı memerr-i nâs-ı acâ’ibât: Evvelâ şehr-i Belgrad'ın aşağıca Kazgancılar çârsûsu başında nehr-i Osum üzre karşu Koru varoşa ubûr edecek tokuz göz ağaç kantara-i azîmdir, ammâ bu cisrin cümle pâyeleri su içinde kârgîr binâ ibret-nümâ taşlardır. Lâkin üstleri mezkûr Koru dağdan kesme iri meşe ve pelid ağacı direkleri döşelidir. Bir acâ’ib ve garâ’ib pül-i âsâr-ı acîbe ve garîbedir kim gûyâ Hersek vilâyetinde Foça şehrinde nehr-i Dirin üzre Sultân Süleymân'ın bir göz ağaç cisridir, ammâ bu Belgrad cisri tokuz gözdür. Hudâ hıfz eyleye, âmîn. Bu cisr-i azîmin altından cereyân eden nehr-i Osum Belgrad şehrinin karşu tarafındaki sahrâdan cereyân edüp niçe bin pirinç tarlası ve niçe bin müşebbek bostânları var. Ekseriyyâ bu şehr-i Belgrad halkı bu sudan isti‘mâl ederler. Gâyet latîf ve nazîf âb-ı hayâtdır. Ve gâyet lezîz pirinci hâsıl olup cümle Arnavudistân'a gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 359b ·
metinde göster ·
… cümle pâyeleri su içinde kârgîr binâ ibret-nümâ taşlardır. Lâkin üstleri mezkûr
Koru
dağdan kesme iri meşe ve pelid ağacı direkleri döşelidir. Bir acâ’ib ve garâ’ib …
Der-binâ-yı cüsûr-ı memerr-i nâs-ı acâ’ibât: Evvelâ şehr-i Belgrad'ın aşağıca Kazgancılar çârsûsu başında nehr-i Osum üzre karşu Koru varoşa ubûr edecek tokuz göz ağaç kantara-i azîmdir, ammâ bu cisrin cümle pâyeleri su içinde kârgîr binâ ibret-nümâ taşlardır. Lâkin üstleri mezkûr Koru dağdan kesme iri meşe ve pelid ağacı direkleri döşelidir. Bir acâ’ib ve garâ’ib pül-i âsâr-ı acîbe ve garîbedir kim gûyâ Hersek vilâyetinde Foça şehrinde nehr-i Dirin üzre Sultân Süleymân'ın bir göz ağaç cisridir, ammâ bu Belgrad cisri tokuz gözdür. Hudâ hıfz eyleye, âmîn. Bu cisr-i azîmin altından cereyân eden nehr-i Osum Belgrad şehrinin karşu tarafındaki sahrâdan cereyân edüp niçe bin pirinç tarlası ve niçe bin müşebbek bostânları var. Ekseriyyâ bu şehr-i Belgrad halkı bu sudan isti‘mâl ederler. Gâyet latîf ve nazîf âb-ı hayâtdır. Ve gâyet lezîz pirinci hâsıl olup cümle Arnavudistân'a gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 359b ·
metinde göster ·
… bir yavuz canavardur hep bir yirde dirüp-dururam gel gidelüm semüzin al aruġın
ḳo
didi aldı delü ḳarçarı bir pürelü yire getürdi delü ḳarçarı yalınçaḳ eyledi aġı …
ol bir yavuz canavardur hep bir yirde dirüp-dururam gel gidelüm semüzin al aruġın ḳo didi aldı delü ḳarçarı bir pürelü yire getürdi delü ḳarçarı yalınçaḳ eyledi aġıla ḳoydı püreler