İşte Galata şehrinin bu gûne esnâfâtları vardır. Bu keyfiyetlere mübtelâ olup
müflis
mendebûr olanları Yağkapanıkapusunun iç yüzündeki zindâna koyup ıslâh-ı vücûd e …
İşte Galata şehrinin bu gûne esnâfâtları vardır. Bu keyfiyetlere mübtelâ olup müflis mendebûr olanları Yağkapanıkapusunun iç yüzündeki zindâna koyup ıslâh-ı vücûd eder. Ammâ âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbeleri meşhûrdur. Ve bay u gedâya ni‘metleri mebzûldür. Ve cümle yâr anda âlüfte dervîşân-meşreb halkı vardır. Vakt-i şitâda oda sohbetleri memdûhdur. Ve a‘yân [u] kibâr re’îsleri seferden gelüp filika ve firkateleri ile cümle yârânların alup Boğazhisâr'da bâğ fasıllarına gidüp cân sohbeti etmeleri meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130a ·
metinde göster ·
[ü] mendebûr oturur. Ayn-ı bâtınla gördü kim her kim hakkına râzı olup bey‘ [ü] …
Esnâf-ı muhtesib ağa: Hâkim-i kadîmdir, ağa bir, neferâtları üç yüzdür, anlara kul oğlanı derler, gûyâ cellâdlardır. Bu muhtesibin pîri Behlül Dânâ'dır, mukaddemâ olmamışdır. Hilâfeti terk edüp muhtesiblik kabûl edüp bir gün kol dolaşup görse kim her kim bey‘ [ü] şirâsında hîlekârdır, dükkânında iki ellerin böğrüne koyup ağzın poyraza açup müflis [ü] mendebûr oturur. Ayn-ı bâtınla gördü kim her kim hakkına râzı olup bey‘ [ü] şirâsında dürüstdür, dükkânında mâlının hisâbın bilmeyüp müşterîden akçe almağa dermânı olmaz. Hemân bu ahvâle vâkıf olup atından enüp yine vîrânistâna yüz dutup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 177b ·
metinde göster ·
… -i mecâzî ile âlûde olan cânlar ifnâ-yı vücûd edüp fakr [u] fâkadan kurtulmayup
müflis
[u] mendebûr olup beyne'l-halk mezmûm-ı âlem olup mezemmet-i iflâsdan halâs olm …
buyurmuşlardır. Ey imdi bu keyfiyyet-i mecâzî ile âlûde olan cânlar ifnâ-yı vücûd edüp fakr [u] fâkadan kurtulmayup müflis [u] mendebûr olup beyne'l-halk mezmûm-ı âlem olup mezemmet-i iflâsdan halâs olmayup pâdişâh-ı vakt ise de âkıbeti hayr olmaz. Eş‘âr-ı netîce-i merâm:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 214b ·
metinde göster ·
… sâf-ı aşîret-i Aşağılı : Beğinin ismi (---), İki bin mikdârı âdeme mâliklerdir.
Müflis
ve hırsız kavmdir kim cümle Abaza bunların şerrinden korkarlar. Zîrâ gâyet bahâ …
Evsâf-ı aşîret-i Aşağılı : Beğinin ismi (---), İki bin mikdârı âdeme mâliklerdir. Müflis ve hırsız kavmdir kim cümle Abaza bunların şerrinden korkarlar. Zîrâ gâyet bahâdır ve şecî‘ kavmderler. Bunda dahi bir vîrân kal‘a vardır. İskelesine Aşkalı derler. Kefe ve Kerş ve Taman gemileri çok gelir, ammâ vakt-i şitâda yatamazlar, açık yerdir. Ammâ dağları mahsûldârdır. Andan yine garba bir konak gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 258a ·
metinde göster ·
… ı ve yetmiş aded tevâbi‘i kal‘aları feth edüp azîmet-i kal‘a-i Tiflis ve kavm-i
müflis
üzre serdâr-ı mu‘azzam azîmet etdüğün mezkûr Dâvûd Hân istimâ‘ edüp kırk bin as …
Müverrihân-ı İrân-zemîn olan Şerefnâme sâhibi nakli üzre bu kal‘a ibtidâ İskender-i Zülkarneyn'in hazînedârı Betlis 319a binâsıdır. Hatta Van eyâletinde Betlis kal‘ası dahi anın binâsıdır. Hulâsa-i kelâm bu kal‘a üzre niçe yüz kerre niçe yüz bin yâğîler ve bâğîler gelüp muhâsara edüp mülûkden mûlüke vakf bir kârhâne-i Tiflis'dir. Âhir bu kal‘a Gürcîstân hâkimlerinden Dâvûd Hân hükmünde iken mezkûr hân Âl-i Osmân havfinden şâh-ı bed-fi‘âlden tâc-ı bî-revâc giyüp hânlık pâyesiyle mülkine melîk olmuşdu. Niçe eyyâm mülkiyyet üzre Enüşirvân-misâl adâlet edüp ma‘mûr [u] âbâdân etmişken âhir sene 986 târîhinde Sultân Murâd-ı Sâlis asrında Lala Kara Ferhâd Paşa diyâr-ı Gürcîstân üzre yer götürmez asâkir-i bî-pâyân ile kal‘a-i Çıldır'ı ve yetmiş aded tevâbi‘i kal‘aları feth edüp azîmet-i kal‘a-i Tiflis ve kavm-i müflis üzre serdâr-ı mu‘azzam azîmet etdüğün mezkûr Dâvûd Hân istimâ‘ edüp kırk bin asker Tiflis kal‘asına müstahfızân koyup cenge âmâde olup kal‘a-i Tiflis'i gereği gibi metânet üzre âmâde idi. Beri tarafdan asker-i deryâ-misâl kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek kal‘a-i Şûrân sahrâsına gelüp meks-i hıyâm edüp ibtidâ hâkim-i Tiflis'e bir nâme ile resûl gönderüp ibtidâ dîne da‘vet edüp ba‘dehû kal‘ayı pâdişâha teslîm ve ba‘dehû kal‘a hâricinde harâc-güzâr re‘âyâ olasın ve illâ dîn-i mübîn uğruna kılıçdan geçüp cümle ehl [u] ıyâliniz esîr ü pâ-beste ve dil-haste olması mukarrerdir. Kânûn-ı Hazret-i Risâlet üzre nâme varınca kırâ‘at olunup mefhûmu ma‘lûm olunca cümle kefere ve fecere ve cümle Kızılbâş-ı evbâş [u] nâ-tırâş bir yere cem‘ olup müşâvere eder. Netîce-i kelâmları ol olur kim "Osmânlı bildiğinden kalmasın" deyü elçiyi kovup kal‘a-bend olmağı irtikâb ederler. Ammâ yine akıbet-endîş olanlar meşveret edüp asker-i İslâm'ın muhâsarasına tâkat getiremeyeceklerin bilüp bir gice cümlesi firâr ve terk-i diyâr edüp kal‘a hâlî üzre bırağırlar. Bu ahvâl-i meserret-hâl serdâr-ı mu‘azzamın mesmû‘ları olup asâkir-i İslâm ile kal‘adan çıkan küffârın akîblerine düşüp kal‘a-i Tiflis kurbunda nehr-i Kür'den ubûr edüp bir gün bir gice ılgar ile kal‘a-i Zekim altında kal‘a-i Tiflis hânına irüp bir sa‘b u metîn ve sengistân ve çengelistân içre bir becene-i azîm içine kal‘adan götürdükleri girân-bahâ metâ‘ları ve cümle ehl [u] ıyâlleriyle mütehassın olmuşlar. Bi-inâyetillahi Te‘alâ guzât-ı müslimîn mûr-i bî-hisâb mâra üşer gibi Gürcî ve kızılbaşın cânib-i erba‘asından hücûm edüp bir hayli ceng-i azîm olur. İçerden küffâr amân deyüp aslâ amân vermeyüp kırk bin mikdârı bed-re’y Gürcî ve kızılbaşın başların tırâş edüp bî-baş vücûdların hâke salup asâkir-i İslâm ol kadar mâl-ı ganâ’imle muğtenîm olurlar kim en ednâsı bir kalkan dolusu altuna mâlik olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 318b–319a ·
metinde göster ·
… ur. Bu temâşâgâh-ı Tuna üzre sekiz ay durup ba‘zı emînler fâ’ide eder. Niçeleri
müflis
olur, baht-ı müsâ‘id olmağa lâzım bir devletdir. Zîrâ Tuna kenarında olan kırk …
Ammâ bu morinanın pereme kadar müteferrikası nâdir olur. Zîrâ anlar Tuna sedd-i İslâmı önünde Tuna Demirkapusu ve Tahtalı nâm girdâbların fırtınalarından ubûr etmeğe korkarlar kim niçesinin temevvüc-i Tuna'dan beli kırılup kenarda düşerler. Ol ecilden Demirkapu'dan aşağı müteferrika geçmeyüp geçen dahi çıkmayup mâbeynde hâsıl olan müteferrika balıklar bu Silisre önünde elbette sayd olunur. Bu temâşâgâh-ı Tuna üzre sekiz ay durup ba‘zı emînler fâ’ide eder. Niçeleri müflis olur, baht-ı müsâ‘id olmağa lâzım bir devletdir. Zîrâ Tuna kenarında olan kırk elli pâre kılâ‘ kulları ve Kili ve Akkirmân ve Özi'nin beş pâre kal‘a neferâtları cümle bu Tuna emîninden vazîfe-i mu‘ayyenelerin almalıdır. Meksûr olursa haps eder ve erzâkından alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 121a ·
metinde göster ·
… eğillerdir. Hâlâ ki bu gûyendeler niçe hânedânları berbâd edüp sâhib-i hâneleri
müflis
mendebûr edüp kendülere hüddâm etmişlerdir. Bir alay arabalar ile göçer evli fâ …
Hâkim-i şer‘ ü hâkim-i örf men‘ etmeğe kâdir değillerdir. Zîrâ men‘ine cümle ahâlî-i vilâyet râzî değillerdir. Hâlâ ki bu gûyendeler niçe hânedânları berbâd edüp sâhib-i hâneleri müflis mendebûr edüp kendülere hüddâm etmişlerdir. Bir alay arabalar ile göçer evli fâhişe-i cihân-ârâlardır. Ne‘ûzü billah bir gûne mekr-i şeytândır. Hulâsa-i kelâm ol fâhişe gûyendeler Karasu şehrine kadem basdıklarından ol kadar ma‘mûr şehir değildir. Allah ıslâh eyleye, âmîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 129b ·
metinde göster ·
… leri tuladır, lâkin Sibin kal‘asından büyükdür, ammâ içinde âdem azdır ve gâyet
müflis
ve fakîr kefereleri vardır.
Kal‘ası bir sahrâda bir cânibi batak ve çatak ve şatakda şekl-i murabba‘ yalın kat alçak dîvârlı bir kal‘a-i azîmdir. Ba‘zı dîvârları taş ve niçe yerleri tuladır, lâkin Sibin kal‘asından büyükdür, ammâ içinde âdem azdır ve gâyet müflis ve fakîr kefereleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 30b ·
metinde göster ·
Ve cânib-i erba‘asında yetmiş aded kavm-i düşmanları sayf [u] şitâda âmâde olup Budin'e nigerândadırlar. Hattâ diyâr-ı Alaman'da ve kal‘a-i Beç'de ve kal‘a-i Prak'da ve şehr-i Kallevine'de olan kâfirlerin zamân-ı kadîmde dedeleri elinde Budin içre evleri olup hâlâ ol evler dest-i İslâmda iken kefere zamânında ol evlerin sâhibleri olanların evlâdlarından bir kefere müflis olsa, "Budin'de benim evim vardır" deyü evinin hüccet temessükâtını rehin verüp kırk elli bin guruş karz alır ve "Benim Budim'de evim var, milk emlâk sâhibiyim ve Budin'de benim bâğım yâhûd bir dükkânım vardır" deyü murâd edindiği gorofun ve irşeğin ve şagların kızlarından murâd edindiği kızı alır ve tereddüd etmeyüp fülûs-i ahmer[e] muhtâc ve ac u zâc kefere ise de "Budin'deki milki yine bunundur" deyü ol kâfire kız verirler, bu muhakkak seyr [ü] temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82b ·
metinde göster ·
her bâr kemendler ile küffâr çaşıtları kal‘adan endirüp ağızlarına kamışlar alu …
Meğer kim küffâr-ı iblîs-i telbîs bî-dîn-i müflis her bâr kemendler ile küffâr çaşıtları kal‘adan endirüp ağızlarına kamışlar alup kendi vücûdların su içre saklayup kamışlar ile nefes alarak Litre nehriyle gidüp Komaran'dan haber getirüp yine kal‘aya girir imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 117b ·
metinde göster ·
… dilberân cem‘iyyeti İslâmbol'da Oğlan Şeyhi tekyesinde olmazdır. Niçe züğürd ve
müflis
mendebûr âşıklar göz cizircikiyle, ya‘nî göz zinâsıyla geçinüp künc-i mihnethân …
Der-medh-i sıfat-ı mahbûbe [vü] mahbûbân: Hevâsının letâfetinden gılmân [u] nisvân-ı bintânları gâyet hüsn-i cemâlde ve lütf-ı i‘tidâlde olup kelimâtları cümle mevzûn ve dişleri gûyâ dürr-i meknûn müstesnâ cüvân [u] bintânları olur kim geysû-yı müşk-bârların sarkıtdıklarında uşşâkânların gönüllerin kendülerine cân ü dil ile akıdırlar. Ve duhter-i pâkîze-ahterleri var kim hakkâk desti değmemiş bir dürr-i yektâlardır. Ve dâmenlerine hâr ilişmemiş birer mehtâbelerdir. Ve cümle Çerkes ve Abaza ve Gürcî ve Leh vilâyetlerinden gelme pençe-i âfitâb mehtâb gulâmları sîm-beden ve nâzük ter ü tâze kulak şahmesi gibi yumuşak ve nerm ü râm ve nâzük-endâm gulâm-ı mehpâreleri olur kim mahbûb-dost gulâmpâre bürâderlerimiz bu mâhpâreleri gördüklerinde pâre pâre olurlar. Hattâ Kavâflar bâzârı yanında her sabâh esîr bâzârı durur, bunda olan dilberân cem‘iyyeti İslâmbol'da Oğlan Şeyhi tekyesinde olmazdır. Niçe züğürd ve müflis mendebûr âşıklar göz cizircikiyle, ya‘nî göz zinâsıyla geçinüp künc-i mihnethânesine âh-ı dâğ-ı derûn çekerek gider. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141b ·
metinde göster ·
ve mendebûr olduklarında Ten nehri firkatelerine süvâr olup nehr-i Ten'in karşu …
Ammâ bu tâ’ife müflis ve mendebûr olduklarında Ten nehri firkatelerine süvâr olup nehr-i Ten'in karşu tarafında horosları istimâ‘ olunan Maskov'un Kazakları kal‘aların urup bu kadar mâl-ı ganâ’im ve esîrler alup yâ baht ve yâ taht olup yine Azağ'a gelüp cemî‘i ganâ’imleri fürûht edüp geçinirler. Ve her üç ayda bir Âl-i Osmân'dan vazîfe-i mu‘ayyenelerin alup bu derbend-i calender-i bî-amânı beklerler. Anıniçün bu kadar bin âdemlere hâkimler ruhsatlar vermişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 185b ·
metinde göster ·
mendebûr olacak altı yüz kîse Azak'da borç edinmiş bir ankâ vezîr-i mükerremdir …
"Züğürd değildir, ammâ dünyâda âhiretde müflis mendebûr olacak altı yüz kîse Azak'da borç edinmiş bir ankâ vezîr-i mükerremdir kim Azak'da balık pilav, balık yahni, balık çorba ve balık yemek ve balık geymek ve balığı vâkı‘asında görmek ve Azak'da ekmeği görmemek ile dörd yıl geçinmiş bir ankâ-yı müflisdir" dediğimde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 203b ·
metinde göster ·
… sâ bed-du‘âsıyla Mısır iklîminde duramayup iklîm be-iklîm târumâr olup ac u zâc
müflis
mendebûr-ı bî-vatan olup dağlarda sâkin olup şehirden şehre hırsîzlıcak edüp si …
Bu diyâra ve gayri memâlik-i mahrûselere bu kavim Mısır'da Fir‘avn Hazret-i Mûsâ ile ceng-i azîm edüp Bahr-i Kulzüm ki Mısır'da Süveyş deryâsıdır, bu bahr-i mâlihin yine sahrâsı tarafında sâhil-i Bahr-i Kulzüm'de Kolundur boğazı nâm mühlik girdâbında Fir‘avn elli kerre yüz bin leşkeri ve sehhâr ve sehereleri ve keheneleri ve âlât-ı sihirleriyle cümle gark olup ol cengde hâzır olmayup gâ’ib olan kavm-i Fir‘avn Hazret-i Mûsâ bed-du‘âsıyla Mısır iklîminde duramayup iklîm be-iklîm târumâr olup ac u zâc müflis mendebûr-ı bî-vatan olup dağlarda sâkin olup şehirden şehre hırsîzlıcak edüp sigidüp 209b gezmededirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 209a–209b ·
metinde göster ·
ve bî-hâsıl olmağın bunda atlarımız ve kendilerimiz açlıkdan hâllerimiz mükedde …
Bu iç Manya halkı derbeder ve müflis ve bî-hâsıl olmağın bunda atlarımız ve kendilerimiz açlıkdan hâllerimiz mükedder olup bir ayak evvel Taşra Manya'ya çıkmağa cidd [ü] ihtimâm edüp cemî‘i keferelerinin harâcların suhûletle tahrîr edüp andan yine cânib-i şarka (---) sâ‘at sarp yollar ile bizim Âl-i Osmân kal‘alarından,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 336b ·
metinde göster ·
Ammâ bu Aya Mavra yol uğrağı yer olmamak ile halkının garîb ü gurebâları sâ’ir diyâr halkıyla hüsn-i ihtilâtları yokdur, ammâ gâyet bahâdır ve şecî‘ ve yarar dilâver erlerdir kim bunlar Frengistân'ın gözlerine diken olmuşlardır. Bunların dahi lisânları Urûmca çalup fasîh ü belîğ Rûm lisânı ve Freng zebânı tekellüm ederler. Lâkin hevâsı sakîldir. Cezîre yerdir, her bâr gâzîleri firkatelere süvâr olup Dib Frengistân'ı urup mâl-ı ganâ’imleriyle mansûr u muzaffer Aya Mavra'ya gelüp gazâ mâlların bahş-i kalenderî edüp tâ müflis mendebûr olunca ayş [u] ışret edüp yine sefere giderler. Kâr [u] kisbleri budur ammâ gâyet musallî yiğitleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 343b ·
metinde göster ·
mendebûr ve gılâlleri anbârlarında bûr olur. Ve tuzları sulanup erir ve cî‘ân-ı …
Hakîkatü'l-hâl Ayasuluk kavmi müflis mendebûr ve gılâlleri anbârlarında bûr olur. Ve tuzları sulanup erir ve cî‘ân-ı cuğaymân fakr [u] fâkada insânları vardır. Ammâ yine bu şehir içre âsûde olan kibâr-ı evliyâullâhın rûhâniyyetleri sebebiyle aşağı varoşda yüz mikdârı toprak örtülü evleri ve yigirmi aded dükkânı ve bir mescidi ve bir kesîf küçük hammâmı ve bir hânı var. Ve çârsû meydânı ortasında bir azîm çınâr-ı müntehâ sâyesinde bir âb-ı hayât kuyusu var, Temmûz'da buz pâresidir. Ve câ-be-câ hânelerinde bâğçecikleri vardır. Ammâ çârsûdan alarka kal‘a altına karîb eski şehirde bâkî kalmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y68a ·
metinde göster ·
çıkarır, dilerse mestûr çıkarırlar. Defterdâr ile yan yana makâmı vardır. Rûznâ …
Ve dîvân-ı Mısır'da bir hâkim dahi büyük rûznâmecidir. Mısır'ın rükn-i a‘zamıdır. Gökde uçan, yerde gezen, deryâda yüzen cümle bu rûznâmecinin der-defterindedir. Hîn-i azilde dilerse paşayı müflis çıkarır, dilerse mestûr çıkarırlar. Defterdâr ile yan yana makâmı vardır. Rûznâmce-i kebîrin alt yanında küçük rûznâmeci; ba‘zı aklâm ve anbâr-ı Yûsuf bunun der-defterindedir. Büyük rûznâmecinin dîdebânı olmak içün Mısır vezîrleri kendü taraflarından kitâbete müsta‘id bir necîb ü reşîd âdemin küçük rûznâmeci eder. Ammâ gâyet ehil âdem gerekdir, zîrâ hîn-i azilde küçük rûznâmeci paşanın âb-ı rûyidir. Ve rûznâmecinin cânib-i erba‘asında elli aded halîfeler rûznâmeci defteri dutarlar. Her biri bir vilâyet defterine me’mûrdur. Cümlesi yerli yerinde otururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y62a ·
metinde göster ·
… ra dahi cüz’î pîşkeşler verdiler. Zîrâ Mısır halkı Kethudâ İbrâhîm Paşa asrında
müflis
olduklarından Nîl kesimi etmediler.
Ammâ paşaya Nîl kesimi hâliyeleri dahi ziyâde gelir, anları kavânîn-i teşrîfât-ı Y 156b Mısır'da inşâallâh tahrîr olunur. Ammâ Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa asrında Mısır'ın gâyet tenezzülde olduğu mahal idi. Nîl kesimi olmayup yine hâliyetü'l-hâliye ta‘bîr etdükleri hedâyâları verdiler, ammâ şey’-i kalîl hedâyâlar geldi. Ve paşa kethudâsı ve sâ’ir ağavâtlara dahi cüz’î pîşkeşler verdiler. Zîrâ Mısır halkı Kethudâ İbrâhîm Paşa asrında müflis olduklarından Nîl kesimi etmediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y156a–Y156b ·
metinde göster ·
… ibü's-seyr ibret-nümâ bir cemiyyet-i uzmâdır. Ba‘zı keşşâf ve ümenâ vü mültezim
müflis
olduysa paşa tarafından buyurdı-yı şerîf ile ihzâra gelen ağadan müflis kâşif f …
Ve kâşiflerin azli günleri Kıbtî senesi başıdır kim ol gün elbette Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin ibtidâsından infidâdına on beş gün on beş gece bir hây hûy mevlûdü'n-nebî olur. Bu dahi vâcibü's-seyr ibret-nümâ bir cemiyyet-i uzmâdır. Ba‘zı keşşâf ve ümenâ vü mültezim müflis olduysa paşa tarafından buyurdı-yı şerîf ile ihzâra gelen ağadan müflis kâşif firâr edüp Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin âsitânesine dahil düşüp pâdişâh varsa almazlar, zor-bâzû ile çıkarayım diyenin eli kurur ve anda olan ulemâ ve meşâyihîn fukarâlar kanlı ve hırsızı ve müflisi vermezler. Ammâ hâkime itâ‘at edüp mestûr olan kâşifler dîvân-ı pâdişâhîye gelüp muhâsebesi görülüp zimmetinde olan mâl-ı pâdişâhîyi edâ edüp hil‘at-ı pâdişâhî ile melbûs olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y158a ·
metinde göster ·
… ültezim müflis olduysa paşa tarafından buyurdı-yı şerîf ile ihzâra gelen ağadan
müflis
kâşif firâr edüp Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin âsitânesine dahil düşüp pâdişâh var …
Ve kâşiflerin azli günleri Kıbtî senesi başıdır kim ol gün elbette Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin ibtidâsından infidâdına on beş gün on beş gece bir hây hûy mevlûdü'n-nebî olur. Bu dahi vâcibü's-seyr ibret-nümâ bir cemiyyet-i uzmâdır. Ba‘zı keşşâf ve ümenâ vü mültezim müflis olduysa paşa tarafından buyurdı-yı şerîf ile ihzâra gelen ağadan müflis kâşif firâr edüp Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin âsitânesine dahil düşüp pâdişâh varsa almazlar, zor-bâzû ile çıkarayım diyenin eli kurur ve anda olan ulemâ ve meşâyihîn fukarâlar kanlı ve hırsızı ve müflisi vermezler. Ammâ hâkime itâ‘at edüp mestûr olan kâşifler dîvân-ı pâdişâhîye gelüp muhâsebesi görülüp zimmetinde olan mâl-ı pâdişâhîyi edâ edüp hil‘at-ı pâdişâhî ile melbûs olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y158a ·
metinde göster ·
ise arıkhânede mahbûs olup işkence ve keserât ve nakşibendeler eder. Ve dîvân-ı …
Ve kimi müflis ise arıkhânede mahbûs olup işkence ve keserât ve nakşibendeler eder. Ve dîvân-ı Gavrî'de makaraya çeküp Allâhümme âfinâ kollarından berdâr edüp fîl siki ile cellâdlar bu uryân Y 158b kâşife ol kadar sik çekerler kim Allâhümme âfinâ yeyen bilür. Ba‘zı ehl-i edeb âdem hicâbından helâk olur, ba‘zısı halâs olur, mâl [u] mâ-melekin mezâd-ı sultânîde satup kâşifi bir bûriyâ üzre bî-riyâ koyup mâl-ı pâdişâhî[yi] galk(?) ederler. Eğer vezîr-i Mısır merhamet ederse yine sene-i âtiye içün hil‘at geydirüp mansıbın mukarrer edüp mesrûr [u] şâd olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y158a–Y158b ·
metinde göster ·
… beledlerine giderler. Beled sâhibi köyünün nehb [ü] gâret olup ihrâk olduğundan
müflis
olur.
Zîrâ hikmet-i Hudâ bu Mısır'ın fellâh Urbânı Hazret-i Âdem evlâdlarından Hâbil ü Kâbil zamânından berü iki fırkadır. Bir fırkasına Benî Harâm derler, şecî‘ âdemler olur, Kâbilîdir. Ve bir kavmine Benî Cüzâm derler, Hâbilîdir, gâyet mekkâr ve harâmî nâ-bekâr gâret [ü] şikâr kavimdir. Bir yere musallat olsa bu Benî Cüzâm cüzâm zahmeti gibi uyar ulaşır bir pür(?)-marîz-i arîzdir, ammâ gâyet dilâver fetâları vardır. Bunlar Hâbilîdir. Elbette bir köyde cümle Harâm kabîlesidir ve bir köyde cümle Benî Cüzâm kabîlesidir, birbirlerine hasm-ı kavî adû-yı cânîlerdir. Hattâ birbirleri üzre lümûm edüp ya‘nî asker cem‘ edüp karada cisirler sedleri üzre yâhûd kayasa gemiler ile köyleri basup döğüşe döğüşe elbette biri gâlib gelüp mağlûb olanların şeyh [ü] şâbların cümle cıda ve akve ve kılıcdan geçirüp avretlerinin karnın yarup ma‘sûmların çıkarup âteşe yakarlar. Ve avretlerin memelerin kesüp medfûn olan mâlların su’âl ederler, elbette cümle mâlların bulup ve cümle hayvânâtların sürüp beledi âteşe urup ihrâk-bi'n-nâr edüp harâb [u] yebâb, milkin türâb, ahâlîsin kebâb edüp bî-pâk [u] bî-pervâ bu kadar mâl-ı ganâyim ile mevâl türküleri çağırup bir hây hû ile şaka ederek beledlerine giderler. Beled sâhibi köyünün nehb [ü] gâret olup ihrâk olduğundan müflis olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y158b ·
metinde göster ·
… vezîrleri bu tarafından ve anbâr-ı Yûsuf'dan ve rûznâme kaleminden ve meksûr u
müflis
keşşâflara kâşiflik vermeden mezmûm u müttehem olurlar. Ve hîn-i azilde mâl-ı p …
Ve gelen mahlûlâtı fürûht etmeyüp zabt ede. Zîrâ Âsitâne tarafından hatt-ı şerîfler ile mu‘tâk Dârü's-sa‘âde ağaları ve gayrılar evâmir-i pâdişâhî ile gelüp terakkî isterler. Ve hacca giden ve İslâmbol'da hazîneye giden ve doğan ile giden ve Mekke ve Medîne'den neccâblığile gelenlere ve sefere gidenlere ve ceb harclığına gidenlere ve baş dil getirenlere ve cebel müjdecilerine ve bunların emsâli niçe kimesnelere terakkî lâzımdır. Mahlûlât zabt etmek gerekdir kim senevî yedi bin akçe terakkî vermek kânûn-ı Selîm Hân'dır, cümle paşadan matlûbdur. Ekseriyyâ Mısır vezîrleri bu tarafından ve anbâr-ı Yûsuf'dan ve rûznâme kaleminden ve meksûr u müflis keşşâflara kâşiflik vermeden mezmûm u müttehem olurlar. Ve hîn-i azilde mâl-ı pâdişâhî ve terakkîler paşadan matlûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y192a ·
metinde göster ·
… ım" deyü yemîn eder. Anı istimâ‘ eden küheylân at yedeğiyle çıkdı zann eder. Ol
müflis
ise Mısır'dan fitîl yedeğiyle çıkmışdır.}
"Ben Mısır'dan üç yedekle çıkdım ve beş yedekle çıkdım" deyü yemîn eder. Anı istimâ‘ eden küheylân at yedeğiyle çıkdı zann eder. Ol müflis ise Mısır'dan fitîl yedeğiyle çıkmışdır.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y215a ·
metinde göster ·
Ammâ bu hakîrin akl-ı kâsırı üzre cemî‘i Mısır vüzerâsının hîn-i azilde çekdikleri âlâm-ı şedâyidler bir âdemin mesâlihin bitirmeden aldıkları hedâyâlardandır. Ve meksûr u müflis kimesnelere kâşiflik vermeden ve anbâr-ı Yûsuf nezâretin nâ-ehle verüp mâh-be-mâh muhâsebe görmemelerinden meksûr olup mahbûs olurlar. Bu üç şeyden ihtirâz eden vüzerâ Mısır'dan selâmetle halâs olur, inşâallâh. Zîrâ Mısır mekri mekr-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y217a ·
metinde göster ·
… mle seksen bir aded hazâyin re‘âyâ vü berâyâdan tahsîl olunca niçe yüz bin âdem
müflis
[ü] mendebur olur.
Hakîkatü'l-hâl bu ma‘nâ-yı celîle üzre Mısır'ın za‘îf ü zu‘afâsı ve zelîl fukarâsı hadden efzûndur. Hattâ sene (---) târîhinde Abdurrahmân Paşa mütevellî-i Mısır iken gılâl hubûbât ganîmet üzre iken hükm [ü] hükûmâtda sû-i tedbîr olduğundan müsebbibler haps-i gılâl edüp Mısır içinde bir kaht müstevlî oldu kim ba‘zı fukarâ meyte tenâvül etdi. Ve ba‘zı kimesneler ehli ile bir gömleğe mâlik olup gündüz ehli geyüp kifâf-ı nefse çalışırdı, gece kamîs ile setr olunup yigirmişer bakla ile kifâflanırlardı. Bu mertebe fukarâsı çokdur. Zîrâ bu Mısır'da cümle bâlâda tahrîr olunduğu üzre cümle seksen bir aded hazâyin re‘âyâ vü berâyâdan tahsîl olunca niçe yüz bin âdem müflis [ü] mendebur olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y228b ·
metinde göster ·
Ve bu meydân-ı hengâme-i izdihâmda cümle neşşâller ya‘nî hemyânkesiciler fursat bulup ba‘zı eblehân-ı gâfilânın Y 291b ceblerin yarup niçe ahmak âdemi müflis ederler, gâyet ihtirâz lâzımdır. Gözden sürmeyi çalar derler, ammâ Mısır'ın hırsızı eyle değildir, sürmeden gözü çalup göz sürmesi yerinde kalur. Bu mertebe yankesicisi ve hırsızı vardır. Zîrâ bu meydânda ibret-nümâ-yı acîbe çokdur, ana nazar ederken âdem gâfil bulunup uryân kalur, allâhümme afvinâ min-şerri'l-insân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y291a–Y291b ·
metinde göster ·
Sekiz yüz mezmûm ü müflis Urbân-ı siyâh-likâ kavm-i bed-likâ kara saçlı Zengî Arablardır. Aslâ dîn diyânet ve haşr [u] neşr nedir bilmezler. Bunlar dahi gâr-ı cahîmlerde olurlar. Bunları ubûr edüp beş sâ‘at dahi gidüp Q 314aP 311a on altıncı sâ‘atde üç yatsı vakti ubûr etdükde hamd-i Hudâ mâhtâbda bî-tâb [u] bî-mecâl,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y389b ·
metinde göster ·